21. Yüzyılda Türk Dünyası Uluslararası Sempozyumu - Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









21. Yüzyılda Türk Dünyası Uluslararası Sempozyumu - Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI
Tarih: 16.12.2010 > Kaç kez okundu? 2277

Paylaş


Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (BİLGESAM) Orta Asya Araştırmalar Enstitüsü Direktörü Doç. Dr. Abbas Karaağaçlı, “21. Yüzyılda Türk Dünyası Uluslararası Sempozyumu”na katılmışlardır. Karaağaçlı’nın sempozyuma ilişkin değerlendirmesi aşağıdadır.









Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği ve Lefke Avrupa Üniversitesi’nin işbirliği ile düzenlenen “21. Yüzyılda Türk Dünyası Uluslararası Sempozyumu” KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Derviş EROĞLU’nun katılımıyla 02–05 Aralık 2010 tarihlerinde Üniversitenin Akıllı Bina Konferans Salonunda gerçekleştirilmiştir. Türkiye, KKTC, Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan, Afganistan, Kırım, Doğu Türkistan, Kosova ve Makedonya Türkleri bilim adamlarının katıldığı sempozyumda 60 bildiri sunulmuş ve tartışılmıştır.





Pek çok yönüyle ilklerin yaşandığı sempozyumda Türk Dünyası’nın 21. Yüzyıldaki durumu çeşitli yönleriyle ele alınmış, ortaya çıkan tehditler ve fırsatlar değerlendirilmiş, gerçekleştirilebilecek projeler bilimsel yönden irdelenmiştir.





Protokol konuşmaları sırasında K.K.T.C. Cumhurbaşkanı Sayın Dr. Derviş EROĞLU, Türk dünyasının genel sorunları ve 21. yüzyılda karşılaşacağı sorunlara değinerek değerli fikirler ortaya koymuşlardır. Sempozyum düzenleme kurulundan Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eren ise açılış konuşmasında bu uluslararası sempozyumun yavru vatan Kıbrıs’ta gerçekleşmesinin ayrı bir önemi olduğunu ve bundan sonra periyodik olarak bu toplantıları Türk Dünyasının çeşitli kentlerinde gerçekleştireceklerini ifade etmiştir.





Protokol konuşmalarının ardından oturumlara geçilmiştir. Dr. Fazıl Küçükarman’ın başkanlığını yaptığı “Türk Dünyası ve K.K.T.C.” konulu birinci oturumun başında K.K.T.C. Yakın Doğu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ata ATUN “Türk Dünyasında K.K.T.C.’nin Yeri” başlıklı konuşmasında K.K.T.C. insanının Türk dünyasındaki yeri ve imkânlarına değinerek Türk dünyasının sorunlarının bir çatı altında değerlendirmesinden memnuniyet duyduğunu belirtmiştir.





Prof. Atun yıllardan beri kendilerini azınlık haline getirilmeye çalışıldığını anlattıktan sonra yeni süreci anlatarak güvenlik konseyinin 550 sayılı kararı ile K.K.T.C.’nin dünyadan izole edilmeye çalışıldığını vurgulamıştır. Daha sonra Gazi Üniversitesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Soyalp TAMÇELİK “Türk Cumhuriyetleri’nin K.K.T.C.’yi Tanıma Olgusu ve Esasları” başlıklı konuşmasında tanıma sürecinin hukuki boyutlarını anlatarak K.K.T.C.’nin başka devletlerce tanınmamış olmasının, bu devletin var olmadığı anlamına geldiğinin göstermediğini ifade etmiştir. 1970 BM Genel Kurulu kararlarında self-determinasyon, siyasal, sosyal ve uluslararası hukuka göre K.K.T.C.’nin varlığını kabul ettiğini açıkladıktan sonra Kosova ile K.K.T.C.’nin karşılaştırmasını yapmıştır. ATUN, üç element teorisi yani insan topluluğu, ülke ve egemenlik şartlarının K.K.T.C.’de mevcut olduğunu anlatmıştır. Bu oturumun diğer konuşmacısı Türkiye-Azerbaycan Medya Araştırmaları Merkezi Başkanı Rızvan GENBEROV “Azerbaycan Basınında K.K.T.C.” başlıklı bildirisinde medyadaki algılama, söylem analizi metodu, tarihsel süreç ve Sovyetler dönemi kapsamında konuyu ele alan GENBEROV, Annan Planı’nın ilgi gördüğünü, Türkiye merkezli yaklaşımlar bir millet iki devlet bakışının söz konusu olduğunu ve ayrıca Türkiye’nin Batı karşısında yalnız bırakılmama fikrinin yaygın olduğunu anlatmıştır. Azerbaycan basınına göre Türk dünyası K.K.T.C.’ye fazla ilgi göstermemektedir diyen GENBEROV aslında bir millet üç devlet teorisinin doğal bir teori olduğunu açıklamıştır.





Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’den Yrd. Doç. Dr. Elif Asude TUNCA “İmaj ve Algı Kavramları Çerçevesinde Kırgızistan’da K.K.T.C.’ye Bakış” başlıklı konuşmasında anket çalışmalarını ve sonuçlarını paylaşmıştır. Sonuçlara göre kadın deneklerinin konuya daha duyarlı ve bilgili yaklaştıklarını ifade etmiş, üniversite ve lisansüstü eğitimli olan Kırgızların K.K.T.C.’yi daha fazla tanıdıkları tezini ortaya koymuştur. TUNCA, Sovyetler Birliği dönemdeki tesir ile K.K.T.C.’ye yönelik bakışlarda olumsuz veya nötr yaklaşımlarının olduğunu beyan ederek araştırma sonuçlarını dinleyicilerle paylaşmıştır.







Oturumun bir diğer konuşmacısı Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclis Strateji Araştırmalar Merkezi Başkan Yrd. Doç. Dr. Hatem CEBBARLI “Türk Birliği’nin Oluşumunda Nahçıvan Zirvesi’nin Önemi” başlıklı konuşmasında Nahçıvan Zirvesinin Türk birliği hususunda tarihi bir fırsat olduğunu ifade ederek Türk Birliğine yönelik tarihsel süreci anlatmıştır. Bu çerçevede TÜRKSOY’un kurulmasının, ortak kültürel değerlere sahip çıkmak açısından önemli bir fırsat olduğunu anlatmıştır.





K.K.T.C. Dış Basın Birliği Başkanı Fevzi TANPINAR “Kıbrıs Türk Halkının Varoluş Mücadelesinde Belleksizleşme: Türk Dünyası Kapsamında Tehditler ve Fırsatlar” başlıklı konuşmasında bu konuda ortak belleğin henüz oluşmadığını 1571’den beri adada Türk varlığının sürdüğünü K.K.T.C. insanının İngiliz sömürüsüne ve Enosis’e karşı mücadele ettiğini anlatmıştır. Sosyal etkileşimin Kıbrıs Türk halkının güç kaynağı olduğunu belirtmiştir.





Cengiz AYTMATOV’a armağan edilen “Eğitim ve Tarih Odaklı İlişkiler” konulu oturumun başında oturum başkanı Prof. Dr. Umay Türkeş GÜNAY kültür ve eğitim sahasının önemi üzerinde durmuş daha sonra Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesinden Prof. Dr. Olcabay KARATEV “Türk Kağanlıkları ve Günümüz Türk Haklarının Devlet Yönetim Sistemi” başlıklı konuşmasında Türk medeniyet tarihi içerisinde Kırgızların uygarlık tarihi çerçevesinde Kaşgarlı Mahmut ve Yusuf Has Hacip’in devlet idaresi ve anlayışını ayrıntılı bir şekilde ele almış ve bu iki âlimin dünya medeniyetine katkıları üzerinde durmuştur.





Lefke Avrupa Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet HASGÜLER ve Onsekiz Mart Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. M. Bülent ULUDAĞ’ın ortaklaşa kaleme aldıkları “Orta Asya’da Tarihin Güncel Politikalara Etkisi” başlıklı tebliğlerinde Sovyet, Türk ve Çinli bilim adamlarının ortaya koydukları fikirler üzerinde durulmuş, Türkoloji’nin bir bilim dalı olduğu anlatılmıştır. Bozkır İmparatorluğu konusuna değinilirken Hun, Moğol ve Gazneli devletlerine de değinilmiş, sanat yapıtları, sinema ve benzeri araçlardan tanıtım konusunda faydalanmak gerektiği üzerinde durulmuştur.





Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Öğretim Üyesi Dr. Hayat ŞEMİ “Türk Dünyasında Ortak Tarihi Bilinci Yaratma Çalışmaları” konulu konuşmasında değişimin varlığını bilimsel metodoloji ile değerlendirmek gerektiğini vurgulamış; din, dil ve soyun önemi üzerinde durmuş, eski Türk kavimlerinin demokratik yapıya sahip feminist düşünceye sahip olduklarını anlatmıştır. ŞEMİ, ortak Türk tarih bilincinin oluşturulması üzerinde de durmuştur.





Azerbaycan Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Cavid ALİYEV “21. Yüzyıl Türk Dünyası’nın Büyük Öğrenci Projesi: Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı konuşmasında yetişmiş insan gücü kardeşliğin ve ilişkilerin gelişmesinin önemi üzerinde durmuş ve dil birliği temelinde birlikteliğin oluşmasını anlatmıştır. Bu çerçevede ülkemizde eğitim gören Türk dünyasından gelen öğrencilerinin sayısının 27 bin olduğunu, bunlardan 10 bin kişinin başarılı olduğunu ve 8 bin kişinin ise başarısız olduğunu anlatmıştır. ALİYEV, bursların yetersizliğine de değinmiştir.





Eko Avrasya Dergisi Editörü Çağatay AKENGİN ise “Türk Dünyasında Ortak Öğretim Stratejilerinin Kullanılması ve Geliştirilmesinin Gerekliği” başlıklı tebliğinde, Gaspıralı İsmail Beyin dilde, işte ve fikirde birlik tezini anlatmış, halk ve aydınların yabancılaşmasını yorumlamıştır. Somut öneri olarak da Türk ortak değeri olan müzelerin kurulmasını önermiştir.





Oturumun son konuşmacısı Newsweek Türkiye Dergisi’den Esadullah OĞUZ, “Afganistan Türkleri” başlıklı konuşmasında, 1895 Buhara Emirliği’nden başlayarak Güney Türkistan’ın tarihini anlatmıştır. OĞUZ, zengin yeraltı kaynakları, Basmacı Hareketi ve diğer hususları anlattıktan sonra günümüzde Güney Türkistan diye adlandırılan bölgenin sorunlarını ele almıştır.





Ünlü Kazak şair ve yazar Mağcan CUMABAY’a armağan edilen “Sosyo-Ekonomik ve Yönetsel İlişkiler” başlıklı oturumun başlangıcında Oturum başkan Yrd. Doç. Dr. Kürşad Zorlu, Türk Dünyası Ekonomik ve Sosyal gelişmeleri konusunda kısa bilgi verdikten sonra oturumun birinci konuşmacıları T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı uzmanlarından Burak BALKAN ve Mustafa AKSELİ ‘Türk Dünyasında Uluslararası Ticaret Gelişmeleri, Sorunları ve Çözüm Önerileri’ başlıklı bildirilerini sunmuşlardır. İlişkilerde çeşitli sıkıntıların yaşandığını, bunların başında alt yapı sorunlarının geldiğini ifade etmişlerdir. Genel olarak ham maddeye dayanan ekonomik yapılarının bulunduğu bu ülkelerde sanayi üretimin düşük olduğunun üzerinde duran BALKAN ve AKSELİ, bu ülkelerin ihracatlarının başta Rusya’ya, Çin’e yapılmakta ve 9,5 milyara dolar olduğunu belirtmişlerdir. Kazakistan, Türkiye ve Türkmenistan’ın 2002 yılından sonra ihracat rakamlarının artış gösterdiğini vurgulayan konuşmacılar, daha sonra dünya ekonomik krizi sırasında ithalat ve ihracatın olumsuz yönde etkilendiğini belirtmişlerdir. Konuşmacılar; dış ticaretin artırılması için:



—Teknoloji transferleri,

—Enerji kaynaklarının değerlendirilmesi,

—Taşımacılıkta yeni alternatiflerin bulunması,

—Gümrük mevzuatının yenilenmesi,

—Lojistik desteğin etkinleştirilmesinin gerekliliğini anlatmışlardır.





Marmara Üniversitesi Öğretim üyeleri Yrd Doç. Dr. Fahri SOLAK ve Dr. Ercan SARIDOĞAN’ın ortak olarak kaleme aldıkları “Küresel İktisadi Krizin Türk Cumhuriyetlerine Etkisi” konulu bildirilerinde Fahri SOLAK, 2002 yılından itibaren başlayan dünya ekonomik krizinin üretimi ve istidamı menfi yönde etkilediğini anlatarak reel sektörün kar marjının azaldığını buna karşılık faiz gelirlerinin yükseldiğini ifade etmiştir. Daha sonra dünya ekonomik krizi sırasında bu ülkelerde işsizlik oranı %10’a yükselmiş, güven bunalımı ortaya çıkmış ve kriz 2009 yılında derinleşmiştir diyen SOLAK, 2010 yılında GSMH gerilemesinin sürdüğünü vurgulamıştır. Konuşmacılar, ihracat gerilerken kamu harcamalarının arttığını, cari işlemlerin gerilediğini ve bunun neticesinde cari işlemler dengesinin düştüğünü; bu durumun da ekonomik gelişme ve dünya ile bağlantısı açısından değerlendirileceğini belirtmişlerdir.





Oturumun bir diğer panelisti Azerbaycan Hazar Üniversitesi’nden Dr. İntikam BEŞİROV “Türk Cumhuriyetleri Arasında Ekonomik İşbirliğinin Geliştirilmesinde KOBİ’lerin Rolü ve İş Buluşuculuk Konseptinin Değerlendirilmesi” başlıklı bildirisinde, kaynak, üretim konularına değinip yeni ürünlerin işlenmesi gerektiğini belirtmiş ve KOBİ’lerin güçlendirilmesi üzerinde durmuştur. Sürdürülebilir bir rekabet için KOBİ’lerin desteklenmesinin öneminin üzerinde durmuş, istihdamın artmasının, fakirliğin azalmasının ve özel sektörün gelişmesinin sağlandığını ifade etmiştir. Bu sayede ulusal ekonomilerin birbirine yaklaştığını, rekabetin geliştiğini anlatmıştır. KOBİ’lerin ekonominin itici gücü olduğunu ve bu sahada yeni konseptlere ihtiyaç olduğunu ileri sürmüştür. Bu doğrultuda KOBİ politikalarının yeniden yapılandırılması, yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini ve son olarak da Türk Dünyası KOBİ Birliğinin kurulmasını önermiştir.



Azerbaycan Kafkas Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Murad İSGENDEROV “21.Yüzyıla başlarken Türk Cumhuriyetleri’nin Ekonomik Dönüşüm Çabaları: Uygulamalar, Politikalar ve Stratejiler” konulu bildirisinde, 80 civarında makro ekonomik değişkenden söz ederek Atatürk döneminde yapılan İzmir Ekonomi Kongresi’nin önemi özerinde durmuştur. Daha sonra:



—Dönüşüm kavramı,

—Makro ekonomik ölçekler,

—Ekonomik gelişmelerle ilgili problemler,

—Ekonomik büyüme,

—Üretim yapısındaki gelişmeler,

—Enerji dışı sahaların geliştirilmesi,

—Karşılıklı entegrasyon, üzerinde durmuştur.





T.C. Maliye Bakanlığı Yüksek Eğitim Merkezi Başkan Yardımcısı Dr. Ali Asker DEMİRHAN, “Türk Dünyası Ekonomik İşbirliği” başlıklı araştırmasında, Türk Dünyası işbirliği ve bütünleşmesi için;



—Ortak amaçlar,

—Çifte vergilendirme,

—Ortak Pazar,

—Serbest Ticaret bölgelerinin kurulması,

—Ekonomik birlik yapılmasının gerekliliğini, dünya finans kuruluşlarının tercihli ticaret ve çifte vergilendirmesinin önüne geçilmesi gerektiğini anlatmıştır. Rakamlara göre Türk Dünyası dünya topraklarının %3/6’sını ve nüfusun 1/96’sını barındırmaktadır. 2008 yılı rakamlara göre Türk dünyasının, 965 milyar dolarlık GSMH ile dünya ekonomisinde % 1/58 pay sahibi olduğunu, kişi başına 7200 dolar gelir düşerken, dünya ticaretinin % 1/6 sahip olduğunu anlatılmıştır. Dünya enerji kaynaklarının %2/9, enerji tüketiminin ise %1/9 olduğu bir dünyadan söz edildiğini ve son olarak Türk Ortak Pazarının kurulması gerektiğini açıklamıştır.





USAK uzmanı Hasan Selim ÖZERTEM “Hazar Havzası: Enerji Kaynakları-Ekonomik Yansımaları” konulu bildirisinde, rantiye devlet anlayışının oluştuğunu, rantiye ekonomisinin gelişmesiyle imalat sektörünün gerilediğini açıklamıştır.



Oturumun son panelisti Kırıkkale İl Sağlık Müdürü Dr. Bedia TÜRKYILMAZ “Türk Dünyası İlişkilerinde Sağlık Projeleri” konulu tebliğinde, sağlık konusunun insan sağlığından ayrı düşünülmemesinin mümkün olmadığını, Türk Dünyasının hekimlerine çok büyük görevler düştüğünü açıklamış ve:



—Kaliteli ve iyi sağlık,

—Değişik aktörlerin rol alması,

—Ortak projeler, oluşturulması gerektiğini anlatmıştır. Bu doğrultuda öncelikle:

—Kardeş şehirler projesi,

—Altın balalar (altın bebekler) projesi,

—Hastanelerin oluşturulması,

—Türk Dünyası ortak hastanelerinin kurulması,

—Türk Dünyası kan bankasının kurulması,

—Sağlık köylerinin oluşturulması,

—Acil eğitiminin geliştirmesi,

—Sağlık kongreleri düzenlenmesi,

—Anne sütü toplantıları,

—Sağlık idarecileri sempozyumu,

—İletişim toplantıları, oluşturulması gerektiğini, bütün bu projelerin de Sağlık Bakanlığı ve sivil toplum örgütlerinin işbirliğiyle yapılması gerektiğini açıklamıştır.





Arif Nihat ASYA oturumu “Siyasi ve Diplomatik İlişkiler” başlığı altında TÜRKSAM Başkanı Sinan OĞAN’ın konuya ilişkin değerlendirmeleri ile başlamıştır. Kafkasya Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Araz ASLANLI “Kafkasya’nın ve Türk Dünyası’nın Geleceği Açısından Türkiye-Ermenistan İlişkileri” başlıklı konuşmasında Türkiye-Ermenistan ilişkilerine değinmiş Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki sorunların hala devam ettiğini, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin en önemli ayağının Azerbaycan-Ermenistan ilişkileri olduğunu anlatmıştır. Atılacak adımların riskler taşıdığı ve Türklerin imajına zarar verebileceği uyarısında bulunmuştur. 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nden Dr. Ali ASKER “Türkiye-Azerbaycan İlişkileri’nin Pragmatist Boyutu” başlıklı konuşmasında Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin tarihi kökünün zenginliğini anlatarak bu münasebetlerin 1918’den başladığını 1980–90 yılları arasında Karabağ sorunu sırasında Türkiye’nin Azerbaycan’ın yanında yer aldığını vurgulamıştır. Bir millet iki devlet anlayışının üzerinde duran ASKER, ikili ilişkilerde Türklük bağının çok önemli olduğunu söylemiş ve iki devletin sadece soydaş değil aynı zamanda jeopolitik ve jeostratejik yakınlığını anlatmıştır. ASKER, Azerbaycan ve Türkiye’nin Kafkas politikasının temelinde olduğunu askeri işbirliği imkânlarının arttırılması gerektiğini de sözlerine eklemiştir.





Azerbaycan Türk Halklarının Emekdaşlık Merkezi Başkanı İlham İSMAİLOV, “Dağlık Karabağ Sorunu Müzakere Yoluyla Çözülebilir mi?” başlıklı konuşmasında Türk birliğinin temelinin tarihten geldiğini, Dağlık Karabağ sorununun en önemli mesele olduğunu Hocalı katliamı ve diğer Ermeni katliamlarını Avrupalılara anlatmak için aktiviteler yapılması gerektiği üzerinde durulmuştur.





Kazakistan KIMEP Öğretim Üyesi Dr. Zardymukhamed ZARDYKHAN, “Değişen Avrasya ve Şanghay İşbirliği Örgütü” konulu tebliğinde Şanghay işbirliği teşkilatının çok geniş çapta bir etkisinin olmayacağını Çin ve Rusya’nın farklı beklentileri olduğunu anlatmıştır. ZARDYKHAN, Çin’in kaygılarının ekonomik, Rusya’nın ise güvenlik ve istikrar olduğu üzerinde durmuş, gelecekte örgüt içerisinde önemli sorunlar meydana gelebileceğini anlatmıştır. Kazak Türk Munay Doç. Dr. Gülim SHADİYEVA “Türk Dünyasında Etkin Çatışma Tehlikesi ve Önleme Yolları” başlıklı konuşmasında pek çok etnik çatışmanın yaşandığının, yabancı misyonerlerin faaliyetlerinin söz konusu olduğunun, dini akımların etkisi ve etnik çatışmaların temelleri üzerinde durmuştur. Türk Cumhuriyetlerinde etnik çatışma alanlarını tespit edecek teşkilatların kurulmasını, iç ve dış politikalar istikrarı korumaya yönelik siyasetlerin oluşturulmasını ve dil ve din konularındaki boşlukların giderilmesini önermiştir.





Kafkas Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Hasan OKTAY “Kafkasya’da Barışın Önündeki Engeller ve Ermenistan” başlıklı konuşmasında 1828 Türkmençay Anlaşması ile başlayan süreçte Sultan Abdulhamid’in Orta Asya ve Kafkasya ilgisi üzerinde durmuştur. Rusya’nın politikalarının devamlılık arz ettiğini belirten OKTAY, psikolojik engeller konusuna değinirken de Karabağ sorununun savaşla çözülebileceğini ve Erivan üzerinde fiili bir ekonomik sirkülasyonun olduğunu açıklamıştır.





Gaspralı İsmail Bey’e ithaf edilen “Küresel Kriz-Yatırımlar ve Sektörel İlişkiler” konulu oturumun başkanı Uluslararası Karadeniz-Hazar Denizi İşbirliği Vakfı Türkiye Başkanı Dr. İsmail SAFİ küresel kriz konusunda analizler yapmıştır. Ardından Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nebi ÖZDEMİR “Türk Dünyası Açısından Kültür Ekonomisinin/Endüstrilerinin ve Medyanın İşlevi” başlıklı tebliğinde bilgi teknolojileri konusunda ayrıntılı değerlendirmeler yapmış, medyanın önemi üzerinde yaratıcılığın ve kültürel endüstrinin etkisini vurgulamıştır. Marmara Üniversitesi’nden Doç. Dr. Okan YEŞİLOT “Kırım Tatar Türklerinin Tarihi ve Güncel Sorunları Perspektifinde Sosyo-Kültürel Yapısı, Ukrayna’daki Etnik Barışa Katkıları ve Türkiye’deki Akrabalarıyla Kültürel İlişkileri” başlıklı tebliğinde Kırımla ilişkileri anlatmıştır.



—1944 sürgüne gitmeleri

—300 bin civarında olduklarını

—Misyoner ve radikal akımların faaliyetleri

—ABD ve Rusya’nın çatışmaları

—Değişken etkenler ve benzeri başlıklar altında konuyu açıklamıştır.



Giresun Üniversitesi Öğretim Üyesi ve BİLGESAM Orta Asya Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Yrd. Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI “Kırgızistan’ın Geleceğinde Dış Yatırımların Önemi” konulu konuşmasında Kırgızistan’ın mevcut, ekonomik, kültürel ve siyasi durumuna değindikten sonra bu güzel dost ve kardeş ülkenin doğal zenginliklerinin ve tabiat varlıklarının çok önemli olduğunu önümüzdeki yıllarda turizm ve ticaret sahalarında yapılacak olan yatırımlarla Kırgızistan’ın gelişmiş ve zengin bir ülke konumuna gelebileceğini anlatmıştır. Yabancı yatırımın siyasal ve ekonomik istikrara gereksinim duyduğunu Kırgızistan hükümeti ve parlamentosunun gerekli yasal mevzuatı yaparak yatırımları teşvik etmesi yönündeki önerilerini ayrıntılı bir şekilde sunmuştur. KARAAĞAÇLI, ayrıca günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’nin uyguladığı bağımsız dış politikasının onur verici bir durum olduğunu, hiç kimsenin 70 milyonluk nüfusa sahip dünyanın 17. büyük ekonomisi olan ülkemizin dış politikasını tahakküm altına alamayacağını ve yönlendirmeye çalışamayacağını üzerinde durmuştur.





Azerbaycan Bakü Devlet Üniversitesi Gazetecilik İlmi Araştırmalar Merkezi Müdürü Dr. Vuqar ALİYEV “Türk Devletleri’nin Uluslararası Ortak İletişim Teşkilatı’nın Kurulması” başlıklı konuşmasında medya ve bilgilendirmenin önemi ve küreselleşme ilişkileri üzerinde durmuş çeşitli uluslararası medya kuruluşları ve Türk devletlerinde ortak medya kuruluşlarının kurulmasının önemini vurgulamıştır. ALİYEV, haber ajanslarının ortak çalışmalarının önemini de vurgulamıştır.





Dünya Bankası Kosova Temsilciliği Levend KORO “Kosova’nın Bölge Ülkelerinden Yabancı Yatırım Çekme Politikaları” başlıklı konuşmasında Avrupa Birliği, Çin, Hindistan ve Türkiye’nin bir platformda bir araya getirilebileceğini ayrıca;



—Batı Balkanlar’da ihracatın çok zayıf olduğunu,

—Teknolojinin geri olduğunu,

—Yabancı yatırım gerektiğini,

—Coğrafi ve kültürel yakınlık oluşturmasını,

—Balkan bölgesinde Baltık ve İskandinav ülkelerinin yatırım yaptığını,

—Finans hizmetleri ve imalatın çok önemli olduğunu tespitinde bulunmuştur.





Yusuf AKÇURA’ya ithaf edilen “Sivil Toplum Kuruluşları” başlıklı oturumunun birinci konuşmacısı Azerbaycan İnsan Hakları Enformasyonu Merkezi Başkanı Ferman SALMANLI “Türk Devlet ve Topluluklarının Entegrasyonunda Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü” başlıklı konuşmasında dünyanın entegrasyon çağını yaşadığını, sivil toplum hareketlerinin sosyal, toplumsal, ekonomik ve benzeri sahalarda faaliyet gösterdiklerini, 20 yy. başında S.T.K’ların Türk milli kimliğinin oluşumunda eğitim, sosyal, düşünsel olanaklarını anlattıktan sonra Türk Dünyası Sivil Toplum Teşkilatları Birliği’nin kurulmasını önermiştir.





Azerbaycan EkoAlyans Çevre Vakfı Başkanı Dr. Mansura RASULOVA “Türk Dünyası ve Balkan Türkleri Arasındaki İlişkilerde Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü” başlıklı tebliğinde Türk devletlerinin ekolojik problemlerini birlikte çözme önerisini getirmiştir. Bu doğrultuda Türk devletlerinin birlikte hareket etmeleri gerektiğini vurgulamıştır.





Rumeli Balkan Fedarasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Özcan PEHLİVANOĞLU “Türk Dünyası ve Balkan Türkleri Arasındaki İlişkilerde Sivil Toplum Kuruluşları’nın Rolü” başlıklı tebliğinde Balkanlarda iki bin dernek ve vakıftan söz ederek, sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin birilikte hareket ettiklerini ve Balkanlardaki Türk asıllı milletvekillerinden örnekler vererek hâlihazırda 3 milyon kişinin Türkçe konuştuğunu 12 milyon kişinin ise Türk kültür sahasında yer aldığını anlatmıştır.





Dünya Uygur Kurultayı Başkan Yardımcısı Seyit TÜMTÜRK, “Doğu Türkistan’ın Durumu ve Bölgede Yaşanan Olayların Türk Dünyasına Yansımasında Sivil Toplum Kuruluşları’nın Rolü” başlıklı konuşmasında Doğu Türkistan’da yaşayan Uygurların sorunlarına dikkat çekerek bu konuda ayrıntılı bilgiler içeren tebliğini sunmuştur.





Oturumun son konuşmacısı Türk Tarım Orman-Sen Genel Başkanı Dr. Ahmet DEMİRCİ “Türk Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Arasındaki İlişkiler” başlıklı tebliğinde sivil toplum hareketlerinin önemi üzerinde durmuştur.





Sempozyumun son oturumu büyük Türkolog Zeki Velidi TOGAN’a armağan edilen “Sosyal ve Kültürel İlişkiler” başlıklı oturumdu. Ahi Evran Üniversitesi İİBF Dekanı Prof. Dr. Türel YILMAZ’ın bilimsel değerlendirme tespitlerinden sonra Osmangazi Üniversitesinden Prof. Dr. Selahattin TURAN “21. Yüzyılda Eğitim ve Okula İlişkin Yeni Bakış” başlıklı tebliğinde eğitim politikaları ve yeni insan tipolojisi üzerinde durmuş zaman algısı ve eğitimin insan kaynakları, yeni bir eğitim sistemi ve insan ve geleceğe yönelik insan modeli konularında bilgilerini paylaşmıştır.





Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Fuat ARICI “Türk Dünyası ve Türkçe Öğretimi” tebliğinde Türkçe eğitimi ders kitaplarının metodolojisi üzerinde durmuştur.





Yeni Balkan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mürteza SULOOCA “Azınlık Türk Medyalarında: Makedonya Örneği” başlıklı tebliğinde Makedonya’da Türk belgeleri üzerinde durmuş ve Türkiye dışında ilk Türkçe yayın yapan radyonun 1969 yılında Makedonya’da olduğunu ayrıca Makedonya’daki diğer Türkçe kaynakların üzerinde durmuştur.





Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Araştırma Görevlisi Topçugül NAMAMATOVA, “Türk Dünyası Entegrasyonunda Dil ve Alfabe Ortaklığını Gerçekleştirmede Medyanın Rolü: Kırgızistan Rolü” başlıklı konuşmasında dilin önemi, dil politikaları, Kırgız dilinin yapısı ve Sovyetler Birliği döneminde Rusça eğitimi üzerinde durmuştur.





Kırım Mühendislik ve Pedagoji Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Gayana YÜKSEL “Türk Dünyası’nın Enformasyon Bağlantıları” konulu konuşmasında İsmail Gaspralı’nın fikir ve ideolojisini anlatmış, ortak kültürel yapıtlar ve en önemlisi ortak filmlerin yapılmasını önermiştir.





T.C Başkanlık Müsteşarlığı Kutluhan YAZICI “2010 Ahmet Zeki Velidi TOGAN Yılı ve Mirası” konulu konuşmasında Zeki Velid TOGAN’ın yaşamı hakkında doyurucu bilgiler sunmuştur.





Son olarak Lefke Avrupa Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nazım MURADOV “Zeki Velidi TOGAN ve Türkoloji Muhiti” başlıklı konuşmasında bu büyük Türkolog’un fikirleri ve eserleri hakkında ayrıntılı bilgilerini dinleyicilerle paylaşmıştır. Sempozyumun sonunda aşağıdaki tespitler üzerinde odaklanılmış ve belirtilen kararlar alınmıştır:



—Sempozyumun KKTC’de yapılması Kıbrıs Türklerine destek şeklinde algılanmış ve Türk dünyasının en güney ucundaki parçası olarak Kuzey Kıbrıs’ın var olma mücadelesinin altı çizilmiştir. Ayrıca sempozyum KKTC’nin böylesine kapsamlı ve uluslararası bir toplantıya ev sahipliğini en iyi şekilde yapabildiğini de bütün dünyaya göstermiştir.



—Katılımcılar, bu organizasyonun her yıl tekrarlanmasının çok yararlı olacağı konusunda fikir birliğine varmışlardır.



—Bir sonraki toplantının öncelikle başta Nahçıvan, Kırım, Kazan veya Almanya olmak üzere Türk Dünyası’nın güzide bir köşesinde ve/veya Türklerin yoğun olarak yaşadığı ülkelerin birinde gerçekleştirilmesi yönünde görüş ve öneriler tartışılmış; bunların en kısa sürede karara bağlanması gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca birincisi KKTC’de yapılan bu toplantının gelenekselleştirilerek her yıl yapılması hususu da konusunda da karara varılmıştır.



—Bundan böyle KKTC’nin Türk devlet ve toplulukları arasında gerçekleşecek her türlü organizasyonda ve ortak kuruluşlarda yer alması sağlanmalıdır.



—Üniversiteler, dolayısıyla bilgi adası olan KKTC, Türk Dünyasının Silikon Vadisi benzeri “Silikon Adası” haline getirilebilir. Bu yönde gerekli adımlar bir an önce atılmalıdır.



—Sempozyum katılımcıları Azerbaycan Cumhuriyeti’ne ait toprakların Ermenistan tarafından haksız ve hukuksuz biçimde işgal edilmesini şiddetle kınama kararı almışlardır. Bu işgal sebebiyle yurtlarından ayrı bırakılmış, ezilmiş ve örselenmiş Azerbaycan Türklerinin sorunlarının bir an önce çözülmesi için Türk dünyasına mensup ülkelerin her platformda birlik ve beraberlik içerisinde olması gerekliliği ifade edilmiştir. Özellikle Hocalı Soykırımı’nın diaspora çalışmaları çerçevesinde objektif biçimde anlatılması ve dünyanın aydınlatılması sürecinde tüm Türk Cumhuriyetlerinin kurum ve kuruluşlarıyla söz konusu süreci desteklemeleri uygun olacaktır. Katılımcılar Azerbaycan’ın işgal edilmiş toprakları ve Karabağ Bölgesi sorununun BM kararlarına uygun bir biçimde çözümlenmesi konusundaki istek ve ısrarlarını belirtmişlerdir.



—Özellikle Türk Cumhuriyetlerinden bu sempozyuma katılanlar, Türklere karşı haksızca yürütülen “Sözde Ermeni Soykırımı” iddialarına karşı kararlı bir şeklide mücadele etmenin gereğine bir kez daha vurgu yapmışlardır.



—Katılımcılar Türk Dünyasının önemli ülkeleri olan Özbekistan ve Türkmenistan’ın da Türk Dünyasının bu tür faaliyetlerde yer alması konusunda arzu ve isteklerini beyan etmişlerdir.



—Türk dünyasındaki devlet ve topluluklarda ortaya çıkan etnik temelli çatışmalar ya da suni kavim mücadelelerinin hem insanların hayatına zarar verdiği, hem de kardeş halklar arasında derin ayrılık ve kırgınlık yarattığı gerçeğinden hareketle, bu tür kardeş kavgalarının sona ermesi için Türk Devlet başkanlarının ve Sivil Toplum Kuruluşları’nın (STK) daha hassas ve dikkatli olmaları kaçınılmazdır.



—Sempozyuma katılanlar, Afganistan’ın kuzey bölgesinde yaşayan Türklerin sorunlarıyla ilgilenilmesi; bu topluluğun hak ve çıkarlarının korunması bir kardeşlik görevi olarak değerlendirilmiştir.



—Sempozyum katılımcıları Türk Dünyasındaki sorunların çözümünde etkili bir unsur olarak “Türklük bilinci ile ortak dil ve tarih” olduğu konusunda hem fikir olmuşlardır. Bu çerçevede ortak Tarih kitapları yazımı projesinin aciliyeti teyit edilmiştir. Bir an önce böyle bir çalışma yapılıp okullarda okutulmalıdır.



—Katılımcılar, artık Türk dünyasında işbirliğine yönelik daha çok ekonomik ağırlıklı proje ve toplantıların gerekli olduğu konusunda fikir birliğine varmışlardır. Zira bu husustaki veriler ilişkilerin gerçek potansiyelini yansıtmadığını göstermektedir. Özellikle enerji odaklı üretim sisteminin reel sektör açısından ilerleyen dönemlerde soruna yol açabileceğinin unutulmaması gerekmektedir. Bu sebeple “sosyo-ekonomik ve yönetsel ilişkiler” başlıklı proje ve çalışmaların ön plana çıkarılarak bu konuda uzman kişilerin böylesine organizasyonlara yüksek düzeyde katılması son derece faydalı olacaktır. Bu bağlamda, ortak KOBİ işletmeleri işbirliği, insan odaklı çalışmalar ve uzmanlık bankası kurulması fikri sempozyumda tartışılmıştır.



—Katılımcılar Latin alfabesine geçişin ortak dil ve iletişimi daha çok kolaylaştıracağı konusundaki düşünce ve tercihlerini yinelemişlerdir.



—Türk dünyasındaki dernek, vakıf, sendika, meslek odası gibi STK’lar arasındaki işbirliğinin artması ve üst birliklerin oluşturulması, Sivil Toplum Kuruluşları’nın üst düzeye çıkarılmasının toplumlarımızdaki entegrasyon sürecini hızlandıracağı kanaatini paylaşmışlardır.



—Bağımsız bir devlete sahip olmayan Türk Toplumları ve Topluluklarındaki gelişmeler izlenmeli, temel ve evrensel insan hak ve özgürlükleri başta olmak üzere, hak ve özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesi sağlanmalıdır. Türk Dünyasının bir parçası olan Doğu Türkistan meşru ve yasal bir hak olarak gündeme getirilmeli ve bu bölge Çin ile Türkiye ve hatta Türk dünyasının köprüsü olarak değerlendirilmelidir. Doğu Türkistan meselesinin barışçıl ve uluslararası yaklaşımlarla çözülebilmesi, Çin ile ilişkilerin en yüksek seviyeye çıkarılmasını da sağlayacaktır. Bu sebeple söz konusu bölgedeki gelişmeler Türk Dünyası tarafından da ciddiyetle takip edilmelidir. Özellikle Türkiye’nin dönem başkanlığını yaptığı Asya’da İşbirliği ve Güven Artıcı Önlemler Konferansı (CICA) ve Kazakistan’ın dönem başkanlığını yaptığı Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) nezdinde girişimlere zemin hazırlanmalıdır.



—Irak’taki Türkmenlerin ülkedeki değişim sürecinde olumsuzluklar yaşamaması, Irak’ın bütünleşme, normalleşme faaliyetlerinden dışlanmaması ve var oluşlarını devam ettirmeleri için etkili lobi ve diplomatik iletişim çabaları sürdürülmelidir.



—Ahıska Türklerinin vatanlarına dönüş süreci akılcı ve gerçekçi bir bakış açısıyla irdelenmelidir. Bu konuda Gürcistan yetkili makamları yeterli bilgi ve belge ile daha da aydınlatılmalı; belirli bölgelerden Gürcistan’a değil de başka ülkelere göç eden Ahıska Türklerinin akıbeti konusunda hassas davranılmalıdır.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 18
Dün Tekil 828
Bugün Tekil 631
Toplam Tekil 1638520
IP 54.205.8.87






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































6 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.597 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu