Yeni Dünya Fenomeni; Think Tankler - Salim EZER - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Yeni Dünya Fenomeni; Think Tankler - Salim EZER
Tarih: 30.08.2010 > Kaç kez okundu? 2867

Paylaş


THINK TANK NEDİR ? NE İŞE YARAR ?



Günümüzde Think Tankler bölgesel ve dünya çapında etkilerini arttırarak uluslar arası bir fenomen haline gelmiştir.



Kelime anlamı olarak Think Tank; düşünce kuruluşu anlamına gelmekle birlikte , araştıran, analizler yapan, yayınlar yayınlayan ve danışmanlık hizmetleri gerçekleştiren sivil toplum kuruluşlarıdır.



Bu kuruluşlar, toplumdaki ihtiyaçların tespitinde ve projelendirilmesinde demokratik aktörler olarak önemli bir yere sahiptir.



“Entelektüel girişimciler” olarak da adlandırabileceğimiz bu düşünce kuruluşları, özgür, bağımsız yapılarıyla; yeni fikirler ve siyasi inisiyatifler yaratma aşamasında, siyasi partilerin baskılarından arınmış kurumlar olarak farklı ve yenilikçi birçok fikir ortaya koyabilmektedirler.

thinktank



Lobi gruplarının aksine Think Tankler; belli kesimlerin, özel ihtiyaçlarını projelendirmek yerine, ürettikleri politikalar ile ulusal ve uluslararası boyutta etki yaratırlar. Bu sebeplerden dolayı demokrasilerin gelişmesi ve güçlenmesi noktasında oldukça büyük etkiye sahiptirler.



Özgür ve yenilikçi fikirler üretebilmek adına bağımsızlık öncelikli şarttır. Bu nedenle bu düşünce kuruluşlarının bağımsızlığı önemlidir. Bağımsız Think Tankler, hükümet kaynaklarının aksine, hükümet dışı fonlardan beslenmektedir. Öyle ki bu durum onları hükümet dâhilindeki fonlardan beslenen toplulukların aksine, siyasi baskılardan ve yönlendirmelerden koruyarak, onlara farklı, yenilikçi ve alternatif politikalar üretmeleri konusunda destek sağlar.



Think Tank’lere ve Alternatif Politikalara Neden İhtiyacımız Var?



Çağımız siyaset anlayışında entelektüel bir mutfağa ihtiyaç olduğu bu günlerde, Türkiye’nin küresel ölçekte siyaset üretmesinin temel şartı yenilikçi ve alternatif politikalar üretebilmektedir.



Hayatın her alanında alternatiflere sahip olmak, bize seçme şansı verdiği gibi, yaşam alanımızı daha konforlu bir hale getirme açısından önemlidir.



Basit bir örneklemeyle; Amacımızın Ankara’dan İstanbul’a ulaşmak olduğunu varsayarsak; bu amaca temelde 2 farklı şekilde ulaşabiliriz. Havadan ve karadan; yine her iki tercih içerisinde farklı açılımlara gider (BKNZ Tablo 1), dolayısıyla aldığımız her karar beraberinde sonuçlar getirir. Seçeneklerimizin farkında olmak; amaçladığımız hedefe ulaşmak açısından kritik öneme sahiptir. Bu farkındalığı bize sağlama noktasında Think Tanklere (Düşünce Kuruluşlarına) duyulan ihtiyaç büyüktür.



İktisatçıların alışık olduğu; fırsat maliyeti kavramı burada gündeme gelir, her fırsatın bir maliyeti vardır. Hangi fırsatın ne maliyeti olduğunu bilmek, başka bir deyişle hangi maliyet sonucunda ne gibi bir fırsat elde edileceğini önceden sezebilmek tüm bireylere fayda sağlayabileceği gibi karar alma mekanizmaları dahilinde bulunan kişilere, kurumlara ve devletlere büyük avantaj sağlar. Devletler için kar maksimizasyonu önemlidir ancak politikada her zaman kar maksimizasyonu gözetilemez. Süreci karşılıklı oynana bir oyun gibi ele alırsanız, hamle sayınızı bilmek, elinizdeki kartları tanımak, oyunda size avantaj sağlar.alternatif































Bu örneklemi siyasi alanda kullanacak olursak; Amacı Avrupa Birliği tam üyelik olarak koyduğumuzda, yine müzakere süreci dahilinde birçok alternatif ortaya çıkacaktır; İşte bu noktada Sivil Toplum Kuruluşları bu alternatifleri ortaya koymakta ve oluşturdukları projeler ile karar alma mekanizmalarına destek olma noktasında önemli yere sahiptirler.



STK’ların işlevselliği ve Dünya’daki Think Tank’lerin Türkiye’deki Benzerleriyle Karşılaştırılması.



1900’lü yıllarda Amerika da başlayan Think Tank fenomeni, özgürlük ve demokrasi teriminin yükselen trendiyle birlikte günümüzde 1500’ü Amerika’da olmak üzere büyük bir fenomen haline gelmiştir.



Sayısal verileri inceleyecek olursak; Yaklaşık olarak, Amerika ve Kanada da 1800, Batı ve Kuzey Avrupa’da 1000 Latin Amerika’da 548, Kuzey ve Güney Asya’da 265, Afrika da 32 Avustralya ve Yeni Zelanda ve Orta Doğu; İsrail: 35, Türkiye 19, Filistin 17 olmak üzere 180 civarında Think Tank bulunmaktadır.



Soğuk savaş sonrası büyük bir hızla bütün dünyaya yayılan bu fenomeni inceleyecek olursak, Think Tankler’in işlevsellik bakımından birbirilerinden farklılaştıklarını görürüz. Bu tespitle birlikte Amerikan Think Tankleri’nin, karar alıcalar üzerinde sahip olduğu etkinin, diğer ülkelerdeki think tanklere kıyasla fazla olduğunu söylemek doğru olur. Bu etki Orta Doğu’ya geldikçe azalmakta ve bazı ülkelerde neredeyse sıfıra inmektedir.



Bu farklılaşmanın demokrasinin işleyişi ile doğru orantılı olduğunu söylemek yanış olmaz ancak sadece bununla bir değerlendirme yapmak eksik olur.



Temelinde bu farklılaşma, Siyasal sistemlerden, etnik yapıya, geleneklerden, bölgesel farklılıklara ve hatta ülkelerin yüzölçümlerini de içeren bir bütünün sonucudur.



Örneğin Amerikada’ki federal yapı nedeniyle, bölgeler arasında var olan yarışmacı ortam, farklı ve daha iyi politikaların ortaya konulması açısından, bir Sivil Toplum Kuruluşu olarak Think Tanklerin önemini arttırmaktadır. Yine halkın ABD gibi büyük bir coğrafi alan üzerine kurulmuş bir ülkede, karar alma mekanizmalarına bireysel olarak ulaşması, diğer ufak devletlerin aksine göreceli olarak zor olduğundan, talep ve ihtiyaçlar bu gibi kuruluşlar ile karar alma mekanizmalarına iletilmektedir.



İngiltere örneğinde hem Sol hem de Sağ gurupların farklı düşünce kuruluşlarına sahip olması yarışmacı ortamın oluşmasında ve karar alma süreci içerisinde STK’ların kendi niteliklerini geliştirerek, farklı projeler ortaya koyup etkilerini arttırmasında, son derece önem teşkil etmektedir.



Etkin STK, bağımsızlıkla ortaya çıkar. Bir STK’nın bağımsız olabilmesi için birinci öncelik kendi varlığını sürdürebilecek fonları elde etmesidir. Bu noktada kurumlar arası gelir seviyesi farklılaşmanın temel nedenlerinden birisi olarak ele alınmalıdır.



Birkaç örnekle yıllık bütçeleri; “Rand Corporation; 250 milyon dolar, Brooking Instution 61 milyon dolar.” olan Amerikan Düşünce Kuruluşları ( Thin Tank) ile Tüm Türkiye’deki benzerlerinin yıllık bütçelerini karşılaştırdığımızda, aradaki fark uçurum niteliğindedir.



Kaynak yetersizliğinden dolayı yereldeki çoğu düşünce kuruluşu, Amerika da ki örneklerinin aksine; günlük tartışmalar üzerine yoğunlaşarak, kısa dönem stratejileri geliştirmekte; tabiri caiz ise günü kurtarma çabası içerisine girmektedir. Oysa Amerika da günlük olaylardan kendilerini sıyıran bu kuruluşlar; hükümet çalışanlarının, siyasi kaygılar nedeniyle üzerinde çalışamadığı, uzun dönem stratejiler üretmektedir.



Demokrasinin güçlü aktörleri olarak uluslararası arenada, siyasi karar alma mekanizmaları ile akademisyenler arasında bir boru hattı görevi gören think tankler, ne yazık ki bu boru hattının bazı bölgelerde tıkanmış, bazı bölgelerde sabote edilmiş ve yine bazı bölgelerde ise tamamlanamamış olması nedeniyle; Türkiye de olması gerektiği nitelikte çalışamamaktadır. Tüm bu aksiliklerin aşılmış olduğu bazı durumlarda ise, teknik ve maddi olanaksızlıklarla birlikte, bu hatta verilecek petrol bulunamamaktadır.



Think Tankler’in Türkiye’de yeterince etki yaratamamasının bir diğer sebebi ise bu kurumların bir çeşit akademik araştırma kurumu haline gelmesidir. Think tanklerin bu tarz kurumlar haline gelmesindeki en büyük etken kuşkusuz ki birçoğunun üniversite bünyesinde çalışmalarını sürdürmesidir. Kitap yayını bakımından karşılaştırmalı olarak bölgede lider durumda bulunan Orta Doğu ve Batı Avrupa Düşünce Kuruluşları için Amerikalı bir düşünür şöyle der; “Kitaplar ile alakalı hiçbir sorunumuz yok ancak, politikacılar kitap okumaz!” Bu söylemin ışığında; tek başına teori bir bir düşünce kuruluşu için yeterli olmamaktadır. Bir projenin ses getirebilmesi için teori ve pratiğin arasındaki bağlantının kurulması şarttır. Ancak unutulmamalıdır ki teorinin pratiğe uygulanabilirliği kadar pratiğin de teoride yer bulması gereklidir.



Geçmişte sık sık söylenen ; “Araştır, yaz, arayan seni bulur” dönemi sona ermiştir. Bu noktada think tanklerin bu değişime ayak uydurup, dönüşümlerini gerçekleştirmeleri, varlıklarını sürdürebilmeleri ve işlevselliklerini kanıtlayabilmeleri açısından önemlidir.



İncelememiz gereken son farklılaşma nedenine gelecek olursak; Geleneksel alışkanlıklar nedeniyle Türk siyasetçiler; kişisel önerilere, kurumsal önerilerden daha fazla önem vermekte ve karar alırken danışmayı bir eksiklik olarak görmektedirler.



Siyasi liderlik misyonu her an değişimini sürdürmektedir. Liderlerin yapması gereken bu değişime ayak uydurarak öncü pozisyon almaktır. Gelecekte eğitim seviyesinin artması ile birlikte, liderlerin algılamaları da farklılaşacaktır, bununla birlikte karar alama sürecinin içerisine, Düşünce Kuruluşları gibi Sivil Toplum Kuruşlarını dahil etmeye, liderler alışacaklardır. Böylelikle liderlik misyonu; Liderin ülkesi değil, Ülkenin lideri haline gelecek ve tüm halkı kapsayan, ülke yararına hizmet eden kararların alınması daha da kolaylaşacaktır.



KAYNAK: http://politikamerkezi.org.tr/tr/bilgi-merkezi/arastirma/198-think-tank-nedir-ne-yapar-







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 13
Dün Tekil 813
Bugün Tekil 324
Toplam Tekil 1640679
IP 54.158.119.60






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































9 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Onlara Allah Türk Adını verdi ve Onları yeryüzüne hakim kıldı.
(Kaşgarlı MAHMUT)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.598 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu