Sosyalizm 1989’da, Kapitalizm 2009’da Sona Erdi. Şimdi Sıra Atatürkçü Ekonomi Sisteminin Uygulanmasına Geldi - Dr. Tahir Tamer Kumkale - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Sosyalizm 1989’da, Kapitalizm 2009’da Sona Erdi. Şimdi Sıra Atatürkçü Ekonomi Sisteminin Uygulanmasına Geldi - Dr. Tahir Tamer Kumkale
Tarih: 08.01.2009 > Kaç kez okundu? 2195

Paylaş


1775’lerde Adam Smith ile başlayan Kapitalizm ile bu sisteme karşıt olarak Karl Marks öncülüğünde başlatılan Sosyalizm tarihi işlevlerini bitirip ömürlerini tamamladılar. 1990’da Sosyalizm’in öncülüğünü yapan SSCB ile birlikte Kolektivizm (Sosyalizm) tarih oldu. Küba ve Kuzey Kore dışındaki bütün sosyalist ülkeler kapitalist düzene döndüler. Yirmi yıl süren ABD merkezli tek kutuplu dünyada kapitalizm en görkemli günlerini yaşadı ve sonunda oda 2009 başlarında tarihe karışıyor..

Evet, ABD’den başlayan ekonomik kriz, küreselleşmenin ve vahşi kapitalist düzenin sonunu getiriyor. İnsani değerleri göz ardı ederek, insanı ekonomik bir mal gibi gören bu iki sistemin çökmesi kaçınılmazdı. Geç olsa da bu gün gelinen noktada her iki sistemin bundan sonra dünya ekonomilerinde belirleyici rol oynamayacağı ortaya çıkmıştır.

Peki, bu durumda ne olacaktır?

Devletler ekonomilerine nasıl yön vereceklerdir?

İşte bu durumda önce Türk milletinin ve sonrada bütün dünya devletlerinin başvuracakları ekonomik sistem başarısı uygulamalarla kanıtlanmış Atatürkçü Ekonomi Sistemi (1) olacaktır.

Otuz yıldır üzerinde çalıştığım Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ekonomik Görüş ve uygulamalarının bir gün mutlaka gündeme geleceğine ve insanlığa yön vereceğine olan inancımı hiç kaybetmemiştim. Bugün artık zamanının geldiğini değerlendiriyorum..

Atatürk ekonomik düşünce sistemini birbiriyle tabiî olarak bütünleşmiş kabul ettiği “İnsan” ve “Millet” kavramı üzerine inşa etmiştir.

Atatürkçü Ekonomi sisteminde, menfaatleri diğerine karışmış olan toplumun değişik meslek gruplarının ferdi ve toplum hayatı içinde iş bölümü esasının dışında gerçeğe aykırı sunî olarak yaratılmış bir sınıf fikri çerçevesinde devamlı bir mücadeleye itmenin insanları huzursuzluğa götüreceği hususu büyük bir hassasiyetle işlenmiştir. Bir millete, tutarsız bir fikirle sadece bir veya iki sınıfı egemen yapıp, diğer varlıkları onun emrine vermenin, egemen sınıflarda dahi devamlı olarak huzur sağlamayacağı açıktır.

Atatürk; “Yeni Türkiye devleti, bir iktisat devleti olacaktır” derken, bu devletin; her türlü ekonomik faaliyetin bir bütün halinde organize edilmesini, ekonomi sektörler arasında; tam, dengeli bir ahenkli bir gelişmenin sağlanmasını da şart koşmuştur.

Atatürk’ün ekonomik görüşlerinin kendine has bir özü vardır. Ancak bu öz; “Karma Ekonomi”den daha ileri bir anlayışı ifade etmektedir. Kapitalist ve sosyalist sistemler fert ve toplumu, sadece ekonomik bir kavram olarak değerlendirirken, Atatürk “İnsan ve Toplumu” bütün yönleriyle ele almış ve ahenkli bir bütün olarak görmüştür.

Atatürk’e göre; “Bir cemiyette, sınıflar yoktur; fakat ferdi ve içtimai hayat için iş bölümü itibariyle çalışma grupları vardır. Muhtelif meslek erbabının menfaatleri yekdiğerine karışmıştır. Bu bakımdan onları sınıflara ayırmak mümkün değildir.”

Atatürk Düşüncesi, sınıfların varlığı fikrine dayanmadığından, toplumun daha kuvvetli bir hale gelmiş şu veya bu sınıfın hâkimiyeti altına düşürülmesini değil; milletin kendi hâkimiyetini kayıtsız şartsız kendinde toplanmasını esas hedefi saymıştır.

Atatürk’ün görüşlerinde; sınıflar arasında menfaat çatışması değil; menfaatlerde ahenk sağlamak ana hedef olarak kabul edilmiştir. Menfaatlerin kabiliyet, marifet ve çalışma derecesiyle orantılı olması esas şart sayılmıştır. Yine bu sistemde, ferdi teşebbüs temel tutulmakla beraber devlet de; milleti refaha ve memleketi bayındırlığa mümkün olduğu kadar kısa zamanda eriştirmek için, ekonomide fiilen alâkadar, faal kılınmıştır.

Ahengi sürdürmekle görevli, fert ve devlet; ancak böylesine bir ölçü içinde, insanî doğrultuda, bitmeyen bir müşterek yarışla tabiî olarak gelişme imkânlarını bulacaklar ve devam ettireceklerdir. Buna karşılık sınıf mücadelesinin hâkim olduğu sistemlerde böyle insanî ve eşsiz bir ölçü fikri içinde tabiî bir gelişimden söz etmek mümkün değildir. Çünkü diğer sistemlerde insanın manevi değerlerine hiç yer verilmemiştir.

Atatürkçü sistemin, insanlara ve hür milletlere getirmek istediği, tabiatta var oluş sebeplerine dayanan, akla ve ilme yer veren, hürriyet içinde insanca yaşama düşüncesidir.

Bilindiği gibi Türkler, ekonomik faaliyetlere yatkındır ve çok başarılı uygulamaların gerçekleştirildiği uzun bir tarihi geçmişe sahiptiiir. Tarihi ticaret yollarını kontrol eden bölgelerde siyasi egemenliğe sahip olan Türkler coğrafi konumlarının gerekli kıldığı şartları en iyi şekilde değerlendirmişler ve ticari alanda üstünlüklerini çevrelerinde kabul ettirmişlerdir. Türk Devletleri halkının refah ve mutluluğunu çağın şartları içinde en üst düzeyde gerçekleştirmişler ve zengin bir kültür yapısı oluşturmuşlardır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında son derece olumsuz şartlara rağmen Osmanlı’dan teslim alınan miras üzerinde oldukça kısa bir sürede ve adeta yoktan var olacak tarzda ekonomik bir mucize yaratılmıştır. Bunun en önemli sebebi Türklerin başarılı ekonomi tecrübeleridir. Ekonomiye yatkın Türk insanı, Atatürk’ün dahi kişiliğinin önderliğinde bu ekonomik mucizeyi gerçekleştirmiştir.

Türk Toplumu’nun ihtiyaçlarından Atatürk’ün dehası ile yaratılan ekonomik görüşler çok tutarlıdır ve yönlendirici niteliktedir. Atatürk’ün ekonomik görüş, plan, program ve uygulamalarının yalnız Türk ekonomisine değil, zamanımızın ( bilhassa kalkınmakta) olan bütün ülkelerine yön verebilecek temel özelliklerinden bazıları özetle şunlardır;

1. Atatürkçü düşüncenin temel amacı; imtiyazsız ve sınıfsız bir biçimde topyekûn olarak bütün halkın refahını yükseltmektir. Atatürk, Marks gibi insanları üretim ilişkilerinde bir esir, Smith gibi ekonomik yönde bir bencil olarak almamış, insanın manevi değerlerini ön planda tutmuştur.

2. Bütün toplumun mümkün olduğu kadar kısa sürede kalkınabilmesi için ekonomik ve sosyal kalkınmaya bir bütün olarak yaklaşılmalıdır. Yani, her türlü yenilik ve ekonomik kalkınmaya yönelik uygulamalar birbiri ile çelişkili olmamalıdır. Çeşitli alanlardaki uygulamaların birbirlerine desteklemesi sağlanmalıdır.

3. Atatürk’ün Ekonomik Düşüncesinin temelinde piyasa ekonomisinin kuralları vardır. Devlet girişimciliği bu pazarın kurallarına uymak zorundadır.

4. Pazarlardaki rekabet kurallarının işleyişi bir kalkınma planının disiplini içinde düşünülmüştür.

5. Hazırlanan programlara rağmen ekonomiye, ekonomi dışından müdahale yapılabileceği hususu daima göz önünde bulundurulmuş ve buna karşı tedbirler alınması öngörülmüştür.

6. Atatürk’ün görüşleri üç temel denge üzerine dayandırılmıştır. Bu dengeler şunlardır:

a. Devlet bütçesi denk olmalıdır.

b. Devletin yatırım harcamaları; bütçe fazlaları ile iç borçlanmadan elde edilen devlet gelirleri toplamına denk olmalıdır.

c. İthalat, ihracata denk olmalıdır. Fakat bu denklik ülke bazında ayarlanmalıdır.

7. Devletin Sınaî ve Ticari alandaki bütün faaliyetleri hep geçici, yol gösterici, yol açıcı ve örnek olucu mahiyette görülmüş ve uygulamalarda bu amacın gerçekleşmesi için yapılmıştır.

8. Tam çalışma benimsemiş ve ülke çapında tam çalışmanın sağlanması için çiftçiye, işçiye ve bütün faal nüfusa iş imkânı sağlanması öngörülmüştür.

Sonuç olarak; Kapitalist ve Sosyalist ekonomi sistemleri Türkiye’nin ekonomik kalkınması için yetersizdir. Kapitalizm, insanın bizzat insan tarafından sömürülmesine sebep olduğu için gayri insanîdir. Sosyalizm, ferdi mülkiyeti kaldırıp her alanda devleti hâkim unsur olma gayretini sergilediğinden insanın çalışma ve yaratma şevk ve enerjisine aykırıdır. Diğer ekonomik doktrinler için ise ülkemizin şartları müsait değildir. O halde ekonomik krizden çıkarak kalkınmamızı sürekli kılmak için mevcut sistemlerin dışında daha millî, daha gerçekçi ve bizim şartlarımıza en uygun bir görüşü, yani Atatürkçü Ekonomi sistemini uygulamak zorunluluğumuz vardır.

Atatürkçü Ekonomi, Türk toplumu’nun ekonomik bünye ve şartları daima göz önünde tutularak hazırlanmıştır. Yani, milletlerarası ve yabancılardan tercüme edilmiş bir model değildir. Şurası unutulmamalıdır ki; sistemler uygulandıkları toplumun özelliklerine uymadığı takdirde başarı şansları yoktur. Zira her sistemin milli bir toplumun şart ve zaruretlerinden doğduğu bilimsel gerçeği ortadadır.

Atatürk’ün Ekonomik Görüşleri, bilim adamlarınca bütün yönleri ile ele alınarak uygulayıcı birimlere ışık tutacak ve yol gösterecek tedbirler paketi haline dönüştürüldüğü takdirde Türk milletinin patentinden kurtarılarak bütün insanlığın hizmetine açık küresel bir hüviyete kavuşabilecektir.

(1) Dr. Tahir Tamer Kumkale, “Atatürk’ün Ekonomi Mucizesi- Türk Ekonomisine Şok Tedavi”, İstanbul, Pegasus Yayınları, 2007





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 19
Dün Tekil 828
Bugün Tekil 568
Toplam Tekil 1638457
IP 54.163.92.62






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































6 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.716 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu