ERMENİ SORUNU GÜNDEMDEKİ YERİNİ KORUYOR - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









ERMENİ SORUNU GÜNDEMDEKİ YERİNİ KORUYOR - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 24.04.2011 > Kaç kez okundu? 2062

Paylaş


Şüphe edilmemek gerekirdi ki, Ermeni katliamı konusundaki sözler, gerçeğe uygun değildi. Aksine, güney bölgelerinde, yabancı kuvvetler tarafından silahlandırılan Ermeniler, gördükleri koruyuculuktan cür’et alarak bulundukları yerlerdeki Müslümanlara saldırmakta idiler. İntikam düşüncesiyle her tarafta insafsız bir şekilde öldürme ve yok etme siyaseti gütmekte idiler(.NUTUK-1927)



ABD Kongresi ve Avrupa ülkeleri parlamentoları başta olmak üzere çeşitli ülkelerdeki yerleşik Ermeni cemaatinin oylarını alabilmek amacıyla bazı fanatik parlamenterler tarafından "1915 yılında Osmanlı Devleti'nin Ermenileri soykırıma tabi tuttuğu" masalı gündeme getirilmektedir.



Diaspora Ermenileri tarafından çeşitli menfaatler temini vaadi ile satın alınan bu kişiler onların ağzı ile konuşarak "Osmanlı'nın Birinci Dünya Harbi yıllarında 1,5 Milyon Ermeni vatandaşını topraklarından sürgüne gönderdiklerini ve toplu soykırıma tabi tuttuklarını" iddia eder. Sonunda parlamentolarda bu konuda kanunlar çıkartılarak Türkiye'ye baskı yapılması istenir. Ve bu çark hiç durmadan döndürülerek konu gündemde tutulmaya çalışılır.



Tarihi tarih bilimcileri yazarlar. Bir olayın tarih olabilmesi, yani bilim adamlarınca tarafsız olarak yazılabilmesi için olayları yaşayanların ölmesi lazımdır. Buda ortalama yüz yıllık bir süreyi gerektirir.



Osmanlı Devletinin son yıllarına ait arşivlerin önemli bir bölümü Türkiye'dedir. Soykırım olduğu iddia edilen yıllardaki belgelerin kamuoyunu bilgilendirmek üzere tarihçilerle paylaşılması zamanı gelmemesine rağmen Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti; 1981’de dış temsilciliklerimize karşı başlatılan Ermeni-Asala terörüne karşı kullanılmak üzere, bu arşivlerin tasnifini süratle tamamlamış ve tarih araştırmacıların kullanımına açmıştır.



Türkiye'nin arşivleri otuz yıldır açık olmasına rağmen, küresel destekli diaspora Ermenilerinin baskı ve yönlendirmesi ile bu belgeleri incelemek için hiçbir teşebbüse geçilmeden tamamen yalan yanlış ve kulaktan dolma hazırlanan bilgilerle Türkiye ve Türk insanı suçlanmaya devam edilmektedir.



Aslında Osmanlı İmparatorluğu zamanında yapıldığı farz ve iddia edilen bir olayın failleri olarak, Türkiye'yi ve Türk milletini göstermek ve bizi cezalandırmak kadar mantıksız, dayanaksız ve tutarsız bir iddia olamaz. 24 milyon Km. karelik Osmanlı topraklarında bugün Ermenistan dâhil 40 egemen devletin bayrağı altında yüzlerce ulus yaşamaktadır. Yobaz kafalı bir avuç bağnaz Ermeni komitacısının komik ve asılsız iddialarından sorumlu olarak Türk milleti'nin gösterilmesi tamamen kasıtlı, art niyetli ve emperyalist destekli vahşi bir saldırıdır.



Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı topraklarında kurulmuştur. Atalarımızın Osmanlılar olduğunu inkâr etmiyoruz ve bundan da gurur duyuyoruz. Fakat Osmanlı topraklarında yaşayan kurucu millet vasfındaki Türk nüfusunun yükselme devrinde yüzde yirmi dolayında olduğu tarihi bir gerçektir. Bu durumda olduğu iddia edilen bir katliamdan Türklerin sorumlu tutulması temelden yanlış bir düşüncedir. Buna rağmen Türkiye’ye ve Türk milletine saldırılar aralıksız sürerken yabancı ülkelerin parlamentolarındandan hiçbir yaptırım gücü olmayan bir takım kararlar çıkartılmaktadır.



Diyelim ki böyle bir kararı alan Fransa veya İngiltere veya Arjantin v.s bunun hesabını Türkiye'ye sorabilecek mi? Hayır soramayacaktır. Çünkü Türkiye'ye bunun hesabını sormanın ne siyasi, ne hukuki veya başka bir şekilde mantıki bir izahı ile yaptırım gücü yoktur. Dolayısı ile bu gibi tutum ve davranışları ciddiye almanın da gereği yoktur.



Anadolu Ermenileri tam bin yıldır bu topraklarda Müslüman Türklerle iç içe yaşayarak kaynaşmışlardır. Ermeni ve Türk kültürleri birbiriyle yakınlaşmış ve adeta bütünleşmiştir. Osmanlı Devlet arşivini inceleyen tarihçiler, Ermeni vatandaşlarımızın ülke yönetiminde en fazla itimada şayan teba olarak en üst mevkilere geldiklerini görecektir.



Bizim Ermeni yurttaşlarımızdan herhangi şikâyetimiz olmadığı gibi, onların da bizden bir şikâyetleri yoktur. Nitekim bugüne kadar Türk basınında pek çok Ermeni kardeşimizin yapılan haksızlığa karşı adeta haykırdıklarını ve olayları şiddetle kınadıklarını belirten sözleriyle dünya kamuoyuna cevap verdiklerine şahit olduk. Ermeni toplumunu temsil eden bir kardeşimizin, yapılan haksızlığa isyan edip Türk-Ermeni kardeşliğini vurguladıktan sonra benzin dökerek kendini yakması olayı da bunlardan biridir.



Fransa, Diaspora Ermenilerinin en fazla kabul gördüğü, rahatça örgütlendiği, her türlü maddi ve manevi desteğin sağlandığı bir ülkedir. Bilindiği gibi Fransız Parlamentosu, Türkiye'nin sert tepkisine rağmen 1915 olaylarını 'Ermeni Soykırımı' olarak resmen tanımıştır. Fransa'daki Ermeni diasporasının baskısıyla çıkan tek maddelik yasada, 'Fransa, açıkça 1915 Ermeni soykırımını tanır' ifadesi bulunmaktadır.



Fransa'daki birçok tarihçi Ermeni soykırımı iddialarına inanmamasına rağmen ceza baskısı yüzünden bu konuda görüş beyan etmekten çekinmiştir. Zaten Ermeni örgütleri, karşıt fikir beyan eden Fransız bilim adamlarının peşini bırakmamış ve onların bulundukları toplum içinde dışlanıp aşağılanmaları için ciddi şekilde çalışmışlardır.



Buna baskılara rağmen rağmen Fransa tarihinde Ermeni Soykırım iddiaları için dönüm noktası olabilecek bir gelişme yaşanmıştır. Olayların gerçek yönünün ortaya çıkarılması zamanının geldiğine inanan 19 Fransız tarihçisi devreye girmişler ve “Tarih için özgürlük” başlığıyla 15 Aralık 2005 tarihinde bir deklarasyon yayınlamışlardır.



19 tarihçi bilimadamı; Fransa'da 29 Ocak 2001 tarihli ‘Ermeni soykırımı', 21 Mayıs 2001 tarihli ‘Kölelik kanunu', 13 Temmuz 1990 tarihli ‘Irk ayrımı ve Yahudi karşıtlığı' ile 23 Şubat 2005'te kabul edilen ‘Sömürgeciliğin olumlu yanlarının öğrencilere öğretilmesi' gibi demokratik rejime uygun görmedikleri kanunların iptalini istemişlerdir.



Tarihçilerin karar vermesi gereken konularda çıkarılan yasaların geri çekilmesi istenen deklarasyonda şu görüşe yer verilmiştir.



“Tarih bir din değildir. Tarihçi hiçbir bir dogmayı kabul etmez, hiçbir yasağa saygı göstermez, hiçbir tabu tanımaz, bu rahatsız edebilir ancak tarih ahlak değildir. Tarihçinin kınama veya yüceltme rolü yoktur, onlar açıklar. Tarih güncelin kölesi değildir. Tarihçi geçmişin çağdaş ideolojik şemalarını yapıştırmaz ve bugünün hassasiyetini geçmiş zamanların olaylarına yerleştirmez, tarih hukuki bir obje, tarih bir hafızayı hesaba katar; ama hafıza değildir. Tarihçi bilimsel araştırmalarla insanların anılarını toplar ve onları diğerlerinki ile karşılaştırır. Özgür bir devlette, ne parlamento ne de adli merciler gerçek tarihi tanımlayamaz. Bu nedenlerle demokratik rejime yakışmayan bu yasaların kaldırılmasını istiyoruz”'



“ Özgür bir ülkede tarih yazma görevinin meclise ya da hukukî mercilere ait olmadığını” ifade eden Fransız tarihçiler, parlamento kararlarının tarih biliminde araştırma yapmayı ve eğitimi zorlaştırdığını dile getirdiler. Yani Fransız bilimadamları bu defa siyasetçilerin yönlendirmesini dinlememişler ve olması gerektiği şekilde bilimsel gerçeklerin her zaman doğru olduğuna vurgu yapmışlardır.



Tarihçilerin yayınladığı bilimsel bildirinin diğer ülkelere örnek teşkil edeceğini ve sonunda bilimin galip geleceğine inanıyorum.



Türkiye’ye gelecek olursak;



Bizim nesillerimize tarih derslerimizde “Ermeni Soykırımı” ile ilgili olarak bir tek cümle dahi öğretilmemiştir. Tarih kitaplarımızda böyle bir konu yer almamıştır. Oysa kendilerini “Ermeni Bilim Adamı” olarak tanıtan yönlendirilmiş ve beyinleri şartlandırılmış sözde tarihçiler(!) "Osmanlı'ların Ermenileri Birinci Dünya Harbi esnasında nasıl bir soykırıma tabi tuttuklarını anlatan" binlerce eser vermişlerdir.



Tamamen siyasi mahiyette ve bilimsel hiçbir değeri olmayan bu eserler dünya kütüphanelerini süslerken ve Türkiye dışında bütün milletler okullarında bu yalan ve yanlış bilgileri tarih ilmi adına okurken, Türk halkı Ermeni meselesini 1973 yılında Türkiye’nin San Fransisko Başkonsolosunun makamında şehit edilmesi ile duymuştur.







Bulunduğu hassas coğrafyada her alanda kuşatılmış olan ve psikolojik saldırılarla içeriden teslim alınmaya çalışılan ülkemizin kendi içinde böyle bir sorunu yoktur. Ülkemizde Lozan’a göre azınlık statüsünde bulunan Ermeni yurttaşlarımızın diğer yurttaşlarımızdan hiçbir farkı yoktur. Bin yıldır bu topraklarda uyum içinde yaşayan Türkiye Ermenileri, tamamen dış kaynaklı olarak tarihte yaratılan ve bugünde ülkemiz üzerinde çıkarları olan küresel güçlerce canlı tutulan Ermeni sorunundan en fazla etkilenen ve tedirgin olan kesimdir.



Ermeni yurttaşlarımız Osmanlı’yı çökertme çabaları içinde ülkenin zayıflatılmasını kolaylaştıracak bir unsur olarak görülmüşler ve küresel güçlerin değişmez oyuncağı olmuşlardır. Küresel oyunlarda kullanılan Osmanlı Ermenileri büyük acılar yaşamışlar ve kendileri ile birlikte Müslüman Türk toplumuna da büyük acılar yaşatmışlardır.



Tarih şahittir ki; Türk milleti ne Ermenilere ve ne de başka bir millete soykırım uygulamamıştır. Çünkü, Türkün milli karakterinde başka milletlere düşmanlık yoktur. Ayrıca dini değerlerimiz de bunu kesin olarak reddeder. Bununla beraber Birinci Dünya Harbi içerisinde dış destek ve kışkırtma ile Anadolu’da Hıristiyan Ermeniler ve Müslüman Türkler arasında istenmeyen çatışmalar meydana gelmiştir. Her iki taraftan pek çok masum insanın ölmesi savaş şartlarının doğal sonuçlarıdır.



Ermeni soykırımı iddiaları ile suçlanarak İngilizler tarafından tutuklanıp Malta’ya sürülen Osmanlı yöneticilerinin sırf bu iş için kurulan özel mahkemede dahi beraat ettikleri bu durumun bilinen gerçek sonuçlarıdır.



Kendilerine “Diaspora Ermenileri” adını veren emperyalizmin uşakları; bugünkü Türkiye topraklarında kalan ve Büyük Ermenistan olarak adlandırdıkları 22 ilimize (Sevr Antlaşmasında Ermenistan olarak belirlenen bölgeye) sahip çıkmak ve bu toprakların kendilerine verilmemesi halinde Türkiye’den tazminat almak konusunda ısrarlıdırlar. Ayrıca "Türkiye’nin kendilerinden özür dilemesi gerektiğini” de ileri sürerek "1915 Tehcir Kanunu" uygulamalarının "Katliam”, "1920 Sevr Antlaşması'nın" ise halen geçerli olduğu iddia etmektedirler.



Diaspora Ermenilerinin her yıl "Ermeni soykırımının yıldönümü" diye andıkları 24 Nisan, devlet aleyhine faaliyette bulunan ve masum insanları katleden 2345 çete mensubunun yargı önüne çıkarılmak üzere tutuklandıkları tarihtir. Aslında bu tarihin, sözde soykırım şöyle dursun, soykırım iddialarına temel oluşturduğu iddia edilen "Tehcir” uygulamasıyla dahi ilgisi yoktur.



Sonuç olarak;



Türk milleti, Ermeni diasporası kullanılarak üzerinde oynanan küresel oyunları iyi bilmek zorundadır.



Her Türk çocuğuna “Ermeni Soykırımı” olarak tanımlanan kurguya dayalı olaylar hakkındaki doğrular bilim adamlarında eğitim kurumlarında öğretilmelidir.



Soykırım yalanlarının sabırla ve bilimin şaşmaz terazisi kullanılarak ortadan kaldırılabileceği, bununda zaman alabileceği unutulmamalıdır.







Dr. Tahir Tamer Kumkale



http://www.kumkale.net



http://www.bildiriyorum.com





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 17
Dün Tekil 790
Bugün Tekil 294
Toplam Tekil 1639836
IP 54.158.173.184






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































8 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benim Hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.813 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu