Batı ve Batılılaşma Olgusu - Aziz Dolu - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Batı ve Batılılaşma Olgusu - Aziz Dolu
Tarih: 17.12.2008 > Kaç kez okundu? 2163

Paylaş


Batı, Türkler için daima bir mesele olmuştur. Olmaya da devam etmektedir. Bu mesele, Hun Hakanı Balamir’in ‘Kavimler Göçü’nü başlatması; Şu Türklerinin, İskender’i Hindistan’a sokmaması; Sultan Alpaslan’ın, Anadolu’ya girmesi; Kıpçak Türk’ü Selahaddin’in Kudüs’ü kurtarması; Fatih’in İstanbul’u fethetmesi; son olarak da 1974’teki ‘Barış Harekâtı’ ile Kıbrıs’ın yarısının geri alınması gibi sebeplerden dolayı süregelen bir meseledir. Batı meselesi askeri, siyasi, iktisadi… yönlerden sürmeye de devam edecek gibi görünüyor. Batıllaşma ise -tarih bilimi açsından- daha yeni bir meseledir. Tanzimatlı yıllarla birlikte Osmanlı’nın Batı vilayetlerinde, özellikle de Türk ve Müslüman olmayan azınlığın yoğun olduğu şehirlerden başlayarak zamanla İstanbul’a ve devletin diğer şehirlerine de sirayet eden (bulaşan) bir hastalık gibidir. ‘A la franga’lılık olarak adlandırılan bu hastalık, toplumsal hayatta yozlaşma, soysuzlaşma… gibi büyük tahribatlara (hasar) yol açmıştır. Kısacası bir nevi ‘frengi mikrobu’ işlevi görmüştür. Yüz elli yıllık bu serencâmın şimdilerde mesele olmaktan çıktığı da ortadadır. İçki, kumar, fuhuş, tefecilik, emek sömürüsü, toplumsal dayanışma ve yardımlaşmanın ortadan kalkması, sonu ‘izm’ ile biten deli saçmalıkları… diye giden yozlaşma biçimleri -bize göre- birer Batıllaşma tezahürüdür. Üstelik bu tezahür, ‘kurtboğan’ misali, Müslüman Türk’ün damarlarında gezinip durdukça; Türk-İslâm âleminin (dünya) ‘bir, iri ve diri’ olmasını beklemek de ham hayal olacaktır.

Avrupalı, -bize- yenile yenile; sonunda -bizi- yenmeyi öğrendi. Bunu da bilim ve teknolojiden güç alarak yaptı. Biz ise “Oku!” emri ile başlayan bir dinin mensubu olmamıza rağmen cahilliğe, softalığa, soytarılığa gark olduk. Sonuçta da Batı taklitçiliğine yani Batıcılığa yakalandık. Dantelli külot, köpek maması, helâ (kenef, tuvalet) taşı taşıdık ülkemize… Beyoğlu’nda, Galata’da (Pera) erkeklerimizin bıyık burup, -af buyurun- tazılar gibi mendil koklamalarını; kadınlarımızın, şemsiye sapı çevirip, zampara veletlerle musiki dersi icra etmelerini Batılılaşmak olarak algıladık. Peki, sonra ne oldu? Avrupa elimizden çıktı. Afrika elimizden çıktı. Asya ise zaten mazide kalmış bir hülya idi. Batılılar ise, bizim bu soytarıca (palyaço, showman) hallerimize bakıp bakıp keyiflendiler. Allah’tan ki, “Biz Anadolu’ya bir iman ve ideal (ülkü) götürüyoruz.” deyip; son bir silkinişle, tek atımlık barutu kalmış silahın horozunu kaldıran ‘Sarı Paşa’ Mustafa Kemal iyi nişan aldı da, Batı Türk ülkesinin çekirdeği olan Anadolu’yu elimizde tutabildik. Ama yine de, yüreği yangılı bir ozanımızın “Hey Anadolu’m, sen saksılara sığacak çınar mısın?” diyen isyanına; “Yeniden doğmaya var mısın?” diyen haykırışına katılmadan da edemiyor insan… İç burukluğuna, -maalesef- Yörük ayranı da çare olamıyor canlar.

Aslında Batılılaşmanın tanımının doğru yapılması durumunda milletimizin -doğaüstü bir meziyetle- silkinip, özüne dönmesi olası (muhtemel) bir gelişme olabilir. Bize göre ‘Batılılaşma’, Batı gibi düşünme; Batı gibi söyleme; Batı gibi yaşamadır. Batı karşısında düşülen acziyet (çaresizlik); hissedilen aşağılık kuruntusu (kompleks); düşülen ‘taklit’ telaşı ile girilen çıkmaz sokaktır. Neden derseniz, ‘tarih boyunca Batı’ya meydan okumuş bir millete, ‘Batılılaş’ demek ne kadar mantıklıdır’ sorusuna dürüstçe bir cevap vermenizi öneriyor ve ‘akla ziyan’ olmayacak bir yanıt bulabildiğiniz takdirde bizleri de aydınlatmanızı istirham ediyoruz (dilemek) cancağızlar. Üstelik de bu milletin şerefine, haysiyetine, şanlı tarihine yabancılık çekmeyen; bu millete -aidiyet duygusu ile- yürekten bağlı olan bir insanın da, bu soruya kolay kolay yanıt veremeyeceğini iddia ediyoruz. Zira biz Doğu’yuz, Büyük Doğu’yuz. Doğu’yu, ‘Büyük Doğu’ yapan da Türk-İslam Medeniyeti’dir. Atalarımızın bizlere emanet ettiği o efsanevi medeniyeti canlandırmak; ateşini harlamak hem dini, hem milli, hem de insani görevimiz olmalıdır. Dahası namus borcumuz olmalıdır. Üstelik ‘emanete hıyanet’ Türk gençliğine yakışmaz, yakışmamalıdır da… Son tahlilde, yüz elli yıldır sürüp giden; Ahmet Kabaklı Bey’in, harikulade bir teşbihle “Temellerin Duruşması” olarak adlandırdığı bu serencamının biran önce sonuçlanmasını; Yüce Allah’ın, Müslüman Türk’ü korumasını, yüceltmesini; kaderini -inşallah- ‘ebedi’ kılmasını diliyoruz. Peki, biz kim miyiz? Arz edeyim… “Bir dolmuş dolusu insan!”





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 14
Dün Tekil 813
Bugün Tekil 322
Toplam Tekil 1640677
IP 54.158.119.60






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































9 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Onlara Allah Türk Adını verdi ve Onları yeryüzüne hakim kıldı.
(Kaşgarlı MAHMUT)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.312 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu