Ülküdaşlarımıza ve Yüce Türk Milletine - Harun ÖZTÜRK - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Ülküdaşlarımıza ve Yüce Türk Milletine - Harun ÖZTÜRK
Tarih: 30.08.2010 > Kaç kez okundu? 2058

Paylaş


Son yıllarda ülkemizde giderek büyüyen siyasi kaos ve bu kaos ortamından beslenen bölücü odakların faaliyetleri, 2009 yılının son aylarında artış göstermiş ve yeni yıla girdiğimiz şu günlerde dağdaki bölücü eylemleri sokaklara taşıma gayreti içine girmiştir. Bugün, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü tehdit eden, devlet ile milleti ayrıştırmaya çalışan, vatandaşlarımızı birbirine düşürmeyi, bin yıldır var olan kardeşlik bağlarını zedelemeyi ve nihayetinde koparmayı hedefleyen hadiseler yaşanmaktadır. Türk milleti tarihi boyunca kendisini yıpratmak, bölmek ve sonunda parçalamak isteyen bu tür gizli emellerle karşılaşmıştır. Ancak bugün yaşanan gelişmeler, düne nazaran daha sinsice planlanmakta ve daha haince ortaya konmaktadır.



Bu sebepten ötürü, yaşanan gelişmeleri her Ülkücü, davasının temellerinden sapmadan; sağlam bir şuur, ilkeli ve tutarlı bir anlayış, milli bir idrak süzgecinden geçirmelidir. Her Ülkücü, değerlendirmelerini kör duygusallıklardan, hamasetten ve mantık dışı yorumlardan özenle uzak tutmalıdır. Ülkemize yönelik tehditlerin kaynağına ilişkin tespit ve tahliller geliştirilmeli ve hem milletimizin bütünlüğü, hem de hareketimizin selameti adına çözüme yönelik analizler ortaya konmalıdır.



Ülkücü Hareketin mensupları, bu inanç, azim ve kararlılıkla milli duruşuna sahip çıkmakta, ilkeli ve tutarlı bir şekilde gelişmeleri takip etmektedir. Bu anlamda Ülkü Ocakları’na mensup olan her arkadaşımız, ülkemizde yaşanan gelişmelerin farkında olmalı, çeşitli bölgelerimizde yaşanan kışkırtmaların ve sergilenmeye çalışılan kirli tezgâhların bilincinde olmalıdır.



Ülkü Ocakları olarak, Türkiye’nin yakın tarihine ve bugününe dair değerlendirmeler yaparken, her fırsatta ülkemizin bölünmez bütünlüğü noktasındaki hassasiyetlerimizi gerek teşkilat mensuplarımız gerekse kamuoyu ile paylaşmaktayız. Bir kez daha ifade etmek gerekirse, hassasiyetlerimizin kaynaklarını; “Türk Milleti’nin ebedi bekasına olan inancımız”, “Türkiye’nin hem bölgesinde, hem Türk Dünyasında hem İslam Âleminde ve nihayetinde tüm mazlum milletleri kapsayacak şekilde dünyada liderlik ufkuna sahip bir ülke olduğuna dair şiarımız” ve bilhassa “bu inanç ve şiarın teminatı olan Türk gençliği” oluşturmaktadır.



Türk Milleti’nin ebedi bekasına ve bölünmez bütünlüğüne yönelik kışkırtmalara karşı tavrımız nettir. Bu tip kışkırtmaların yol açacağı kamplaşma, cepheleşme ve kutuplaşmaların odağında Ülkü Ocakları, Ülkücü Hareket ve Ülkücü Gençlik bulunmayacaktır. “Ülkücü” sıfatına sahip, mensubiyet şuuruna ermiş ve davasına hizmet etme azmine sahip olan değerli ülküdaşlarımızın bu konuda sergilemiş oldukları vakar ve sağduyulu tavır toplumun her kesimine duyurulmalıdır.



Son günlerde kendisini “ülkücü” olarak tanımlayıp, hareketimizin simge, sembol ve işaretlerini bilhassa böyle toplumsal olaylarda boy göstererek sergilemeye çalışan, teşkilatlarımızın mensubu olmamasına rağmen gerginliklerin odağında bulunan fertler dikkatimizi çekmektedir. Sembol, simge ve işaretlerimizi kullanarak gerginliklere alet olan ancak mensubumuz olmayan bu şahısların hangi ruh haliyle, hangi düşünceyle ya da kimler tarafından bu gerginliklere alet edilmeye çalışıldığı çok dikkatli takip edilmelidir. Ülkü Ocakları olarak, bu kişi ya da kişilerin kimler olduğunu takip etmekten asla imtina etmeyeceğiz. Hiç kimsenin kırk yıllık şanlı mücadelemiz üzerinden adımızı ve simgelerimizi sokaklardaki ne idüğü belirsiz hadiselerin içinde kullanmasına izin vermeyeceğiz. Bizim, Türkiye’nin sokaklarında sergilenecek oyunlarda “figüran” olarak kullanılacak bir tek mensubumuz, gerginliklerin odağında bir tek gönüldaşımız, kirli emellere alet olup mağduriyete uğratılacak bir tek gencimiz yoktur. Bu ahenk ve disiplinin dışında yer alanlar asla teşkilatlarımızın içerisinde yer bulamayacaktır.



Unutulmamalıdır ki Türkiye’mizin birlik ve bütünlüğüne yönelik kirli senaryoların muhatabı, bugün siyasi iradenin temsilcisi olan ve tek başına iktidarda bulunan AKP hükümetidir. Milletten aldığı destekle o makamlarda oturanlar, sokaklardaki anarşiye, toplumsal gerginliklere ve çeşitli tuzaklara karşı gereken tedbirleri almalıdırlar. Devletimizin kurumlarının yöneticileri de bu süreçte üzerlerine düşen sorumlulukla hareket etmelidirler. Aksi takdirde siyasi iradenin temsilcisi olan AKP, Türkiye’nin geleceğine yönelik karanlık senaryoların sorumlusu olarak tarihe geçerken, bugünün devlet yöneticileri de bu tarihi lekeden nasibini alacaklardır.



Bu minval üzere genel görüşümüzü belirttikten sonra gündeme gelen bir hususu hatırlatmak isteriz;



03.01.2010 tarihinde Erzincan ve Edirne’de yaşanan hadiseler belirtmiş olduğumuz üzere hükümetin zaaf içerisinde olduğunun göstergesidir. Altını çizerek ifade ediyoruz ki; sorumlu olan mevcut iktidardır. İktidar bu sorumluluk çerçevesinde ifade edilen durumdan çıkış yolu bulma adına da ayrıca sorumludur.



Bu vesileyle birkaç hususun çok iyi anlaşılması gerekmektedir;



- Ülkücü Hareket, “Türk Milleti’nin milliyetçiliği”nin ete kemiğe bürünmüş halidir. Esas olan milletin bölünmezliği ve milletin iradesidir. Hukuk, demokrasi, insan hak ve özgürlükleri, siyaset ve fikir bu temelde anlamını ve değerini bulur. Ülkücü irade, bu temelden uzak, bu temelin üzerinde şekillenmemiş hiçbir fikir veyahut bakış açısının ortağı, bu değerlerden uzak olan gayrihukuki yapılanmaların odağında asla değildir.



- Herhangi bir vesileyle halkımızın huzur ve güvenliğini bozabilecek, milletimizin hassasiyetlerine saldırıp galeyana getirebilecek eylemlerin sorumlusu herkesten önce hükümettir, mülki amirlerdir ve güvenlik görevlileridir. Bu konuda, sorumluluk sahibi olanlar görevlerini yerine getirmiyorsa derhal o makamları terk etmelidirler. Milletin emaneti olan makamlarda oturup, millete yönelik senaryolara karşı vazifelerini yerine getirmeyenlerden hesap sorulmalıdır. Bilinmelidir ki, dikkatle takip ettiğimiz bu süreçte sorumluları gerekirse kamuoyuna teşhir edecek ve hukuki zeminde de bu sorumluların takipçisi olmaya devam edeceğiz.



- Ülkü Ocakları gücünü tek bir kaynaktan alır. O kaynakta Türk milletinin sarsılmaz iradesidir. Bu iradeyi var eden temel ise, dini vecibelerimizin bireye ve topluma yüklediği ahlak ve fazilet değerleri ile milletimizin ezelden ebede taşıdığı ve taşıyacağı bütün bir insanlığın kurtuluşu olma yolundaki idrakidir. Bu temel ancak milletimiz bir ve beraber oldukça topyekûn manada vücut bulabilecektir. Ülkücü Hareket bu birlik ve beraberliğin yıpratılmaması için her zaman mücadeleye hazırdır. Bu mücadele; milleti yıpratmak, bölmek ve parçalamak için çaba gösteren mihrakların provokasyonlarına gelmemek, aksine ortaya koyacağı itidalli tavırlarıyla milleti bir ve beraber kılmaya davet etmektir.



- Milleti bölmek için kendi sinsi planlarınca doğru zaman ve mekânı arayan mihrakların vatanımızı bölme gayretlerinin sadece dağlarda veya sokaklarda yapılan eylemler olmadığı unutulmamalıdır. Bölücülük ülke insanımızın zihinlerinde yapılmaya çalışılmaktadır. Her Ülkücü bu şuurla hareket etmeli ve zihinlerdeki karmaşayı çözmek için elinden gelen gayreti ortaya koymalıdır. Vatandaşlarımızı zihinlere işlenmeye çalışılan bu bilgi dezenformasyonuna karşı uyarmalı ve özellikle birebir diyalog ile insanlarımızın zihinlerindeki kargaşayı çözmesinde yardımcı olmalıdır.



- Gelinen nokta bir tarafta bölücü mihrakların faaliyetlerinin neticesi olduğu gibi bir taraftan da AKP hükümetinin ve özellikle Başbakanın “kimlik” konusunda başlattığı kargaşanın bir ürünüdür. 36 etnik parçaya ayrılmaya çalışılan milletimizin içinde bulunduğu bu kargaşaya son verilmesinin yollarından biride “milleti millet yapan” ortak değerlerin çeşitli etkinliklerle hatırlatılmasıdır. Türkülerle, deyişlerle, nefeslerle, halk oyunlarıyla milletimizi bin yıldır sarmalayan harcımızı vatandaşlarımıza hatırlatmak yine her ülkücünün vazifesidir.



- Bu süreçte Ülkü Ocakları teşkilatlarının temsilcileri ve mensupları, yaşanan ve yaşanma ihtimali olan kirli provokasyonlara karşı eğer uyanık olmakta zorluk çekiyorsa, bu konudaki dikkat ve hassasiyetlerine engel teşkil edecek bir zaaf varsa; ülkenin birliği, beraberliği ve bütünlüğü için ve teşkilatlarımızı bu olayların dışında tutmak için gerekirse kışkırtmaların olduğu vilayetlerimizde görev değişikliklerine gideceğimizi bilmelidirler.



- Ülkü Ocakları’nın toplum nezdindeki itibarını zedeleyecek, provokasyonların içinde yer alan kişi ya da kişilerle birlikte yer alıp, “Ülkücü kimliği” bu tür kirli emellere alet etmeye çalışacak kişilerin teşkilatlarımızda yeri yoktur.



Bu vesileyle, bir kez daha hatırlatırız ki; Ülkücü Hareket Türkiye’yi yönetmeye ve “lider ülke” konumuna getirmeye taliptir.

Ülkücü Hareket geleceğin milliyetçi Türkiye’sini kurmaya, bu topraklarda yaşayan her bireyi hiçbir ayrıma tabi tutmaksızın huzur ve refah içerisinde yaşatmaya taliptir.



Ülkücü Hareket bilimde, sanatta, ekonomide bir kez daha Türk Çağını açmaya taliptir.



Ülkücü Hareket insanın hak ve özgürlükleri ile yaşayabileceği, her bireyin emeğinin karşılığını alabileceği, mazlumun ezdirilmeyeceği, zalimin sömürüye fırsat bulamayacağı bir dünya düzenini inşa etmeye taliptir.



Dün, merhum Başbuğumuzun, bugün ise Liderimizin öğretileri bu minvaldedir. Hiç kimse Ülkücü Harekete yönelik başka bir yol, başka bir mücadele biçimi, başka bir ülkü belirleyemez.



Ülkücü Hareketin aradığı icazetin ve iradenin adresi “Ötüken bozkırlarında, Malazgirt yaylarında, İstanbul’un burçlarında, Sina’nın – Yemen’in çöllerinde, Sakarya’nın derinliklerinde yatan Türk cesareti”, “Fuzülinin mısralarında, Itrinin bestelerinde, Pir Sultan Abdal’ın deyişlerinde, Bektaşi’nin nefeslerinde, Veysel’in türkülerinde” vücut bulan Türk sanatı, “Ali Kuşçu’nun astronomisinde, Cezeri’nin sisteminde, Harizmi’nin cebirinde, İbni Sina’nın tıbbında” hayat bulan Türk bilimi ve nihayetinde o cesaretin, o sanatın, o bilimin aydınlattığı yolda var olan büyük Türk Milleti’dir.









Harun Ozturk





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 20
Dün Tekil 828
Bugün Tekil 705
Toplam Tekil 1638594
IP 54.158.84.38






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































6 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.121 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu