SEYYAHLARA KAYBOLMA KILAVUZU - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









SEYYAHLARA KAYBOLMA KILAVUZU - Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK
Tarih: 19.12.2010 > Kaç kez okundu? 2018

Paylaş


Lütfen yanlış anlamayınız. Kast ettiğim “kaybolmama” değil, “kaybolma”… Hazırlanan kılavuz da bu maksatla hazırlanmış… Yani nasıl olur da, ya da nasıl bir beceriye sahip olunur da, seyahat halinde iken kaybolunur. Anlatmak istediğim işte bu…



“Kaybolmanın da kılavuzu olur muymuş” demeyin.



Bal gibi olur… Dünyanın, ülkeniz dışında, hiç bilmediğiniz mekânlarında dolaşırken, hiç bir dili bilmeyen insanların yaşadıkları köylerde, kasabalarda ve şehirlerde sokakları arşınlarken, yoldan gelip geçenlerin size garip garip bakarak “bu uzaylı da nereden gelmiş buraya?” diye düşünüp, sizin nereli olduğunuzu keşfetmeye çalışırken, yani gerek ruh hâli itibariyle ve gerekse bedenen uzun seyahatler yapan gezginler, seyahatlerinde kaybolmazlarsa onlar gerçek anlamda seyyah olamazlar ki… Siz siz olun, seyahati seviyorsanız, gezmeseniz bile, kendinize muhakkak “BİR SEYYAHIN KAYBOLMA KILAVUZU” isimli kılavuzu temin edin. Görecekseniz ki hiçbir şey kaybetmeyecek ama çok şey kazanacaksınız.



Eğer, “keşfedilmemiş coğrafyalar yoktur, ancak her iklimi her gönül başka yaşar” diyorsanız, “bir defa görmek bin defa duymaktan daha kıymetlidir” diye düşünüyorsanız, başka coğrafyalarda “neler olup bittiğini başkalarından dinlemektense, kendi gözlerinizle görmek” isterseniz, ruh haliniz “her nerede değilsem, sanki orada daha iyi olacakmışım gibi” ise, ya da benim gibi “hayatta insanın tek bir mekânı olacaksa eğer, o da yollar olmalıdır” diye bir hayat felsefesine sahipseniz, işte bahsettiğim Kaybolma Kılavuzu’nu muhakkak ama muhakkak okumalısınız. Hatta yutmalısınız… Hatta tekrar tekrar ve ilk defa okuyormuş gibi okumalısınız.



“İnsan gittiği yerlere kendini de götürmezse gitmiş olmaz ki…” diyorsanız, “yol uzun ömür kısadır” ya da “ömür biter yol bitmez” gibi bir anlayışa sahipseniz, seyahatlerinizde muhakkak ki kaybolma becerisine sahip olmalısınız. Kaybolunmayan bir seyahat, seyahat; gezen de seyyah olmaz ki… Yollarda kaybolun, şehirlerde kaybolun, kalabalıkların içinde veya yalnızlıkları yaşarken kaybolun, ama ne yapıp yapıp kaybolun. Eğer böyle yapar, bu kaybolma becerisini kazanabilirseniz, şu fani âlemde ömrünüze ömür katarsınız.



Seyahatlerinizde, yanınızda taşıdığınız “kaybolma rehberi” ile sık sık kaybolacak, kaybolduğunuzu bile anlamayacak, kendinizi “kaybolmadı” sanacaksınız. Bu duygular hâkim olduğunda biliniz ki kaybolmuşsunuzdur. Artık hürsünüz, özgürsünüz ve muhacirsiniz… Özgürsünüz çünkü Dünyanın ne durumda olduğunun hiçbir anlamı yoktur artık... Dert veya sıkıntı gibi bir duygu hali kalmamıştır. Denizin sıfır noktasındaki her hangi bir mağarada ya da dünyanın dibi-çukuru kabul edilen, deniz seviyesinden 11 km aşağıda bulunan Mariana Çukuru’nda yaşamak ile denizden yüksekliği 8 kilometreye yaklaşan Himalaya Dağları’nın Everest’in Tepesi arasında hayat sürme arasındaki fark sıfırlanmıştır. İsterseniz bir deneyin…



Ben, 40 seneye yaklaşan seyyahlık hayatımda seyahatlerimde çok sık kaybolurum. Gerçi şimdiye kadar kılavuzla, bir rehber eşliğinde, kaybolmadım. Çünkü kendisine kardeşim diye hitap ettiğim, henüz yüz yüze gelmediğim, tokalaşmadığım ancak e-posta denen modern haberleşme yöntemi ile iletişim kurduğum Sevgili Özcan Yurdalan, henüz sözünü ettiğim Kılavuzu yayınlamamıştı. Hiç kimsenin eline bir “El Aynası” vermemişti. Hal böyle olunca da, benim gibi gariban 30 Şubat günü doğan seyyahlar, başka yöntemlerle kaybolmayı denediler. Belki kendisi de benim gibi rehbersiz ve kılavuzsuz gezerken, elde ettiği tecrübelerin ışığında bu rehberi, yani “El Aynası”nı hazırladı… Kim bilir?… Kendisi ile yüz yüze geldiğimde inşallah sorar ve aldığım cevabı da sizlere yazarım.



Ben onunla, seyyahlar dünyasında meşhur Sarı Otobüs yolculukları yaptım. Hayalimi süsleyen O otobüsle, aylarca yollarda birlikte oldum. Otobüste yemek yaptım. Çay pişirdim. “Def’i Hacet” problemini, “küllü sahra tuvalet” felsefesi içinde giderdim. Dağlar aştım, ovalar geçtim. Bazen nerelerden geçtiğimi hiçbir zaman görmedim ve anlayamadım da… Otobüs İçerisine yerleştirilen ranzalarda yattım. Otobüsten ayrıldığım serbest zamanlarımda kayboldum ama o kaybolmalar, kaybolma sayılmaz ki… Kılavuzsuz da kaybolunmaz ki… Kaybolunsa bile bunun bir anlamı olmaz ki…



Acem Diyarı denen gizemli ülkeyi onun kaleminin ucunda gezdim. “Ahşap Fanus” işte bu İran Yolculuğu’nun sonucunda ortaya çıktı.



İlginç renklerin ülkesi Pakistan’ı boydan boya kat ettim ve o da “Mavi Çöl”ü yazdı. Yani Pakistan Yolculuğu’muz da kaybolma kılavuzu olmadan yapıldı.

Bir seferimizi dev kıta Hindistan’a yaptık… “Namaste - Hindistan Yolculuğu” işte yaptığımız bu seyahatin doyumsuz duyguların kaleme alındığı kitabı oldu. Kılavuz’umuz yine yoktu, ama biz tadına doyulmaz yolculuklar yaptık. Olsun yollarımız vardı ya… Bir de Özcan Yurdalan’ımız…



Sonra Nepal, mâsum ve çilekeş insanların ülkesi, bizi bekliyordu. Onu ziyaret etmeden seyyahlık olmazdı ki… Dünyanın Damı’nı görmeden, yerin yedi kat dibi anlaşılamazdı ki… Burada Nasuh Mahruki’yi anmadan, onun Everest’e tırmanma macerasını hatırlamamak da olmaz ki… Bu seyahatimizde de “Kılavuz”umuz yoktu. Seyahat esnasında kaybolmadık değil, ama rehberli kaybolmanın tadı da tam alınamadı. Seyahatten döndüğümüzde bir de baktım ki “Sagarmatha Eteklerinde–Nepal Yolculuğu” çıkmış. Hayret, hiç de bahsetmemişti bana, böyle bir kitap yayınlayacağını… Ama iyi etmiş… Onlar olmasa idi, şimdi elimizde bir “Kılavuz” olur muydu?



Bir de baktım ki Sarı Otobüs, Suriye yollarında… Hayret nasıl oldu da hep Doğu’ya giden Sarı Otobüs, güneye yönelmiş? İyi de etmiş… Ben otobüste uyurken kendimi Halep’de, Şam’da, Hama ve Humus’ta buldum. Zaman zaman rüyalar gördüm. Asi Nehri kenarında ne aradığımı da bir türlü anlayamadım. Ama uyandığımda yanımda bir kitap vardı: Dönme dolapların şarkılarının dile getirildiği, suların dolap çarklarına şiirler yazdığı, geceleri renk cümbüşü içindeki “Naure Çarkı – Suriye Yolculuğu”… Bir seyahatname… Olamaz… Böyle de olmaz ki… Be kardeşim, benim uyumamı mı bekledin? Fırsat mı kolladın? Ben daha uyanmadan yanımda bir seyahatname daha… Henüz daha kaybolmayı tam becerememişken bir de bu kitap nereden çıktı? Hadi buna

da eyvallah…



Sevgili Yurdalan’ın bana haber vermeden yazdığı bir kitaptan, daha yeni haberdar oldum. Meğer benim kendisinden ayrı olduğum süre içinde Sarı Otobüs yine yollardaymış. Zaman ne kadar da çabuk geçmiş meğer… Kaşla göz arasında Moğolistan… Çekik gözlülerin diyarı… Çöllerin ve göllerin sultanı… At sürülerinin rüzgârla yarıştıkları bozkırlar…





Bu yol hikâyeleri de bir seyahatname dönüşmüş: “Atların Denizi – Moğolistan Yolculuğu”… Ben daha Kaybolma Kılavuzu’nu tam okumadan bu seyahatten de haberim oldu.



Anlattıklarımın hepsi doğru sadece biri yanlış… Bu seyahatlerin hiç birinde ben yokum. Belirttiğim gibi ben Sevgili Yurdalan’ı hiç görmedim. Sarı Otobüs’ü bizzat hiç görmediğim gibi hiç de binmedim. Onunla fiziki olarak yolculuk da yapmadım. Ancak bahsettiğim kitapların hepsini “su gibi” okudum. Yurdalan’ın şiir tat ve kıvamındaki hissiyatını paylaştım. Hepsi o kadar…



Sevgili Özcan Yurdalan, yıllarını yollara, satırlara ve kitaplara, fotoğraflara adamış modern bir seyyah… Geziyor, yazıyor ve fotoğraflarıyla meraklısına hayatı, zevki ve ruh dünyasının gezilerini ince ince anlatıyor…



Türkiye'de gezi-seyahatname yazarlığının, öncüsü konumuna gelmiş olan Yurdalan'ın "Bir Seyyahın Kaybolma Kılavuzu - Yolcular İçin El Aynası–1" başlıklı kitabı okurlarıyla ve tabii benimle de buluştu… Hoş geldin Kılavuz!..



Özcan Yurdalan bu sefer, yola ve yolda olmaya dair iç gözlemlerini ve felsefi bakışını bir deneme üslûbuyla okuyucuya aktarıyor. Daha önce kitapları ve fotoğrafları arasında sayısız yolculuğa çıktığım Yurdalan bu kez sırtını yasladığı edebiyatın yollarında gezdiriyor bizleri…



Gezmeyi sevenlere, gezginlere, gittikleri yerlere kendilerini götüren seyyahlar için bir mutlu haber vermek için yazdım yukarıda yazdıklarımı… Fazla lâf ettiysem beni bağışlayın… Sadece mutluluğumu paylaşmak amacım. Artık bir rehber eşliğinde, bir Kılavuz’a sahip olarak, geçtiğimiz 40 yılda yaptığım seyahatlerin tüm acısını çıkartarak gezebilirim.



Kitap, “Agora Kitaplığı” tarafından yayınlanmış… 214 sayfa… Kitabın hacmini az bulursanız, birkaç defa, tekrar tekrar okuyarak, hacmi artırabilirsiniz.



İhtiyaç sahiplerine, en hayati ihtiyacın seyahat olduğuna inananlara, saygı ile duyuruyorum.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 19
Dün Tekil 813
Bugün Tekil 459
Toplam Tekil 1640814
IP 54.158.119.60






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































9 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Onlara Allah Türk Adını verdi ve Onları yeryüzüne hakim kıldı.
(Kaşgarlı MAHMUT)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.883 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu