72 Milyon İnsanımız Aşılanmalıdır - Vedat KUŞAKLI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









72 Milyon İnsanımız Aşılanmalıdır - Vedat KUŞAKLI
Tarih: 23.01.2011 > Kaç kez okundu? 2123

Paylaş


Gazetecilik, köşe yazarlığı kişilerle değil; olaylarla, faaliyetlerle uğraşmayı gerektirir. Doğruları millete duyurmayı gerektirir ve bunu dedikodu için değil; ibret için yapar, millete bilmesi gerekenleri bildirmek için yapar, milleti ve yöneticileri doğrulara davet etmek için yapar.



Bir politikacı, siyasetçi, bürokrat, general bin tane hata yapıyorsa yazacaksın kardeşim. Ama olayı kişiselleştirmeyeceksin. Çocuklarının, kızlarının, eşlerinin mahremlerine kadar girmeyeceksin, yatak odalarına kadar sokulmayacaksın.



Aynı devlet adamı, asker veya sivil, bin tane kusurunun yanında bir tane, üç tane iyi ve başarılı bir iş çıkartmışsa, onu da yazacaksın ve kutlayacaksın. Kin, nefret güderek, intikam duyguları içinde o kişinin yaptığı güzelliği pislik gibi göstermeye çalışmayacaksın. Bu sebeple gazetecilik ve köşe yazarlığı çok zor zanaattır, hatta sanattır ve Allah’tan çok korkmayı gerektirir. Çünkü yalanın, iftiranın, güzellikleri pislemenin, çirkinlikleri, lağımları süsleyip gelin etmeye kalkışmanın ne kadar günah olduğu bilinmelidir.



İçki konusunda hükümetin bir mücadelesi var. Sigara konusunda var. Uyuşturucu gençler için sigarayla ve içkiyle başlar. Fuhuş da öyle. 30, 40, 50, 60 yaşındaki insanlar ne zaman, nerede, ne içeceğini elbette bilirler ve kimsenin kendilerine akıl öğretmelerine ihtiyaçları yoktur.



Kaç defa alışveriş mağazalarında yeni yetme kızlar ve yeni yetme erkekler amca, ağabey deyip, bana yanaşıp “yaşımız tutmuyor diye bize kutu bira ve sigara vermiyorlar, babamız istemişti evden, siz alır mısınız” diye beni kullanmaya kalkıştılar.



Sizlerin de başlarına gelmiştir. Yani gençleri içkiden, sigaradan, uyuşturucudan korumaya kalkışmakla laikliğin ne alakası var?



Geçenlerde Bülent Arınç mecliste Kürt ırkçılığı yapan milletvekillerine oldukça etkili bir çıkış yaptı: “Burada Türkçe konuşacaksınız, Kürtçe konuşursanız kendinizi tatmin edersiniz, ben ve diğer arkadaşlarımız sizi hiç anlamayız, dolayısıyla sorunlarınızı anlatamazsınız ve anlatamadığınız için de çözemeyiz” dedi. Bunu ben makalelerimle duyurdum. Ama ulusal, bölgesel, il, ilçe ve İnternet gazeteleri, hata televizyonlar bunu yeterince işlemedi, İşle be kardeşim!



Aynı politikacı Bülent Arınç’ı ben isim vererek veya vermeyerek bir çok konuda eleştirmişimdir.



Galatasaraylılar Başbakanı niçin yuhalamışlar? Bunu doğrusuyla, eğrisiyle yazmalıdır.



Kürşat Tüzmen’in de Kürt ırkçılığı yapan doğulu milletvekillerine güzel çıkışları oldu. Onu da işlemediler. İşleyin kardeşim!



İşlediğiniz sürekli gözümüze, kulağımıza soktuğunuz İmralı’daki cani şöyle demiş, sokakları böyle talan etmişler falan. Onların istediği zaten senin bu haberleri yapman, bu yazıları yazman ve böylelikle onları her saat sıcak gündemde tutman, onların istediği bir göz, sen onlara veriyorsun dört göz. Sen onları ön plana çıkartıcı değil, onları bertaraf etmeye çalışan güzel ve hayırlı faaliyetleri milletimize sunacaksın. İşte bunun adı sosyolojik mücadeledir.



Daha da açık bir örnek vereyim. İki türlü gazeteci vardır. Birisi bir sapık bir kızın, çocuğun ırzına geçerken onu kameraya alır ve hatta mikrofonu uzatarak “neler hissediyorsunuz beyefendi” der. Diğeri de “başlarım senin haberine der ve kamerayı bu pislik herifin kafasına geçirerek kızı kurtarır ve psikopatı polise, çocuğu ailesine teslim eder. Haberini de ondan sonra yapar. Hangi tür yazar ve hangi çeşit gazeteciyiz?



Uğur Mumcu için, Abdi İpekçi için ağıtlar yakan bir çok yazar ve gazeteci, ağıt yakacaklarına, önce bu rahmetli aydın ustalara saygıları varsa, işlerini doğru yapsınlar.



Heykeller ucube miydi? Ne olursa olsun sanatçıların eserleri aşağılanmaz.



Mesela ben modern resimden hiç anlamam ama bir modern resim görünce mıhlanmış gibi o tablonun önünde kendinden geçen resim severleri çok gözlemledim.



Başbakan olsaydım; “Bu eseri ortaya koyan heykeltıraşın yüreğine sağlık ama Kars ve Karsın tarihi özelliğine uygun bir mevkide bulunmayan bu eseri daha uygun bir mekana taşıyalım” derdim. İşte bu da üslup farkıdır.



Yazarım, televizyoncuyum, politikacıyım, devlet adamıyım diye ortaya çıkan insanların bence samimiyet, üslup, doğruluk kusurları var ve en büyük kusurları da kişisel menfaatlerini mesleki ahlak ve vatan, millet sevgisinden önde tutmalarıdır. Ama doğruluk, ahlak deyince bu dünyada, özellikle ülkemizde sadece erkeklerin ve kadınların birbirleriyle yatmaları veya yatma teşebbüsleri geliyor. Halbuki ahlak ve doğruluk iki bacak arasına sıkışamayacak kadar büyük, dağlar kadar büyük ve okyanuslar kadar derin ve yıldızlar kadar uzak erdemlerdir.



Bölücülük, ırkçılık en büyük ahlaksızlıklardır. Millet, vatan hainliği yapanlar, dinler savaşı çıkartmaya çalışanlar rezillerin, kepazelerin en lanetli olanlarıdır. Namaz değildir ibadet, öpüşmek ve sevişmek değildir günah, oruç değildir sevap. İçinin, dışının bir olmasıdır fazilet. Zaaflarınla, kıvançlarınla, utançlarınla garip bir kul olduğunu ve Allah’tan gelip Allah’a döneceğini bilmektir ve bu sebeple Allah’tan korkmaktır en çok, başka hiç kimseden zerre miktar korkmamaktır. Sadece Allah’a boyun eğip Ona teslim olmaktır, kullarına kul olmamaktır, kullarına tapmamaktır. Hele dünya malına yan bile bakmamaktır.



Dışımızda olmasa da, içimizde olmalıdır Üslup ve samimiyet. Bu olmadığı için; dağ başında değil; medeniyetin göbeğinde sekiz insana emrivaki katarak ameliyatı uygulandı ve kör edildi. Şeker hastasının kesilmeye karar verilen kanserli bacağı değil, sağlam bacağı kesildi. 150 bin lira verirsin ev alırsın ve müteahhit 6 ay sonra senden 18 lira posta kutusu parası ister. 17 lira da kapı otomatiği açtırma parası ister. 6 ay iskanı vermez sana ve iskan olmadığı için su abonesi yapmazlar seni, müteahhit su saati takar kapına ve “inşaat suyu kullanın 2 aylığına, sorun çıkmaz” der ve 6 ay sonra ilçe su idaresinden gelirler ve hakkında zabıt tutarak, seni kaçak su kullanmakla itham ederler.



Dedim ya! Samimiyet, üslup kusuru var memlekette ve sanırım bu kusur bulaşıcı hastalık gibi toplumun tüm katmanlarına süratle yayılıyor. Hastalığın kaynağı da politikacılar, bürokratlar ve gazeteciler, yazarlar. Hepimizin, önce samimiyetsizlik ve üslup bozukluğu hastalıklarımızdan tedavi olmamız gerekiyor ve sonra da tekmil 72 milyon insanımızın bu konuda aşılanması veya efsunlanması gerekiyor. Aile hekimliği uygulamasını da beğenmedim, sonra anlatırım.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 24
Dün Tekil 813
Bugün Tekil 655
Toplam Tekil 1641010
IP 54.159.129.152






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































9 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Onlara Allah Türk Adını verdi ve Onları yeryüzüne hakim kıldı.
(Kaşgarlı MAHMUT)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.193 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu