KİM "HOŞT" DİYECEK BU KEŞİŞ KÖPEĞİNE?!! - Özkan BOSTANCI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









KİM "HOŞT" DİYECEK BU KEŞİŞ KÖPEĞİNE?!! - Özkan BOSTANCI
Tarih: 19.08.2010 > Kaç kez okundu? 2132

Paylaş


Devletimizin sınırları içerisinde keşişler "ekümen" sıfatı ile toplantı düzenliyor...



Devlete meydan okuyor...



Bizim başbakanlık "“aman ha toplantıya kimse katılmasın" şeklinde aczini itiraf eden bir genelge”den başka bir tedbir almıyor.





Bu olay Irak”ta Türk askerinin kafasına çuval geçirtilmesine müsade edilmesinden daha berbat bir durum değildir de nedir?



Kasımpaşalı başbakanımız hep Türk insanına dayılanacağına biraz da asli görevini yapsa da, bu keşişlere bir kez olsun "hoşt" dese de biz de Türkiyeyi Türklerin yönettiğine” inansak olmaz mı?



Ekümenlik ne demektir?



Hıristiyan dünyasının 350 milyon civarında mensubu olan en büyük üç mezhebinden (Katolik, Protestan, Ortadoks) biri olan Ortadoksluğun, merkezi İstanbul olmak üzere Vatikan (Katolik) benzeri bir devlet kurma hayali vardır.



Katoliklerin ruhani liderliğinin, devlet başkanlığının ünvanı Papa...



Ortadoksların ruhani liderliğinin ve devlet başkanlığının ünvanı ise Ekümenik”dir.



Hakikatte Rumların “Helenizm” ideallerini gerçekleştirme amacından başka bir hedefi olmayan Ekümenlik, AB ve ABD tarafından desteklenmektedir.



Bunun sebebi ekümenlik gerçekleşirse;



Sadece Yunanistan değil...



AB ve ABD de Türkiye”den “tazminat ve toprak” talebi yapabileceklerdir.



Ekümenlik faaliyetlerinin Türkiye”deki destekçilerinin, başta Rahmi Koç olmak üzere pek çok zengin işadamı ve bütün marksist örgütler ile “insan Hakları” adı altında örgütlenen sivil toplum kuruluşları ve Rotary, Lions ve diğer Mason localarının olduğu artık gizlenmemektedir.



Ekümenizm”in önderlerine göre, Müslümanlar;



"Bir dine inandıkları için doğru yolda... İslamiyete inandıkları için ise yanlış yöndeki" insanlardır.



Bunları "doğru yöne" yönlendirmek için hıristiyanlaştırılmaları gerekir.



Bu yüzden, İslam Devletleri önce "Batı Normlarına göre laikleştirilecek"...



Kimyevi bileşiklerde olduğu gibi aktif unsurlar "nötr" hale getirilerek "direnç noktalarının pasifize" hale getirilmesi sağlanacaktır.



"Gümrük Birliği" ile de "yerli sermaye çevreleri ehlileştirilecektir."



Aktif unsurun, dindar fakat bilgisiz insanlarımızın olduğu...



Karşıt unsurun da "Hocaefendi zihniyeti" olduğu düşünülürse...



Yıllardır ülkemizde "tedavülde" olan "ekümenliğe giden yolda kilometre taşları" daha iyi anlaşılır.



"Dinler arası diyaloğun iki mimarının" şu beyanları Türkiye”de Vatikan benzeri bir devlet kurulması (Ekümenlik) için gelinen noktayı açıkça göstermektedir.



"Dinler arası diyalog, kilisenin tüm insanları hırıstiyanlaştırma amaclı misyonunun bir parçasıdır."

(Papa II. John Poul, 1991, Redemptoris Missio-Kurtarıcı Misyon)



"Papa VI Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog için Papalık Konseyi/PCID misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz.



Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz.



En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle,bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımı sunmak için size geldik."

(feto Efendi, Zaman Gazetesi, 10-02-1998)



Feto efendinin 1990”lı yılların başında siyasi desteği de arkasına alarak;



"Fener Rum Patriği Bartelemous”u legalleştirme çalışmaları" çerçevesinde "ortak toplantılar ve iftarlar" düzenlemesi de hep bu "Ekümenlik idealine hizmet" olduğu gözden kaçmamalıdır.



Kim ne zaman hangi hakla bu hoca efendiye "İslam”ı temsil yetkisi" verdiği de ayrı bir meçhul olmaya devam etmektedir.



Türkiye”de bile Türk okullarındaki müfredatlardan milli ve manevi bilgi ve belgeler çıkartılıp okunması yasaklanırken..!



Bu zatın önderliğinde, samimi Müslüman Türk öğretmenler kullanılarak..!



Dünyanın dört bir yanında "sözde Müslüman-Türk müfredatlı okullar" açılmasına hiç bir gücün ses çıkarmaması size de garip gelmiyor mu?



Alman vakıfları hakkında ve dinler arası diyaloğun gerçek yüzü hakkında son derece ciddi çalışmalar yapan Türkçü yazar rahmetli Necip Hablemitoğlu”nun şehit edilmesi olayını çok çabuk unuttuk.



Hablemidoğlu”nun katledilme metodu, "tek gözünden" kurşunlanmıştı...



Siyonistlerin ve ortadoksların muhalifleri cezalandırma şekli ile örtüştüğünü sağır sultan bile bilmekte...



Ama AB sevdası ile yanıp tutuşan "bizim sultanlar" hiç mi hiç oralı olmamaktalar.



Ne hikmetse "Ekümenlik heveslilerinin" heveslerini kursağında bırakacak çalışmalar yapan vatansever Türk aydınları ya "tek kurşunla gözlerinden" vuruluyor...



Ya da faili meçhul bir "trafik ve uçak (HELİKOPTER) kazasında" hayatları son buluyor..!



Kimse de bunlar neden oluyor nasıl oluyor da oluyor demiyor.



(Hacettepe Üniversitesi Hidropolitik ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı olan ve “SU RAPORU” üzerine araştırmalar yapan Prof. Dr. Ali İhsan Bağış 21 Ağustos 2004 de, araştırma için gittiği Urfa”dan Ankara”ya dönerken gece saat 01”de bir tarfik kazası sonucu hayatını kaybetmiş, hiç kimse de bu konu üzerinde durmamıştır.



AB yetkilileri tarafından sürekli dillendirilen Türk sularının (BOP kapsamında) insanlığın ortak malı olduğu ve kontrolünün İSRAİL TEKNOLOJİSİ ile yapılması gerektiği konusunu düşünürseniz rahmetli hocanın üzerinde çalıştığı ve yakında kamuoyuna açıklayacağını yakın dostlarına söylediği “SU RAPORU” nun hocanın akıbeti olduğundan şüphelenmeniz gerekmez mi?)



Lozan”da, "Ruhsal alanın dışında faaliyet gösteremez" şartı ile İstanbulda kalmasına izin verilen Fener Rum Patrikliği, aksi durumda Aynoroz adasına aktarılması hükme bağlanmıştı.



Şimdi devlet olma yolunda epeyce mesafe katetmiş..!



Ekümenlik, yani Ortadoks Roma devleti olduğunu eşcinsel Bartelomous tarafından bütün yazışmalarda açıkça kullanılır olmuştur.



Bu konuyu "icra"nın sorumlusu Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin başı, AKP”nin genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan sadece kınamakla! geçiştirmiştir.



100 kadar AKP milletvekili de, kendilerine gelen davet mektubunu, yazdıkları bir kınama! mektubu ile cevaplandırmış, toplantıyı protesto ettiklerini söylemişlerdir.



Sözü edilen AKP milletvekilleri sanki tek başlarına hükümet oldukları "Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde vuku bulan bir ihaneti" değil de, sanki sorumlu olmadıkları "Fransa”nın Paris”inde dikilen sözde ermeni soykırım anıtı”nın" protestosunu yaparcasına bir vurdumduymazlık içerisinde olduklarını bilmiyorlar mı?



Biliyorlar tabii de...



iktidar nimetlerinin çok tatlı, vatan müdafasının da çok çileli olduğunu da biliyorlar..!



Barzani şerefsizinin "mecliste 80 kadar vekilimiz var" demesini de bu tepkisizliğin üstüne koyduğunuzda manzara açıkça görülmektedir.



Diyarbekir”e özene bezene vali seçenler aynı dikkati "Eyüp Kaymakamı" seçiminde de göstermekte olduklarını müşade etmekteyiz.



Vekillerin ne sorumluğu var demeyin, bu vekiller”in sadakati ile ayakta duran bir hükümetin icraatlaridir bu söylenenler.



Üstelik, gavura mülk edinme serbestisini getiren 3 Temmuz 2003 tarih ve 4916 sayılı ihanet yasasının altında da bu protestocu AKP”li 100 vekilin imzası var.



"Ekümenliğin palazlanması için atılan en önemli adım" olarak nitelendirilen bu ihanet yasasının bir benzeri 16 Haziran 1868 de Osmanlılar tarafından kanunlaştırılmış, akabinde yunanlılar Ege kıyılarımızın ve adalarımızın tamamını mülk edinmişlerdi.



Ege”deki adaların şimdi kimin elinde olduğunu bir düşünün bakalım.



Lozan anlaşması gereği ahdi mütekabiliyet (karşılıklı sözleşme) şartı getirilerek mülk edinme sınırlandırılmıştı.



Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan hemen sonra Atatürk”ün emri ile KÖY KANUNU çıkarılıp "yabancının mülk edinmesi" kesinlikle yasaklanmıştı.



AKP hükümeti ise Lozan”ı da, Köy Kanunu da yırtıp, Ekümenliğe giden yoldaki tüm pürüzleri ortadan kaldırmıştır.



AKP”nin yeni mülk edinme kanunu,



Sadece ekümenliğe hizmet etmekle kalmayıp...



Türkiyenin Filistin olması için de önemli fırsatlar doğurmuştur.



Yani kurulacak bir "KostantinaPolis Ekümenliği Devleti"nin...



Ve Türkiyenin Filistin olmasının temel adımlarında b>AKP milletvekillerinin katkıları azımsanmayacak derecede büyüktür.



"Ekümenliğe giden yolda" hatırlarsanız Rahmi Koç önderliğinde Karadeniz vilayetlerimize ““Barış ve Hoşgörü gezileri”“ düzenlenmiş...



"Dinler Arası Diyaloğun" Türkiye sorumlusu da bu gezileri desteklemişti.



O günkü yetkililerimiz de trene bakar gibi bu hain olayı izlemişlerdi.



Bakın bu Fener Rum Patrikliği ihanet şebekesi hakkında Atatürk Büyük Nutkunun Samsuna Çıktığım Günkü Genel Durum ve Görünüm başlıklı bölümünde ne demiş;



---""Ülkenin her yanında Hıristiyan azınlıklar gizli ya da açıktan açığa kendi özel amaçlarını gerçekleştirmeye, devleti bir an önce çökertmeye çalışıyorlar.



Sonradan elde edilen güvenilir bilgi ve belgelerle iyice anlaşılmıştır ki İstanbul Rum Patrikhanesi”nde kurulan Mavri Mira Kurulu illerde çeteler kurmak ve bunları yönetmek, gösteri toplantıları ve propagandalar yaptırmakla uğraşıyor.



Yunan Kızılhaç”ı ve Resmi Göçmenler Kurulu, Mavri Mira Kurulu”nun çalışmalarını kolaylaştırmakla görevli. Mavri Mira Kurulu”nca yönetilen Rum okullarının izci örgütleri, yirmi yaşından yukarı gençleri de içine almak üzere her yerde kuruluşunu tamamlıyor.



Ermeni Patriği Zazen Efendi de Mavri Mira Kurulu”yla birlikte çalışıyor.



Ermeni hazırlığı da tıpkı Rum hazırlığı gibi ilerliyor.



Trabzon, Samsun ve bütün Karadeniz kıyılarında örgütlenmiş olan ve İstanbul”daki 4 merkeze bağlı bulunan Pontus Derneği hiç bir engelle karşılaşmadan kolaylıkla ve başarıyla çalışıyor.""---



Nutuk”ta tespit edilen bu gerçeğin günümüz versiyonuna bakın ve bir durum değerlendirmesi yapın.



Herkes 17 Aralık 2006”da açıklanan AB raporunun, AKP sayesinde zaten feda ettiğimiz KIBRIS vs maddesini tartışırken, gözden ve dahi basından ırak edilerek halkımızı uyutmalarının haddi hesabı yok artık.



Buyrun örnekler size.



"İsrailin desteği, Amerikadan icazeti olmadan Türkiye”ye başbakan olunamaz" demişlerdi de hadi canım demiştik.



Ama şu örnekleri düşününce kafamız karışmıyor değil.



Tansu çiller, başbakanlığı döneminde güya olimpiyatların Türkiye”de yapılmasını sağlamak için Fener Rum Keşişinden ““Ekümenik”“ sıfatlı mektup almış, İsraile bir ziyaretinde de ““Arz-ı Mevud”da olmaktan çok mutluyum”“ demişti.



Recep Tayyip Erdoğan”ın da "Kürdistandan gelen haberler bizi mutlu ediyor”“ demesi gibi.



Ekümenliğin, Arz-ı Mevud”un, Küsdistanın, Türkiye Cumhuriyeti için ne anlama geldiğini koskoca başbakan”ın bilmemesine imkan yoktur.



O zaman bu adı geçenlerin neye hizmet ettiklerini herhalde gayet iyi anlamaktasınızdır.



Alman Heykeltraş Helmut Lutz”un ““Yıldızların Yolu”“ isimli Hıristiyan ve Mason sembolleri taşıyan taş yapıt, 23-Ekim-2004 tarihinden itibaren (Ramazan ayı boyunca), Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer”in özel izni ile Ayasofya meydanında sergilenmiştir.



Bu yapıt”ın 30 yıl boyunca Hz. Meryem”in hırıstiyan inançlarına göre göründüğü iddia edilen şehirlerde sergileniyor olmasının "hırıstiyan propagandası"nı amaçlamaktan öte bir anlamı yok.



"Avrupa Kültür Vakfı”“ tarafından düzenlenen bu misyonerlik faaliyetinin Ayasofya Meydanında Ramazan ayı boyunca sergilenmesinin "derin anlamı" yanında, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezerin himayesinde düzenlenen ““ödül töreninin de”“ son derece "derin anlamı" vardır.



Bu ödül töreni için yine biz Türk”lerce özel anlamı olan Dolmabahçe Sarayı ve Topkapı Sarayıseçilmiş..!



"Avrupa Bölgeleri Kültür Ödülü" İstanbul”un AKP”li Belediye Başkanı Kadir Topbaş”a ve Köln Belediye Başkanı Fritz Schramma”na verilmiştir.



Aynı organizasyon kapsamında Türkiye Cumhuriyeti TBMM başkanı Bülent Arınç”a da "Yılın Siyasetçisi”“ ödülü verilmiştir.



Hatırlanacağı gibi müslüman bir ülke olan Türkiye Cumhuriyeti”nin İslamcı! gelenekten gelen Başbakanı da, siyonizme hizmet edenlere verilen yahudilerin "Zafer Tacı" ödülünü almış...



Ve "…gerekirse papaz cübbesi bile giyerim" diyerek futursuzca müslüman Türk Milletine meydan okumuştu.



Benim asıl merak ettiğim, 1970”li yıllarda Milli Gençlik Vakfı önderliğinde "Ayasofyanın Cami olarak hizmete açılması için" yapılan yürüyüşte en önde Recep Tayyip Erdoğan”ın niçin yer aldığıdır.



Bana paranoyak demeseler, Recep Tayyib”in taa o günlerden bu günlere birileri tarafından hazırlandığı tezini ortaya atacağım ama, neme lazım paranoyak falan derler sonra.



Güneydoğuda şehit olan mehmetçiğin cenazesi alelacele kaldırılıp, vatan hainlerine görkemli törenler yaptırılmaktadır.



Hatta bu vatan hainleri leşlerini "Şehitlik Abidesi" önüne getirip törenlerini orada yapmaktadırlar...



Ki, "nötralize" olmamış kimse var mı(!) diye "nabız" yoklamaktadırlar.



Devlet ve hükümet yetkililerinin en azından ““nötr”“ duruma geçtiğini test edip arkasından da, Diyarbakır belediye başkanına ““Bölgeye atadığınız yetkililer bölgenin özelliklerine göre seçilsin”“dedirterek yeni bir atağa geçebilsinler.



Hiç bir şehit cenazesine katılmayıp, köpek leşlerine başınız sağolsun diyenlerden hiç bahsetmeyeceğiz.



Ramazan ayında basını da arkasına alıp "fukara sofralarının iftarına ortak" olmanın "getirisini"tabii ki benim gibi esnaflıktan anlamayan biri hesaplayacak değil ya.



Tüccar zihniyeti kar-zarar hesabını daha iyi bilecektir tabi ki.



Ben bundan da bahsetmiyeceğim ama, sahi yerinize yolladığınız adamlarla o ““Ekümenik”“ iftar sofralarında o piskoposa ne mesaj yolladınız ne mesaj aldınız, onu bari söyleyin!



Adana”nın Yüreğir İlçe Belediyesi MHP”de iken Yıldırım Beyazıt Parkı”na 16 Türk Devletini simgeleyen ve bu toprakların Türk toprağı olduğunu belgeleyen bayrak direkleri, AKP”li belediye başkanının, "bölgedeki gayri müslümler ve gelen turistler rahatsız oluyor"gerekçesi ile kökünden sökülmesi sakın süryani şebekesinin AKP”li belediye başkanına bir emri olmasın?!!



Bunlar bizi aşar diyorsanız, "Ekümenlik idealinin" mirasçısı Yunanistan”ın 1982 yılında kültür bakanı Melina Merküri”nin dağıttığı şu haritaya bakınız.



Yunanistan Kültür Bakanı Melina Merküri”nin 1982 yılında dağıttığı harita.



Şimdi yukarda bahsedilen durumları birleştirip tek bir karede değerlendirdiğinizde önünüze "Doğu Roma-Kostantinapolis Ekümenliği devleti" çıkmıyor mu?



Aslında sahnedeki aktörlerin bizim seçtiklerimiz, senaryo yazarının da “itoğlu it keşiş” olduğunu daha ne zaman anlayacaksınız?



Bu hainliğe, bu nankör Bartelemous Papazının destursuz çalışmalarına kimse çıkıp da "hoşt" demeyecek mi?



Sadece kınama ile mi geçiştireceksiniz?



"Şeref fukarası" bu papazın haddini bildirecek bir tek makam yok mu bu devlette?



Bu keşişin "Çobansız köyün köpekliğine" daha ne kadar dayanacaksınız?



Bu ülkede vatansever bir tek savcı hakim yok mu?



"Laikliğe aykırı" diyerek 15 yaşındaki kızları okuldan atıyorsunuz, bu kızları 3 yıla kadar hapis ile yargılamanın yolunu açan AKP”nin yeni çıkardığı ceza kanunu uyguluyorsunuz da..!



Bu keşiş bozuntusunun "Din Devleti kurma" çalışmalarını nasıl "Laikliğe Aykırı" bulamıyorsunuz?



Yasalarımızda anayasamızda bu ihaneti önlemek amaçlı maddeler sadece süs olsun diye mi var?



Bu keşiş bozuntusuna dur deyin artık.



Türk Çocuklarının Milli-Müdafa haklarını kullanmasını bekliyorsanız çıkın açıkça söyleyin.



Bartelemous denen keşiş bozuntusu koskoca Türk Milleti”nin hürriyeti ve Türk Devleti”nin bağımsızlığına alenen meydan okuyacak, bu ülkenin yasaları, hakimleri savcıları, bu ihanete dur demeyecek..!



Fener Rum Patrikliğinin bu hain bu şeref fukarası girişimlerine isyan edip, malumu beyan olarak, ben de bu hainlere "şeref fukarası" dediğim için beni cezalandıracak, öyle mi?!!



Yeter artık, görevinizi yapın.



Bizi yeniden MİSAK-I MİLLİ sınırları çizme zorunluluğunda bırakmayın!..



Mecbur kalırsak MİSAK-I MİLLİ sınırlarımızı nereden başlatıp, nereye uzatacağımızı kimsenin aklı tahayyül edemez!..



Unutmayın ki, .......!



Hiç bir TÜRK”ün bu dünyadaki görevi sona ermez!..



Sadece ölürken bu vazifeyi bir başka TÜRK”e devreder.



Bu bir BAYRAK YARIŞI”dır!..



Sonradan gelen bayrağı daha ileri bir BURǔa dikmekle yükümlüdür.

Bu bir ÜLKܔdür!..



Her TÜRK”ün son nefesi göklere ulaşırken;



TÜRK MİLLETİ”NİN ÖLÜMSÜZLÜĞܔnün bir nişanesi olarak bir başka TÜRK”e nefes olur.



TÜRK MİLLİYETÇİLERİ, ülkemizin ve TÜRK DÜNYASI”nın aydınlık ve güzel yarınlarının sigortasıdır.











Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 15
Dün Tekil 825
Bugün Tekil 744
Toplam Tekil 1636275
IP 54.163.94.5






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































3 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ben sadece asil bir ailenin evladı olmakla değil, fakat asil bir milletin evladı olmakla gururluyum.
(ATİLLA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.384 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu