Türkiye”de Türk Olmak - Aziz Dolu Atabey - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Türkiye”de Türk Olmak - Aziz Dolu Atabey
Tarih: 26.07.2010 > Kaç kez okundu? 1993

Paylaş


Türkiye adı verilen üzerinde yaşadığımız coğrafyada yaşayanların ortak adı (Batılıların söylemiyle kod adı) “Türk” olarak kabul görmüştür. Bu adı bize Araplar, Farisiler ve bilumum Avrupalılar takmıştır. Tabi öncelikle de Çinliler… Hâliyle Türkeli denildiğinde Edirne”den, Kars”a kadar değil; Balkanlardan, Ulan-Batur”a (Moğolistan”ın başkenti) kadar bir büyük saha akla gelir. Orta kuşak boyunca, Asya”yı bir uçtan diğerine geçerek, Avrupa”ya kadar uzanan; Türk kuşağı olarak adlandırabileceğimiz bölge ve bu bölgede yaşayan insanlar yani milletimiz söz konusu olduğunda dünya siyaseti çetrefil bir mesele ile karşı karşıya kalmaktadır. Aslında Türk olmak, Türklük için bir mesele değil; bir gönül birliği hareketidir. Ama bunu mesele yapanlar bizim dışımızda yer alan düvel devletleri ya da halklarıdır.



Hazır söz açılmışken, orta kuşakla ilgili bilimsel; bilimsel olduğu kadar da ilginç olan bir bilgiyi nakledeyim. Bilim adamları, insan ırkı için en elverişli sıcaklık değerlerinin 15–35 “C olduğunu hesaplamışlardır. Bu sıcaklık değerleri orta kuşağa has değerlerdir. Ve Türkler tarih boyunca hep orta kuşakta hareket etmiş, Asya”nın kuzeyi ile Afrika”nın güneyine rağbet etmemişlerdir. Bu arada insanlık adına bir misâl daha vereyim. Fıtrat olarak halim-selim yaratılışlı olan Güney Asya ve Afrika halkları ile Vikingler, Cermenler gibi haşin ve saldırgan kuzey halkları arasında tampon oluşturarak, bir yerde insanlığın büyük felaketlerle karşı karşıya kalmasını da engellemişlerdir. Türkler, savaşçı kavimleri Asya”dan kovmakla kalmamışlar; bunlar, ellerinde birer haçla çıkıp geldiklerinde de “Bismillah” deyip karşılarına dikilmişlerdir. Dahası Çin”i neredeyse bin iki yüz elli yıl boyunca bugün Çin Seddi olarak adlandırılan duvarın arkasına hapseden de Türk milletinden başkası değildir. Dahası mı? Dahası tarihin şanlı sayfalarında okunmayı bekliyor cancağızlar.



Türklük kavramını, ne kadar olumsuz niteleme var ise onlarla doldurmaya çalışanlar; Türk”ü, barbar, ilkel, gibi hâllere sokmaya çalışanlar; hatta din (İslâm) adına ortaya çıkanlarda bile görülen düşmanca tutumlar, ister istemez Türk”ün canını sıkmaktadır. Kınayanların kınamasından korkmayan bir millete mensup olmanın şuurunu taşımakla birlikte, cevap hakkının kutsallığına atfen birkaç kelam (söz) söylemenin farz olduğunu düşünüyorum. Sözgelimi (misâl) kimilerinin Ayetullah; kimilerinin lanetullah olarak nitelediği bir budala çıkıp da -sırf Türk olduğu için- Yavuz Sultan Selim Han”a “İslâm birliğini parçaladı.” diye iftira atıyorsa, layık olduğu cevabın verilmesinin elzem olduğunu düşünüyorum. Hele de söz konusu olan İran gibi, tebaası gayrimüslim bir devletle tarihinde hiç savaşmamış bir ülke ve bu ülkenin mevta olmuş lideri ise, dilin kemiği yoktur. Hatta kıkırdaktan bile bahsedilmemelidir. Kasr-ı Şirin”i hazmedememenin belirtileri (emare) olarak ortaya çıkan bu tür serzenişlere “Kızılay” sodasının iyi geldiği de unutulmamalıdır. Bu arada, Kızılay sodasını da rahmetli Atatürk”e borçlu olduğumuzu biliyor muydunuz?



Türkiye”de, Türk olmak kimilerince bir mesele olarak düşünülebilir. Bu tür zevat belki kendince haklı gerekçeler de ileri sürebilirler. Eşarî itikadına özlem de duyabilirler. Ama unutulmamalıdır ki, İslam sancağının indiği yer bu topraklardır. Hâliyle bu topraklardan sökün edip, şafakları kaplayacaktır. Yoksa bir zamanlar Osmanlı vilayeti olan Libya”da olduğu gibi; resimli mecmua çıkarırcasına, resimli Kuran bastıran serkeş tafracılar, Muhammed (Allah”ın selamı üzerine olsun.) ümmetine hiçbir şey veremez. Hatta bu serkeş ve serkeş gibi düşünenler bilmiyorlar ki, yaptıkları hatanın ucu günün birinde Nisa suresinin geçtiği sayfaların çıplak kadın figürleriyle (nü) dolmasına kadar gidecek… Hıristiyanlığın nasıl yozlaştırıldığını, bozulduğunu (tahrif) bir anlayabilseler… Ama nerede? Üstelik Endülüs”e sahip çıkamayan Araplarla; Bosna”nın, Endülüs olmasına izin vermeyen bir Türk milleti arasındaki farkın ne kadar açık olduğu da ortadadır. Hoş, Endülüslü Müslümanları da biz kurtarmıştık. Peki, oradan getirdiğimiz Müslüman Araplar nerelere yerleşmişti, biliyor musunuz? Kuzey Afrika kıyılarına! Sarayının inşaatında çalışan bir Türk işçisinin bile elini öpmesi gerekirken; Türkiye Cumhuriyetinin bir başbakanına bile tafra satarak, ahde vefasızlık yapan densiz nereden bilecek ki nenelerinin namusunu kurtaranları? Kısacası “Türk” olmak meziyetimiz, “Müslüman Türk” olmak ise şahsiyetimizdir canlar.



Velhâsıl-ı kelam yani sözün kısası Türkiye”de Türk olmak zordur. Sözgelimi İstanbul Evrenkentinde (univercity) görev yapan, Yahudi asıllı bir Alman hoca II. Dünya Savaşının başlaması üzerine, Almanya”nın iade talebinden çekinerek Türk vatandaşlığına geçer. Neyse uzatmayalım, ay sonu gelir ve maaşını almaya gider. Bir de ne görsün? Maaşı epeyce azalmıştır. Hemen bir görevli bulur ve sebebini sorar. Aldığı cevap “Sen Türk olmayı kolay mı sanıyorsun hoca?” olur. İşin içyüzü cevaptan daha ilginçtir. Yabancı uyruklular, evrenkentte aynı işi yapmalarına rağmen Türk hocalardan çok daha fazla ücret almaktadır. Ve bizim hoca, vatandaşlığa geçerek Türk olmuştur. Kanaatime göre, meselenin bir başka eseflik yönü de budur. Neden derseniz Türkiye”de Türk olmak bir mesele ama bundan daha da vahimi Türk”ün, Türklüğünü mesele yapması daha büyük bir meseledir. Oktay Sinanoğlu, Orhan Türkdoğan gibi sayısız değeri yetiştiren bu milletin silkinip, kendine dönmesinin bu kadar gecikmesine mantık bilimi de tutarlı bir açıklama yapamamaktadır. Sanırım sorun özgüven eksikliğimizde… Sahi canlar, "ufukların efendisi" Osmanlı kimlerin atalarıydı? Ya da -af buyurun- bizler kimlerin torunlarıyız? Haydi, biraz da buna kafa yorun bakalım. Ne demişler, insan düşünen bir mahlûktur. Serik–30.04.2008



Aziz Dolu Atabey

azizdolu.blogcu.com







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 20
Dün Tekil 828
Bugün Tekil 194
Toplam Tekil 1638083
IP 54.197.75.176






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































6 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.597 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu