Askeri Şura toplantısı.. - Dr. Burhan ÖZFATURA - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Askeri Şura toplantısı.. - Dr. Burhan ÖZFATURA
Tarih: 23.07.2010 > Kaç kez okundu? 1948

Paylaş


23 Temmuz 2010

Bu yazıyı Çukurca”da ve Gürpınar”da verdiğimiz 7 şehidin acısını ile, kanayan yüreğim ve isyan eden ruhumla yazıyorum. Bu kaçıncı baskın? Bu kaçıncı şehit?



Niçin teröristler hücumda, Silahlı Kuvvetlerimiz statik durumdadır?



Bu ne biçim komutandır ki, birliğini koruyamaz, sızmaları önleyemez?



Medyada yazılanlar istihbaratın 10 gün önce bilgi verdiği birliğin yüksek teknolojisinin kullanılmadığı, termal kameraların çalışmadığı, sensörlerin faaliyet dışı olduğu, uzaktan kumandalı aydınlatma mayınlarının devreye girmediği Zap Kampı”ndan gelen hainlerin günler önce hakim tepeye yığınak yaptığı doğru mudur?



Mevzilerini düşmana kaptıran, bir takım silah ve mühimmatı da kaybeden subaylardan hesap sorulmayacak mıdır? Görevlerinde kalacak, hatta her zaman olduğu gibi normal terfilerini alacaklar mıdır?



Bu ne yüz kızartıcı bir tablodur.. Hani dağ-taş asker doluydu? Binlerce asker, teröristlerin peşindeydi? Hani terör kampları ve odakları BBG evi gibiydi? Nasıl olup da bu hainler, şehirlerin merkezine, birliklerin içine kadar gelebilmektedir? Heronlar (ki milyar Dolar”ları ödedik) ne işe yaramaktadır?



Bu kadar çok başarısızlık olur mu? İskenderun, Dağlıca, Aktütün vs. baskınları, kendi döşediğimiz mayına basıp şehit olan evlatlarımız; bir ruh hastasının, askerin eline verdiği pimi çekilmiş el bombası ile şehit düşen yavrularımız; teröristleri çoban, dağda kekik toplayanları da terörist zanneden tipler; “çok zayiat veriyoruz, heronları düşürün” diyen üsteğmen (şimdi yüzbaşı), huhatabı yarbay (şimdi albay) ve tuğamiral (ve hala açıklama yapmayan Genelkurmay);



Ve bitip tükenmek bilmeyen (hepsi de ABD”nin güdümünde yürütülen) darbeler ve muhtıralar. (27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat vs. vs. ile Ayışığı, Sarıkız, Ergenekon, balyoz vb. tertipler) Osmanlı”da Yeniçeriler”in, Cumhuriyet döneminde Silahlı Kuvvetler”in vesayeti ve başkaldırmaları, asıl sorumluluklarını geri plana atıp da, aklını fikrini yönetime el koymakla bozmuş bir takım generaller. (Ne fecidir ki, Balyoz İddianamesinde, 2 kuvvet komutanı, 25 emekli, 29 da önemli mevkilerde bulunan muvazzaf general yer almaktadır.) (toplam 196 subay)



Nasıl olur da, Türk Ordusu”nun şerefli üniformasını giyen bir kişi, “Terör örgütleri birlik olmalı” diyebilir? PKK dahil bunlarla işbirliğini düşünebilir?



Hangi hakla “İstanbul”un üzerine çökerim. Bu halka acımasızca hareket etmek görevimiz” diyebilir? Her türlü provokasyonu, saldırıyı, suikastleri, mübah sayabilir?



Hangi gerekçe ile inanç sahiplerine hakaret edebilir, potansiyel düşman olarak görebilir, herkesi fişleme hakkını kendinde bulabilir? (Ancak, Aleviliğin istismarı, Masonluk vb. hususlar mübahtır.)



Velhasıl sorulması gerekenler, sormakla bitmiyor..



Peki Sayın Cumhurbaşkanım ve Sayın Başbakanım, her hafta görüştüğünüzde Sayın Genelkurmay Başkanı ile ne konuşuyorsunuz? Hiç mi hesap sormuyorsunuz?



Biliyoruz bugüne kadar tüm iktidarlar otomatik olarak Silahlı Kuvvetlerin vesayetine boyun eğmiştir. (Özal hariç) Hiçbir zaman hesap soramamış, denetim hakkını kullanamamıştır. Anti demokratik, “Askeri Vesayet” rejimini içine sindirmiştir. Muz Cumhuriyetine yönetici olmayı kabul etmiştir. Her türlü hukuk ve ahlak dışı uygulamanın yapıldığı, merhum Menderes ve iki arkadaşının katledildiği, bir avuç rütbesiz subayın neredeyse tüm generalleri ve kendileri gibi düşünmeyen 7 bine yakın subayı tasfiye edebildiği, 27 Mayıs isyanı, politikacıların gözünü yıldırmıştır.



Daha sonra 12 Eylül ile bu korku pekişmiştir. Bilahare, 28 Şubat rezaletinde de ne tür baskı ve şantajların yapıldığı, iftiraların atılabildiği görülmüştür.



Bu arada yüksek yargı ve medyanın büyük bir bölümü, holdingler ve üniversiteler ile (ana muhalefet olarak demokrasiyi savunması gereken) CHP de, devamlı olarak darbecilerin yanında ve emrinde olmuşlardır. (Ümit ederim, Sn. Kılıçdaroğlu CHP”yi bu yüz karası durumdan kurtarsın.)



Peki, bu utanç verici tablo daha ne kadar devam edecektir? Türkiye, demokratik olduğunu söyleyen, hiçbir ülkede rastlanmayan durumlara, ne zamana kadar katlanacaktır? Tayinle gelenlerin, seçimle gelenleri yönetmesi ne zaman sona erecektir? TBMM gerçekten ne zaman muktedir hale gelecektir? “Hakimiyet, kayıtsız şartsız milletindir” prensibi ne zaman geçerli olacaktır?



İşte, önümüzdeki günlerde Askeri Şura toplantıları yapılacaktır. Ve bu toplantılar, her zaman olduğu gibi sivillerin hiçbir etkisi ve katkısı olmadan mı sonuçlanacaktır? Sn. Cumhurbaşkanımız ve Sn. Başbakanımız önlerine konan ve liyakatten çok, aynı düşünce yapısına sahip insanları yükselten listeleri, (bu ülkede gemisini batıranlar, Kuvvet Komutanı olabilmiştir.) gözü kapalı imzalayacaklar mıdır? Başarısız ve liyakatsiz tipler, darbeciler, tasfiye edilmeyecek; terfi mi ettirileceklerdir? Yapının yaptığı yanına kar mı kalacaktır? Şehit ve gazi evlatlarımızın hesabı sorulmayacak mıdır? Laikçilik edebiyatı ve istismarları ile her şeye kılıf mı geçirilecektir? Her türlü kaynak ve imkana rağmen, sergilenen başarısızlıkların hesabı ödetilmeyecek midir? Teslimiyetçi tavır, devam mı ettirilecektir?



En geç bir yıl sonra genel seçimlerde, bu hesap AKP”ye sorulacaktır. Zira, Sn. Başbakan kızsa da bu iktidar, terörü sıfıra yakın noktada almıştır. Hatalı politikaları, içindeki Ne Mutlu Türküm Diyene sözüne bile karşı Kürt lobisinin baskıları sonucu verdiği tavizleri ile terörü azdırmıştır. Açılım olayı da, işin tuzu biberi olmuştur. (Başlangıçta çok ciddi hatalar yapılmıştır. İçişleri Bakanı bunun faturasını ödemelidir. Zira “Kürt Açılımı” diyen kendisidir. Konu saptırılmış ve Habur rezaleti yaşanmıştır.)



Asıl açılım, bölgede devlet otoritesinin tam anlamı ile sağlanmasıdır. Türkiye”nin Kürt sorunu yomtur. Zira Türklere verilip de Kürtlerden esirgenen bir şey bulunmamaktadır. (Aksine Kürtler daha fazla kayırılmaktadır.)



Problem; Vatikan, AB, ABD, İsrail şer ortaklığının, Türkiye”yi bölme planıdır. Taşeron terör örgütü ile muhatap etme senaryosudur. Ermeni uşakları kullanma uygulamasıdır. Tamamen dış mihraklıdır.



1- Her kurum; açık ve şeffaf olmalı, denetlenmeli, hesap vermelidir. Aksi halde yozlaşır, itibar kaybeder, keyfilikler egemen hale gelir.



2- Dost acı söyler. Gerçek dost, hakikatleri çekinmeden ortaya koyandır. Tenkid ve önerilere kulak tıkamak, hataları artırır. Dalkavuklara inanan devamlı kaybeder.



3- Silahla Kuvvetlerimiz; politika ile değil, asli görevleri ile meşgul olmalı; demokrasiye saygı göstermelidir. Sivillerin de kendileri kadar akıllı ve vatanperver olduğunu kabul etmelidirler. Halka üstten bakmaya hakları olmadığını bilmelidirler.



4- Türk halkı; bu kadar baskıya, hakarete, engellemeye müstahak değildir. Kendisini kurtarıcı zannedenlerden kurtulmayı haketmektedir









Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 18
Dün Tekil 863
Bugün Tekil 432
Toplam Tekil 1639184
IP 54.204.108.121






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































7 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


TÜRK, Yıldırımdır, kasırgadır, Dünyayı aydınlatan güneştir
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.597 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu