Sinsi Tezgahın Özü - Emete GÖZGÜGÜZELLİ CİVAN - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Sinsi Tezgahın Özü - Emete GÖZGÜGÜZELLİ CİVAN
Tarih: 06.10.2010 > Kaç kez okundu? 2306

Paylaş


Onu bunu bilmem ama binlerce yıllık tarihi olan Türk milleti yine tarihin tekerrürünü yaşıyor. Batılıların entrikaları, Bizans oyunları, içte barındırdıklarının isyanları, ayrıştırıcı politikalar ve nihayetinde Devletin temel kurum ve kuruluşlarına var olan güvenin sarsılması için yürütülen operasyonlar ve saire onların görevlerini gayet iyi yerine getirdiklerini ortaya koyuyor. Zira birileri için eskinin defterleri kapanmadı.







Takdir edileceği üzere Türk milleti insanlık tarihinin başlamasından günümüze değin dünya tarihinin yazılmasında ana aktörlerden biri oldu. Bunun içindir ki “Dünyadan Türk kelimesini çıkarın, tarih kalmaz” denilmektedir. Dile kolay IV.binden itibaren atalarımız tarih yazılmasında ana unsurlardan biri oldular. Ama birileri bugün bize “siz Kıbrıslı milletisiniz” diyor! Bunun için de uğraş veriyorlar. Gelen giden dış unsurlar “siz Kıbrıslılar Türklerden ayrısınız” diye propopgandalar yapıyorlar ve adada düzenlenmesine maddi manevi destek oldukları birtakım iki toplumlu organizasyonlarda bu hayali kimliği gelecek nesillerimize aşılamaya çalışıyorlar. Hristofyas da diğer Rum siyasiler de halkımıza “siz Kıbrıslısınız” diyorlar! Ama kendi milletlerine bunu kullanmak yerine sıkı sıkıya Rum kimliğine sarılıyorlar. Mesela Kıbrıs Türklerinin Rum tarafından aldıkları kimlikteki uyruk bölümün “Kıbrıslı” tanımı yazmaları buna bir örnek. Madem “Kıbrıslıyız” niye Rumlar kendilerine verilen kimliklerinde uyruk bölümüne “Kıbrıslı Rum” yazıyorlar sormak gerekmez mi? Oysa 1960 Cumhuriyeti döneminde uyruk bölümüne ya Türk yazılırdı ya da Rum. Peki ya şimdi ne değişti de Kıbrıs Türklerine sadece Kıbrıslı yazılıyor? Yoksa Rum Başpiskopos’un geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada “Kıbrıs’ın Türkleşmesine karşı oldukları” beyanatı bunun cevaplarından birimi? Geçmişe bakalım. Bu adada yaşayan Kıbrıs Türkleri kendilerini Rum görmedikleri ve Hristiyanlaşmayı kabul etmedikleri ve buna bağlı olarak da Rumlara yama olmayı kabul etmedikleri için değilmiydi ki insanlık dışı muamelelere maruz kalmışlardı. Onlara boyun eğmedikleri için değilmiydi ki KKTC’yi ilan noktasına gelinmişti?







Hakikaten de geçmiş tarihimiz incelendiğinde geçmişte yer alan ayni tezgahın bugün farklı bir biçimde devam ettiğini görüyoruz. Bu tezgah tüm Türk dünyası üzerindedir. Türkiye Türk dünyasının kalbi,ancak durumu kritik... TSK ve yargı üzerindeki “demokratikleşme” adı altında yapılan “yıpratıcı operasyonlar” bunun diğer boyutu. Bunu detaylı şekilde daha sonraki bir yazımda izah edeceğim.







Kıbrıs Türkleri üzerinde “Kıbrıslı” milleti yaratma operasyonu başta Amerika’nın ve Yunan lobisinin diğer dış unsurların da desteği ile oluşturulan bir psikolojik savaşıdır. Öyle ya artık savaşlar tankla tüfekle olmuyor. Psikolojik savaş metotları ile oluyor. Bazı Medya ve kalemleri, dış destekli kurulan sivil toplum kuruluşları,hükümetler,cemaatler ve saire bu amaç için ortak hareket ettirilerek gerçekleştiriliyor. Bazı siyasi unsurlar da bunun parçası... Kısaca farkında olarak ya da olmayarak bazı kişiler bu çalışmalara alet ediliyorlar. Durum net, o da Türk milleti üzerinde büyük senaryolar halen oynanmaya devam ediyor. Kıbrıs meselesi ve adada yaşayan Kıbrıs Türklerinin mukadderatı bu oyunla çizilmek isteniyor. Bunun içindir ki ısrarla KKTC Devleti’nin ortadan kaldırılarak birleşik Kıbırs oluşturulması için baskı yapılıyor. Zira KKTC Devleti Türk dünyasının ana psikolojik direnç noktalarından biridir. Keza Akdeniz’de yer alan Türk hakimiyetinin ve hatta Türkiye’nin toprak bütünlüğünün bir simgesidir.







Bazı kişiler şöyle düşünebilirler; “dünya devletleri, Avrupalılar “bizler” için gerçekten uğraş veriyor ve bu meselenin halledilmesi için çaba harcıyorlar. Başta Amerika olmak üzere bu konuda uğraş veren büyük güçler var. AB de bunlardan biri...” Halbu ki Kişisel dostluklar başka milli menfaatler çerçevesinde bu dostlukların aldığı şekil ve yapılan faaliyetler başka...Bunun için geçmişte en iyi komşum Rum diyen insanların nasıl EOKA hedefi için dostluğu görmezden gelinerek vahşi bir canavara dönüştükleri dönemi hatırlayınız. Milli hedefi olmayan ulusların bu canavar karşısında direnmeleri mümkün olmaz. Olamaz da. Onların milli hedefleri belli. Akdeniz’de bir Türk hakimiyeti istemiyorlar, bunun için de KKTC Devletine karşı her türlü propoganda,ambargo uyguluyorlar! Her yerde insan hakları diye avaz avaz bağıran bu unsurlar Kıbrıs Türküne gelince susmasını biliyorlar. Niyetler ortada. Ne Kıbrıs Türk kimliğine ne KKTC Devletine ne de Lozan’a karşı tahammül edemiyorlar!







Bu fobinin yer aldığı AB içerisindeki bir takım ülkelere bakalım. Kimi batılılar Osmanlı’nın son döneminde bir “Şark sorunu” olduğunu belirtirler. Şark sorunu da Anadolu’nun bir kısım topraklarını Türklere bırakıp kalanından bir Ermenistan, bir Kürdistan ve biraz da Yunanistan çıkarmaktı. Hatta bugün birçok Avrupa ülkesinin atlaslarında ve coğrafya kitaplarında bu tabirlerin Anadolu üzerinde yazılı olduğunu görmeniz mümkündür. Hatırlayacaksınız geçtiğimiz yıllarda NATO toplantsında Amerikalı bir subayın ortaya çıkardığı bir harita vardı. O da bölünmüş bir Türkiye ve Sevr modelinin şekli...Sizce bu tesadüf müydü?







1995 yılında ise Yunanlıların sözde Pontus Soykırımı’nı Selanik’te ilan ederek sözde “soykırım” büstü açmaları ve onun da ötesinde 1990’lı yıllardan sonra Karadeniz bölgesinde yaşayan insanlara turist kılıklı ajanları ile siz “Pontuslusunuz” propogandasının yaptırılması ve işsiz ve aç olan gençlere Yunanistan’da burs vererek Pontusluluk kimliği aşılanması da tesadüf müydü? Belirtelim, Pontus rüyası halen kapanmadı. Yani bu mesele halen sürüyor. Buna bağlı olarak Heybeliada Ruhban Okulu’nun Türkiye’de açılması, ekümenlik tanımı yapılması da bu oyunun devamı. Bugün “Kürt meselesi” dedikleri ancak Türkiye’de PKK’nın 1980’li yıllardan sonra baş göstermesi ile başlasa da bilinmektedir ki PKK kurulmasından önceki süreçte hiç Kürt meselesi yoktu. Şimdi tablo daha da belirgin PKK ile başlayan terör eylemleri ve sonraki aşamalarda siyasallaşan terör örgütünün çalışmaları,meydan mitingleri, gizli örgütlenmeleri sonucunda oluşturulan siyasi baskı neticesinde ortaya çıkan “demokratik haklar çağrısı”ve nihayetinde AKP tarafından getirilen demokratik açılımlar ekseninde öngörülen planın kökü net! Hedefi de! Bu niyet için değilmidir ki Türkiye’de Başkanlık sistemi tartışmaları da başlatıldı? Bu konuya ayrıca başka yazımda değineceğim.







Şimdi AB içerisindeki bazı ülkelere bakalım. Mesela Almanya ve Fransa. Bilindiği gibi bu iki ülke AB’nin lokomotifinin baş unsurları. Almanya’daki son seçimleri düşünürsek Hristiyan Demokratik Birliği Genel Başkanlığını yapan Angela Merkel’in seçimleri kazanmasında Türkiye karşıtlığı izleyen politikası sebep olmamış mıydı? Türkiye’nin AB’ye üyeliğini reddeden imza kampanyası ile Almanya’daki 2.5 milyon Türke ve AB ülkelerinin tümündeki 4 milyonu aşkın Türk’e karşı politikalar da yapmadılar mı? Fransa Başkanı Jacques Chirac da bu karşıtlardan biri değil mi? Bu karşıtlığa GKRY, Yunanistan, İsveç ve Slovakya destek vermemişmiydi?







PKK terör örgütüne destek veren başta Yunanistan ve GKRY’i her fırsatta Türkiye’ye GKRY’ni devlet olarak tanımasını, Rum gemilerinin, uçaklarının Türk sınırlarına sokulmasını ve hatta adadaki Türk askerlerini geri çekmesini ve saire dillendirmiyorlar mı?Oluşturulan tüm bu siyasi baskıların özündeki niyet yukarıda belirtilen tahammülsüzlüğün ana unsuru değil mi?! Uyuyanların tarihin tekerrürünü yaşamamak için kimlerle dans ettiklerini görmeleri gerekmektedir. Gerçi bu millet bir avuç bile kalsa yine zafere ulaşır. Çünkü Türklerin ne zaman ne nerede ne yapacaklarını sinsi emelleri olanlar kestiremezler. Mutlaka olmadık zamanda beklenmedik şeyler olur. Ne diyeyim “Onlar” tıpkı Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ve diğer Türk büyüklerinin beklenmedik şamarını yedikleri gibi bir tarihi bu millet yine yeniden yazar!...Ve yine onlar bunu unutamazlar! Tıpkı 1974’ü ve hatta 1983’ü unutamadıkları gibi..!



Emete GÖZÜGÜZELLİ CİVAN

Araştırmacı-Yazar(MA)





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 12
Dün Tekil 763
Bugün Tekil 356
Toplam Tekil 1636650
IP 54.163.94.5






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































4 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.978 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu