TÜRK ASKERİNİN BAŞINA GEÇİRİLEN AMERİKAN ÇUVALINI UNUTMAMALIYIZ - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









TÜRK ASKERİNİN BAŞINA GEÇİRİLEN AMERİKAN ÇUVALINI UNUTMAMALIYIZ - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 04.07.2010 > Kaç kez okundu? 2054

Paylaş


Türk vatanının ve Türklük camiasının şan ve şerefini, dahili ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an ifaya hazır ve âmâde olduğuna benim ve büyük ulusumun tam bir inan ve itimadımız vardır.” Gazi Mustafa Kemâl Atatürk-(1938)

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bugün 4 Temmuz 2010. Birileri için bugün dostumuz, müttefiğimiz ve de stratejik ortağımız ABDnin “Bağımsızlık Günü” olarak hatırlanır ve kutlanır.

Oysa 4 Temmuz 2003 tarihi Türk askerinin başına Amerikan askeri çuvallarının geçirildiği kara gündür. Türk milleti için asla unutulmaması ve unutturulmaması gereken tarihi bir gündür.

4 Temmuz 2010 tarihli medyamızda ne yazık ki konu ile ilgili en küçük bir haber kırıntısı dahi yoktur. Unutmamamız gereken hususlar bize geçen sürede kolaylıkla unutturulmuştur. Bu durumu milletimizin beyinlerinin küresel psikolojik savaş operasyonlarıyla nasıl satın alındığının tipik bir göstergesi olarak görebiliriz. Ayrıca son durumu; “ABD, Türk milletine karşı yaptığı psikolojik savaşı zaferle sonuçlandırmıştır” şeklinde tanımlayabiliriz.

Türk Milletinin gururu,ordumuzun gözbebeği bordo bereli 11 askerimize 4-6 Temmuz 2003te Irakın Süleymaniye kentindeki karârgahlarında yapılan çirkin saldırı Türk milletini derinden yaralamıştır. Türk Devleti son derece pasif davrandığı bu saldırıdan onarılamaz bir yara almıştır.

Türkiyeyi yönetenlerin ellerindeki gücü kullanamayan basiretsiz ve cesaretsiz tutum ve davranışları, milletimizi ABDnin yaptığından çok daha fazla üzmüştür. Cumhuriyet tarihimizde 4-6 Temmuz 2003 tarihinde yaşanan “Türk askerlerinin ABD askerleri tarafından esir alınarak ve başlarına çuval geçirilerek sorgulanmaları olayı” daima kara bir leke olarak hatırlanacaktır. Bu lekenin çıkarılmasının ise bugünkü teslimiyetçi Ak Parti yönetimiyle mümkün olmadığı geçen süre zarfında açıkça görülmüştür.

Bu olayın her safhası ibret alınacak derslerle doludur. İftihar kaynağımız dünyanın en iyi eğitimini almış, yakın muharebe tecrübesine sahip 11 rütbeli askerimiz hiç bir direniş göstermeden, önceden müttefikleri Türkiye nezdinde hiç bir resmi girişimde bulunulmadan düşman askeri gibi esir alınmışlardır. Şerefimizi ayaklar altına alacak şekilde elleri bağlanmış ve kafasına çuval geçirilmiştir. Türk bayrağının dalgalandığı resmi çalışma büroları talan edilmiştir. Aradan geçen üç gün boyunca Türk yönetimince ABD yetkililerine ulaşılmaya çalışılmıştır. Ama muhatap bulunamamıştır. Sonunda istedikleri tahribatı elde ettiğini düşünen ABD askerleri tarafından lütfedilip askerlerimiz bırakılmışlardır.

Aslında milletçe gözbebeğimiz gibi baktığımız ordumuz bu günler için vardır. Bu zor günlerde ordumuz gücünü gösteremiyorsa başka ne zaman gösterecektir. Hadisenin neresinden bakarsanız bakın yaşananlar bir faciadır. Türk askerlerine karşı plânlı, programlı ve bilinçli bir şekilde gerçekleştirilen bu saldırı aslında devletin bizzat kendisine yapılmıştır.

ABDnin 1991 Birinci Körfez Harekatını müteakip 36 paralelin Kuzeyinde kalan Irak topraklarında oluşturulan Çekiç Güç faaliyetleri çerçevesinde bölgeye yerleşen Türk askerleri Kuzey Irakı tamamen kontrol eden bir organizasyon meydana getirmişlerdi. Bu sıkı kontrol sonunda PKK terörü tamamen bitmese bile sıfıra yakın bir hale dönüştürülmüştü. 2003de Irakı ikinci kez işgal eden ABD tarafından Kuzey Irakta kuracakları müstakil bir Kürt devleti oluşumuna karşı bölgede Türk askeri varlığı istenmemiştir. Bu husus ABD tarafı için Türk askerlerinin kafasına çuval geçirilerek aşağılanması için makul bir neden teşkil edebilirdi. Veya bugüne kadar bilemediğimiz başka bir hedefleri de olabilirdi. Zaten kendilerini haklı gösterecek bir sebepleri olmasa iki müttefik ülke arasında bu şekilde akıldışı bir saldırıya cesaret edemezlerdi.

Üzüntümüz onların yaptıklarına değildir. Bizim yapmamız gerekipte yapamadıklarımız içindir. Gücümüz olduğu halde, güçsüz ve çaresiz bir teslimiyet anlamına gelen davranışımız içindir. Üzüntümüz 70 milyonun gözleri önünde tamamen teslimiyetçi tutum izleyen siyasi yönetim ile birlikte hareket eden ordu üst yönetiminin sergilediklerinedir.

Ömrünün 36 yılında şerefli asker üniforması taşıyan biri olarak bu üç gün içinde yaşananlardan dolayı halkımızdan utandım. Başımızı eğik tutanları ise asla affetmiyorum. Çünkü ne Türk halkı ve ne de halkının gözbebeği Türk askeri böyle bir davranışı hak etmemiştir.

Geçen süre içinde hâlâ cevap bekleyen ve aydınlanamayan hususlar vardır. 11 kişilik özel tim mensupları neden kendilerine emanet edilen silâhları kullanmamışlardır ? Neden savaşmadan teslim olmuşlardır? Bunun hesabı neden kendilerinden sorulmamıştır.? Eğer bu şekilde emir aldılar ise, bu emri verenden bunun hesabı neden sorulmamıştır?

Bir diğer önemli soru da şudur. Neden bu timin kurtarılması için telefon etmek ve toplantı yapmak dışında hiç bir ciddi eylem olmamıştır. ABD o günlerde savaş içinde esir düşen Amerikalı kadın asker için Bağdat içinde kurtarma operasyonu yapmış ve bu kadın askeri milli kahraman ilan etmiştir. Biz biliyoruz ki Türk Silâhlı Kuvvetleri esir edilen askerlerini en geç bir saat içinde ABDnin elinden alabilecek güce sahiptir. Bu neden yapılmamıştır.? Bu yetişmiş kuvvetlerimizin kullanılması için daha başka ne gibi aşağılayıcı durum gerekiyor du? İşte bunu anlamak mümkün değildir.

Ben bir özel tim mensubunun nasıl yetiştiğini ve savaşçılıkta dünyada benzerinin bulunmadığını yakından bilen biri olarak, 11 kişiyi teslim alacak gücün asgari 200 ölü vermesi gerektiğini biliyorum. Askerlikte hiç değişmeyen ve daima başarı vadeden bir kural vardır. Silaha karşı kullanılacak en etkili silah ayni silâhtır. Tanka tankla, topa topla, gerillaya gerilla ile karşı koyacaksın. Peki bizim askerlerimiz bunu bilmiyorlar mi? Çok iyi biliyorlar ama bu güçlerini kullanmaları bir şekilde istenmedi.

Olayın siyasi sorumluğunu taşıyan Ak Parti yönetimi tecrübesiz olabilir veya durumun vehametini kavrayamayabilirdi. Nitekim durumun önemini algıyamadılar bile. Fakat binlerce yıllık tecrübeye sahip silâhlı kuvvetlerimizin esir edilen mensuplarını kurtarmak için toplantıdan başka yapacakları şeyler olmalı idi. Bunun için biryerlerden emir ve talimat almalarına da gerek yoktu.

- Olay duyulur duyulmaz; Batıda konuşlanan savaş uçaklarımız Diyarbakır dahil bütün doğu hava alanlarına kaydırılabilir, 24 saat süre ile Irak sınırı boyunca uçaklarımız havada hazır tutulabilirdi.

- Terhisler ve izinler durdurulur, 2 nci ve 3 üncü Ordu birlikleri tatbikat adı altında Irak sınırı boyunca tespih tanesi gibi dizilebilirdi.

- Kuzey Iraktaki birliklerimizi takviye olarak ilk altı saat içinde uçar birliklerle en az 20 Komando Taburu bölgeye indirilebilirdi.

- Devletler hukukuna göre çok meşru bir davranış olarak derhal Türkiyede görev yapan ABD askerlerinden yüzü enterne edilebilir ve takas için elde tutulabilirdi.

Bunları yapmak en doğal hakkımızdı. Peki neden yapılmadı? Bunların cevabı da bugüne kadar verilmemiştir.

O günleri bir kere daha hatırlayacak olursak;

- Devlet televizyonu TRT başta olmak üzere televizyonlarımız olayı küçümsediler ve televoleli eğlence proğramlarına devam ettiler.

- Siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri meydanlara dökülerek ABD şiddetle kınanabilirdi. İşçi Partisi, BBP ve MHPnin meydanlardaki sesi de ne yazık ki olayın vehameti yanında cılız kaldı.

- Cumhurbaşkanı acilen Milli Güvenlik Kurulunu toplantıya çağırabilir ve bizzat kendisi tarafından halkın hissiyatını yansıtacak ve onların kırılan gururlarını okşayacak bir konuşma yapabilirdi: Ama olmadı..

- TBMM derhal olağanüstü toplanıp hadise lehimize çözülene kadar görevi başında kalarak milletçe askerlerimizin arkasında durduklarını sergileyebilirdi. Bunlar halkımızın ordumuzdan haklı beklentileri idi. Ama yapılmadı.

Sonuç olarak ABD; “Süleymaniye çuval hadisesi” ile Ortadoğu ve Türkiye bölge için kurguladığı senaryoyu başarı ile uygulamaya geçirmiştir. Bu bölgedeki Amerikan menfaatleri için üniter yapısını koruyan bir Türkiye ve bu yapının yılmaz savunucusu olan güçlü bir Türk ordusu istenmemektedir.

Süleymaniye çuval hadisesi ile başlayan Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırılar o günden başlayarak giderek artmıştır. Şimdilerde Genellkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğun devamlı bahsettiği “Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı asimetrik psikolojik savaş yürütülmektedir” sözü ile neyi kastettiği çok daha iyi anlaşılmaktadır.

Süleymaniye Çuval Olayı Cumhuriyet orduları için acı bir milattır. Bu hadiseden dersler çıkarılarak dost ve müttefik kabul ettiğimiz ABD ile askeri ilişkilerimizi gözden geçirerek tekerrür etmemesi için ciddi tedbirlerin alınması gerekirken bunun yapılmadığını görmek Ordu-Millet kavramını zafiyete uğratmaktadır.

4 Temmuz 2010da artık gerçek bir devlet gibi davranmalıyız. Milli gücümüzü tekrar gözden geçirerek ABD ile bütün ikili ilişkilerimizi yeniden masaya yatırmalıyız.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 16
Dün Tekil 825
Bugün Tekil 347
Toplam Tekil 1635878
IP 54.167.142.229






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































3 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ben sadece asil bir ailenin evladı olmakla değil, fakat asil bir milletin evladı olmakla gururluyum.
(ATİLLA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.217 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu