Türk Bayrağı Yere Düşmez - Mustafa Köse - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Türk Bayrağı Yere Düşmez - Mustafa Köse
Tarih: 22.12.2008 > Kaç kez okundu? 4233

Paylaş


Rusya’da Ekim İhtilali; Çarlık Rus Orduları Anadolu’nun ortalarına, kanlı savaşlarla dirensek de vatanımızı işgal ederek dayanmışlar, hayal ve hedefleri olan sıcak denizlere yani Akdeniz’e ulaşmak için yeni saldırılar planlıyorlardı. Ancak iç gelişmeler bütün planlarını bozdu. Zaten uzun zamandır, Rusya ve elinde bulundurduğu orta Asya başta o büyük topraklarda karışıklıklar hiç eksik olmuyordu. Ancak, işçi-köylü iktidarını getireceğini, uluslara kaderini tayin hakkı vereceğini söyleyen Bolşevik(Kominist) partisi ciddi şekilde legal ve illegal örgütlenmiş bulunuyordu. Başlayan ayaklanma yayılmış bilhassa Moskava’yı, başkenti hedef almıştı. Ayaklanma topraklarımızda bulunan Rus askerlerine de sıçramış, disiplinsizlik ve firarlar artmış hatta askeri birlikler dağılmaya başlamıştı. Harşıt boylarından beri Erzincan Anlaşması devamında hızlı bir çekilme başlayacaktı. Fransız büyük ihtilalinden sonra Rusya’da başlayan fikir akımları müstebit çarlık idaresinin önlemlerine rağmen gelişti. 1914’te harp başladığı zaman Rusya tam anlamıyla bir kaynaşma halindeydi. Duma’nın açılması, fikir akımlarının ortaya atılmasını kolaylaştırmış, çarlık yönetimine karşı mücadeleyi şiddetlendirmişti. Uzun zaman devam eden harbin zorluklarına katlanılmasına rağmen başarının elde edilememesi, boğazlar açılamadığından Müttefiklerden beklenen gerekli yardımın alınamaması, Rus iç siyasi durumunda gerginliği arttırmış, açlık artmıştı. 8 Mart 1917’de halk ve işlerini bırakan işçiler, Petersburg sokaklarında idare aleyhine gösterilere başladı. Petersburg sokaklarında hükümet kuvvetleri ile ayaklananlar arasında çarpışmalar iki gün devam etti. Çarlık idaresi aleyhine karşı, karşıt gruplar arasında eylem birliği sağlandı. 10 Mart 1917’de durum gerçek bir ihtilal halini aldı ve 12 Mart 1917’de Petersburg’da “İşçi ve Askerin Sovyeti” kuruldu. Sovyet yetkilileri ve Duma temsilcileri arasında iki gün devam eden görüşmeler sonunda, 14 Mart 1917’de geçici bir hükümet kurulması ve Çar’ın istifa ettirilmesi kararlaştırıldı. Prens Lvov başkanlığında teşekkül eden geçici hükümette ihtilalci sosyalist Kerensky Harbiye Bakanı oldu. Askerlerden bir destek göremeyen Çar, 16 Mart 1917’de istifa etti. Böylelikle 300 senedir devam eden Romonof hükümdarlığı’da sona erdi. Geçici hükümet harbe devam kararındadır. Lenin de Nisan ayında Petersburg’a gelerek “barış, hürriyet” ve bütün iktidar Sovyetlere” propagandası ile azınlıktaki Bolşeviklerin gücünü arttırdı. İhtilal hükümetinde söz sahibi olan Kerensky, Kafkas Orduları Başkomutanı Grandük Nikola’yı görevinden aldı ve yerine Ordu Komutanı General Yüdeniç’i atadı. Bir ihtilalci olmayan Yüdeniç’te görevinden alınarak yerine General Perjavalski getirildi. Rus ihtilalinin muvaffak olması üzerine, 3ncü Ordu Cephesi’nde ellerine beyaz bayraklarla siperlerinden çıkan Rus erlerinin barış ve cumhuriyet lehinde tezahürat yapmaya başladıkları görüldü. Cephenin muhtelif kesimlerinden, Rus erleri tarafından devamlı “mükaleme” istekleri gelmektedir. Cephe- deki Rus erlerinin savaşmak istemediklerini, sulh istediklerini her fırsatta açıklamalarına rağmen Rus Kafkas Ordusu emir ve komuta heyeti harbe devam kararında olduklarından, Rus mevzii baskınları ve topçu ateşi devam ederken Rus donanması da harbe devam taraftarı olduğundan, Karadeniz kıyısındaki kentlerimize saldırılarına devam etmektedir. Rus Kafkas Ordusu içinde, harp aleyhinde ve sulh lehindeki hareketler o kadar artmıştır ki 2 nci Ordu cephesinde, Mayıs ayında, Rus 6ncı Kafkas Tümeni isyan ederek silahlarını bırakmış ve tümen cephe gerisine alınmıştır. Ancak pek çok yerde örneğin, Erzincan’daki Müslüman halka Ermeni birlikleri tarafından en şen’i tecavüzler yapılmaktadır(1).

Karadeniz’in Kurtuluşu, Kafkas İleri Harekatı ve Mütareke

Çarlık Rusya’da Bolşevik İhtilâli’nin olması (Ekim 1917) sebebiyle Kafkas Cephesinde Ruslar ile yaptığımız savaş sona ermiş ve Bolşevik Rusya ile 18 Aralık 1917 tarihinde Erzincan Mütarekesi imzalanmıştı. Rus askeri birlikleri Mütareke şartlarına uygun olarak cephelerden çekilmiş ancak, Ermeni kuvvetleri boşaltılan bölgelerde işgal ve mezalimlerini sürdürmeye devam ediyorlardı. Bunun üzerine işgal edilen topraklan kurtarmak üzere Ordumuz Kafkas İleri Harekâtına başladı. Rusya’da Ekim 1917 İhtilalinin olması, zaten iç huzursuzluk yaşayan Rus ordusu da disiplini iyice bozdu. Karışıklığında etkisiyle Nisan 1917’de savaş eski şiddetini kaybetmiştir. Rus askerleri cephede yer yer beyaz bayrak açarak yakında barış olacak diye askerlerimize bağrışıyorlardı. Ancak Rus donanması 21 Nisanda Giresun ve Ordu’yu bombardıman etti. Rus muhrip ve gemileri, geceleri ışıldaklarla işaret vererek, daha evvel getirdikleri ve diğer Rum ve Ermeni çetelerini alıp kaçırıyorlardı. Buna engel olmaya çalışan sahil gözetleme kuvvetlerimizi de bombalıyorlardı. 10 Şubat 1918 tarihinde bu harekâta katılan Hüseyin Avni Bey birliğinin başında Harşit’tan Trabzon istikametine doğru ilerlemeye başladı. Birliklerimiz tarafından 14 Şubat 1918 tarihinde Eynesil, 15 Şubat Vakfıkebir ve 17 Şubat’ta Akçaabat düşmandan geri alındı. 24 Şubat 1918 Pazar günü ise Trabzon işgalden kurtarıldı. Trabzon Mevki Kumandanlığına Hüseyin Avni Bey getirildi. Ancak bu görevi kısa sürdü. Hüseyin Avni Bey, 30 Mart 1918’de 123ncü Piyade Alayı’nm başında Trabzon’dan Batum istikametine hareket etti. 2 Nisan 1918 günü birlikleriyle Mapavri’ye (Çayeli) girdi. Bu arada 37nci Kafkas tümeni ise 28 Mart 1918’de Artvin’i, 30 Mart 1918 günü de Ardanuç’u zaptetmişti. 3 Mart 1928 de tarihinde Osmanlı Hükümeti ile Bolşevik Rusya arasında Brest - Ltovsk Anlaşması imzalanmıştı. Bu anlaşmaya göre 1878 yılında (93 Harbi) elimizden çıkmış olan yerlerin (Batum, Kars, Ardahan, Artvin gibi) halkın oyu alınmak şartıyla Türkiye’ye geri verilmesi kabul ediliyordu. Anlaşma gereği yapılan halk oylamasında üç sancak ahalisi de %100’e yakın bir ekseriyetle anavatana kavuşma arzusunu ortaya koymuştu. Bunun üzerine orduları- mıza gerekli talimat verilmiş ve harekât başlamıştı.

Kafkas İleri Harekâtı; Birinci Kafkas Kolordusu Kumandanı Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki birlikler Erzincan-Erzurum hattından, 2 nci Kafkas Kolordusu Kumandanı Yakup Şevki Paşa emrindeki birlikler ise Trabzon-Bayburt hattından ilerlemeye başladılar. Hüseyin Avni Bey, 10 Nisan 1918 tarihinde 2nci Kafkas Kolordusu emrinde bulunan müstakil 123ncü Alay Kumandanlığına -110ncu Alay Komutan Vekilliği de uhdesinde kalmak üzere tayin edildi. Kafkas İleri Harekâtında Ardahan, Kars, Çıldır ve Ahılkelek’te görev yaptı. Bölgedeki milisleri teşkilâtlandırdı. Mahalli hükümetlerin kurulmasına öncülük etti. Genel Kurmay Başkanlığı’nın yayınladığı Kafkas Cephesiyle ilgili eserde konuyla ilgili şu bilgiler yer alıyor: Arhavi’deki 123ncü Piyade Alayı’na (iki taburlu) iki makineli tüfek ve bir dağ top takımı ile 110ncu Kafkas Alay Komutanı Vekili Binbaşı Hüseyin Avni Bey Komutasında Ardahan ’a gitmesi emri verildi. 123ncü Alay (Ardahan Müfrezesi) komutanı, grup emrinde olarak bölgedeki milisleri teşkilâtlandıracak ve Ardahan ’da hakimiyet tesis edecek. Buralardaki muharebelerde kazandığı başarılar üzerine Muharebe Gümüş Liyakat Madalyası ile taltif edilen Hüseyin Avni Bey, 3 ncü Fırkanın 8 nci Alay Kumandan- lığına getirildi. Hüseyin Avni Bey’in Kafkas Cephesindeki diğer başarılarını da yine kendi kaleminden aktaralım: Temmuz 333 (1917) tarihinde İkisivriler’de Rus baskılarını bilâ hadise (hadisesiz) def ettirdim. Kumandanım 9’uncu Fırka Kumandanı Rüştü Paşa Hazretleri idi. 7 Nisan 1918 tarihinde Batum’un güneyindeki, Halveçari sırtlarıyla Erge tabyasını zabtettim. Kumandanım 37nci Fırka Kumandanı Miralay (Albay) Kâzım Bey (Kâzım Özalp) idi. 20 Mayıs 1918 tarihinde Çıldırda Karzak Kariyesi’ndeki Ermeni kuvvetlerine taarruz ettim ve mahvettim. Kumandanım Şevki Paşa Hazretleri idi. 31 Mayıs 1918 tarihinde Alay Komutanı olarak Ahıska, Ahılkelek ve Gümrü bölgesinde görev yapıyor, düşmanla mücadelenin yanında yerli halkı teşkilâtlandırarak kendilerini savunur hale getirmek için çalışıyordu. Ermeni ve Gürcülerin iki alayı ile şiddetli muharebelerden sonra Ahıkelek’i işgal ettim. Kumandanım Şevki Paşa hazretleri idi. 9 Haziran 334. (9 Haziran 1918)’de Gümrü ile Ahılkelek arasındaki sahada tahşid (toplanan) Ermeni kuvvetleri üzerine taarruzla kısm-ı azamını imha ettim ve Şevki Paşa hazretlerinden teşekkür telgrafı aldım.

Genel Kurmay Başkanlığı tarafından yayınlanan 3ncü Ordu harekâtını anlatan eserde Binbaşı Hüseyin Avni Bey’in kumandasındaki 123ncü alayın Ahılkelek’i fethini ATASE Arşivi vesikalarına dayandırarak “Hudutlarımız içine alınması gereken Ahılkelek’in zabt edilmesine Karzak’taki 123ncü Kafkas Alayı memur edildi ve 3 Haziran 1918 de Ahılkelek’i zabtetti" açıklamasıyla yer veriliyor(1).

Ordumuz karargâhı Bakü’de olmak üzere bütün Azerbaycan’ı ele geçirmiş ve Dağıstan’da Petroskaya’ya taarruz ediyordu. Mütarekenin ağır şartlarına uymak zorunda kalan birliklerimiz; 1918’in Aralık başlarında, Hüseyin Avni Bey’in birliklerinin bulunduğu Ahıska, Ahılkelek ve Gümrü’yü, 20 gün sonra ise bütün Elviye-i Selase’yi tahliye etti. 24 Aralık 1918 tarihinde 1914 yılındaki hudutlarımızın gerisine çekilmiş olduk. Almanya ile yapılan kader birliğinin sonu böyle olmuştu.. Kafkas İlleri, Azerbeycan, Ahılkelek, Ahıska, ah AHISKA … !

Açık gerçek şudur ki Türk Orduları içteki hainlerden kaynaklanan olaylar dışında hemen hiçbir zaman Vatan topraklarını, savaşmadan, kan dökmeden vermemişlerdir.. Türk Ulusu’nun yabancı müttefiklerine güvenmek kayıpların başlıca nedeni olmuştur. Bu coğrafyada kendi gücüne güvenmek, güçlü olmak zorundasın..

İşte bu günde açıkçası her kesimden de dış güçlerin hizmetinde, maaşlı, makam sahibi, kalem sahibi silahşörler fazlasıyla işbaşındadır. Bu işleride öncelikle, Türk kimliğine, ATATÜRK’e düşman, halkının çok büyük kısmının karşı olduğu halde, satılmış bazı etnik gurp mensuplarına yaptırmaktadırlar. Bizim insanlarımız bu casusları, saf ve temiz düşünceyle teşhis edememektedir. Ancak artık Türk’e karşı saldırı üstüne saldırı düzenleyen bu güruhun tespitini yapmak, tedbirini almak ve gereğini yapmak çok geç olmadan zorunlu hale gelmiştir. Türk’e kalkan eller kırılmalıdır. Diğer ülkelerde tarih boyunca Türk’e çektirilen zulümlerin, katliamların sonu yok .. Kendi Vatanımızda da Türkler mi? ezilecek, hem de haksız yere.. Türk Bayrağı’nı yere düşürmeyelim.. Ak koyunla, kara koyun belli olsun, artık yeter .. Ne yazık ki bu işte birtakım etnik grupların mensubu olduğunu öne çıkaranlar baş roldedir.. Türkiye’ye, Türk kimliği’ne, bölünmez bütünlüğümüze karşı yoğun bir harekat içindedirler.. Kamuoyunda oluşturdukları bilgi kirliliği, asılsız haberlerdir. Türk Ulusu’nun, Vatanına ve Cumhuriyeti’ne bağlılığını, inançlarını yok etmek hedefleridir. Türkiye Cumhuriyeti’nin savunma mekanizmalarını zafiyete uğratmaktır.. BAŞARAMIYACAKLARDIR….

Çünkü, TÜRK BAYRAĞI YERE DÜŞMEZ ..

HEM DE KENDİ VATAN’INDA ..

AHISKA ve AHISKA TÜRK’LERİ:

“ 1578 yılından 1828 Rus işgaline kadar Anadolu’dan bölgeye yerleştirilen ve Anadolu Türklüğü’nün ayrılmaz bir parçası olan Ahıska Türkleri’nin asıl vatanı bugünkü Gürcistan Cumhuriyeti’nin toprakları içinde kalan ve Türkiye ile komşu olan Ahıska, Ahılkelek, Aspinza, Adıgen ve Bogdanovka vilayetleridir. Buraya yerleşen Türkler’e Ahıska Türkleri denmesinin sebebi ise bu vilayetleri içine alan bölgenin coğrafi isminin Ahıska olmasından ileri gelmektedir. “Gürcistan’ın Mesheti bölgesinin Müslüman Türk nüfusuna verilen addır. Rusların bu bölgeye verdiği coğrafî isim, Mesketya’dır. Bundan dolayı Meshet Türkleri olarak da adlandırılırlar. Sürgün; Bu nüfus, 1944 yılında totaliter Stalin tarafından iki saat içinde tren vagonlarına doldurularak, gidecekleri yere kadar aşağı dahi inmemek koşulu ile kapalı tren vagonlarında Orta Asya’ya sürülerek Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a yerleştirildi. Bu sürgün Stalin’in karadeniz kıyılarını Türklerden temizleme operasyonunun bir parçası olduğu Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra açıklanan arşivlerde ortaya çıkmıştır. Aynı kaderi paylaşan Kırım Tatarları ve Ahıska Türklerinin bu hazin sürgününde binlercesi yolda öldü. Ahıska Türkleri, bugün eski Sovyetler Birliği coğrafyasına dağılmış olarak yaşamaktadırlar. Ahıska Türkleri etnik olarak Türk’tür, nüfusunun 300.000 dolayında olduğu tahmin edilmektedir. Ahıska, Gürcistan’ın güneyinde bulunan bir bölgedir. Kıpçak Türkleri arasında yer alan uruğlar-boylar bu bölgeye yerleştikleri için Ahıska Türkü adını almışlardır. Gürcistan sınırları dahilinde bulunan bu bölgenin coğrafî adının dışında, mevcut mekana yerleşen Türk boylarının isimleri dışında bu coğrafyayla hiçbir ilişkileri yoktur. Ahıska Türklerinin bir geçiş noktası olan Kafkaslara yerleşmiş olması, kavimler kapısı olan bu bölgede yaşayan bazı kavimlere, Ahıska Türklerinin etnik yönden bağlı olabileceği düşüncesini doğurmuştur. Bunun içinde, Ahıska Türklerinin Gürcü, Tatar, Azerî ve Kıpçak boylarına mensup olabileceği üzerinde durulmuştur. Kullanılan dilin, kültürel yapının, fizikî özelliklerin (antropolojik hususiyetlerin) Gürcülere kesinlikle benzerlik göstermediği görülmüştür. (Kaynak: Mustafa Malkan, ’Ahıska Türklerinin Menşei ve Tarihi Gelişim Seyirleri’) Özbekistan’ın Fergana vadisinde yaşayan Meshet ya da Ahıska Türkleri, 1989 yılında, Rusların kışkırttığı etnik bir gerilim sonrasında büyük bir kıyıma uğratıldı. Bu trajedinin ardından bölgedeki nüfus tamamen göç etmek zorunda kaldı. Gürcistan yönetimi, 1990’larda etnik olarak Gürcü kökenli Meshileri nüfusu ülkeye yerleştireceğini duyurdu. Bu karar, Samtshe-Cavaheti bölgesinde yaşayan Ermeni nüfus arasında tepkiye yol açtı. Azerbaycan, Dağlık Karabağ’dan göç ettirilen nüfusla ilgili sorunlarına karşın Ahıska Türklerinin bir kısmını kabul etti ve topraklarına yerleştirdi.

Türkiye, Ahıska Türklerinin kendi topraklarına yerleştirilmesini talep etmektedir. Öte yandan Türkiye, az sayıdaki Ahıska Türk nüfusunu ülkenin doğusuna yerleştirdi. Rusya Federasyonu’nun Krasnodar bölgesine yerleştirilen Ahıska Türkleri, Rus Kazakların Türk karşıtı tepkileriyle yüz yüzedir. Rusya’daki Ahıska Türklerinden 5.000 kadarı ABD’de çeşitli kentlere yerleştirilmiştir. Gürcistan, 2006 yılında bu nüfusun Gürcistan’a yerleştirilmesi için ciddi çalışmalara başlamış ve bu çalışma programını Türkiye ile paylaşmaktadır. Ancak çalışmalar yeterli olmamakta, yerlerinden zorla sürülen bu insanların malk ve mülkleri derhal asıl sahiplerine iade edilmesi gerekirken Gürcistan hükumeti ekonomik gerekçeler göstererek işi ağırdan almaktadır.

Ahıska Türkleri, günlük hayatta ana dilleri olan Türkçe’yi kullanmaktadırlar. Konuşma ağızları bu gün kuzey Anadolu’da kullanılan Türkçe’yle birebirdir. Ana dili Gürcüce ya da Rusça olan Ahıska Türkü yoktur. (Vikipendi)

Yakup Şevki Paşa (Orgeneral Yakup Şevki Subaşı); (Doğ. 1876 –ölüm.. Aralık 1939): Birinci Dünya Harbi’nde ve Milli Mücadele’de görev değerli komutanlarımızdandır. 2nci Kafkas Kolordusu Kumandanlığı donemde müstakil 123ncü Alay Kumandanı Binbaşı Hüseyin Avni Bey 2. Kafkas Kolordusu’na bağlı olarak Kafkas Harekâtında görev yapmıştı. Yakup Şevki vatansever ve ileri görüşlü bir kumandandı. Güney Kafkasya ve Erzurum Ordu Kumandanlığını yaptığı gibi 9 ncu Ordu Kumandanı olarak Karadeniz Bölgesinde, mütareke şartlarına direnmiş, Pontııs ve Ermeni çetelerine karşı yerli kuvvetlerin kurulmasını sağlamış ve desteklemiştir.

Ahılkelek; Gürcistan’ın batısında, Türkiye hududuna yakın bir şehir.” Genel Kurmay Başkanlığı tarafından yayınlanan 3ncü Ordu harekâtını konu alan eserde Binbaşı Hüseyin Avni Bey’in kumandasındaki 123ncü Alayın Ahılkelek’i fethini ATASE Arşivi vesikalarına dayandırarak, “Hudutlarımız içine alınması gereken Ahılkelek’in zabt edilmesine Karzak’taki 123ncü Kafkas Alayı memur edildi ve 3 Haziran 1918 de Ahılkelek’i zabtetti" ifadesiyle yer veriliyor.

KAYNAKÇA:

1 - TC. Genel Kurmay Başkanlığı, Birinci Dünya Savaşı’nda Türk Harbi Kafkas Cephesi 3 ncü Ordu Harekâtı, Ankara 1993, C II.

2- Sakarya Şehidi Binbaşı Hüseyin Avni Bey, Hacıettahoğlu, İ – Atlas Yay..1999..





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 13
Dün Tekil 861
Bugün Tekil 786
Toplam Tekil 1635492
IP 54.166.48.3






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































2 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ey Türk Beyleri, Milletim, İşitin! Yukarıda Gök Çökmedikçe aşağıda yer delinmedikçe, TÜRK Ulusu senin ülkeni kim alabilir? Töreni kim Bozabilir?
(Bilge KAĞAN)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.406 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu