06 KÂBUS’U İ. Melih ve Vali Bey !... - Mustafa Nevruz SINACI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









06 KÂBUS’U İ. Melih ve Vali Bey !... - Mustafa Nevruz SINACI
Tarih: 15.03.2011 > Kaç kez okundu? 2049

Paylaş


En başta, Balgat Ziyabey Caddesi olmak üzere; Ankara’nın bazı bulvar, bütün cadde ve sokaklarında; Araç park etmenin kesinlikle yasak, son derece sakıncalı, tehlikeli ve seyir halindeki trafik açısından “insan hakları, adalet ahlâkı, toplu yaşam geleneği ve hukuka aykırı, hak gaspı, maddi-manevi hırsızlık ve suiistimal” anlamına gelen açık kanunsuzluğa alenen seyirci, sessiz ve kayıtsız kalan Valilik ve Belediyeden başka ne beklenebilirdi ki..?..



Özellikle, trafiğin tam bir keşmekeş halini aldığı akşam saatlerinde Milli Müdafaa Caddesinin Vakıflar Genel Müdürlüğü önünden itibaren tek yönlü Kumrular Sokak girişine kadar “sırf toplu taşım mahkumu hemşehrilere eziyet ve zulüm olsun diye” park etmiş taksi ve muhtelif tür araçlara ses çıkartmadan seyirci kalabilen, belki de müsamaha eden İl Trafik komisyonu taraf, sorumlu ve sorunlularına ne demeli..?..



EN PAHALI ŞEHİR



Türkiye de; Ekmek fiyatı, toplu taşım / ulaşım ücreti, su ve doğalgaz bedelinin en pahalı, fahiş ve haksız olduğu memleket yılardır Ankara!... Dert bundan ibaret değil, kaldırım taşları oynak, delik-deşik, her an tepe üstü düşme riskli ve perişan… Kanalizasyon yetersiz; Kar, yağmur ve çamurda ayakkabı, çorap çamura bulanıyor… İnsanlar Kızılay’ın göbeğinde neredeyse dizlerine kadar ıslanıyor. Trafik lâmbaları öylesine haksız ve adaletsiz ayar edilmiş ki; 90 saniye araçlara geçiş hakkı tanınıyor. Bu süre yayalar için 1/3 yani 30 saniye.. En sakin ve ağır olunması gereken yerde bir telâş, pür telâş ki, adeta tam panik yarış yapılıyor..



Öğrenci biletleri ½’lik hakkaniyet ve geleneksel teamüle aykırı.,



Minibüslerde “öğrenci” ayrımı yok, herkes tam ücrete tabii.,



Belediye ve devletin temel görevi olan: “düzenleme, destekleme ve denetleme” ilkesi burada bilinmiyor. Sağlık, sağlamlık, güvenlik, kalite ve maliyet/fiyat denetimi yok. Yollarda nasıl güvende değilseniz, çarşı-Pazar, lokanta ve marketlerde de “başta sağlık olmak üzere, maddi ve manevi” olarak güvende değilsiniz. Piyasadan temin ettiğiniz gıda ve ürünler fahiş bedelli, GDO’lu veya İslâm’a aykırı kodekslerden olabilir!... Hele et, Allah korusun!..



Bunlar sadece sokaktaki Ankaralının çokça dile getirdiği, muzdarip olduğu konular..



Esas ıstırap, azap ve zulüm ayrıntılarda gizli… Bir dokun bin dinle.



Tevekkeli, Ankara iyi yönetilmiyor vesselâm.



Sonuçta bu, bir pişkinlik, kabadayılık, halka meydan okuma ve onursuzluk mu?



Hükümetten yana kaygısızlık, denetimden korkusuzluk ve sorumsuzluk mu?..



Yoksa! Görevi kötüye kullanmak, ihmal veya suiistimal mi?..



İşte bu aymazlık, insan sevgisi ve “halk’a hizmet” duygusundan uzak sorumsuzluk halinin müzmin bir hastalık halini aldığı, başkent Ankara’da; 08 Mart Salı günü’nü 09 Mart Çarşamba’ya bağlayan gece ben, Kızılay’da mahsur kaldım. Ankara Emniyet Müdürlüğü ve Çankaya Polis Karakolu kayıtlarına bakılabilir.



İnsanlara rahmet, bolluk, bereket, zenginlik ve mutluluğa vesile bir kar yağışının, nasıl olup da, böylesine korkunç bir afet, eziyet-zulüm ve karanlık bir kâbusa dönüştürülebildiğini anlamak ne mümkün? Evet, inanılır gibi değil ama, o ne büyük bir şeamet ve felâketti!..



FELÂKETİN ANATOMİSİ



Meteorolojinin günler öncesinden uyarılarına rağmen Başkent’te 08 Mart 2011 Salı günü öğle saatlerinden itibaren yoğunlaşan kar’a müdahalede, tedbir almakta ve alınan tedbirleri uygulamakta çok geç kalındı, yetersiz kalındı.



Üstüne üstlük, yoğun kar yağışı karşısında “gerekli ve yeterli tedbir alınamadığı gibi”, insanlar da vakitlice uyarılmadı. Başkent trafiğinin ana hatları Konya, Eskişehir, Samsun ve İstanbul yollarında trafik durma noktasına gelince; Emniyet ekipleri özellikle bu yollarla, Turan Güneş Bulvarı, Çankaya Caddesi ve Cinnah Caddesi bölgesinin açık tutulması için tuzlama araçlarının buralara yönlendirilmesi talimatını verdi.



Ekipler, trafiği rahatlatmak amacıyla servis araçlarını da bulundukları yerlerde bekletti. Bazı yerlerde körüklü otobüsler de yollarda kaldı. Özellikle merkeze gidişler ve Çankaya istikametindeki evlerine ulaşmaya çalışan vatandaşlar, tıkanan trafik nedeniyle toplu taşıma araçlarından “inmek zorunda kalarak”, çoluk-çocuk, kadın-erkek, genç-ihtiyar, bin bir zahmet, ıstırap ve meşakkatle evlerine yürüyerek ulaşmaya çalıştı.



Öte yandan, Ankara-Konya karayolunun Ahlatlıbel mevkiinde kontrolden çıkan bir TIR’ın yolu ulaşıma kapatması sonucu Gölbaşı ilçe merkezine kadar araç kuyruğu oluştu. Yaklaşık 10 kilometrelik araç kuyruğunun oluştuğu karayolunda özel bir okula ait 25 servis aracının da içindeki öğrencilerle birlikte Kepekli mevkisinde mahsur kaldığı bildirildi. Bu arada Gölbaşı-Konya karayolunun 15. kilometresinde meydana gelen zincirleme trafik kazası nedeniyle ulaşım durdu.



Oysa bir yönetimin gerçek performansı olağanüstü sayılabilecek durumlarda ölçülür.



Kaldı ki ortada olağanüstü sayılabilecek bir durum; Örneğin, Allah korusun ağır bir deprem veya mümasil bir doğal afet yoktu. Ankara her yıl bir kaç kez bu tür yağışlara sahne olur. Üstelik meteoroloji günlerce önce gelmekte olan aşırı yağışı haber verdi. Anlaşılan o ki kentin belediye başkanı Melih olayın ciddiyetini kavrayamadı.



Kızılay Güven Park bölgesinde halk otobüsleri çalışırken belediyeye ait otobüsler devre dışıydı. Bu araçların önemli bir bölümünün lastiklerinin kış koşullarına uygun olmadığı söyleniyor. Ankaralıların can güvenliğini tehdit edecek bu nitelikteki ihmalleri anlayabilmek mümkün değil. Her şeye kaynak bulanlar halkı taşıyan araçlara kaynak bulamıyorlarsa bir öncelik sorunu vardır.



Özellikle Belediye önünde toplanan bir grup vatandaşın “Rezil ettin yollarda Ankara halkını gökçek”., “melih’in belediyeciliğine boyun eğmiyoruz” ve “yolsuzluk kokan B.Şehir’i tuzlamaya geldik” yazılı dövizleri taşıması; Utanç verici bir durum.



Bu acı, rezalet, insanlara zulüm, ihmal ve başarısızlığın müsebbibi şehir Valisi ve belediye başkanıdır. Sayın Vali ve İ. Melih’in, Ankaralıların selâmet, güvenlik ve bekası için derhal ve mutlaka görevden uzaklaştırılması gerekir.



Aksi takdirde, çekilen bu acı, ıstırap, çile, eziyet, kâbus ve zulmün günah, vebal, suç ve sorumluluğu iktidara ait olacaktır.



“SİVİL TOPLUM” NE DİYOR?..



'Melih Gökçek İstifa Etmelidir'



Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkan Yardımcısı Ali Çetin, Ankara'daki kar yağışında Büyükşehir Belediyesinin gereken önlemleri almadığını ileri sürerek, Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in istifa etmesini istedi.



Ankara'nın dışını cilalamak, ulaşım zammına tepki gösteren semtleri cezalandırmak gibi işlerle meşgul olan Melih Gökçek'in;, Kar yağışı ile ilgili hiçbir önlem almadığı gibi ortalıkta da görünmediğini ifade eden Çetin, kar’ın yolları kapadığını, belediye otobüslerinin büyük bölümünün yollarda kaldığını, toplu taşıma oranının yüzde 10'un altına düştüğünü, insanların evlerine kar altında saatlerce yürüyerek ulaşmaya çalıştığını ifade etti.



Çetin, şunları kaydetti:



''Son kar İ. Melih Gökçek'in beceriksiz ve yetersiz yönetimini karın üzerine çıkardı.



Gökçek bu şehre iyilik yapmak istiyorsa bir an önce istifa etmelidir. Çünkü Ankara'yı yönetememektedir. Su sorunu olacağı yıllar önce resmi raporlarla ortaya konur. Gökçek uyur. Su krizi çıkar Ankara çöle döner, Gökçek uyur. Kar yağışı haftalar önce belli olur, Gökçek uyur. Ankaralı sokakta kar altında kalır, Gökçek uyur. Artık Ankaralı daha fazla acı çekmemelidir. İ. Melih Gökçek istifa etmelidir. Eğer istifa etmiyorsa İç İşleri Bakanlığı tarafından görevden alınmalıdır.''



BAKINIZ LÜTFEN: (http://www.mansethaber.com/gokcek_4_bin_caddeyi_hemen_temizleyemem-17-haber-902.html)











***///***









DİGİTURK REZİLLİĞİ VE BLOGGER FACİASI



Mustafa Nevruz SINACI



Bu onursuz ve sorumsuz; İnsan hakları, kamu yükümlülüğü ve yurttaşlık hukukundan bihaber; Gaflet uykusu ve dalâlet ile malul melânet muhalefet sayesinde memleket iyice “hak ve hukuk devleti” olmaktan çıktı.



MEDENİ SİYASET, İNSAN HAKLARI VE



DEMOKRASİ NEREDE..?...



Medeni siyaset, insani boyut ve evrensel hukuk gereği: “haklıkların güçlülüğü” esas olmak gerekirken; gücünü haksızlık, yolsuzluk, yalan ve talandan alan “güçlülerin haklılığı” hâkim unsur haline gelmeye başladı.



Bu bir vahamet, rezillik ve şeamettir!..



Üstüne üstlük, ikiyüzlü, çifte standart yaftalı, yalancı-talancı, AB damgalı ve yabancı patentli, akredite kartel medyası sayesinde artık, kötünün yaptığı yanına kâr kalıyor. Günlerdir ekranlarda, köşe başları ve manşetlerde “basın özgürlüğü, haber alma hakkı ve gazetecilerin masuniyet karinesi” tartışılmakta. Tartışılan konu: İki gazetecinin tutuklanması meselesi…



Asıl, vatandaşı ıstıraptan inleten zulüm ve tasarruflara değinen yok!..



Yüz/binlerce dava dosyasının depolarda müruruzamana (zamanaşımına) terki, hukuk ve ahlâk dışı “yasacılık” oyunu yüzünden;, Azılı katillerin salıverilmesi, ırz düşmanlarının bir anda serbest kalması ve sözde “ekonomik suça ekonomik ceza” gibi, akıllara ziyan bir usul ve uygulama alışkanlığının ekonomiyi kasıp kavurması ne muhalefeti ve nede sahibinin sesi menfur medyayı alâkadar etmiyor. Dahası yargıda bencil ve habis, haris kararlar.. Alçakça ve küstahça tasarruflar, gasp -irtikap, yalan ve talana dayalı edinimler kamu vicdanını derinden yaralıyor… Madde ve manâ temelinde toplumu sarsıyor, tahrip ve tarumar ediyor.



Üstelik de; “Anayasa, evrensel hukuk ve TCK gereği mutlak olan “suç ve cezaların şahsiliği” ve “herkes kendi eyleminden sorumludur” ilkesi, kural ve karinesine rağmen!..



Kaldı ki, ortaçağ karanlıkları ve engizisyon mahkemeleri tarihe gömen karanlık ve kâbus batı da bile böyle bir uygulamaya rastlamak mümkün değil. Peki bizde niye..?...



Digiturk rezilliği ve Blogger faciası yaşanır..?..



Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 14 Ocak 2011 tarih ve 2011/156 D İş sayılı kararı ile; Dünyanın en büyük blog/web sistemi kapatıldı ve ülkedeki 4 Milyon Blogspot Web sitesi’ne “haksız, hukuksuz ve adaletsiz olarak” kast-ı mahsus ve husumetle; yaklaşık üç hafta öncesinden itibaren erişim engellendi. Tabi ki bunun yapıldığı ülke Türkiye...



Biri bu komediyi artık durdurmalı!



YouTube yetmedi, şimdi de, özgür iradenin insani ve ilmi yansıması, 20 -25 milyon akıl, ilim ve irfan sahibi onurlu, sorumlu insanın ışığı karartıldı. Blogger'a erişim yasağı geldi. YouTube’a uygulanan erişim yasağının gündemden düşmemesi yetmiyormuş gibi, şimdi de blog yazarları ile “şahsiyetli ve haysiyetli okuyucuların” bir numaralı uğrak noktası Blogger Web siteleri “mahkeme” (!) kararı ile kapatıldı ve yasaklandı.



Üstelik, Anayasa hukuku ve ceza kanunlarının temel, ana ve esas “vazgeçilmez” ilkesi “suç ve cezaların şahsiliği” prensibine rağmen!.. Şu açıklamadaki alçaklık, küstahlık, istihza ve şımarıklığa bakın: “Blogspot.com'un kapatılması tüm servis sağlayıcılarını kapsayan yasal bir zorunluluktur; Digiturk, Futbol Federasyonu ihalesinde yıllık 321 milyon dolar ödeyerek süper toto süper ligi maç yayın haklarını almış; yayın hakları Digiturk’e ve Lig TV’ye ait olan maçlar, bazı internet siteleri tarafından kanunlar hiçe sayılarak yayınlanmaktadır..”



Şimdi hükümet, ilgili bakanlık, müdürlük ve yüksek (!) yargıya sorulur:



Davacının yayın hakkını satın aldığı “maç”ları yasa dışı yayınlamak suretiyle fiilen suç işleyen “siteleri” kapatmak hak, hukuken vecibe ve failler buna müstehak iken; nahak yere 4.000.000 (dört milyon) siteyi cebren ve hile ile kapatmak ne demektir?



Hani hukuk, hükümferma olması zorunlu hükümet ve devlet nerede?



Bu bir zulümdür. Peki, zulme sessiz kalan dilsiz şeytan ve hakiki zalim kim!..



Haksızlık ve adaletsizliğe kim dur diyecek?



Zulüm daha ne kadar hüküm sürecek?..



***



SON GELİŞMELER (15 ŞUBAT 2011)



Digiturk blogger savaşı kızıştı:



İnternet Teknolojileri Derneği, alan adı temelli yasaklama yerine IP temelli topyekün sansürü talep eden ve uygulayan kurumlar hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu.



İSTANBUL - İnternet Teknolojileri Derneği (İNETD), blogların kapatılmasıyla ilgili kurumlar hakkında suç duyurusunda bulundu.



Dernek tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verilen suç duyurusu dilekçesinde, Ligtv yayınlarını izinsiz yayınlayan şirketlerin engellemesinde alan adı temelli yasaklama yerine IP numarası yasaklamakla, olayla ilgisiz masum milyonlarca blogger ve aynı IP'den hizmet veren Google hizmetlerini (maps.google.com) kullanan milyonlarca internet kullanıcısı ve binlerce şirketin mağdur edildiği ifade edildi.



DÖRT MİLYON SİTE KAPATILDI..



''İstanbul Merkezli Digital Platform İletişim Hizmetleri A.Ş. (Digitürk) ve Pluton Televizyonculuk A.Ş (LigTV) firmalarının, LigTV'nin yayın haklarına sahip olduğu Spor Toto Lig müsabakalarını yayınladıkları gerekçesiyle Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 14 Ocak 2011 tarih ve 2011/156 D iş sayılı kararı ile Blogspot.com dahil 4O'ı aşkın alan adı ve 60'ı aşkın IP'ye erişimi engelleme kararı verildiğinin'' anlatıldığı dilekçede, ''Karar suç işlediği ileri sürülen alan adlarına erişimi engelleme yapılabilecekken, o alan adının taşındığı tüm IP'lere engelleme kararı talep edilmiş ve karar verilmiş ve uygulanmıştır'' denildi.



DÖRT MİLYON SİTE SAHİBİ



VE MİLYONLARCA MAĞDUR!..



Dilekçede, şunlar kaydedildi:



''Blogspot, Türkiye'den 4 milyon kişinin blogunun bulunduğu Blogspot.com'u kapsamaktadır. Blogspot.com'un bulunduğu IP'ler, aynı zamanda milyonlara Türk vatandaşının ve şirketinin kullandığı Google Analytics, Google Maps gibi hizmetleri de barındırmaktadır. Bu karar, bu hizmetleri aksatacaktır. LigTV'nin maçlarını izinsiz yayınladığı ileri sürülen onlar belki yüzlerce altalan adını yasaklamak mümkünken 4 milyon blog sahibi Türk vatandaşına sansür uygulamak ve milyonlarca Türk vatandaşını suç unsuru içermeyen weblere ve binlerce şirketin hizmet alıp, iş yaptığı Google Hizmetlerine erişimini engellemek ya da aksatmak, kanımızca görevi ihmaldir.



Alan adı yerine IP temelli uygulama, bazı apartman dairelerinde suç işlendiği gerekçesiyle, koca bir mahallenin hatta şehrin dünya ile bağlantısına kesme kararına benzemektedir.''



Görev ihmali nedeniyle milyonlarca internet kullanıcısını ve binlerce şirketin hizmetinin aksadığına işaret edilen dilekçede, bunun iş ve zaman kaybına sebep olduğu vurgulandı. Dilekçede, mahkeme kararının, ilgili kanuna maddi olarak aykırı olduğu da savunuldu.



Dilekçede ''Digitürk A.Ş., LigTV AŞ, Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı, Diyarbakır 5. Asliye Hakimliği, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'' hakkında gerekli hazırlık soruşturması başlatılarak görevi ihmal suçundan kamu davası açılması istendi.



KAYNAK:



(http://www.gelindir.org/Haber/Digiturk-blogger-savasi-kizisti_1865.html)



***



DİKKAT!.. İletişim için :: e.POSTA :: gercek.demokrat@hotmail.com



--





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 18
Dün Tekil 861
Bugün Tekil 718
Toplam Tekil 1635425
IP 54.205.140.252






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































2 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ey Türk Beyleri, Milletim, İşitin! Yukarıda Gök Çökmedikçe aşağıda yer delinmedikçe, TÜRK Ulusu senin ülkeni kim alabilir? Töreni kim Bozabilir?
(Bilge KAĞAN)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.811 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu