PKK TERÖRÜ HÜKÜMETİN ÖNCELİKLİ SORUNUDUR. MUTLAKA VE ACİLEN BERTARAF EDİLMELİDİR - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









PKK TERÖRÜ HÜKÜMETİN ÖNCELİKLİ SORUNUDUR. MUTLAKA VE ACİLEN BERTARAF EDİLMELİDİR - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 20.06.2010 > Kaç kez okundu? 2132

Paylaş


Son bir aydır PKK saldırıları devletin güvenlik güçlerine karşı artarak devam etmektedir. Genelkurmay Başkanlığından resmen bildirildiğine göre bu saldırılar giderek çoğalacaktır. Bu resmen açıklanmış bir savaş ortamıdır. Sıcak savaş şartlarının yaşandığı bir ortamda devletin barış döneminin yöntemleri ile yönetilmesi imkansızdır.

Nitekim bugün birbiri peşisıra yurdun dört bir yanına gönderilen şehit cenazeleri ülkenin iyi yönetilmediğini ispat etmektedir. Şehit cenazelerine katılan öfkeli kalabalıkların çığlıkları ve haklı infiâli semaları çınlatmaktadır. 8 yıl önce sıfır terörün olduğu bir ülke devralan Ak Parti hükümeti bugün ülkeyi yönetemez hale gelmiştir. Giderek artan şehit cenazelerinde oluşan ortamı yaklaşan bir iç savaşın ön belirtileri olarak görmek gerekmektedir. Ak Parti yönetimine karşı giderek artan tepki dolayısıyla devlet erkânı cenaze törenlerine katılamamak için mazeret üretmekte zorlanmaktadır. Bunun yanısıra cenazeler devam ederken devlet güçleriyle kıyasıya çatışan terör örgütüne karşı idarenin çaresizlik içine sürüklendiği görülmektedir. İşin acı yönü, Ak Partinin TBMM ve yerel yönetimlerdeki büyük gücüne rağmen bu çaresizliği kendisinin yaratmış olmasıdır.

Ak Partinin iktidar olduğu uzun dönemde önce demokratikleşme adı altında kabul edilen Uluslararası İKİZ YASALAR ve bu yasaları eyleme dönüştürecek tarzda çıkartılan AB UYUM YASALARI ile yürütme erki ayrılıkçı güçlere karşı bir şey yapamaz hale getirilmiştir. Yani ülkenin bölünme ve parçalanmasını isteyen ayrılıkçı güçlere yasalarla serbest hareket ortamı tanınırken, devletin bölünüp parçalanmaya karşı tedbir almak durumundaki yetkili organlarının eli kolu bağlanmıştır. Sonunda terör her gün kan dökmeğe devam ederken bu işe çare bulması gerekenlerin sadece hamaset ürettiği bir çıkmaza girilmiştir.

Yurtdışından desteklenen silahlı terör örgütü PKK, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemen olduğu topraklarda bağımsız bir Kürdistan devleti kurmak istediğini her fırsat ve ortamda açıklamaktan çekinmemiştir. Örgüt, hazırladığı Kürdistan haritalarına göre Doğu ve Güneydoğu Anadolu”da Samsun-Mersin hattının doğusunda kalan bölgeyi vatan topraklarından koparmak istiyor. Bu maksatla yurtiçi ve yurtdışında aynen bir devlet sistemini andıracak tarzda teşkilatlanıyor. Gücünü göstermek için doğrudan devleti ve milleti korumakla görevli güvenlik güçlerine ağır silahlarla saldırıyor. Bu konuda içeriden ve dışarıdan destek alıyor. Örgütün kanlı saldırıları PKK yandaşları tarafından yapılan gösterilerle bütün yurt sathında alkışla karşılanıyor. Terör örgütü Türkiye Cumhuriyetini Kürdistan adını verdiği topraklarda işgalci güç olarak gördüğünü söylerken yandaşları Kürdistan bayrakları ve Öcalan posterleri altında Türk bayraklarını yakıyor. Bizzat kendi sözcüleri tarafından yaptıkları eylemlerin masum bir kültürel hak elde etme mücadelesi olmadığı gururla açıklanıyor. Kuracakları devletin haritaları kendisini destekleyen devletlerin resmi toplantılarında boy gösterirken, PKK”yı özgürlük savaşcısı olarak nitelendiren yabancı medyanın manşetlerinde Kürdistan haritaları kolaylıkla yer buluyor.

Sözün özü, bu insanlar asla üç-beş çapulcu değildir. Bunlar,Türkiye Cumhuriyetinin toprak bütünlüğüne, anayasal düzenine ve bek”asına karşı resmen bir savaş yürütecek kadar desteğe sahip, her alanda güçlendirilmiş ve tecrübe kazanmış teşkilatlı bir gruptur. Örgütü yaşatan kandırılmış halk desteği ne yazık ki bugüne kadar önlenememiştir. Bu yüzden otuz yıldır ortadan kaldırılamamış olmasını sadece yönetim hatalarına bağlamamız mümkün değildir.

* Peki, her gün ülkenin dört bir yanında ayyıldızlı bayraklara sarılmış aziz şehitlerimiz dualarla toprağa verilirken Türkiye”de bu işe çare bulması gerekenler ne yapıyor?

* Açıkça sürdürülen silahlı savaş neden görmezden gelinerek basite indirgeniyor?

* Anayasa ve yasalarımızda devletimize açıkça savaş açmış güçlere karşı ne yapılacağı açıkça belli iken neden bu tedbirleri almayarak devletimiz güçsüz ve zayıf bir halde gösteriliyor?

Biz biliyoruz ki, devlet teşkilatının iki temel görevi vardır. Bunlardan birincisi vatandaşlarının can ve mal güvenliğini ile birlikte devletin bek”asını sağlamaktır. Diğer görevi ise halkının refah ve mutluluğunu temin etmektir. Şimdi görülen manzara o ki, devlet vatandaşını bırakmış, vatandaşının canı ve malını korumakla görevli güvenlik güçlerinin güvenliğini bile sağlayamıyor hale düşmüştür.

Son günlerde medya organlarının döne döne gösterdikleri Türkiye”nin dört bir yanında gerçekleştirilen terör saldırıları ve evlere ateş düşüren şehit cenazelerinin duygusal görüntüleri milleti bezginlik, karamsarlık ve geleceğimiz hakkında ümitsizliğe sürüklemektedir.

Medyada sorumsuz ve cahilce yapılan yayınlar ve bu yayınlara katılan uzman dedikleri bazı aklıevvel aydın kimlikli kişilerin kişilerin ağızlarından çıkan ama kulaklarının duymadığı anlaşılan akıl almaz beyanları adeta yürütme erkinin iflas ettiğini göstermektedir. Sokaktaki sade vatandaşın olaylardan algıladığı ne yazık ki budur.

Oysa devletimiz asla güçsüz değildir. Devlet kendini koruyacak her türlü yasal tedbiri almış ve kendini korumakla görevli anayasal kuruluşları oluşturmuştur. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti devlet kadroları anarşi ve terör olaylarına karşı dünyanın en tecrübeli ve yetenekli kadrolarına sahiptir. Fakat yönetimin aklına elindeki imkanları kullanmak gelmemektedir. Yönetim, “Şehitlerin kanı yerde kalmayacak” şeklinde hamasi nutuklarla bu sorunun çözülemeyeceğini artık görmek zorundadır.

PKK”nın her kanlı saldırısını abartarak göstererek silahlı propagandanın bütün imkanlarından PKK örgütü ve sempatizanlarını yararlandırıp sevindiren sorumsuz medyaya artık dur demelidir. Medyanın görevi terör örgütünün bedava propagandasını yapmak değildir. Ayrıca haber veriyorum ve demokratik konuşma hakkımı kullanıyorum örtüsü altında PKK örgütünün dolaylı yoldan ama doğrudan propagandasını yapmanın da örgüte destek vermek ve yandaş olmakla eşdeğer olduğu unutulmamalıdır.. Cumhuriyet savcılarımızın bu sorumsuzların kapılarını çalmaları yakındır.

Ergenekon soruşturmaları ile birlikte Türk ordusuna karşı “Asimetrik Psikolojik Savaş” yürütüldüğü hususu bizzat Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ tarafından defalarca dile getirilmiştir. Bu bağlamda yandaş medya adı olarak adlandırılan kuruluşlarca her fırsatta Türk ordusu adeta bir suç örgütü gibi gösterilmektedir. Nitekim muvazzaf veya emekli pek çok general ve subay şu anda tutuklanmış ve terör örgütü üyesi suçlaması ile hapishanelerde bulunmaktadır. Terör şüphelisi olarak suçlananlar arasında halen sorumluluk bölgesinde 24 saat PKK”ya karşı kıyasıya mücadele yürüten 3 ncü Ordu Komutanı Org. Saldıray Berk”de vardır.

Bunun yanında, halkımızın Türk Ordusu hakkındaki güvenini sarsmak ve kafalarında ordumuz hakkında soru işaretleri yaratmak üzere televizyon televizyon dolaşarak uzman adı altında konuşturulan ve köşe yazdırılan önceden beyinleri doldurulmuş aydın kılıklı kişilerin ortalığı kapladığına şahit olunmaktadır. Bu uzman niteliği arkasına saklanmış cahil kişiler askere karşı yapılan ve şehit verdiğimiz her kanlı saldırı sonrasında ölen askerlerin komutanlarının hatalı ve suçlu olduğunu vurgulayarak adeta teröristi haklı gösterirken kendi askerini milletinin gözünde küçük ve aciz duruma düşürmektedir. Bu kişiler ayni zamanda askerleri komutanlarına karşı isyana teşvik etme suçunu da işlemektedirler.

Geçmişte terörle mücadele ederek terörü sıfır noktasına indiren üst düzey tanınmış bazı komutanların, teröristlerin imzasız ihbar mektupları ile suçlanarak teker teker terörist oldukları gerekçesi ile hapishanelere tıkıldığı bir ortamda milletin kafası allak bullak olmuştur. Her saldırıdan sonra teröristlerin değil, şehit olan askerlerin sıralı komutanlarının suçlanması terörle doğrudan mücadele eden kişilerin moralini bozmuş ve askerin teröre karşı direnme azim ve iradesini zayıflatmıştır.

Özetleyecek olursak; T.C. Devletine karşı kuralsız şiddet uygulayarak asimetrik savaşı fiilen yürüten PKK örgütünün istedikleri adım adım gerçekleşme yoluna girmiştir. Teröre karşı elindeki yasal ve teşkilatlı devlet güçlerini kullanmakta tereddüt eden yönetim, adeta köpekleri salmış ve taşları bağlamıştır.

Türk insanı terörü ve terörle mücadeleyi iyi bilmektedir. Fakat bugün bu mücadeleyi yapması gerekenlerin elleri kolları bağlanmıştır. Güvenlik güçleri halen uygulanan yasalarla terörle mücadele değil, teröre karşı kendi güçlerini savunma durumu ile karşı karşıya bulunmaktadır. Bu durumun derhal tersine çevrilmesi ve güvenlik güçlerinin elinin kuvvetlendirilmesi gerekmektedir.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli terörün önlenmesi için ilk işin, erken seçimle terörü sıfır düzeyinden bugünkü seviyesine yükselten Ak parti hükümetinin değiştirilmesi ve olağanüstü hal ilan edilmesi olduğunu açıklamıştır. Sayın Bahçeli haklıdır. Ama tehdidi az göstermiştir. Şu anda şartlar olağanüstü hal ilanından çok daha vahim safhadadır. Yani bugün çözüm için olağanüstü hal uygulaması dahi az gelecektir. Dışarıda teşkilatlanıp, yığınaklanarak doğrudan devletin güvenlik güçlerine ağır silahlarla yapılan saldırı ortamının adı Anayasamıza göre savaş halidir. Savaşa karşı tedbirlerde ancak “2941 sayılı Seferberlik ve Savaş Hali Kanunu”na göre alınabilir.

PKK terör örgütünün sadece silahlı bir kaç kişiden olmadığı yurt içi ve yurtdışında her alanda teşkilatlandığı dikkate alınarak bütün yurtta kısa sürede (altı ay gibi) uygulanacak sıkıyönetim uygulaması ile başlatılacak savaş hali durumuna göre acilen tedbirler alınmalıdır. Güvenlik güçleri tek komuta altında toplanarak büyükşehirlerimizden başlayarak Anadolunun her karış toprağı didik didik aranıp teröristlerden temizlenmelidir.

Devlet güvenlik güçleri kendilerine yeterince ulaşamadığı ve güvenliğini sağlayamadığı için terör örgütlerini desteklemek zorunda bırakılan halkımızın can ve mal güvenliği sağlanarak çok acı çeken bu vatandaşlarımız devlete kazandırılmalı ve sonunda teröristleri ayakta tutan halk desteği kırılmalıdır.

Bir taraftan yurt içindeki terör odakları bertaraf edilip terör bataklığı kurutulurken, 1991 yılından beri PKK terörüne yataklık yapan Kandil üssüne İran ve Irak ile koordineli olarak yapılacak askeri harekatla dağlar ve kamplar teröristlerden tamamen temizlenmelidir. Bu harekât gerçekleştirilirken bilerek ve bilmeyerek yaptığı yayınlarla PKK örgütünün propagandasını yapan medya da kontrol altında tutulmalıdır.

Sonuç olarak; bugün gelinen noktada terör öncelikli sorunumuzdur. Mutlaka ve acilen çözülmelidir. Soruna acilen çözüm bulunamadığı takdirde ülkenin hızla bir iç savaşa doğru sürüklendiği gerçeği mutlaka fark edilmelidir.

Sorun bizimdir. Tedbiri de bizim almamız gerekmektedir. Devletimiz güçlüdür. Milletimiz sağduyulu ve yeteneklidir. PKK terörünün önlenmesi için ABD ile AB”nin akıl ve desteğine ihtiyacımız yoktur. Terörü önlemek, devlet ve milletin güvenliğini yeniden tesis etmek için sadece güçlü ve bu işi çözeceğine inanmış, kendi gücünün farkına varmış ve halkın tamamının desteğini almış milli mutabakat hükümetine ihtiyaç vardır. Tek başına iktidarda olmasına rağmen bugünkü çözümsüz durumu yaratan Ak Partiden çözüm beklemek artık mümkün değildir. Çünkü Ak Partinin kendi çıkardığı yasalarla hazırladığı bu ortamdan ülkeyi çıkartacak gücü kalmamıştır. Zaten bu iş artık tek başına bir partinin altından kalkacağı boyutları aşmıştır.

Bu durumda uygulanabilecek muhtemel hareket tarzları şöyle sıralanabilir;

- Yapılacak ilk iş olarak derhal erken seçime giderek yıpranmamış ve halkın tam desteğini almış üyelerce TBMM yenilenmelidir.

- Bütün partileri içine alan geniş tabanlı bir çözüm hükümeti oluşturulmalıdır.

- Yeni hükümet ilk iş olarak terörle mücadelede devlet güçlerinin elini bağlayan ve bölünmeye dolaylı olarak yardım eden dış dayatmalarla çıkartılmış bütün kanun ve yönetmelikler kaldırılmalıdır.

- Terörle mücadeleyi sadece asker ve polis gücü ile değil, devletin bütün milli güç unsurlarının katılımıyla gerçekleştirecek bir eylem planı hazırlanmalıdır. Bu planın gerektirdiği yasal düzenlemeler ivedilikle yapılarak güvenlik güçlerinin eli güçlendirilmelidir.

- Bütün yurtta sıkıyönetim ilan edilerek kısa sürede ülke şehir ve dağlarında tek bir terörist kalamayacak şekilde yapılacak operasyonlarla terörizm ülke gündeminden çıkartılmalıdır.

- Halkın güvenlik güçlerine olan güveni tazelendikten ve memleketin en ücra noktasında yaşayan vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği sağlanıp hukuk düzeni tam olarak tesis edildikten sonra bir daha geri dönmemek üzere Seferberlik ve Savaş Haline son verilmelidir.

Ülkenin içinde bulunduğu durumları tarafsız bir gözle inceleyip neler yapılıp yapılamayacağı hakkında fikir üretmeyi ve yöneticilerimizi uyarmayı bir görev olarak görüyorum. Yazdıklarım benim doğrularımdır ve kurulacak bilim platformlarında tartışılarak geliştirilmeğe açıktır..

Her aydının kendi çözüm önerilerini tartışmaya açmasını, ülkenin doğrularının bulunarak ortak aklının üretilebilmesinde kaçınılmaz bir hizmet olarak değerlendiriyorum.







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 20
Dün Tekil 813
Bugün Tekil 730
Toplam Tekil 1641085
IP 54.197.124.106






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































9 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Onlara Allah Türk Adını verdi ve Onları yeryüzüne hakim kıldı.
(Kaşgarlı MAHMUT)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.406 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu