ŞAMANİZMDEN GELEN TÜRK KÜLTÜRÜ - Aydan SEVİM - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









ŞAMANİZMDEN GELEN TÜRK KÜLTÜRÜ - Aydan SEVİM
Tarih: 01.04.2011 > Kaç kez okundu? 2317

Paylaş


Türkler'in Şamanizm'den İslamiyete geçişi yüzyıllar öncesine dayansa da günümüzde Şamanizm'den kalan birçok adet ve gelenekleri bulunuyor. İşte onlardan birkaçı:















Su dökerek uğurlama:



Gidenin arkasından su dökmek eski Türkler'deki su kültünün doğurduğu bir adettir.





Mum:



Câmi avlularında mum yakılması, ağaçlara bez ve çaput bağlanması da

Şamanizm döneminden günümüze aktarılan geleneklerdir.





Tahtaya Vurmak:



Yine, istenmeyen bir olay duyulduğunda tahtaya el ile tokmak gibi üç kere vurulması da,

kötülükten korunmak, kötü ruhların duymasını önlemek amacına yönelik eski bir Şaman inanışıdır.

Bazısı Amerikalılar'a da geçmiş adetlerdir.

Geçerken Kuzey Buz Denizi'ndeki Bering Boğazını kullanmış olsa gerektir.

Zira Amerikalılar da "knock on the wood" deyip 3 defa tahtaya vururlar.





Kurşun Dökme:





Kurşun Dökme de Şaman geleneklerinden kalan bir âdettir.

Şamanlar bu ritüele “Kut Dökme” anlamına gelen “Kut Kuyma” adını vermişlerdi.

İnsana musallat olan kötü ruhların olumsuz etkisini ortadan kaldırmaya yönelik olarak

çok eski dönemlerde uygulanan sihir kökenli bir ritüeldi.





Kırmızı kurdale:



Loğusa kadınların başına bağlanan kırmızı kurdela Şaman döneminden günümüze kadar ulaşmış bir adettir.

Bu kurdelanın anneyi ve yeni doğan çocuğu, albız denen şeytana karşı koruduğuna,

özelikle Alevilik'de gözlemlenen mezarın başına bağlanan kırmızı kurdelanın da

ölüye kötü ruhların musallat olmasını engellediğine inanılır





AY:





Anadolu'da yeni ayın görünmesi sırasında yere diz çökerek niyaz edilmekte,

gökyüzüne, aya ve toprağa bakarak dilekte bulunulmaktadır.

Yeni ayın yeni umutlara ve yeni başlangıçlara vesile olacağı düşünülür.

Bu olgu da Türkler'in eski Göktanrı inancından kaynaklanmaktadır.





40 Sayısı:



Eski Türk inanışına göre ruh fizikî bedeni 40 gün sonra terk etmektedir.

Türk destanlarında kırk sayısı çok yer alır ve kırk yiğitler, kırk kızlar epeyce geçer.

Manas destanında olduğu gibi, Dede Korkut hikâyelerinde kırk yiğitler görülmektedir.

Kırgız türeyiş efsânesinde de, Sağan Han’ın bir kızı ve otuz dokuz hizmetçisi ile kırk kız

bir gölün kenarına giderek sudan gebe kalmışlardı.

Oğuz’un verdiği şölende, diktirdiği sırıkların boyu kırk kulaç uzunluğunda idi.

Hikâyelerde ve masallarda kırk gün ve kırk gece düğünler, kırk haremiler, kırk satır ve kırk katır çok geçer.

Bazı ejderhalar vardır ki onlar yenilmez ve ölmezler, ancak bunların tılsımları bozulursa ölürler.

Bu gibi ejderhaların kırk günlük bir uyku zamanı vardır.

İşte bu zamanda ejderhanın yanına gidilir, üzerinden kırk tâne kıl koparılır,

ateşe atılarak yakılırsa ejderha da ölür.





40 sayısı da totemcilik döneminden kalma bir inanıştır.

Semâvî dinler dâhil tüm dinlerde 40 sembolizmasının görülmesi

dinlerin evrim süreci konusunda fikir vermektedir.

İslâmiyet'te ölümün ardından 40 gün geçtikten sonra Kur'an ve Mevlit okutma âdetlerinin,

Musa'nın Tanrı'nın buyruklarını Tur dağında 40 gün 40 gecede almasının,

eski Mısır’da firavunun ölümünden kırk gün sonra

cennete gidebilmek için bir boğa ile mücadele etmek zorunda kalmasının,

Hıristiyanlar'ın paskalyaya 40 gün oruç tutarak hazırlanmasının,

Ayasofya kilisesinin zemin katında 40 sütununun ve kubbesinde de 40 penceresi olmasının kökeninde

o devirlerden kalma Şaman veya totem geleneklerine benzetilmektedir.





Mezartaşı:



Şaman âyin sırasında yardımcı ruhlarını kullanmaktadır.

Ölülerin, âilenin vefat etmiş büyüklerinin, eski Şamanlar'ın ruhlarının, ormanın, suyun ve

yerin yardımcı ruhlarının da Şaman'a yardım ettiği kabûl edilir.

Ölen büyüklerin ruhlarının çoğalması sonucu bu ruhların en kıdemlisinin ruhların başına geçeceğine

ve bunun da diğerlerinin yardımı ile Şaman'a yol göstereceğine inanılır.

Kuş biçiminde düşünülen bu ruhlar Şaman'a gökyüzüne yapacağı yolculukta yardımcı olmaktadırlar.

Toplumda ulu kabûl edilen kişilerin ölümünden sonra ruhlarından medet ummak mezarları kutsamış

ve bu yerler medet umulan yerler hâline gelmişlerdir.

Günümüzde mezar, türbe, yatır ve benzeri yerlerin ziyareti ve

bunlardan medet umulması da bu inanç sisteminin devamı olarak ortaya çıkmıştır.





Eski Türkler’de mezarları gizleme geleneği yoktur, aksine özellikle büyüklerin özel mezarları yapılıp,

üzerlerine bir yapı (bark) yapılmış, barkın iç duvarları ölünün yaşarken katıldığı

savaş sahnelerini gösteren resimlerle süslenmiştir.

Ayrıca mezarın veya mezar yapısının üstüne Balballar dikilmiş,

sıradan kişilerin mezarlarına da, belirli olması için tümsek biçimi verilmiştir.





Arap dünyasında mezar taşı yoktur.

Ölünün toprakla bütünleşmesi ve zaman içinde kaybolması istenir. Kutsanması günahtır.

Mezarlara taş dikilmesi ve bu taşın san'at eseri hâline getirilecek kadar süslenmesi

İslam coğrafyasında sadece Anadolu’da görülmektedir.





Dilek tutma:



Göktanrı inancında kanlı kurbanlardan başka bir de kansız kurbanlar vardır.

Saçı, yalma, yani ağaçlara veya kamın davuluna bağlanan paçavralar,

ateşe yağ atma, tözlerin ağızlarını yağlama ve kımız serpme gibi törenler bu kansız kurbanlardır.





Ölüm:



Şamanizm'de köpek ruhun yaklaştığını uzaktan acı ulumayla haber verebilmektedir.

Sıradan bir kişi bu ruhu görürse bu onun pek yakında öleceğine işaret sayılır.

Anadolu’da günümüzde köpek uluması uğursuz sayılmaktadır.

Köpeklerin bâzı olayları önceden algıladıklarına ve bunu uluyarak anlattıklarına inanılır.





İçki:



Şamanlar (kamlar), Tanrı ve koruyucu ruhlar için arak (rakı) saçı saçarlar, bu kansız kurban sayılır.

Oysa İslâm’da içki içilmesi kesinlikle yasaklanmıştır.

Eski Türk kültüründe içki içilmesi yaygın bir gelenektir.

Özellikle düğünlerde ve mutlu günlerde müzik eşliğinde içki içilmesi geleneği vardır.





Kubbe:





Ayrıca, cami mimarisine kattığımız "kubbe" gök tanrı dini'nden taşıdığımız bir durumdur.





Nazar:



Anadolu’da halk arasında “nazar” olgusu çok yaygın bir inançtır.

Bâzı insanların olağandışı özellikleri olduğu ve bunların bakışlarının

karşılarındaki kimselere rahatsızlık verdiğine, kötülük yaptığına inanılır.

Bunun önüne geçmek için “nazar boncuğu”, “deve boncuğu”, “göz boncuğu” v.s. takılır.

Nazar olgusu da eski Türk inançlarındandır.





Halı Kilim Desenleri:





Şaman'ın üzerine giydiği giysiye yılan, akrep, çiyan, kunduz gibi

yabanî ve zararlı hayvan şekilleri çizilerek onların kaçırılacağına inanılırdı.

Bugün Anadolu’da Türkmen köylerinde dokunan halı, kilim gibi örgüler

Şaman giysilerinin izleri taşımaktadır.





Müzik:



Şamanlar âyinlerinde davul ve kopuz kullanmışlardır. Müziksiz bir âyin düşünülemez.

Oysa İslam dininde Kur'an dışındaki dinî eserlerin müzikle okunması günahtır.

Şaman geleneğinin devamı olarak Anadolu’da Hz. Muhammed'in, Hz. Ali’nin hayatları müzikle okunmaktadır. Mevlit ve İlâhiler sâdece Anadolu’da uygulanan müzikli anlatımlardır.







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 13
Dün Tekil 763
Bugün Tekil 354
Toplam Tekil 1636648
IP 54.163.94.5






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































4 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.692 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu