1980 Sonrası Türkiye-Irak’ın Tarım Ürünleri ve Petrol Alanındaki Münasebetleri - Çetin Bayatlı - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









1980 Sonrası Türkiye-Irak’ın Tarım Ürünleri ve Petrol Alanındaki Münasebetleri - Çetin Bayatlı
Tarih: 11.01.2009 > Kaç kez okundu? 4341

Paylaş


Irak ve Türkiye aralarında tarihsel ve toplamsal bağı olan iki komşu ülkedir. Bu iki ülke halkı arasından gelişen bu bağ, geçmişte olduğu gibi günümüzde de ekonomik boyuta da kendini göstermişti.

Konumuza doğrudan girmeden önce 1980 ve sonrası bölgedeki iktisadi gelişmelere kısaca göz atmamızda fayda vardır. Çünkü bölgedeki iktisadi ilişkiler sığır ekonomik rakamlardan ibaret değildir. Konumuz genel olmayıp sadece tarım maddesi olan buğday ve benzeri maddeleri karşılığı olan petrol alışverişine değinmek zor olsa bile elde edilen verileri yorumlayarak bu tür ilişkileri açığa çıkarmaya çalışacağız. Bu iki komşu ülkeyi tasnif edecek olursak birsi petrol ötekinin ise nispeten tarım ülkesi kategorisinde olduğunu görürüz. Bu durumda önce iki ülkenin 1980 ve sonrası siyasi durumunun ardından ülkelerdeki petrol ve tarım istatistiklerini kısaca ele alacağız.

1980 tarihi Türk ekonomisi açısından önemli bir dönem noktasıdır. Özellikle 24 Ocak kararlarıyla Türk ekonomisinin dışa açılması ve yaşanan dönüşüm sancılarına vurgu yapmak istiyoruz. Daha sonra, bu iktisadi dönüşümler Türk Lirasının konvertibilitesinden IMF’nin istikrar programlarına, ihracatı teşvik politikalarından KİT’lerin özelleştirilmesine kadar birçok uygulamada, ekonomiyi liberalleştirerek ve aynı zamanda dış dünyaya açarak hızlı kalkınmayı sağlamak amacıyla ortaya konulmuştur[1]. Bu gelişmeler karşındaki iktisatçıların tutumu günümüze dek çeşitli biçimlerde tezahür ediyordur. Türkiye’nin IMF politikasını eleştiri ya da Özelleştirmeye karşı protesto bunlardan bazıları.

Ocak kararları sonrası nispeten GSMH de artış ve büyüme (istikrarsız)[2] gerçekleştirse de bu gelişmeler sektörsel bazda adaletsizliğe neden olmaktaydı. Çünkü bir anlamda sanayi sektörüne verilen destek ve önemi tarımdan esirgemiş durumundadır. Bu durum Türkiye’deki tarımcılık sektörüne ciddi zararlar vermişti. Bunu açık şekilde Hakan Kumun Türkiye İstatistik Yıllığına ilişkin yayımladığı tabloda görebiliyoruz. Aşağıdaki tabloya dikkatlice bakacak olursak sanayi ve hizmetlerin GSMH içindeki payı büyürken tarımda azalma olduğunu görürüz. 1980 tarihinde 24,2 iken 14,4’e düşmüştür. Başka şekilde söyleyecek olursak Bu veriler gösteriyor ki tarımın GSMH içindeki payı % 9,8 azalmıştır.[3]

TABLO 1. GSMH’NIN ANA SEKTÖRLER İTİBARİYLE DAĞILIMI (1980-1995) -%- olarak

Yıllar - Tarım - Sanayi - Hizmetler

1980 - 24.2 - 20.5 - 55.3

1985 - 19.4 - 23.6 - 57.0

1990 - 16.3 - 25.8 - 57.9

1995 - 14.4 - 27.6 - 58.0

KAYNAK: DİE, Türkiye İstatistik Yıllığı, Ankara, çeşitli sayılar.[4]

Bu göstergelerden de anlaşılacağı üzere,1980 den bu yana genel anlamda tarım sektöründe gerileme yaşanmış, sanayileşme ve hizmetler alanındaki gelişmeden kaynaklanan büyüme ile beraber enerji ve özel olarak petrole gereksinim artmıştır.Özetlersek, Türkiye tarım ülkesi görüntüsünden kurtulmak için sanayileşmeye önem vererek tarımı ikinci planda tutmuştu. Bu tutum petrole gereksinimi de artırmıştır. Türkiye sadece sanayileşmekle kalmayıp bunun yanında ithalata nazaran ihracata da önem vermiştir. Türkiye’nin 1980 yılındaki ihracatının sadece %36’sı sanayi ürünlerinden oluşmaktaydı. Geriye kalan %64’lük kısım ise tarım ve madencilik ürünlerinden ibaretti. Fakat 1995’e geldiğinde görüyoruz ki, Türkiye’nin ihracat yapısı tarım ve madenciliğe olan bağımlılığından kurtulmuştur. Sanayi ürünlerin ihracatının, toplam ihracat içindeki payı %90’a yaklaşmıştır.[5]

Türkiye bu artan talep karşılığında neler yapıyor? Sürdürülebilir ekonomik kalkınmak için kesintisiz bir enerji kaynağı gereklidir. Dünya ekonomisinde birçok ülkenin kesintisiz enerji türünden birisi olan petrole sahip olma ve/veya kontrol etme isteği petrolün siyasi açıdan vazgeçilmez bir kaynak olduğunu göstermektedir. Türkiye enerji hammaddesi açısından zengin bir ülke olmasına karşın, günümüze kadar yapılan araştırmalar petrol açısından yeterli rezerv kaynağına sahip olmadığını ortaya çıkarmıştır. Anadolu’nun tektonik evrimine bağlı olarak çok kıvrımlı ve kırıklı, engebeli, karmaşık bir jeolojik yapıya sahip olması, Türkiye’nin petrol arama çalışmalarını oldukça zorlaştırmakta ve arama yatırımları maliyetlerinin artmasına neden olmaktadır.[6]

1980’li yılların öncesinde akaryakıt ithalatçısı olan Türkiye, artık ithal ettiği ham petrolü kendi rafinelerinde işlemektedir. Türkiye’de ham petrol üretiminin yaklaşık %75’i TPAO (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) tarafından gerçekleştirmekte ve ikinci sırada Shell gelmektedir. Net petrol ithalatçısı konumunda olan Türkiye’nin ithal ettiği petrolün miktarı ve değeri, genel olarak uluslar arası petrol fiyatlarına bağlı değişmeler göstermektedir. Türkiye’nin toplam enerji ihtiyacının yaklaşık %44’ü petrolden sağlanmaktadır. Ancak son yıllarda doğal gaz kullanımın artması bu oranın biraz düşmesine neden olmuştur. Türkiye’nin petrol ihtiyacının %90’ı ithalat yoluyla karşılanmaktadır. Türkiye’nin toplam ithalatının yaklaşık %9’unun ham petrol oluştururken, GSMH’nın %2.27’si petrol ithalatı için harcanmaktadır. Türkiye, petrol ithalatını, büyük ölçüde Suudi Arabistan, İran, Libya gibi çevresindeki petrol üretimi yapan ülkelerden yapmaktadır. Son yıllarda Rusya ve Türkî Cumhuriyetlerden petrol ithalatı konusunda büyük gelişmeler yaşanmaktadır[7]. ABD enerji arızını çeşitlendirme politikasına bağlı olarak Suudi Arabistan, Meksika, Kanada gibi önemli ham petrol tedarikçilerinin yanında, ikincil olarak başvurduğu ülkeler arasına Türkiye’yi de katmıştır.[8]

2003 yılı şubat ayında ihracat rakamı 2,8 milyon Dolara ulaşmıştır. Bu artış Irak operasyonundan önce ABD’de stoklama amacıyla petrol talebinin artmasından kaynaklanmıştır. Irak operasyonundan sonraki aylarda petrol ihracatı, Türkiye’nin Irak petrollerinin dünya piyasalarına açılmasında etkin rol oynamasına bağlıydı. Irak petrollerinin Türkiye üzerinden batıya taşınmasını sağlayan 965 km uzunluğundaki Kerkük-Yumurtalık Boru Hattı, Türkiye’nin üstleneceği stratejik öneme sahiptir. Günde 1,1 milyon ton taşıma kapasitesi olan boru hattı ile 1. Körfez Savaşı öncesinde 700 bin varil petrol pompalanmakta iken, 2001 yılında 230 bin varil, 2002 yılında ise, 175 bin varil petrol taşınabilmiştir. Irak’ta 2003 yılı başında gerçekleştirilen operasyonun ardından hat yoluyla günde 400 bin petrol taşınabileceği hesaplanmaktadır.[9] Ancak öyle olmasına rağmen 2008’lere doğru Irak’ın petrol ihracatı savaş zamanında nispeten artmıştır. Hatta DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER KURULU bültenine göre Petrol üretiminin savaş öncesi seviyesine ulaştığından ve Kerkük-Suriye petrol hattının Irak topraklarındaki kısmı rehabilitasyonunun sağlanıp tekrar açılacağından bahis edilmektedir.[10]

DOE’nin tahminlerine göre Irak devletinin, ABD’ye (2007 rakamları ) Ocak-Eylül ayları arasında günlük ihracatı 494,000 varil iken Eylül ayında bu ihracat günlük 603.000 varile yükselmiştir.

Bu rakamlar Irak için söz konusu iken, Rusya ve Cezayir’den ithal edilen miktarda bir düşme gözlenmektedir.[11] Aynı zamanda İstanbul Ticaret odası 2007 Ülke raporuna göre, Türkiye’nin yaklaşık 392.255.957.00 $ ‘lik ham petrol (Damıtama son noktası 270 OC olan, Hafif petrol ürünleri) ve yaklaşık 25.698.410,00 $ Fuel Oiller (Kükürt Miktarı >%2,8 ).[12]

Yine en başa tarım ürünlerine dönecek olursak, Irak’ın tarım politikasını kısaca değerlenmemiz gerekir.

I. Körfez Savaşı’ndan önce Irak’ın tarımsal ihtiyaçlarının önemli bir kısmını Amerika karşılıyordu. İklimdeki kuraklık ve tarımda ilkel metotların kullanılmasından dolayı, ülke kendi ihtiyaçlarını giderebilecek bir kapasiteye sahip değildi. 1991’den sonraki dönemde sulama tesislerinin bakımsızlığı sıkıntıya neden olmuştur. Bu arıtma tesislerindeki hasar, özellikle Irak’ın güneyindeki tarım faaliyetini, oluşan tuz bataklarından dolayı, büyük sekteye uğratmıştır. Geçen süre zarfında, Irak tarımsal ihtiyaçlarını ithalatla karşılamıştır. Buna, köyden şehre göç olgusu ve bundan doğan sosyal sorunlarla, işsizliği eklersek tarımsal ekonomin durumunu anlayabiliriz. Bundan dolayı bu sektörün, Irak ekonomisindeki rolü küçüktür. Geçen iki savaş, (1980-88 Irak-İran savaşı ve 1991 Körfez Savaşı) süresinde, tarım sektörü askeri çatışmalardan dolayı büyük hasar görmüştür. Devlet ise, fiyatları büyük ölçüde kontrol altına almaya çalışmıştır. 1980’lerin ortasında, tarım sektörü Irak’ın GDP sinin sadece % 14’ünü teşkil ediyordu. Ancak, 1992 yılına geldiğimizde farklı bir tabloyla karşı karşıya kalıyoruz. BM tarafından Irak’a ekonomik ambargo konulmuştu. Irak ekonomisinin sadece bir çıkış yolu görünmekteydi: “Petrole karşılık yemek programı.”[13] 1990’da Irak, komşu Kuveyt devletini istila edince 1990-1991’de Körfez Harekâtı patlak vermişti. Ardından BM Irak’a karşı ambargo kararı almıştı. Aralık 1996 yılında ise Irak’a petrol karşılığı gıda programı (OFFP) uygulanmaya konulmuştur. Buna göre petrol karşılığı ilaç, yemek ve temel besin maddeleri ithaline izin verilecektir. Ambargo dönemindeki ekonomik durumun kötülüğü vatandaşlara, temel besin maddelerini ancak iki ya da üç işte çalışarak temin edebilmeleri şeklinde yansımıştı.[14] Bu dönemde (1992) tarım sektörü ülkenin GDP’sinin yaklaşık %35’ini temsil ediyordu.[15] Nüfusun artmasının ise ekonomiye kötü yansımaları olmuştur. Tüm bu gelişmelere bakarak ülkenin kendi tarımsal ihtiyaçlarını ithalattan karşıladığı söylenebilir. Irak’ın sulama ve arındırma tesislerinin sorunları, özellikle savaş döneminde ve sonrasında çok kötüdür. Bunun olumsuz yansımaları sadece bitkisel ürünlere değil, aynı zamanda -özellikle veterinerlik hizmetlerinin aşağı seviyede olduğu göz önüne alınırsa- kümes ve çiftlik hayvanlarına da yansıyacaktır. Irak’ın geneli yaklaşık 43,7 milyon hektardır. Bunun yaklaşık 34,0 hektarı (%78’i) ekmeye uygun arazi değildir. %0.4’ü ormanlık, geri kalan 9,5 (%22) hektarı ise ekmeye müsait arazidir.[16]

Toparlarsak, Irak dünyanın dördüncü büyük rezervlerine sahip bir ülke olmasının yanı sıra büyük iktisadi potansiyele sahip bir ülkedir. Emniyet durumu herkesçe bilinmesine rağmen iktisadi alanda büyük gelişmelere neden olmuştur. Halen petrol ülke gelirlerine büyük katkıda bulunmaktadır. Öyle ki 2006 yılındayken Irak hükümeti 26 milyar Dolar petrol aidatı elde edilmiştir. Özellikle Irak’ın dış borcunun büyük oranda düşmesinden sonra (bunun en büyük payı: Paris kulübünün % 80 borcundan düşmesi gibi)[17] ülke ekonomisi ferahlamıştır. Bunun yanı sıra 2 Ağustos’ta Irak ve ABD arasında tarım sektörü ile birlikte yapılan anlaşmaların söz konusu sektöre ciddi katkılarda bulunacağı beklenmektedir. Özellikle Irak’ın iş gücünün %25 tarımla uğraştığını göz önünde bulunadursak. Yapılan resmi açıklamalara göre, Amerikan Tarım Bakanlığının katkısı sulama sisteminin onarılması ve tarımsal hastalarla mücadelenin yanı sıra buğday, meyve ve hayvancılığı kapsamaktadır.[18] Tarım alanlındaki işbirliği 2006’dan beri bu çerçevede araştırma ve eğitim alanlında 7,8 $ milyon Dolara yükseltilmiştir. Amerika’nın Irak’a yardım programı çerçevesinde Irak’a işletme, teknolojik destek, yiyecek, danışmanlık ve yiyecek üretim ve ticareti konularını kapsamaktadır.[19]

Bütün bu gelişmelerden elde edilen verileri incelediğimizde, Irak ile Türkiye arasında tek taraflı petrol ya da tarım ürünlerinden çok karşılıklı alışverişte bulunulduğuna tanık olacağız. Özellikle İstanbul Ticaret Odası raporlarını incelediğimizde Türkiye Irak’tan Adi fasulye (Beyaz Fasulye Dahil) kabuksuz (Kuru) diğer 2.976.330,00 $’lık ve Kırmızı Mercimek; kabuksuz (Kuru) diğer 1.965.257,00 $’lık gibi tarım ürünleri ithal ederken enerji kaynağı olan 420.253.728,00 $’lık Petrol gazı (L.P.G.) nı ise (Sıvılaştırılmış) olarak ırak’a ihraç eder.[20]

Yaralanılan kaynaklar:

· Kum Hakan, “1980 sonrası Türkiye Ekonomisindeki Başlıca Gelişmeler”, web sitesi http://iibf.erciyes.edu.tr/akademik/kum/turkeko.htm . ( Son erişim tarihi 06.03.08).

· Bayraç H.Naci, Yenilmez Füsun, “Türkiye’de Petrol Sektörü”, web sitesi www.econturk.org/Turkiyeekonomisi/Naci1.doc ( son erişim tarihi 10.03.08).ss.1-9.

· Dış ekonomik İlişkiler Kurulu bülteni,web sitesi http://www.deik.org.tr/ ,( son erişim tarihi 09.03.08).

· Supplier of products made from crude oil, DOE, Petroleum Supply Monthly, November 2007.

· Türkiye’nin ilk on ürün itibariyle Irak’tan ithalatı (ABD $), İstanbul Ticaret odası Ülke raporu IRAK, 09.07. 2007.

· Report for congress, “Iraq’s Economy: Past, Present, Future”, jun 3 2004. Jonathan E. Sanford CoordinatorForeign Affairs, Defense, and Trade Division. Order Code RL31944, Congressional Research Service ˜ The Library of Congress.

· Iraq—Economic System. Web sitesi http://www.bookrags.com/research/iraqeconomic-system-ema-03/ , (son erişim tarihi 09.03.08).

· İktisadi konular, web sitesi www.fco.gov.uk , (son erişim tarihi 09.03.08).

· Irak ve Amerika arasında Iraktaki tarım sektörüyle alakalı anlaşma, web sitesi http://uninfo.gov/ar/ ,(son erişim tarihi 09.03.08).

· U.S.Argrıcultural Programs in Iraq, Fact Sheet, web sitesi www.usda.gov. ( Son erişim 09.03.08).

[1] Kum Hakan, “1980 sonrası Türkiye Ekonomisindeki Başlıca Gelişmeler”, web sitesi http://iibf.erciyes.edu.tr/akademik/kum/turkeko.htm . (Son erişim tarihi 06.03.08).

[2] A.g.m, s.2.

[3] A.g.m.s.3.

[4] A.g.m.s.3.

[5] A.g.m.s.5.

[6] Bayraç H. Naci, Yenilmez Füsun, “Türkiye’de Petrol Sektörü”, web sitesi www.econturk.org/Turkiyeekonomisi/Naci1.doc ( son erişim tarihi 10.03.08). ss.1-9.

[7] A.g.m.s 14.

[8] A.g.m.s.15, Yıldırım Sevil (2003), Dünyada ve Türkiye’de Petrol, Ankara: T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı Ekonomik Araştırmalar ve Değerlendirme Genel Müdürlüğü Ya.

[9] A.g.m.s.15.

[10] Dış ekonomik İlişkiler Kurulu bülteni, web sitesi http://www.deik.org.tr/ , ss.10-12 .( son erişim tarihi 09.03.08).

[11] Supplier of products made from crude oil, DOE, Petroleum Supply Monthly, November 2007.

[12] Türkiye’nin ilk on ürün itibariyle Irak’tan ithalatı (ABD $), İstanbul Ticaret odası Ülke raporu IRAK, 09.07. 2007.

[13] Report for congress, “Iraq’s Economy: Past, Present, Future”, jun 3 2004. Jonathan E. Sanford CoordinatorForeign Affairs, Defense, and Trade Division. Order Code RL31944, Congressional Research Service ˜ The Library of Congress.

[14] Iraq—Economic System, web sitesi http://www.bookrags.com/research/iraqeconomic-system-ema-03/ , (son erişim tarihi 09.03.08).

[15] Report for congress, a.g.r.CRS23.

[16] Report for congress, a.g.r.CRS24.

[17] İktisadi konular, web sitesi www.fco.gov.uk ,s.2. ( son erişim tarihi 09.03.08).

[18] Irak ve Amerika arasında Iraktaki tarım sektörüyle alakalı anlaşma, http://uninfo.gov/ar/ ,son erişim tarihi (09.03.08).

[19] U.S.Argrıcultural Programs in Iraq, Fact Sheet, www.usda.gov. Son erişim (09.03.08).

[20] Türkiye’nin ilk on ürün itibariyle Irak’tan ihracatı (ABD $), İstanbul Ticaret odası Ülke raporu IRAK, 09.07. 2007





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 16
Dün Tekil 790
Bugün Tekil 554
Toplam Tekil 1640096
IP 50.16.107.222






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































8 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benim Hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.908 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu