Yeni Afganistan’ ın inşasında Türkiye ve Orta Asya Cumhuriyetlerinin yeri - Prof. Dr. Juliboy ELTAZAROV - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Yeni Afganistan’ ın inşasında Türkiye ve Orta Asya Cumhuriyetlerinin yeri - Prof. Dr. Juliboy ELTAZAROV
Tarih: 15.11.2010 > Kaç kez okundu? 3151

Paylaş


Amerika’da seçimler öncesi Irak ve Afganistan savaşlarına son verme ve oralardan askerleri geri çekme sözünü vererek iktidara gelen Barack Obama, Iraktaki savaşın sona erdiği hususundaki Ağustos 2010 da yaptığı meşhur açıklamasından dokuz ay önce iki yıllık devlet başkanlığı devrindeki belki en önemli kararını da beyan etmişti.



1. Barack Obama’nın yeni Afganistan stratejisi



Amerika’da seçimler öncesi Irak ve Afganistan savaşlarına son verme ve oralardan askerleri geri çekme sözünü vererek iktidara gelen Barack Obama, Iraktaki savaşın sona erdiği hususundaki Ağustos 2010 da yaptığı meşhur açıklamasından dokuz ay önce iki yıllık devlet başkanlığı devrindeki belki en önemli kararını da beyan etmişti.



Buna göre Amerika ve müttefikleri 2011 yıl Temmuz ayından itibaren Afganistan’dan kendi kuvvetlerini geri çekme sürecine başlaması ve bu süreden sonraki 2–3 yıllık devirde çağımızın en üzün süren ve kanlı savaşı bu şekilde sona ereceği arzu edilmekteydi. Obama, Aralık 2009 tarihinde New York West Point Askeri Akademisi’nde yeni Afgan stratejisini açıklamıştı. Obama belirleyen stratejik harekât konseptine göre Afganistan’daki Taliban’a karşı sürdürülen harekât 18 ay gibi bir süre içinde bitirilmesi açıklanmış ve ABD askerlerinin 2011 Haziran ayından itibaren Afganistan’dan çekilerek sorumluluğun Afgan güvenlik güçlerine devredileceğini beyan edilmiştir.



Ancak, çekilme sonrasında dahi Afganistan’a gerekli yardım ve danışmanlığın sağlanacağını ifade edilmiştir. Başkan Obama bunu ABD’nin tek başına yüklenmesinin mümkün olmadığını söyleyerek, olumlu baktıkları yeni strateji uygulaması kapsamında NATO müttefiklerinden muharip güce katkıda bulunmalarını talep etmiştir. Amerika bu ülkeye yaklaşık 40 bin ek kuvvetler gönderecek ve bu kuvvetler Afganistan ve Pakistan sınır bölgelerindeki Taliban’ın son kalelerini yıkmak için yönlendirilecekti



Temmuz 2011 sonrası Şubat 1989 sonrasının tekrarı olamaz.



Ancak ister Afganistan’daki askeri operasyonlar, ister bu ülkeyi kalkındırma projeleri dünya kamuoyunun ve Batılı liderlerin istediği hız ve şekilde gitmediği, Taliban güçlerinin toparlanarak Afganistan’ın bazı mıntıkalarında etkili duruma geldiği, Afganistan’da görev yapan koalisyon güçlerine ulaştırmak için yollanan yüklerin büyük kısmı teröristler tarafından yok ediliyor olduğu da ortadadır. Bu durumlar Afganistan’da 18 ay gibi bir kısa sürede uluslar arası terör örgütü üstünden zafer kazanılması hamda ülkede barış ve istikrarın sağlanmasının ne kadar zor olduğunun kanıtıdır. Bir de Afganistan ve uluslar arası terör sorununun çözümlenmesinin yeni ve en zor dönemi Amerika ve NATO kuvvetlerinin bu ülkeden çekilmesinden sonra başlayacağı şimdiden bellidir.



Çünkü Şubat 1989’da Afganistan’dan Sovyet ordusunun çekildiğinden sonra ortaya çıkmış hamda sonuç olarak 9.11.2001 saldırısına kadar uzanan bir müthiş manzara gibi acı tecrübe da vardır. Tabii bu durumda 2011 Yıl Temmuz ayından itibaren uluslar arası topluluktan Afganistan’a nispeten yeni strateji ve yaklaşımlar beklenecektir. Afganistan’da kalıcı barış ve istikrarın sağlanması bu ülkenin ekonomik, siyasi ve kültürel açılardan bölge hamda dünyaya entegre olmasından geçeceğini göz önüne alırsak, 2011 Temmuzdan sonraki dönemde Türk-İslam Dünyasına, Türkiye’ye ve ayrıca Afganistan’ın sınır komşuları olan Post Sovyet Orta Asya Cumhuriyetlerine büyük görevler düşecektir.



3. Afganistan’ın etnisitesi ve sınır komşuları



Afganistan (Horasan)da en eski devirlerden buyana Türkçe ve Farsça konuşan toplulukların uyum ve barış içinde yaşadığı bellidir. Ama Afganistan devleti kurulduğu 1747 yıldan itibaren Peştunlar yönetiminde bulunan bu ülkede çıkan her isyan, her iç savaş devamlı etnik gruplar arasındaki çatışma şeklinde gerçekleşmiş veya sonradan buna dönüşmüştür.



Geçmişte Afganistan’da siyası çıkarları var olan süper güçler veya bazı komşu devletler ülkenin çok etnisiteli yapısını epey kullanmışlar. Buradaki etnik ve dini gruplar arasında çatışma çıkararak, onları kullanmışlardır. Bundan dolayı günümüzde Afganistan’da adaletli etnik siyasetin yürütülmesi beraberinde buradaki büyük etnik gruplar arasındaki bağları güçlendirmek önemlidir.



Amerika ve NATO kuvvetlerinin Afganistan’a konuşlanmasından sonra Birleşmiş Milletler ve Batı ülkeleri patronajı altında geçekleştirilen sosyo-politik reformlar sonucu olarak bu ülkede çeşitli etnik grupların menfaatleri garanti altına alınan bir etnik-siyasi ortam gerçekleşti. Afganistan İslam Devletinin üniter yapısı saklandığı halde Tacikler, Özbekler, Hazaralar gibi etnik grupların anadilde eğitim alma ve kültürel otonomiye sahip olma haklarının verilmesi elbette bu yöndeki pozitif gelişmelerdir.



Afganistan ile Türkiye ve başka Türk toplulukları arasında derin tarihi, kültürel, etnik ve psikolojik bağlar olduğu, bu ülkede 7–8 milyona yakın Türkçe konuşan diasporanın (Özbekler, Türkmenler, Kazaklar, Kırgızlar) mevcutluğu savaş sonrası dönemdeki barış ve kalkınma projelerinde Türk Devletlerinin yer almasının önemini vurguluyor. Ayrıca bu ülkede umumi nüfusu 10 milyonu aşkın ve devletin yönetiminde etkili bir Tacik diasporasının varlığı sınır komşu Tacikistan’ın da aynı konuma sahip olduğunu gösteriyor. Demek, Afganistan’daki stabilize ve kalkınma süreçlerinin gelişmesinden en menfaatli taraflar bu ülkede milyonlarca diasporaya sahip ve Afganistan’la sınır komşu ülkelerdir. Bu ülkeler yukarıda söylendiği nedenlerden dolayı yeni Afganistan’ın inşasında aktif rol almalıdır.



Meselenin bir başka özel tarafı da vardır. On yıllarca süren savaş, eğitim ve basın yayın alanlarındaki geri kalma, ülkedeki belli gruplar tarafından yürütülen propaganda sonucu olarak Afgan toplumunun bazı kesimlerinde yabancı karşıtı psikolojinin şekillendiği gerçektir. Hatta kendi içine kapanmış ve dünyaya açılmayı istemeyen bir nesil var ortada.



Ama hatta bu kesim üyeleri bile sınır komşu kardeş topluluklardan uzatılan yârdim elini geri çevirmeyecekler. Çünkü Doğudaki geleneksel toplumlarda tarihi, kültürel, etnik ve psikolojik faktörlerin etkisi bayağı güçlüdür. Afganistan’daki Türk barış kuvvetlerinin faaliyetlerine yerli halkın münasebatı ise buna klasik bir örnektir. Afganistan’daki koalisyon güçlerinin komutanı McChrystal NTV’ye verdiği röportajda söylediği gibi “Türk ordusu Afganistan’da benzersiz bir etkinliğe sahip. Uzun zamandır burada görev alıyor ve yaptıkları takdirle karşılanıyor. Türkiye şu anda başkent Kabil’deki ISAF komutanlığını yürütüyor. Türk askerleri çok iyi yetişmiş. Çok geniş bir deneyime sahipler. Türk ordusu, çok profesyonel bir ordu. Aynı zamanda Afgan halkıyla kültürel bağları da var. Diğer koalisyon ordularının böyle bir bağları yok. Dolayısıyla Afgan halkıyla benzersiz bir iletişim kurabiliyor, ortamı çok iyi anlıyorlar. Dolayısıyla Türk ordusunun varlığı, koalisyonun geri kalanının başarısı için de önemli”



4. “Türkiye’nin Afganistan için yapmayacağı fedakarlık yoktur”



19 yüzyıldan buyana yeryüzünün jeopolitik satranç tahtası sayılan Avrasya’da devam eden ‘dünyadaki süper güçlerin büyük oyunundan’ en çok çeken Orta Asya Cumhuriyetleri ve Afganistan olmuştur. Buralarda kendi nüfuzunu yayan süper güçler mıntıka halklarını ve buralarının doğal zenginliklerini, stratejik konumunu kendi çıkarlarında kullanmışlar. Bununla beraber kuzeyli, batılı veya okyanus ötesinden gelen satranç büyük ustalarının oyunları-çarpışmalarının faturasını her zaman bölge halkları ödemiş ve ödüyorlardır. Afganistan’da bu kanlı oyun hala devam etmektedir. Tam olarak istikrarlı bir yapıya kavuşamayan ve iç savaş yaşayan Afganistan pek çok defa dış güçlerin müdahalelerine maruz kalmıştır.



Fakat Türkiye, her zaman Afganistan ile ilişkilerinde yapıcı davranmış ve barışçıl yaklaşımda bulunmuştur. Afganistan’da istikrarın ekonomik reformlar ve diplomasi yoluyla oluşacağına inanmıştır. Uzlaşmadan yana olan politikasından hiçbir zaman vazgeçmemiştir. Afgan halkı da Türkiye’nin yumuşak gücü önceleyen politikasından memnundur. Bu bağlamda, ABD’nin Taliban ile giriştiği mücadeleyi haklı bir zemine oturtmak için Afgan halkı ile uzlaşması gerekmektedir. Bunun için de Türkiye’nin fiili arabuluculuğuna ihtiyacı vardır. Türkiye kardeş ülke olarak benimsediği Afganistan’da terörle mücadele bağlamında kullandığı yumuşak gücünü istikrarlı şekilde devam ettirmelidir. Afganistan’da yatırımlarını sürdürmelidir.



Afganistan’da okullar, hastaneler, yollar, köprüler, iş merkezleri kurulması hedefinden ayrılmamalıdır. Türk ordusunun Afgan milli ordusuna sağladığı eğitim olanakları kararlılıkla devam ettirilmelidir. Türkiye böylece uzun dönemde Güney Asya bölgesinde istikrarı güçlendirerek ve güven ihraç ederek nufuzunu artırabilecektir.



Türk Dışişleri Bakanı Davutoğlunun dediği gibi “Bu gün Afganistanlı kardeşlerimizin bizim desteğimize ihtiyacı var. Kardeşlikler kolay günlerde değil zor günlerde belli olur. Türkiye’nin Afganistan için yapmayacağı fedakarlık yoktur. Bundan sonra her zaman Afganistan’ın yanında olacaktır. Bu bizim siyasi kararımız ve stratejik tercihimizdir. Hem tarihi gerekçelerle, kuvvetli kültürel ve psikolojik bağlarla bunu söylüyorum. Hem de tamamıyla stratejik bakış açısıyla bunu söylüyorum. Türkiye bütün devlet, kamu gücüyle, sivil toplum kuruluşlarıyla, iş dünyasıyla Afganistan’ın içinde, Afganistanlı kardeşleriyle olmaya devam edecektir.”



Türkiye’nin Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı dış yardım programının Afganistan’a yönelik olduğu bellidir. Başbakan Erdoğan’ın 2005 yılında Afganistan’a yaptığı seyahatte açıklanan programla son 5 yılda 250 milyon doları aşan yardım programı Afganistan’a seferber ettirilmiştir.



Türkiye’nin semimi ve başarılı Afganistan politikası Afganistan halkı tarafından takdirle karşılanmaktadır. Afganistan Genelkurmay Başkanı Raşid Dostum: “Türkiye ve Türk halkına sadece Afganistan Türkleri değil Afganistan’da yaşayan Peştunlar, Tacikler, Hazaralar v.s. de saygı duymakta güvenmektedir. Bütün etnik yapılara adaletli ve eşit mesafede durması, Afganistan’ın birliğini, bütünlüğünü savunması, menfaatsiz hizmetimize koşması kardeşliğimizin çimentosunu oluşturmuştur. Türkiye, Afganistan’ın yeniden yapılanması konusunda ciddi yatırımlar yapan ülkelerdendir. Türkiye, Afganistan’ın değişik bölgelerinde okullar, hastaneler, askeri okullar yapmıştır. Yapmaktadır… İyi ve kötü günlerimizde her zaman bize sahip çıktıkları, her alandaki hizmet ve desteklerinden dolayı Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Türk halkına şahsım ve Afgan halkı adına sonsuz teşekkürlerimi bildirmek isterim.”



İSAF kuvvetlerinin Afganistan’dan çekilmesinden sonra da Türkiye’nin her alanda Afganistan’a öncülük etmesi, o’nun Batılı müttefikleriyle beraber yürüttüğü politikaların yanı sıra, ikili anlaşmalar bağlamında da, güvenlik, ekonomi ve siyasal alanlarda kendi rolünün güçlendirmesi, Türkiye’nin ulusal çıkarları gereği olduğu gibi, uzun vadeli stratejiler ile bölge liderliğine oynama kapasitesini arttırmak açısından da önemlidir. Başka taraftan Türk tarafı Türk Dünyasının Afganistan politikasını koordine etme içim özel girişimlerde bulunmalıdır.



5. Orta Asya Cumhuriyetlerine çok görev düşüyor. Özbekistan ve Kazakistan örneği



Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin Afganistan ile tarihi, etnik ve kültürel bağları çok kuvvetlidir. Yegane jeopolitik alanda oldukları nedeniyle Afganistan’da geçmişte ortaya çıkan kargaşa ve iç savaşlar ilkönce Orta Asya’daki toplulukları menfi etkilemiş. Öyle ki, Aralık 1979’da gerçekleşen Sovyet işgali bile şimdiki Özbekistan ve Türkmenistan hudutlarından başlamıştı.



Afganistan’da 25 yıldır süren iş savaşları durdurmak için Orta Asya Cumhuriyetleri bağımsızlığına yeni kavuştuğuna rağmen 1995’lerde girişimlerde bulunmuşlardı. Buradaki ileri görüşlü ve sağduyulu politikacılar, Afganistan’da barış ve istikrar sağlanmadan mıntıkanın kalkınması ve dünya ekonomisine entegre olması zor olduğunu bildikleri halde 90’lı yılların başında Afganistanda savaşan grupları bir araya getirmek ve uzlaşı sağlamak için bayağı uğraşmışlardı. Örneğin, Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov, Türkmenistan’ın eski Cumhurbaşkanı Saparmurat Niyazov (Türkmenbaşı), Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, Kırgızistan’ın eski Cumhurbaşkanı Askar Akayev 1990’lı yıllarında bu konuda çeşitli inisiyatiflerde bulunmuştular. Taşkent’te, Aşgabatta, Alma atada Afganistan’daki savaşan tarafların görüşmeleri gerçekleşmişti. Ancak ülkede Taliban örgütünün yönetimi ele geçirmesiyle bu süreç durmuştu.



Ayrıca Afganistan’daki son yıllardaki gelişmelerin kötü yandan gitmesinden endişelenen Özbekistan Cumhuriyeti yönetimi bu ülkede barışa ulaşmak için Afganistan’daki savaşan taraflar, sınır komşular, NATO hamda Rusya, ABD’yi kapsayan “6+3″ müzakere formülünü gündeme getirdi. 2008 yıl Nisan ayında Romanya’nın başkenti Bükreş’te gerçekleşen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne katılan Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov, Afganistan’daki durumun normalleşmesi adına yukarıdaki formatta kapsamlı yeni müzakerelerin yapılması gerektiğini söylemişti. Afganistan’da barış ortamının sağlanılmasından başka seçeneğin olmayacağını kaydeden Başkan Kerimov, bunun sadece bu ülke için değil Orta Asya ve dünya için de aynı önemi taşıdığını yinelemişti.



Özbek lider, ayrıca Afganistan’daki barışa kartı saplayacak şu önerilerde de bulunmuştu:



1- Afganistan’da uzun dönem stratejisinin izlenmesine dönük uygulamalar başlatılması, uluslararası çapta verilen destekle birlikte Afgan milli uzlaşısına dayalı yeni bir modelin geliştirilerek uzun dönem barışın sağlanması;



2-Afganistan’daki ayrılıkçı örgütlerin beslenme kaynağını oluşturan uyuşturucu ile ciddi mücadele verilmesi ve bu kaynakların kurutulması.



3-Afganistan’da operasyon sürdürülürken çok milletli Afgan halkının milli değer, örf-adetlerine saygı gösterilmesi, gerektiğinde bunların desteklenmesi, zor durumdaki azınlıklara daha çok destek verilmesi. Sadece Afganistan’da değil, bütün Müslüman âleminde rencide edici durumlara yol açan İslam Dini’ne yönelik yapılan asılsız saldırı ve yersiz ithamların durdurulması.



4-Ülkede siyasi ve ekonomik istikrarın sağlanılması, sivil toplum örgütlerinin desteklenerek şekillendirilmesi

Görülüyor ki, Özbek liderin önerdikleri teklifler Batının bakış açısında fark edilen gözle görülür değişimle beraber Afganistan’daki savaşın bitirilmesi ve ülkenin yeniden yapılandırılması ile bağlı en pratik önerilerdir.



Özbekistan’ın Afganistan’daki kültürel, fikirsel, gelenek ve göreneklere olan aşikarlığı, asırlık temellere dayanan yakın tarihsel ve kültürel bağları, Afganistan’da yaşanan sorunların çözümünde başvurulması gereken önemli bir kaynak olarak görülmektedir. Bugün beş milyon Özbek yoğun olarak Afganistan’ın kuzey bölgelerinde yaşamaktadır. Buna ilaveten Amerikan’ın Afganistan deneyimi 2001 Kasım’ına dayanırken, Özbekistan, 1979 Sovyet işgalinden bu yana Afganistan’da yaşanan karışıklık ve istikrarsızlık alanlarıyla meşgul olup, söz konusu ülkenin dinamiklerini otuz yıldan fazla bir süredir yakından takip etmektedir.



Bölgesel kilit oyunculardan biri olan Özbekistan’ın sahip olduğu önemi daha da vurgulamak gerekirse, Afganistan’ın yeniden yapılandırılması bağlamında verdiği yoğun desteği belirtmek gerekir. Geçtiğimiz birkaç yıl boyunca, Özbekistan, demiryolu inşası, enerji üretimi, madencilik, tarım, sulama, eğitim ve uzmanların değişimi gibi pek çok ortak projenin uygulanmasına katılmasıyla birlikte, komşularına inşaat materyalleri, metaller, suni gübre, yiyecek ve diğer ürünleri sağlamasıyla da bilinmektedir



2. 2010 Yılın Kasım ayında Afganistan’ın tarihinde yeni sayfa açılacak, ülke sınır komşusu Özbekistan ve Asya Kalkınma Bankasının sayesinde tarihinde ilk defa demiryoluna kavuşacaktır. Özbekistan Demir Yolları devlet şirketinin yürüttüğü yol yapımı projesinin sona erdirilmesiyle gerçekleşecek demiryolu ağı, Afganistan’ı kuzeyden Özbekistan’ın Tirmiz kenti üzerinden uluslar arası dünya demiryolu ağına bağlayacak ilk hat olma özelliğini taşıyor .



Yeni demiryolu hattı, Afganistan’ın dünyaya açılan yeni kapısı olacak. Yolun faaliyete geçmesiyle özellikle Orta Asya üzerinden Afganistan’a insani yardım ve ticari yüklerin taşınmasında önemli kolaylık sağlanılacak. Yolun NATO tarafından da kullanılması bekleniyor. Yol, NATO’nun bu ülkede bulunan koalisyon gücüne gerekli malzemeleri ulaştırmada önemli bir koridor görevi görecek. Şimdiye kadar Orta Asya üzerinden Afganistan’ın Amüderya nehri kenarındaki Hayraton kentine kadar giden demiryolu ağı bu yeni hattın tamamlanmasıyla ilk defa ülkenin kuzeyindeki merkez kenti Mezarı Şerif’e kadar ulaşacaktır.



Afganistan ile sınır komşu olmayan, ama bu ülkedeki savaşlarda Afgan halkının çektiği acıları ızdırap’la izleyen Kazakistan Cumhuriyeti da yeni Afganistan’ın inşası için elinden geleni yapmaktadır. Uzun yıllardan buyana Kazakistan Afganistan’a sürekli insani yardımda bulunmaktadır. Mesela, 2008 Yılında.



Kazakistan Cumhuriyeti Afganistan’a 2 milyon ABD Doları civarında karşılıksız yardımda bulunmuştur. Bu yardım 3 projede kullanılmak üzere tahsis edilmiştir – Kunduz-Talukan otoyolunun tamiri, Samangan ilinde okul inşaatı ve Bamiyan ilinde hastane inşaatı.



2009 Yılın ilk yardım paketi ise, iki bin ton buğday, 1.3 bin ton süt tozu ve yol, hastane ve okul tamiratında kullanılacak üç milyon dolar tutarında inşaat malzemesinden ibaretti. Geçen sene Kasım ayında iki ülke arasında imzalanan 50 milyon dolar tutarındaki yardım anlaşması gereği, bin Afgan gencinin Kazakistan üniversitelerinde burslu okumasını sağlanacak ve bölgeye insani yardım gönderme devam edecek.



Afganistan Devlet başkanı Hamid Karzai Kaazakistan tarafından ülkesine yapılmış yardımlar üzerine “Hükümetimiz adına, Afgan halkının birliğini oluşturma ve refaha kavuşmaya yönelik politikamıza, ülkemizin demokratik topluma dönüşüm sürecinde ve siyasi-ekonomik istikrarın oluşumunda göstermiş olduğu ilgi ve destekten ötürü teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum” demiştir.



6. Sonuç.



Türk Cumhuriyetleri, gerek Orta Asya’daki güvenlik, gerek Afganistan’ın yeniden yapılandırılmasında yakın işbirliği kurmak ve dayanışma sağlamak zorundadırlar. Türk Dünyasının bağımsız bir jeopolitik ve jeoekonomik güç sıfatında şekillenmesine kavuşmak, 21.yüzyılda küresel rekabete karşı dirençli olabilmek, küresel güçler karşısında ezilmemek, millet olarak saygın ve onurlu bir yaşama ortamı sağlayabilmek için ortak girişimlerde bulunma zamanı çoktan gelmiştir. Afganistan’daki yapıcı faaliyetlerle dünyaya örnek olmak ve bu alanda da koordineli işbirliği yapma bir başlangıçtır.



Yazan: Prof. Dr. Juliboy ELTAZAROV





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 12
Dün Tekil 763
Bugün Tekil 356
Toplam Tekil 1636650
IP 54.163.94.5






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































4 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.907 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu