İYİCE ŞEBEKELEŞİP KÜRESELLEŞEN BU DÜNYA DAN BAŞKA YAŞANACAK DÜNYA YOK! - Prof. Dr. Mehmet ERDAŞ - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









İYİCE ŞEBEKELEŞİP KÜRESELLEŞEN BU DÜNYA DAN BAŞKA YAŞANACAK DÜNYA YOK! - Prof. Dr. Mehmet ERDAŞ
Tarih: 10.12.2010 > Kaç kez okundu? 2500

Paylaş


DÜNYA DA VE TÜRKİYE DE BİLİM, SİYASET VE DİN DE, HAYATI YAŞANMAYA DEĞER KILAN HASSAS DENGELER NASIL ŞAŞTI, YABANCILAŞTI VE AHLAKSIZLAŞTI? HAYATTA VE TABİATTA HİÇBİR ŞEY TESADÜF DEĞİLDİR!

YER VE GÖK, ARASINDAKİLER VE ARDINDAKİLER HAK ÜZERE DURURLAR;

PERSONELCİ, LEVAZIMCI, HUKUKÇU VE SİYASETÇİLER, TOPLUMUN DİĞER KESİMLERİNE ORANLA, NEDEN DAHA YÜKSEK ORAN DA SEBEBİ BİLİNMEYEN BEDEN VE RUH HASTALIKLARINA, KANSERE YAKALANMAKTADIRLAR?



Prof. Dr. Mehmet Erdaş, Berlin 10.12.2010



Her şeyden önce, samimi olarak gerçekten inanan Müslümanların Cuma günü mübarek olsun. Hristiyanların da Noel Bayramları, Yahudilerin de Sabbat’ ları kutlu olsun. Allah, peygamberleriyle gönderdiği tüm kutsal kitaplarında, inananlara haftada bir gün istirahat etmelerini ruh sağlıkları açısından neden tavsiye etmiştir? Günümüzde, Kanser gibi çaresiz dertlere deva olsun, insanlar şifa bulsun, beden ve ruh dengeleri, sağlıkları bozulmasın, huzur içinde kendilerini dinlesinler, yeniden pozitif enerji dolsunlar, iyimser hoşgörülü, güler yüzlü ve nazik olsunlar, sayısız nimetlerinin kıymetini bilip, ailece çoluk çocuk Yaradanlarına şükretsinler, dua etsinler istemiş. Hatta ‘Ben insanları, ancak bana dua etsinler, beni tanısınlar ve kötülüklerden uzak dursunlar, takatleri oranında birbirlerine iyiliği ve sabrı tavsiye etsinler, kötülüklerden uzak dursunlar’ diye yarattım demiş değil mi?



KANSER, BEDEN VE RUH ARASINDAKİ, TIBBIN HENÜZ ÖLÇEMEDİĞİ, ÇOK HASSAS BİOKİMYASAL DENGELERİN BOZULMASIYLA OLUŞMAKTADIR.



Bütün hastalıkların asıl nedeni ruhun kirlenmesi, beden ruh dengesinin bozulmasıdır.

Beden ruhun dünyadaki örtüsü ve görünümüdür.Ancak sağlam ve sağlıklı ruh yapısıyla, kritik aklı da aşan inanç sayesinde bedeb ve ruh arasındaki hassas dengeler yeniden kurularak, kanser yenilebilir. Sebep sonuç ilişkisine dayanmayan, yanlış Tıbbi teşhis ve tedavi yöntemleri sonucu doğrudan Kemoterapi uygulanmasına geçilmesi yanlıştır. Sebebi kesin olarak ölçülüp bilinemeyen kanser hastalığının tedavisinde sık sık Kemoterapi uygulanmaktadır. Vücudun bağışıklık ve direnci böylece kırılmakta ve kanser hücrelerinin de başkalaşmasına yol açılmaktadır.Kanseri besleyen en önemli etken kandaki şeker oranının yüksek olmasıdır. Vücudun enerji dengesi, beden ve ruh dengesi sürekli hareket etmekle sağlanır. Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur; sağlam vücut ise ancak ve ancak hayatı boyunca sağlam ve temiz kalabilmiş, rüşveti ve her türlü ahlaksızlığı sürekli reddeden sağlam ruh sayesinde var olabilmektedir. Beden ruhun örtüsü ve dünya gözüyle görünümüdür. Yunus Emre ne kadar güzel kısa ve öz ‘ Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm; Cennet Cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri, isteyene ver sen onu, Bana seni gerek seni’ demektedir.



Siyaset güç ve menfaat oyunudur. Ahlaklı siyasetçi olamaz. Neden mi? Siyasetçi, rolü gereği halka anlattığının tam aksini, perde arkasında kapalı kapılar ardında, kendisini finanse eden para sahiplerine menfaat sağlamak için yapmak zorundadır. Nitekim günümüzde hiç Rahmetle anılan tanıdığınız siyasetçi var mı? Öldükten sonra mezarlarında bile rahat yatamamakta ve azap içinde ölmekte, daha doğrusu öldürülmektedirler. Din ise güzel ahlaklı ve dosdoğru olmayı, verilen her sözün tutulmasını ve böylece Allah’ ın rızasına ermeyi en büyük menfaat sayar. Din ile siyaset maksatları itibariyle bağdaşamaz. Kim hem siyasetçi, hem de samimi dindar olduğunu iddia ediyorsa, kesinlikle yalan söylemektedir. İnsanlık, menfaat çatışmasına dayanan bu temel çelişki yüzünden, din ile devlet işlerini tamamen ayrı gören laiklik prensibini, temel hukuk sistemine, anayasalara oturtmuştur.



‘Residual value’ atık değer demek olup, tüm sistem davranışlarının özetidir. Tabiat atık değeri dönüştürerek sıfırlamaktadır. Kanser hücreleri, aslında atık hücreler olarak, beden ruh dengesi bozulduğunda kendiliğinden yine vücudumuz tarafından üretilmektedir. Her sistem, normal olarak tabii atık değeri sayesinde kendi düşmanından korunmaya çalışmaktadır. Bağışıklık denilen dayanma, karşı koyma kabiliyeti kalmayınca vücut kendiliğinden kendi fazla hücrelerini üretmektedir. Tabiat, en az kuvvet prensibi ve en az atık prensibi ile çalışmaktadır. Tabiat aslında böylece kendi kendini sürekli yeniden yaratmaktadır. İnsanın ve tüm canlıların en kuvvetli dürtüsü üreme ve hayatta kalma içgüdüsüdür. Beden ve ruh arasındaki harikulade ince ve hassas dengenin adı güzel ahlaktır; belirtisi ise yumuşak huylu ve sabırlı olmak, ancak haksızlık karşısında da aslanlar gibi kükreyebilmektir.



Personelci, Levazımcı, hukukçu ve siyasetçiler sürekli olarak adaletli davranmak, doğru ile yanlışı, haklı ile haksızı kesin olarak ayırmak zorundadır. Hâlbuki günümüzde aslanlar kedilere boğdurulmaktadır. Haksızlık ve ahlaksızlık toplumlarda o kadar yaygındır ki, güzel ahlaklı insanlara artık deli ya da enayi gözüyle bakılmaktadır. Suçlar ve suçlular, para sahipleri tarafından kolayca örtülmektedir. Kutsal kitaplarda kısasta sizin için hayat vardır denilirken, günümüz hukuk sisteminde her şey para ile ölçülmektedir. Adam da öldürseniz, en ağır suçu da işleseniz, yeterli paranız varsa mahkûm olmazsınız. İnsanlar, yanlış kararlar verdikçe, sonuçlarına da katlanmak, kendi hesaplarını bir gün o ilahi hesaba çekildiklerinde, yine kendileri, kendi ruh ve bedenleri ile vermek zorundadır. İnsan ve canlılar, biyolojik sistemler, mevcut fiziksel ve kimyasal sistemler içinde en karmaşık açık sistemlerdir. Yüz yüze bakar, cilt cilde dokunur, hayalinden geçirdiği en soyut düşüncelerle dahi, hiç farkında olmadan ruhunuzu kirletir veya temizlenirsiniz. Kimse durup dururken hasta olmak, beden ruh sağlığını kaybetmek istemez değil mi? Bilinen en ince ve en hassas, hiç ölçülemeyen denge, ruh ile beden arasındaki dengedir. Bu denge yaratma kabiliyetinin ifadesidir ve akıl üstüdür. Saf aklı aşan, sonsuz kuvvetin bileşkesinin ve atık değerinin sıfırlanması yaratma kudret ve kabiliyetinin ifadesidir. Sadece güzel ahlak, doğruluk dürüstlük, iyilik ve merhamet, daima en olumsuz durum ve şartlarda dahi olumlu düşünmek, gelecek hakkında iyimser olmakla ruh ve beden dengesini sağlamak, sağlıklı kalmak mümkün olabilir. Şayet ruh ve beden dengesi fiziksel ve kimyasal olarak ölçülebilseydi, Tıp da da kesin sebep sonuç ilişkisi kurularak, tüm hastalıklar kesinlikle ve doğru teşhis ve tedavi edilir; insan ömrünün uzatılması, ebedi genç ve sağlıklı kalmak mümkün olurdu.



Para sahipleri akıllı adamlardır, kimi ne maksatla nasıl ne kadar süre kullanacaklarını iyi bilirler. Siyaseti yönlendiren, siyasi partilerin finansmanını yapan para sahipleri değil mi? Siyasetçiler para sahiplerinin kuklası ya da emir eri değil mi? Ne demiş Hoca Nasreddin; ‘ parayı veren düdüğü çalar’. Büyük firma patronları, seçimlerde kazanma ihtimali olan her siyasi partiye aynı mesafede durur ve aynı miktarda para yardımı yaparlar. Ancak nedense para sahipleri, çok zengin olanlar en sık kansere yakalanmaktadır? Allah, kimseye çekemeyeceği, hak etmediği yükü yüklememektedir, herkese layık olduğunu an be an vermektedir. Cezalar ertelense de, kısas hükmü gereği iyilikle karşılık vermeden, kötülükler ve hatalar kesinlikle unutulmamakta ve affedilmemektedir. Aksi halde yeryüzünde ilahi ve kesin adalet sağlanabilir miydi?



Herhangi bir siyasi parti iktidar olduktan sonra, hangi büyük firma daha çok ihale alıyor, daha çabuk büyüyor, bankalar kredi musluklarını açıyorsa, o firma sahibi ile iktidarın başı arasında gizli bir menfaat ortaklığı, gizli hesaplar ve gizli pazarlıklar vardır. Örneğin, ALARKO firması İstanbul Büyük Şehir Belediyesinden daha çok ihale alıyorsa, kendilerine o ihaleyi kazandıranların İsviçre Avusturya, Liechtenstein’ daki gizli hesaplarına en az ihalelerin %10 unu kadar miktarı bloke ediyordur; SAP firması THY den ihale alıyorsa, bayram değil seyran değil, mutlaka gizli bir hesaba ihale bedelinin %10 unu yatırmıştır. Bu işler, rüşvetin belgesi olmasa da, ebediyen gizli kalmaz, bir gün ortaya çıkarılır. Bugün tüm dünyada firma ve devlet ilişkileri, ihale çarkı böyle dönmektedir. Bir iktidarın nasıl ve ne kadar adil çalıştığını anlamak istiyorsanız, hangi ihalelerin kimlere verildiğine, kimlere paralar aktarılıp zengin edildiğine, ihale kanunlarında yapılan değişikliklere, orman ve enerji kaynaklarının, Bankaların, Telekom ve THY gibi büyük kuruluşların kimlere ihale verdiğine, hangi illere ne kadar yatırım yapıldığına, iç ve dış borç artışına karşılık neler yapıldığına, kısaca kaynak harcama dengesine bakmak lazımdır. Vücuttaki beden ruh dengesinin adı siyasi iktidarlar için kaynak harcama dengesidir. Atık değerin adı ekonomi de katma değerdir. Ne kadar katma değer üretildiğine, gelir dağılımına ve işsizlik oranlarına, finans ve bankacılık sistemine, faiz ve döviz oranlarındaki ve para değerindeki değişmelerin kimlere yaradığına iyi bakmak ve rakamlarla irdelemek lazımdır. Sayıların dili kelimelerden çok daha kesindir, ancak özellikle ekonomide ve siyasette en iyi yalanlar da bilgi kirliliği sayesinde istatistiklerle söyletilmektedir.



Viyana da AKH denilen Avusturya nın en büyük Hastanesi de büyük rüşvetlerle yapılmadı mı? Bu makalenin yazarı, bu konuda dönen rüşvet çarklarını açıklayarak engel olduğu için Viyana Belediyesinin koyu Katolik genel Sekreteri Dr. Josef Bandion tarafından derhal işine son verildi. Belediye Başkanı Dr. Helmut Zilk’in elinde patlayan mektup bombasını yapabilecek yegâne potansiyel suçlu olarak Krone gazetesi tarafından suçlandı. Viyana’ da yıllarca süren mahkemeler ve yargılama süreci sonunda aklandı, ama sıhhatinden ve işinden oldu.



Rüşvet çarklarına çomak sokanlar, tüm dünyada hemen Wikileaks patronu Julian Assange gibi -prezervatif kullanmadığı ve İsveç te bu davranış kadına tecavüz sayıldığı için - uydurma suçlar isnad edilerek hemen hapislere atılır ve zararsız hale getirilirler. Ancak günümüzde iyice şebekeleşip küreselleşen, tüm aktörlerin birbirine aşırı bağımlı hale geldiği bu dünyadan başka yaşanabilecek dünya da yok uzayda. Her ne kadar türlü kurgu bilim, ‘science fiction’ ve uzay araştırmaları ile insanlara umut verilmeye çalışılsa da, bu dünyadan başka gezegende su yok, atmosfer yok, hayat da yok! Dünya kamuoyu, Yeşiller ve Greenpeace gibi, Wikileaks hareketi gibi organizasyonlar sayesinde, devletlerin gizli arşivleri hakkında birden bire haberdar oluveriyorlar. Daha doğrusu haberdar ediliveriyorlar! Bu tür psikolojik harekâtların örtülü saklı gizli maksatları hedefleri var elbette. Çin Afrika da, sessiz ve derinden, tüm enerji kaynaklarına, petrol, uranyum ve diğer kıymetli metallere sahip olmaktadır. NATO Ruslara karşı hala sessiz ve derinden gizli harekât planları yapmakta ve tehdit unsuru olarak görmektedir. Rusya ve Çin, İran ve Türkiye, Irak ve Suudi Arabistan NATO füze kalkanının temel hedefleridir. Asıl hedef, dünya da mevcut tüm su, petrol ve enerji kaynaklarına, başta Uranyum, Kobalt, Altın ve Plütonyum olmak üzere tüm kıymetli maden rezervlerine, uluslar arası hukuku ve egemenlik haklarını hiçe sayarak askeri güç ve/veya kukla siyasetçileri kullanarak el koymak, tüm dünyada elde ettikleri mutlak güç, silah ve doğal kaynak üstünlüğünü önümüzdeki yüzyılda da korumak ve olabildiğince devam ettirmektir.





Küresel Finans Krizi, dünya para sistemi ve bankacılık sisteminin çökmesine yol açacak, faiz ve döviz, Euro bölgesi krizine dönüştü, dünyada risk kavramı ve siyasi birlik, stratejik ortaklık, çıkar ilişkileri kavramı da, askeri ve siyasi güç dengeleri de temelden değişti. İklim değişmesi ve kalıcı sıcak ve soğuklar, dünyamızı, öncelikle en çok enerji tüketen Avrupa, Çin, Japonya, Rusya ve ABD yi felç edecek. Şebekeleşmiş, küreselleşmiş ve iyice küçülmüş bir dünyada yaşıyoruz. Siber saldırılar, bilişim ve yazılım güvenliği, askeri güvenlikten, muhabere muharebeden çok daha önemli hale geldi. Orta Doğu daki petrol, doğal gaz, enerji ve hammadde kaynaklarının, Türkiye’ deki tatlı su kaynaklarının, İran ın nükleer enerji programının, uzayın güvenliğinden, Çin ve Afrika daki Çinko Bakır Demir Uranyum hammadde kaynaklarının güvenliğinden daha önemli olduğu anlaşıldı. Yoksa bayram değil seyran değil, İngiliz Karliçesi neden Cumhurbaşkanı Exeter mezunu Abdullah Gül’ e ödül üstüne ‘Chatham’ ödülü versin? Wikileaks, diplomatik sızıntı belgelerinde, en çok belge neden ABD’ nin Ankara’daki Büyükelçiliğinden gönderilsin? Neden ABD’ deki Yahudi Lobisince Türkiye de 2001 krizi sahnelenip, hapiste iken çıkarılıp, Siirt te seçimler iptal edilip, daha Milletvekili bile değilken ABD Başkanı Bush ile görüştürülen ve sonra ABD ye ve Yahudi Lobilerine sadakat sözleri ve Ortadoğu nun geleceği ve ABD çıkarları için önceden siyasi taahhütleri alınıp, hiç de uygun eğitimi, lisan bilgisi ve uluslar arası tecrübesi olmadığı halde, birdenbire, din iman kisvesi altında Türk halkını en iyi aldatacağına kanaat getirilerek Türkiye’ye Başbakan yapılan Recep Tayyip Erdoğan’ ın İsviçre de sekiz adet gizli hesapta 7 Milyar Dolardan fazla parası olduğu deşifre edilip açıklansın? İstenseydi onun da adının üzerine diğer ispiyoncu bilgi kaynağı Bakanları ve Milletvekilleri gibi XXXXX işareti koyulabilirdi? Recep Tayyip Erdoğan da gözden çıkarıldığını bildiği için kızıyor; isimleri üzerine çarpı yapılanlar daha bilgi kaynağı olarak ABD menfaatleri için kullanılacak da ondan açıklanmadı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ ın fişini çektiler; açıkca belli Wikileaks tarafından açıklanan ABD diplomatik şifreli gizli kripto mesajlarından!



Toplumların en önemli zenginlik kaynağı, iyi eğitilmiş kaliteli ve yüksek matematik, ekonomi ve finans bilgisi, enerji ulaşım haberleşme şebekeleri altyapısı sayesinde, tüm dünyada anında olanı biteni, tüm karmaşık güç dengelerini ve çıkar hesaplarından anında haberdar olup, çıkar ilişkilerini ve siyasi güç dengelerindeki değişimlerin sebep sonuç ilişkilerini iyi okuyabilen, her türlü bilgi kirliliğine ve psikolojik harekata rağmen korku ve terörle sindirilemeyen, doğruyu yanlıştan ayırt edebilme kabiliyetine sahip, sürekli dayanışma içinde olan insan gücüdür. Kaliteli Matematik ve Bilgisayar eğitimi alamayan, Riemann Geometrisinden, Markov süreçlerinden, Temel Termodinamik ve Maxwell Elektromanyetik Kanunlarından, Shannon ve Nyquist’ in Dirac’ ın Haberleşme Teorilerinden, Parçacık veya Quantum Fiziğinden henüz haberdar olmayan ve bu yüzden de çok boyutlu, stratejik ve çok amaçlı soyut düşünme kabiliyetine sahip olamayan toplumlar ve bireyler, ne din ve tabiat konusuna, ne de yeni uygarlık felsefelerine, yeni malzeme ve keşiflere dayanan yüksek teknoloji üretme kabiliyetine, mutlak ve ebedi kesin bilgiye, tek ve deterministik hakikate varamazlar. Neden mi? İnsan beyni sınırlı hafıza kapasitesiyle hiçbir zaman tüm olası ihtimalleri önceden akıl edemeyecektir. Laplace tarafından yapılan matematiksel ihtimal tanımına göre, ihtimal istenen olasılıklarının, olası tüm olasılıkların tamamına oranıdır. Ancak paydada olan tüm ihtimaller hiçbir zaman bilinemeyeceğinden ihtimal tanımı tamamen göreceli ve yanıltıcıdır, kesin ve mutlak ölçülebilir değildir. Bu sebeple, insanoğlu henüz yanlışlanamayan (bkz. Karl Popper) teorilerden, şüpheye dayanan yanlış ihtimal hesaplarından ve varsayımlardan ibaret olan müspet bilimin bilgi üretme yöntemleri ile, benzeşim(analoji), önsezi ve vahy, iman yöntemine dayanan kutsal kitapların aynı hakikati ifade ettiğini, dünyanın hızla şebekeleştikçe, dünyanın daha çok tek ve bir, dünyada ve evrende var olan her şeyin, ismin ve cismin, tüm hayal, düşünce ve fikirlerin mikro ve makro düzeyde ne kadar iç içe, birbirine bağımlı, kısıtlayıcı ve koşutlaşıcı aynı hakikatin değişik ifadesi ve görünümü olduğunu, dünyamızın evrende başka eşi emsali olmayan, ölümlü ve doğumlu, temeli suya dayanan geçici bir hayatın mümkün olduğu, tüm kaynakları, canlı ve cansızları, arasındaki ve ardındaki hayatıyla, eşi benzeri olmayan bir ve tek gök cismi olduğunu da anlayacak; aklıyla, bilgi birikimiyle, bilgiye ulaşım hızı, sıklığı ve kolaylığı arttıkça daha da kesin ve şüphesiz kavrayacaktır.



Kimbilir, belki ondan sonra da yeryüzünde sebebi bilinmeyen, kanser gibi tedavi edilemeyen hastalıklar, para sahiplerinin kuklası olarak, ebedi ve ilahi olan beden- ruh dengelerini az bir değere, paraya ve geçici dünya heveslerine, zenginliğe, kadınlara, sekse ve zevke değişen, bu yüzden de ahlak güzelliğini, sağlığını, beden ve ruh dengesini kaybeden personelciler, levazımcılar, hukukçular ve siyasetçiler kalmayacak; cennetinde cehennemin de yeryüzünde olduğu kesinlikle anlaşılacaktır.



Bilim, olası tüm şüphe ve ihtimallerden yola çıkarak, ihtimal dağılımlarını, soyut matematik kavramlarını, kullanılabilir insan ve bilgisayar hafıza kapasitesi ile sınırlı ölçme kabiliyetini kullanarak istenmeyen ihtimalleri eleyerek müsbet bilgi üretebilir. Bilimin ürettiği tüm yeni keşif ve malzemelerin, daha çok zengin ve gelişmiş refah toplumlarında, ilk önce para sahiplerinin kendi üstünlüğünü ve göreceli dünyevi üstün gücünü korumak maksadıyla, öncelikle daha mükemmel silahların üretiminde ve geliştirilmesinde kullanılırken; önsezi ve vahye dayanan iman yöntemi ile daha çok az gelişmiş ve yoksul toplumlarda doğan ve kutsal kitaplara dayanan tek tanrılı dinlerin , tarihsel perspektifle irdelendiğinde insanlığın bekasını sağlayan mutlak gücün, kainattaki saf aklı aşan en hassas korku ve güven dengesini, aynen beden ve ruh dengesinde bire bir aynalaşarak yansıttığını ve dengelediğini anlatmaktadır.

Ölüm korkusunu imanı sayesinde kesin olarak aşabilen insanlara, ne kadar mükemmel olursa olsun, ne nötron bombası, ne de füze kalkanının balistik füzeleri ile hükmedemezsiniz. Tam tersine onların direnişini, terör adı altında yeniden isimlendirmek ve sömürüyü önleyecek kesin ve ilahi faiz yasağı nedeniyle lanetlemek ve düşman ilan etmek zorunda kalırsınız.

İklim değişmesi ile sıklaşan ve yaygınlaşan şiddetli sıcaklar, soğuklar ve depremler, yanardağ patlaması, tsunamiler ve diğer doğal felaketler, Batı nın tüm teknolojik üstünlüğüne rağmen, Güneşin yeniden Doğu dan doğacağına işaret etmekte değil midir? Petrol, tamamen yenilenebilir enerji kaynakları ile ikame edilmeden, nükleer enerji kaynaklarına bağımlılık sürecek ve dünyada hayatı, kontrol dışı oluşacak bir yaygın kitlesel nükleer kirlilik yaşanamaz hale getirecektir. Kuran da Duhan suresinde anlatıldığı gibi yeryüzünü kaplayacak olan duman işte bu yaygın olası kitlesel nükleer kirlilik ve çevre felaketidir.

Allah mutlak güç sahibi olduğuna göre, en ince detayda sakladığı mutlak güç bilgisini, kelebek etkisiyle hiç kimsenin önceden bilemeyeceği an ve ölçekte harekete geçirecek; tüm dünyada ve evrende hayatı aynen Nuh tufanında olduğu gibi, tamamen yeni baştan kurgulayacak, gözlerimizdeki perdeyle aklımıza ve idrak kabiliyetimize koyduğu sınırlamayı kaldırarak zaman idrakimizi çok boyutlu kılacak; dünya ve tüm diğer gök cisimleri kendi eksenleri ve güneş etrafında sürekli döndükleri halde, bizim nasıl olup da bunu algılayamadığımızı bizlere öğretecektir. Allah âlim ve her şeyi en iyi bilen, herkese her ferde ve topluma her an layık olduğunu veren, hakimler hakimi değil mi? Türk toplum ve devlet yapısı ‘ Benim memurum işini bilir’ diyerek en tepeden rüşvete, faize ve dövize fetva veren sözde Müslüman, özde ABD ve AB kuklası Cumhurbaşkanları ve Başbakanlarca ve onları o yüce makamlara taşıyan siyasi partilerinin şakşakcı, menfaatperest ve rüşvetçi kadrolarınca yönetilmeseydi, aman bana dokunmasınlar diyerek sessiz ve kayıtsız kalan, yalaka medya mensupları ve piyasacı ratingci medya Patronları, TSK, Üniversite Rektörleri ve Yargı mekanizması tarafından istismar edilmeseydi, Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP kadroları ülkede ne varsa yok pahasına satarak Türkiye’ yi pazarlayabilir , aşırı oranda borçlanarak Türkiye nin geleceğini karartabilir miydi? Milletvekili Dokunulmazlığını ve YÖK ü kaldırmak başta olmak üzere millete şeffaflık ve demokrasi vaatleriyle iktidar olanlar, neden Wikileaks belgelerinin açıklanmasından rahatsız oluyorlar ki? Yoksa devekuşu misali, başını kuma gömünce arkasının, yenilen rüşvetlerin ve yapılan gizli pazarlıkların ebediyen gizli kalacağını mı sandılar? Hele CHP ve MHP yapay muhalefet liderleri, neden yıllarca bilerek AKP ye çanak tuttular da, Türk milletine çıplak hakikati anlatmak yerine tepeden baktılar ve hep sustular, kendi kullanamadıkları ipleri attılar meydanlarda? Türk milleti ariftir, sabırlıdır, ertelese de cezalarını verir bunların vakti gelince mutlaka! Türk milleti vermese de Allah mutlaka layık oldukları cezaları, hem de çoluk çocuk ailecek mutlaka verecektir. Ben bekliyorum, sizde bekleyin gençler! 12 Eylül benzeri bir ortamı hazırlamak istiyorlar Türkiye de uyanık olun; hislerinize akıl ve mantıkla, bilgiyle ve dayanışmayla, vatan sevgisi ve imanla hakim olun lütfen!





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 18
Dün Tekil 825
Bugün Tekil 88
Toplam Tekil 1635619
IP 54.158.83.210






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































3 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ben sadece asil bir ailenin evladı olmakla değil, fakat asil bir milletin evladı olmakla gururluyum.
(ATİLLA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.408 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu