TÜRK’ÜN KÖKÜNÜN KAZINMASI -11- - Özkan BOSTANCI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









TÜRK’ÜN KÖKÜNÜN KAZINMASI -11- - Özkan BOSTANCI
Tarih: 06.12.2010 > Kaç kez okundu? 1956

Paylaş


Yazımıza yine Atatürk'ün sözüyle başlayıp, yaşadığımız soykırımları, zulmü, işkenciyi, tecavüzü ve sürgünü resmî kaynaklardan, görgü şahitlerinden nakletmeye devam ediyoruz...



- "Millî hayatımızda yediden yetmişe hepimizin bilmesi gereken zafer günlerimiz olmakla beraber, ACISINI DÜNYA DURDUKÇA İÇİMİZDEN ATAMIYACAĞIMIZ MİLLÎ FELAKET GÜNLERİMİZ DE VARDIR...



1877 Rus Harbi sonu büyük muhaceretleri! ..



TÜRK'ÜN AVRUPA'DAN ÂDETA KÖKÜNÜN KAZINMASI İSTEĞİYLE HORTLAYAN HAÇLI ZİHNİYETİNİN GİRİŞTİĞİ TOPLU KATLİAMLAR!..



1912 Balkan Savaşı ve TÜRKLER'e reva görülen zulüm ve İŞKENCELER!..



Tarihin bu acı mirasları her TÜRK'ün kalbinde unutulmamak üzere dünya durdukça muhafaza edilmelidir.



Milletimizin kalbinde HİSS-İ İNTİKAM olmalı!..



Bu alelâde bir intikam değil; hayatına, ikbaline, refahına düşman olanların mazarratlarını izaleye matuf bir intikamdır"

(16.3.1923) Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK



SAKIZ ADASI'NDAN BİR MÜSLÜMAN TÜRK KIZININ MEKTUBU :



- "Sevgili Hacer!







Bu mektubu lâyıkiyle okuyamıyacağınızdan eminim, çünkü gözyaşlarımı tutamıyorum.







Mektup, mürekkep lekeleriyle kirlenmiş kâğıt parçasını andıracaktır."



- "Emin ol hemşireciğim (kızkardeşim), biz şimdi yaşamıyoruz!..







Yunan subaylarının her dakika namusumuza, hayatımıza taarruz için uydurdukları oyunlardan korkarak can çekişiyoruz.







Ah Hacer!..







Keşke ölsem!







Emin ol, o zaman mesut olacağım."



- "Namusuma taarruz etmek isteyen genç bir Yunan subayı, bir visâl için bütün âlemi mahvetti!







Şimdi konak bir enkaz, bahçe viran!.







Her taraftan inilti, ağlama sesleri aksediyor!"



- "Kardeşim, bu Yunanlar kat'iyyen insan değildir!







Olsa olsa Ortaçağ'ın elleri yüzleri kan kokan, her gün genç kız ve çocukları boğazlayan korsanları olabilirler!"



- "9 ay iç inde yalnız ailemin değil, bütün SAKIZ adasının müşahede ettiği facialar, Müslümanlar'ın düçâr oldukları zulümler izah edilemez!"



- "Yunanlar bütün İSLÂM dünyasını mahvetmek istiyorlarmış. Buna bir şey demiyorum.







Hepimizi bir eve toplansılar, benzin döksünler, (yaksınrlar,) karşımıza geçip raksetsinler.







Buna razıyız.







Yalnız MUKADDESAT'a taarruz etmesinler!"



- "Fakat bu adamlar evvelâ namusumuzu ayaklar altına alıyor!..







Evlâtlarımızı, küçük kardeşlerimizi vahşiler gibi gâh ateşe atarak, gâh gözümüzün önünde boğarak aklî kuvvetimizi harap ediyorlar!







Sonra da cami, namaz, Peygamber ve Kur'an ile alaya başlayarak mukaddesatımızı eğlence yerine koyuyorlar!"



- "Yunanlar SAKIZ'ı işgâl ettikleri gün, ilk hakarete OSMANLI SANCAĞI mâruz kalmıştı.







Bİr Yunan çavuş sancağı indirerek ayakları altına aldı!







Dürbünü getirdim, karşımızdaki karakol neferlerini seyrediyordum.







Mehmetler'in çehresi hep ıslaktı.







Tüfekleri, kasaturaları öyle durgun bir inkisar ile yere bakıyordu ki, ağlamaktan kendimi alamıyordum...







Gözyaşlarını silerek esirler arasına giriyorlardı.







Teslim olmamak için bize sığınan genç Erkân-ı Harb yüzbaşısı KEMÂL BEY'i ve bir mülâzımı bu hakaretlerden kurtarmak için gizlemeğe lüzum gördüm.







Babama anlattım..."



(aynı eser, sf. 43)



Fakat akşam olmadan bütün SAKIZ adası, Yunan askerlerinin ve yerli Rumlar'ın talanına, tecavüzüne ve katliamına sahne olur!..







Eserinden yararlandığımız Kadir Mısırlıoğlu, "devamını yazmaya kalem varmıyor," deyip, HACER'in okul arkadaşı ULVİYE'nin mektubunu, burada kesmiş ve kaynak vermekle yetinmiş!..



Bu bölümü bir Yunan askerinin pişmanlık mektubu ile bitirmek istiyoruz.







Pişmanlık, ama çok geç!..







Ölüm döşeğinde!..



- "Evlâdım!..







Şimdi ben, gözlerimin önünde uçuşan korkunç çehrelerden çekinerek, gözlerimi açtıkça, titriyorum!"



- "Karşımda, çekmecenin üstünde (beliren) delirmiş mâsum bir Türk kızının nasıl üzüldüğünü görmemek için gözlerimi yumunca, uzaktan üç hayal üzerime doğru koşarak geliyor!..







Bunlar genç kocası ile birlikte kafasını balta ile ayırdığım sevgili hanımı...







Yarabbi!..







Ben o gece 8 yaşında gayet sevimli bir kız çocuğunu da ellerimle boğmuştum!..







Bilmem nasıl bir cinnetin sevkiyle 7 sene ekmeklerini yediğim efendilerime böyle katı bir yürekle kıymıştım!"



- "O zaman sen daha 4-5 yaşlarında idin...







Cinayet (yüzünden) aşçı ve uşak hapishaneye atıldıktan sonra, cinayet ortağım Bakkal YORGİ ile çalabildiğim 150 lirayı paylaşarak BOĞAZİÇİ'nde bir kasap dükkânı açtım...







Orada (da) yapmadığım kalmamıştı!..







Zavallı saf ve namuslu Türkler'e köpek ve eşek eti bile yedirmiştim.







(Halbuki) yanıbaşımdaki Türk ve Müslüman kasabı bırakıp bana gelirler, seninle Fransızca konuşmak için benden alış-veriş ederlerdi."



- "(Çok önceden) ben KARAMANLI öyle bir Rum idim ki, dünyada Müslümanlar kadar kimseyi sevmezdim!







Kalbimin âdeta İslâmiyet'e yaklaştığını hissederdim."



- "O esnada köye bir Yunan geldi.







Rum ahaliye bilmediğimiz şeyler söylüyordu.







Biz evvelden büyük bir imparatorluk imişiz.







Sonra vahşi Türkler memleketimizi istilâ etmiş, kadın, çocuk, ihtiyarları ateşlere atmışlar, gençleri kılıçtan geçirmişler!.."



- "İlk toplantıda Türkler aleyhine vahşi, kaba, canavar iftiralarını işitmek bize ağır geldi.







Fakat yavaş yavaş alışıyorduk.







Bir gün geldi ki, o telkinatın tesiri altında Türkler'e karşı düşmanlık hissi duymaya başladım."



- "İSTANBUL' geldikten sonra bu cinayeti de aynı sebeple işlemiştim...







BOĞAZİÇİ'nde bir komite teşkil etmiştik.







Her ay AVEROF için iâne toplar, gizlice Atina'ya yollardık... Doktor NİKOLANİDİS, eczacı KİRYAKO, meyhaneci KOÇO, gazinocu ALEKSİ ve ben komite âzâları idik.







Vazifemiz, saf Osmanlılar'ı her ne şekilde olursa olsun, ifsat etmekti. Buna Rumlar'dan başlıyorduk."



- "BOŞO, KOZMİDİ lâzım gelen emirleri verirlerdi...







(Sonra) Türk unsurunun imhası için Yunanistan'a koştuk.







Çeteler teşkil ettik.







Köyleri yaktık.







Muhacirleri arabalarının içinde birer birer boğazladık.







Kadınların, kızların ırzına geçtik.







Esirlerin gözlerini oyduk.







Burunlarını, kulaklarını kestik!..







Öyle facialar meydana getirdik ki, oğlum, şimdi şimdi onların korkusu ile titriyor, boğuluyorum!







Kör olsun, beni baştan çıkaran o Yunan domuzlar!.."



- "Sonra MİDİLLİ adasına geçtik.







Orada bir kışla vardı.







Orada esir Türk subay, kadın ve çocukları, ölüme mahkûm demekti!..







Bu esrarengiz zindan üç kısma ayrılmış.







En üst katta kadınlar bulunuyordu.







İhtiyarlar tamamiyle ayrı bir yerdeydi.







Genç ve güzeller iki sınıfa ayrılmıştı.







Birinci sınıf binbaşıya kadar olan âmirler ve subayların hazları için seçilmiş, dilber ve nefis kızlardan, güzel câzibedâr kadınlardan ibaretti."



- "İkinci kısım ise orta halde güzel kız ve kadınlardan ibaretti ki, bu da teğmenlere kadar bütün subaylara aitti.







Neferler, küçük subaylar şehirde istedikleri eve girerlerdi.







Tevkif olunmayanları ortadan kaldırmak için iyi bir usül idi."



- "Müslüman kadınlar mutaassıp olduklarından çeteciler veyahut cahil neferlerle az-çok döğüşüp onlara karşı koyabileceklerdi.







O zaman Yunanlar Türk öldürebilirdi."



- "Alt kısım uydurma bahanelerle tevkif edilen Müslümanlara mahsus idi ki, bunlara ne yemek, ne de su verilirdi.







Yalnız paralarını çekmek için, küflenmiş peksimetleri bir liraya, bir kadeh suyu da iki mecidiyeye satardık."







- "Bunların ölümü gayet facialı ve canhıraştı.







Çünkü hep açlıktan, susuzluktan telef oldukları için avaz avaz bağırırlardı.







Birçok defa çok bağıranları susturmak için nöbetçi neferleri onları süngülemeğe mecbur olmuştur!"



- "Üçüncü kısım esrarengiz bir kısım idi ki, yer altında, karanlık, rutubetli ve kokulu odacıklardan ibaretti.







Buradaki mevkuflar ne açlıktan, ne de susuzluktan ölürlerdi!..







Bir kısmını baş aşağı asarlar, bir takımını dudaksız, burunsuz, kulaksız bir halde bırakırlardı ki, bu gayet korkunç oluyordu!..







Burada daima pranga gürültüleri işitilirdi."



- "Bu esrarengiz zindana hangi gardiyan geldiyse, mutlaka haftasında ya cinnet getirmiş, ya bir kazaya uğrayıp telef olmuştur!.."



- "Ben ilk defa ikinci kısımda gardiyanlık yapmıştım.







Orada bizim köylü YUSUF'a tesadüf etmiştim.







Bana öyle samimiyetle altıldı ki!..







Fakat ona şiddetli bir tokat indirdim!..







Ah ben ne cinayetler işledim!..







Bu uysal Türk, köyde kurt parçalayacak anda iken seni korumuş, ve beni iki defa ölümden kurtarmıştı.







Faziletli, mutekit bir çoban idi.







Kendisiyle iki kardeş gibi sevişirdik.







Yegâne geliri senede 5 mecidiye olduğu halde, İSTANBUL'a gelirken bana biriktirdiği 25 mecidiyesini vermişti!..







(Ama) ben, İSTANBUL'a geldikten sonra hain ve domuz bir Yunan olmuştum.







Hayvan Yunanlar'ın telkinleri, bana bu adamın iyiliklerini unutturmuştu.







Onu işkencelerle ortadan kaldırdım...







Ah Yarabbi, beni affet!"



- "Pervasızlığım beni üçüncü zindana attı.







Oraya bir gardiyan arıyorlardı.







Herkes korku içinde titreyerek bunu reddederken, ben seve seve gardiyan oldum!..







İlk işim BOĞAZİÇİ'nde benden alış-veriş etmeyen birisini öldürmek oldu.







Sonra azıttım.







Babasını görmek için oraya gelen güzel bir kızı, kolundan tutup ayrı bir odaya kapattım!..







Geceleri o afif kızı öpmeye uğraşırken o dişi kaplan beni ısırır ve çimdiklerdi!..







Zavallının kollarını bağladım, elbiselerini parçaladım.







Ne zaman hayvanlığımı teskin etmek istesem, hemen sopayı elime alır, kemiklerini zedeleyinceye kadar döver, sonra o baygın haldeyken, o alçaklığı işlerdim."



- "Öldürdüğüm hayaller, boğduğum çocuklar gözümün önünde!..







Titriyorum!..







Artık çok yaşamıyacağıma kanaat ettim.







Etrafımda acı sadâlar işitiyorum!..







Günahlarımın cezasını çekerek, bir gün hayvan gibi geberip gideceğim!"



- "Yavrum, sen asla Yunan değilsin!..







Seni Atina'ya yollamakla bir cinayet işlemiş olduğumu hissediyorum. Kaabil olsa, belki TÜRK değil ama, halis bir OSMANLI ol, diyeceğim geliyor.







Fakat bunun mümkün olmadığını tecrübeyle anladım!"



- "Sana itiraf ettiğim ilk cinayetin kurbanım RUHSAR HANIM'ın yüzüklerini kızkardeşlerinin ellerinden çıkar, denize at!..







ATİNA'daki dükkânları, evleri satarak bankadaki paranın üzerine ilâve et.







Bunları kudurmuş bir kurdun elinden seni kurtaran DURMUŞ'un babasına yolla!..







Belki kanı üzerime sıçrayan bu ruh beni affeder!"



- "Sonra bu vasiyetnâmeyi ayniyle gazetelere dercet!..







Yunan iğvalarına kapılanların ne kadar büyük vicdan azâbı içinde olduklarını, herkes benden ibret alarak öğrensin."



Kaatil ve Hain Baban



(aynı eser, sf. 56)



Bu yazılanlar size uydurma gibi gelebilir...







Ancak hepsi belgeli, hepsi yayınlanmış eserlerden Kadir Mısırlıoğlu tarafından derlenmiş, ve YUNAN MEZALİMİ adı altında kitap olarak yayınlanmıştır!



Zaten yazılı belgeye bile gerek yok!..







Dedelerimizden, ninelerimizden dinlediğimiz yaşanmış SIRP, BULGAR, YUNAN ve ERMENİ zulüm vak'aları, bunlardan da beterdir!



Önemli olan unutmamamız, ve bir daha asla böyle bir zulme uğramayacak tedbirleri almamızdır!..







Sadece geçmişteki olayları, yaşadığımız zulümleri unutmamak değil; gelecekte bizim için tasarlanan soykırımları da bilip tedbir almamız gerekli!..











>>>DEVAM EDECEK















Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 14
Dün Tekil 828
Bugün Tekil 763
Toplam Tekil 1638652
IP 54.205.150.215






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































6 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.692 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu