Bağlantısızlar Hareketi ve 77’ler Grubuna ilişkin Kavramsal, Tarihsel ve Güncel Bir Bakış - Kader Özlem - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Bağlantısızlar Hareketi ve 77’ler Grubuna ilişkin Kavramsal, Tarihsel ve Güncel Bir Bakış - Kader Özlem
Tarih: 17.12.2008 > Kaç kez okundu? 5993

Paylaş


Kavramsal Çerçeve: Bağlantısızlık

Bir dış politika tercihi olarak bağlantısızlık (nötralizm), rekabet halindeki ideolojik ve siyasal bloklara girmemeyi öngören ve söz konusu blokların/ittifakların dışında kalınarak çoğunlukla bağımsız politikalar ancak zaman zaman bloklar arasındaki rekabetten faydalanma politikası izleyerek alternatif bir siyasa oluşturmayı amaç edinen bir kavram olarak uluslar arası ilişkiler terminolojisinde yerini almıştır. Bağlantısızlık politikası, tek bir aktör tarafından izlenebileceği gibi ortak bir temelde/amaçta buluşmuş devletler grubu tarafından da uygulanabilir.

Kavrama ilişkin, literatürde net bir tanımdan kaçınılırken; ne olduğundan ziyade ne olmadığıyla ilgili örnekler verilerek, açıklanmaya çalışılmaktadır. Bu kapsamda, yalnızcılık, geçici ve sürekli tarafsızlık, askerden arındırma (demilitarizasyon) gibi kavramlarla karıştırılmaması gerektiği ve bu iki kavramın da kapsamı dışında yeni bir unsur olduğuna değinilmektedir.

Kavramsal çerçevede bağlantısızlık, uluslar arası ilişkiler disiplinine yeni bir bakış açısını beraberinde getirmiştir. Özellikle iki kutuplu uluslar arası yapının hâkim olduğu dönemde, Doğu ve Batı blokları dışında bulunan az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler açısından işlevsel bir dış politika aracı olmuştur. Küreselleşme olgusunun gün geçtikçe kendisini daha fazla hissettirdiği günümüz uluslar arası sisteminde tatbik edilmesi çok güç olan bağlantısızlık politikası, işlevselliğini iki kutuplu sistemin çözülüşüyle birlikte yitirmiştir.



Tarihsel Boyut: Bağlantısızlar Hareketi ve 77’ler Grubunun Ortaya Çıkışı ve Amaçları

Bağlantısızlar Hareketi, II. Dünya Savaşı sonrası dönemde uluslararası konjonktürde meydana gelen yapısal değişiklikler sonucu oluşan iki kutuplu sisteme bir tepki olarak, çatışan Doğu-Batı blokları dışında kalma ve ittifaklar içinde yer almama arzusuyla ortaya çıkmış bir oluşumdur. Bu amaç doğrultusunda, 18–24 Nisan 1956 tarihinde Endonezya’nın Bandung şehrinde katılımcıların çoğunluğunu bağımsızlığını yeni kazanan ülkelerin oluşturduğu Asya-Afrika Konferansı toplanmış ve Bağlantısızlar Hareketi’nin oluşturulmasına yönelik irade ortaya konmuştur.

Her yeni oluşumun farklı bir güvenlik kaygısı ile gerçekleştiği göz önüne alındığında, Bandung konferansına katılan ülkelerin salt uluslar arası sistemin yapısından duydukları endişenin etkisiyle bir araya geldikleri bir zemin değil; buna paralel doğrultuda bağımsızlığını yeni kazanan eski sömürge ülkelerin kendilerine farklı bir kimlik kazandırmak istediği platform olarak da dikkat çektiği belirtilmelidir. Bağlantısızların temel ilkelerinden biri olan ‘bağımsızlıkçılık’ ve anti-emperyalist düşünce, konferansın gündem maddelerinden birini teşkil etmiştir. Konferansın sonuç belgesinde, her türlü sömürgeciliğin kınanması ile de bu ilke işlenmiştir.

Asya ve Afrika ülkelerini bir araya getiren Bandung konferansını müteakiben 1957’de Kahire’de toplanan ayrı bir konferans Bağlantısızlar açısından yeni bir adım olurken; bu tarihten itibaren Hindistan, Yugoslavya, Gana ve Mısır’ın oluşum içinde daha ön planda yer aldıkları gözlemlenmektedir. Bağlantısızlık politikasının resmi bir harekete dönüştüğü platform ise yukarıda adıgeçen devletlerin girişimleri sonucu gerçekleştirilen 1961 Belgrad Konferansı olmuştur.

Bağlantısızlar Hareketi, 1961 Küba Krizi sonrasında uluslar arası sistemde eski döneme nazaran meydana gelen yumuşama süreci ile birlikte farklı bir döneme girmiştir. Hareketin kaderini uluslararası sistemin yapısı olduğu kadar, hareketin başını çeken ülkelerin politikaları da belirlemiştir. Örneğin, Mısır’ın Ortadoğu’da İsrail ile arasındaki rekabeti kaybetmesinin yanı sıra ABD’nin yörüngesine girmesi ve Hindistan’ın Pakistan ile yaşadığı sorunlara paralel olarak nükleer silahlanma yarışına katılması, Bağlantısızlar Hareketi’nin aktif bir politika izlemesini kısıtlamıştır.

77’ler Grubu ise, sanayi ülkeleri karşısında Üçüncü Dünya Ülkeleri tarafından 1964 yılında Genf’te UNCTAD I (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı) ile oluşmuştur. Başlangıç itibariyle 77 üyesi bulunan bu grubun, günümüzde 120’nin üzerinde üyesi bulunmaktadır. 77’ler Grubu’nun mevcut uluslararası düzeni sorgulamak ve Üçüncü Dünya’nın uluslararası ekonomik düzene ilişkin taleplerini dile getirmek amaçlarıyla ortaya çıktığı görülmektedir. Amacından da anlaşılacağı üzere, 77’ler Grubu, Bağlantısızlar Hareketi’nin siyasi ve ideolojik temelli örgütlenme anlayışından farklı olarak, sanayileşmiş ülkelerin oluşturduğu ekonomik düzene bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.

1960’lı yıllarda bağımsızlığını yeni kazanan az gelişmiş ülkeler ekonomik açıdan geri kalmış durumdaydılar. Aynı zamanda Bağlantısızlar Hareketi’ne mensup olan söz konusu ülkeler, yüzyıllardır sömürge olmalarından dolayı ulusal kalkınmalarını gerçekleştirecek altyapı, teknoloji, bilgi birikimi ve en önemlisi sermayeden yoksun kalmışlardı. Bunu gerçekleştirmek için, ülke içerisinde bulunan ham madde kaynaklarının ihraç edilmesi çözüm olarak belirmiş ve bu doğrultuda söz konusu ülkelerce ticaret politikaları geliştirilmiştir. Ancak, Kuzey-Güney arasındaki ekonomik uçurum gözetilmeksizin, zengin kuzey ülkelerce uygulanan ticari alandaki korumacı politikalar, Güney ülkelerinin ekonomilerine zarar vermekteydi. Bu ülkelerin rekabet gücünden yoksun olmaları ve eşitlikçi GATT (Tarife ve Ticaret Genel Antlaşması) kuralları, 77’ler Grubu örgütlenmesini kaçınılmaz kılmıştır.



Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Bağlantısızlar Hareketi ve 77’ler Grubu’nun Mevcudiyetine İlişkin Kanıtlar

Soğuk savaş döneminin bitimiyle birlikte, uluslar arası sistemde farklı bir dönem başlamış ve bu dönemde sistemin başat aktörü olarak ABD ön plana çıkmıştır. 1980’li yılların başlarından itibaren IMF ve Dünya Bankası gibi küresel ekonomik kuruluşların da faaliyetleriyle ticaretin önündeki engellerin kaldırılmasına ilişkin adımlar atılmış ve söz konusu durum küreselleşme sürecinin önünü açmıştır. Günümüzde gelinen noktada, ABD’nin sonu bitmek bilmeyen istek ve oyunları, sistemin rotasını belirleyici unsur olurken; sanayileşmiş Batı dünyasını sorgulamaya açacak ve karşısında bir denge unsuru oluşturacak bir aktör bulunmamaktadır.

Blok olgusunun ortadan kalkmasıyla birlikte, Bağlantısızlar Hareketi’nde önemli çözülmelerin yaşandığı görülmüştür. Kapitalist sistemin hegemon güç olduğu günümüz dünyasında, Üçüncü Dünya Ülkeleri için alternatif bir unsurun kalmadığı ortadadır. Kısacası, hareketin oluştuğu şartlardaki atmosfer artık ortadan kalkmıştır. Öte yandan, Bağlantısızlar Hareketi’ne hayat veren emperyalizm olgusunun 21. yüzyılda dahi devam etmesi, söz konusu oluşumun devamlılığını sağlayan yegâne unsurdur. Ancak, yeni dönemde bloklar arasındaki rekabeti kendi çıkarları doğrultusunda kullanma gibi seçeneğinin bulunmadığını da belirtmek gerekir.

11 Eylül 2001 sonrasında ABD’nin yeniden şekillenen dış politikasına paralel olarak, 2001 Afganistan ve 2003 Irak işgalleri sonrasında Üçüncü Dünya ülkelerinin sesini yükselttiğini ve Bağlantısızlar Hareketi’ni yeniden işlevsel hale getirmeye çalıştıkları gözlemlenmektedir. Neoliberal ekonomik sömürü formüllerinin, savaşla çatışmaların çözümünün sağlanması ve tek taraflı politikaların uygulatılmak istendiği bu dünyada, bugün Bağlantısızlar Hareketi, daha aktif bir rol alması çok önemli olmaktadır. Bu kapsamda, 11–16 Eylül 2006 tarihleri arasında Küba’nın başkenti Havana’da 14. Bağlantısız Ülkeler Zirvesi gerçekleştirilmiştir. Söz konusu zirvede nükleer enerjiden gelir dağılımındaki eşitsizliklere kadar bir dizi konu ele alınırken; Tito, Nehru ve Nasır gibi hareketin geçmişteki önderlerinin yerini Ahmedinecad ve Chavez gibi liderlerin aldıkları gözlemlenmiştir. Ayrıca, zirvede ABD politikaları sert bir şekilde eleştirilmiştir. Dolaylı olarak, Hareketin günümüzde anti-Amerikancı bir çizgide ilerlediğini söyleyebiliriz. Ancak, hareketin sürekli faal olan bir sekretaryasının bulunmaması ve alınan kararların uygulanması konusunda üyeler arasında farklılıkların oluşması Bağlantısızlar Hareketi’nin işlevselliğinin sorgulanmasını beraberinde getirmektedir.

77’ler grubuna bakıldığında söz konusu oluşumun da soğuk savaş sonrası dönemde aktif bir örgüt olduğunu söyleyebilmek güçtür. Günümüzde varlığını halen sürdüren ve üye sayısında artış sağlayan Grup, Dünya Ticaret Örgütü (DTO)’nün kurulması sonrasında varlığını eskisi kadar hissettiremediğini görmekteyiz. IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslar arası ticari ve finansal kurumların ülkelerin ekonomi politikalarının belirlenmesinde etkilerini artırmaları ve getirdikleri kriterler, Grubun işlevselliğini zafiyete uğratmıştır.

Güncel açıdan bakıldığında, 77’ler Grubunun 5 Aralık 2007’de BM İklim Değişikliği Konferansında ortak açıklamalarda bulunduğu görülmektedir. Grup, “Enerji, Güvenlik ve İklim” konulu konferansta, iklim değişikliği meselesinin BM Güvenlik Konseyinde değil; BM Genel Kurulunda veya farklı uluslar arası kuruluşlar nezdinde ele alınması gerektiğini belirtmişlerdir. Bunun yanı sıra, gelişmiş ülkelerin sera gazlarının boşaltımını azaltmamalarını ve gelişmiş ülkelerin Üçüncü Dünya ülkelerine sermaye ve teknoloji konularındaki yardım taahhütlerini yerine getirmemelerini eleştirmişlerdir. Görüldüğü üzere, Grup işlevsel olmaktan ziyade sembolik bir boyuta gelmiştir.

Kaynakça

 Kader Özlem, Uludağ Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü, Öğrenci.

Tayyar Arı, “Uluslar arası İlişkiler ve Dış Politika”, 5. bas., İstanbul: Alfa Yayınları, 2004, s. 233-234.

Onur Öymen, “Silahsız Savaş”, İstanbul: Remzi Kitabevi, 2002, s. 120.

Konferansın katılımcılarından biri olan Türkiye tarafından, konferansta sadece Batı sömürgeciliğinin kınanması yönünde oluşan iradeye tepki olarak, Batı sömürgeciliğinin yanı sıra komünist bir sömürgecilik olgusunun varlığı da kabul ettirilmiş ve bu durum konferansın sonuç belgesinde “her türlü sömürgeciliğin kınanması” şeklinde bir ibarenin yer almasıyla ifade edilmiştir. Bkz. Öymen, s.120–121.

İbrahim S. Canbolat, “Gelişmekte Olan Ülkeler”, 3.Bas., İstanbul: Aktüel, 2004, s. 59.

“Bağlantısızlar ABD’ye Sert Çıktı”, 16 Eylül 2006, http://www.ntvmsnbc.com/news/385157.asp?cp1=1 (e.t. 15.12.2007).





Yorumlar











Aktif Ziyaretçi 6
Dün Tekil 769
Bugün Tekil 127
Toplam Tekil 1161731
IP 54.89.20.246






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:























































2 Safer 1436
Kasım 2014
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
TURAN-SAM

Sayfanızı Da Tanıtın


Asil yetimler anadan babadan değil, ilim ve ahlaktan yoksun olanlardır. (HZ. ALİ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007-2014 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.311 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu