BASIN BÜLTENİ Akıncı, Lute ile telefon görüşmesi yaptı - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı, Lute ile telefon görüşmesi yaptı
Tarih: 06.05.2019 > Kaç kez okundu? 80

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Geçici Özel Danışmanı Jane Holl Lute ile dün akşam bir telefon görüşmesi yaptı.

Görüşmede BM Güvelik Konseyi’ne sunulan rapor ve sonrasındaki olası gelişmeler ele alındı.

Cumhurbaşkanı Akıncı görüşmede ayrıca, Jane Holl Lute’dan tüm taraflarla yapmakta olduğu temasların son durumu hakkında da bilgi aldı.



Akıncı: “Hem sahada, hem masada güçlü olmaya devam edeceğiz, sahada güçlü oldukça, masada daha güçlü olacağız”





Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs sorununda hem masada hem sahada haklı ve tutarlı tavırlarını sürdürmeye devam edeceklerini ifade ederek, “Haklılığımızın verdiği bir güçlülükle yolumuza devem edeceğiz. Hem sahada, hem masada güçlü olmaya devam edeceğiz. Sahada güçlü oldukça, masa da daha güçlü olacağız” dedi.

Küresel Gazeteciler Konseyi Medya Buluşması önceki gün gerçekleştirildi.

Turizm Bakanlığı ile Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği'nin ev sahipliğindeki organizasyona Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Meclis Başkanı Teberrüken Uluçay, TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, TC Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, Ana Muhalefet Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Ersin Tatar, Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, bazı milletvekilleri, KGK Kurucu Genel Başkanı Mehmet Ali Dim ile gazeteciler katıldı.

Etkinlikte, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, KGK Kurucu Genel Başkanı Mehmet Ali Dim birer konuşma yaptı. Kıbrıs konusu ve turizm konularında sunumlar yapıldı.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, konseyin ilk toplantısının KKTC’de yapılmasının kendileri için önemli olduğunu kaydetti.

Oturum başlıkların bakıldığında iki tane başlığın göze çarptığını söylen Cumhurbaşkanı Akıncı, bunlardan birinin Kıbrıs sorunu diğerinin ise turizm olduğunu ve bu iki başlığın seçilmesinin anlamlı olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Akıncı şöyle konuştu:

“Kıbrıs sorununu konuşmaya devam ediyoruz, edeceğiz. Çünkü sorun oldukça çözüm arayışı da sürer. Bu kaçınılmaz bir şey. Ama ikinci başlık da bize şunu söylüyor. Hayat devam ediyor, hayat durmuyor. Kıbrıs sorunu var diye Kıbrıs Türk halkı gelişmişlik, kalkınma mücadelesinden vazgeçecek değil. Ya da herşeyi bir çözüm sonrasına erteleme lüksüne sahip değil.”

Kıbrıs’ta bir çözüme ulaşılabilse her iki tarafta da çok ciddi gelişmeler sağlanabileceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “eğer biz KKTC olarak ekonomimizle ve demokrasimizle, çağdaş kurumsal yapımızla turizmimiz ve eğitim sektörümüz ve diğer alanlardaki gelişmişliğimizi ne kadar ileri götürebilirsek, Kıbrıs’ta çözümün koşulları da o kadar yakın hale gelebilir” dedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bir yandan Kıbrıs sorunu var olduğu sürece Kıbrıs sorununu çözme uğraşlarının sürdürülmesi gerektiğini, diğer yandan da bir an bile KKTC’nin daha iyiye, daha güzele gitme uğraşının ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Son dönemlerde Rum liderliğine bakıldığında bir kavram kargaşası yaratma çabası içinde olduklarının gözlemlendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, farklı ortamlarda, farklı kişilere, farklı söylemlerde bulunan bir lider olduğunu kaydetti.

Akıncı şöyle devam etti: “Yeri geldiğinde iki devletli çözümden bahsediyor, yeri geldiğinde konfederasyon diyor, sonra buraya geliyor Kıbrıs’ta gevşek federasyon diyor. Benimle buluştuğu zaman hayır onu kastetmedim desantralize federasyon diyor. Ama desantralizasyonu konuşalım, bu Kıbrıs Türklerinin öteden beri istediği, kanatları daha güçlü merkezdeki yetkiler daha aza bir çözüm fikri öteden beridir savunduğu bir tezdi. Rahmetli Rauf Raif Denktaş’ın zamanından günümüze gelinceye kadar. Buna karşılık onlar her zaman merkezi daha güçlü kılma çabası içinde oldular. Bunu söylüyorsan sen ‘hangi merkezi yetkileri kurucu devletlere aktaralım?’ sorusunun yanıtı hep cevapsız kaldı. ”

Rum tarafının bir gün başkanlık sisteminden bahsederken, aniden parlamenter sistemden söz etmeye başladığını aktaran Cumhurbaşkanı Akıncı, dönüşümlü Başkanlık yerine, dönüşümlü başbakanlık demeye başladıklarını vurguladı.

Her zaman bir Kıbrıslı Rum Cumhurbaşkanı olmak kaydıyla dönüşümlü başbakanlık teklifi yapılmaya başlandığını anlatan Cumhurbaşkanı Akıncı, aslında tüm bunların vaktiyle konuşulup tüketilen öneriler durumunda olduğuna dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs Rum tarafının hangi model olursa olsun Kıbrıslı Türklerinin siyasi eşitlik ve kararlara etkin katılımı konusunda retçi bir tutum ve inkar içinde olmaya devam ettiğini, hatta daha önce kabul ettiklerini bile inkar eder bir noktaya geldiğini aktardı.

Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiades’in enerji konusunu bile Kıbrıslı Türklerin hayati konusu olarak görmediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, Anastasiadis’in, enerji politikalarında ve mali politikalarda Kıbrıslı Türklerin hayati çıkarları olduğunu görmezden geldiğini kaydetti.

Uluslararası toplumun bu konudaki konumunun ne kadar yanlış ve Kıbrıs’ta çözüme yardımcı olmaktan uzak bulunduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, 2002- 2004’te AB süreci yaşandığında, Rumların tek başına AB üyesi olmasına neden olan yanlışlar ve hatalı politikaların bugün doğal gaz alanında tekrarlandığını söyledi.

Akıncı şöyle devam etti:

“Bu sizin hakkınızdır, kazılara devam edebilirsiniz, çalışmalarınıza devam edebilirsiniz deyip arka sıvazlayıcı tavırlar sürdürüldükçe ne yazık ki Kıbrıs’ta da, Doğu Akdeniz’de de istikrara ve barışa yardımcı olunmamaktadır.

‘Rumların hakkıdır, bunu yapacak edecek, kazacak, bulacak ileride eğer bir gün çözüm olursa o zaman Kıbrıslı Türkler de hakkını alır’ deyip topu bilinmez bir geleceğe atmak sanıyorum yanlışların en büyüğüdür ve uluslararası toplum bu yanlışı ne yazık ki yapmaya devam ediyor.”

Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıslı Türklerin başından beri akıl, mantık, istikrar, barış yolunu önerdiklerini, paylaşımı ve birlikte hareketi öngördüklerine dikkat çekerek, bu adada makul bir çözüm olursa sadece iki toplumun değil, Türk ve Yunan uluslarının da bundan yarar göreceğini söylediklerini anımsattı.

Doğu Akdeniz’de akılcı yöntemlerle en mantıklı yol olan Türkiye güzergahını da dikkate alarak doğal gaz konusunda işbirliği yapmanın en akılcı yol olduğunun hep altını çizdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Akıncı, “Türkiye’yi ve Kıbrıs Türklerini denklem dışına itmek bu bölgede ne istikrara, ne barışa ne mantıklı çözümlere katkı sağlamaz” dedi.

Akıncı, East-Med boru hattı projesinin, İsrail Yunanistan, Güney Kıbrıs İtalya güzergahında yapılması ve çok daha derin sulardan Ege’den geçmesi öngörülen, Türkiye güzergahına kıyasla çok daha uzun mesafe ve daha pahalı bir güzergah olduğunu belirterek, Rum tarafının bunu daha ileriye taşımak için de çabalarını sürdürdüğü anlattı.

Cumhurbaşkanı Akıncı, “Doğu Akdeniz barış istikrar ve işbirliği havzasına dönüşebilir. Yeter ki uluslararası toplum yanlış yerde durmaktan vazgeçsin” dedi.

“Masada da sahada da haklı ve tutarlı tavrımızı kararlı bir şekilde sürdürmeliyiz” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sismik araştırmaları ve kazı çalışmalarına da değindi.

Akıncı konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Sahada da haklarımızı korumanın yolarını elbette bulacağız. Bu faaliyetlerden dolayı rahatsızlık duyanlar var. Onlara söylediğimiz şudur; Rum tarafı bu girişimleri yaptığında neredeydiniz, onlara ne diyorsunuz, ne dediniz veya ne diyeceksiniz? Onlara bir şey yok. Onlara bir şey yoksa, bizim yaptığımız aksiyona karşı reaksiyondur, Rumların tavrını dengeleme siyasetidir, başka bir şey değildir. Yaptığımız, haklarımızı koruma siyasetidir ve bunun da başka bir yolu yoktur. Eğer siz araştıracaksanız, biz de araştıracağız. Eğer siz kazacaksanız biz de kazacağız. Kıbrıs Türkleri olarak bu konuda Türkiye ile işbirliği içindeyiz, Türkiye’nin iki sondaj gemisi var, bunlar yeri ve zamanı geldikçe buralarda bu görevi ifa edecekler, etmeye de başladılar zaten. Dolayısıyla haklılığımızın verdiği bir güçlülükle yolumuza devem edeceğiz. Hem sahada, hem masada güçlü olmaya devam edeceğiz. Sahada güçlü oldukça masada daha güçlü olacağız.”

TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise konuşmasında, Küresel Gazeteciler Konseyi’nin ilk kuruluş aşamasından bu yana süreci yakından takip ettiğini söyleyerek, konseyin ilk toplantısının KKTC'de yapılmasının çok anlamlı olduğunu kaydetti.

Turizm ve eğitim başta olmak üzere, tüm potansiyellerinin tanıtımı için toplantının faydalı olacağını ifade eden Çavuşoğlu, mevcut şartlar altında KKTC'nin tüm dünyada uluslararası alandaki görünürlüğünün artırılması ve sesinin duyurulması için yoğun çaba sarf ettiklerini ve bu mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.

Çavuşoğlu, toplantının Kıbrıs davasının çok iyi anlaşılması ve anlatılması açısından da çok büyük bir önemi olduğuna dikkat çekerek, 60 yıla yakın bir süredir devam eden Kıbrıs sorunu konusunda Kıbrıs Türk halkının, siyasi eşitliğe dayanan kalıcı bir çözüm için üzerine düşeni yaptığını kaydetti.

TC ve KKTC’nin her zaman çözümden yana olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, Kıbrıs’ta henüz kalıcı bir çözüme ulaşılamamasının sebebinin Rum tarafının, Kıbrıs Türk halkı ile hiçbir şeyi paylaşmak istememesi olduğunu söyledi.

Çavuşoğlu şöyle konuştu: "Türkiye, KKTC ve Kıbrıs Türk halkı, her zaman çözümden yana olmuştur ama bugün bir çözüm yoksa, son 5 yılda Dışişleri Bakanı olarak yakından gözlemledim, bunun sebebi Rum tarafının hiçbir şeyi Kıbrıs Türk halkıyla paylaşmak istememesinden kaynaklanıyor"

Çavuşoğlu, Rum tarafının, Cenevre ve Crans-Montana'da yapılan konferanslarda iki tarafın mutabık olduğu konularda bile geri adım attığını gözlemlediklerini kaydetti.

Bugün Birleşmiş Milletler (BM) raporlarının, yeni bir müzakerenin başlaması için ortak bir zemin olmadığına işaret ettiğini aktaran Çavuşoğlu, bu süreçte artık kaybedecek zamanları olmadığını vurguladı.

Çavuşoğlu, “Tüm seçenekler dahil hepsinin müzakere edilmesi, hangisi olacaksa müzakereye açık olduğumuzu da söyledik. Herhangi bir seçeneği dayatmıyoruz. Herhangi bir seçeneğin de bize dayatılmasını doğru bulmuyoruz" dedi.

Rum kesiminin Kıbrıs etrafındaki rezervleri Kıbrıs Türk tarafıyla paylaşmak istemediğini de söyleyen Mevlüt Çavuşoğlu, tüm platformlarda, Rum tarafının tek taraflı faaliyetlerine karşı olduklarını ve Kıbrıs Türk tarafının haklarının garanti altına alınması gerektiğini söylediklerini hatırlattı.

Rum tarafının tek taraflı faaliyetlerini gördüklerini, garantör ülke olarak Türkiye'nin de gerekli adımları atarak KKTC'nin ruhsat verdiği alanlarda sondaj ve araştırma gemilerinin faaliyetlerine başladığını anlatan Çavuşoğlu, daha önce mutabakat sağlanan bazı güven artırıcı adımlar noktasında Rum tarafının geri adım atmaya başladığını anımsattı.

"Kıbrıs Türk halkını yok sayan, siyasi eşitliği temelden yok sayan ve Kıbrıs Türk halkının iradesini yok sayan bir çözümü bizim kabul etmemiz mümkün değil” diyen Mevlüt Çavuşoğlu, “Önümüzdeki süreçte yapıcı tutumumuzu sergileyeceğiz ama Kıbrıs Türk halkının, KKTC'nin ve Türkiye'nin haklarını korumak için ne yapılması gerekiyorsa onu da birlikte yapacağız" dedi.

Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu da konuşmasında, gazeteciliğin önemine değinerek, konseyin ilk toplantının KKTC’de yapılacak olmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi.

KKTC turizminin daha ileriye taşınabilmesi için basının önemine işaret eden Ataoğlu, önümüzdeki süreçte yapılacak etkinlikler ve KKTC’nin kalkınması adına yapılacak çalışmaların medya aracılığıyla duyurulacağını kaydetti.

Ülkeye uygulanan ambargolara ve Güney Kıbrıs’ın yaptığı engellemelere değinen Bakan Ataoğlu, engelleri aşmak için çalışmaya devam edeceklerini söyledi.

TC Seyahat Acenteleri Birliği ile imzaladıkları protokol çerçevesinde TC’den daha fazla turist çekmeyi hedeflediklerini söyleyen Bakan Ataoğlu, TC vatandaşlarına, Yunan adalarını tercih etmek yerine aynı dili, dini olan KKTC’yi tercih etmeleri çağrısında bulundu.

KGK Kurucu Genel Başkanı Mehmet Ali Dim, konseyin ilk toplantısını, “Türkiye’nin ayrılmaz parçası olan Kıbrıs’ta” yaptığına işaret ederek, KKTC’de olmaktan büyük mutluluk duyduklarını söyledi.

TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun konseyin kuruluş aşamasından bu yana kendilerine çok destek verdiğini ifade eden Dim, konseyin kuruluşu hakkında bilgiler verdi.

Konseyin kuruluşu ile ilgili son aşamaya gelindiğini söyleyen Dim, konseyin; yaygın, yerel ve dış medyayı bir çatı altında toplayacağını anlattı.

Dim, Kuzey Kıbrıs'ın haklı davasına destek olmak ve seslerini dünyaya duyurmak amacıyla buluşmayı Girne'de yapmaya karar verdiklerini belirterek, Kıbrıs Türkü’nün ve medyasının yanında olduklarını kaydetti.





Akıncı, Çavuşoğlu’nu kabul etti



KKTC’de temaslarda bulunan Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, önceki gün Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı tarafından da kabul edildi.

Görüşmede, Kıbrıs konusunda gelinen son durum değerlendirildi, heyetler arasında görüş alışverişinde bulunuldu.

TC Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri ile Çavuşoğlu’nun beraberindeki heyetin de yer aldığı görüşmede Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Gürdal Hüdaoğlu, Özel Kalem Müdürü Cenk Gürçağ ve Cumhurbaşkanlığı Sözcü Barış Burcu da hazır bulundu.

Küresel Gazeteciler Konseyi Medya Buluşması’na katılıp Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Başbakan Tufan Erhürman, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’la bir araya gelen Çavuşoğlu, dün adamızdan ayrıldı.



Özersay, TÜSİAV ve GGYD heyetlerini kabul etti



Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, geçtiğimiz Cuma günü Veli Sarıtoprak’ın başkanlığındaki Türk Sanayici ve İş Adamları Vakfı (TÜSİAV) ile M. Nezih Allıoğlu başkanlığındaki Genç Girişim Yönetişim Derneği (GGYD) heyetlerini makamında kabul etti.

Bakan Özersay konuk heyete, Kıbrıs sorunu, enerji/doğalgaz konuları ve Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkiler bağlamında yaşanan son gelişmeler ve KKTC’nin dış politikası hakkında bilgi verdi.

Veli Sarıtoprak kabulde yaptığı konuşmada “Ziyaretlerinde yetkililerden sıkıntıları dinlediklerini” söyleyerek “Yalnız değilsiniz, sizin sıkıntınız bizim sıkıntımızdır” diyerek yola çıktıklarını kaydetti.

Nezih Allıoğlu ise yaptığı konuşmada, amaçlarının iki aynı milletten olan iki devletin ilişkilerini daha fazla güçlendirmek olduğunu söyledi.





Akar: "Türkiye, KKTC halkının haklarını da her zaman korumaya ve oldubittilere müsaade etmemeye kararlıdır"



TC Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, "Türkiye, Doğu Akdeniz ve Ege'de uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarının yanı sıra garantör ülke olması nedeniyle KKTC halkının haklarını da her zaman korumaya ve oldubittilere müsaade etmemeye kararlıdır." dedi.

Akar, Yunanistan yetkililerinin Ege ve Doğu Akdeniz'e yönelik açıklamalarına ilişkin AA muhabirinin sorusunu yanıtladı.

Sağduyu, iş birliği çağrısında bulunan Bakan Akar, Türkiye'nin haklarını korumada kararlı olduğunu belirtti. Ege ve Doğu Akdeniz'de bulunan enerji kaynaklarının barış, diyalog ve ortak kalkınmaya köprü olması gerektiğini ifade eden Akar, barış dolu bir gelecek için tüm kıyıdaşların mutabakatıyla deniz yetki alanları sınırlarının belirlenmesinin şart olduğunu söyledi.

Bölgede uluslararası hukuku istismar ederek yapılan gasp girişimlerine göz yumulmayacağının altını çizen Akar, "Türkiye, Doğu Akdeniz ve Ege'de uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarının yanı sıra garantör ülke olması nedeniyle KKTC halkının haklarını da her zaman korumaya ve oldubittilere müsaade etmemeye kararlıdır." diye konuştu.

Türkiye'nin, tüm sorunların uluslararası hukuk, iyi komşuluk, karşılıklı iyi niyet ve saygı çerçevesinde, diyalog ve müzakere yoluyla, barışçıl yöntemlerle çözülebileceğine inandığını dile getiren Akar, bu prensip doğrultusunda hareket ettiğini, muhataplarından da aynı hassasiyeti beklediğini vurguladı.

Başka devletlerin bir karış toprağında dahi gözü olmayan Türkiye Cumhuriyeti'nin, uluslararası hukuka uymayı kendisine ilke edindiğini vurgulayan Akar, "Türkiye Cumhuriyeti, milli hak ve menfaatlerini etkin, caydırıcı ve saygın milli güç unsurlarıyla gerektiğinde korumaya da hazırdır." mesajı verdi.

Bakan Akar, karşılıklı güven, barış ve istikrarı zedeleyen adımlardan uzak durulması gerektiğini de kaydetti.



TC Dışişleri’nden AB temsilcisi Mogherini'nin açıklamalarna tepki



TC Dışişleri Bakanlığından "AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini tarafından ülkemizin Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon arama faaliyetlerine ilişkin yapılan açıklamayı reddediyoruz" açıklaması yapıldı.

Yazılı açıklamada, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynaklarına ilişkin faaliyetlerinin uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru haklarına dayandığı vurgulandı.

"Mogherini tarafından ülkemizin Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon arama faaliyetlerine ilişkin yapılan açıklamayı reddediyoruz." ifadesi kullanılan açıklamada, Türkiye'nin evvelce de defaatle vurguladığı üzere bölgede en uzun kıyıya sahip ülke olarak kendi kıta sahanlığındaki hak ve çıkarlarını koruyacağının altı çizildi.

Açıklamada, Türkiye'nin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Kıbrıs Adası etrafındaki asli haklarını da koruyacağı kaydedildi.

Bu bağlamda, Türkiye'nin gereken her türlü adımı atmaktan bugüne kadar çekinmediği ve bundan sonra da çekinmeyeceği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Esasen, Doğu Akdeniz'de güvenlik ve istikrarı sorumsuzca riske atmaktan çekinmeyen, Kıbrıs Adası'nın ortak sahibi olan Kıbrıs Türklerinin doğal kaynaklar üzerindeki asli haklarını hiçe sayan, iş birliği tekliflerini reddeden ve tüm uyarılarımıza rağmen tek taraflı faaliyetlerinden vazgeçmeyen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)'dir. Doğu Akdeniz dışındaki tüm aktörlerin, Türkiye'nin ve KKTC'nin bölgedeki enerji denkleminden dışlanamayacağını kabul etmesi ve GKRY'ye koşulsuz bir biçimde destek vermekten vazgeçmesi, bölgenin daha da istikrarsızlaşmasını önleyecek sağduyulu bir yaklaşım olacaktır."

Açıklamada, ayrıca yıllardır bu meselenin çözümü konusunda adım atmayanların, bugün Türkiye'ye söz söylemeye hiçbir hakları bulunmadığının altı çizildi.



Türkiye, NATO törenine GKRY'nin davet edilmesini kınadı



Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, "Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanlığının (SACEUR) devir teslim törenine NATO nezdinde statüsü bulunmayan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) davet edilmesi büyük bir gaflettir, kınıyoruz." ifadesini kullandı.

Sözcü Aksoy, SACEUR'ün komuta devir teslim törenine GKRY'nin davet edilmesi hakkındaki soruya yazılı yanıt verdi.

Aksoy, "Belçika'nın Mons şehrinde bulunan SHAPE karargahında bugün tertiplenen SACEUR'ün komuta devir teslim törenine, anılan karargah tarafından diğer Avrupa Birliği (AB) üyeleriyle beraber, NATO nezdinde herhangi bir statüsü bulunmayan GKRY'nin de davet edilmesi iyi niyetle izahı mümkün olmayan, büyük bir gaflettir." değerlendirmesinde bulundu.

SHAPE karargahının, kendi inisiyatifiyle yaptığı anlaşılan bu sağduyudan uzak davranışı kınadıklarının altını çizen Aksoy, "Anılan karargahın, Türkiye dahil NATO üyelerinin siyasi kontrolünde olduğunu ve bu anlayışla hareket etmekle mükellef bulunduğunu bu vesileyle hatırlatıyoruz" ifadesine yer verdi.

Aksoy, bu gelişmeden Türkiye'nin haberdar olması üzerine söz konusu devir teslim törenine Türkiye'den iştirak edilmediğine işaret ederek, "SHAPE karargahının bu affedilemez hatayı nasıl işlediğinin açıklığa kavuşturulmasını teminen gerekli girişimler yapılmıştır." bilgisini paylaştı.

Bu tür emrivakilerden medet umulmasının, NATO ile AB arasındaki işbirliğine yarar sağlamayacağının açık olduğunu vurgulayan Aksoy, "NATO makamlarını, tüm ittifak yapılarının kolektif kararlara ve iki örgüt arasındaki Uzlaşılmış Çerçeveye uygun biçimde davranmasını temin etmeye çağırıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.





BMGK'den Kıbrıs’ta taraflara daha fazla güven artırıcı önlem çağrısı



Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Kıbrıs sorununun çözümü için her iki lidere başarı olasılığına zarar verecek eylemlerden kaçınma, daha fazla güven artırıcı önlem alma ve bunları uygulama çağrısı yaptı.

BMGK, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs'ta ''anlamlı ve sonuç odaklı'' müzakerelere yeniden başlama noktasında kaydedilen ilerlemelere ilişkin raporunu kapalı oturumda görüştü.

Konseyin mayıs ayı dönem başkanı Endonezya'nın BM Daimi Tesilcisi Dian Triansyah Djani, toplantı sonrası gazetecilere açıklama yaptı.

Djani, BMGK'nin Guterres'in Kıbrıs raporunu ve geçici özel danışmanı Jane Holl Lute'un Ada'da taraflarla istişarelere devam etmesi kararını memnuniyetle karşıladığını söyledi.

BMGK'nin Kıbrıs'ta her iki tarafın da güvenlik ve ekonomik çıkarları için acil uzlaşı vurgusu yaptığını belirten Djani, taraflara ''anlamlı ve sonuç odaklı'' görüşmelerin başlayabilmesi için ''temel kavramlar belgesi'' üzerinde anlaşması çağrısında bulunulduğunu ifade etti.

Djani, BMGK'nin Kıbrıs'ta her iki lidere gelecek süreçte kamuya olumlu mesajlar verme, başarı olasılığına zarar verecek eylemlerden kaçınma, daha fazla güven artırıcı önlem alma ve bunları uygulama çağrısında da bulunduğunu söyledi.

Guterres, geçen ay konseye sunduğu raporunda, geçici özel danışmanı Jane Holl Lute'un taraflarla yürüttüğü istişarelerin, müzakerelerin yeniden başlamasını sağlayacağını umduğu değerlendirmesinde bulunmuştu.





“Tarihsel Süreçte Kıbrıs Türklerinin Statüsü” konulu panel yapildi



KKTC Ahıska Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği’nin organize ettiği, 12 belediye ve 10 sivil toplum örgütünün destek verdiği “Tarihsel Süreçte Kıbrıs Türklerinin Statüsü‘’ konulu panel Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Büyük Salon’da yapıldı.

Panelin açılış konuşmasını, 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu yaptı. Panelde, eski Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, eski müzakereci Osman Ertuğ, TMT Derneği Başkanı Yılmaz Bora, YDÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr.Hüseyin Işıksal geçmişten günümüze Kıbrıs konusunu ve Kıbrıs Türkleri’nin konumunu anlatarak, Kıbrıs sorunun geldiği son durumla ilgili neler yapılması gerektiğine dair tespit ve önerilerde bulundu.

3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kıbrıs Türkleri’nin tarihsel süreci, kendi Cumhurbaşkanlığı döneminde yürütülen müzakereler hakkında detaylı bilgi vererek, Rumların bir anlaşmaya niyetinin olmadığını, Kıbrıs Türklerinin 20 Temmuz Barış Harekatı ile barış ve huzur ve güven içinde yaşayacağı bir Kıbrıs coğrafyasına sahip olduğunu söyledi.

Eski Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türkleri ile Kıbrıs Rumları’nın Kıbrıs sorunu hakkındaki düşüncesinin çok farklı olduğuna işaret ederek, Rumların “Kıbrıs sorununun 1974’de başladığı ve çözüm için de Türk askerinin adadan gitmesi gerektiği” düşüncesinde olduğunu belirtti. Ertuğruloğlu, “Biz bugüne kadar Rumlarla hep Kıbrıs sorununu çözelim diye konuştuk ama biz daha sorunun ne olduğu noktasında mutabakat sağlayamadık. Sorunun ne olduğu konusunda mutabakat sağlayamamışsak, sorunun çözümü noktasında nasıl mutabakat sağlanır? Ve bundan sonra da böyle bir mutabakat sağlamamız söz konusu değildir” dedi.

Ertuğruloğlu, yaşanılanlardan gerekli dersin çıkarılması ve hiçbir başarı şansı olmayan müzakere süreçlerine bağlanmamak, devlete sahip çıkmak gerektiğini söyledi.

Federasyon görüşmelerinin bittiğini, artık konfederasyonun görüşülmesi gerektiğini ifade eden Ertuğruloğlu, siyasi eşitliğin ve karar alma mekanizmalarına etkin katılımın, egemen eşittik varsa bir işe yarayacağını ve anlamlı olacağını söyledi. Ertuğruloğlu, Akıncı’nın federasyon ısrarını eleştirdi.

Eski müzakereci Osman Ertuğ da, Rum egemenliğinde bir Kıbrıs’ın yaratılmaya çalışıldığını, Kıbrıs Türkünün buna müsaade etmediğini, Rumların 1963’teki argümanlarının aynen devam ettiğini ifade ederek, bu şartlar altında müzakerelerin bir anlamı olmadığını söyledi.

Ertuğ, Crans Montana’da 2017’de yapılan Kıbrıs konferansının tam bir başarısızlıkla sonuçlandığını, ilgili tarafların bunu, federal çözüm arayışlarının sonu olduğu şeklinde açıkladığını belirtti.

Ertuğ, Crans Monta’nda çöküş yaşayan yarım asırlık sürecin, federal çözüm arayışlarının tüketildiğini, bir uzlaşı isteniyorsa bunun için alternatif çözüm şekillerinin gündeme getirilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyduğunu, farklı çözüm modellerinin başında da iki devletli çözüm modelinin geldiğini, var olan gerçeğin de bu olduğunu ifade etti.

TMT Derneği Başkanı Yılmaz Bora, müzakerelerin kaldığı yerden devam etmemesi gerektiğini söyledi. Bora, Kıbrıs Türkü’nün 11 yıl her türlü zulüm ve katliama maruz kaldığını ve BM Barış

Gücü’nün yaşanılanlara seyirci olduğunu tarihsel olaylarla örnekleyerek, yıllardır özlenen barış, huzur ve güvenliğinin Türk askerinin adaya gelmesiyle sağlandığını, böylece, adanın

yaşanmış gerçekleriyle bağdaşan, iki devlete dayalı çözümün de sağlandığını söyledi.

YDÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Işıksal da, Kıbrıs konusunda yaşanılan süreçlerle ilgili akademik saptamalarda bulunarak, Kıbrıs Türk tarafının çok güçlü olan argümanlarını ve

haklarını uluslararası alanda anlatamadığını ve kullanamadığını söyledi.

Ancak eşitler arasında sürdürülebilir bir barışın sağlanabileceğini vurgulayan Işıksal, farklı çözüm modelleri üzerinde durarak, konfederasyon, Tayvan, Hong Kong ve Monaco

örneklerini verdi. Işıksal, çözüm için tek seçeneğin federasyon olmadığını, en az üç-dört tane farklı model seçeneği olduğunu kaydetti.

















Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Instagram





Website













Dışişleri Bakanlığı







Facebook





Twitter





YouTube





Website













Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Başbakan Yardımcılığı ve

Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 601 1800 - 01

Faks: +90 (392) 228 4847

E-Posta: pio@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: @trncpio

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar









Aktif Ziyaretçi 31
Dün Tekil 1401
Bugün Tekil 658
Toplam Tekil 2603304
IP 18.206.15.215






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































23 Zi'l-Hicce 1440
Ağustos 2019
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Asil yetimler anadan babadan değil, ilim ve ahlaktan yoksun olanlardır. (HZ. ALİ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2019 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 9.059 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu