27 MAYIS 1960 ASKERİ DARBESİ - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









27 MAYIS 1960 ASKERİ DARBESİ - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 26.05.2010 > Kaç kez okundu? 3107

Paylaş


1950-1960 arasında ülkeyi yöneten Demokrat Parti”ye karşı 27 Mayıs 1960”da gerçekleştirilen askeri darbenin üzerinde yarım asır geçti.

Darbeyi gerçekleştiren Milli Birlik Komitesince yayınlanan bildirilerde darbenin hedefi ve yapılış gerekçeleri şu şekilde dile getiriliyordu;

* 6 numaralı Tebliğin ilk fıkrası: “Türk Ordusu bir kere daha tarihi bir vazife karşısında bulunuyor. Bu vazife; dâhilde memleketi buhran ve felakete sürüklemek isteyen hırslı politikacıların elinden kurtarmaktır”

* 13 ve 32 numaralı Tebliğlerde yer alan darbenin yapılış gerekçeleri; “Biz vatandaşları birbirine düşürecek bir kardeş kavgasını önlemek için bu işe giriştik”. “Milli İnkılâp, hiçbir şahsın, hiçbir zümrenin lehine yapılmış bir hareket değildir. Muhterem halkımızın, köylü ve işçilerimizin demokrasiye kavuşması, hak ve hürriyetinin teminatı, iktisadi kalkınması, ana prensibimizdir. Vatandaşların hususi işlerinde ve her türlü çalışma yerlerinde, kardeşlik duyguları ve huzur içinde bulunmaları esastır.”

26 Mayıs 1997”de Kanal D Tv”de Güneri Cıvaoğlu”nun proğramına katılan 1960 Milli Birlik Komitesi üyesi (E.Kur.Yzb. 1961 Anayasası ve Çağdaş Demokrasi Vakfı Başkanı) Numan Esin şöyle diyordu; “Biz 27 Mayıs”a kanı önlemek için ve ordunun tarafsızlığı ilkesini uygulamaya sokmak için girdik. MBK içinde dengeler kurarak ordunun tarafsız olması ve ulusal partiler karşısında yan tutmaması gerektiği tezlerini geliştirdik. Bu şekilde ihtilali 13 Kasım”da yurtdışına atılıncaya kadar itidal içinde sevk ve idare ettik. İhtilâlin başlangıcında Yassıada Mahkemeleri düşünülmemiştir. Milletvekillerini evlerine göndermek ve birinci derecede sorumlu görülen birkaç yöneticiyi yurtdışına örneğin İsviçre”ye göndermekle yetinmek istedik. Ama başka kanalların baskısıyla ihtilal yön değiştirmiştir. Ne yazık ki üç kişi asılmıştır. Arkasından iki ihtilâlci arkadaşımız da asılmıştır.(Albay Talat Aydemir ve Bnb. Fethi Gürcan) 27 Mayıs yönetiminin yaptığı olumlu şeylerin başında 1961 Anayasası gelir. İlerici ve reformcu bir Anayasadır.”

O günlerde genç bir avukat olarak DP”lileri savunurken kendisi de tutuklanıp bir süre hapis yatan DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk darbenin ellinci yılında hissiyatını şöyle açıklıyor; “Türk siyaset ve hukuk tarihinin en karanlık gününün üzerinden yarım yüzyıl geçmiştir. Darbeden kısa bir süre sonra bazı hukuk profesörleri, “Darbe meşrudur” diye fetva vermiştir. Bu fetva üzerine oluşturulan Yassıada Mahkemesi hakimleri ise, 15 Eylül 1961”de hukukun evrensel kurallarını göz ardı ederek, vicdanları sızlamadan, darbecilerin emriyle idam kararı verdikleri kalemlerini kırmışlardı. Oysa asıl kırılan, milletin onuru ve iradesiydi. Aradan 50 yıl geçti ama, yaşananlar unutulmadı. Yara kanamaya, vicdanlar sızlamaya devam ediyor. 50 yıl sonra bugün, bir darbenin yıldönümünü değil demokrasi şehitlerimiz merhum Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan”ın aziz hatırasını anıyoruz. Darbeciler çoktan unutuldu. Demokrasi şehitlerimiz ise, aziz milletimizin hafızasında ve gönlünde sonsuza dek yaşamaya devam ediyor.”

27 Mayıs 1960 askeri darbesinde 13 yaşında Askeri okul öğrencisi idim. Bu hareketin sebepleri ve gelişmeleri hakkında fikir yürütecek yaşta değildim. Askeri hiyerarşinin alt üst olduğunu görüyordum ama nedenlerine aklım ermiyordu. Aslında o günlerin kitle iletişim araçları olan devlet radyosu ile gazeteler halka yeterli bilgiyi vermekten çok uzaklardı.

Yassıada mahkemesi başsavcısının; “Sanıklar getirildiler.. bağlı olmayarak yerlerini aldılar” sözü yasssıada mahkemelerinden aklımızda kalan tek slogan idi.

Sanıklar dedikleri ise Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, DP milletvekilleri, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları ile bütün üst düzey bürokratlardı.

Peki neden bu kişiler sanıktı ve ne yapmışlardı? Ülke yönetimine el koyan yüzbaşıdan orgenerale kadar değişen rütbedeki askerlerin oluşturduğu Milli Birlik Komitesini devlet yöneticilerinden hesap sormak üzere kimler görevlendirmişti.?

Aradan geçen 50 yıl içinde de bu soruların doğru ve inandırıcı cevapları ne yazık ki bulunamadı. Millet kendisine verilen bilgiler kadarıyla olayları takip etti. Daima tepkisiz ve hep sessiz kaldı.

Kendi komutanlarını hapseden ve idamla yargılayan Silahlı Kuvvetler 27 Mayıs”ın yıkımını kolay atlatamadı. Orduya siyaset girmişti bir kere.

Nitekim 27 Mayısı, 22 Şubat 1961, 21 Mayıs 1963 Albay Talat Aydemir ayaklanmaları takip etti. Bu ayaklanmalar şiddetle bastırıldı. Ayaklanan grubun lideri Kurmay Albay Talat Aydemir ve Binbaşı Fethi Gürcan asıldılar. 1963 ve 1964 dönemi Harbokulu öğrencilerinin tamamının ordu ile ilişikleri kesildi. Pek çok subay çeşitli hapis cezaları alarak ordudan uzaklaştırıldı.

Bütün bu olaylar ordunun gücünü zayıflatmıştır. 12 Mart 1971 ve nihayet 12 Eylül 1980 darbeleri de askerleri tamamen iç siyasetin içine sokarak ordunun savaşma imkan ve kabiliyetini olumsuz yönde etkilemiştir.

İhtilâlin başbakanlık görevi ile görevlendirdiği MBK sözcüsü Albay Alparslan Türkeş, “Girişilmiş olan bu teşebbüs, hiçbir şahsa veya zümreye karşı değildir. İdaremiz, hiç kimse hakkında şahsiyata müteallik tecavüzkâr bir fiile müsaade etmeyeceği gibi, gibi, edilmesine de asla müsamaha etmeyecektir..” Demesine rağmen DP”nin yargılandığı Yassıada Mahkemesinde duruşmalar 14 Ekim 1960”da başlamış ve 15 Eylül 1961”e kadar devam etmiştir. 10 yıllık Demokrat Parti iktidarı 18 ayrı davada sorgulanmıştır.

MBK güdümündeki Yüksek Adalet Divanı”nın yürüttüğü 592 sanıklı Yassıada duruşmaları tam bir hukuk rezaletidir. Mahkemece 15 kişi idama mahkûm edilmiş ve bunlardan Başbakan Adnan Menderes ile iki bakanı asılmıştır. Başbakanı ve iki bakanını asan devlet, ayni şahışların itibarlarını 1993 yılında iade etmiştir. Başbakan Menderes, Dışişleri Bakanı Zorlu ve Maliye Bakanı Polatkan”ın İmralı Adasındaki naaşları devlet töreni ile İstabul Topkapı”da yapılan anıt mezara nakledilmiştir

27 Mayıs 1960 aslında tam bir askeri müdahale de değildir. Bu müdahale ordu içindeki çok küçük bir subay grubunun insiyatifi ile meydana gelmiş genç subaylar hareketidir. Bu hareketi gerçekleştirenler önce silahlı kuvvetlerde darbe yaparak kendi komuta kademesini ele geçirmişler ve eş zamanlı olarak Demokrat Parti yönetimini devirmişlerdir.

27 Mayıs 1960 darbesi ile sadece Türk siyasi yaşamı değil, ordudaki hiyerarşi düzeni ve disiplin anlayışı da darmadağın olmuştur. Geçen 50 yıl boyunca askerlerin siyasilerin üzerindeki baskısının günümüze kadar devam ettiği hususu basının gündeminden hiç düşmemiştir. Nitekim bugün yürütülen Ümraniye ve uzantısı olan davalarda da hâlâ askeri darbe hazırlıkları sorgulanmaktadır.

Sonuç olarak;

Askeri darbelerin demokrasi ve hukuk devleti anlayışına verdikleri zararın tahribatı çok derin olmaktadır. Bu tahribatın onarılması ise kolay değildir ve çok uzun zamana ihtiyaç göstermektedir.

Yakın tarihimizde yaşadığımız bu karanlık günler yeni nesillere ders olmalı ve askeri darbeler ülke gündeminden çıkartılmalıdır. Milletimizin bir daha askeri darbe istemediği hususu asla nutulmamalıdır...





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 14
Dün Tekil 880
Bugün Tekil 705
Toplam Tekil 1641940
IP 50.16.17.16






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































10 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yüksel Türk; senin için Yüksekliğin Hududu Yoktur. (Mustafa Kemal ATATÜRK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.788 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu