BAFRA KÖY ADLARINA BİR BAKIŞ - Yunus Emre UYAR - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BAFRA KÖY ADLARINA BİR BAKIŞ - Yunus Emre UYAR
Tarih: 18.07.2010 > Kaç kez okundu? 4748

Paylaş


ÖZET:

İnsan yaşamın doğal bir gerekliliği olan ad verme tutumu, kültürel yaşamın niteliğini ve niceliğini gösterme konusunda önemlidir. Söz konusu yer adlarının verilmesi olduğunda, bu konudaki yaklaşımların toplumların ortak kültürlerini yurtlarına yerleştirebilme konusundaki yeterliliklerini gösterebileceği muhakkaktır. Bafra Türklerinin yöredeki köyleri adlandırmadaki tutumları, onların ata yurttan göç sırasında üzerinden geçtikleri kültür coğrafyalarından etkilenerek; ancak büyük ölçüde öz kültürü koruyarak yeni coğrafyayı yurtlaştırdıklarını gösterir niteliktedir. Köy adlarının büyük çoğunluğunun kendi kültürleri doğrultusunda seçilmiş olduğunu, yerli kültürün dilinden yapılan alıntıların çok az olduğunu görmek bunun en açık kanıtıdır. Yine yöre halkının iktisadi, içtimai, kültürel yaşayışı hakkında da adlandırma eğilimlerinden hareketle çıkarımlarda bulunulabilir. Anadolu’nun Türkleşmesi serüveni, Bafra köylerine dil penceresinden bakılarak özetlenebilir.

Anahtar Kelimeler: Bafra, köyler, adlandırma, yer adları



Varlıkları belirtmede kullanılan en öncelikli eleman olan ad, tarihin bilinmeyen devirlerinden beri insan hayatının bir ürünü olmuştur. En ilkel toplumlarda insanoğlu, hem kendini hem de kendi dışındaki nesneleri adlandırmak ve böylelikle en kısa ve en etkili biçimde tanımlayabilmek ihtiyacı duymuş, bunun için nesneleri türlü yöntemlerle adlandırmıştır. Bu durum insanlığın uygarlaşmasıyla değişmemiş, aksine yeni buluşlar ile ad verme, adlandırma çok daha karmaşık bir hal alarak yüzyılımızda da önemini korumuştur. Uygarlığın geleceği adına sunulan öngörüler de bunun insan ve toplum yaşamı var oldukça ihtiyaç duyulacak bir olgu olduğunu göstermektedir.

İnsan yaşamı gereği doğal bir gereksinim olan ad verme, insanın yaşadığı çevreyi, yerleşim birimini de adlandırması gibi doğal bir sonuç doğurmuştur. Böylece toplumların kültürleri doğrultusunda, kurdukları ya da sonradan ele geçirdikleri önceden kurulmuş yerleşim yerlerini adlandırmaları, günümüz dil biliminin araştırma konuları içinde yer almıştır. Bu adlandırmalara kaynak olan birçok neden, çeşitli adbilim çalışmalarıyla kimi ölçütlere göre sınıflandırılmıştır. Dil bilimin adları araştıran koluna adbilim adı verilir. Çalışmamıza konu olacak adbilim alanı da yer adları bilimi içerisinde yer almaktadır. Yer adları bilimi, kabaca yerleşim alanlarının türlü nedenler doğrultusunda aldığı adları çeşitli öğelerle ilişkilendirerek ele alan bir bilim dalı olarak tanımlanabilir. ’’ Konusu yer adlarını incelemek olan toponimi, dar anlamda dil biliminin bir alt kolu, genel anlamda ise özel adları ele alan onomastiğin (özel ad bilimi) bir dalıdır. Toponimi aynı zamanda arkeoloji, tarih, folklor, coğrafya, jeoloji, botanik, antropoloji, sosyoloji gibi diğer bilimleri de yakından ilgilendirmekte ve onlarla doğrudan bir ilişki içerisinde bulunmaktadır.’’(Yediyıldız, 1984:25)

Türkiye’de yer adları üzerine şimdiye dek çeşitli çalışmalar yapılmış, yer adlarından çeşitli alanlarla ilgili sonuçlar çıkarılmış, bunlar diğer bilimler için birer yardımcı, veri haline getirilmiştir. Çok değerlileri sık sık Türkiyat araştırmalarında başvuru kaynağı olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada da aynı amaçla, Samsun’un Bafra ilçesinin köylerinin adları ele alınarak, söz konusu köylerin adları üzerinden yörenin kültürel, dini, coğrafi, ticari vb. özellikleri ile ilgili çıkarımlarda bulunabilmek olanağı sağlanacak, söz konusu adlar Anadolu geneli ile karşılaştırılarak, yurt genelindeki konumuna değinilecektir.

Bafra’daki köy adlarını oluşturan sözcüklerin kökenleri incelendiğinde ortaya çıkacak olan sonuç, yöreye yerleşen Türkmen kitlelerinin, anayurttan göçle, bu yeni coğrafyaya getirdikleri kültür öğelerini yansıtmaktaki yeterlilikleri hakkında ciddi fikirler verecektir. 108 köyün adı üzerinde yapılan sınıflandırmaya göre, Bafra köylerinin adlarının %77.7’sinin Türkçe, %9.2’sinin Arapça ve Farsça başta olmak üzere Doğu uygarlıklarının dillerinden gelme sözcükler olduğu görülür. Söz konusu köylerin %13.1’inin adı ise Türkçe ve yabancı kökenli sözcüklerin birleşmesiyle oluşmuş karma sözcüklerdir

‘’Bir ulusun yaşayış biçimi, inançları, gelenekleri, dünya görüşü, çeşitli nitelikleri ve hatta tarih boyunca bu toplumda meydana gelen çeşitli olaylar hakkında hiçbir bilgimiz olmasa, yalnızca dilbilim incelemeleriyle, bu dilin söz varlığının, söz hazinesinin derinliğine inerek bütün bu konularda çok değerli bilgiler ve güvenilir ipuçları elde edinebiliriz.’’ (Aksan, 2009:65) ‘’Bir ülkedeki coğrafya isimlerinin, o ülkede yaşayan halkın milliyetini tayin hususunda ne kadar sağlam bir delil olduğu da malumdur’’. (Atsız, 1997:52) ‘’Öyleyse şu tespitlerin isabetli olacağını düşünmek yanlış olmayacaktır.

Görülen o ki Bafra yöresine yerleşen Türkmen kitleleri Orta Asya’da kullanmakta oldukları Türkçeyi büyük ölçüde bu yeni coğrafyayı adlandırmakta kullanmışlar, yerli halkın kullandığı Rumcayı neredeyse tümüyle silmişlerdir. Ancak bu dönemde ‘’yeni anavatan dilimizi daha iki medeniyet dili ile yakından temasa getiriyor: Rumca ve İtalyanca. Ancak bunlar yazılarını bilmediğimiz bir ayrı, Hıristiyan medeniyeti çevresine ait oldukları için bize hemen yalnız konuşmadan, kulakla alıntı yolundan teknik kelimeler vermişlerdir.’’ (Banguoğlu, 2007:143) Buna rağmen bunların, Batı Anadolu’dakilere göre daha az yoğun oldukları ve yerleşim yerlerini adlandırmada pek tutulmadıkları görülür. Yeni coğrafyaya uyum sağlamak için öğrenilmesi gereken balıkçılık, denizcilik gibi uğraş alanlarının terimlerini (vire, olta, yakamoz vb.) de öğrenen Türkler, illerini adlandırırken böyle bir zorunluluk olmadığından daha milli olmuşlardır denilebilir. Burada Bafra yöresine gelen Türklerin kendi kültürlerini yoğun bir şekilde yaşadıklarını söylemek mümkündür. Zira gittikleri coğrafyalarda kendi benliğini yaşatma gücünden yoksun, yerli halk tarafından eritilmeye maruz kalmış olan toplumlar düşünüldüğünde, yeni yurtlarda eski kültürü yaşatmanın önemi anlaşılmış olur. Bu noktada Bafra yöresine yerleşen Türklerin kültürlerinin en önemli öğelerinden olan dillerine karşı tutumlarının açıkça görülmesi, tarihi seyir içindeki konumlarını göstermede de önemli bir yardımcı olacaktır.

Yine, Bafra köy adlarının %6’lık bir kısmının Arapça ve Farsça kökenli sözcüklerden oluştuğu bulgusu, anayurttan göç sırasında yöreye yerleşen Türk kitlelerinin geçirdiği kültürel değişimin mahiyetini ve boyutunu gösterebilecek niteliktedir. Duruma devir ve saha olarak iki farklı açıdan bakılabilir. Söz konusu göç yolunun geçtiği sahalar Arap ve Fars kültürlerinin etkisinin yoğunlukta olduğu İran coğrafyası olduğuna göre, bu yolu kullanarak Bafra’ya yerleşmiş olan Türkmenlerin geçtikleri sahanın baskın kültürlerinden de kimi unsurları bünyelerine katarak yeni yurda yerleştikleri görülebilir. Devir açısından bakıldığında söz konusu olan 11. yüzyılda artık Türkler İslamlaşmış ve dini unsurların alınmasıyla başlayan bir serüven halinde yeni topraklara yerleşen kitlelerin üzerindeki etkisini göstermiştir. Bu unsurların kültürün önemli bir parçası olan dile yaptığı etkilerin oranı dönemin edebi eserlerinden izlenebilmektedir.

Yine Bafra köylerinin adlarının %25’lik kısmı Türkçe kökenli sözcüklerle ve yabancı dillerden alınma sözcüklerin birlikte kullanıldığı karma sözcüklerle oluşturulduğu bulgusundan yola çıkarak Türk diline üzerinden geçtikleri coğrafyaların hâkim dillerinin etkisi gösterilebilir. Karma sözcüklere bakıldığında genellikle birleşmeyle oluşmuş oldukları görülür. Karma sözcüklerle verilmiş yer adlarının yalnızca yabancı sözcüklerle oluşturulanlara oranla daha fazla oluşu aslında öz kültürün hükmü altında yabancı kültürün de ne denli öz kültüre benzetilmeye, bizleştirerek sahiplenilmeye, hazmedilmeye çalışıldığını göstermek bakımından önemlidir. ‘’Böyle karma sözcüklerin bir kısmı sözlüklerde yerini almıştır da. Bakış açılarına göre ise karma kelimeler garabet (barbarizm, yadsınlık) veya yenilik (neolojizm) olarak görülmektedir.’’(Gözütok, 2008:21)

Bir sözcük halk tarafından benimsenir, ses ritmi ve ahengi o dile uyarlanırsa dil tarafından hazmedilmiş, benimsenmiş demektir. Böyle bir sözcük artık milletin malı olmuş, ‘’halka mal olmuş’’(Kaplan, 2008:160) demektir ve bunu o dilin bir değeri olarak görmek gerekir. Sınıflandırmada yabancı kökenli olarak gösterilen sözcüklerin millet tarafından kabulleniliş, Türkçenin ritmine, ahengine, ses düzenine uyarlanmış olanların sayısı da bir hayli fazladır. Bunlara köylerin adlandırılmasında kullanılan gül, gazi, kereste, şirin gibi tümüyle halk diline yerleşmiş, deyim yerinde ise Türkçeleşmiş sözcükler örnek verilebilir. Yine yabancı kökenli sözcüklerin ciddi bir kısmının özel adlar olmaları dikkat çekicidir. Mevlana, Hıdırellez, (Hızır, İlyas) Hüseyin, İshak, Davut gibi Türk insanına ad olmuş sözcükler bunlara örnek verilebilir. Nitekim bu adların çeşitli uluslar tarafından kullanılmakta olması da önemlidir. Mesela İshak İshac(Ayzek), Davut Deivid(Deyvit) gibi birçok farklı milletin dilinde farklı telaffuzlara girmiştir. Bu iki tespit de Bafra yöresine yerleşen Türkmenlerin yerleşim yerlerini adlandırırken kullandıkları sözcükleri ya özünde kendilerine ait olanlardan ya da sonradan kendilerine ait olmuş olanlardan seçmeye özen gösterdiklerini kanıtlayıcı niteliktedir.

Türkistan coğrafyasından Anadolu’ya akan Türk boyları yeni yerleştikleri ve sahiplendikleri yerlere kendi mühürlerini vurabilmek adına kendi kültürlerini tümüyle yerleştirmeye koyulmuştur. İşte, Bafra yöresine yerleşen Türklerin yerleşim yerlerini, köylerini adlandırma konusundaki tutumları da, bu noktada onların göç sırasındaki ve göç sonrasındaki kültürel değişimlerini göstermede önemli bir kaynak teşkil edecektir. Anadolu’ya yerleşen Türklerin geçirdikleri kültür serüveninin doğru bir şekilde aktarılması için, onların yerleşim yerlerini adlandırmadaki tutumları da göz ardı edilmemelidir. Söz konusu yer adlarını oluşturan sözcüklerin kökenlerini yabancı-milli olarak sınıflandırdıktan sonra, ad vermede etkin olan çevresel etmenleri de sınıflandırmak gerekir. Böyle bir sınıflandırma araştırmanın kısır döngüden kurtulması için gereklidir.

(Aksan, 2009:107-108) Anadolu yer adlarındaki (özellikle köy adlarındaki) başlıca ad verme eğilimlerini şöyle saptamıştır:’’

1.Yerleşim yerine ve çevresine ilişkin özelliklerin belirtilmesi:

a.Yerin yapısına, konumuna ilişkin adlar verme

b.Yerin çevresinin renk özelliklerini belirten adlar verme

c.Yerin bir başka yere göre durumunu, konumunu belirleyen adlar verme

d.Yerin ve çevrenin hayvanlarını belirleyen adlar verme

e.Yerin ve çevrenin yapılarına ilişkin adlar verme

f.Çevredeki akarsuları belirleyen adlar verme

2.Yerleşim yerine kişiyle, bireyle ilgili ad verme

a.Yerleşim yerine o yerle ilgisi bulunan bir kişinin adını ya da sanını verme

b.Dinle ilgili adlar verme ‘’

Aksan’ın Ö. Başkan’ın ‘’Türk Köy Adları Üzerine Bir Deneme’’ başlıklı makalesinden yola çıkarak, bunun üzerinde kimi değişikliklerle yapmış olduğu bu sınıflandırma, Anadolu Türklüğünün köylerini adlandırmadaki tutumunu belirlemek üzere yeterli ve tutarlı görülmektedir. Ancak tüm ülkeyi genellediğinden, tek bir yörenin köy adlandırma yollarını sınıflandırmak için tümüyle farklı olmasa da, bu sınıflandırmadan yola çıkılarak, yerel bir çalışma için, tek bir yörenin bünyesini de göz önüne alarak söz konusu sınıflandırma üzerinde kimi değişiklikler yapmak yerinde olacaktır. Nitekim sınırlı bir bölgenin yerleşim yerlerini adlandırmadaki tutumu ülke geneline göre az da olsa bir farklılık arz edecek, özel bir konuma sahip olacaktır. İşte bu nedenle Bafra’nın köylerinin adlandırılmasındaki yöntemleri Aksan’ın tespitinden yola çıkmak kaydıyla, kısmen değiştirerek sınıflandırmak gerekir. Bu çalışmada kullanılacak olan sınıflandırma şöyledir:

a) Yerleşim yerinin diğer yerlere ve doğa elemanlarına göre saha ve devir bakımından konumu

b) Yerleşim yerine hâkim olan ya da belirgin olan renkler

c) Yerleşim yeriyle ilişkisi olan ya da o yere ciddi etkisi bulunan kişiler

ç) Yerleşim yerinin baskın nüfusunu oluşturan kitlenin aile, sülale ya da boy adı

d) Yörece kullanılan, etkilenilen su kaynakları

e) Yerleşim yerinin kurulmuş olduğu yerin yapısı

f) Yerleşim yerinde sayıca yahut ekonomiye olan etkisi doğrultusunda hâkim olan meslek grubu

g) Yerleşim yerinin ekonomisinde ve genel görünümünde büyük etkisi bulunan tarım ürünleri ve bitki örtüsü

ğ) Yöredeki yapılar

h) Diğerleri

Çalışmamıza konu olan Bafra’nın köylerinin adları tarandığında en fazla kullanılan yöntemin, köylerin üzerine kurulduğu yerin yapısından yola çıkmak olduğu, 16 köyün bu şekilde adlandırıldığı görülür. Bafra ovasının genel hatları ile düz bir yer yapısına sahip olması, buna aykırı olan sıfatların adlandırmalarda fazlaca kullanılması sonucunu doğurmuştur. Sarpun(Dik yamaçlı), Tepecik, İkiztepe, Emenli(Çukurlu) gibi adlandırmalar yaygındır. Yine bölgedeki zengin akarsuların oluşturduğu yer şekilleri de köy adlandırmalarında kullanılmıştır; Çatak(İki dağ yamacının kesişmesiyle oluşmuş dere yatağı), Darboğaz, Boğazkaya vb.

En fazla tercih edilmiş ikinci adlandırma yöntemi, köylerin diğer köylere ve doğa elemanlarına göre konumları olmuştur. Bafra’nın köylerinin adları tarandığında 14 köyün bu yöntemle adlandırıldığı görülür. Yöre insanı, yerleşim yerlerini tarif için bu yöntemden ciddi bir şekilde yararlanmıştır. Bu durum sıra dışı görülemez. Anadolu’nun geneline bakıldığında bu yöntemin fazlaca kullanıldığı görülür. (Eskişehir, Yenişehir vb.) Bafra’da da Sahilkent, Yeniköy, Tepebaşı, Yakıntaş, Yeraltı gibi köyler buna örnek gösterilebilir.

Bafra yöresinde kullanılan üçüncü en yaygın adlandırma yöntemi, söz konusu yerleşim yerine hâkim olan ya da orada belirgin olan doğa renginin kullanılması olmuştur. Bafra’da bu yöntemle adlandırılmış 12 köy adı görülür. Yeşilyazı, Akalan, Gökalan, Gökçekent bunlardan bazılarıdır. Bafra ovasının bitki örtüsü gereği doğanın sahip olduğu renkler, yöreye gelen kitlelerin göç yolu boyunca tanımış oldukları farklı iklimler, Bafra’ya yerleşenlerin köylerini adlandırmada bu yönteme başvurmaları sonucunu doğuran nedenler arasındadır. Yine Türkiye’nin iklimi ve buraya yerleşen kitlelerin göç öncesi ve göç sırası serüvenleri gereği yurt genelinde de bu tür adlandırmaya fazlaca başvurulmuştur. Yeşilyurt(Malatya’nın ilçesi), Akşehir, Kırşehir gibi il ve ilçeler de buna örnek gösterilebilir.

Şahıs adlarının kullanımı da yörede sık kullanılmış bir yöntemdir. Gerek İslamiyet öncesi Türk kültürünün gerekse İslamiyet dönemi Türk kültürünün ortak özelliği gösterilebilecek olan atalara saygı, dini kişiliklere, topluma yol gösteren şahıslara duyulan minnet Anadolu genelinde olduğu gibi Bafra’da da görüldüğünden, bu yörede yerleşim yerlerinin önemli şahısların adları ile adlandırılması doğal karşılanabilir. Hacıoğlu, Paşaşeyh, Şeyhulaş, gibi dini kişiliklerin unvanları, İlyaslı, Hüseyinbeyli, Osmanbeyli gibi saygınlığı olan ve köy halkı için mutlak bir önemi olan kişiliklerin adları ile adlandırılması Bafra köylerinde olduğu gibi yine tüm Anadolu’da sık kullanılan bir yöntemdir. (Anadolu’da Gazipaşa, Gazimehmet, Muratbey, Yahyalı vb.)

Bafra ovası bugün olduğu gibi tarihte de önemli bir tarım havzası olduğundan, yörede tarım ve hayvancılıkla geçinen nüfusun çokluğu sonucu, bu uğraşlar hayatın diğer alanlarına etki ettiği gibi köyleri adlandırmada da etkili olmuştur. Köyler zaman zaman da yetiştirilen tarım ürünleriyle ya da hayvanlarla adlandırılmıştır. Yine hâkim bitki örtüsünün de adlandırmalara etki ettiği görülmektedir. Buna örnek olarak Alaçam, Asmaçam, Koruluk, Kuşluğan, Kuşçular gibi köy adları gösterilebilir.

Köylerin ekonomisinde önemli yer tutan meslekler de köyleri adlandırmada kullanılmıştır. Kalaycılı, Tütüncüler ve Kuşçular köyleri bunlara örnektir.

Yöreye yerleşen kitlelerden baskın aile, sülale ya da boyların adlarının köylere verilmesi de Bafra’da söz konusudur. Bu köylere örnek olarak Bafra’nın en büyük nüfusa sahip olan köyü Meşelitürkmenler gösterilebilir. Yine yöreye yerleşen İğdir boyu köye kendi adını vermiştir. Sinop’un gerze ilçesinden yöreye göçen kitlenin baskın olduğu köye de Gerzeliler adı verilmiştir. Bu gelenek yurt genelinde kırsal kesimlerde kentlere oranla daha yaygın görünmektedir.

Bafra’da kırsal kesimde yaşayan halkın günlük yaşamı için önemli olan, onların ulaşım ihtiyacını, dini eğitim ve ibadet ihtiyacını gidermek üzere hazırlanmış yapılar da köylerin adlandırılmasında kullanılmıştır. Bölgede kesin olarak beş köyün adı yapılara göre verilmiştir. Bunlardan Aktekke ve Türbe köylerinin adlandırılması dini yapıların, Fener köyünün adını ovanın kuzeyinde yer alan deniz fenerinden yer alması ticari yapının, Taşköprü köyünün adını bir köprüden alması ulaşım ihtiyacını gideren bir yapının adlandırmalarda kullanıldığını gösterir.

Bafra ovasının bir tarım havzası olduğu düşünüldüğünde su kaynaklarının bolluğu ve yöre yaşamına etkisi daha iyi anlaşılır. Nitekim su kaynakları da yöre halkı için önemleri gereği kimi köyleri adlandırmada da kullanılmıştır. Göltepe, Gökçesu, Dereler köyleri bunlardan birkaçıdır.

Köyleri adlandırmakta etkili olan diğer etkenler ele alındığında bölge halkının geleneklerinden yararlanıldığı görülür. Nitekim Bafra’nın en büyük nüfuslu köylerinden olan Koşu Köyü, adını burada bir gelenek haline gelmiş olan at yarışları etkinliklerinden almıştır.

‘’Gerek İranlılar, gerekse Müslüman Araplar, Anadolu’nun etnik yapısını değiştirememişlerdir. Fakat onlar, Anadolu’da büyük bir tahribat (yıkım) yaparak, bu ülkenin ekonomik hayatına ağır bir darbe vurmuşlardır. Çünkü Türkler bu ülkeye geldiklerinde, Anadolu ekonomisi tamamen çökmüş ve nüfusu azalmış olup, her yeri de ören vaziyetteydi. Bugün Anadolu’da “ören, viran ve höyük” kelimeleriyle oluşturulmuş birçok birleşik yer ismi bulunmaktadır ki, bunlar Anadolu’nun Bizans dönemindeki durumunu açık bir şekilde göstermektedir’’.

(Koca, 2008:9) Bafra köyleri içinde de böyle adlar görmek mümkündür. Şeyhören, Örencik, Örenyeri vb.

Sonuç olarak şunu belirtmek isabetli olacaktır: Ele alınan coğrafyaya yerleşen Türkmenler, bu yöreyi her sahada olduğu gibi ‘’adlandırma’’ konusunda da Türkleştirmiş, yurtlaştırmıştır. Ele geçirilen bir coğrafyanın elde tutulması için o bölgenin kültür öğeleriyle yoğrularak yurtlaştırılmasının önemi bilindiğine göre, Bafra’ya yerleşen Türkmenlerin de bölgeyi tam anlamıyla yurtlaştırdığı, köylerine verdikleri adların anlamlarına, kökenlerine bakılarak görülebilir ve bunlar yabancı bir coğrafyanın nasıl Türk yurdu olduğunu görebilmek konusunda ciddi ip uçları verebilir. Yörede kullanılan adlandırmanın genel çehresi Anadolu’nun kültürel fetih serüvenini özetlemektedir denebilir. Bafra köy adlarının verilme yöntemleriyle Anadolu genelindeki adlandırma yöntemi eğilimlerinin örnekleri yukarıda verilmiştir. Bu noktada da yöre kültürünün yurdun genel kültürüyle olan paralelliği görülmektedir.

Yine yörede kullanılan yerleşim yeri adlarının Türk atasının yeni yurda ata yurttan hangi öğeleri ne ölçüde getirdiğini belirtmek üzere yardımcı olmaktadır. Bunu belirten tespitler yazı genelinde yapılmış, gerektiğinde örneklenmiştir.

Yöreyi adlandırma konusundaki genel tutum, bölgenin siyasi, sosyal, kültürel, iktisadi yapısını da belirlemek için önemli veri kaynağı oluşturmaktadır. Bu çalışmadan çıkarılan sonuçlar, Bafra halkının yer adları verme tutumlarının Bafra’nın, sözü edilen çeşitli yönlerini ele almak konusunda, gerek yörenin gerekse yurt genelinin kültürü ile yapılacak olan araştırmalar için bir veri kaynağı durumundadır.



Kaynakça

AKSAN Doğan (2009), Her Yönüyle Dil, Cilt:1,3, Ankara, TDK Yayınları

ATSIZ Hüseyin N. (1997), Makaleler 1, İstanbul, İrfan Yayınevi

BANARLI Nihat S. (2008), Türkçenin Sırları, Ankara, Kubbealtı Neşriyat

BANGUOĞLU Tahsin (2007), Türkçenin Grameri, Ankara, TDK Yayınları

GÖZÜTOK Avni (2008), ‘’Türkçede Karma Kelimeler’’, A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, Erzurum, sayı:36

KOCA Salim (2008), ‘’Diyar-ı Rum’un Türkiye Haline Gelmesinde Türk Kültürünün Rolü’’, Selçuk Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Sayı:23

YEDİYILDIZ Bahadettin (1984) ‘’Türkiye’de Yer Adları Verme Usulleri’’, Türk Yer Adları Sempozyumu Bildirileri, Ankara, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları

YİĞİT Hasan (2001), Bafra Ansiklopedisi, Bafra Ofset, Samsun



























Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 15
Dün Tekil 790
Bugün Tekil 202
Toplam Tekil 1639744
IP 54.146.176.35






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































8 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benim Hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.
(Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 3.814 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu