AÇLAR ORDUSU - Vedat KUŞAKLI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









AÇLAR ORDUSU - Vedat KUŞAKLI
Tarih: 05.02.2011 > Kaç kez okundu? 2094

Paylaş






55 milyar doları olduğu söyleniyor, Mısır Firavunu torunlarından Mübarek ve Ailesinin. Filistin lideri Yaser Arafat’ında bu kadar parası olduğu söylenmişti. İran şahı da zenginlerin zengini bir adamdı. Kaddafi de kesinlikle çok zengin bir adam. Kuveyt, Katar, Ürdün, Arabistan, Suriye, Fas, Cezayir, Tunus devlet başkanlarının, krallarının , şeyhlerinin hepsi zengin. Nasıl kazanıyorlar bu parayı ? El emeği ile mi ? Alın teri ile mi ? Göz nuru ile mi ? Ne yapmış ? Kazma, kürek mi sallamış ? Müthiş bir keşifte, icat ta mı bulunmuş ? Satış rekorları kıran bir kitap yazmış da telif haklarını mı almış ? Gişe rekorları kıran bir sinema filmi mi yapmış ? O paraları helalinden kazanmadıklarını ve o paraları nasıl elde ettiklerini hepimiz tahmin ediyoruz. Rüşvet çarkları, ahlaksızca ihaleler, yabancı yatırımcılara verilen kapitülasyonlar falan. Ama ceplerinde akrep var. Her birisinin halkı, etraflarındaki yalaka takımları hariç, açlıktan kırılıp geçiyor. 55 milyar dolar ! Karun’un hazinesi gibi paralarla yüz binlerce insana ev, aş, iş sağlanırdı. Onlarca hastane, okul, köprü yapılırdı. Baraj yapılırdı. Ekili, dikili alanlar ıslah edilirdi. Tekeline geçirdiği, cebine indirdiği para bu kadar. Bunun yüz, bin katını da İngiliz, Amerikalı, Fransız, Alman, Rus bankacılarına, iş adamlarına, siyasetçilerine kaldırtmışlardır, pis günahları boyunlarına. Şimdi adalet bu mudur ? Atatürk olsaydı, Muhammet Peygamber olsaydı, cebinde 5 kuruş tutmazdı ve halkına dağıtırdı. Aç insan bırakmazdılar. Çıplak, yoksul insan bırakmazdılar. Yüzsüzlüğü, arsızlığı görünüz ki, 32 senedir oturdukları koltuklara kene gibi yapışmışlar ve yüzlerine bütün halkları tükürüyor ama Onlar oralı bile değil.Mubarek’in uçağı hazır bekliyormuş ! Babasının uçağı ya ! Babasından miras kalan parayla almış sanki ! Yoksul halkının etinden, kemiğinden, sinirlerinden, terlerinden, emeklerinden böylesine beslenen, semiren kişiler birde ülkeleri için racon keserler. Ulan sen kimsin ki boğazlarından kaptığın lokmalarla, kıçlarından çekip aldığın bezlerle bir servet yapmışsın ve hiç utanmadan hırsızı olduğun halkına ahkam kesiyorsun, racon kesiyorsun. Uluslar arası resmi standartlara göre bu şahıslar Devlet Başkanı, ülkelerinin lideri falan ama vicdani ve ahlaki ölçülere, manevi değerlere ve tanımlamalara göre bu şahıslar ülkelerinin rakipsiz mafya babalarıdır. Halkından bir kişi bile aç yatarken, aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yiyen, zıkkımlanan, yağlanana kadar semiren şahıslar, Devlet Başkanları, Başbakanları, Cumhurbaşkanları, Kralları konumundaysalar, vay onların kalıplarına ve yazık onların bu dünyada nasıl can vereceklerine ve can verdikten sonra bedensiz alemde nasıl bedeller ödeyeceklerine ! Cuma namazına gitmeyenleri kamçılatan, coplatan krallar bunlar. Oruç tutmadıkları tespit edilenleri kırbaçlatan Devlet Başkanları bunlar. Sevdiği adamla yatan, arzularına yenik düşmüş kadınları, kafaları dışarıda kalacak şekilde toprağa gömdürüp taşlatarak öldüren Arap liderleri bunlar. Geberinceye kadar lüks içinde yaşayan ve halklarının analarını ağlatan tipler bunlar. Pekiyi ne oldu da halkları artık bu üç kağıtçı tiplerden korkmuyor ? Çünkü eskiden televizyon, İnternet, cep telefonu, radyo, hiçbir kitle iletişim, sosyal paylaşım ağları yoktu. Şimdi var. Kuru ekmek bulamayan kişiler, başka kişilerin havyarla, istakozla, balla, kaymakla nasıl beslendiklerinin ve Arap yağı bol bulunca kıçına sürermiş misali, yiyemedikleri gıdaları güzelleşmek için kıçlarına, göğüslerine, yüzlerine süren ve lavantalı süt banyosu yapan hanımların haberlerini alıyorlar. Onlar sadece karınlarını doyurmak, susadıkça temiz su içmek ve okula giden evlatlarına defter, kitap kalem ve hastalandıklarında kendilerini veya aile yakınlarını tedavi edebilecek reçete yazabilecek bir hekim ve o reçetenin ilaçlarını almayı arzu ettiler. Arzu ettiklerine kavuşsaydılar, yarım asır daha olası kavuştuklarıyla idare edebilirlerdi. Ama arzu ettikleri en basit doğal, temel ihtiyaçlarını karşılayamadılar. Devlet liderleri ve etrafındaki yalakalar ise düzenli spor yaptılar, düzenli öğlen uykularına yattılar, sinemalarına gittiler, tenislerini oynadılar ve azgın boğalar gibi sekslerini de yaptılar. Her fırsatta batı ülkelerine gidip su gibi para serptiler. Eşyaların, giysilerin, zevk ve safa aletlerinin, malzemelerinin en görkemlisini, en pahalısını, en lüksünü satın aldılar. Halkları açtı, sefildi, yoksuldu. Lağım da temizlese, inşaatta tuğla da taşısa, hiç okula gitmemiş bir cahil de olsa; insanlar aç kalmamalı. Herkes sıcak somun ekmeğini, zeytinini, peynirini, etini, yoğurdunu, elmasını, portakalını doyasıya yiyebilmeli. Hastalanan insan için hekime ulaşmak kolay olmalı ve ilaçları kendisine verilmeli. Herkesin çocuğu bedava okuyabilmeli ve sınavsız üniversitelere gidebilmeli. Hiç kimse işsiz, gelirsiz, parasız, maaşsız bırakılmamalı. Hiç kimse yırtık donla, delik çorap ve ayakkabılarla gezdirilmemeli ve kışın soğukta titretilmemeli. İnsanız hepimiz. Hayvanlar bile karnını doğadan doyuruyor, hayvanlar bile barınacak bir in buluyor. Hayvan türleri bile birbirlerini kolluyor. Fareler, hamam böcekleri, çekirgeler, karıncalar, kargalar, yarasalar, baykuşlar dahi bir yiyecek buldukları vakit birbirlerine haber veriyorlar. Biz insanlar ise; birbirimizin sırtından ceketini çalabilecek kadar, birbirimizin evlatlarının boğazlarındaki lokmaları kapmaya tenezzül edebilecek kadar insanlıktan çıkmışız. Hayvanlar kadar olamayan,bencil, egoist, nankör ve arsız, yüzsüz tipler olmuşuz. Sonra Alevi, Sünni, Kürt, Türk, Arap, Şii, sağcı, Solcu kavgaları ile hava basıp kendimizi kandırıyoruz. Her tarafın Arap olsa ne olur ? Alevilerin şahı olsan ne çıkar ? Milattan Önce On bin senesinden beri Kürt ırkı diye anlı, şanlı, soylu, soplu bir ırk olduğun masalına bütün dünyayı inandırsan ne olur ? Sen neyin kavgasını yapıyorsun ? Lacivert takım elbiseni çekmişsin, ipek kravatında yakışmış, günde üç öğün besleniyorsun, üç ayda bir otuz bin lira kemiksiz maaş alıyorsun. Tüm sağlık giderlerini, telefon faturalarını, yurt içi ve yırt dışı seyahat biletlerini Devlet ,yani halktan alınan vergiler ödüyor. Sen tutturmuşsun, Kürtçe konuşayım. Sabahtan akşama kadar sen git Kürtçe konuş ama halkının açlıktan, sefaletten, yoksulluktan ne Kürtçe,ne Türkçe ağzından iki kelime çıkartacak mecali yok. Sen bunu göremiyorsun. Krallar, kralcılar, şeyhler, ağalar, beyler, paşalar ve onların bilumum yalakaları bunları göremez. Çünkü bol kepçeden o kadar yağlı beslenip semiriyorlar ki, gözlerinin etrafını dahi yağ bağlamış, yakında göz bebekleri de yağlanacak, katarak olacaklar. Ne diyorduk ? Babam , ah benim okuma yazma bilmeyen fırıncı rahmetli babam, hep şöyle derdi ’’ Tok açın halinden anlamaz oğlum ! ’’ Evet ! Tok açın halinden anlamaz baba ve bütün açlar birleşiyor artık ve yağlı kaz gibi aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yiyenlerin enselerinde boza pişirmek için sokaklarda, caddelerde gümbür gümbür yürüyorlar, bağırıyorlar ve önlerine ne çıkarsa ezip geçiyorlar. Tok açın halinden anlamaz ama açlık insanın başına vurunca, açı da kimse tutamaz. Kendisi açlıktan geberebilir ama evdeki çocuğunun, kızının, karısının, oğlunun açlıktan gebermesine müsaade etmez. İşte bu çizgide orman kanunları devreye girer. Açlar ise toklardan daima güçlüdür. Çünkü açların kaybedecek hiçbir şeyleri yoktur. Tokların ise çaldıklarını, çırptıklarını kaybetme korkuları vardır. Neticede açlar tokları yer. Toklardan kaçan kurtulur. Açların dinleri, mezhepleri, milliyetleri, etnik kökleri, Kürtçe mi, Türkçe mi konuştukları önemli değildir, Onlar artık bir araya gelmiş açlar ordusudur. Yakaladıkları tokun da,Arap mı, Kürt mü, Şii mi, şu mu, bu mu ne oldukları akıllarına bile gelmez. Kuzey Afrika, Orta Doğu, Orta Amerika, Uzak Asya daha nelere gebe olduğunu ve oraların işi bittikten sonra ABD ve Avrupa’da neler olabileceğini oraların liderleri, tokları, yalakaları, kaymakçı takımı bir anlayabilse keşke. Kapitalizm, sosyalizm, faşizm, komünizm, emperyalizm, dine dayalı rejimler, krallıklar, göstermelik demokrasiler ve daha başka mevcut, denenmiş, uygulanan ne kadar yönetim biçimi varsa, hepsi iflas edecektir. Kaderin garip tecellisi Atatürk ilke ve inkılaplarının her ülke için uygulanabilirliği olan en ideal rejim olduğu bir gün anlaşılacaktır ve her ülke Atatürk demeyecektir belki ama kendi liderinin ismini vererek ilke ve inkılapları diyecektir ve cumhuriyetçilik, halkçılık, laikçilik, devletçilik, milliyetçilik deyip sarılacaktır kendi iç değerlerine ve bununla beraber evrensel değerlere. Yurtta sulh dünyada sulh ve harp müdafaa maksatlı ve zaruri değilse bir cinayettir diyebilen gelmiş, geçmiş başka bir lider gösterin bana. Gösteremezsiniz ! Tunus ve Mısır olayları bana bunları haykırdı.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 19
Dün Tekil 828
Bugün Tekil 563
Toplam Tekil 1638452
IP 54.163.92.62






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































6 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.597 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu