DEVLET’İN YÖNETİM ŞEKLİ DEĞİŞİYOR MU? - Prof. Dr. Nurullah AYDIN - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









DEVLET’İN YÖNETİM ŞEKLİ DEĞİŞİYOR MU? - Prof. Dr. Nurullah AYDIN
Tarih: 09.11.2010 > Kaç kez okundu? 2069

Paylaş


Türkiye’de kamu yönetimi AKP döneminin ilk yılından itibaren yeniden şekillendirilmeye başlandı. Yeniden şekillendirmeye reform deniliyor.



Reform denilince akan sular duruyor; buna karşı çıkanların statükocu ilan ediliverilmesi gibi pratik yararları da var. Peki her reform ileri yönde atılmış bir adım mıdır? Elbette değil.



Peki ortada bir karşı-reform süreci mi var? Nereden baktığınıza bağlı. Eğer Cumhuriyetin kazanımlarını önemsiyor, küreselleşmenin bugünkü biçimine yani emperyalizme karşı bir duruş sergiliyorsanız, Türkiye’de bugün yerelleşme adına getirilmek istenen düzenlemelere karşı-reform süreci olarak bakmak gerekir.



Karşı-devrim ögelerini de içeren bu süreç kuşkusuz AKP iktidarıyla başlamadı ve sadece kamu yönetimiyle sınırlı değil. Ancak AKP ile birlikte hem hızlandı hem nitelik değiştirdi.



Bir önceki hızlanma dönemi, 1999-2002 arasında, gene IMF ve DB güdümlü yeniden yapılandırma dönemiydi. Daha da önceden başlatılırsa, dönemin sınırlarını 1980’den beri Türkiye’de sürdürülmekte olan neo-liberal projenin çizdiği görülür.



Bu proje, büyük ulus-devletlerin ve AB gibi ulus/devlet entegrasyonlarının ve uluslararası sermayenin çıkarları doğrultusunda şekillenen bir küreselleşme sürecine, Türkiye gibi çevre ülkelerinin ulus/devlet kimliklerinin aşındırılarak dahil edilmesini öngörür.



Çevre ülkelerin ulusal çıkar perspektiflerinin ve buradan temellenen dirençlerinin kırılabilmesi için büyük mali açmazlar, yüksek dış borçluluk içinde tutulmaları önem taşır.



Türkiye bu bakımdan kıvama gelmiş bir ülkedir. 1980’lerdeki mali bağımlılık, 1970’leri aratmıştı. 1990’lar 1980’leri aratmıştır. Şimdilerde, son 8 yıllık IMF programının yürürlüğe girdiği 2000 öncesini arar durumdadır.



2001 krizi sadece ekonomiyi değil siyaseti de altüst etmişti. 2002 dönemecinde, siyasal süreçte yıpranmamış gözüken ve farklı iddiaları da taşıyan yeni bir siyasal oluşumun iktidara taşınması denenmiştir.



AKP, Türkiye’de başarısızlığa uğramış, hatta iflas etmiş olan çeyrek yüzyıllık neo-liberal küreselleşme projesini yeniden cilalayarak hayata döndürme misyonunun partisi olarak sistem dışı öğeler barındıran kendi programıyla da ehlileştirilmiş olarak sisteme girmiştir.



AKP bu projenin bir parçasıdır. AKP, aynı zamanda ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir parçası olarak eşbaşkanı olarak rol üstlenmiştir. 1 Mart 2003 ve 7 Ekim 2003 savaş tezkerelerinin, Dubai’de imzalanan 1 milyar dolar hibeli teslimiyet anlaşmasının, uygulamaya girememiş olsalar da, başka gizli anlamları yoktur.



Bunlar AKP’nin kendi özel gündemiyle de çakışıyordu. AKP’nin, Batı’nın çıkarlarına hizmetleri karşılığında kendi oyun alanını genişletme taleplerinin makul karşılanması veya bunlara karşı durulmadı. Eşbaşkanlık bu bağlamda açık/örtük bir pazarlığın yansımasıydı.



Küreselleşme, güçlü ulus devletler ile uluslaşma sürecini tamamlayamamış ülkeleri aynı rekabet ilişkileri düzlemine taşırken yeni bağımlılık ilişkileri üretmiştir. Bunun bir aracı da çevre ülkelerine yönelik yerelleştirme dayatmaları olmuştur.



Bu dayatmaların, uluslaşma sürecini tamamlamamış ülkeleri, Yugoslavya örneğindeki gibi hemen yıkıma ve parçalanmaya götürmesi belki beklenmiyordu. Çevre ülkelerin bağımsızlık refleksi ve kurumsal donanımları hala güçlü olan merkezi yapılarını zayıflatmak veya onları by-pass ederek yetkileri arttırılmış yerel yönetim birimlerini muhatap almak yeterince iyi bir sonuç değil miydi? Ulus-ötesi sermaye için de en uygun çözüm bu değil miydi?



AKP; idarenin bütünlüğünü parçalayarak, kamu kurumlarını ele geçiremediği çalışmaktan asla vazgeçmemiştir. Yine; devletin kuruluş felsefesini geri dönülemez biçimde ve temelden değiştirmeyi hedeflemektedir. İktidarın birinci yılında, 2003’te, Türkiye’de kamu yönetiminin anayasal tanımını tersyüz ederek, merkezi yönetimi sadece 10 görev alanıyla sınırlı özel yetkili bir idare haline getiren bir düzenleme yaparken, rejim değişikliği girişimiydi. Oysa; anayasanın idarenin bütünlüğü tanımı 1982’de düzenlenmiş olmayıp hem 1961 anayasasını hem de TC’nin kuruluştan itibaren temel idari yapısını kapsamaktadır.



Dolayısıyla, AKP’nin genel seçimler sonrasında yeni anayasa tasarısıyla Türkiye’nin gündemine getirmek isteyeceği yerelleşme süreci, küreselleşmenin emrinde olduğu kadar dinci bir dönüştürmenin ve etnik bir bölünmenin de habercisi olabilecektir.



Günün Sözü: Devletin ilkeleri ve kurumlarıyla sık sık oynamak, devleti çözülüşe götürür.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 16
Dün Tekil 828
Bugün Tekil 832
Toplam Tekil 1638721
IP 54.161.175.236






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































6 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.788 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu