RUM BASIN BÜLTENİ (TAK) 21 TEMMUZ 2018 AKEL OKTAY’IN KKTC’YE GELİŞİNİ KINADI - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









RUM BASIN BÜLTENİ (TAK) 21 TEMMUZ 2018 AKEL OKTAY’IN KKTC’YE GELİŞİNİ KINADI
Tarih: 23.07.2018 > Kaç kez okundu? 110

Paylaş


Lefkoşa, 21 Temmuz 18 (T.A.K): AKEL, Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın 20 Temmuz dolayısıyla KKTC’ye yaptığı ziyareti ve açıklamaları kınadı.



Haravgi gazetesine göre, Türkiye’nin “istila” ve “işgal” ile BM Anlaşmasını ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini öne süren AKEL, “Türkiye, yasadışı eylemleri için kutlama yapmak yerine, Kıbrıs sorununda, işgali son erdirecek, vatanı ve halkı, Kıbrıslı Rumları ve Kıbrıslı Türkleri yeninden birleştirecek çözüm için çalışsın” iddiasında bulundu.



KAMENOS’UN SÖZLERİNE ÜZÜNTÜ



AKEL yaptığı açıklamada, Yunanistan Savunma Bakanı Panos Kammenos’un “Kıbrıs’ın ulusal gövdenin ayrılmaz parçası olduğuna” dair sözlerine ilişkin üzüntüsünü de dile getirdi.



Habere göre AKEL, bu tür açıklamaların, uluslararası alana hatalı mesajlar verdiğini söyleyerek, “Türkiye’nin günlük olarak karşı çıktığı Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı ve varlığının, çok iyi korunması gerektiğini” savundu.



(HC/HA)

POSTAYLA GELEN PAKETTEN UYUŞTURUCU ÇIKTI… ALICI KIBRISLI TÜRK



Lefkoşa, 21 Temmuz 18(T.A.K): Larnaka Posta Dairesi’ne Hollanda’dan gelen bir paketten yüksek miktarda uyuşturucu madde çıktı.

Fileleftheros gazetesi, Larnaka Posta Dairesi’ne yurt dışından gelen paketlerde yapılan rutin kontroller sırasında Hollanda’dan gelen bir pakette yüksek miktarda uyuşturucu bulunduğunun tespit edildiğini yazdı.

Haberde, söz konusu paketten 2 kilo hintkeneviri olduğuna inanılan uyuşturucu madde ve bin adet “ecstasy” hap çıktığı; Rum polisinin, paketin alıcısının Larnaka’da daimi olarak ikamet etmekte olan bir Kıbrıslı Türk olduğunu tespit ettiği belirtildi.

Habere göre söz konusu Kıbrıslı Türk tutuklandı.

(SB/HA)

KOCİAS’TAN KIBRIS MESAJI



Lefkoşa, 21 Temmuz 18(T.A.K): Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias, Kıbrıs sorununun çözümünün kalıcı ve fonksiyonel olmasının anahtarının, tam egemenliğe, bağımsızlığa, toprak bütünlüğüne sahip, yabancı askeri varlıklardan ve tek taraflı müdahale haklarından arınmış çağdaş bir devlet olması olduğunu iddia etti.

Alithia ve diğer gazeteler, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias’ın 20 Temmuz Barış Harekatı sebebiyle yaptığı açıklamada, yukarıda dile getirdiği “koşulların” Crans Montana’da gerçekleştirilen Kıbrıs konferansında BM Genel Sekreteri tarafından da dile getirildiğini söylediğini yazdılar.

Habere göre Kocias, “bu koşullara sadece Türkiye ve Kıbrıslı Türklerin karşı çıktığını” iddia ettiği açıklamasında ayrıca, BM Genel Sekreterinin yeni bir görevli atamasının Kıbrıs sorununun çözümü çabalarında yeni bir hareketlilik başlatmasını umut ettiğini belirtti.

Kocias, Yunanistan’ın Güney Kıbrıs’ın her zaman yanında ve destekçisi olduğunu da vurguladı.

(SB/HA)

YUNANİSTAN MECLİS BAŞKANI NİKOS VUTSİS TÜRKİYE’Yİ ELEŞTİRDİ



Lefkoşa, 21 Temmuz 18 (T.A.K): Yunanistan Meclis Başkanı Nikos Vutsis, Rum Haber Ajansı’na verdiği özel röportajda, Türkiye’nin Kıbrıs sorunundaki ve Güney Kıbrıs’ın tek taraflı olarak ilan ettiği Münhasır Ekonomik Bölgesi’yle ilgili tutumunu eleştirdi.

Haravgi gazetesi, Yunanistan Meclis Başkanı Nikos Vutsis, Rum Haber Ajansı’na verdiği özel röportajdaki açıklamalarına yer verdi.

Habere göre Vutsis “Kıbrıs’ta, siz gerginliğin yalanlanmayan tanıklarısınız” ifadesini kullanarak, Türkiye’nin, muhtemelen tehlikeli bölücü bir anlayışa, durgunluğun ve askıda bırakmanın uzatılmasına neden olacak görüşlerle, tutum sergilediğini iddia etti.

Votsis, Türkiye’deki siyasi liderliğin, yakın zamanda, barış, iyi komşuluk ve yıllara dayanan sorunların çözümlenmesi yararına, rolünü bulması temennisinde bulundu.

Fileleftheros gazetesine göre Yunanistan Meclis Başkanı Votsis, Türkiye’nin kendi içerisinde otoriter bir şekilde tavır sergilediğini, bu tutumunu gerek Kıbrıs sorunu gerekse 140 gündür tutuklu bulunan 2 Yunan askerle ilgili olarak da sergilediğini iddia etti.

“Kıbrıs Dosyası”nın yayımlanmasına ilişkin konuşan Votsis, “Kıbrıs Dosyası”nın Kıbrıs trajedisinin, gerçek, özlü ve tarihsel araştırması için bir kıvılcımı teşkil etmesi ümidini de dile getirdi.

Rum ve Yunan Meclis Başkanları’nın ve aynı zamanda uzmanlar ve araştırmacılardan oluşan karşılıklı komitelerin ortaklaşa işbirliğiyle zahmetli bir çalışmanın ileriye götürüldüğünü dile getiren Votsis, “Kıbrıs Dosyası”nın yayınlanmasına sonbaharda başlanmasının beklendiğini de ifade etti.

(FK/HA)

KIBRIS DOSYASI SONBAHARDA YAYINLANACAK



Lefkoşa, 21 Temmuz 18(T.A.K): Yunan Meclisi’nin arşivlerinde bulunan “Kıbrıs Dosyası” sonbahardan itibaren kamuoyuna açıklanmaya başlanacak.

Alithia gazetesi, Yunanistan Meclis Başkanı Nikos Vutsis’in dün 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı sebebiyle yaptığı açıklamada, Rum Meclisi’yle ortaklaşa yürütülen çalışmayla hazırlanmakta olan Kıbrıs Dosyası’nın sonbahardan itibaren ciltler halinde kamuoyuyla paylaşılmaya başlanacağını açıkladığını yazdı.

Habere göre Vutsis dünkü basın toplantısında, 20 Temmuz 1974 tarihinde Yunan Bakanlar Kurulu’nun Türk Barış Harekatına ilişkin aldığı bir kararın belgesini de paylaşarak, Kıbrıs Dosyası’nın toplam 32 ciltten oluştuğunu ve her cildin 500 yada 600 sayfa içerdiğini vurguladı.

Vutsis, ciltlerin ikişer veya dörder cilt şeklinde kamuoyuyla paylaşılmaya başlanacağını da belirtti.

(SB/HA)

GELİŞİ ÖNCESİNDE LUTE’A MESAJLAR…



ANASTASİADİS “NORMAL DEVLET KURULMASI TARTIŞMA KABUL ETMEZ, PAZARLIK KONUSU DEĞİLDİR”

PRODROMU: “TÜRK TARAFINCA ORTAYA KONULAN DOĞRULANIRSA, YENİDEN BAŞLAMA ÇOK ZOR BELKİ İMKANSIZ OLUR”



Lefkoşa, 21 Temmuz 18 (T.A.K.): BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs sorunu için görevlendirdiği geçici danışmanı Jane Holl Lute bu hafta sonu Ada’ya geliyor. Lute’un –ziyaret programına göre- Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’le ayrı ayrı birer görüşme yapması bekleniyor.

Rum basını 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı nedeniyle dün, KKTC’de düzenlenen kutlama ve Rum tarafında düzenlenen “kınama” etkinliklerinde Lute’u muhatap alan karşıt açıklamalar yapıldığına dikkat çekti.

Fileleftheros haberi manşetten “ Lute’a Zıt Mesajlar… Genel Sekreter’in (geçici) Danışmanının Neye Karar Vermesi Gerektiğine Farklı Yaklaşımlar… Akıncı ve Anastasiadis Pozisyonlarını Netleştiriyor” başlık ve spotlarıyla aktardı.

Habere göre Lute’un önünde iki zor görev bulunuyor. Birincisi, müdahil tarafların tez ve görüşlerini not edip, işittiklerine dayanarak Genel Sekreter’e müzakerelerin yeniden başlama olanaklarını izah etmek. İkincisi de “ya kendisinin ya da Genel Sekreter’in, başlama noktasının ne olacağını, yani Crans Montana’da koptuğu yerden mi başlayacağını yoksa sıfırdan yeni bir prosedür mü olacağını söylemek.”

Rum tarafının, müzakerelerin Crans Montana’da koptuğu yerden başlaması, Kıbrıs Türk tarafının da sıfırdan yeni bir prosedür başlaması gerektiği mantığında hareket ettiğini yazan gazete, dün Ada’nın her iki tarafında yapılan törenlerde, Lute’u ve BM’yi muhatap alan mesajlar verildiğini kaydetti.

Haberi “Anahtar, Başlama Noktası… Kıbrıs Sorununun Bundan Sonraki Sürecini Prosedürün Nasıl İlerlediği Belirleyecek “başlığıyla iç sayfasında detaylandıran gazete, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Barış ve Özgürlük Bayramı nedeniyle 19 Temmuz’da yaptığı açıklamayı kaynak göstererek Akıncı ve Türkiye’nin, müzakerelerin liderler düzeyinde sıfırdan başlamasından yana olduğunu yazdı.

Gazete Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’in ise, yine 19 Temmuz akşamı “Kayıp Anası” anıtının açılışında yaptığı konuşmada, hem başlama noktasıyla ilgili tutumunu yinelediğini hem de Pazartesi günü görüşeceği Jane Holl Lute’u muhatap alan şu mesajı verdiğini belirtti:

“NORMAL DEVLET KUIRULMASI TARTIŞMA KABUL ETMEZ, PAZARLIK KONUSU DEĞİLDİR”

“Sürdürülebilir, işlevsel bir çözüme varılması için istediklerimizi, normal bir devlet kurulması için istiyoruz. Bu da (normal bir devlet kurulması) tartışma kabul etmez, pazarlık konusu değildir. Hedefim, garantilerin ve yabancı askerlerin olmadığı normal bir devlettir.

Çözümün işlevselliğinin, talep edildiği gibi imtiyaz kazanılmasıyla değil uluslararasında kabul görmesiyle olmasını istiyoruz. İşlevsel çözüm olacaksa toplumlar birbirine saygılı olmalı, zahmet ve fedakarlıklarla başarabileceğimiz çözümün reddedilmesinden başka bir şeye yaramayacak aşırı imtiyazlar istememeliyiz.

“NEDEN BİZİM ÖNERİMİZ KABUL EDİLMİYOR?”

Kıbrıslı Türk vatandaşlarımızın da hakları olduğuna –ki bunu dostane bir mesaj olarak söylüyorum- duyarlılık gösterilmeli. Her kararda bir olumlu oy talebi neden kabul edilsin? Neden; ‘merkezi devletin kararlarının Kıbrıs Türk toplumunu olumsuz etkileyebilecek olması halinde olumlu oy hakkınız olsun’ önerimiz kabul edilmiyor?

Çözüm için çalışma iradesine sahibim. Ancak Zürih-Londra Anlaşmaları’ndan kalan haksızlık parçacıkları bırakmayacak bir çözüm. Çünkü yapılacak anlaşma haksızlığa dayanırsa, yıkılmaya mahkûmdur.

Herkesin –bugün karşı karşıya kaldıklarımızın ve çözüm arayışlarındaki zorlukların ana sorumluluğunu taşıyan ülkeyi kast ediyorum- Avrupa ülkesi olarak herhangi bir üçüncü ülkenin garantisine ihtiyacımız olmadığına herkesin duyarlılık göstermesini umuyorum. Asker varlığı istemiyoruz çünkü hiçbir tehdit altında değiliz, çünkü bütün komşu ülkelerle dostuz, çünkü daha önce hiç olmadığı kadar güçlü bağlantılar geliştirdik.”

SÖZCÜ PRODROMU

Habere göre Rum Sözcü Prodromos Prodromu müzakerelerin başlama noktasıyla ilgili Türk tarafınca ortaya konulan doğrulanırsa (sıfırdan yeni bir prosedür) müzakerelerin yeniden başlamasının “çok zor, belki imkânsız olacağını” savundu.

“Görüşme sıfırdan başlamaz, çünkü halen BM tarafından uzlaşılmış bir prosedür var” diyen Prodromu, prosedürde “takvim yoktur” şartıyla uzlaşıldığını öne sürdü, BM’nin Kıbrıs’la ilgili konferansı tahtında bir de Guterres Çerçevesi bulunduğunu söyledi.

Prodromu Kıbrıs Türk tarafından yapılan, ‘44 yıl çok fazla, yorulduk. Kıbrıs sorunu böyle çözülmez’ açıklamasını “kışkırtıcı” bulduğunu söyleyerek şu iddiada bulundu: “Bunları anahtarı elinde tutan, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin normal devlet olarak işlemesini, toprak bütünlüğü sağlamasını engelleyen taraf söylüyor.”

Türk tarafının zihniyet dönüşümü talebini de yorumlarken “gerçekten de zihniyet değiştirmemiz lazım” diyen Prodromu “Kıbrıs’ta zihniyet değiştirmemiz tam olarak; tarafların alıştıklarının, sürdürülebilir veya çağdaş demokratik ülke rejimi olduğunu düşünmememiz gerektiği anlamına gelir. Ancak özellikle, kendi stratejik hedefleri için Kıbrıslı Türklerin güvenliği gibi çeşitli bahaneler ortaya koyan Türkiye’nin zihniyetini değiştirmesi gerekir.” İfadelerini kullandı.

KIBRIS TÜRK HALKININ ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN KURBANI OLMASINA MÜSAADE EDİLMEYECEK “TEHDİDİ”

Haravgi “Türkiye B Planıyla Tehdit Ediyor” başlığıyla manşete çektiği haberinde ise Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 10 gün içerisinde ikinci kez, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmazsa B planından söz etmesini ve “Türkiye Kıbrıs Türk halkının çözümsüzlüğün kurbanı olmasına müsaade etmeyecek” sözünü “tehdit” olarak yorumladı.

Gazete Erdoğan’ın 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı nedeniyle yayımladığı mesajdan geniş alıntılar yaptığı haberinde dün, 44 yıldır çözüm bulunamaması konusunda karşılıklı suçlama açıklamaları yapıldığını belirtti, Anastasiadis’in “Kayıp Anası Anıtı” açılışında söylediklerini aktardı.

Aynı gazete “AKEL: Başkan’ın Lute’a Ne Söyleyeceğini Kimse Bilmiyor” başlıklı haberinde ise her iki liderin de 23 Temmuz pazartesi günü Jane Holl Lute ile görüşeceğini, Rum Yönetimi’nin bu görüşmeyi “müzakerelerin yeniden başlaması perspektifi açısından kritik” bulmasına karşın Anastasiadis’in görüşme öncesinde Rum siyasi parti liderlerine bilgi vermediğine dikkat çekti.

Habere göre, AKEL Basın Sözcüsü Stefanos Stefanu “kritik gelişmeler varken başkan siyasi güçlerle istişare etmeyi faydalı görmedi. Halkın arasına girip görüş dinlemedi. Sayın Lute’a ne aktaracak kimse bilmiyor. Bundan sonraki kritik dönemde ne yapacak kimse bilmiyor” dedi ve uyardı: “Ortaya çıkacak sonucun tek sorumlusu kendisi olacak.”

(ŞA/ŞEB)

EXXON MOBIL-QUATAR PETROLEUM HAZIRLIKLARINI SÜRDÜRÜYOR



SUNDUĞU BÜTÜN VERİ, BELGE VE HARİTALARA, HER BELGE SAYFASINA “GİZLİLİK” KOYDU



Lefkoşa, 21 Temmuz 18 (T.A.K.): ExxonMobil-Quatar Petroleum konsorsiyumunun, Rum Yönetimi’nin tek yanlı ilan ettiği Münhasır Ekonomik Bölge’deki (MEB) 10’uncu parselde kasım ayında başlaması beklenen sondaj çalışmaları için hazırlandığı, en az iki sondajın hazırlıklarının son aşamaya girdiği bildirildi.

Fileleftheros’un “ExxonMobil İzinleri Alıyor ve İlerliyor… Sondaj Matkabını Sağladıktan Sonra Prosedür Destek Gemileriyle Tamamlanıyor” başlıklı haberine göre inceleme ve konsorsiyumun sunduğu dilekçe doğrultusunda çevre izninin 30 Temmuz’da incelenerek onaylanması bekleniyor.

Konsorsiyumun 10’uncu parselde iki veya daha fazla sondaj için izin başvurusunda bulunduğu ve bütün araştırma ile talep belgeleri için gizlilik niteliğine olanak tanıyan son yasal düzenlemelerin ardından, sunduğu bütün veri, belge ve haritalar ile belgelerin her sayfasına gizlilik getirdiğine dikkat çekildi.

Edindiği bilgilere dayanarak ilk sondaj hedefi, en sonuç vaat eden hedef olan “Delfini” olan konsorsiyumun, “Delfini”nin güneyindeki “Antheia” ile kuzeyindeki “Glafkos”u mu hedef seçeceğinin henüz kesinleşmediğine dikkat çeken gazete, yapılan son araştırma sondajlarından edinilen veriler sonrasında terazinin kefesinin “Glafkos” lehinde ağır basmaya başladığını yazdı.

Gazete, derin denizlerde sondaj yapabilme kabiliyetine sahip modern bir sondaj matkabından biri için, matkabın İngiliz bayrağı taşıması şartıyla geçen ay anlaşma yapan ExxonMobil’in Malta-Rum şirketleri konsorsiyumu olan “Medserv” ile de Doğu Akdeniz’deki arama faaliyetlerine destek için karada ikmal hizmeti alımı için anlaştığını yazdı. ENI’nin Doğu Akdeniz’de yaptığı üç sondaja da destek hizmeti veren Medserv’in bu destek hizmetlerini sağlamak için Limasol Limanı’nda ek binalar kurduğuna işaret etti.

(ŞA/ŞEB)

22 TEMMUZ 2018

KOCİAS: “YENİ TUR MÜZAKERELERE DAHA İYİ ŞARTLARLA GİDİYORUZ”



Lefkoşa, 22 Temmuz 18 (T.A.K): Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias “Yunanistan ile Rum kesiminin, yeni tur müzakerelere, ilk kez öncekilerden daha iyi şartlarla gitmekte olduğunu” söyledi.



Alithia ve diğer gazetelere göre, Yunanistan’daki bir gazeteye demeç veren Kocias, “geçmişte her tur yeni müzakerenin bir önceki müzakerelere göre tezlerin kaybıyla gerçekleştiğini, ancak ilk kez bu tarihsel eğilimin bozulduğunu” öne sürdü.



“Yeni müzakereye, Sayın Eide’nin hazırlamış olduklarından daha iyi şartlarla gitmekte olduklarını” savunan Kocias, “(yeni tur müzakerelere), Crans Montana görüşmelerinin sonunda ifade edilen, BM Genel Sekreterinin çok ciddi önerileriyle gitmekte olduklarını” ileri sürdü.



Kocias “müzakerelere, garanti ve ittifak anlaşmalarının artık muhafaza edilemeyeceklerine dair teze sahip olarak gitmekte olduklarına” işaret etti.



Buna paralel olarak “Kıbrıs sorununun BM kararları temelindeki çözümünün, işgal birliklerinin çekilmesiyle birlikte, Yunanistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin barışçıl bir şekilde gelişmesi için temel şart olduğunu” da ileri süren Kocias, sözlerinin devamında enerji konulu bir soruya da yanıt verdi.



Gazeteye göre, Güney Doğu Akdeniz’deki enerji yataklarından istifade edilmesi, Yunanistan üzerinden Avrupa’ya boru hattı gelişi ve güvenlik konularındaki tehlikeler konusundaki bir soruya yanıtında Kocias, bu tarz tehlikelerin Yunanistan ile Güney Kıbrıs’ın daha sıkı bir şekilde bağlanması ve bölgedeki ittifakların geliştirilmesiyle göğüslenebileceğini ifade etti.



Bununla birlikte “Türkiye’yle daha iyi ilişkiler arzulayacaklarını” ifade eden Kocias, “ancak bunun yalnızca kendilerine bağlı olmadığını” iddialarına ekledi.



Kocias’ın açıklamaları Haravgi’de “Daha İyi Şartlarla Yeni Müzakere”, Fileleftheros’ta ise “Daha İyi Şartlar Altında Yeni Müzakereler” başlığıyla yer buldu.



(İY/ÖK)

AVRUPA KOMİSYONU ÇÖZÜM İÇİN YARDIMA HAZIR



2019 AP SEÇİMLERİ ÖNCESİ ÇÖZÜM



Lefkoşa, 22 Temmuz 18 (T.A.K): Avrupa Komisyonu’nun, “herhangi bir” çözüme yardımcı olmaya hazır olduğu ileri sürülürken, Brüksel’de, 2019 yılındaki Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinden önce Kıbrıs sorununun çözümünün olması gerektiği düşüncesinin hakim olduğu iddia edildi.



Fileleftheros gazetesi “2019 Avrupa Parlamentosu Seçimleri Öncesinde Çözümle Flört” başlığıyla verdiği Brüksel çıkışlı haberinde, edindiği bilgilere göre, AB merkezli önemli çevrelerin, 2019 Mayıs ayındaki Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri öncesinde Kıbrıs sorununun nihai çözümüne yönelik gelişmelerin başlaması için eylül ayında BM Genel Kurulu’nda özlü hareketlerde bulunulmasını arzuladığını yazdı.



AB’den kaynakların anlattıklarına göre, AB çevrelerinin, “çözüm durumunda yapılması gereken uygulamalar olduğuna işaret ederek, özümüzdeki mayıs ayındaki AP seçimlerinin, “göz ardı edilemez bir doğal bir sınır çizgisi olduğuna” atıfta bulunduğunu savunan gazete, kaynakların, 4’e 1 oranında (4 Kıbrıslı Rum temsilci ve 2 Kıbrıslı Türk temsilci) Kıbrıs Türk kurucu devletinin temsilcilerinin katılımı meselesini de fotoğrafladığını iddia etti.



Aynı bilgilere göre Komisyon’un BM’nin Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik çabalarına katkıda bulunmaya hazır olduğunu kaydeden gazete, Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini’nin, bunu, Brüksel’de eylül ayı başlarında BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs sorunu için görevlendirdiği geçici danışmanı Jane Holl Lute’a aktarmasının beklendiğini yazdı.



Ancak Komisyon’un olası bir çözümün kalitesi, özellikleri ve içeriği konusunda kayıtsız kaldığını, sadece yeniden birleşmiş Kıbrıs’ın AB karşısındaki yükümlülüklerini yerine getirmesine yönelik “özel kriterini” koyduğunu savunan gazete, “bu kışkırtıcı kabul edilmez yaklaşım” çerçevesinde Brüksel’in, arzulanan çözümün parametreleri konusunda pozisyon almaksızın topu ilgili taraflara attığını, aynı zamanda “Erdoğan rejiminin” neredeyse tüm taleplerini yerine getirmeye çalıştığını iddia etti.



Komisyon’un, ortaya koydukları “özel kriteri” yerine getirmesi şartıyla, “herhangi bir” çözümün AB müktesebatına entegre edilebileceği yönündeki tezini dile getirdiğini öne süren gazete, Brüksel’in bu yaklaşımı neticesinde, Türk tarafının, her türlü talebinin yerine getirileceği ve Kıbrıs sorununun çözümünün bir parçası olabileceği düşüncesiyle cesaretlendiğini savundu.



Haberinde, “Federal Kıbrıs’ta” Türk vatandaşlarına yönelik dört özgürlük konusunda, Komisyon’un Türkiye’nin önerisini reddetmekle kalmayıp, daha önce de yazıldığı üzere, benzer durumlar arama sürecine girdiğini iddia eden gazete, benzer durumlardan birinin “Portekiz-Brezilya” örneği olduğunu aktardı.



Bu durumda, AB’nin, Lizbon’a bir istisna yaparak, Brezilya’dan vatandaşlara çalışma olanağı sağladığını aktaran gazete, AB’den çevrelerin, benzer düzenlemenin, Türk vatandaşlarına istisna olarak kalma ve çalışma hakkının verilmesi amacıyla, “Federal Kıbrıs” için de olabileceğini düşündüklerini aktardı.



KOMİSYON HALA HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMIŞ VAZİYETTE



Gazete bilgilere göre, Avrupa Komisyonu’nun, Crans Montana’daki başarısızlık nedeniyle hala hayal kırıklığına uğramış bir vaziyette bulunduğunu da yazdı.



Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’in Kıbrıs sorunu grubunun sorumlusu Kjartan Bjornsson’un, yaptığı açıklamalarla, başarısızlığın sorumluluğunu, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’e yüklediğini kaydeden gazete, aynı bilgilere göre, Rum tarafı “cüretkar açılımlar” yaparken, “Türkiye’nin uzlaşmaz tutum sergilemesine, garanti haklarını talep etmesine ve bir Avrupa ülkesinde ordunun kalmasına ısrar etmesine rağmen” Komisyon’un, İsviçre’de büyük bir fırsatın kaçırıldığını düşündüğünü aktardı.



Avrupa Komisyonu’nun Crans Montana’da bulunduğunu ve olanları iyi bildiğini belirten gazete, bu nedenle Komisyon’un, Ankara’yı cesaretlendirecek derecede suçlarından arındırdığını iddia ederek, bu davranışlarının kabul edilmez olduğunu savundu.



Haberinde Avrupa Komisyonu’nun tutumunu örnek olarak Mogherini’nin, “Geçen yıl çözüme ulaşma çabasıyla birlikte çok sıkı bir şekilde çalıştık” şeklindeki sözlerini aktardı.



(HC/YIL)

“TAVROS” (PAMUKLU) BÖLGESİNDE AYİN



Lefkoşa, 22 Temmuz 18 (T.A.K): Gazimağusa Boğaz ile Yenierenköy yolunda bulunan “Tavros” (Pamuklu) köyündeki “Ay.Sergiu ve Vakhu” Kilisesi’nde, 44 yılın ardından bu sabah ilk kez ayin yapılmasının planlandığı belirtildi.

Alithia gazetesi ayinin, Karpaz Bölge Piskoposu Hristoforos tarafından yönetilmesinin beklendiğini de yazdı.



(FK/YIL)

ÇİNLİLERDEN 75 MİLYON EURO’LUK YATIRIM



Lefkoşa, 22 Temmuz 18 (T.A.K): Çinli Jim Chang Global Corporation Ration Group’un, Güney Kıbrıs’ta “Mağusa” bölgesinde 75 milyon Euro’luk yatırım için çalışmalarının sürdüğü bildirildi.



Alithia gazetesi Çinli şirketin, 5 yıldızlı bir otel olacak “Sun City Spa&Resort Hotel”in inşasının sürdüğünü belirterek, bunun, bölgede, turizm alanında en büyük özel yatırım olduğunu kaydetti.



Çalışmanın 2019 yılında tamamlanmasının beklendiğini aktaran gazete, 75 milyon Euro değerindeki otelde 190’dan fazla oda ve otel içerisinde 10 adet villa tipi konutun olacağını yazdı.



Haberde şirketin, teknoloji ve eğitim alanında da çalışmalar yapma planlarının olduğu aktarıldı.



(HC/YIL)

“TÜRKİYE TUTUMUNU DEĞİŞTİRMEZSE MÜZAKERELERİN YENİDEN BAŞLAMASINA RUMLARDAN VETO”



Lefkoşa, 22 Temmuz 18 (T.A.K): Lefkoşa Üniversitesi/IMR tarafından, gerçekleştirilen ankete katılan her 4 kişiden 3’nün, Türkiye’nin tutumunu değiştirmemesi durumunda Kıbrıs sorununa ilişkin müzakerelerin yeniden başlamaması gerektiği yönünde görüş beyan ettiği belirtildi.

Simerini gazetesi Lefkoşa Üniversitesi/IMR tarafından, temmuz ayı içerisinde, 18 yaş üzeri toplam 500 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen anketin sonuçlarına yer verdi.

Habere göre BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs sorunu için görevlendirdiği geçici özel danışmanı Jane Holl Lute’un Ada’ya gelişinin Kıbrıs sorununa ilişkin müzakerelerin yeniden başlaması perspektifini yaratıp yaratmayacağı şeklindeki soruya yüzde 58’i “evet”, yüzde 31’i “hayır”, yüzde 11’i ise “bilmiyorum/yanıt yok” cevabı verdi.

Türkiye’nin, ordunun ve garantilerin kalması şeklindeki tezlerinde ısrarlı olması durumunda müzakerelerin yeniden başlaması gerektiğini düşünüp düşünmedikleri şeklindeki soruya ise yüzde 76’sı “hayır” (başlamaması gerektiğini), yüzde 21’i “evet” (başlaması gerektiğini), yüzde 3’ü ise “bilmiyorum/yanıt yok” şeklinde yanıt verdi.

Müzakerelerin yeniden başlaması durumunda bunun Crans Montana’da kaldığı yerden devam etmesi şeklindeki görüşe yüzde 63’ü “evet, yüzde 32’si “hayır”, yüzde 5’i ise “bilmiyorum/yanıt yok” cevabını verdi.

Müzakerelerin yeniden başlaması durumunda Türkiye’nin, Güney Kıbrıs’ın tek taraflı ilan ettiği Münhasır Ekonomik Bölgesi içerisindeki faaliyetlerini sona erdireceğini düşünüyor musunuz sorusuna yüzde 83’ü “hayır” , yüzde 13’ü “evet”, yüzde 4’ü ise “bilmiyorum/yanıt yok” yanıtını verdi.

Guterres çerçevesine ilişkin olarak Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis arasında ortak bir zemin bulunabileceğine inanıyor musunuz? sorusuna yüzde 68’i “hayır”, yüzde 25’i “evet”, yüzde 7’si “bilmiyorum/yanıt yok” şeklinde görüş ortaya koydu.

“ÖNEM TAŞIYAN KELİMELER” SÖZLÜĞÜ

Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum gazetecilere yönelik olarak AGİT’in girişimiyle hazırlanan “Önem Taşıyan Kelimeler” sözlüğünü ise ankete katılanların yüzde 51’i “kabul edilemez”, yüzde 15’i “kötü”, yüzde 13’ü “iyi”, yüzde 1’i “mükemmel” olarak nitelendirirken , yüzde 19’u ise “bilmiyorum/yanıt yok” yanıtını verdi.

Gazeteciler için hazırlanan sözlüğe ilişkin faaliyeti nasıl değerlendiriyorsunuz? sorusuna ise yüzde 62’si “yanlış”, yüzde 18’i “doğru” , yüzde 10’u “ne yanlış ne de doğru” şeklinde değerlendirdi, yüzde 10’u ise “bilmiyorum/ yanıt yok” şeklinde cevap verdi.

AGİT’in bu hassas konuya müdahil olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? sorusuna, yüzde 35’i “olumsuz”, yüzde 25’i “olumlu”, yüzde 24’ü “ne olumlu ne olumsuz”, yüzde 16’sı “bilmiyorum/yanıt yok”, Rum gazetecilerin bu sözlüğü benimseyeceğine inanıyor musunuz sorusu karşısında ise yüzde 50’si “hayır”, yüzde 14’ü “evet”, yüzde 5’i “kısa bir zaman için evet”, yüzde 16’sı “tam değil”, yüzde 15’i ise “bilmiyorum/yanıt yok” yanıtını verdi.

Sözlüğün tarihi gerçekliği çarpıttığı görüşüne yüzde 64’ü “evet”, yüzde 21’i “hayır” , yüzde 15’i “bilmiyorum/yanıt yok” şeklinde yanıt verdiğini yazan gazete sözlüğün, gazeteciler için bir çeşit sansür olup olmadığı sorusuna ise ankete katılanların yüzde 48’i “evet”, yüzde 36’sı “hayır”, yüzde 16’sı ise “bilmiyorum/yanıt yok” cevabını verdiğini belirtti.



(FK/YIL)

LUTE’UN “LİDERLER ARASINDA YÜZ YÜZE GÖRÜŞME HEDEFLEDİĞİ” İDDİA EDİLDİ



“ÇOK KATI VE SOĞUK BİR PROFESYONEL. PRATİK VE MUHATABINDAN DA AYNISINI BEKLİYOR”

“SAYISAL EŞİTLİĞE ATIF YAPACAK MADDELERİ VEYA AZINLIĞIN İMTİYAZLAR EDİNMESİYLE İŞLEYEMEZ VE SÜRDÜRÜLEMEZ BİR DEVLET KURULMASI KABUL EDİLMEZ”

Lefkoşa, 22 Temmuz 18 (T.A.K.): BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs sorunu için görevlendirdiği geçici özel danışmanı Jane Holl Lute’un, iki toplum lideri arasında açık gündemli bir yüz yüze görüşme hedefiyle perde gerisinde çalışmaya başladığı öne sürüldü.

Simerini, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile 15.30’da, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile de 11.30’da görüşecek olan Lute’un liderler arasında, kendisinin de katılacağı açık gündemli bir görüşme için perde gerisinde hazırlık yaptığını yazdı. Gazete, Kıbrıslı Türk müzakereci ve Rum dengi arasında serbest görüşmeler başlamasına da sıcak baktığını öne sürdü.

“Güvenilir ve teyit edilmiş bilgileri” kaynak gösteren gazete “Flaş: Akıncı-Anastasiadis Yüz Yüze Görüşmesi ‘Kundakta’ ” başlığıyla aktardığı haberinde, liderler görüşmesi için gerekli nabız yoklamalarının perde gerisinde yapıldığını, Rum Başkanlık Sarayı’nın “olumlu cevap verdiğini” ancak Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndan “henüz olumlu ya da olumsuz bir işaret gelmediğini” savundu.

Gazetenin iddiasına göre “açık gündemli bir liderler görüşmesi için nabız yoklandığı bilgisini doğrulayan” Rum Başkanlık Sarayı kaynakları “Kıbrıs Türk tarafında irade değişikliği görmedikleri için beklenti sepetini küçük tuttuklarını” söylediler.

Haberde, Lute’un müzakereciler arasında serbest (gündemsiz) hazırlık görüşmelerinin başlamasına ve bu görüşmelerin, Kıbrıs’la ilgili yeni bir konferansın “mayası” olarak işleyecek yapılandırılmış bir diyalogla sonuçlanmasına da sıcak baktığı öne sürüldü. Kıbrıs sorununun dış yönleri için Ankara ve Atina ile yapılması gereken istişareler konusunda da aynı frekansta hareket ettiği belirtildi.

Kıbrıs’taki tarafların, Lute ile görüşmelerinin sonuçlarını nasıl ortaya koyacakları konusunda bir ilke anlaşmasına varmaları için iki tarafın da BM Kıbrıs grubu ile direkt iletişim halinde olduğunu belirten gazeteye göre, Jane Holl Lute, tarafların ses tonlarını düşük tutmasını ve prosedürün yeniden toparlanması gereğine dair ortak mesajlar vermesini istiyor. Aleni açıklama yapmamaya karar veren Lute’un perde gerisinde taraflara, olumlu mesajlar vererek misyonuna (Lute’un) zaman tanıma çağrısı yaptığı da habere eklendi.

Fileleftheros, Ada’ya dün gelmesi, Cumhurbaşkanı Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’le yarınki görüşmeleri öncesinde bugün, BM’nin siyasi grubu ile toplantılar yapması beklenen Lute’un çalışma tarzı ve karakteri ile ilgili bilgiler aktardı.

ÇALIŞMA ARKADAŞLARINA GÖRE LUTE…

Gazeteye göre, daha önce Amerikalı diplomatla birlikte çalışanlar Lute’un “çok katı ve soğuk bir profesyonel olduğunu” düşünüyor. Çalışma arkadaşları teorikten çok pratik olduğunu ve muhataplarından da aynı şeyi beklediğini söylüyor.

Kıbrıs sorununun geçmişiyle ilgili bilgisi olmadığı ve BM’de çalıştığı sürede bu konuyla hiç ilgilenmediği için BM merkezinde, Kıbrıs prosedürü yeniden başlar ve geçici olan görevi daimi hale gelirse, grubunda yer almak isteyenlerin birbiriyle yarıştığı da kaydedildi.

Fileleftheros “Gaz Aracılığıyla Kıbrıs Sorunu” başlıklı haberinde, Türkiye’nin, “hidrokarbon aramalarına ve ardından da doğal gazın yönetimine şu veya bu şekilde dahil olmak, Kıbrıs sorununda gelişme olur ve ilerlerse fayda sağlamak için olası Doğu Akdeniz’deki aramaları Kıbrıs sorunuyla bağlamak istediğini” iddia etti.

Exxon Mobil ve Total’in Kasım 2018’den Şubat 2019’a kadar Doğu Akdeniz’de sondaj çalışması yapacağını hatırlatan gazete “ya siyasi-diplomatik düzeydeki çalışmalar enerji konularını hareketlendireceği veya tam aksine bu faaliyetler Kıbrıs görüşmelerine dahil olacağı için Türkiye açısından bu dönemin Kıbrıs sorununda hareket için çok uygun olduğunu” savundu.

“KENDİSİNE DE SORUMLULUK YÜKLENMESİNDEN KORKTUĞU İÇİN YENİ ÇABA ARİFESİNDE ‘ESNEK’ GÖRÜNÜYOR”

Habere göre BM’de, Lute’un Ada’ya gelmesiyle yarından itibaren başlayacak olan yeni çabanın, Kıbrıs sorununun çözülüp çözülemeyeceğini netleştireceği görüşü hakim. Ancak Rum yönetimi “bugün Kıbrıs sorununda anlaşma için gerekli ön şartların var olmadığı” görüşünde. Keza Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis, görüştüğü yabancı bir diplomata “barikatlar (Derinya) açılmakta zorlanıyor, bir anlaşma nasıl uygulanacak? “ dedi.

Gazete “Lefkoşa, kendisine de sorumluluk yüklenmesinden korkuyor. Bu nedenle yeni çaba arifesinde ‘esnek’ görünüyor. Enerji konuları Kıbrıs sorununa hiçbir şekilde bağlanmasa bile, Türk plan ve taleplerini endişeyle takip ediyor” ifadelerine de yer verdi.

Yine Fileleftheros, Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’in 20 Temmuz Barış Harekâtı’nın yıldönümü nedeniyle Rum Başkanlık Sarayı’nda düzenlenen törende yaptığı konuşmada, Türkiye’ye mesaj, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya da siyasi eşitlik konusunda cevap verdiğini bildirdi.

“PARAMETRELERİ TERCİHLİ DEĞİL BÜTÜN OLARAK DİKKATE ALIN”

Habere göre BM Genel Sekreteri’nin 30 Haziran 2017’de Crans Montana’da sunduğu ve 4 Temmuz 2017’de aydınlatılan parametreler temelinde bir diyaloğa girmekte kararlı olduğunu söyleyen Anastasiadis, Türkiye’ye ve Kıbrıslı Türkleri “oluşmakta olan yeni perspektifi olumlu karşılamaya, Genel Sekreter’in Crans Montana’da ortaya koyduğu parametreleri tercihli olarak değil bütün olarak dikkate almaya” çağırdı. “Geriye kalan önemli anlaşmazlıklar var ancak Avrupa müktesebatının uygulanmasıyla bu anlaşmazlıkların üzerine köprü kurulabilir” dedi.

Gazete, Cumhurbaşkanı Akıncı’ya ve Kıbrıslı Türklere “Kıbrıs Rum toplumunun, Uluslararası Hukuk ilkelerine ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin üyesi bulunduğu ve çözümden sonra da üyesi olmaya devam edeceği Avrupa Birliği müktesebatına en kısa zamanda bir çözüm arzuladığını anlama” çağrısı yapan Anastasiadis’in, Cumhurbaşkanı Akıncı’ya siyasi eşitlik konusunda cevap verdiğini yazdı.

“SİYASİ EŞİTLİĞİ KABUL ETTİK AMA”

Habere göre Anastasiadis “Kıbrıslı Türklere saygıları olduğunu, bunu da siyasi eşitliği ve ülke yönetimine etkin katılımlarını kabul ederek gösterdiklerini” söyledi, ancak “Bu, Kıbrıs Rum toplumunun, yönetim yapılarında sayısal eşitliğe atıf yapacak maddeleri veya daha az nüfusa sahip bir toplumun imtiyazlar edinmesiyle çözümü sürdürülemez ve işlevsel olmayan hale getirecek bir devlet kurulmasını kabul edeceği anlamına gelmez” diye ekledi.

Anastasiadis Türkiye’nin garantilerle ilgili tutumundan “üzüntü” belirterek “bir toplumun güvenliği öteki için tehdit olamaz, bu, üçüncü bir ülkenin çağdışı garantileri ve müdahale hakkı söz konusu olursa BM ve AB üyesi bir devletin, bağımsız ve egemen sayılamayacağını ortaya koyan bir ilkedir” ifadelerini kullandı.

MÜZAKERELER CRANS MONTANA’DA KALDIĞI YERDEN

Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis de Rum tarafının hedefinin, Kıbrıs müzakerelerinin Crans Montana’da kaldığı yerden devam etmek üzere yeniden başlaması olduğunu söyledi, müzakerelerin yeniden başlaması için bütün müdahillerin buna (olumlu) karşılık vermesi dileğinde bulundu, Türk tarafından yapılan açıklamaların “bu yönde yardımcı olmadığı” görüşünü de ortaya koydu.

Gazete Hristodulidis’in, Lute’un eylül başlarında Yüksek Temsilci Federica Mogherini ile görüşmesi öncesinde Brüksel’e tedbir amaçlı bazı mesajlar verdiğine işaret etti.

Habere göre Rum tarafının, Kıbrıs’ta Türk vatandaşlarına da Yunan vatandaşları ile aynı şekilde dört temel özgürlük tanınması talebini kesinlikle reddettiğini belirten Hristodulidis “olası bir çözümden ortaya çıkacak federasyonun güvenliğinin AB tarafından sağlanmasını, federal devletin işlevselliğinin AB aracılığıyla sağlanmasını ve doğrudan müzakerelerin yeniden başlaması çabalarında aktif olmasını istediğini” söyledi.

LUTE’UN ANKARA’DA KİMİNLE GÖRÜŞECEĞİ RUM YÖNETİMİ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ

Politis “Bütün Oyun Ankara’da” başlığıyla manşete çektiği haberinde, Rum yönetiminin, Türkiye’nin Kıbrıs sorununun çözüm şeklinde değişikliğe ve B Planı’na doğru gidip gitmediğinin netleşeceği gerekçesiyle, Lute’un Ankara’da yapacağı temasları çok kritik bulduğuna dikkat çekti.

Türkiye’nin çözüm şeklinde değişikliğe, B planına doğru gitmesi halinde Crans Montana kazanımının sıfırlanacağını ve çözüm prosedürünün devamına yönelik her türlü tartışmanın önemsizleşeceğini belirten gazete, Rum yönetiminin, Lute’un Ankara’da kim ile görüşeceğine büyük önem verdiğini de kaydetti.

Alihtia haberi “Kıbrıs Sorununu Öğrenmeye Hazır” başlıklı haberinde, Lute’un Cumhurbaşkanı Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Anastaiadis’le yapacağı “belirleyici” görüşmelere saatler kala Rum yönetiminin, müzakerelerin Crans Montana’da kaldığı yerden devamında ısrarlı olduğuna işaret etti.

(ŞA/ÖK)

İNGİLİZ YÜKSEK KOMİSERİ: “İLK KEZ SON FIRSAT DENMİYOR”



Lefkoşa, 22 Temmuz 18 (T.A.K): İngiliz Yüksek Komiseri Stephen Lillie, Kıbrıs sorununun çözülmesine yönelik gösterilen çabalardan söz ederken, çözüm için “son fırsat” ifadesinin ilk kez kullanılmadığını belirtti.



Haftalık olarak yayımlanan Kathimerini gazetesine konuşan Lillie, Kıbrıs sorunu ve İngiltere’nin AB’den çıkısıyla ilgili konulardaki soruları yanıtladı.



Habere göre Crans Montana’nın üzerinden bir yıl geçtiği ve şimdi yeni bir hareketliliğin olduğu belirtilerek, Kıbrıs sorunu için son fırsatın olduğuna dair söylentileri yorumlaması istenen Lillie, “Yanlışım yoksa son fırsatın olduğu ilk kez söylenmiyor” dedi.



Her görüşmeler olduğunda ve her yerine gelmeyen beklenti olduğunda, güven aşınması olduğu ve yeniden başlamanın daha çok zorlaştığı değerlendirmesinde bulunan Lillie, bunun, muhtemelen son fırsat olmayacağını, ancak görüşmelerin yeniden başlaması halinde, başarı olasılığının artırılması için iyi bir hazırlık yapılması gerektiğini ifade etti.



Hazırlık yapılmasının çeşitli yolları olduğuna işaret eden Lillie, bu durumda, liderler ve BM Genel Sekreteri anlaşmaya varmak için bir araya geldiklerinde kamuoyunun hazır olması için görüşmelerin olması örneğini verdi.



Lillie, bunun, güvenlik ve dönüşümlü başkanlık gibi konularda yapıcı görüşmelerin olması anlamına geldiğini söyledi.



Aynı zamanda, Kıbrıs dışında da, mevcut statükonun sürdürülebilir olmadığının söylendiğini belirten Lillie, Kıbrıslı Türkler açısından olguların değiştiğini ve buna ne kadar çok izin verilirse, anlaşmaya ulaşmanın o kadar zor olacağını savundu.



İki toplumun birlikte çalışmasının önemine vurgu yapan Lillie, kendilerinin, iki lider arasında anlaşmaya varılacak iki toplumlu, iki kesimli federasyon çözümünü desteklemeye devam edeceklerini ifade etti.



Türkiye’nin bu içeriğin artık geçtiğini söylediğine işaret edilmesi üzerine Lillie, Türkiye’de farklı kişilerden, varklı zamanlarda, farklı açıklamalar yapıldığını söyledi.



Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son ziyaretinde iki kesimli, iki toplumlu federasyona kapıyı kapatacak bir şey söylemediğini belirten Lillie, Rum hükümeti gibi, Kıbrıs Türk toplumunun da bu modeli istediğini belirtti.



“Kolay değil, belki çözüm Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler için mükemmel değil, ancak en uygulanabilir çözümdür ve bunun üzerine büyük bir hazırlık yapıldı” diyen Lillie, “Crans Montana’da süreç başarısızlığa uğramış olabilir, ancak bir dizi konuda ilerleme oldu” şekilde konuştu.



İki taraf arasındaki boşluğun, daha önce hiç olmadığı kadar küçük olduğu değerlendirmesinde bulunan Lillie, ancak taraflar İsviçre’de ya da başka bir yerde yeniden masaya oturmadan önce iyi bir hazırlık yapılması gerektiğini ifade etti.



Açıklamalarında Kıbrıs’taki BM Barış Gücüyle (UNFICYP) ilgili soruları da yanıtlayan Lillie, ABD’nin, UNFICYP’in geleceğiyle ilgili bazı sorular sorduğunu, ancak Güvenlik Konseyi’ndeki işlerinin, mesafelerin kapanması ve UNFICYP için üzerinde anlaşmaya varılmış bir ilerlemenin olması için daimi ve daimi olmayan üyelerle çalışmak olduğunu belirtti.



UNFICYP’in varlığının, 'Yeşil Hat’ta istikrarın korunmasıyla, önemli bir rol oynamaya devam ettiğini söyleyen Lillie, Kıbrıs sorunu sürecinin geleceğiyle ilgili soru işaretlerinin olduğu bir dönemde UNFICYP’te kökten değişikliklerle yeni istikrarsızlık unsurlarını getirmemeleri gerektiğinden söz ederek, onu daha etkili kılabilecek daha küçük değişiklikler için konuşmaların yapıldığını belirtti.



Bunların ne olduğunun sorulması üzerine Lillie, “UNFICYP’in boyutu ya da iki tarafın, çalışmasına yardımcı olması için tezlerinin ne olabileceği” yanıtı verdi.



Lillie, İngiltere’nin AB’den çıkış sürecinde Güney Kıbrıs’la ilişkilerinin ne olacağına da değindi.



İngiltere’nin AB’den çıkışından etkilenecek ülkeler arasında Güney Kıbrıs’ın da bulunduğuna değinilmesi üzerine Lillie, Güney Kıbrıs ile ilişkilerinin, AB ülkeleri arasında en güçlüsü olduğunu belirterek, ekonomi, güvenlik ve insani alanlarda ortak çıkarlarının olduğundan söz etti.



Lillie, AB’den çıkışın ardından Avrupa ile Britanya arasındaki işbirliğinin, Güney Kıbrıs ile olan bağını koruyacak ve ileriye götürecek bir şekilde olmasını istediklerini ifade etti.



AB’den çıkış konusunda Rum makamlarıyla iletişimin olup olmadığı sorusu üzerine Lillie, üst düzeyde sık sık temasların olduğunu, ayrıca önerilerini Rum hükümetiyle paylaşıp, bu konudaki yorumlarını dinlediklerini belirtti.



Bir AB ülkesi olarak, AB yoluyla müzakerelerde bulunacak olan Güney Kıbrıs’a saygı duyduklarını ve müdahalede bulunmaya çalışmayacaklarını ifade eden Lillie, Güney Kıbrıs’ın Britanya’yla ilgili perspektifler konusunda çıkarlarının olduğunu ve bu çıkarların korunması gerektiğin farkında olduklarını söyledi.



Güney Kıbrıs’ın kendileri için önemli olduğunu belirten Lillie, Güney Kıbrıs’ta önemli miktarda İngiliz vatandaşının yaşadığını, Britanya’da kalan ve gelecekteki haklarının ne olacağını öğrenmek isteyen birçok “Kıbrıslının” da olduğunu belirtti.



Lillie, konuşmalarında hakların korunacağına vurgu yaptı.



(HC/YIL)

RUM GAZETECİLER BİRLİĞİ’NE SÖZLÜĞÜ RESMİ OLARAK REDDETMESİ ÇAĞRISI



Lefkoşa, 22 Temmuz 18 (T.A.K): Güney Kıbrıs’taki “İfade Özgürlüğü İnisiyatifi’nin”, Rum Gazeteciler Birliğini (ESK), Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) desteğiyle gazeteciler için oluşturulan tavsiye niteliğindeki “Önem Taşıyan Kelimeler” adlı sözlüğü resmi olarak reddetmeye çağırdığı ifade edildi.



Fileleftheros gazetesine göre inisiyatif açıklamasında, ESK Yönetim Kurulu’nu, önümüzdeki günlerde, ESK Fahri Başkanı Andreas Kannauros’un da tavsiye ettiği gibi, sözlüğün kabul edilemez olarak resmen reddedilmesi ve iade edilmesine ilişkin çalışmaların başlatılması için, derhal olağanüstü toplantı yapmaya çağırdı.



(İY/YIL)

KAYIPLAR KONUSU…



HRİSTODULİDİS: “UZUN SÜREN BU DRAMA BİR SON VERİLMELİ…”



FOTİU: “KAYIP ŞAHISLAR KOMİTESİNİN KUZEY KIBRIS’TAKİ PROGRAMI TEHLİKEDE”



NORASTLAS TİPİ “NİKİ 9” UÇAĞININ PİLOTU TÖRENE KATILMAK İÇİN GÜNEY KIBRIS’A GİTTİ



NORATLAS UÇAĞINDAN BİR KOMANDOYA DAHA KİMLİK TESPİTİ YAPILDI



Lefkoşa, 22 Temmuz 18 (T.A.K): Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis, devletin, insani bir konu olan kayıplar konusunun nihayete erdirilmesi hedefinde, ısrar etmeyi sürdüreceğini söyledi.



Alithia gazetesinde yer alan habere göre, dün bir kayıp cenazesinde konuşan Hristodulidis, “devletin bu gidişata yönelik olarak, Türk ordusunun kayıp kemiklerinin toplu mezarlardan taşınmasına ilişkin insanlık dışı uygulamasıyla başa çıkılması için, bütün eylemlerde bulunmakta olduğunu” söyledi.



Bu durumun genetik analiz, antropolojik inceleme ve kimlik tespitlerinde çözülemeyen sorunlara yol açtığını iddia eden Hristodulidis, sözlerinin devamında doğru görüş, kararlılık, azim ve sabırla vatanın yeniden birleşmesi ve tüm sakinlerinin barış içerisinde bir arada yaşaması koşullarını yeniden meydana getirebileceklerini savundu.



FOTİU: “KAYIP ŞAHISLAR KOMİTESİNİN KUZEY KIBRIS’TAKİ PROGRAMI TEHLİKEDE”



Rum Yönetimi’nin İnsani Konulardan Sorumlu Başkanlık Komiseri Fotis Fotiu ise, Kayıp Şahıslar Komitesi’nin Kuzey Kıbrıs’taki programının tehlikede olduğunu öne sürdü.



Kathimerini gazetesinde yer alan demecinde, 2018 yılının ilk aylarıyla ilgili kazı sonuçlarının hayal kırıklığı yaratan sonuçlar olduğunu ifade eden Fotiu, yalnızca sekiz kayıp kişiye ait kalıntılar tespit edildiğini ifade etti.



Türkiye’nin geçmişte de şimdi de kayıplar trajedisinin çözümünün anahtarı olduğunu iddia eden Fotiu, Türkiye’yi, ordunun arşivlerini açmaya davet etti.



Kayıp Şahıslar Komitesi programı çerçevesinde yapılan ilk kazılarından bu yana neredeyse 13 yıl geçtiğini ve 850 Kıbrıslı Rum ile Yunanlı kaybın akıbetinin henüz belirlenemediğini söyleyen Fotiu, Kayıp Şahıslar Komitesinin programıyla ilgili problemlerin esasının, teknik veya ekonomik değil, açık ve net olarak siyasi olduklarını ve bunların Türkiye’nin samimi ve etkin işbirliği ile yardımda bulunmamasıyla alakalı olduğunu ileri sürdü.



Sözlerinin devamında, Türkiye’yle ilgili iddialarını sürdüren Fotiu, “Türkiye’nin hedefi ve önceliklerinin siyasi olduğunu” öne sürerek, bunların “Türkiye’nin, kendisini Türk işgalinin suçlarından tam anlamıyla aklama ve kayıplar trajedisini, uluslararası kurumlarda iki düşman toplum arasındaki iki toplumlu bir problem olarak gösterme ihtiyacıyla belirlenmekte olduğunu” iddialarını ekledi.



Rum kesiminin ise, gerek 1963, gerek de 1974 dönemleriyle ilgili Kıbrıs Türk kayıplar konusunda üzerine düşen sorumlulukları üstlendiğini iddia eden Fotiu, Kıbrıs Türk kayıplarla ilgili konuların çoğunluğunun çözüme kavuştuğunu ileri sürdü.



NORATLAS TİPİ “NİKİ 9” UÇAĞININ PİLOTU TÖRENE KATILMAK İÇİN GÜNEY KIBRIS’A GİTTİ



Bu arada, 1974 Barış Harekatı sırasında yanlışlıkla RMMO askerleri tarafından, içerisindeki 28 komando ve 4 mürettebatla düşürülen “Niki-4” isimli Noratlas tipi uçağının benzerinin anıt olmak üzere geçtiğimiz günlerde Güney Kıbrıs’a getirildiğini ve Yunan Askeri Mezarlığı’na yerleştirildiğini anımsatan gazete, Yunan Askeri Mezarlığı’na yerleştirilen Noratlas uçağının benzerinin, geçtiğimiz gün anıt olarak açıldığını anımsattı.



Açılış törenine, “Niki” operasyonuna katılan ve Girit’ten Lefkoşa’ya komandoları taşıyan Noratlas tipi nakliye uçaklarından “Niki 9’un” pilotu Andreas Stravopodis’in de katıldığını yazan gazete, Stravopodis’in gazeteye yaptığı açıklamada, “Niki operasyonu haberini, sevinç ve coşkuyla dinlediklerini ve geriye dönüp dönmeyeceklerini ise düşünmediklerini” söyledi.



Uçaklarda bulunan mürettebatın görevlerine başladıklarını ve beklemedikleri tek şeyin Rumlar tarafından kendilerine ateş açılması olduğunu ifade eden Stravopodis, Türklerin ateş açmasıyla karşılaşmayı beklediklerini, ancak Rumların kendilerine ateş açmasını beklemediklerini yineledi.



Her şeyin yetkililer arasındaki yanlış anlamadan kaynaklandığını ifade eden Stravopodis, hiç kimseye sorumluluk yükleyemeyeceğini belirterek, Lefkoşa’ya gelen uçaklardan hepsinin, ikisi haricinde vurulduğunu, vurulmayanlardan birinin kendisinin uçağı (Niki 9), diğerinin de “Niki 1” olduğunu kaydetti.



Stravopodis, karşılaştıkları düşmanca ortama rağmen, hiç kimsenin görevini terk etmediğini de sözlerine ekledi.



NORATLAS UÇAĞINDAN BİR KOMANDOYA DAHA KİMLİK TESPİTİ YAPILDI



Fileleftheros ise haberinde, RMMO askerleri tarafından, içerisindeki 28 komando ve 4 mürettebatla düşürülen “Niki-4” isimli Noratlas tipi uçakta bulunan komandolardan birinin daha kalıntılarına kimlik tespiti yapıldığını yazdı.



Hristodulos Doiçidis isimli komandoya da kimlik tespiti yapılmasıyla birlikte, uçakta bulunan ve hayatını kaybeden 31 kişiden 29’unun kimliklerinin belirlendiğini kaydeden gazete, Doiçidis’in kalıntılarının Lakatamya’daki askeri mezarlıkta gömülü olup, 1979–81 döneminde yanlışlıkla Yunanistan’daki ailelere teslim edilen ve daha sonra Güney Kıbrıs’a iade edilen kalıntılar arasında bulunduğunu ekledi.



(İY/YIL)

RUM-YUNAN “SAVUNMA EKSENİNDE YENİ STRATEJİK DOKTRİN”



YUNAN SAVAŞ GEMİLERİ BÖLGEDEKİ VARLIĞINI SÜRDÜRECEK. İKİ SAVAŞ GEMİSİ ALINACAK. FRANSA’YA LARNAKA’DA ÜS VERİLECEK…



Lefkoşa, 22 Temmuz 18 (T.A.K.): Rum yönetimi ile Yunanistan’ın “savunma eksenlerini güçlendirmeye” yönelik yeni bir stratejik planlamayı yürürlüğe koymakta olduğu haber verildi.

Haftalık Kathimerini “Atina-Lefkoşa Yeni Stratejik Doktrini” başlıklı manşet haberinde, Rum ve Yunan hükümetlerinin “yeni doktrin” olarak adlandırılan bu “askerî ekseninde” Fransa, İsrail ve Mısır’ın da rol alacağına işaret etti.

Habere göre Rum ve Yunan hükümetleri, Doğu Akdeniz bölgesinde enerji-satranç tahtasından başlayıp yoğunlaşan jeostratejik değişikliklere genişleyerek şekillenen olgular nedeniyle sıkı işbirliğine gitti. Bu jeostratejik bulmacada kendine önemli bir yer isteyen Fransa bölgedeki varlığını süratle güçlendiriyor.

“Yeni doktrin” olarak adlandırılan bu yeni stratejik doktrinde; “Yunanistan’ın savaş gemilerinin Doğu Akdeniz’de varlık (Girit ile Kıbrıs arasında) göstermeye devam etmesi, Fransa, İsrail ve Mısır’la askerî işbirliği, Fransızlara Larnaka’da deniz üssü verilmesi, hava savunma sistemleri satın alımı, iki savaş gemisi satın alımı ve üç savaş gemisi tarafından devriye gezilmesi” yer alıyor.

Gazete savaş gemilerini, BM’nin Lübnan için oluşturduğu deniz gücü çerçevesinde Doğu Akdeniz’de varlık gösteren Yunanistan’ın Girit’in güneyindeki enerji zenginliğinden kaynaklı yeni politikası çerçevesinde Girit ile Baf arasındaki bölgeyi, Exxon Mobil, Total ve Yunan Petrolleri tarafından yapılması beklenen araştırma sondajları nedeniyle “hayatî stratejik alan” gördüğüne dikkat çekti.

Habere göre uygulama aşamasında bulunan projeler, ortak devriyeler gerçekleştirecek İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ı da kapsayacak ‘ortak’ bir saha oluşturulmasını gerektiriyor. Bu çerçevede Yunanistan bölge denetimlerini Girit tarafından, Kıbrıs’ın güney bölgelerini de kapsayacak elektronik imkanlarla da güçlendirecek.

Rum yönetimi İsrail’den de açık deniz karakol gemisi almış ve bu geminin, Mısır’da icra edilen ortak tatbikata katılmasıyla Güney Kıbrıs’ın ülke sınırları dışındaki ilk büyük tatbikatta yer almasını gündeme getirmişti. Rum yönetimi İsrail’den silah sistemi alımlarına ilgi gösteriyor.

Fransa’nın bölgede yoğun varlık göstermesinin enerji ile sınırlı kalmadığına dikkat çeken gazete Güney Kıbrıs-Fransa işbirliğinin silahlanma konularında da pekişmekte olduğunu belirtti. İyi bilgili kaynaklarına dayanarak Rum Milli Muhafız Ordusu’nun (RMMO) edineceği iki savaş gemisinin Fransız yapımı ve menşeli olacağını, bu alımın Paris’te yapılacak devletler arası anlaşma ile gerçekleşeceğini belirtti.

Gazeteye göre İsrail’den alınan açık deniz karakol gemisinin aksine, Fransa’dan alınacak iki savaş gemisi, bölgede devriye görevi yapmalarına olanak tanıyacak şekilde daha güçlü donanıma sahip olacak. Rum yönetimi, RMMO’nun bazı uçaksavar sistemlerinin yenilenmesi konusunda da dikkatini Fransa’ya yöneltti.

Haberde Fransa ile gözlemlenen silahlanma işbirliğinin, Rum yönetiminin bu ülkeye sağladığı kolaylıklar çerçevesinde Fransız savaş imkanlarının Güney Kıbrıs’ta bulunmasıyla doğrudan ilgili olduğuna dikkat çekildi, şunlar kaydedildi:

“Fransız savaş gemilerinin bağlanması için Mari’deki deniz üssünün verilmesi senaryosu, üssün büyük boyuttaki gemilere hizmet verecek olanağa sahip olmadığı ve bölgedeki enerji tesisleri nedeniyle tehlike görüldüğünden gerçekleşmeyecek gözüküyor. Gazetemizin edindiği bilgilere göre Fransızlara Larnaka’da, büyük boyuttaki savaş gemilerine ev sahipliği yapacak altyapılarına sahip olan, akaryakıt depolarının bulunduğu bölgede üs verilecek.”

Gazete özellikle silahlanma ile ilgili yeni planlamaların ana istikametinin, RMMO’nun Rus savaş sanayinden ayrılması olduğuna dikkat çekti. Bu istikametin, RMMO’nun son yıllarda kriz dönemlerinde bölgede oynadığı rolle bağlantılı olarak verildiğine dikkat çeken gazete “yeni stratejik doktrin Milli Muhafız Ordusu’na NATO standartlarının getirilmesini öngörüyor” ifadelerini kullandı. (ŞA /YIL)

NESTORAS NESTOROS: “KAYIP YAKINLARINA YANITLAR VERMEMİZ GEREKİR”



Lefkoşa, 22 Temmuz 18 (T.A.K): Kayıp Şahıslar Komitesi’ndeki Kıbrıslı Rum üye Nestoras Nestoros, Haravgi gazetesinde yer alan söyleşisinde tüm kayıpların tespit edilmesinin zor olduğunu kabul ederken kayıp yakınlarına yanıtların, içerikleriyle birlikte verilebilmesi gerektiğini de vurguladı.

Nestoros, zamanın geçmesiyle birlikte, kayıp olan yaklaşık 750 Kıbrıslı Rum’a ait bilgilerin azaldığını, tespit edilmelerinin ise daha zor hale geldiğini belirtti.

Toplu mezarların, 2018 yılı içerisinde tespit edilmesinin beklenmesine ilişkin bir soru üzerine Nestoros, eylül ayından sonra toplu mezar tespit etmeyi başaracaklarına inandıklarını, bunlardan bir tanesinin, iki kazı yaptıkları Dikmen’de askeri bölgede olduğunu, doğru gömü alanını bulmadıklarını ve bunu tespit etmek için tanıklıklara başvurduklarını ifade etti.

Nestoros, “Trahona” (Kızılbaş) bölgesinde de toplu gömü alanı aradıklarını belirtti.

Bir soru üzerine Nestoros, Girne bölgesinde başka 350 kişiyi aradıklarını, bunların toplanan ölüler olduğunu ayrıca “işgal anıtının altında” Kıbrıslı Rumların gömülü olduğuna dair tanıkların bulunduğunu savundu.

Tanıkların ise, Türklerle birlikte ölülerin toplanmasına katılanlar olduğunu savunan Nestoros tespit edilen kayıplar konusunda sise 222 Kıbrıslı Türk ve 664 Kıbrıslı Rum’un kimlik tespitinin yapıldığını, Antropoloji Atölyesi’nde inceleme için 80 Kıbrıslı Türk ve 80 Kıbrıslı Rum’un bulunduğunu belirtti.

Nestoros, Atlılar Şehitliği’ndeki 37 Kıbrıslı Türk’ün de eklenmesi durumunda, tespit edilen Kıbrıslı Türk kayıp oranının yüzde 67.5’e (toplamda 492 Kıbrıslı Türk) çıktığını, tespit edilen Kıbrıslı Rumların oranının ise (bin 510 kişiden) sadece yüzde 49 olduğunu, geriye 750 kişi kaldığını ifade etti.

Binaların altında gömülü olan kayıpların bulunup bulunmadığı konusunda Nestoros bunun mümkün olduğunu, bu nedenden dolayı tüm kayıpların tespit edilip edilemeyeceğinden söz edildiğini belitti.

Nestoros tüm kayıpların bulunabileceğine inanmadığını ancak ailelere verilecek yanıtın bir içeriğe sahip olması gerektiğini ifade etti.

Nestoros bir başka soru üzerine, ilk baştan itibaren, tüm bilgilerin Kayıp Şahıslar Komitesi’nin incelemesi altında olduğunu söyledi.



(FK/YIL)















Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Instagram





Flickr





LinkedIn





Website













Dışişleri Bakanlığı







Facebook





Twitter





YouTube





Website













Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Başbakan Yardımcılığı ve

Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 601 1800 - 01

Faks: +90 (392) 228 4847

E-Posta: pio@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: @trncpio

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar








Web-Site'miz AA-Anadolu Ajansı Abonesidir.



Aktif Ziyaretçi 14
Dün Tekil 1089
Bugün Tekil 780
Toplam Tekil 2293668
IP 54.221.75.115






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:



































































11 Rebiü'l-Evvel 1440
Kasım 2018
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


Türk hakanları ve Türkmen Padişahları devlet işlerinde hatunun fikirlerini üstün tutar.
(NİZAM ÜL-MÜLK)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2018 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.597 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu