M. Akif’in Türk Eğitimi’ndeki Yeri - Muammer Tunahan - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









M. Akif’in Türk Eğitimi’ndeki Yeri - Muammer Tunahan
Tarih: 30.12.2008 > Kaç kez okundu? 2395

Paylaş


Bugün Milli Şairimiz Mehmed Akif Ersoy’un 72. Vefat Yıl Dönümü. Saygıyla ve Rahmetle Anıyor, Fatiha’lar Gönderiyoruz.

Mehmet Akif Ersoy (1873–1936), İstanbul Baytar Mektebini bitirmiş, bu meslekte ülkenin birçok yerini gezmiştir. 2. Meşrutiyetin ilk yıllarında Halkalı Ziraat Mektebinde Kitabet, Darülfünunda Edebiyat öğretmenliği yapmıştır. Milli Mücadeleye katılmış Burdur Milletvekili olarak TBMM’ye girmiş ve Şubat 1921’de İstiklâl Marşı’nı yazmıştır. 1926–1936 arasında kaldığı Mısır’da Üniversite Türk Edebiyatı okutmuştur.

Kurtuluş savaşı döneminde TBMM Hükümeti, öğretmenlere, aydınlara, bazı isyan bölgelerinde, isyancıları doğru yola getirmek için kurulan nasihat heyetleri’nde ve daha genel olarak, halkı Milli Mücadelenin amaçları hakkında aydınlatmaları amacıyla görevler vermiştir.

Mehmet Akif gibi bazı aydınlar da kendiliklerinden bu görevi üstlenmişlerdir. Mehmet Akif’in bu konudaki çalışmaları önem taşır. O, Büyük saygınlığı bulunan güçlü bir şair ve düşünür olduğu için, Kurtuluş Savaşı yıllarında giriştiği halkı aydınlatma çabalarında çok etkili olmuştur. O en önemli siyasi meseleleri bile Kur’an’dan örneklerle inandırıcı bir dille açıkladığı için, geniş kitleler tarafından büyük bir dikkatle ve saygı ile dinlenmiştir.

Şubat 1920’de Balıkesir Zağanos Paşa Camiinde şöyle der: “Yabancılar yüzyıllardır ayrılık tohumlarını aramıza serptiler. Eğer biz Müslümanlar yaşamak istiyorsak toplumda ayrılığa, dargınlığa yol açabilecek en önemsiz söz ve hareketlerden bile çekinmeliyiz.”

Kasım 1920 Kastamonu Nasrullah Camiinde; “güler yüz gösteren düşmanları dost edinmemek gerektiği” yolundaki bir ayeti (Âli İmran, 118) açıkladıktan sonra, sözü iç isyanlara getirir: “Müslümanlar gözünüzü açın! Yıllardır bizim iliğimizi kurutan iç meselelerin hepsi düşman parmağı ile çıkartılmıştır. Bugün de, BOZKIR, Adapazarı, Düzce, Biga, Gönen, Konya isyanları hep düşmanların işidir. Artık kime hizmet ettiğinizi, kimin hesabına bir birimizin gırtlağına sarıldığımızı anlamalıyız!”

Nasrullah Camiindeki bu konuşmasında Osmanlı Devleti’nin Sevr Antlaşması ile milletin nasıl esarete itildiğini gösterir. O batılı devletlerin Türkler ve Müslümanlara ilişkin oyunlarını halkın gözleri önüne serer. Fakat şu açıklamayı yapmayı da gerekli bulur: “Batılılara karşı olan duygumuzu hiçbir zaman onların ilmine, sanatlarına yansıtmamalıyız. Çünkü medeniyetin bu alanlarında onlara uymazsak yaşayamayız”

Mehmet Akif’in Eğitim Görüşleri Şöyledir:

Tanzimat’ta açılan mektepleri şöyle eleştirir: Bunlar TÜKETİCİ ADAM yetiştirmektedir. Ülkenin işine yarayacak, ihtiyaçlarını giderecek adam yetiştirememektedir. Çünkü öğrenciler “görmeden okumakta hayatı anlayamamaktadırlar.” Mekteplerden çıkanlar Batının müspet bilimini değil, kötülüklerini alıp gelmektedirler. Bu durumun sorumluları, milli, dini değerleri tanımayan, halkından kopmuş öğretmenlerdir.

Çocukları kendi yetiştiğimiz biçimde değil, Hz. Ali’nin de dediği gibi gelecek için ciddi biçimde ve eğitim biliminin esaslarına göre yetiştirmemizi ister. “Sekiz yaşında ezberlediğim birçok şeyi ancak otuz yıl sonra anlayabiliyorum!(…) Çocuklarımız bugün de okuduklarını anlamıyorlar, beyinlerinde bilgiyi emanet para gibi taşıyıp duruyorlar. Biz sersem olduk diye çocuklarımızı da mutlaka kendimize mi benzetmeliyiz?” diyerek belirtmiştir.

İyi bir öğretimde, öğretmenler kadar iyi ve uygun yazılmış ders kitaplarının da önemini savunmuştur.

Ona göre bizim arzulanan biçimde bir toplum olmamamız eğitimimizin hatasıdır. Bizi birey olarak değil, toplum olarak ta değiştirecek bir eğitime ihtiyacımız vardır: “Bakıyorum, ayrı ayrı pek iyi adamlarız. Bizi medeniyette geride bırakan milletlerin fertlerinde bizdeki büyüklükler yok. Sonra bakıyorum, bir yere bir toplum teşkil edemiyoruz. Çünkü o eğitimden yoksunuz. Bizim muhtaç olduğumuz eğitim asıl bu ikinci eğitim olacaktır.”

O medreselerinde şiddetle eleştirir: Medereseler artık İbni Sina, Gazali vb. gibi bilim adamları yetiştiremiyor, Kur’an’dan “kuru mân┠çıkarmakla uğraşıyorlar, “yalancı dünya” felsefesi ile toplumu uyutuyorlar.

Halkın camilerde vaaz, hutbe ve nasihat yoluyla eğitilmesine de çok önem verir. Der ki: Camiler, halkın aydınlanması için ne uygun yerlerdir! Fakat ne yazık ki, cahil vaizler, hocalar İslâm’ı geniş kitlelere yanlış anlatıyor ve onları dini hikâyelerle meşgul ediyorlar. Ona göre vaizler “kâfir oldun!” tehdidi ile cemaati korkutmaktadır. Oysa halkı aydınlatması gereken bu kişilerin, insanların nasıl yoldan saptıklarını ve doğru yola nasıl getirilebileceğini bilmesi, insanların ellerinden tutup onlara yardımcı olmayı başarabilmesi gereklidir.

Bir yazısında, vaizler için der ki: “Vaaz (camilerde halka verilen öğütler, telkinler) bir israiliyat (eskilerin masal ve hurafeleri vs.) olacaksa vazgeçtik! Müslüman cemaate artık içtimaiyat lazım, içtimaiyat! (İçtimaiyat burada bilim olarak, Sosyoloji’den çok, dünyayı, toplumsal olayları anlamaya imkân verecek sosyal, siyasal bilgiler vs. anlamındadır). Doğuda, Batıda, Kuzeyde, Güneyde ne kadar Müslüman varsa zillet içinde, sefalet içinde, esaret içinde, yaşadığını, sefil bir milletin elinde kalan dinin mümkün değil yükseltilemeyeceğini bilmeyen, anlamayan vaizi kürsüye yanaştırmamalı. Vaiz milletin geçmişini ve bugününü bilmeli. cemaati geleceğe hazırlamalı…”

Ona göre Devletin çökmeye yüz tutmasının nedeni, beşikte kulağa fısıldanan, öğretmenler, yazarlar, devlet adamları tarafından işlenen bir hayat ve eğitim felsefesidir. Bu, dayakla terbiye vermeyi amaçlayan, korkak, ürkek, hareketsiz, karamsar nesiller yetiştiren bir felsefedir ve en büyük hatamız budur.

Sonuç olarak Mehmet Akif mektep ve medresenin ikisinden de mevcut halleriyle ülkeye gerçek bir yarar gelmeyeceğini söylemiş, eleştirileriyle dikkatlerin eğitim konusuna yönelmesinde etkili olmuştur. O eğitimde Batının bilimi ile Kur’an hükümlerinin ve milli değerlerimizin sentezini beklemiştir. Nesillerin beşikten başlayarak, ülke geleceğine ilişkin karamsar değil iyimser yetiştirilmesi gerektiğini haykırmıştır ki bu onun eğitim düşüncemize en önemli katkısıdır.

Milli şairimiz Mehmet Akif vasiyeti üzerine Çanakkale Şehitlerinin de bulunduğu Edirnekapı Şehitliğinde yatmaktadır. Ölümünden 72 yıl sonra bile görüşleri ne kadar haklı ve canlıdır. Bir NESLİ ASIM olarak rahmet ve şükranla anıyorum.

Kaynak: Prof.Dr. Yahya AKYÜZ; Türk Eğitim Tarihi. Kültür Koleji Yayınları İstanbul, 1994





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 14
Dün Tekil 767
Bugün Tekil 81
Toplam Tekil 1637142
IP 54.205.54.215






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































5 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Üstümüze kılıç çekilmedikçe, ülkemize girilmedikçe, teb'ama cefa edilmedikçe Bizden kimseye zarar gelmez. (Fatih Sultan MEHMET)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.312 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu