Nükleer Takas Anlaşması - Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Nükleer Takas Anlaşması - Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI
Tarih: 23.05.2010 > Kaç kez okundu? 2692

Paylaş


Ülkemizin son dönemdeki dış politika ataklarının en önemlilerinden biri Tahran”da imzalanan nükleer takas anlaşmasıdır. Aylarca süren diplomatik müzakereler sonucunda İran Nükleer krizinde küçümsenmeyecek bir aşama kat edilmiştir. “Tahran Deklarasyonu” diye adlandırılan bu anlaşmanın mimarı, uzun zamandan beri mekik diplomasi yürüten Türk Dışişleri Bakanlığı”dır. ABD, diğer Batılı devletler ve İsrail bu önemli anlaşmayı küçümsemeye hatta sabote etmeye çalışacaklardır. Nitekim deyim yerindeyse daha anlaşmaya atılan imzaların mürekkebi kurumadan ABD Dışişleri Bakanı”nın, İran”a karşı yeni yaptırımları kapsayan yaptırım taslağını BM Güvenlik Konseyi üyelerine dağıtması bu iyi niyetli olmayan girişimlerin başlangıcı olarak değerlendirilebilir.



Tahran”da imzalanan Nükleer Takas Anlaşması, (1) Türk dış politikasının büyük bir başarısıdır. Anlaşma, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Brezilya Dışişleri Bakanı Celso Amorim ve İran Dışişleri Bakanı Menuçehr Muttaki tarafından imzalanırken; anlaşmanın imza töreninde Başbakanımız R. Tayyip Erdoğan, Brezilya Cumhurbaşkanı Lula Da Silva ve İran Cumhurbaşkanı M. Ahmedinejad da hazır bulundular. Bu anlaşma, diplomasi ve diyalogun zaferidir. Anlaşmanın imzalanmasıyla psikolojik eşiğin aşıldığı, aylarca süren görüşmeler sonucunda güven ortamının sağlandığı ve daha önceleri İran”ın kırmızıçizgi olarak benimsediği “takas, ancak ülke içinde yapılabilir” politikasından vazgeçerek uranyumun ülke dışına çıkmasına onay verdiği bir aşamaya gelinmiştir. Anlaşmada, Batının takas konusunda baştan beri ısrarla üzerinde durduğu prensiplere uyulmuştur. Bu hususlar; takasın bir seferde yapılması, 1200 kiloyu kapsaması ve İran”ın kendi uranyumunu avans olarak vermesini kabul etmesidir.



Anlaşma gereğince İran, uzun yıllardan beri Batı”nın sıkı ambargolarına rağmen Netenz ve Erak tesislerinde bulunan santrifüjlerdeki %3.5 seviyesinde zenginleştirilmiş 2000 kilo civarındaki uranyumun 1200 kilosunu emanet olarak ülkemize gönderecektir. Anlaşma gereği bir ay içinde gerçekleşmesi öngörülen bu nakilden sonra makul bir sürede nükleer araştırma ve nükleer tıp alanında faaliyet gösteren Tahran Nükleer Araştırma Reaktörü”nün yakıt ihtiyacı için %20 zenginleştirilmiş 120 kilo uranyumu Uluslararası Atom Enerjisi vasıtasıyla İran”a teslim edecektir. Bu teslimin gerçekleşmesinden sonra Çekmece Nükleer Tesisleri”nde muhafaza edilecek olan İran”ın uranyumu, daha sonra ajansa teslim edilecektir. İran, Batı”nın ambargoları gündeme gelmeden araştırma reaktörleri için gerekli olan yakıtı değişik ülkelerden temin etmekteydi. Stokları bitmeye başlayınca daha önceleri rahatlıkla temin ettikleri yakıtı satın almak için girişimde bulundularsa da Batı, ambargoları bahane ederek bunu engelledi. Böylece takas düşüncesi ortaya çıktı.



Nükleer kriz sırasında İran”la Batılı devletler arasında asla güven ortamı oluşmadı. Batı adına görüşmeleri yürüten 5+1 gurubuyla İran arasında yıllardan beri sürdürülen müzakereler iki tarafın takındığı önyargılı tutumdan dolayı tıkanmış durumdadır. 1979 İslam Devrimi”nden sonra Batılı Devletler, İran”a kuşku ve şüpheyle yaklaşmakta ve Yahudi Lobisi”nin etkisiyle bu ülkeyi uluslararası arenadan tamamıyla izole etmeye çalışmaktadırlar. İran yönetimine gelince, onlar da devrimden bu yana devamlı olarak başta ABD olmak üzere Batı”nın hedef tahtasında olmaları ve uygulanan politikalar sayesinde Batı”ya asla güven duymamaktadırlar. Sekiz yıl süren Irak Savaşı sırasında Batı”nın Saddam Hüseyin rejimine açıktan desteği, ABD Merkez Bankası ve diğer bankalarda bloke edilen İran”a ait mal varlığı, bedeli ödenmesine rağmen Fransa”dan satın alınamayan nükleer malzeme, İngiltere”den satın alınan Çiften marka tankların vb. malların bahaneler ileri sürülerek teslim edilmemesi gibi hususlar bu güvensizliğin temelini oluşturmaktadır.



İran yönetimi, güç odakları ve egemen güçleri, nükleer kriz boyunca zor şartlar altına elde ettikleri uranyumun hiçbir koşulda ülke dışına çıkarılmasına onay vermemişlerdi. Eğer bu aşamada buna razı oldularsa tamamen Türkiye Cumhuriyeti ve devlet adamlarına duyulan güvenden kaynaklanmaktadır. Üstelik bu güven duygusunun oluşumunda konsensüs oluştuğunu belirtebilirim. Örneğin, önceleri takas fikrine yönelik çekinceler ileri süren İslami Şura Meclisi Başkanı, eski nükleer baş müzakereci Dr. Ali Laricani, daha bir hafta önce İslam Ülkeleri Meclis Başkanları toplantısına iştirak etmek için ülkemizde bulunduğu sırada başta Cumhurbaşkanı olmak üzere devlet adamlarımızla faydalı görüşmelerde bulunmuş; bu görüşmeler sonucunda takas anlaşmasına olumlu yaklaşmış ve çekincelerini kaldırmıştır.



Bundan önce de İran nükleer programıyla ilgili kaleme aldığım yazılarımda İran yönetimini oluşturan çeşitli güç merkezleri ve hakimiyetin değişik kanatlarının düşünce ve fikirlerini okuyucularıma aktarmaya çalışmıştım. İran İslami Şura Meclisi (Meclis-i Şura-ye İslami) bu ülkedeki yasal tüm siyasi, askeri, ideolojik ve dinsel güç odaklarının temsil edildiği bir kurum olarak siyasal arenada büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle Nükleer Takas Anlaşması”nın İran kamuoyunda ve egemen güçler nezdinde nasıl değerlendirildiğini anlamak için milletvekillerinin olaya nasıl baktıklarına göz atmak istiyorum. Nükleer Takas Anlaşması”nın imzalanmasından sonra İran Milli Güvenlik Konseyi (Şura-ye Emniyet-e Milli) Genel Sekreteri ve Nükleer Baş Müzakereci Sait Celili, Meclis”e giderek milletvekillerini anlaşma hakkında bilgilendirdi. S. Celili, Meclis”teki konuşmasında; Tahran Anlaşması”nın İran”ın nükleer haklarının ve hukukunun kabulünü, uranyum zenginleştirme işleminin yasallığının onaylanmasını, yeni nükleer reaktörlerin kurulması için işbirliği yapılmasını ve barışçıl nükleer faaliyetlerin geliştirilmesi anlamına geldiğini belirtmiştir.(2) S. Celili”nin bu değerlendirmesinden sonra milletvekillerinin büyük çoğunluğu anlaşmaya yönelik olumlu tavır takınmış ve anlaşmayı bu çerçevede değerlendirmişlerdir.



İslami Şura Meclisi üyelerinden 234 milletvekili yayınladıkları ortak deklarasyonla Nükleer Takas Anlaşması”na destek vereceklerini beyan etmişlerdir. Bu milletvekilleri Batı”ya seslenerek; Tahran Anlaşması”nı bir fırsat olarak değerlendirmelerini ve İran”ın gösterdiği bu iyi niyet girişimini görmezlikten gelmemelerini talep etmişlerdir. Milletvekillerine göre; ABD ve Avrupa Devletleri, önemli bir sınavla karşı karşıyadırlar. Onlara göre; Tahran Anlaşması temel alınarak, bundan önceki husumete dayalı tutumlarına son vererek anlaşma zemini aramalıdırlar. Milletvekilleri, İran”dan seslenerek barışçıl nükleer programını daha da ileriye götürme tavsiyesinde bulunmuşlar ve Meclis”in bütün hassasiyet ve duyarlılıkla halkın temsilcisi olarak devletin arkasında olduğunu deklare etmişlerdir.(3) Deklarasyona imza atan milletvekillerin çoğunluğu M. Ahmedinejad Yönetimi”ni destekleyen muhafazakar (isul gera) kanada mensup oldukları bilinmektedir.



“Meclis Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu” sözcüsü Kazım Celali, anlaşmayı çok önemli bir gelişme olarak nitelemiş ve İran”ın bu diplomatik atağıyla ortamın yumuşayacağını belirterek bu aşamadan sonra ABD”nin İran”a karşı oluşturmaya çalıştığı kampın başarılı olamayacağı ve zayıflayacağı tezini ortaya atmıştır. K. Celali”ye göre; bu anlaşmadan sonra İran”ın macera peşinde olmadığı anlaşılmış ve Celali, topun Batılıların sahasına düştüğünü ifade etmiştir.(4) K. Celali başka bir demecinde; “Bu anlaşma, Batılı ülkeler için önemli bir sınav konumundadır. Batılılar İran”ın bu olumlu adımına karşı başka adımlar atmalıdırlar. Bu, İran açısından bir geri çekilme değildir. Batılılar bu anlaşmayı istismar ederek psikolojik savaşa dönüştürebilirler. Önceden İran”ı anlaşmaz bir ülke olarak değerlendirirken anlaşma imzalandıktan sonra da İran”ı geri adım atmakla itham edeceklerdir. Bu, taraflı ve kötü niyetli değerlendirmeler alelacele İsrail tarafından yapılmıştır ve İran”ın Türkiye ile Brezilya”yı kandırdığı tezini ileri sürecek kadar ileri gitmiştir.” diye belirtmiştir.(5)



Nükleer Takas Anlaşması”na yönelik bir değerlendirme de, Meclisin güçlü siyasetçilerinden biri olan “İçişleri Komisyonu Başkanı” ve “İslam Devrimi Arşivleri Merkezi (Merkez-e Esnade İngilab-e İslami) Başkanı Ruhullah Hüseyniyan tarafından yapılmıştır. R. Hüseyniyan, anlaşmayı olumlu bir gelişme olarak değerlendirmiş ve taktiksel olarak ödünler verilebileceğini belirtmiştir. Ona göre; eğer Viyana Grubu, bu anlaşmayı kabul ederse bu İran için büyük bir başarı olacak, kabul etmedikleri takdirde de bütün dünya baştan beri Batılıların hilekarlık peşinde olduklarını anlayacaktır. Hüseyinyan”a göre; “Batı, İran”ın ürettiği uranyumu almak istiyordu; ama güven ortamının bulunmamasından dolayı bu gerçekleşemiyordu. Oysaki şimdi Türkiye”nin taraf olması güven ortamının oluşmasını sağlamıştır. İran”da Türkiye”de yaşanabilecek herhangi bir siyasal gelişme sonrası sorunların oluşabileceğine dair düşünceler bulunmaktadır. Ancak, her anlaşmada biraz risk söz konusudur. Bununla birlikte umarız ve dileriz ki, komşu ve kardeş ülkemiz Türkiye”de, herhangi bir beklenmedik siyasi gelişme meydana gelmez. Tahran Anlaşması İran ulusal çıkarlarını karşılamaktadır.” (6)



Tahran Milletvekili ve Meclis Araştırmalar Komisyonu üyesi Hüseyin Fedai”ye göre; bu anlaşmayla 5+1 müzakerelerindeki tekel kırılmıştır. Viyana Grubu, bu anlaşmayı kabul ettiği takdirde İran nükleer faaliyetlerinin barışçıl amaçlı olduğu kabul edilmiş olacaktır. Bu anlaşma, İran”ı inzivaya sürüklemek isteyenlere büyük bir darbedir. Uluslararası istikbararın tahakkümüne vurulmuş bir darbedir. (7) Genel olarak milletvekillerinin anlaşmayı olumlu olarak değerlendirdikleri anlaşılmaktadır. Kimi milletvekili de çekincelerini ve kuşkularını dile getirmiştir. Olumsuz düşüncelerinin nedenini anlamak açısından muhalif vekillerin de düşüncelerini paylaşmak istiyorum.



Farklı bir yaklaşım Meclis Başkanlık Kurulu Üyesi Hüseyin Ğefuriferd”ten gelmiştir. Ona göre; Tahran Anlaşması, şimdilik yalnızca bir bildiri niteliğindedir. İran Anayasası”nın 77. maddesi gereğince bu bildiri, İran Meclisi”nin onaylamasından sonra ancak anlaşma sıfatını kazanacaktır.(8) Anlaşmaya en sert eleştiri Tahran Milletvekili Ahmet Tavekküli tarafından yöneltilmiştir. Ona göre; Takas Anlaşması, İran”ın milli menfaatleri ve çıkarlarını temin edemez. Tavekküli, anlaşmayı, ucube diye nitelemiş ve Cumhurbaşkanı”nı derhal meclise giderek bu hususta bilgi vermeye çağırmıştır. Anlaşmaya karşıt olan düşüncelerini ifade eden bu milletvekili, “İran”ın elindeki 1200 kilogram uranyumu elinden çıkarıp Türkiye”ye gönderdiği ve Batı”nın %20 zenginleştirilmiş uranyumu İran”a gönderme şartını zenginleştirme işleminin durdurulması şartına bağlarsa durum ne olacak, bunun garantisi nedir?” diye sormuştur. “Böyle bir durumda İran”ın en önemli komşusuyla ilişkileri zarar görmez mi?” diye sormaktadır. (9) Görüldüğü gibi, İran Parlamentosu”nda daha şimdiden Anlaşmaya yönelik eleştirel bakış ve karşı çıkma fikir ve düşünceleri filizlenmektedir. Anlaşmayı sabote etmek için ABD ve diğer Batılı devletlerin ambargoları tekrar gündeme getirecek olmaları, İran”daki anlaşma karşıtı cephenin genişlemesine sebep olacaktır.



İran iç siyasal denklemlerinin şekillenmesi ve dış politik gelişmelerin yazılı basında da derinlemesine incelendiği bilinmektedir. Magazin gazeteciliğinin bulunmadığı ülkede ulusal basın, dergiler ve haber portalları toplumun değişik siyasal, ideolojik, dinsel ve politik grup ve eğilimlerinin yansıma sahasıdır. Görsel basın, yani radyo ve televizyon yayını, devlet tekelinde bulunduğundan dolayı devletin resmi yayın ve propaganda aracı niteliğindedir.



Gazeteler, dergiler ve internet haberciliği ise çeşitlilik arz etmektedir. Nükleer Anlaşma geniş çapta günlük ulusal gazetelerde (10) yer tutmakta ve şimdilik hemen hemen bütün gazeteler ve köşe yazarları Anlaşmayı olumlu bir gelişme ve İran”ın zaferi olarak değerlendirmektedirler. Buna rağmen kimi gazete ve köşe yazarları da anlaşmaya karşı tavır almışlardır. Örneğin, etkin gazetelerden Cumhuriye İslami Gazetesi yayınladığı haber yorumda şöyle yazmaktadır: “İran”ın temel siyaseti, nükleer takasın İran topraklarında yapılmasıydı. Dini liderin direktifleri de bu doğrultudaydı. İran”ın temel politikası,



1- %3.5 zenginleştirilmiş uranyumla %20 zenginleşmiş uranyumun takası aynı anda yapılmalıdır.

2- Takas işlemi ülke toprakları içinde gerçekleştirilmelidir.

3- Takas edilecek uranyum miktarını İran tarafı belirlemelidir.

Oysaki bu Anlaşma”da bu hususların hiç biri göz önünde bulundurulmamıştır. Bu da bizim geri adım attığımız anlamına gelmektedir.” (11)



Bu ve benzeri yaklaşımlara önümüzdeki dönemlerde daha sıkça rastlayacağımız kanaatindeyim. Yazımın sonuç bölümünde bu konuya değinmeye çalışacağım. Nükleer Takas Anlaşması, dünya basınında da önemli bir yer tutmuş, ABD gazeteleri dahil genel olarak olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler, özet bir şekilde, bizim kitle iletişim araçlarında da yer aldığından tekrarlamayı düşünmüyorum. Ülkemize pek yansımamış olan uluslararası bazı yankıları aktarmaya çalışacağım. Beklendiği gibi uluslararası camiadan Anlaşmaya en çok destek İran”ın yakın dostu ve müttefiki ülkelerden gelmiştir. Pek çok sahada işbirliği alanları bulunan ve ABD saldırganlığına karşı işbirliği yapan Venezüella Cumhurbaşkanı Hugo Chavez; Türkiye, Brezilya ve İran arasında imzalanan anlaşmayı çok büyük bir gelişme olarak değerlendirdiklerini ifade ederek, Anlaşmayı, uluslararası emperyalizmin hakimiyetine vurulmuş büyük bir darbe olarak nitelendirmiştir. Chavez, sonuna kadar İran halkının ve devletinin yanında olacaklarını kaydederek, uluslararası camiada İran”ın haklarının korunması yönünde tavır takınacaklarını ve İran”la beraber emperyalizme karşı birlikte hareket edeceklerini beyan etmiştir. (12)



Londra”da Arapça yayınlanan El Kudüs El Arabi gazetesine göre ise: İran bu anlaşmayı imzalayarak son dakika hatta bitiş saniyelerinde ABD ve İsrail”e bir gol atmıştır. Yazıda İran, Nükleer Takas Anlaşması”nı imzalayarak Moskova ve Pekin”deki dostlarına İran”a uygulanmaya çalışılan ambargolar karşısında direnme gücü vermiştir. İran bu Anlaşmayı imzalayarak Çin ve Rusya”yı ABD baskısından kurtarmış, üstelik Brezilya ve Türkiye”yi de yanına alarak başarmıştır. ABD bu durumda gafil avlanmıştır. (13) İran”ın bir diğer müttefiki Suriye”nin en prestijli gazetesi Teşrin ise anlaşmayı büyük bir diplomatik zafer olarak değerlendirmiş ve İran”ın nükleer programının şeffaf olduğunun bir göstergesi diye yazmıştır. Bu Anlaşma İran”ın ahlaki ve siyasi başarısıdır. (14) Halen dünyanın tek nükleer Müslüman ülkesi konumunda olan Pakistan Dışişleri Bakanlığı Nükleer Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Ğani Cafer”e göre; Batılı ülkeler senelerce İran”ın barışçıl nükleer programı hakkında yanlış ve taraflı propaganda yaptılar, ama bu Anlaşma diplomatik savaşta İran”a büyük bir başarı getirmiştir. (15)



Sonuç olarak:

Yazımın başında da kaydettiğim gibi İran”la yapılan Nükleer Takas Anlaşması Türkiye Cumhuriyeti”nin çok önemli bir uluslararası diplomatik başarısıdır. Türkiye, bölgesinin en güçlü ve en önemli devleti olarak misyonuna yakışır bir büyüklük ve büyük bir çabayla bu Anlaşmanın yapılmasına zemin hazırlamıştır. Bundan önce Pakistan – Afganistan, Suriye – İsrail ve Balkan Devletleri anlaşmazlıklarıyla ilgili zirve toplantılarına ev sahipliği yapan ülkemiz şimdi de Brezilya gibi geleceğin süper güç olma potansiyeline haiz, nükleer ülke ve güvenlik konseyi geçici üye statüsüne sahip bir devleti de yanına alarak yıllardan beri Batılı süper güçlerin çözemediği karmaşık İran Nükleer Programı”nın en önemli aşamalarından birinin çözümünü başarmıştır. Ülkemizin diplomatik girişim ve ataklarının devam edeceği görünüyor. Tahran”da elde edilen diplomatik başarı konunun diğer muhatapları yani BM Güvenlik Konseyi üyelerine ayrıntılı bir şekilde anlatılacaktır. Bu doğrultuda, Anlaşmanın mimarları Dışişleri Bakanımız ve Sayın Başbakan dünyadaki mevkidaşlarını Anlaşmanın ayrıntıları hakkında bilgilendireceklerdir.



Dış politikadaki bu önemli başarıyı kimse küçümseyemez, zaten komşu devletler başta olmak üzere şu anda altmışa yakın devletle yapılan ikili anlaşmalarla vize sorununun çözülmesi, komşularla sıfır problem politikası, dış politikadaki atakların çeşitli şekildeki tebarüzleri olarak değerlendirilmektedir. Sayın Başbakan”ın İspanya”nın Başkenti Madrid”deki konuşmalarında “üstünlerin hukuku mu, hukukun üstünlüğü mü” diyerek bütün dünyaya çok önemli bir mesaj vererek, İran nükleer konusu bitmiştir, şimdi sıra İsrail”in nükleer silahlarında diye ifade etmeleri bu atağın hız kesmeden devam edeceğinin bir işaretidir bence. Öte yandan, İran İslam Devleti”ni yakından tanıyan ve takip eden bütün uzmanların NATO İttifakı”nın en önemli üyelerinden biri olan Türkiye”ye duyulan bu derin güven ve saygının ardında devlet yönetiminde bulunan devlet adamlarımıza duyulan sonsuz güvenin bulunduğu kanaatindeyim. Bununla birlikte, kimi İranlı uzmanlar Türkiye”deki muhtemel, istenmeyen bir iç siyasi gelişmeyi kendi açılarından risk unsuru olarak değerlendirmektedirler. Ayrıca anlaşmanın UAEK, Viyana Grubu ve BM Güvenlik Konseyi tarafından gereken ilgiyi görmemesi halinde İran”daki sertlik yanlıları ve uzlaşmaz radikal düşüncelerin taraftarlarının daha çok yandaş toplayabilecekleri ve bundan sonraki süreci sabote edebilecekleri kanaatindeyim.



ABD ve Batılı ülkelerin tutumuna gelince; çifte standart uygulamalarını, ön yargılı ve saldırgan tutum ve davranışlarını bu Anlaşmanın yapılmasından sonraki süreçte hayretle izlemekteyiz. Ben İran”la ilgili bütün yazılarımda komşu ülkedeki insan hakları ihlallerini, muhalefete yönelik sindirme ve baskı politikasını, hukuksuz idamları, basına, yazarlara ve aydınlara yönelik baskıları devamlı olarak kınayan ve eleştiren birisiyim. Nihayetinde bu konular o ülkenin iç problem ve sorunlarıdır. Nükleer soruna gelince, kendi silah depolarında binlerce nükleer, kimyasal ve biyolojik stoku bulunan, zaman zaman bu silahları ve bombaları kendi çıkarları için yüz binlerce masum insanın ölümü pahasına kullanmaktan çekinmeyen devletler hangi hak ve yetki ile aynı sebepten dolayı başka ülkelere karışma ve müdahale etme cesaretini buluyorlar diye düşünüyorum. ABD ve İngiltere”nin daha birkaç yıl önce Irak işgali sırasında, suçsuz sivil Irak halkına karşı kimyasal ve biyolojik silah ve mermi kullandıkları kendi araştırma komisyonlarınca belgelenmiştir. İsrail Devleti”nin daha birkaç ay önce Gazze Savaşı sırasında kullanımı yasaklanmış biyolojik ve kimyasal silahlar ve bombalarla, hastaneleri, pazarları ve sivil yerleşim yerlerini vurduğu BM denetçileri tarafından tespit edilmemiş miydi? Hiç kimseden çekinmeden ellerinde 200 nükleer bomba olunduğunu Dünya Kamuoyuna deklare eden, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumuna üye olmayan, NPT Sözleşmesi”ni imzalamayan bir devlet nasıl oluyor da bütün bu kuruluşlara üye olan ve denetimini kabul eden bir devlete eleştiri yöneltebilir.



İran yönetimine gelince gelinen bu olumlu ortamda başta ABD ve İsrail olmak üzere Batıdan gelecek tehdit, şantaj ve tahriklere kapılmayarak sağduyulu bir şekilde Tahran Anlaşmasına sadık kalmalı ve üzerine düşenleri itinayla yerine getirmelidir. Başta Türkiye, Brezilya, Ç.H.C., Hindistan, bağlantısız ülkeler ve daha bu hafta Tahran”da toplantısı yapılan G 15 ülkeleriyle diyaloga devam ederek diplomatik girişimlerini pekiştirmeli ve haklılığını anlatmalıdır. İran yönetimi Tahran Anlaşmasının ayrıntısını ve anlaşma çerçevesinde yapması gerekenleri biran önce resmi yazıyla UAEK bildirmeli ve anlaşmadan mütevellit sorumluluk ve taahhütlerini eksiksiz yerine getirerek anlaşma karşısında cephe oluşturanlara imkan tanımamalıdır. Bu anlaşma çerçevesinde ön görülen takasın gerçekleştirilmesi Türkiye ve İran arasındaki ilişkilerin ve münasebetlerin zirveye ulaşacağının sağlam bir temeli olacaktır.



Anlaşmanın başarısı bölgesel sorunların okyanus ötesinden müdahaleler olmadan daha kolayca çözüldüğünün en büyük göstergesi olacaktır. Büyük devletlerin bölgemizdeki sorun ve krizlere müdahalesi şimdiye kadar bütün meseleleri içinden çıkılmayacak bir duruma getirdiği ve istikrasızlığın kaynağı olduğu doğrudur. Türkiye, artık bölgemizin en önemli siyasal, ekonomik ve diplomatik aktörüdür. İstikrar unsuru ve bölgesel barışın garantisi ve güvencesidir. Kesin olan bir gerçek var, Türkiye yaşadığımız bölgenin her türlü nükleer silahlardan arındırılmasını talep etmektedir. İranlı yöneticiler de, başta dini Lider S.Ali Hameney olmak üzere, nükleer silah peşinde olmadıklarını, hatta İslam kurallarına göre böyle silahların kullanımının haram ve yasak oluğunu dile getirmektedirler. İran yönetimi devamlı olarak nükleer faaliyetlerinin barışçıl olduğunu enerji ihtiyacı ile tıp ve benzeri bilim sahalarına yönelik olduğunu deklare etmektedirler. Batılı devletler ve İsrail, niyet okuma yolunu seçerek bu ülkeyi nükleer silah elde etmekle suçlamaktadırlar.





kara_agacli@yahoo.com





Notlar;



1 - İran uranyumunun takas anlaşmasının içeriği: İran ile Viyana Grubu olarak bilinen ABD, Rusya, Fransa ve Uluslar arası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) arasında uranyum takasını öngören anlaşmanın maddeleri şöyle:



• Biz, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması”nı (NPT) teyit ediyoruz. İran dahil NPT”ye üye ülkelerin barışçıl amaçlı araştırma, ilerleme ve yakıt konularında nükleer enerji elde etme hakkı olduğunu vurguluyoruz.

• Nükleer konularda yapıcı ve olumlu bir havada işbirliği süreci başlaması gerektiğini savunuyoruz.

• Anlaşmanın, birçok alanda özellikle de barışçıl amaçlı nükleer enerji, nükleer santral ve araştırma reaktörleri yapılması için bir başlangıç olması gerektiğine inanıyoruz.

• Nükleer yakıt takası, milletler arasında yapıcı, ileriye yönelik ve işbirliğinin başlangıç noktasını oluşturur. Bu hareket, olumlu işbirliği ve barışçıl nükleer enerji elde etme hakkıyla sonuçlanmalı. İran”ın hak ve hukukuna zarar verecek açıklama ve tehdit dahil her çeşit çatışmacı davranıştan kaçınılmalı, bunun yerini nükleer alanda işbirliği almalı.

• Yukarıdaki maddelerin uygulanması çerçevesinde İran, düşük oranda zenginleştirilmiş 1200 kilogram uranyumu Türkiye”ye emanet bırakmayı kabul ediyor. Bu madde, İran”ın malı olarak Türkiye”de bulunacak. İran ve UAEK bunu denetleme hakkına sahiptir.

• İran yukarıdaki maddeleri kabul ettiğini 7 gün içinde UAEK”ya bildirecek. ABD, Rusya, Fransa ve UAEK”den oluşan Viyana Grubunun olumlu cevabına paralel olarak (Viyana Grubu, Tahran”daki araştırma reaktörü için 120 kilogram yakıtı teslim etmeyi taahhüt ediyor) takasla ilgili detaylara kesin anlaşmada yer verilecek.

• Viyana Grubu, olumlu cevap verdikten sonra taraflar 6. Maddeyi uygulanmakla yükümlüler. İran, düşük oranda zenginleştirilmiş 1200 kilogram uranyumu bir ayda göndermeyi kabul ederken, Viyana Grubu da bir yılda 120 kilogram yakıtı İran”a teslim etmekle mükelleftir.

• Bu anlaşmanın tüm maddelerine riayet edilmemesi halinde İran, verdiği uranyumu geri isteme hakkına sahiptir, Türkiye de bu istek doğrultusunda iadeyi gerçekleştirir.

• Türkiye ve Brezilya, ortak kaygıların giderilmesi çerçevesinde İran ve 5 artı 1 ülkeleri arasında müzakerelerin Türkiye ve Brezilya dahil her ülkede yeniden başlamasını olumlu karşılıyor.

• Türkiye ve Brezilya, İran”ın NPT”deki haklarını takip etme ve taahhütlerine uymadaki yapıcı tavrını takdir ediyor, İran da dost ülkelerin (Türkiye, Brezilya) bu çerçevedeki girişimlerini destekliyor ve onlara teşekkür ediyor.



2 - http://www.iribnews.ir/Default.aspx?Page=MainContent&news_num=226171

3 - http://www.isna.ir/ISNA/NewsView.aspx?ID=News-1540638&Lang=P, http://www.farsnews.com/newstext.php?nn=8902280933

4 - http://www.isna.ir/ISNA/NewsView.aspx?ID=News-1540059&Lang=P

5 - http://ilna.ir/newsText.aspx?ID=124365

6 - http://www.mehrnews.com/fa/newsdetail.aspx?NewsID=1085048

7 - http://www.irna.ir/View/FullStory/?NewsId=1121594

8 - http://www.mehrnews.com/fa/newsdetail.aspx?NewsID=1084896

9 - http://www.fardanews.com/fa/pages/?cid=110658

10- İran”da yayınlanan ulusal gazetelerden bazıları: Keyhan, Cumhuriye İslami, Resalet, Aftabe Yezd, Merdom Salari, Tehrane Emruz, Keyhan, Donyaye İktisad, Ebtekar, Came Cem, İran, Etemad, Ettelaat,

11 - http://www.jomhourieslami.com/pdf/1388/13881201/index.html, http://www.fardanews.com/fa/pages/?cid=110658

12 - http://www.irna.ir/View/FullStory/?NewsId=1121262

13 - http://www.irna.ir/View/FullStory/?NewsId=1121374

14 - http://www.mehrnews.com/fa/newsdetail.aspx?NewsID=1084911

15 - http://www.iribnews.ir/Default.aspx?Page=MainContent&news_num=226143







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 24
Dün Tekil 813
Bugün Tekil 655
Toplam Tekil 1641010
IP 54.159.129.152






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































9 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Onlara Allah Türk Adını verdi ve Onları yeryüzüne hakim kıldı.
(Kaşgarlı MAHMUT)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 3.218 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu