HÜRRİYET VE ADALET HAKKIM İÇİN FERYAT EDİYORUM!!! - Neriman AYDIN; Silivri esiri - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









HÜRRİYET VE ADALET HAKKIM İÇİN FERYAT EDİYORUM!!! - Neriman AYDIN; Silivri esiri
Tarih: 26.01.2011 > Kaç kez okundu? 2021

Paylaş


Sayg. Başkanım, zatı alinizi ve Başkanlığınızdaki yüce mahkemeyi saygıyla selamlıyorum.



Adliyemiz tarafından düzülen yüzlerce iftira ile atıldığım zindanda yaşadığım haksızlığın, yanan canımın, ruhumun ve bedenimin diline nasıl tercüman olacağımı bilmiyorum.



Ebediyat tahsit ettim, dilim türkçeyi güzel konuşmaktan büyük keyif alan bir Türk kadını olarak, bir insanın iftiralarla, yalanlarla , kuru iddialarla eşkiya yapılamayacağını Mahkemeniz huzurunda daha başka nasıl ifade ederim de gasp edilen hürriyetime kavuşurum inanın bilemiyorum.



Sözün bittiği, sözlerin naçar kaldığı bu yerde artık Adaletin tecelli zamanıdır diye düşünüyorum. Ancak bir el \"hayır, bana biat etmeden hayır, Türkiye Cumhuriyetini yıkmadan hayır \" diyor sanki. Ünü dünyayı tutan bu davada itham dayanaklarının her birinin aslında \" Türk Milleti ile ezeli bir hesaplaşma tehdidi ve intikam emeli\" taşıdığını görmemek yurttaşlık bilincinden yoksun olmak demektir! Bu yüce devleti kuran Türk Milleti olduğunu unutmak demektir.



Devletinin kuruluş ilmine sahip, aklı olan bir yurttaş olarak, iddianame denilen fitne belgesi aracılığı ile Türk Milletinden alınmak istenen intikamda, intikama kalkışanların şöyle dediklerini anlıyorum;

\"Ey Türk Mustafa Kemal\' den, O\'nun ilke ve inkilaplarından, Türküm demekten, yurdundaki bağımsızlığından ve Türkiye Cumhuriyetinden vazgaç\" yoksa atarım zindana, yakarım canını!



Milletimizden alınmak istenen intikamın milletimize yapılan zulmün sebebi bu! Geldiğimiz noktada düşmanın telaşından ve kirli emellerine ulaşamama korkusundan odüzdüğü iftiralara dolandığını görüyoruz. daha beter olsunlar inşallah.



Syg. Başkanım, bir Türk kadını olarak bunlar benim şahsi düşünclerimdir. yaşadığım zindan zulmünde aklımın bana gösterdiği hakikatlerdir.

Yoksa hiçbir neden yokken masum bir yurttaş adliyemiz tarafındarn eşkiya ilan edilerek hakkında düzülen iftiralara dair tek bir belirti olmadan iki yıl süreyle neden zindanda tutulsun?

Yoksa neden bir yurttaş, sosyal yaşamının adliyece seçilen bölümlerine düzülen iftiralarla istenilen süre ile zindanda tutulmak için yasalara cebir ve şiddet uygularayak hürriyetinden mahrum bırakılsın?

Yoksa ben neden kendi devletimin mahkemesinde AB ve ABD karşıtı olarak akıl dışı bir hukuksuzluğu muhatap olarak yargılanaydım ? İki yıldır Adliyemizin iftiralarıyla öz ağabeyim Kemal Aydın beye önderim, öncüm dediğim için, Kemalist bir Türk kadınıyım dediğim için ailemle birlikte neden zindanda tutulaydım?



Syg. Başkanım, hakkımda düzülen iftiralarda kullanılan söylemlere ve sözde belirtilere bakıyorum ve Türk Milletini korkutmak ve sindirmek ardından da emellerini gerçekleştirmek isteyen düşmanlarımızın türk Milletinin her değerinden intikam peşinde olduğunun delillerini görüyorum.



Örneğin şahsım için söylüyorum TC:Devltenin kuruluş temellerine ruhuna ve ilahi nur olduğuna dair tarihi bilgilerim \"derin devlet\" ya da bir başka devleti işaret ediyor gibi bir saçmalıkta itham aracı yapılarak hürriyetim gasp edilmiş bulunuyor.



\"Devlet kavramı, devlet nimeti, devlet varlığı \" hakkında o kadar çok araştırma yaptım ki, öyle çok eser okudum ki, ben hiçbir devlette olmayan yüksek ve medeni değerlerin, türkiye Cumhuriyetinde olduğunu görmüş bir yurttaşım. İşte devlet kuruluşunda gördüğüm bu millet ruhuna ben esas dedim, asıl dedim. Ve defterlerimde araştırmalarımı bu şekilde kaleme aldım.

Sırf bu yüzden başıma gelmeyen kalmadı, bir başka devleti kast ettiğim iftirası ile Çankaya dan evimden getirtilerek zindana atıldım ve öz ağabeyim ile birlikte iki yıldır zindanda tutuluyorum.



Benim yaşadığım bu Adliye zulmü ile yurdum için, igemenliğim ve kutlu değerlerim için ödediğim bedel elbette ki Türkiye Cumhuriyeti gibi bir yüce eseri bizlere canları ve kanları karşılığı armağan eden ecdadımın ödediği bedelin yanında hiç kalır. Onları rahmet ve minnetle anıyorum.





Syg. Başkanım bu fotoğrafı yakından görmeniz için zaı alinize takdim etmek istiyorum. Onlar Cumhuriyeti böyle kurmuşlardı, üstte başta elde ayakta yoktu, en son canları vardı, onu da bizim için vatan toprağına severek verdiler. Ve bu fotoğrafta görüldüğü üzere bize şöyle dediler.

CUMHURİYETİ BİZ BÖYLE KAZANDIK



İşte bu ruhu ifade etmek Devletimin kuruluş ruhuna ilişkin araştırmalarımı kaleme aldığım defterlerime esas dierek yazdığım için zindana atıldım.



İnsanın esası da Ruh değil midir ? Devletimi kuran da bu Ruh değil midir? İşte onun için esastır. Mustafa Kemal in bir sözü vardır:

\"Devlet ; anlayışları, milli duyguları, vatan sevgileri yüksek vatandaşlar ister.Türk Milleti bu sonuca Cumhuriyet ile varmıştır.\"



Mahkemenize takdim ettiğim fotoğraf milli duyguları, vatan sevgileri, anlayışları yüksek vatandaşlık ruhunun, millet ruhunun kanıtıdır.Görmediğimiz ama yaşadığımız esas ve asıl işte budur.



Ben öz yurdumdaki vatandaşlığımı, yurttaşlığımı bu sözlerle tanımlıyorum, kendimi ve mensubu olduğum milletimin devletine bağlılığını ben bu yüce sözlerde buluyorum. Vatan ve devlet sahibi olmak bilincim her yurttaştan daha yüksek olduğu için Devletimin kutlu olduğunu vazgeçilmez varlığım olduğunu bildiğim için, bunu öz yurdunda korkusuzca söylediğim içim \"başka devleti kast ediyor\" gibi bir saçma ithamla zindan zulmüne muhatap oldum.



Ne yazık ki Milli duyguları ve vatan sevgisi yüksek yurttaşlık bilinci eşkiyalık iftirası ile Mahkemenizde yargılanmıştır.



VATAN SEVGİSİ YÜKSEK VATANDAŞLAR BİLİRLER Kİ, Cumhuriyetin derinliği nurunda gizlidir. Onun derinliği Allah\'ın Türk Milletine torpilidir, sevgi armağanıdır. Bu nur \"küfre sapanlar topluluğunun\" bir daha türk Milletine savaş açamayaçakları ilahi bir eser olan Türkiye Cumhuriyeti nin ebedi olduğunu, ilahi bir mucize olduğunu, insanlık için bir medeniyet meşalesi olduğunu görmek demektir.



Çok üzüntü verici ki arz ettiğim tarihi gerçekler ve millet değerlerimiz cebir ve şiddet kullanarak TBMM ni ortadan kaldırmak gibi akıl dışı bir iftiranın sözde delili yapılmıştır.



Beni büyüten ailemden ve şu anda 80yaşında olan annem Yeter Aydın dan rahmetli babam Bayram Aydın dan ve ağabeyim Kemal aydın dan;

Ben nimetlere küfür etmeği değil şükretmeyi öğrendim. Bu nimetleri bize ulaştırana da minnet ve şükran duymayı öğrendim. Ayrıca devletimi bir eşkiya kurmadı ki, varlığı ile kurucusu ile kuruluş ilmi ile iftihar edip övündüğüm için ben de bir Türk kadını olarak eşkiya olayım, eşkiya olarak yargılanayım!



Syg. Başkanım,

Bizleri istediği gibi yargılama emri veren bu düşmanın cüretine bakınız ki kültürümüzü ve inanç değerlerimizi de eşkiyalık yapmış bulunuyor. Adına iddianame denilen fitne belgesinde yer aldığı şekli ile aile dostluklarımızdaki sevgi bağlarımıza bile emir ve talimat alma, aralarındaki misti bağlantı gibi düzülen sayısız yakıştırmalar ve ithamlar karşısında çok da fazla konuşmanın mahkemenize de bana da bir faydası olmayacağı muhakkaktır.

Ancak benim ağabeyimle yaşadığım zulüm karşısında, içimdeki ses hak ve Aalet sesi \"Mahkemeye söyle Neriman belki bilmiyorlardır\" derken, akıl sesim de \"ama nasıl bilmezler onlar hakim. Onlar bilmezse kim bilebilir \" diyor.

Ruhumun ve aklımın dili böyle söylediği için ben de masum bir yurttaş olarak mahkemenizde hakkım olan hürriyet ve adalet hakkıma kavuşmak için konuşuyorum.



Öyle ki kitaplarını okuduğum bir yayınevnin sahibi ve yazarı Ali Özoğlu beyi tanımak bu bilge aydınla ve bilgi ile dost olmak da dostluk eşkiyalığı ile itham edilmiştir. Dostluğun eşkiyalığı olur mu demeyin, ne yazık ki olmuş yapanlar da ne yazık ki adliyemizdeki hukuk adamlarıdır.

Bir yazarın eserlerini, makalelerini okumak, dostlarına bu eseri, bu makaleyi okuyun bilgilenin demek de benim sözde eşkiyalık belirtilerim olarak, sözde cebir ve şiddet kullanarak yasama ve yürütmeyi ortadan kaldırmak ithamına, sözde Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmak gibi huk tarihini ve hukuk devleti geçmişimizi utandıran bir ithama mesnet yapılarak zindanda tutulmamda sözde kuvvetli bir şüphe yapılmıştır.



Aziz kardeşim, bilge insan Ali Özoğlu Bey in ŞİFRE ÇÖZÜLDÜ isimli eserinden onlarca alıntı bir okuyucu olarak zindanda tutuklanmam ve zindanda tutulmam iiçin fitne belgesine sözde belirti ve dayanak olarak yazılmıştır.



Syg. Başkanım, takdir edersiniz ki, insanın sevgi bağları, dostlukları eşkiyalık yapılamayacak kadar yüce insani değerlerdir. Ne yazık ki sevgi ve dostluk bağlarımıza da Adliyemiz cebir ve şqiddet uygulayarak zindanda tutulmamızda kendince dayanaklar yaratmaya teşebbüs etmiş ve inanılmaz bir zulme imza atmıştır. Onun için düzenlenen bir iddianame değil de bir fitne belgesidir.



İçerisinde Kur an ayetleri, peygamber hadisleri, Allah dostları ve ilahi sözleri gibi inanç değerlerimiz de olan, sosyal hayatın, insan hayatının gereği, yurttaşın iftar yemeğinin bile ömrümde ilk kez duyduğum iftar toplantısı ithamına dönüştürülmesi ve masum bir yurratış zindana atmak için iftar yemeğinin belirti yapılması karşısında, gerçekten söylenecek söz kalmamıştır.



İkinci fitne belgesinin tek tutuklu kadın sanığı olarak hakkım olan Hürriyetimi ve adaleti benden saklayan Mahkemenizde yaşadığım adaletsizliğin ve hukuksuzluğun bitirilmesi için hakkım olan hürriyetime ulaşmak için konuşuyorum.



Aslında huzurunuzda tek kelime söylemeden anayasa ve yasalarımızın gereğini yapmak ve mahkemenizdeki adalet öncelikle savunmasını apmayan erkekler için olmak üzere sadece ve sadece erkekler için var.



Avukatım Ayhan Okutan beye, konuşursan sen de diğer avukatım Yusuf Erikel gibi tutuklanırsın, gelmene gerek yok dedim. Bu nedenle dilerim, maruz kaldığım hukuksuzluğu yaşadığım haksızlığı ve zulmü kendim ifade ederek, mahkemenizden bizatihi tahliye talebinde blunduğum için, zindan iiçinde tekrar zindana atılmam.



İşte bu yüzden tahliye talebimin gerekçelerini tutuklu bir Türk kadını olarak, mahkemeniz huzurunuzu meşgul ederek, hak ve hukuk haklarımı korumakla görevli mahkemeniz önünde Türkiye cumhuriyeti nin namuslu şerefli bir yurttaşı olarak Hürriyet hakkımı istemekten hicap duyarak, tahliye talebimi kendim yapıyorum.



Hz. Peygamberin bir sözü vardır \" UTANMAK İMANIN YARISIDIR\" der. çok şükür ki neye kime inandığımın iman ettiğimin şuurunda, hak ve hakikati bilen, eşkiya olmadığımı bilen, akıl sahibi bir insan, bir Türk kadını, bir yurttaş olarak huzurunuzda bulunuyorum.



Mahkemeniz huzurunda hürriyet ve Adalet hakkım için ben konuşmaya utanırken, bu zulmün emrini verenler maşallah pek bir rahatlar. Milletin yüzüne utanmadan bakmaya devam ediyorlar. Hem de TBMM deki bakanlar söylüyorlar. Biri \"Silivride özel bir mahkeme kurduk orada bir yargılama yapıyoruz\" derken, bir diğeri \" onlara üzülmeyin niyetlerini yargılıyoruz\" diyebiliyor.



Utanmak başka bir şey olsa gerek, benim bildiğim imanın yarısı olduğu, yüce manevi bir değer olduğu! Demek ki yanlış biliyorum. Emrini verdikleri bu zulümden devletimizi yönetenler utanmadıklarına göre belli ki UTANMAK İMANIN YARISIDIR derken Hz. Peygamber de yanılmış anlaşılan. Aslında tanmak diye bir insani değer yokmuş, hiç olmamış! Değil imanın yarısı zerresi bile değilmiş.(!)



TÜRK MİLLETİ OLARAK ÖYLE REZİLLİKLERE ÖYLE AŞAĞILAMALARA REVA GÖRÜLDÜK Kİ yakında hak ve hukuk adalet diye birşey yoktur derlerse şaşırmayınız.



Syg. Başkanım,

Her canı çeken, her keyfi isteyen ve her gücü yeten Türk Milletine öz yurdunda zulme kalkışmayı aklından geçirmesin iye türk İstiklal Harbi yapan , zaferi ile de devlet kuran bir milletin evldıyım.

Onun için mahkemenizde hürriyet ve adalet hakkım için feryat ediyorum. Mahkemenizde saklı bulunan hürriyet ve adalet hakkıma ulaşıncaya kadar, erkekler kadar adalet hakkına sahip olduğumu görünceye kadar bu feryadıma devam edeceğim.

Ancak ne yazık ki mahkemeniz huzurunda Mustafa Kemal dedikçe, Kemalist bir Türk kadınıyım dedikçe, Devletim Mustafa Kemal in ilmi ve inkilaplar ile yönetilmelidir, çünkü TC bir şamar oğlanı değildir, AB ve ABD denen eşkiya devletlerin her ağzını açtığında alay ettiği soytarısı değildir\" dedikçe kendi öz yurdumda kendi devletimin mahkemesinde adalet ve hürriyet hakkımın benden saklandığını, benden uzak tutulduğunu adalet hakkımın iki yıldır bana verilmediğini yaşıyorum.



\"Ey inananlar zalimlere, inatçı zorbalara itaat etmeyiniz \" (Hud 59) diyen Allah a iman eden bir Türk kadınıyım. Tekrar ifade ediyorum.\"Ey inananlar zalimlere, inatçı zorbalara itaat etmeyiniz \" (Hud 59) diyen Allah a iman eden bir Türk kadınıyım.



Düşmana ve yardakçılarına itaat etmediğim, onlara maşa olmadığım için, onların Türk Milletine düşmanlıklarını söylediğim için, düşmana düşman dediğim için Mahkemenizde ne yazık ki AB ve ABD karşıtı olarak yargılandım.



Syg. başkanım,

BENDE BÜTÜN YOLLAR MUSTAFA KEMAL\'E VE ONUN MİLLETİMİZE BIRAKTIĞI MEDENİ VE İNSANİ İLME VE KUTLU DEĞERLERE ÇIKIYOR! Bir yurttaş olarak varlğım bilgilerim kutlu değerlerimin yaşaması ve gelec ek nesillere ulaşması içindir.



İlmi ile Türk Milletine ve tüm masum insanlığa ışık olan TC devletinin kurucusu mustafa Kemal diyor ki:

İNSAN KÜTLELERİ BİR TAKIM ZALİMLERİN DELALETİYLE ZİNCİRLERE BAĞLANDIĞI GİBİ YİNE BİR TAKIM FEDAKAR İNSANLARIN DELalETİYLE DE O ZİNCİRLERDEN KURTULUR.



Türkler canlarını vatan toprağına vermek gibi bir yüce fedekarlıkla, zalimlerin zincirlerini Türk İstiklal harbinde öz yurdunda egemenlik ve bağımsızlığına saldıranların AB ve ABD nin boynuna dolayıp geldikleri yere gönderen tek millettir. Aynısını istiyorlarsa şüphesiz yine yaparız.



Işığı ile Türk Milletini ve tüm masum insanlığı zalimlere zalimlerin zulmüne bırakmayacak Mustafa Kemal, ilmi ile inkilapları ile hep önümüzde duruyor. Ona bakıp yüremek çok zor olmasa gerek. ÇÜNKÜ BU IŞIĞI KARARTACAK BİR KARANLIK HENÜZ YARATMADI YÜCE YARADAN.



Çünkü bir düşünürün dediği gibi, HER TÜRK BİRAZ ATATÜRK dür. her biri biraz Atatürk olan türklerin düşmanın kurduğu her tuzağı arumar etmeye her zaman güçleri vardır.

Çünkü Mustafa Kemal diyen bir milletin neler yaptığını daha neler yapabileceğini düşmanlarımızın yeniden hatırlaması için türk istiklal harbinin, bakmaya dahi korktukları sayfalarına bir kez daha bakmalarında kendileri için faydalar vardır.

Adliyemiz üzerinden izlere zulme kalkışan gafiller bilsinler ki; karşılarında Türkiye Cumhuriyeti ni, İstiklal Harbinin zaferi ile kuran bir Millet duruyor. Onun Ebedi Hakanı Mustafa Kemal ve ilmi duruyor.



Eşkiya olmadığım gerçeğini, hukuk sabrınızı zorlamadan en kısa ve en şekilde arz etmeye çalıştım. Bir kez daha beyan ediyorum. Ben eşkiya değilim. Ben Türkiye Cumhuriyeti Devletinin şerefli ve namuslu biir yurttaşıyım. Kemalist Bir Türk Kadınıyım.! Gümüşhane liyim ama Gümüşhane kültür derneğine bile üye değilim.



Türk Milletine öz yurdunda kötülük yapmak için iftiralarla, zanlarla, yalanlarla, kuru iddialarla tuzak kuranlara, bu iftiralara kanıp, aldanıp beni zindana atanlara ve iki yıldır zindanda tutanlara masum bir yurttaş olarak daha başka ne diyebilirm?

Milletçe görüyoruz ki sadece masum aydın bir yurttaşın hürriyet hakları gasp edilmemiş, Mahkemelerimizin adalet hükmü de gasp edilmiş bulunuyor. Öz yurdunda, kendi devletimin mahkemesinde adalet hükmüne engel olan bir düşmanla mücadelemizde; bize adalet Hak\'tan ola !



Ömrüm boyunca karakol yüzü görmeyen bir yurttaş olarak, masum bir Türk kadını olarak karartaçak hayatım, yok edecek ya da saklayacak herhangi bir eşyam çok şükür ki bulunmamaktadırr.

Yedi yaşımdan beri ikamet ettiğim Çankaya daki baba evimde, ömrümün kalan kısmında da ölünceye kadar bilgi ve ilimle aydınlanmaya kendimi aydınlatmaya devam edeceğim inşallah. Bir yurttaş olarak temel hak ve hürriyetimin hür yaşama hakkımın hazırlanan iftiralarla gasp edildiğini ve eşkiya olmadığımı yüce mahkemenize bir kez daha beyan ediyorum.

Hak ve hukukun gereği yapılarak yaşadığım iki yıllık zindan zulmüne son verilmesini Hürriyet ve Adalet hakkım ile artık tahliyeme karar verilmesini mahkemenizden arz ve talep ediyorum.

başarım ancak Allah\'ın yardımıyladır.



NERİMAN AYDIN

SESSİZ SAVAŞIN ESİRİ

MUSTAFA KEMAL\'İN NEFERİ





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 10
Dün Tekil 763
Bugün Tekil 257
Toplam Tekil 1636551
IP 54.163.147.69






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































4 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 3.385 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu