N.Nazarbayev’ın Dünya Barışına Ve Tüm İnsanlığa Olan Katkısı - Prof. Dr. Osman Metin ÖZTÜRK - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









N.Nazarbayev’ın Dünya Barışına Ve Tüm İnsanlığa Olan Katkısı - Prof. Dr. Osman Metin ÖZTÜRK
Tarih: 03.09.2010 > Kaç kez okundu? 2981

Paylaş


Gönderen: Azər Həsrət. Tarih: 3 Sen 2010 // Yorum yok

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk



1. Nükleer silah; maliyeti ile yok edici ve yıkıcı etkisi çok yüksek, etki alanı çok geniş, etkileri çok uzun süre devam eden bir silahtır. “Kitle tahrip silahı” olarak nitelendirilmesi bile, yalnız başına nükleer silahların ne kadar korkutucu ve bir o kadar da dünya barışını ve tüm insanlığı tehdit edici bir silah olduğunu anlatmaya yetmektedir.



İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna doğru ABD’nin Japonya’ya karşı kullandığı iki atom bombasından Hiroşima’ya bırakılanın 200 bin civarında, Nagasaki’ye bırakılanın da 80 bin civarında insan kaybına yol açtığı ve bu iki bombanın kullanılmasının olumsuz etkilerinin bugüne kadar geldiği bilinmektedir. Hiroşima’da ve Nagasaki’de kullanılan atom bombaları, ilkel nükleer silahlardı. Aradan geçen süre içerisinde, bilim ve teknikteki gelişmenin etkisinde, fiziki olarak evrak çantalarında taşınabilecek derecede çok küçük ancak, yok edici ve yıkıcı etkileri tahayyül edilmeyecek derecede yüksek, nükleer silahlar üretilmiştir. Bu gelişme çizgisi, nükleer silahlara dayalı “dehşet dengesi”ni küresel ölçekte artan bir endişe dönüştürmüştür. 1990 sonrasında, nükleer silahların küçük “serseri” devletler ile terörist grupların eline geçme ihtimalinin gündeme gelmesi, nükleer silahlardan kaynaklanan küresel endişeyi daha da artırmıştır.



Nükleer silahların neden olduğu bu endişe nedeniyle, nükleer silahların yayılmasının önlenmesine yönelik çabalar yoğunluk kazanmış; yasa dışı yollardan ve kontrol dışı nükleer imkan ve yeteneğe sahip olmak isteyen ülkeler üzerinde ciddi bir uluslararası baskı oluşturulmuştur.



Ancak nükleer silahların dünya barışını ve tüm insanlığı giderek daha çok tehdit etmesini, sadece bu silahların kullanılmasının çok ciddi olumsuz sonuçları ile açıklamak, eksik bir yaklaşım olacaktır. Nükleer silahların edinilmesi için kullanılan kaynakların büyüklüğünü de bu noktada hatırlamak icap eder. Nükleer silahlar edinmek için kullanılan büyük kaynaklar, insanlığın refah ve mutluluğundan kesilerek edinilmiş ve kullanılmış kaynaklardır. Bu nedenle, nükleer silaha sahip olma isteğinden vazgeçmek, sahip olunan kaynaklardan daha çoğunun toplumun refahı ve mutluluğu için kullanılmasına, refahın topluma dengeli bir şekilde yayılmasına ve dolayısıyla insanlığa ve dünya barışına hizmet anlamına gelecektir.



Bunun içindir ki, nükleer silahların sadece kullanılması değil, edinilmesi de, dünya barışını ve insanlığı tehdit eder.



2. Kazakistan, Merkezi Asya’nın gelecek vaat eden önemli bir ülkesidir.



Her şeyden önce, giderek daha çok stratejik bir madde haline gelen enerji kaynakları yönünden zengin bir ülkedir. Günde 1.5 milyon varilin üzerinde petrol üretimine sahiptir. Bunun sadece 240 bin varilini günlük iç tüketiminde kullanmakta, kalanını ihraç etmektedir.



Dünyada yaşanmakta olan iklim değişikliği ve küresel ısınma, Orta Asya’nın üst (kuzey) kesimlerini giderek küresel ölçekte öne çıkaracaktır ki; bu, Kazakistan’a avantaj sağlayacak, her açıdan önemini artıracak bir durumdur.



Kazakistan etnik ve dinsel açıdan çeşitlilik gösteren bir nüfus yapısına sahiptir. Yaklaşık 15 milyonluk ülke nüfusunun yarıya yakını Müslüman, kalan yarısı içinde de Rus Ortodokslar hakim konumdadır. Toplam nüfus içerisinde Kazakların oranı % 55 civarındadır. Ülke, nüfusunun yaklaşık % 30’na yakın bir Rus nüfusa sahiptir. Ukreynler, Özbekler ve Almanlar da, çok daha düşük oranlarda nüfus içinde yer almaktadırlar.



Kazakistan, Hazar Denizi’ne ve Aral Gölü’ne olan sınırları dışarıda bırakılırsa, oldukça uzun bir kara sınırına (12 bin kilometrenin üzerinde) sahiptir. Bu da, Kazakistan için sınır güvenliğini öne çıkarmaktadır.



Kazakistan, kendisinden oldukça güçlü ve büyük, Rusya ve Çin ile komşudur. Özellikle Çin’e komşu olması, en az sahip olduğu enerji kaynakları kadar, Kazakistan’ı önemli kılmaktadır.



Kazakistan, kalabalık Çin nüfusunun taştığı/yöneldiği bir ülkedir.



Bütün bunlar, Kazakistan’ı küresel ölçekte öne çıkaran, ülke olarak çekiciliğini artıran, ne tür riskler ve tehditler ile karşı karşıya bulunduğunu gösteren hususlardır.



Böyle bir tablo karşısında, Dünyada genelde gözlemlenen eğilim, askeri gücün ve dolayısıyla savunma harcamalarının artırılmasıdır. Bu önem ve çekicilik ile, etnik ve dinsel çeşitliliğe dayalı riskler ve tehditler karşısında, varlığı korumanın ve sürdürmenin başka türlü mümkün olamayacağı düşünülür. Fakat Kazakistan Yönetimi böyle yapmamış, bunu tercih etmemiştir. Orta Doğu’daki enerji kaynakları yönünden oldukça zengin çoğu ülkenin yaptığı gibi, enerjiden kazandıklarını götürüp silaha yatırmamıştır.



Bu tercih çok önemlidir ve arkasında, özgüvenin, isabetli bir vizyonun ve isabetli bir stratejik bir bakış açısının olduğuna işaret eder.



3. Ülkenin başkentinin güneydeki Almatı’dan kuzeydeki Astana’ya taşınması, Kazakistan Yönetimi’nin bir vizyona ve stratejik bakış açısına sahip olduğunun hiç tartışmasız bir başka işaretidir. Başkent’in Astana’ya alınması, kuzey bölgelerinin artan cazibesinin farkında olunduğu ve cazibesi giderek artacak olan kuzey bölgelerine yakın olmada Kazakistan’ın çıkarlarının bunduğu anlamına gelmektedir. Başkent’in kuzeye taşınması, ülkenin, Sovyetler döneminden gelen güneydeki sorunlardan uzak durmasına da hizmet edecektir.



Çin ve Rusya gibi iki büyük güçle komşu olan Kazakistan’ın izlediği dış politika ile bölgede barış ve istikrar unsuru olması da, keza Kazakistan Yönetimi’nin bu niteliklerine işaret eden bir başka durumdur.



Hiç şüphesiz Kazakistan Yönetimi’nin sergilediği vizyon ve stratejik bakış açısının en ciddi ve en güçlü işareti, bağımsızlığın arifesinde, dünyanın en büyük nükleer deneme merkezi olan Semipalatinsk (Semey) Tesisini kapatması ve bundan birkaç yıl sonra da (1995 yılın da) kendi isteğiyle “nükleer silahtan arınma” kararını almış olmasıdır.



Kazakistan, kendi isteğiyle nükleer silahtan arınma kararı alan ve bunu hayata geçiren Dünyadaki tek ülkedir.



1949 ile 1989 arasındaki 50 yıllık süreç içinde Semipalatinsk (Semey) Tesisinde 450’nin üzerinde nükleer deneme yapılmış olması nedeniyle, tesisin merkezinde yer aldığı oldukça büyük bir coğrafyada ciddi bir kirlilik ortaya çıkmış, çevredeki her türlü yaşam sönmeye yüz tutmuş ve yine çevrede bazı hastalıkların yoğunluk ve yaygınlık kazanmaya başlamıştır. Kazakistan Yönetimi’nin bu nedenlerle söz konusu tesisi zaten kapatmak zorunda olduğu ileri sürülebilir. Doğrudur. Kazakistan’ın söz konusu nükleer tesisi kapatmasında ve nükleer silahtan arınma kararı almasında, bu olumsuzlukların da etkisi vardır. Ancak bu etkinin belirleyici bir etki olmadığını; kapatma ve arınma kararının da, yine Kazakistan Yönetimi’nin sahip olduğu vizyonun ve stratejik bakış açısının etkisinde ortaya çıkmış olduğunu söylemek gerekir.



Kazakistan Yönetimi’nin nükleere denemeler için kullanılan Semipalatinsk (Semey) Tesisini kapatması ve kendisini nükleer silahtan arındırması,



* bölgede bir nükleer silahlanma çabasının ortaya çıkmasını önlemiş,

* Kazakistan’ın Çin ve Rusya dışında kalan küçük komşularının nükleer silah edinmeye yönelmesini engellemiş,

* Merkezi Asya Bölgesinin barış ve istikrar ortamına kavuşmasına katkıda bulunmuş,

* Merkezi Asya’nın hemen güneyindeki Fergana Bölgesinde barınma imkanı bulunan küçük serseri/terörist grupların nükleer silahlar edinme ihtimalini zayıflatmış,

* Küçük serseri/terörist grupların ele geçirecekleri nükleer silahlar ile bütün Dünya için ciddi bir riske ve tehdide dönüşme ihtimalini aşağıya çekmiş,

* Bütün Dünya için, nükleer silahların yayılmasını önlemeye yönelik çabalara verilmiş örnek bir destek ve katkı olmuş,

* Bütün Dünyaya, nükleer silahtan arınmanın bir rüya olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşmesinin mümkün olabileceğini göstermiş,

* Ülkeleri nükleer silahtan arınma konusunda teşvik etmiş,

* Kazakistan’ın askeri harcamalarının Gayri Safi Milli Hasılasının % 1’nin altında olmasına ve bu sayede kişi başına düşen milli gelirin kısa sürede 12 bin Doların üzerine çıkmasına hizmet etmiş,

* Ve hiç şüphesiz, yukarıda sözü edilen kirliliğin, yaşam sönmesinin ve hastalıkların daha ciddi boyutlara ulaşmasını önlemiş ve hazırlanan programlarla bu olumsuzlukların telafi edilmesi imkanı ortaya çıkmıştır.



Bütün bunlar, Kazakistan’ın söz konusu tesisi kapatmasının ve nükleer silahlardan arınmasının, sahip olunan vizyonun ve stratejik değerlendirmenin ürünü olduğuna işaret etmektedir.



Yukarıda sıralananlara bakılınca, Kazakistan Yönetimi’nin bu tercihinin sonuçlarının, sadece Kazakistan ile sınırlı olmadığı da görülür ki, bu da yine, vizyona ve stratejik bakış açısına işaret eder. Kazakistan’ın söz konusu tesisi kapatması ve nükleer silahlardan arınma kararı alması, bölgesel ve küresel ölçekte, barışa ve istikrara katkıda bulunmuştur. Kazakistan Yönetimi, Dünyanın dördüncü büyüklükteki nükleer silah stokundan vazgeçmekle, bütün Dünyaya nükleer silahlardan vazgeçilebileceğini göstermiştir. Bu nedenle, Kazakistan Yönetimi’nin tercihi, tüm insanlığın, hem barış ve istikrar içinde yaşamasına, hem de daha çok refah ve mutluluğa erişmesine hizmet eden, buna ciddi katkıda bulunan, önemli ve örnek bir tercihtir.



Kazakistan Yönetimi’nin bu çabası, BM nezdin de kabul görmüş; BM Genel Kurulu, 2009 yılında aldığı bir kararla, 29 Ağustos tarihini, bütün Dünyada “nükleer silahlara karşı eylem günü” olarak ilan etmiştir.



Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in başkanlığındaki Kazakistan Yönetiminin, önce nükleere denemeler için kullanılan Semipalatinsk (Semey) Tesisini kapatması, daha sonra kendi isteği ile nükleer silahtan arınma kararı alması ve en nihayet BM Genel Kurulu’nda 29 Ağustos’un “nükleer silahlara karşı eylem günü” olarak ilan edilmesini sağlaması, bütün Dünya için, nükleer silahtan arınmayı bir hayal olmaktan çıkaran çok önemli bir sürecin başlangıcı niteliğindedir.



Küresel barışa ve istikrara, tüm insanlığın daha fazla refah ve mutluluğa erişmesine hizmet eden bu çabanın mimarı, hiç şüphesiz Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’dir.



Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, çabalarında ifadesini bulan vizyonu, stratejik öngörüsü, kararlılığı, samimiyeti bilge kişiliği ile, nükleer silahtan arınma hayalinin gerçeğe dönüşmesinin mümkün olabileceğini bütün Dünyaya somut olarak göstermiştir.



Nükleer silahların sınırlandırılmasını teklif etmek suretiyle, uluslararası hukukun ve insanlar arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi yönündeki çabaları nedeniyle 2009 yılı Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen ABD Başkanı Obama’dan sonra, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in da, bahse konu çabası ile ve aynı gerekçelerle, 2010 yıl Nobel Barış Ödülü’nü almaya layık görülmesi gerekmektedir.



ABD Başkanı Obama’dan sonra Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev’in da 2010 yıl Nobel Barış Ödülü’nü alması, ülkelerin yöneticileri nezdinde, benzer çabaları özendirmek suretiyle, nükleer silahtan arınma çabasının ciddi mesafe almasına hizmet edecek ve bu suretle, nükleer silahtan arınma artık bir rüya olarak görülmekten uzak olacaktır.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 17
Dün Tekil 863
Bugün Tekil 568
Toplam Tekil 1639320
IP 54.158.119.60






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































7 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


TÜRK, Yıldırımdır, kasırgadır, Dünyayı aydınlatan güneştir
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.002 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu