TÜRK”ÜN KÖKÜNÜN KAZINMASI -4- - Özkan BOSTANCI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









TÜRK”ÜN KÖKÜNÜN KAZINMASI -4- - Özkan BOSTANCI
Tarih: 22.05.2010 > Kaç kez okundu? 2260

Paylaş




“HİÇ BİR "TÜRK" KALMAYACAK, NE MORA”DA, NE DE DÜNYA”DA!..”



Yazımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz;



- "Millî hayatımızda yediden yetmişe hepimizin bilmesi gereken zafer günlerimiz olmakla beraber, ACISINI DÜNYA DURDUKÇA İÇİMİZDEN ATAMIYACAĞIMIZ MİLLÎ FELAKET GÜNLERİMİZ DE VARDIR...



1877 Rus Harbi sonu büyük muhaceretleri! ..



TÜRK”ÜN AVRUPA”DAN ÂDETA KÖKÜNÜN KAZINMASI İSTEĞİYLE HORTLAYAN HAÇLI ZİHNİYETİNİN GİRİŞTİĞİ TOPLU KATLİAMLAR!..



1912 Balkan Savaşı ve TÜRKLER”e reva görülen zulüm ve İŞKENCELER!..



Tarihin bu acı mirasları her TÜRK”ün kalbinde unutulmamak üzere dünya durdukça muhafaza edilmelidir.



Milletimizin kalbinde HİSS-İ İNTİKAM olmalı!..



Bu alelâde bir intikam değil; hayatına, ikbaline, refahına düşman olanların mazarratlarını izaleye matuf bir intikamdır"

(16.3.1923)Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK



MORA YARIMADASI VE ADALAR KATLİAMI:



1820 “Mora İsyanı” sırasında, isyancıların parolası:“HİÇ BİR "TÜRK" KALMAYACAK, NE MORA”DA, NE DE DÜNYA”DA!..” idi.



Nisan ayında ayaklanma, genelleşmişti.



Her yerde, daha önceden kararlaştırılmış bir işareti almış gibi, köylüler ayaklanmakta ve yakalayabildikleri bütün Türkleri, erkeği ile kadını ile çocuklarıyla kıyımdan geçirmekte idi.



“HİÇ BİR "TÜRK" KALMAYACAK, NE MORA”DA, NE DE DÜNYA”DA!..”ağızdan ağza dolaşarak bir kökten kazıma savaşının başlangıcını ilan eden şarkı böyle diyordu.



Mora”nın Müslüman nüfusu 25.000 kişi olarak hesaplanmıştı.



Ayaklanmanın patlak vermesinden sonraki üç hafta içinde, kentlere kaçabilenler dışında bir tek Müslüman bırakılmamıştı. ( Thomas Gordon, History of The Greek Revolution s.149 Edinburg and London, 1832)



Buna rağmen Avrupa başkentlerinde “Türk”lerin zalimlikleri" anlatıldı ve masum Yunan halkının özgürlüğü için yardım kampanyaları başlatıldı ve gönüllüler toplandı, canavar ruhlu isyancılara katıldılar!



W. Allison Philips adlı bir İngiliz tarihçisinin kaleminden :



- "Yunanistan”da TÜRK”ler”in telef edilmesi, savaş zamanlarının olağan telâfatı değildi.



TÜRK”lerin hepsi, kadınlar ve çocuklar da aralarında olarak, Yunan çetelerince alınıp götürülüyor ve öldürülüyordu.



Tek istisna az sayıda kadınla çocuğun köleleştirilmesiydi."



"Üç gün boyunca zavallı "TÜRK" yerleşimciler bir vahşiler güruhunun şehvetine ve zulmüne teslim edildiler.



Ne cinsiyet, ne de yaş yönünden bir esirgeme yapıldı.



Kadınlar ve çocuklar öldürülmeden önce işkenceden geçirildiler...



Kıyım öylesine büyük ölçüdeydi ki, (çete reislerinden) Kolokationes”in kendisi bile, kasabaya girdiğinde, Yukarı Hisar kapısından başlayarak "ATIMIN AYAĞI HİÇ YERE DEĞMEDİ" demektedir.



İLERLEDİĞİ ZAFER KUTLAMALARI TÖREN YOLU, "TÜRK CESETLERİNDEN BİR HALI İLE DÖŞENMİŞTİ"

(The War of Greek İndependence, 1821 to 1833, New York, 1897, s.60–61; Justin Mc Carty, Ölüm ve Sürgün s.9 (Çeviren Bilge Umar, İnkilâp, İstanbul –1998)



Sakız Adası”nda bulunan, Nea Moni Manastırı”nda sergilenen “Türk”lerin eseri” olarak sergilenen o kurukafalar, Rumlar tarafından katledilen Türk”lere aittir.



Bunun tesbiti de DNA araştırmaları ile mümkündür sanıyoruz.



Sakız Adası”nda, Mora İsyanı sırasında Rum eşkıyası; yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde Türklere saldırılar düzenledikleri gibi, 1921 yılında da Sisam adasında silahlanarak, irili ufaklı 77 parça donanma ile Sakız”a hücum ettiler.



O sırada Sakız Muhafızı olarak Mehmet Emin Vahit Paşa görev yapıyordu.



Yanında sekiz yüz kadar adamı olan paşanın yardımına Aydın Vilayeti merkez sancağı olan Sığla Sancağı Beyi İlyaszade Hacı İlyas Ağa kumandasında altı yüz kadar asker geldi.



Vahit Paşa bu gücü yeterli görmeyerek Bâbıâli”den ayrıca asker gönderilmesini istedi ise de Bâbıâli; İstanbul”da bulunan Sakızlı Rum tüccarların verdiği yalan teminata kanarak kuvvet göndermedi.



Kısa zaman sonra da eşkıyalar, altı bin kişilik bir güçle Sakız”a çıktılar.



Bütün Sakızlı Rumlarlar ayaklanarak bunlara katılınca, askerler kasabayı bırakarak kaleye çekildi.



Günlerce süren bir çatışma başladı.



Sakız kasabası çatışma ve yangından harabeye döndü.



Olay haber alınınca İzmir”den ve diğer sahillerden Çeşme Limanı”na çok sayıda Türk birikti.



O tarihte İzmir mevki kumandanı Camgözoğlu Süleyman Ağa idi. Süleyman Ağa; Bâbıâli”ye sormadan oluşturduğu gönüllü kıtasını kendi adamlarından Yusuf Bayraktar isminde bir kahramanın emrine vererek yardıma gönderdi.



Ancak Yunan gemileri aradaki boğazı tutmuş olduklarından ilk anda Sakız”a geçemediler.



Bu ablukayı iki kişi yarabildi.



Bunlardan biri Çeşmeli Ömer Reis”ti.



Teknesine aldığı doksan iki kişi ile bir gece yarısı gizlice Sakız”a geçti.



Diğeri ise Çeşmeli Ali Reis”in hazırladığı gemilerle ablukayı yaran ve müfrezesiyle birlikte Sakız”a çıkan Yusuf Bayraktar”dı.



Bu sayede Rum eşkıya; Sakız Kalesi”ni alamadı.



Bu arada adanın Fransa Konsolosu; Vahit Paşa”ya giderek yardım önerdi.



“Sakız sahilinde duran Fransız gemisiyle, İlyas Ağa ve diğerlerini Anadolu yakasına geçirmeye ve gemiden mühimmat vermeye hazır olduğunu” söyledi.



Ancak amacı; kale içindekilerin güçlerini anlamaktı.



Vahit Paşa; oldukça sert bir cevap verdi: “Başım sıkışırsa cephaneleri ateş verir, bütün memleketi yakarım!..”



O günlerle ilgili halk arasında yayılan bir söylenceye göre; Yusuf Bayraktar; Sakız”da, Rumlar tarafından ablukaya alınır.



Ortalığın zifiri karanlık olduğu bir gece yarısı gerçekleşen bu ablukada tek başına çarpışan, ancak takatı kesilen Yusuf Bayraktar”ı yarılan bir duvarın içinden çıkan aksakallı bir ihtiyar kolundan tutarak ablukanın dışına götürür.



Savaşın başlamasından yaklaşık üç hafta sonra İstanbul”dan Nasuhoğlu Ali Paşa Kumandasında gelen Osmanlı donanması Sakız önüne demir attı.



Eşkıya gemileri Sakız”ın arka tarafına kaçtılar.



Bunun üzerine Çeşme sahilinde bekleyen Aydın”dan gelen bir Zeybek kıtası ile Manisa Sancak askeri adaya çıktı.



Kale çevresindeki şiddet bir çatışmada eşkıya alt edildi.



Otuz top ellerinden alındığı gibi pek çok gemileri de ele geçti.



Sakız dağlarına kaçan bazı çetecileri Zeybek ve Manisa kıtaları; Alaiyeli Abdi paşa kumandasında bir tarama hareketi yaparak temizledi.



Yapacak bir şeyi kalmayan Yusuf Bayraktar müfrezesi İzmir”e döndü.



Bu başarının ardından Vahit Paşa; civar adalardaki eşkıyanın da temizlenmesi gereğini ileri sürdü.



Ancak Amiral Nasuhoğlu Ali Paşa bu teklifi kabul etmedi ve görevinin Mora isyanını izlemek olduğundan söz ederek, diğer adalar için donanmadan gemi ayırıp veremeyeceğini söyledi.



Amiral; Vahit Paşa”yı, Vahit Paşa da amirali Bâbıâli”ye şikâyet etti.



Saray entrikaları Sonucunda Vahit Paşa görevden affını istemeye mecbur oldu.



İstanbul yönetimi Vahit Paşa”nın Anadolu yakasına geçmesine izin verdi ve Alaiyeli Abdi Paşa, onun yerine Sakız kumandanı olarak atandı.



Ancak sonradan gelişen olaylar, Vahit Paşa”ya hak verdirmiştir.



Hem Mora”da, hem Sakız Adası”nda hem diğer adalarda TÜRK ve MÜSLÜMAN halka büyük bir katliam ve sürgün uygulanmıştır.



SONRA DA, -TÜRK”LERİN KAFATASLARI- "Türk”lerin kestikleri Rum kafatasları" DİYE SERGİLENMİŞTİR!..



>>>DEVAM EDECEK



Özkan BOSTANCI

http://ozkanbostanci.blogcu.com/



--

Hiç bir "TÜRK"ün bu dünyadaki görevi sona ermez!..

Sadece ölürken bu vazifeyi bir başka "TÜRK"e devreder.

Bu bir "BAYRAK YARIŞI"dır!..

Sonradan gelen bayrağı daha ileri bir "BURÇ"a dikmekle yükümlüdür.

Bu bir "ÜLKÜ"dür!..

Her "TÜRK"ün son nefesi göklere ulaşırken;

"TÜRK MİLLETİ”NİN ÖLÜMSÜZLÜĞÜ"nün bir nişanesi olarak bir başka "TÜRK"e nefes olur.

"TÜRK" milliyetçileri, ülkemizin ve "TÜRK DÜNYASI"nın aydınlık ve güzel yarınlarının sigortasıdır.

Özkan BOSTANCI







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 29
Dün Tekil 936
Bugün Tekil 581
Toplam Tekil 1642752
IP 54.158.92.239






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































11 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.716 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu