Ulusal Medyamızda Türk Dünyası - Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Ulusal Medyamızda Türk Dünyası - Doç. Dr. Abbas KARAAĞAÇLI
Tarih: 13.05.2010 > Kaç kez okundu? 2619

Paylaş


10.05.2010 - 15:04 .



Son zamanlarda özellikle hükümetin Ermenistan açılımı ve bu ülkeyle var olan sorunların çözümlenmesine dair iradesinin ağırlık kazanmasından sonra bütün medyada Azerbaycan’a yönelik önemli bir ilginin meydana geldiğine şahit olmaktayız. En büyük izleyici kitlesine sahip 5 ulusal kanal ile ulusal basın diye adlandırdığımız en yüksek tiraja sahip gazeteler Azeri-Ermeni anlaşmazlığı, Dağlık Karabağ sorunu ve benzeri konularda haberler ve yorumlar yayınlanmaya başladı. Bu ilginin sorunların çözülmesine mi yönelik yoksa başka maksatlar güderek mi yapıldığına ilişkin kuşkuları taşımaktayım. Bu aşırı ilginin sebebi hakkında düşüncelerimi yazımın sonunda anlatmaya çalışacağım. Ama öncelikle ülkemizin sözlü ve yazılı basınının özellikle en yüksek tiraja sahip gazetelerimizin ve en yüksek seyirci kitlesine sahip ulusal televizyon kanalarının ve en yüksek dinleyici kitlesine sahip radyolarımızın Orta Asya ve Türk Dünyası diye adlandırdığımız bu büyük ve tarihi coğrafyaya yönelik yaklaşımlarına değinmek istiyorum.





Ülkemizin büyük medyasının Orta Asya’ya ve Türk Dünyası’na karşın ilgisiz tutumuna örneklerle açıklık getirmeye çalışacağım. Kazakistan’daki Türkistan(1) kenti Türk Dünyası’nın tam ortasında yer almaktadır. Başta adı olmak üzere zengin geçmişi, tarihi eserleri ve konumuyla haklı olarak Türk Dünyası’nın manevi Başkenti olarak adlandırılmaktadır. Bütün yüksek tirajlı gazetelerimizi inceleyelim, arşivlerini araştıralım Türkistan’la ilgili kaç habere veya yazıya rastlayabiliriz. Bu özel kentte devamlı olarak uluslar arası oturumlar, konferanslar ve toplantılar yapılıyor, etkinlikler düzenleniyor. Bu kentte siyasi ve manevi tarihimizle ilgili müzeler ve tarihi eseler var. Medyamız Türkistan’a ilgisiz. Oysaki bizim tarihimiz ve kültürümüzle hiçbir ilgisi bulunmayan ABD veya Avrupa’nın değil önemli kentleri en küçük kasabalarıyla ilgili devamlı haber ve yorumlar yayınlanmaktadır. Bu bizim medyanın genel politikası ve tercihi gibi görünüyor. Yazılı ve sözlü basın sürekli olarak Batıyla ilgili yayınlarıyla Türk halkını kültürel bombardımana tabi tutmakta, yazılar, haberler, filimler, diziler, belgeseller, çizgi filimler, müzikler, klipler, bilgisayar oyunları ve daha nice yöntemlerle Batının değerlerini bizlere ve özellikle çocuklarımıza empoze etmeye çalışmaktadır.





Ortaokul ve liselerimizde okuyan öğrenciler arasında bir araştırma yapılsa ve Türkistan kentiyle ilgili ne gibi bilgilere sahip oldukları sorusu yöneltilse acaba nasıl bir sonuç ortaya çıkar. Türkistan kentinin nerde olduğunu ve tarihimiz açısından nasıl bir öneme sahip olduğunun farkında mıdırlar? Bu araştırmanın kapsamını genişlete biliriz, hatta üniversite öğrencilerimizi de katıp soruları çoğaltarak, Ferğana vadisi(2), Astana(3), Karakalpakistan(4), Tiyanşan dağları(5), Recistan(6), Merv(7), Balkaş gölü(8), Oş(9), Taraz(10), Su Samuru Vadisi(11), Otrar(12) ve benzeri binlerce yerlerin adını vererek buralar hakkında bilgi sahibi olup olmadıklarını sorabiliriz. Eminim sorularımıza muhatap olan büyük çoğunluk buralar hakkında en küçük bilgiye sahip değillerdir. Medyamız sayesinde ABD ve Avrupa’nın görülecek en büyük kentlerinden, küçük kasabalarına, doğal ve tarihi eserleri hakkında fazlasıyla bilgi sahibi oluyoruz. Tabiatıyla bu bilgilendirmeye karşı olmak mümkün değildir; burada eleştirdiğim konu doğrudan doğruya kendi medeniyetimiz ve büyük Türk uygarlığıyla ilgili Orta Asya ve Kafkaslar’da bulunan kentlerin, tarihi kalıntıların ve bu arada doğal ve tabii varlıklarımızın da medyamızda yer alamamasıdır, onların bakışıyla haber değeri taşımamasıdır.





Medyamızın ilgisizliği yalnızca mekanlarla kalmayıp sosyal, kültürel, toplumsal ve yaşama dair her konuda bariz bir biçimde tebarüz etmektedir. Vefat etmiş veya yaşamakta olan batılı filozoflar, yazarlar, sanatçılar, bilim adamları, sporcular ve popüler kişiler hakkında devamlı olarak haberler, yorumlar, filimler, belgeseller ve bilgiler okuyucuya, izleyiciye ve dinleyicilere iletişim olanaklarının en son teknik ve yöntemleri kullanılarak zerk edilmektedir. Oysaki aynı medyada bilimde, sanatta ve edebiyatta dünya çapında ün yapmış, insanlığa ve evrensel bilime katkıda bulunmuş Orta Asyalı bilginleri görmemezlikten gelmektedir. Örnek olarak Orta Asya’nın parlayan edebiyat yıldızları: Alişir Nevai’den(13), Abay Konan Bayev’den(14), Yusuf Has Hacip’ten(15), Şolhan Veli Hanov’dan(16), Sabit Moganev’den(17), Muhtar Avezov’tan(18), Kasım Tınıstanov’dan (19), Mustafa Şokay’dan(20) ve daha nice alim, yazar ve bilginin hayatına, düşüncelerine ve eserlerine bu medyada hiç rastladınız mı? Tartışmasız çağımızın en büyük yazarlarından biri olan Kırgızların ve hatta bütün Orta Asya’nın gurur kaynağı Cengiz Aygtmatov(20) hakkında hangi belgeselin veya yazı dizisinin yayınına şahit olduk büyük medyamızda? Kendisiyle tanışma ve huzurunda bulunma şerefine erişmiş biri olarak söyleye bilirim ki özümseyip benimsediği Türkiye’ye ve Türk medeniyetine büyük sevgi ve yakınlık duyguları beslemekteydi, hatta Elazığ kentinde adının bir parka verilmesi ve parkın açılışına katılmaktan duyduğu memnuniyeti mutlulukla dile getirmekteydi.





Prof. Dr. Hüseyin İsayev(21) Kırgızistan’ın ve Orta Asya’nın en önemli sosyologlarından biridir, Rus sosyoloji dünyasında saygın bir yere sahiptir, Türk sosyolojisi üzerine pek çok eser ortaya koymuştur, üstelik bir Atatürk ve Türkiye hayranıdır. Prof. Dr. Abdülmelik Nisanbayev(22) Kazakistan’ın en önemli filozofudur. Felsefe üzerine 600 den fazla eseri bulunmaktadır, Prof. Dr. Şakir İbrayev(23) Kazakistanlı en önemli folklor uzmanıdır. Türkiye ve Atatürk hayranıdır. Bu üç ismi örnek olarak verdim. Kendileri halen hayattadırlar. Bu değerli bilim adamlarıyla tanışma şerefine erişmiş ve düşüncelerini dinlemiş bulunmaktayım. Atatürk ve ülkemizle ilgili düşüncelerini kendilerinden dinleme fırsatım olmuştur. Bu listeyi uzatabiliriz. Orada ülkemizi, Atatürk’ü, bizleri seven ve değer veren binlerce bilgin, alim ve ünlü kişi var. Türk kamuoyu bu kişileri tanımıyor. Çünkü medyamızda bu konulardan söz edilmiyor. Bilmem hangi Avrupalı tanınmamış bir profesörün ülkemiz hakkında bir beyanat vermesi ana haber bültenlerimizde boy göstermesi için yeterlidir. Ama adını verdiğim ve veremediğim yüzlerce profesörün adına, değil popüler kanallarımız ve ulusal basınımız, bu konularla ilgilenen ihtisas yayınlarında bile rastlamak mümkün değildir.





İlgisizlik sanat ve kültür alanında da kendini his ettirmektedir. Bu ülkelerin bağımsızlıklarını kazanmaları yirmi yıla yaklaşmaktadır. Hepsinde bağımsızlıktan sonra filimler televizyon dizileri, müzik klipleri, belgeseller, popüler ve spor programları çekilmektedir. Hangi büyük ulusal kanalımızda Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan, Kırgızistan ve ya Türkmenistan yapımı bir film veya belgesel izlediniz? Günün yirmi dört saati Hollywood yapımı müptezel, kalitesiz ve kültürümüze yabancı yayınlarla karşı karşıyayız. Ulusal kanallarımız şiddeti, cinselliği, mafya ilişkilerini ve emperyalist savaş çığırtkanlığını ön planda tutan, pompalayan ve teşvik eden filmlerle toplumumuzu zehirlemekle meşguldürler. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan sineması Sovyetler Birliği ve bağımsızlık döneminde gayet seçkin, kaliteli, toplumsal içerikli ve eğlenceli filmlere imza atmışlardır. Ama bizim yazılı ve sözlü basınımız bu yapımlarla ilgilenmemiştir. Toplumumuzun bilgisini öğrenmek üzere, bugün sokağa çıkalım, önümüze gelen yüz kişiden bu adı geçen ülkelerin bir sanatçısının, bir sinema aktör ve ya aktrisinin adını soralım? Şimdiye kadar bu ülkelerin yapımı bir film veya diziyi izleyip izlemediklerini soralım. Kuşkusuz alacağımız yanıtlar: tanımıyoruz ve hiç izlemedik olacaktır. Aldığımız cevaplar bizi şaşırtmamalıdır, bu yanıtlar halkın bilgisizliğini ortaya koymaz, çünkü eğer aynı soruları Amerikalı ve Avrupalı filimler ve sanatçılar için sorsaydık gayet tatmin edici yanıtlar alacaktık. Kitlelerin, onlara sunulan hatta esir alan kültür dairesi içinde başka seçenekleri kalmamıştır. Bütün gün çalıştıktan sonra akşam yorgun olarak evinde televizyon izleyen vatandaşımız Batının dev medya kuruluşlarının yüksek teknolojiyle donatılmış stüdyolarında hazırlanmış, bizleri eğlendirirken yönlendiren ve etki altına alan filmleri, dizileri ve müzik programlarını izlemeye mahkum edilmiştir.







Müzik sahası da egemen kültürün nüfuz ve hakimiyet alanı kapsamındadır. Ulusal kanallarımız ve 24 saat müzik yayını yapan kanalların müzik yayını prensipleri konusunda öncelikleri hepimizin malumudur. Orta Asya ve Türk Dünyası’na gelince, her ne kadar kültür emperyalizmi adı geçen ülkelerin müzik piyasasını ele geçirmek için bütün imkânlarıyla çalışmaktaysa da yine kimi toplumsal dinamikler ve çoğu müzisyenin milli duyarlılıkları sayesinde öz kültür ve milli müziklerinin korunması ve gelişmesi yönünde faaliyet ve çabaları devam etmektedir. Bu ülkelerin ulusal kanallarını izleme şansınız olursa ne denli milli kültürlerinin bir yansıması olarak folklorik ve yerel müziklerini önemsediklerini ve büyük prodüksiyonlar yaparak yayınladıklarına şahit olacaksınız. Madem haklı olarak o coğrafyaya Ata Vatan adını koyduk, ortak tarih, kültür, medeniyet ve birliktelikten konuşuyoruz neden ulusal kanallarımızda oralarda çekilen bir müzik klibine, şarkıya, diziye, filme ve belgesele yer vermiyoruz. Akademik eğitimlerini dünyanın en iyi üniversitelerinde tamamlamış, toplumsal duyarlılığa, tarih bilincine ve iyi bir yeteneğe sahip Orta Asyalı yönetmenler ve yapımcılar muazzam belgesel yapıtlar ortaya çıkarmaktadırlar. Bu görsel yapımların kimi konu ve içerik bakımından bizim tarih, medeniyet ve kültürümüze ışık tutmakta, aydınlatmakta ve dünya kamuoyuna tanıtmak için katkıda bulunmaktadır. Ama ne yazık ki oradayken izleme şansım olduğu bu harika belgesel yapımlardan birine bile bizim büyük kanallarda rastlamadım.





Yazılı ve sözlü basınımızı ilgilendiren tüm sahalarda Orta Asya’da enteresan ve doğrudan doğruya bizim kültür ve medeniyetimizin bir parçası olan, yayınlanmaya değer pek çok konu var. Kırgız’ların Manas Destanı(24) dünyanın en eski, en uzun ve en önemli destanlarından biridir. Çocuklarımıza Red Kit’in, Batman’in, Superman’in ve benzeri yüzlerce batı kültürünün kahramanları ve medya kahramanlarının yerine bu muhteşem destandan filimler ve çizgi filimler çekilerek öz kültürümüze yönelik bir girişim yapılması mümkün değil midir? Çimkent(25) Güney Kazakistan eyaletinin merkezidir. Botanik bahçesi, müzesi ve birbirinden muhteşem tiyatro salonlarıyla hep ilgimi çekmiştir, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek parkları, filarmoni salonu, tiyatroları, botanik bahçesi ve müzeleriyle her göreni kendine hayran bırakıyor. Taşkent(26), Almaatı(27), Celal-Abad(28), Andican(29) , Semerkant(30), Buhara(31), ve bütün Orta Asya kentlerinde ilginç, görülmeye değer, muazzam ve muhteşem binalar, salonlar, müzeler, kütüphaneler, parklar, meydanlar ve enteresan yerler var. Altın elbiseli adam heykeli(32) Batıda bir yerde bulunsaydı şimdiye kadar bu medya gözümüze soka soka beynimize yerleştirmişti. Ama bizim basın 2500 yıl öncesine ait Kazakistan’da bulunan bu değerli heykelden söz etmemeyi yeğlemiştir.





Güncel siyaset konusunda da aynı duyarsızlık hüküm sürmektedir. Ulusal kanallarımız Orta Asya başkentlerindeki siyasal gelişmeleri ve olup biteni pek önemsemeyecek olacaklar ki, oralarda daimi bir muhabir bulundurmaya ihtiyaç duymamaktadırlar. Bunca yılda büyük kanallarımızın hiçbir haber bülteninde oradaki başkentlerde canlı yayınla muhabirlerine bağlanmasına rastlamadım. Stratejik coğrafi konumları, zengin yeraltı ve yer üstü kaynakları, enerji kaynaklarının varlığı ve ulaşım hatlarının güzergahı üzerinde bulunmaları gibi önemli jeopolitik konuma sahip olan bölgedeki siyasal gelişmeler açısından da ülkemizi ilgilendirmektedir. Buna rağmen haber bültenlerimizde, açık oturumlarımızda ve siyasi tartışma programlarımızda oradaki gelişmeleri görmezden gelerek önemsememekteyiz. Haber bültenlerimiz oradaki siyasi partiler, basın, parlamentolar, siyasal güç odakları sivil toplum hareketleri ve benzeri konulara değinmeyerek dinleyicilere bilgi akışını önlemektedirler. Oradaki siyasal gelişmeleri Batılı haber ajanslarından öğrenmek zorunda kalıyoruz. Taraflı olan bu ajansların süzgecinden geçenler bize ulaşmaktadır. Kendi öz kardeşlerimizi Batılıların yorumları, bakışları ve gözleriyle takip etmek zorunda kalıyoruz. Bu durum sizleri hiç rahatsız etmiyor mu? Burada bir noktaya açıklık getirmeliyim, Milli medyamız TRT, yetersizlikleri de olsa, bu hususta sorumluluğunu yerine getirmektedir. Özellikle TRT AVAZ’ın yayın hayatına başlamasından sonra bu sahadaki büyük boşluğu ve eksikliği doldurmaya yönelik kaliteli yayınlarıyla önemli adımlar atılmıştır.





Sonuç olarak Orta Asya mesafe olarak bize uzak olsa da; tarihsel, kültürel, dinsel, etnik, kardeşlik ve medeniyet olarak bize en yakın coğrafyadır. Medyamızın Batıyla var olan ilişkileri Orta Asya’yı anlamasına ve yakınlığına engel olmamalıdır. Oralardaki kardeşlerimiz bizleri seviyor, değer veriyor, sanayi ürünlerimizi tüketiyor, dizilerimizi izliyor, müziklerimizi dinliyor ve ülkemizde olup biteni ilgiyle takip ediyor. Çağımız entegrasyon ve bütünleşme çağıdır. Gelişmiş ülkeler askeri, ekonomik, ticari, kültürel, yaşamsal ve hayata dair her alanda bütünleşmeye giderek ortaklıklar oluşturma siyasetini gütmektedirler. Orta Asya devletleriyle girişilecek işbirliği ve sağlanacak bütünleşmenin temel ayağı, var olan ortak tarih, kültür, medeniyet ve miras değerlerimizdir. Temel hazırdır, malzeme ihtiyaçtan fazladır, ortam müsaittir. Ulusal büyük medyamıza düşen görev var olan bu potansiyelin harekete geçmesi için elindeki olanaklarından küçük bir kısmını bu konuya tahsis etmesidir. Sağlam bir kültürel birliktelik oluşturmak için yapılması gereken ticari kaygılardan, reyting ve tiraj hesaplarından uzak, televizyonlarımızın yayın saatlerinden, gazetelerimizin sütunlarından ve radyolarımızın zamanından biraz oralara ayıralım. Kameralarımızı, kalemlerimizi ve mikrofonlarımızı o tarafa çevirelim. Yazımın başında ulusal medyamızın Azerbaycan ilgisine yönelik sorduğum soru acaba cevap buldu mu ?





Dipnotlar:



1-Türkistan’la ilgili ayrıntılı bilgi için bkz.: http://www.bilgesam.org/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=436:tuerkistan-kalas&catid=83:analizler-ortaasya&Itemid=149





2-Ferğana vadisi: Kırgızistan’ın güneyi, Özbekistan’ın doğusu ve Tacikistan’ın kuzey doğusunu kapsayan geniş bir vadinin adıdır. Kırgızistan’ın Oş, Calal-Abad, Özbekistan’ın Andican, Nemengan, Farğane, Merğlan, Tacikistan’ın Hocend (Lenin Abad) şehirleri bu vadi içinde bulunmaktadırlar. Ilıman iklimi, akarsuların bolluğu ve verimli arazisi bu vadiye özel bir konum kazandırmaktadır. Vadide her türlü lezzetli meyve ve sebzenin yanı sıra bol miktarda kaliteli pamuk yetişmektedir.





3-Astana: Kazakistan’ın yeniden inşa edilen başkenti, eski adı Akmola.





4-Karakalpakistan: Özbekistan cumhuriyetine bağlı özerk cumhuriyet. Aral gölü kıyısındaki cumhuriyetin merkezi Nuküs kentidir.





5-Tiyanşan dağlar: Tanrı dağları diye de adlandırılan bu yüksek dağlar Kırgızistan’dan Tacikistan’a kader uzanan Çin Halk Cumhuriyetiyle doğal bir sınır oluşturan tabiat harikası dağ silsilesi.





6-Recistan: Özbekistan’ın Semerkant şehrinde bulunan muazzam bir tarihi eser kompleksi. Külliyede tarihi camiler, mihraplar, minareler ve büyük şair Abdürrahman Caminin mezarı da bulunmaktadır.





7-Merv: Mari diyede adlandırılan bu tarihi kent Türkmenistan’da bulunmaktadır. Tarihi M.Ö. 500 yıllarına dayanmaktadır. Ünlü İslam komutanı Ebumüslim Horasanin doğduğu yer olan Merv ‘de Selçuklu hükümdarı sultan Sencer ve büyük alim Yusuf Hemedaninin mezarları bulunmaktadır.





8-Balkaş Gölü: Kazakistan sınırları içinde bulunan bu göl Aral Gölünden sonra Orta Asya’nın en büyük ikinci gölüdür. Muhteşem bir güzelliğe sahiptir. Beslendiği başlıca kaynaklar: İli ırmağı, Karatay nehri, Lepsi ırmağı ve Aksu ırmağı’dır. Toplam su havzası 413,000 km²dir. Maksimum uzunluğu 605 km. maksimum genişliği ise doğuda 74 km, batıda 19 km’dir. Yüzölçümü 16.996 km²dir. En derin noktası 25 metre iken ortalama derinlik 5,8 metredir. Toplam kıyılarının uzunluğu 2.385 km´dir. Denizden yüksekliği 341,4 metredir.





9-Oş: Kırgızistan’ın ikinci büyük kenti olan Oş ülkenin güney batısında bulunan güzel bir şehirdir. Tarihi günümüzden 3000 yıl öncesine dayanan bu kent Süleyman dağı diye adlandırılan tarihi ve kutsal mekanı, Devlet Üniversitesi ve verimli topraklarıyla ünlüdür.





10- Issık Göl: Kırgızistan’ın en büyük gölü. Kırgızistan’ın bermeti (incisi) diye adlandırılan Issıkgöl aynı zamanda bulunduğu ile de adını vermiştir. İl merkezinin adı Karakol’dur. Gölün uzunluğu doğu-batı yönünde 182 km, kuzey-güney genişliği 60 kilometredir. Kıyılarının toplam uzunluğu 988 km olup 6.236 km lik bir alanı kaplar. Gölün ortalama derinliği 278 m. en derin yeri 668 m’. dir. Yaklaşık 118 ırmak ve akarsu gölü besler. Soğuk ve sıcak kaynak sular ve kar suları da gölü besleyen diğer kaynaklardır. Gölün suyu biraz tuzludur. Dünyanın en büyük krater gölüdür. Büyük âlim Kaşkarlı Mahmut Divanı-ı Lügati’t-Türk adlı eserinde İsiğ köl diye adlandırmıştır. Sovyetler Birliği döneminde ıssıkgölü etrafındaki birçok sanatoryum, pansiyon ve tatil evleriyle popüler bir dinlenme ve tatil merkezi haline gelmişti. Bağımsızlıktan sonra yeni yatırımlar yapılarak ülkenin turistik cazibe merkezlerinden biri olmuştur.





11- Su Samuru Vadisi: Kırgızistan’ın Başkenti Bişkek’i güneye bağlayan karayolu üzerinde bulunan muhteşem Tiyanşan Dağları (Tanrı Dağları) zirvesinden Celal-Abada doğru inerken cennet bir vadinin adı. Harika bir tabiat ve doğa güzelliğine sahiptir. Önümüzdeki aylarda yayınlanacak olan ( Su Samuru Vadisi İncisi) romınım adını buradan almıştır.





12- Otrar: Güney Kazakistan Eyaleti Çimkente 90 kilometrede bulunan Otrar Harzemşahlar döneminde önemli bir ticaret merkeziyken Moğol ordularının istilası sonucunda yerle bir olan tarihi bir kent. Otrar kalesinin kalıntıları kentin azametinin bir göstergesidir. Sovyetler Birliği döneminde ve bağımsızlıktan sonra, zamanla çölün toprağı altında kalan kentin küçük bir kısmı arkeologlar tarafından gün ışığına çıkarılmıştır. Buradan çıkarılan eserler yanı başında kurulan Şavuldur müzesinde sergilenmektedir. Ünlü Filozof Ebu Nesr Elfarabi’nin doğduğu yerdir.





13-Alişer Nevai: 1441´de bugün Afganistan sınırları içinde bulunan Herat’ta doğdu. İlk eğitimini babası verdi. Daha sonraki eğitimine Horasan ve Semerkant´ta devam etti. Sultan Hüseyin Baykara, Herat´ta yönetimin başına geçince onu önce mühürdar yaptı daha sonra vezirlik görevine tayin etti. Ali Şir Nevai, vezirlik görevinde fazla durmadı ve 1490 yılında ayrıldı. Vezirlik görevinden ayrıldıktan sonra bilim ve sanat konularında yoğunlaşan Ali Şir Nevai, 1501 yılında doğduğu şehir olan Herat´ta vefat etti. Ali Şir Nevi’nin Çağatay edebiyatının oluşmasında büyük bir rolü vardır. Çeşitli konularda yazılmış 30´a yakın eseri bulunmaktadır. Eserlerinden bazıları şunlardır: Çağatayca Divan (5 tane), Farsça Divan (5 tane), Çehil hadis (Kırk Hadis) ve Muhakemet´ül Lugateyn (İki sözlüğün karşılaştırılması)´dır.





14-Abay Konanbayev: Abay Konanbayev, 22 Ağustos 1845’te doğdu. Çağdaş Kazak edebiyatında Abay Konanbayev’in yeri çok önemlidir. Abay, İlk eğitimini özel hocalardan aldı. Daha sonra Semey’de medrese eğitimi gördü. Arap, Fars ve Rus edebiyatlarını yakından tanıdı. Kazakların hayatlarını tenkidi bir süzgeçten geçirerek lirik şiirler yazdı. O, Kazakları çağdaş bir eğitime yönlendiriyor, onları göçebe hayat düzenlerini bırakarak yeni meslekler edinmeleri konusunda teşvik ediyordu. Şiirleri halk tarafından Kazak bozkırlarında ezbere okunuyordu. Konanbayev, fikirlerini daha çok düz yazılarla ifade etmekteydi. Kara Sözder “Halk Sözleri” adıyla bir kitapta toplanan nesirlerinin çoğu, 1890’lı yıllarda kaleme alınmıştır. Abay, günümüzde de, hemen hemen her Kazak tarafından bilinmekte, şiirleri her yerde söylenmekte ve fikirlerine çok önem verilmektedir. Kazakların meşhur edebiyatçılarından Muhtar Avezov (1897-1961), 4 ciltlik büyük romanının adını Abay Jolı “Abay Yolu” koymuştur. Avezov, romanında Abay’ın Kazaklar için yapmak istediklerini, Kazakların gerçek medeniyete nasıl ulaşacaklarını anlatmaktadır. O, Abay’ın Kazakların yollarını aydınlatıcı bir rehber olduğunu herkese göstermiştir. Onun yolundan giden genç nesil, büyük Kazakistan’ı meydana getirecektir. Yani Konanbayev, Kazaklar için, takip edilmesi gereken büyük bir fikir adamıdır. Abay, 23 Temmuz 1904’de Cengizdağı sırtlarında Balaşakpak yaylasında vefat etti. Mezarı Semey vilayetine bağlı Abay ilçesindedir.



15-Yusuf Has Hacip: Bu büyük bilgin 1017 yılında Karahallılar döneminde Bala sagun şehrinde dünyaya geldi. Eğitimini doğduğu şehirde tamamladıktan sonra Karahanlı devletinin hizmetine girdi. Balasagunlu Yusuf olarak tanındı. Kutadgu Bilig (mutlu kılan bilgi) adlı en meşhur eserini 1067 yılında yazdığı düşünülmektedir. Bu kitap Karahanlı sarayında çok beğenildi. Kendisine Hacib unvanı verilerek Baş vezirin yardımcılığına getirildi. 1077 yılında öldüğü varsayılmaktadır. Bişkek’te onun adını taşıyan saygın bir üniversite vardır. Temsili resimleri ülkenin en yüksek değerli kağıt parasını (1000 Sum) süslemektedir. Anıt mezarı Çin Halk Cumhuriyetinin tarihi Kaşgar şehrindedir. Büyük bir külliye içinde bulunan zarif mimarisi, nadide mozaikleri ve ihtişamıyla dikkat çekmektedir. Türbeyi ziyaret etme şansım olmuştur. (http://www.manas.kg/icerik.php?hid=73)





16-Şolhan Velihanov: Büyük Kazak bilgini (1835-1865) Uygurlar üzerine önemli araştırmalar yapmıştır. Rus dili ve edebiyatı üzerine çalışmaları var. Mezarı Taldıkorğan eyaleti Altın amel kentindedir.





17-Sabit Moganev: 1900 yılında Güney Kazakistan eyaletlerinden Cambol’da çiftçi bir ailede dünyaya geldi. Kazak edebiyatının en önemli kurucularındandır. 1933-37 yıllarında sürgün hayatı yaşamıştır. 1964 yılında ‘Parlayan Yıldızlar’ adlı eseriyle Kazakların Büyük Alimi Abay Konanbayevin dünyaya tanıtılmasında önemli rolü olmuştur. 1937- 1941 yılları arasında Kazak Yazarlar Birliğinin’ başkanlığını yapmıştır. Edebiyat üzerine 16 araştırma kitabının yanı sıra onlarca eseri başka dillere çevrilmiştir. 1973 yılında hayatını kaybetmiştir. 2000 yılında Kazakistan devleti onun 100. doğum gününü düzenlediği konferanslar ve oturumlarla kutlamıştır.





18- Muhtar Avezov: Çağdaş Kazak edebiyatının en önemli ismi olan Muhtar Avezov 1897-1961 yılları arasında yaşamıştır. Kendisi Kazak destanları ve edebiyatı üzerinde ilmi çalışmalar ve araştırmalar yaparak bunları dünyaya tanıtan büyük bir yazardır. En önemli eseri dört ciltlik Abay Yolu adlı devasa romanıdır. M.Avezov’un bu romanından başka pek çok hikâye, deneme, çeviri ve araştırma eserleri bulunmaktadır. Yazarın konusunu doğrudan Kazak halkından aldığı oyunları vardır. Bu oyunlar Kazak tiyatrolarında bugün de sergilenmektedir.





19-Kasım Tınıstanov: Kırgız Milli Alfabesinin mimarı. Edebiyatçı. 1936-1937 yıllarında (Stalin döneminde) Kırgız aydınlarla birlikte katliama maruz kalmıştır. Mezarı Bişkek teki Ata-Beyit Anıtında bulunmaktadır.





20-Mustafa Şokay: Ailesi Hokand hükümdarlarına dayanan M.Şokay 1890 yılında Kazakistan’da dünyaya gelmiştir. Taşkent ve Sen Petersburg kentlerinde hukuk eğitimi aldıktan sonra 1924 yılında Türkistan temsilcisi olarak ‘Rusya Müslümanlar Fraksiyonu’ üyeliğine seçilmiştir. Dostu ve sınıf arkadaşı olan Kerneski’nin Sovyet hükümetinde Adalet Bakanı olma teklifini geri çevirerek Türkistan’a geri dönmüş ve Özerk Hokand hükümetini kurmuştur, Komünistlerce yıkılınca Fransa ya gitmiş ve Türkistan dergisini yayınlamaya başlamıştır. 1941 yılında Berlin’de belirsiz bir şekilde hayatını kaybetmiştir.





21-Prof.Dr. Hüseyin İsayev: Kırgızistan’da sosyoloji biliminin kurucusudur. Rus sosyoloji camiasında seçkin bir konuma sahiptir. Kırgız Sosyolojisi üzerine onlarca kitabı, yüzlerce araştırması ve makalesi var. 2008 yılında Kırgızistan Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev himayesinde 75. doğum günü pek çok bilimsel etkinlikle kutlanmıştır. Halen Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesinde sosyoloji dersleri vermektedir.





22-Prof. Dr. Abdülmelik Nisanbayev: Kazakistan’ın yaşayan en önemli filozofu. A.Nisanbayev 1937 yılında Kazakistan’ın Kızılorda Eyaletine bağlı Garaaol köyünde dünyaya geldi.1960 yılında Kızılorda Eğitim Fakültesini, 1961 yılında Kazakistan Hukuk ve Felsefe akademisini bitirdikten sonra 1975 yılında ‘Diyalektik ve Matematik Sentezi’ konulu teziyle doktora ünvanı aldı. 1990 yılında profesör unvanıyla Kazakistan Bilimler Akademisi, Felsefe ve Hukuk enstitüsü başkanı oldu. 1996 yılında Kazakistan Ansiklopedisinin başkanlığını da üstlendi. Bağımsızlıktan sonra ülkenin istikrarı ve milli kültürün gelişmesine yönelik faaliyetlerinden dolayı devlet üstün madalyasıyla ödüllendirilmiştir. Bu büyük Kazak bilim adamı kendi sahasında 600 kitap yazmıştır, bunlardan 70 tanesi dünyanın çeşitli dillerine tercüme edilmiştir.





23-Prof. Dr. Şakir İbrayev: Kazakistanlı Türkoloji ve folklor uzmanı. Bu konularda onlarca eser meydana getirmiştir. Halen Kuzey Kazakistan’da Göçetav Üniversitesinin rektörlüğünü yapmaktadır.





24-Manas Destanı: Manas Destanı: Kırgızlar arasında geniş bir kahramanlık hikâyesi halinde 11. ve 12. yüzyıllarda oluşmaya başlamış, kısa zamanda büyük bir destan haline gelmiştir. Tamamı 400000 mısradan oluşmaktadır. Türkistan’ın Yedisu bölgesinde doğan destan, Kırgızların Müslümanlaşmasıyla şekillenmiştir. Asırlarca yaşayıp gelişerek bütün Orta Asya halkının ortak destanı haline gelmiştir. İslamiyet’in kabulü, yayılması ve onun için yapılan savaşları anlatmakla beraber eski destanlardan da motifler ve karakterler de barındırmaktadır. Başlangıçta en az 10000 mısra civarında büyük bir halk edebiyatı ürünü olan Manas Destan’ın esası, Müslüman Kırgızlarla Müslüman olmayan Kırgızlar arasındaki savaşların anlatımıdır. Manas Destanı ilk kez Velihanoğlu Cokan Töre adlı bilgin tarafından1861 de ilim dünyasına tanıtılmıştır. Ama Manas Destanı’nın asıl büyük bölümü Alman Türkolog Prof. Dr. Radlof tarafından 1885’de yayınlanmıştır. Ayrıca bu destan 1868 yılında dönemin Kırgız beylerinden Ecin Bekin desteğiyle şair Berk Bek Murat tarafından genişletilerek 32000 mısralık büyük bir eser haline geldiği bilinmektedir. Kırgızların şanlı tarihine ışık tutan bu destan günümüzde pek çok araştırma ve bilimsel teze konu olmuştur. Yaşayan en büyük Manas han( Manas Destanının ezbere bilen) Ç.H.C. Taklama kan çölünde Akji kentinde yaşayan Yusuf Mamaydır. Kendisini ziyaret etme şansım oldu ve azda olsa bu efsaneleşmiş Manasçıdan Manas Destanından bazı mısraları dinleme şerefine eriştim.





25-Çimkent: Güney Kazakistan Eyaletinin Merkezi. Almaatı’ya 800 km, Taşkent’e120 km. mesafede bir milyona yakın nüfuslu güzel parkları, binaları, üniversiteleriyle ünlüdür.





26-Taşkent: Özbekistan Cumhuriyetinin başkenti. Sovyetler Birliğinin şehircilik alanındaki en önemli örneklerinden birsidir. Şehir Özbekçe "Tümen" olarak adlandırılan 11 idari bölgeye (ilçe) ayrılmıştır. Bu idari bölgeler; Bektemir, Mirza Uluğbey, Mirabad, Sergeli, Sabir Rahimov, Üçtepe, Çilanzar, Hamza, Şeyhantaur, Yunusabad ve Yakasaray´dır. Geniş caddeleri, parkları, nehirleri, köprüleri, binaları, heykelleri, müzeleri, meydanları, metrosu ve pek çok özelliğiyle Orta Asya’nın Kültür Başkenti unvanıyla anılmaktadır.





27-Almaata: Kazakistan Cumhuriyetinin en büyük kenti. Kazakistan´ın güney doğusunda yer alan Almatı Şehri, 1854 yılında Rusların doğuda Sınır Kalesi olarak kurduğu bir şehirdir ve bugün ise 2.000.900 nüfusu ile Orta Asya´nın en gelişmiş Kozmopolitan şehridir. Birçok alışveriş merkezi, restoranları, Oteller ve Gazinoları ile zengin bir yaşam sunar. Eski adı Alma ata olan şehir Alatav Dağları platosunda kalmaktadır. Kazakistan Cumhuriyeti 1991 yılında Sovyetler Birliğinden bağımsızlığını kazanmasından bu yana, Almatı Şehri Batı pazarlarına açılıp, çok hızlı bir değişime uğradı. Almatı eski başkent olmasına rağmen (Şu andaki Başkent Astana Şehridir.) halen Ülkenin Kültürel, Ekonomik ve Ticari merkezi durumundadır. Medeo başta olmak üzere pek çok görülecek yeri vardır.





28- Celal-Abad: Kırgızistan Cumhuriyetinin Başkent Bişkek ve Oş tan sonra üçüncü büyük kenti. Tipik bir Kırgız şehri konumunda olan Celal-Abad sükûneti ve yumuşak başlı insanlarıyla önlüdür.





29-Andican: Doğu Özbekistan’da bulunan önemli bir Özbek kenti. Parkları, lezzetli yemekleri ve Babür hanın türbesiyle meşhurdur.





30-Semerkant: Ortaasya ve Özbekistan’ın en önemli tarihi ve turistlik kenti. Kentin her noktası tarihi camiler, kalıntılar ve mezarlarla doludur. Başta Emir Timur’un anıt mezarı (Gore Emir ) olmak üzere Recistan, Bibi hatun Medresesi ve nice tarihi eseri barındırmaktadır. 2001 yılında UNESCO dünya kültür mirası listesine girmeye hak kazanmıştır.





31- Buhara: Özbekistan’ın ve Orta Asya’nın en önemli tarihi ve turistik merkezlerinden biridir. Külliyeler, kale, anıtlar ve nice tarihi eseri bu kentte görmek mümkündür.





32-Altın Elbiseli Adamın Heykeli: 1969 yılında Kazakistan´ın Alma-Ata şehrinin 50 km kadar güneyindeki Issık Göl yakınında Esik Kurganında bulunmuştur. M.Ö. 5. yüzyıla ait olduğu düşünülmektedir. Ayrıntılı bilgi için bkz : http://www.turkcelil.com/2009/10/altin-elbiseli-adam-tarihi-yeniden-yazdiran-bulus/comment-page-1/





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 14
Dün Tekil 828
Bugün Tekil 831
Toplam Tekil 1638720
IP 54.161.175.236






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































6 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.907 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu