Milli Zaaflarımız ve Çözümü - H. Okan Balcıoğlu - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Milli Zaaflarımız ve Çözümü - H. Okan Balcıoğlu
Tarih: 31.12.2008 > Kaç kez okundu? 2327

Paylaş


Milli Zaaflarımız ve Çözümü ;

Türk’lerin başlıca zayıflığı unutmak ve birbiriyle didişmek ile düşmanını affetmek büyüklüğünü gösterip yaptığını unutmak zaafiyetine sahip olmasıdır.

Sülalemin bir kısmının düne kadar bize ait olan Rumeli’ye dayanması benim her zaman o coğrafya ya karşı duyarlı kalmamı sağlamıştır. Türk tarihi incelendiğinde o topraklarda geçirdiğimiz süreç içinde şahit oduğumuz hainlik, katliam ve göç facialarına hiç bir millet bu kadar maruz kalmamıştır.

Rumeli toprakları kimlik bunalımları ve catışmaların yaşandığı bir toprak parçasıdır. O coğrafya parçasında tarih boyunca vardı ve ne yazık ki olmaya da devam edecektir. Rumeli’nin en büyük çıkmazı bir kere bu yarım adanın isminin öz Türkçe Balkanlar diye anılmasıdır .Bildiğiniz gibi Balkan sarp dağlık ve ormanlık yer demektir. Bu coğrafya tarih boyunca kendini tarihsel ve kültürel sahada kendini ifade edememiş toplumlarin, milletlerin yurdu olmustur. Bu milletlerin tarihleri incelendiğinde komplekslerine hak vermemek de elde değildir. O topraklar üzerinde bugün var olan milletlerin tarihi devamlılıkları kanıtlayacak ister bağımsız ister bağımlı bir devlet yapısına sahip olamamış olmaları onların en büyük sıkıntılarıdır. Okullarında okuttukları ders kitaplarında o yüzyılları ya hiç yaşanmamış gibi bahsetmezler veya çok ızdıraplı bir dönem olduğunu ifade ettikleri kısa bir ifade ile geçiştirirler. Çünkü onlar bile nasıl olurda bu millet onları bunca sene nasıl idare etmiştir akıl erdiremezler. Onun için iddia ederimki bugün Balkanlarda yaşayan en kompleksiz millet Türklerdir. Tabii bunda tarihsel süreç içinde Türklerin o coğrafyada daima yönetici sınıf olmasının daha doğrusu devlet kurucu sınıf olmanın getirdiği müsterihlik onların psikolojilerinin her zaman sağlam kalmasını saglamıştır. İnaniyorumki bugün bile aradan o topraklardan Ayyildizli mübarek bayrağımızın çekildiği 90 yıldan beri bulundukları ülkedeki soydaşlarımız ile Türkiye’den Balkan ülkelerine işadamı veya turist olarak gitmiş olanlarımızın başı ne bir kere yere eğilmiş nede yüzü kızarmıştır.

Şimdi konuya gelelim Balkanlarin tarih içinde geçirdiği çalkantılar ve Osmanlının ekonomik gücünün ana merkezini oluşturan bu coğrafyada kişi ve toplum psikolojisinde güç olabilme klikleşme güdüsünü debreştirmiştir, kuvvetlendirmiştir. Osmanlı devletinin tarihi boyunca yaşadığı bir çok fikir bazlı çatışmalar Balkanlar üzerinden gelmiştir. Bölgede ekonomik gücünde buna endeksli olarak yüksek olmasi ekonomi kaynaklı catışma ve çekememezliğide buna eklemelidir. Zaten çoğu kez de yaşanan bu olayların altında günümüzde de olduğu gibi Osmanlıyı parçalamayı amaçlayan büyük ülkelerin parmağı vardı. Bu yüzden politika Balkan insaninin ruhuna işlemiştir denilebilir. Ama bu politika merakı ne yazıkki bundan en fazla mağdur olan insanlarımızı da entrikaya yöneltmiş birbirlerini tasviye kaygısı ile en sonundada kendi varlıklarını silikleştirme ve sonunda da yok etme aşamasına getirmiştir. Şunu bir Türk milleti olarak kabul etmeliyizki, eğer bu gün Balkanlarda bir sürü devlet var ise bunun sebebi bu tür itiş kakışımızın sonucudur. Ayni coğrafyanin insani olarak hepimizin ailesinde üzerinde uzlaşmış olduğumuz ortak bir kanı vardır. O nedir? Biz kendi akrabalarımızın bize vefasızlığından çekemezliğinden yakınırız. Ayni sülalenin insanlari birbirlerine köstek olur ama ele gelice her türlü yardımı yapmaktan çekinmezler.

Sevgili dostlar artik yeter. Dedelerimizin büyüklerimizin yaptığı ve bize insanlık tarihi için dün sayılacak biz zaman önce Bursa kadar, Konya kadar Türk olan, kentleri kaybettiren hataları daha ne kadar devam ettireceğiz. Bu aymazlik bize koskaca Balkanları kaybettirdi. Gecen sene Makedonya’da yapılan Türk dünyası kurultayında katılımcı olarak bulunan Ortaasya’dan gelmiş olan soydaşlarımızın Türkiye’den katılımcı olarak orada bulunan heyetimizin gözlerinin içine bakarak — bu toprakları nasıl bıraktınız? Nasıl terkettiniz ?– sorularına muhatap kalmış olan heyetimizden bu sözleri işitenlerin Atatürk’ün de ifade ettiği gibi Balkan savaşının utancını tekrar yaşattığını okumuştum.

Artık entrikayı, çekememezliği, akrabacılığı, hemşericiliği, tarikatçılığı bırakın. Bu milletin ali menfaatleri için çalışacak namuslu, eğitimli, kültürlü, vatanını seven insanları derneklerin başlarına getirilmelidir. Osmanlıdaki gibi parçalanıp durmayın o coğrafyadaki soydaşların boynunun bükülmesine vesile olmamalıyız. Onların vatandaşları oldukları ülkelerin siyasetçileri için koyun gibi görülmelerine engel olun. Hatırlayalım Bosnayı nasıl kaybettik, hatırlayalım 1878 savaşında koca Rumelinin büyük kısmını nasıl oradaki soydaşlarmız ile Bulgarlara kaptırdık, hatırlayalım. Özellik ile Balkan savaşı trajedisini ve Bati Trakya’nın nasıl Yunan’a kaldığını hatırlayalım eğer utanma duygumuzu kaybetmediysek hatırlayalım. Utanmak bir insan için olduğu gibi toplumuda kırbaçlıyıcı en iyi unsurdur.

Yazıma son verir iken son kez sizlere sesleniyorum. Lütfen elinizi vicdanınıza koyun ve birliği, dirliği, tekliği kim esas aldi ise federasyon veya her ne tür ile olacaksa birleşmeyi savunuyorsa ona destek verin. Insanlarimizin yaşadığı Balkan ülkelerinin konsoloslarının bile yakından takip ettiği gerek para gerek ise başka menfaatlerle ikna ederek ortaya çıkardıkları gafillerin yerine, seçici davranarak bu milletin kanı asliden gelen evlatlarını seçmeliyiz. Unutmayalım ki Türkiye’nin sınır kapısı Edirne olabilir ama Balkanlar bizim tampon bölgemiz, hatta ön bahçemizdir.

Allahım bizi düşmanlarımıza karşı kuvvetli kıl, bize oyunlarını görme basireti ver. Bizden olan ve bize benzeyenlerin ( mankurt / kozkaman ) şerrinden ve ahmaklıklarının doğuracağı zaafiyetten de sana sığınırız bizi onlardan koru.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 15
Dün Tekil 880
Bugün Tekil 708
Toplam Tekil 1641943
IP 50.16.17.16






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































10 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yüksel Türk; senin için Yüksekliğin Hududu Yoktur. (Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.716 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu