24 NİSAN 1915 TEHCİR OLAYI ARDINDAKİ GERÇEKLER - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









24 NİSAN 1915 TEHCİR OLAYI ARDINDAKİ GERÇEKLER - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 24.04.2010 > Kaç kez okundu? 2007

Paylaş




Şüphe edilmemek gerekirdi ki, Ermeni katliamı konusundaki sözler, gerçeğe uygun değildi. Aksine, güney bölgelerinde, yabancı kuvvetler tarafından silahlandırılan Ermeniler, gördükleri koruyuculuktan cür”et alarak bulundukları yerlerdeki Müslümanlara saldırmakta idiler. İntikam düşüncesiyle her tarafta insafsız bir şekilde öldürme ve yok etme siyaseti gütmekte idiler.NUTUK-1927

Bulunduğu hassas coğrafyada her alanda kuşatılmış olan ve psikolojik saldırılarla içeriden teslim alınmaya çalışılan Türkiye”nin gündemini en fazla işgal eden konulardan biri de “Ermeni Soykırımı Sorunu”dur.

Aslında Türkiye”nin kendi içinde böyle bir sorunu yoktur. Ülkemizde Lozan”a göre azınlık statüsünde bulunan Ermeni yurttaşlarımızın diğer yurttaşlarımızdan hiçbir farkı yoktur. Bin yıldır Müslüman Türk toplumu ile uyum içinde kaynaşmış bir halde yaşayan Türkiye Ermenileri, tamamen dış kaynaklı olarak tarihte yaratılan ve bugünde ülkemiz üzerinde çıkarları olan küresel güçlerce canlı tutulan Ermeni sorunundan en fazla etkilenen ve tedirgin olan kesimdir.

Ermeni yurttaşlarımız Osmanlı”yı çökertme çabaları içinde ülkenin zayıflatılmasını kolaylaştıracak bir unsur olarak görülmüşler ve küresel güçlerin değişmez oyuncağı olmuşlardır. Küresel oyunlarda kullanılan Osmanlı Ermenileri büyük acılar yaşamışlar ve kendileri ile birlikte Müslüman Türk toplumuna da büyük acılar yaşatmışlardır.

Tarih şahittir ki; Türk milleti ne Ermenilere ve ne de başka bir millete soykırım uygulamamıştır. Türk milli karakterinde milletlere düşmanlık yoktur. Ayrıca dini değerlerimiz de bunu kesin olarak reddeder. Bununla beraber Birinci Dünya Harbi içerisinde dış destek ve kışkırtma ile Anadolu”da Hıristiyan Ermeniler ve Müslüman Türkler arasında istenmeyen çatışmalar meydana gelmiştir. Her iki taraftan pek çok masum insanın ölmesi savaş şartlarının doğal sonuçlarıdır.

Ermeni soykırımı iddiaları ile suçlanarak İngilizler tarafından tutuklanıp Malta”ya sürülen Osmanlı yöneticilerinin sırf bu iş için kurulan özel mahkemede dahi beraat ettikleri bu durumun bilinen gerçek sonuçlarıdır.

Kendilerine Diaspora Ermenileri adını veren emperyalizmin uşakları; bugünkü Türkiye topraklarında kalan ve Büyük Ermenistan olarak adlandırdıkları 22 ilimize (Sevr Antlaşmasında Ermenistan olarak belirlenen bölgeye) sahip çıkmak ve bu toprakların kendilerine verilmemesi halinde Türkiye”den tazminat almak konusunda ısrarlıdırlar. Ayrıca "Türkiye”nin kendilerinden özür dilemesi gerektiğini” de ileri sürerek "1915 Tehcir Kanunu" uygulamalarının "Katliam”, "1920 Sevr Antlaşması”nın" ise halen geçerli olduğu iddia etmektedirler.

Arapça asıllı bir kelime olan tehcir; bir yerden başka bir yere göç ettirmek, yer değiştirmek, hicret ettirmek anlamında kullanılmaktadır.

Savaş zamanı Ermeni çetelerinin isyan ve katliâmlarına karşı önlem almak amacıyla Talat Paşa Hükümetinin başlattığı ve Osmanlı Mebusan Meclisinin uygun gördüğü yer değiştirme faaliyeti her yerde değil, doğrudan doğruya cephelerin güvenini tehlikeye sokan başlıca iki bölgede uygulanmıştır.

Bunlardan birincisi, Kafkas ve İran cephesinin gerisindeki Erzurum, Van ve Bitlis dolaylarıdır. Diğeri ise, Arap yarımadasında Sina cephesi gerisindeki Mersin-İskenderun bölgeleridir. Başlangıçta sadece bu iki bölgeyi kapsayan tehcir; bilahare düşmanla işbirliği yapan, Ermeni komitacılarına yataklık yaparak devlete isyan eden diğer vilâyetlerdeki Ermenileri de kapsayacak şekilde genişletilmiştir.

Katolik ve Protestan olan Ermenilerin yanı sıra, Osmanlı ordusunda subay ve sıhhiye sınıflarında hizmet gören Ermeniler ile Osmanlı Bankası şubeleriyle bazı konsolosluklarda çalışan Ermeniler göçe tabi tutulmamışlardır. Öte yandan, hasta, özürlü, sakat ve yaşlılar, yetim çocuklar ile dul kadınlar da tehcir uygulamasının dışında kalmışlardır. Bunlar, yetimhaneler ve köylerde koruma altına alınmış ve ihtiyaçları devletçe, Göçmen Ödeneği”nden karşılanmıştır.

İngiliz ve Fransızların yönlendirmesiyle Ermeniler, birtakım sahte belgelerin arkasına gizlenerek, dünya kamuoyunu Ermeni tehcirinin soykırım amacıyla yapıldığı şeklinde kandırmayı başarmışlardır. Üç yüz binden, üç milyona kadar değişen rakamlarla ifade edilen sözde Ermeni soykırımının resmi ve mantıklı hiçbir dayanağı mevcut değildir. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Çünkü Osmanlı başkentini üç yıldan fazla işgâl altında tutan İngiliz ve Fransızlar, Osmanlı arşivini didik didik etmelerine rağmen soykırımı ispat edecek hiçbir belge bulamamışlardır.

Eğer Osmanlı devleti Ermeni tebasını soykırıma tabi tutmak isteseydi. Bunu onların yerlerini değiştirmeden bulundukları bölgelerde kolaylıkla yapardı. O zaman kafilelerin güvenliği, iaşe ve ibadesi için savaş zamanı gücünü muhafaza için çok ihtiyaç duyduğu maddi fedakârlıklara da ihtiyaç kalmazdı.

Burada soykırım değil, tam tersi bir ırkı soykırımdan koruma gayretleri vardır. Devlet, bir yandan savaş için cephe gerisinde güvenliği sağlarken asıl amacı kendi tebası olan Ermeni vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamaktı. Nitekim 1915 Mayısında başlayıp 1916 Ekim ayına kadar süren göç ettirme ve yeniden yerleştirme sırasında, bütün imkânsızlıklarına rağmen aldığı olağanüstü tedbirlerle, zor savaş şartlarına rağmen Ermenilerin güvenliğini sağlamak için âdeta yeni bir cephe açmış gibi çok ağır idarî, askerî ve malî yükler altına girmiştir.

Aklıselim sahibi tarihçiler Osmanlı”nın devlete olan bağlılıklarından dolayı Millet-i Sâdıka olarak nitelendirdiği bir halka karşı, birdenbire tavır değiştirmesini gerektirecek mantıki bir açıklama bulamamışlardır. Burada Osmanlı”nın geleneksel politikalarından bir sapma yoktur. Sapma Rusya başta olmak üzere sömürgeci batı ülkelerinin hayâli bağımsızlık vaatlerine kanan Ermeni toplumundadır.

Tehcir olayı kesinlikle soykırım amacı gütmemiştir. Aksine Osmanlı Devletinin savaş şartları altında kendi halkının güvenliğini sağlamak için gerek gördüğü çok başarılı bir sevk ve iskân hareketidir. Tehcir Harekâtı, benzeri durumlarla karşılaşacak ülkeler için örnek alınacak bir yer değiştirme faaliyeti olmasına rağmen muzır ve şartlandırılmış beyinlerce saptırılmış ve soykırım olarak nitelendirilmiştir. Bu tutum bu şekliyle tarihe ve tarihçilere hakaret niteliğindedir.

Rus ve İngiliz kışkırtmaları sonucunda meydana gelen isyan ve katliâmlar karşısında Osmanlı hükümeti, öncelikle Ermeni Patriğini Ermeni milletvekillerini ve Ermeni cemâatinin ileri gelenlerini toplamıştır. Onlara, Ermeni toplumunu derhal uyarmalarını, Müslüman tebaya yönelik saldırılarına devam etmeleri halinde cebri tedbirler almak zorunda kalacağını bildirmiştir. Fakat uyarılar sonuç vermemiştir.

Olaylar artınca ordunun cephe gerisinin emniyete alınması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bunun sonucunda bugün “Ermeni soykırım günü” olarak dünyaya kabul ettirilmeye çalışılan 24 Nisan 1915 tarihinde bütün Ermeni Komiteleri kapatılmıştır. Bu komitelerde yönetici olarak görev almış 2345 kişi “Devlet aleyhine faaliyette bulunmak” suçundan tutuklanmıştır.

Diaspora Ermenilerinin her yıl "Ermeni soykırımının yıldönümü" diye andıkları 24 Nisan, devlet aleyhine faaliyette bulunan ve masum insanları katleden 2345 çete mensubunun yargı önüne çıkarılmak üzere tutuklandıkları tarihtir. Aslında bu tarihin, sözde soykırım şöyle dursun, soykırım iddialarına temel oluşturduğu iddia edilen "Tehcir” uygulamasıyla dahi ilgisi yoktur.

Ermenilerin iddia ettiği gibi tehcir esnasında 1.5 milyon Ermeni ölmemiştir. İstatistikler Osmanlı ülkesinde yaşayan Ermenilerin nüfusunun 1.250.000 civarında olduğunu göstermektedir. Devlet kayıtlarında ne kadar Ermeni”nin yer değiştirme uygulaması çerçevesinde bulundukları yerden çıkarıldığı ve ne kadarının sağ salim yeni yerleşim bölgelerine ulaştığı da belgeleriyle bulunmaktadır.

1914 yılı nüfus sayımına göre, Osmanlı Ermenilerinin nüfusu 1.221.850” dir.

9 Haziran 1915”te başlayıp 8 Şubat 1916 tarihinde sonuçlanan yer değiştirme esnasında 391.040 kişi yerleştirilecekleri yeni bölgelerine sevk edilmiştir. Bunlardan 356.084”ü yerleşim bölgelerine ulaşmıştır. Buna göre Ermenilerin yer değiştirme sırasında verdiği kayıplar 35.000 kişi civarındadır. Yer değiştirme uygulamasına tabi tutulan nüfus içerisinde yer alan ve tehcir esnasında Halep”te yaşayan 26.064 Ermeni 35.000”den çıkarıldığında geriye 10 bin kişi kalmaktadır. Bu durumda yer değiştirme sırasında verilen toplam zaiyat en fazla 10 bin kişiden ibarettir. Bunlar da eşkiya gruplarının baskınları neticesinde hayatlarını kaybetmişlerdir.

Osmanlı, yer değiştirme uygulamasıyla savaş şartlarında her an ölümle burun buruna gelebilecek olan yüz binlerce Ermeni”nin hayatını kurtarmıştır. Nitekim yeni bölgelere yerleştirilen Ermeniler sağ salim yaşamlarına devam ederken, Rus ordusu saflarında Türklere karşı savaşan Ermenilerin pek çoğu savaş esnasında hayatlarını kaybetmişlerdir.

Tehcir uygulaması saklı-gizli değildir. Tamamen, yabancı diplomatlar ile gözlemcilerin gözleri önünde ceryan etmiştir. Osmanlı Devletinin yer değiştirme uygulamasına tabi tuttuğu Ermenilerin nakli sırasında, ağır savaş şartlarına rağmen olağanüstü gayret gösterdiği yabancı diplomat raporlarında açıkça belirtilmiştir.

Tehcir ve Ermenilerin yaptıkları mezalimi anlatan belgeleri bir kitapta toplayarak kamuoyunu bilgilendirmek isteyen Osmanlı yönetimi bütün illere yazılar yazarak; Ermeni katliâmlarını anlatan belge ve fotoğrafların gönderilmesini resmen istemiştir. Toplanan belge ve fotoğrafların ışığında "Ermeni Komitelerinin Faaliyetleri ve İhtilal Hareketleri / Meşrutiyet”in İlanından Önce ve Sonra" adlı bir kitap yayınlanmıştır. Konu ile ilgilenenler bu kitaptan yararlanarak birinci elden ve tamamen ve resmi belgelere dayanarak olayların içyüzünü öğrenebilirler.





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 18
Dün Tekil 828
Bugün Tekil 698
Toplam Tekil 1638587
IP 54.158.84.38






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































6 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.406 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu