DÜNYA EKONOMİSİNDE AGUSTOS BÖCEĞİ İLE KARINCA MODELİ;TÜRKİYE NEDEN SERMAYE BİRİKİMİNİ SAĞLAYAMADI? TÜRKİYE EKONOMİSİNDE BİR ANORMALLİK VAR! - Prof. Dr. Mehmet ERDAŞ - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









DÜNYA EKONOMİSİNDE AGUSTOS BÖCEĞİ İLE KARINCA MODELİ;TÜRKİYE NEDEN SERMAYE BİRİKİMİNİ SAĞLAYAMADI? TÜRKİYE EKONOMİSİNDE BİR ANORMALLİK VAR! - Prof. Dr. Mehmet ERDAŞ
Tarih: 10.06.2010 > Kaç kez okundu? 2277

Paylaş


Berlin 10.06.10

Garanti Bankasının İstanbul da düzenlediği “Gelecek Zirvesi” forumunda konuşan Financial Times gazetesinin baş ekonomi yorumcusu Martin Wolf, dünya ekonomisinin içinde bulunduğu kriz durumunu tanıdık bir Egop masalıyla açıklamış: “Ağustos böceği ile Karınca”. Wolf”a göre küresel kriz çok çalışıp sermaye biriktiren ülkelerle, bu ülkelerden borçlandıkları parayı har vurup harman savuran ülkelerden, yani arz ve talep arasındaki dengesizlikten kaynaklanmış. Bu benzetim ve teşhis çok yerinde ve doğrudur. Bunun böyle olduğunu, zaten “Küresel finans krizi, Faiz mekanizması ve Türkiyenin geri kalmışlığının nedenleri” isimli yeni kitabımızda açıkladık. Ama adımız Mehmet Erdaş, Müslüman ismi olunca pek hükmümüz ve değerimiz olmuyor. AKP ve onun işbirlikçisi Doğan medyası yazarları, kesinlikle bize ne haberlerinde, ne de gazete ve TV” larında yer vermiyorlar. Aynı şeyleri Martin Wolf, Garanti Bankasınca, milyonlarca TL ödenerek, halkın parasıyla davet edilip ağırlanıp, söyleyince önemli haber oluyor. Kitabımda da belirttiğim gibi, bankalardaki para halkın parasıdır. Bankalar halkın parasını kullanarak zenginleşmektedir. Martin Wolf ayrıca, Türkiye”nin en temel yapısal sorunu sermaye biriktirememesidir demiş ki, bu da çok doğru bir tespittir. Parasal büyüme ile göz boyayan siyasetçiler her şeyi güllük gülistanlık göstermeye çalışsalar da, Türkiye deki yüksek işsizlik oranlarının gerçek sebebi fiziksel büyüyememektir; yani sermaye birikimini sağlayamamak, limanlar, fabrikalar, santraller, araştırma laboratuarları, yan sanayileri kuramamak, teknoloji ve bilgi üretememektir.

Martin Wolf devam ederek;sürdürülebilir bir ekonomik büyüme için bu durumun mutlaka değişmesi gerektiğini, ” Türkiye”nin içinde bulunduğu durumu anlamakta zorluk çekiyorum. Türkiye” nin ekonomik yapısında bir anormallik var! 2001”e kadar servet birikiminin olmamasının nedeninin yüksek enflasyon ve yüksek kamu açığı olduğunu düşünürdüm. Enflasyon düştüğünde de durumun değişeceğini zannederdim. Ama 2001”den itibaren bu sıkıntı ortadan kalktı, sorun kaldı; Türkiye”de Singapur”un milli servet fonu gibi bir birikim modelini devreye sokmalı, böylece yeni yatırımlar için finansman sağlanır, istihdam yaratma imkânı doğar” demiş.

Yabancı uzmanlar, genellikle Türkiye hakkında kendi menfaatlerinin gerektirdiği teşhisleri koyarlar, ama burada söylenenlere katılmamak mümkün değil. Yıllarca, faiz mekanizmasını anlamayan siyasetçiler Türkiye yi yönettiler. Nitekim Tayyip Erdoğan da, 2004 Müsiad kongresinde, Cevahir Otel de yaptığı konuşmada, ” Ben faiz gerçeğini Başbakan olduktan sonra öğrendim” demişti.

Faiz zaman otomatizmasıdır ve sermaye birikiminin dinamosudur. Sermaye birikimini sağlamış ülkeler, faiz ve finans enstrümanlarıyla, diğer ülkelerin sermaye birikimlerini gerçekleştirmelerini önlemektedirler. 1982 yılında yazdığım doktora tezim de, dünya piyasalarında kümülatif arz ve talep dengesinin, enerji ve finans piyasalarına indirgenebileceğini ve bu iki önemli piyasada da faiz üzerinden kaynak harcama dengesinin sağlandığını tespit etmiştim.

Türkiye den, 1974 petrol şokları ile önce petrol fiyatları yapay bir şekilde yukarı çekilerek, daha sonra da faiz hadleri ve döviz kurları ile oynanarak, yüksek fiyatlarla hazır silah sistemleri ABD den FMS(Foreign Military Sales) kredileri ile finanse edilerek, milyarlarca dolarlık kaynak, yurt dışına bizzat Türkiye” yi yönetenler -asker ve sivil- tarafından yurt dışına transfer edilmiştir. Bu duruma son olarak F-16 Projesi, STINGER füzeleri, TAFICS projelerinde şahit olunca, DPT Uzmanlığından Özal döneminde istifa ederek ayrıldım. Yabancılar, Türkiye” de halkı en iyi avutabilecek hatipleri siyasetçi olarak bulup çıkarıyor, medya desteği ile ortalığı kriz söylentileri ile dalgalandırarak ve korkutarak, halka seçtiriyor; böylece bilmeyenlere bilenleri tabi kılıyorlar. Sonra da Dolar - Euro –Pound-Yen dolaştırarak, ekonomimizde, borsa döviz ve bankacılık sistemini kullanıp sermaye birikimi yapmamızı önlüyorlar. Adeta kanımızı emiyorlar. Hükümetlerin IMF ve Dünya Bankası ile yaptığı Hazine garantili çerçeve finans anlaşmaları ile yıllarca örneğin tekstil de, beyaz eşya da, otomotiv de geri teknolojilere yatırım yapmamızı ön şart koştular. Böylece, sadece iç piyasa için üretim yapmamız için DPT ve Hazine yi, Sanayi ve Ticaret Bakanlığını, TSKB ve SYKB ile Türkiye Kalkınma Bankası projelerini yönlendirdiler, sonuçta dünya da küresel ölçekte rekabet etmemizi ve sermaye birikimimizi sağlamamızı, enflasyon ve Merkez bankasının yüksek faiz politikalarıyla önlediler. 2001 Krizi ile yurt dışına 50 milyar dolar döviz yasal yollardan transfer edildi.

Türk halkı ariftir ama, ekonomi ve finans dünyasının, London City” de ve Frankfurt” ta New York” ta kotarılan karmaşık finans sigorta türevlerini, hedge fonlarını, CDO ve CDS” lerini swap ve swift” lerini, bankacılık sigortacılık oyunlarını bilmez. Türkiye de, kronik yüksek enflasyon olması ve iş güvencesinin olmaması, vicdanı ile cüzdanı arasına sıkışmış yargıç savcı ve avukatları ile hukuk güvencesinin olmaması nedeniyle, arif Türk halkı tasarruflarını ya düşük faizle bankada tutar, ya da dövize ve altına yatırım yapar. Yatırıma ve üretime dönüşemeyen bu atıl kaynaklar, periyodik ve yapay olarak yaratılan spekülatif krizlerle faiz döviz ve hisse senetlerinde ki iniş çıkışlarla yurt dışına transfer edilir, vatandaşın kanı emilir. Böylece fiziksel sermaye birikimi bir türlü sağlanamaz.



Türkiye ye yapılan yardımlar, en fazla altı ay sonra, yanlış şartname veya rüşvetle kayırma ile ihale sistemiyle oynanarak yurt dışına transfer edilir. Türkiye ye sadece kağıt üzerinde fiktif sermaye giriş çıkışları yapılarak, bankacılık ve sigortacılık sistemi, faiz otomatizması kullanılarak, sermaye birikimini sağlaması önlenir. Cumhuriyet döneminde kurulan KİT ler sayesinde sağlanan sermaye birikimi de yapılan son özelleştirmeler ile eritilmiştir.



Sonuçta maksat, Türkiye” nin, İsrail askerleri 9 değil, dokuz bin vatandaşımızı da öldürse, mili güç unsurlarını mobilize etmesini önlemektir. Türk ordusu, ABD ve İsrail” e lojistik bağımlılığı nedeniyle, iki aydan fazla herhangi uzun süreli bir harekata dayanamayacak hale getirilmiştir de onun için sesi pek çıkmaz; bekle gör politikası ve nutuklarla vaziyeti idare eder. Ama İsrail bir tek askeri için binlerce insanı öldürebilir. Bizim Başbakanımız da geriden “ One minute” ve “ Tevrat tan “ Öldürmeyeceksin” hükmünü sanki Haham lardan Tevratı daha iyi bilirmişcesine haykırır, ama gerçekleri Türk halkıyla paylaşmaz. Perdenin önünde “ One minute” perdenin arkasında “ Yes Please” der ve Türk halkını uyutarak, adeta kutsal değerleriyle Peygamber ve Haham rolüne soyunarak, hipnotize ederek, siyasi güç ve manipulasyon oyunlarına devam edilir.



Ağustos Böceği ile Karınca hikayesi, temeli borçlandırmaya ve faiz otomatizmasına dayandırılan kapitalist sömürü düzenini çok güzel ifade etmektedir. Karınca ülkeler, sürekli üreten ve zenginleşen, fiziki sermaye birikimini artıran Almanya, Japonya, Çin, Hindistan gibi cari açık değil de fazlası veren ülkelerdir. Ağustos böceği ülkeler ise, sürekli borçlanarak yüksek faiz ödeyen ve üretmeden tüketen, bu yüzden parasal olarak büyüseler dahi, fiziki sermaye birikimini gerçekleştiremeyip fakirleşen, sömürülen Türkiye gibi sürekli cari açık veren işsizlik oranı yüksek, yüksek faiz ödeyen ülkelerdir.



El atı ile gerdeğe girenler, çocuklarına söz geçirebilirler mi? Türkiye de Özal dan başlayarak, AKP döneminde hızla yaşanan, aldatıcı parasal büyüme yabancılaşma sürecini, sömürü düzenini, kültür emperyalizmini, hemen her sahada yaşanan dejenerasyonu daha nasıl anlatalım, açıklayalım? Arif olan anlar. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az gelir. Tarihe mal olma sevdasında olanlar, ülkemizin başına pek yakında daha ne çoraplar örecekler, yaşayıp göreceğiz; ya da erken uyarıdan anlayıp seferber olacağız.

Bu kadar şehitler verilmesine, ölümlere, kazalara, suikastlara, can kayıplarına, yolsuzluklara, çığ gibi büyüyen işsizliğe rağmen, her şeyi hala kader deyip pişkinlikle geçiştirmek suretiyle, yapıştıkları makam ve mevkilerinde oturabilenler, ancak uzaktan kumanda ile, perde arkasındaki malum dış güçlere dayanarak bile bile halkını aldatan işbirlikçi kuklalar olabilir. Aksi halde halka hiç olmazsa Martin Wolf kadar gerçekleri, ekonomideki anormallikleri anlatırlardı.

Asıl üzücü olan ise, siyasette iyice düşen kalite, Anayasa değiş se de, hiç değişmeyen siyasi partiler ve seçim kanunları, dokunulmazlık zırhı ve lider sultası nedeniyle hiç değişmeyen beceriksiz ve hünersiz kukla kadrolar ve vekil adayları nedeniyle, seçimler olsa da halkın elinde ve önünde, yeni kuklalar seçmekten başka kanuni bir çıkar yol, kurtuluş umudu, içine düşülen sistemik kısır döngüden çıkaracak alternatif bulunmamasıdır.

Sürekli olarak, kukla oyuncuların, siyasetçilerin değişmesi, oyunun kuralları kökten değişmedikçe, bankacılık faiz ve sigortacılık hileleri ile yaşayan sömürü otomatizması çökertilmedikçe, Türkiye ekonomisindeki anormallik giderilemez; işsizliğe çare olacak zenginleşme ve fiziki gerçek sermaye birikimi sağlanamaz. Sürekli borçlandırılarak, sözde parasal büyüme, aşırı faiz yükü ve artan cari açıklarla, tırmanan borçlar pek yakında çevrilemez hale gelir. Maazallah, çok geçmez, Yunanistan” dan beter oluruz.

Allah ve Peygamberi, inananlar hayrına olsaydı, faizi haram ve en şiddetli günah sayar mıydı? Eğer gerçekten inanıyorsanız söyleyin, Allah ve kitabı size ne kötülük tavsiye ediyor?

www.mehmeterdassapbidanismani.com









Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 18
Dün Tekil 936
Bugün Tekil 686
Toplam Tekil 1642857
IP 54.197.150.143






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































11 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.597 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu