Kırgızistan”da İstikrarsızlık - Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Kırgızistan”da İstikrarsızlık - Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI
Tarih: 22.06.2010 > Kaç kez okundu? 2758

Paylaş




22/06/2010 15:47

Dost, kardeş ve sevdiğimiz ülke Kırgızistan”ın güneyindeki üzücü olayların başlamasından bu yana 10 gün geçti. Ülkemizin yoğun iç ve dış gündeminden dolayı bu vahim ve önemli sorunun medyamızda gereğince yer tutmadığı ve irdelenmediği kanaatindeyim. Bunun birkaç nedenini şöyle sıralayabiliriz:



1- Dış ilişkilerimizin yoğun gündemi: Bu hususta İsrail savaş gemilerinin Akdeniz”in ortasında insani yardım taşıyan yardım gönüllülerinin gemilerine saldırması ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyindeki İran”a karşı uygulanacak yeni yaptırım paketinin oylanması ve oylama sonucu ülkemizin kullandığı hayır oyu bahane edilerek bazı çevrelerce dış politikada eksen kayması söyleminin tekrar ülke gündemine taşınmasını örnek olarak görebiliriz.



2- Ülke içindeki siyasal gelişmeler: Bu konuda yaz mevsimiyle birlikte tırmanışa geçen bölücü terör olayları, 12 Eylül”de geçekleşmesi öngörülen Anayasa değişikliği oylaması ve benzeri gelişmeler.



3- Genelde Orta Asya, özelde Kırgızistan”la ilgili sağlıklı, yeterli ve gerçekçi bilgilere sahip olmamamız: İstisnalar hariç Orta Asya”yla ilgili uzman diye fikir beyan eden çoğu yorumcu ve köşe yazarı o bölgelerle ilgili bilgi ve haberlerini, çoğunlukla taraflı ve ön yargılı bir bakışla izleyen, Batılı veya Rus kaynaklarından elde etmektedirler. Güney Kırgızistan, Doğu Özbekistan ve Kuzeydoğu Tacikistan”ı oluşturan Fergana Vadisi hakkında ne biliyoruz? Orta Asya”nın en önemli stratejik bölgelerinden biri olan bu vadinin ekonomik, sosyal, etnik, siyasi, coğrafi ve nüfus hareketleri hakkında ne gibi bilgilere sahibiz? Bölgedeki Kırgız, Özbek, Tacik ve diğer etnik unsurların oluşturduğu aşiretlerin gücü, büyüklüğü ve etkinlik sahaları hakkında ne biliyoruz? Kulaktan dolma yanlış ve eksik bilgileri Batılı ve Rus haber kaynaklarının önyargılı ve taraflı haber ve yorumlarıyla harmanlayıp sentez oluşturmaya ve nahoş siyasi olayları değerlendirmeye çalışmaktayız.



4- Kırgızistan”ın Oş, Celal-Abad ve diğer bölgelerinde 11 Haziran”dan beri cereyan eden üzücü olayların ekonomik, sosyal, toplumsal, etnik, güvenlik zaafiyeti, otorite boşluğu vb. nedenleri söz konusudur. Her zaman olduğu gibi komplo teorileriyle yabancı güçleri müsebbip gösterip kolaycılık yapma yoluna gitmemeliyiz. Kuşkusuz devlet otoritesinin boşluğunu fırsat kollayıp kirli amaç ve hedeflerini gerçekleştirmek için kimi yabancı güçler bulanık sudan balık tutma yolunu güdeceklerdir. Ama bölgeyi şiddet sarmalına çeviren bu vahim olayları yalnızca yabancılara mal etmek, var olan sorunların üstünü örtmekten başka bir yöntem değildir kanımca.



Devrik lider Kurmanbek Bakiyev”i iktidardan uzaklaştıran halk ayaklanmasına giden süreci daha önceki yazımda irdelemeye ve bu hareketin nedenlerini tespit etmeye çalışmıştım. (1) Yoksulluk, yolsuzluk, adam kayırma, ülkenin kıt olan kaynaklarının belli bir zümre tarafından kullanılması ve nihayet devlet tarafından üretilip satılan elektrik ve sıcak su fiyatındaki fahiş artış halkı sokağa dükmüş ve kısa sürede bir halk ayaklanmasına dönüşerek iktidarın el değiştirmesine sebep olmuştur. İktidara gelen Roza Otunbayeva ve arkadaşları ülkeyi istikrarsızlığa sürükleyen ve iktidar değişikliğine neden olan ekonomik, siyasal ve toplumsal olayları masaya yatırmış acil önlemlerin yanı sıra ülke gerçeklerine ve acilen toplumsal mekanizmaya daha uygun ve uyumlu yeni bir Anayasa hazırlamıştır.



Hazırlanan bu yeni Anayasa, kamuoyuna ve halka sunulmuş ve normal şartlarda 27 Haziran”da halk oylamasıyla meşruiyet kazanması hedeflenmiştir. Bu yeni Anayasa taslağı kimi eksiklikleri olsa da ülkenin önünü açacak ve devletin otoritesini ve siyasal istikrarı sağlayacaktı. Anayasanın oylanmasından sonra Beyaz Rusya”da sürgünde bulunan ve hala kendini ülkenin yasal cumhurbaşkanı olarak lanse eden devrik lider Kurmanbek Bakiyev”in ülkeye dönmek ve tekrar gücü eline geçirme hayalleri suya düşecektir. Yeni Anayasa ülke şartlarına göre hazırlanmış, kolektif bir yönetim şeklini öngörerek diktatörlük ve tek kişilik otoriter bir başkanlık sistemini önleyecek yapı oluşturmayı hedeflemiştir.



Orta Asya”da Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla ortaya çıkan devletler arasında başından beri demokratik bir yönetim şekli benimsenen, muhalefet partilerinin parlamento içinde ve dışında faaliyetlerine izin verilen, muhalefet yanlısı basının serbest olduğu, Batı standartlarında olmasa da bölgeye göre çok ileri sayılacak genel seçimlerin yapıldığı bir devlet konumundadır Kırgızistan. Kimi uzmanların Kırgızistan”ı, Orta Asya”nın demokrasi adası diye nitelendirmesi boşuna sarf edilmiş bir nitelendirme değildi bence. Ama, ne yazık ki 11 Haziran”dan sonra meydana gelen olaylar sırasında kardeş kavgası ve ülkede yaşayan başka etnik unsurlara yönelik saldırı ve püskürtme hareketleri bu ülkeyi her şartta ve koşulda benimseyen, değer veren ve savunan bizlerde büyük bir hayal kırıklığına neden olmuştur.



Daha önceki yazı ve yorumlarımda uzun yıllar oralarda yaşadığım tecrübelerime dayanarak, Kırgızları, Orta Asya”nın en sakin, uysal ve medeni halklarından biri olarak gördüğümü defalarca dile getirmiştim. Hala bu düşüncemi korumaktayım. Kanımca Oş, Celal-Abad ve bütün Fergana Bölgesi”nde binlerce yıldan beri barış ve sükunet içinde iç içe birlikte yaşayan, birbirleriyle evlenen, komşuluk yapan Kırgızlar ve Özbekler arasına karanlık eller tarafından nifak tohumları ekilerek ekonomik ve sosyal şartlar gereği provokasyona açık olan bölge ateşe verilmeye çalışıldı. Bildiğimiz gibi Oş”taki olaylar Kırgız ve Özbek gençleri arasında meydana gelen bir kavganın büyüyerek bütün bölgeye hızla yayılmasıyla ortaya çıkmıştır. Özbekler, Kırgızistan”ın 5 milyonluk nüfusunun %15”ini oluşturmaktadırlar. Bunların büyük bir kısmı Oş ve Celal-Abad illerinde yaşamaktadırlar. Devrik Lider K. Bakiyev Celal-Abad”tandır. Kimi uzmanlara göre, onun 5 yıllık iktidarı (2005-2010) döneminde bölgedeki Özbekler ekonomik alanlarda bazı ayrıcalıklar elde etmiş ve devrilmesiyle birlikte bu ayrıcalıkları kaybetme korkusu sarmıştır Özbekleri.



Bu yargı bana çok mantıklı gelmemektedir, zira K. Bakiyev Kırgız”dır, Kırgızlar arasında aile ve aşiret bağları çok güçlüdür. Kaldı ki, Özbeklerin ekonomik yaşamdaki aktif rolleri ve faaliyetleri son dönemde ortaya çıkan bir olgu değildir. Binyıllardan beri yerleşik bir yaşam sürdüren Özbekler ve Uygurlar, İpek Yolu boyunca ticaret erbabı olmuş ve Sovyetler Birliği”nin dağılmasıyla birlikte genlerinde olan ticaret ve esnaflık geleneğinin ortaya çıkmasıyla bölgenin ticari ve ekonomik hayatında en önemli rolü üslenmişlerdir. Bu bölge ve özellikle tarihi Oş kenti Çin Halk Cumhuriyeti”nin ürettiği her türlü tüketim malının Orta Asya”ya pazarlandığı ve açıldığı önemli bir kapı konumundadır. Doğal olarak bu ticareti ellerinde bulunduran Özbeklerin ekonomik şartları ve yaşam koşulları bölgede yaşayan diğer insanlara göre daha iyi bir konumdadır.



Olayların çıkış nedeni ve yayılmasıyla ilgili çeşitli fikirler ortaya atılmıştır. Genel olarak olayların başlangıç evresinde keskin nişancıların her iki toplumun gençlerini hedef alarak ateş edildiği ve böylece olayların fitilinin ateşlendiği tezi ortaya atılmıştır. Kırgızistan Milli İstihbarat Örgütü başkan yardımcısı ve halen bölgenin güvenliğinden sorumlu olan Gubatbek Biyaliyev bu karanlık kişi ve gurupların arkasında devrik lider K. Bakiyev”in oğlu Maksim Bakiyev ve kardeşi Ceniş Bakiyev olduğunu işaret etmiş ve bu olayların 27 Haziran”da yapılacak olan Anayasa halk oylamasını sabote etmeye yönelik bir harekat olarak değerlendirmiştir.



Ne yazık ki, devlet otoritesinin yok olduğu, iktidar boşluğunun oluştuğu bir ortamda insanların can ve mal güvenliği kalmamıştır. Oş, Celal-Abad”a bağlı Özgen, Karasu, Nariman, Nokat, Suzak ve Furkat gibi ilçelerde ve Oş kentinin merkezi ve banliyöleri, Onadır ve Dostluk gibi Özbek”lerin nüfus yoğunluğu oluşturduğu bölgelerde çatışmalar ve saldırılar çok şiddetli olmuş ve resmi makamların verdiği rakamların üzerinde çok sayıda masum insan yaşamını yitirmiş, binlercesi yaralanmış, iş yerleri ve evler yakılıp yağmalanmıştır. Yüzbinlerce Özbek can güvenliği olmadığından dolayı malını, mülkünü geride bırakarak komşu Özbekistan”ın yolunu tutmuştur.



Yıllarca oralarda yaşadığımdan dolayı bölgeyi coğrafi olarak yakından tanımaktayım. Oş ve Celal-Abad”ta her iki topluma mensup çok yakın arkadaşlarım var. Onlardan aldığım bilgilere göre son iki haftada o bölgede bir insanlık dramı yaşanmıştır ve yaşanmaktadır. Daha düne kadar kimseye bir zararı olmayan, sakin bir yaşam sürdüren, ticaret, hayvancılık veya tarımla uğraşan, memur ve hatta polis olarak görev yapan onbinlerce Özbek asılı Kırgız vatandaşı, elde etmek için bir ömür emek verdikleri bütün varlıklarını geride bırakarak mülteci durumuna düşmüş ve canını kurtarma derdine düşmüştür.



Eminim aklı başında, sorumluluk sahibi bütün Kırgızlar bu olup biten insanlık dramından rahatsızdırlar. Nitekim irtibatta olduğum bütün Kırgız arkadaşlarım bu olayları kınamakta ve devrik lider K. Bakiyev”in çevresini sorumlu tutmaktadırlar. Bazı arkadaşlarım K. Bakiyev”in oğlu Maksim Bakiyev”in yakın bir arkadaşıyla telefon konuşmasında: Anayasa referandumu öncesinde 500 kişilik bir grup organize edilerek kentte kargaşa çıkarılması, yağmalamalar yapılarak yangınlar çıkarılması, böylece kargaşa ortamı yaratılarak geçici hükümeti işlevsiz hale getirilerek Bağımsız Devletler Topluluğu ve benzeri uluslararası kuruluşlardan istikrarı sağlamak amacıyla askeri birlikler talep edilmesi ve sonuç olarak devrik lider K. Bakiyev”i yasal ve seçilmiş başkan olarak tekrar başa geçirme planları oldukları anlatılmaktadır.



Bu, akıl tutulmasıdır. Tekrar iktidara gelmek uğruna toplumsal kırılmaya neden olunmuştur. Etnik şovenizm körüklenmiştir. Binlerce yıllardan beri bir arada yaşayan iki kardeş halkın arasına kin ve nefret tohumları ekilmiştir. Unutulmamalı, 4 Haziran 1990 yılında bu oyun yine Oş kentinde sahneye konmuş ve 1500 kişiden fazla kişi yaşamını yitirmiştir. Bu canlar neyin uğruna kaybedilmektedir. İki toplum arasına kan girmiştir, bunun bir kan davasına dönüşmesine izin verilmemelidir.



Bölgeyi yakından tanıyanlar orada Kırgızlar ve Özbekler”den başka Tacikler”in de yaşadığını bilirler. Ahıska Türkleri ve yine Türk Ata diye adlandırılan kitleler yaşamaktadırlar. Otorite boşluğunu fırsat bilen ve bu kargaşa ortamında kişisel çıkarları için kullanan kimi yerel yöneticiler de istikrarsızlığın devamına ve yakılan ateşin yayılmasına yardımcı olmaktadırlar. Bu hususta üzücü bir örnek vermek istiyorum, Celal-Abad”a bağlı Suzak İlçesi Kaymakamı Mirzaahmetdov Bolot Sabircanovic, Pelevişiinka köyünde ikamet eden Türk Ata”lara mensup yıllarca Kırgız devletine hizmet etmiş ailesiyle birlikte sakin bir yaşam sürdüren değerli arkadaşım İbrahim Kadirov”u, mallarını kendisine devretmediği takdirde evinin yakılmasıyla tehdit etmiş ve mallarına el koymuştur. Arkadaşım bu konuda yardım talep etmektedir. Bu çıkarcı kaymakam ve benzeri kişilerin mal mülk hırsı ve fırsatçılığı Kırgızistan”ın birlik ve beraberliğine zarar vermektedir. Eminim, sorumluluk sahibi Kırgız yöneticiler ilk fırsatta istikrarın sağlanmasıyla birlikte, bu gibi haksız mal edinmeler ve yasadışı uygulamaları gündeme alarak tekrar kanun hâkimiyetini ve nizamı sağlayacaklardır.



Yukarıda sözü edilen etnik grupların yanı sıra bölgede yoğun bir Tacik etnik grubu da yaşamaktadır. Bazı Kırgız yetkililer, Tacikleri de bu olaylardan sorumlu tutmuş ve kargaşaya dâhil etmek istemişlerdir. Tacikistan Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Xeyrettin Abdülrahimov bu suçlamalara karşı sert tepki göstermiş ve Tacik azınlığın bu olaylarla bir ilgisi olmadığını beyan etmiştir. Tacikistan Milli Meclis Başkanı Şükürcan Zuhurov da Kırgız ve Tacik halklarının tarihi dostluk ve kardeşliği üzerinde durmuştur. Unutmayalım, Kırgızistan”la Tacikistan arasında 1000 kilometrelik bir kara sınırı mevcuttur, üstelik 50 bin civarında Tacik asıllı Kırgız vatandaşı var. Bu azınlık şimdiye kadar bu ülkede huzur ve sükûnet içinde yaşamıştır.





Sonuç olarak, Kırgızistan”ı istikrasızlığa ve kaosa sürüklemek isteyen, kirli amaç ve hedeflerine ulaşmak doğrultusunda kardeş kavgasını başlatan ve devam ettiren mihraklar ne yazık ki başarılı olmuşlardır. Bunun kolayca yapılmasının nedenlerine gelince, kanımca:



1- Ülkede devlet otoritesinin olmaması,

2- Eskiden var olan sosyal güvenlik sisteminin çökmesi,

3- Yolsuzluğun bir hastalık gibi devletin pek çok alanını sarmış olması,

4- Büyük bir genç nüfusa sahip olan bölgedeki işsizlik sorunu,

5- İşsizlikten kaynaklanan yolsuzluk,

6- Rüşvetin ayıp olmaktan çıkıp normal hale gelmesi,

7- Kimi yönetici ve yetkilinin kamu düzeninde etnik ayrım gözetmesi,

8- Kitle iletişim araçlarının yetersizliği ve yanlı yayınları,

9- Gençlerin boş zamanları değerlendirecekleri sosyal ve kültürel mekân ve yerlerin yokluğu. Örnek verecek olursam, 30 yıl önce Sovyetler Birliği döneminde küçücük bir kasabada bile var olan yüzme havuzları, sinemalar, tiyatrolar, gençlik merkezleri vb. pek çok sosyal tesisin şu anda işlevsiz ve harabe bir durumda olması,

10- Başta gençler olmak üzere insanların geleceğe yönelik bir umudu ve ümidi kalmaması,

11- Eskiden var olan kadınlara yönelik sosyal ve kültürel faaliyetlerin dondurulması,

12- Sağlık sisteminin çöküşü, hastanelerin ve sağlık ocaklarının perişan durumu, ilaç vb. sağlık malzemesinin fahiş fiyatı, kadın sağlığı programlarının azalması,

13- Eskiden sağlık gibi eğitim sahası da parasızdı. Eşit şekilde toplumun bütün bireylerinin yararlandığı bu alanlar şimdi çok yetersiz bir durumda olup normal koşullarda hizmet verenler de paralı hale getirilmiş, böylece kitlelerin ulaşımından uzak kalmıştır,

14- Devletin mali sorunlarından kaynaklanan, belediye hizmetleri, yol, elektrik, su, gaz, tarımda kullanılan sulama kanalları, telefon, hizmetler, kanalizasyon, park ve bahçeler, cadde, sokak ve benzeri yerlerin bakımsızlığı, yetersizliği ve alt yapının çökmesi,

15- Dost-akraba vasıtasıyla yerel makamlara atanan yöneticilerin bu sorunlar karşısındaki duyarsız ve ilgisiz tutum ve davranışları,





Bu sorunlar birleşerek toplumu patlama noktasına getirmiştir. Bu koşullarda hayatım boyunca tanıdığım en sakin, uygar, uyumlu ve medeni halklardan biri olan Kırgızlar ve Özbekler arasında toplumsal cinnete varan kardeş kavgası ve şiddet sarmalı meydana gelmiştir. Peki, bundan sonra ne yapılmalıdır. Kanımca:



1- Bir an önce Kırgız ve Özbek toplumlarının ileri gelenleri (ak sakallar) bir araya gelerek kendi toplumlarını sükunete ve itidale davet etmelidirler.

2- Devlete bağlı güvenlik güçleri tam, tarafsız bir tutum ve davranışla olayların yatışmasına ve tekrar huzur ve güvenliğin sağlanmasına çalışmalıdırlar.

3- Hükümet ve parlamento derhal olayların müsebbibini araştıracak ve sorumlularını tespit edecek tarafsız bir komisyon kurulmasını sağlamalıdır. Saptanan sorumlular adil mahkemelerde yargılanıp işledikleri suçlarla orantılı olarak cezalandırılmalıdır.

4- İnsani yardım yapan uluslararası kuruluşların mali yardımıyla, olaylar sırasında zarar gören vatandaşların zararları karşılanmalıdır.

5- Haksız bir şekilde göçmen durumuna düşen ve yüzlerce yıldan beri yaşadığı yerlerinden yurtlarından kovulan Özbeklerin can ve mal güvenliği temin edilerek ülkeye dönüşüleninin önü açılmalıdır.

6- Yaraların sarılması uzun bir süreç alacaktır. Toplumsal travmalar meydana gelmiştir. İki toplum asarındaki güven artırıcı önlemler ve girişimler yapılmalıdır.

7- Daha önceki yazılarımda da kaydettiğim gibi Kırgızistan”ın geleceği turizm ve ticarettedir. Olağanüstü harika ve güzel tabiatı, gökyüzüne uzanmış dağları, vadileri, nehirleri, şelaleleri, gölleri vb. doğal güzellikleri her türlü turizme, yanı sıra coğrafi konumu itibarıyla Çin Halk Cumhuriyeti”nin Orta Asya”ya açılan kapısı konumundan dolayı çok önemli bir ticaret potansiyelini haizdir. Turizm ve ticarete güvenli bir ortam gereklidir. Dış yatırımlar için hukuk devleti, istikrar ve huzur en önemli gereksinimdir. Celal-Abad”ta, Oş”ta ziyaret ettiğim pek çok dev fabrika ve sanayi tesisinin tekrar faaliyete geçmesi, işsizliğe büyük bir çözüm olacaktır, ama bu dev fabrikaların tekrar üretime geçmesi için dış yatırım; dış yatırım için ise hukuk devleti, güven ortamı ve istikrar gereklidir.

8- 27 Haziran”da yapılması planlanan yeni Anayasa oylamasının güvenli ve huzurlu bir ortamda gerçekleştirilmesi ve böylece geçici hükümetin, halkın desteğini de arkasına alarak güven ortamının oluşturulması ve meşruiyetini sağlaması gerekir. İlk iş olarak Güney Kırgızistan”ın yeniden yapılandırılması ve kardeş iki toplum arasında güven arttırıcı önlemlerin hayata geçirilmesi gerekmektedir.





Dipnotlar:

1- http://www.bilgesam.org/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=643:son-olaylar-inda-krgzistan&catid=83:analizler-ortaasya&Itemid=149









Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 24
Dün Tekil 767
Bugün Tekil 804
Toplam Tekil 1637865
IP 54.205.8.87






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































5 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Üstümüze kılıç çekilmedikçe, ülkemize girilmedikçe, teb'ama cefa edilmedikçe Bizden kimseye zarar gelmez. (Fatih Sultan MEHMET)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu