“Haklıya hakkını, haine cezasını veriyoruz” 11.03.2018 - TC Cumhurbaşkanlığı - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









“Haklıya hakkını, haine cezasını veriyoruz” 11.03.2018 - TC Cumhurbaşkanlığı
Tarih: 11.03.2018 > Kaç kez okundu? 275

Paylaş


Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Bolu İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin gerek sınırları içinde, gerekse sınırları ötesinde yaptığı operasyonların amacı, gün gibi ortadadır. Bizim yaptığımız sadece, haklıya hakkını, haine de cezasını vermekten ibarettir” dedi.



Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Bolu 6. Olağan İl Kongresi’ne katıldı. Karaçayır Kapalı Spor Salonunda düzenlenen kongre öncesinde kendisini bekleyen vatandaşlara selamla konuşması yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra kongrenin yapılacağı salona geçerek partililere hitap etti.



Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına 16 Nisan halk oylamasında, yüzde 62’lik “evet” oranıyla, Türkiye ortalamasının üzerinde bir sonuç çıkaran, Cumhurbaşkanlığı seçiminde de yüzde 66’lık bir destekle kendilerinin yanında yer alan Bolu’ya teşekkür ederek başladı.



“MİLLETİN DESTEĞİ İLE KARŞILAŞTIĞIMIZ KUMPASIN, HAKSIZLIĞIN VE HUKUKSUZLUĞUN ÜSTESİNDEN GELDİK”



Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin milletin kurduğu ve bugüne kadar da milletle birlikte yol yürümüş bir parti olduğunu, bu yüzden vesayetçilerden darbecilere, terör örgütlerinden dış güçlere kadar Türkiye’yi ve Türk milletini hedef alan ne kadar şer odağı varsa hepsinin hedefinin AK Parti olduğunu söyledi. Türkiye’yi yolundan, rotasından, rayından çıkarmak isteyen, hedeflerinden uzaklaştırmaya niyetlenen herkesin önce kendilerinin üzerine yürüdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, karşılaştıkları onca kumpasın, maruz kaldıkları onca provokasyonun, uğradıkları onca haksızlığın ve hatta hukuksuzluğun üstesinden milletin desteği sayesinde geldiklerini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu ülkeye ve millete olan borçlarını da çalışarak, hizmet ederek, proje üreterek, yatırım yaparak, eser inşa ederek ödemenin gayreti içinde olduklarını ifade etti.



Bu anlayışla son 15 yılda Bolu’ya 11 milyar liralık yatırım yaptıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan yatırımları şöyle sıraladı: “Eğitimde-öğretimde 800’e yakın yeni dersliği, 6 binin üzerinde yatak kapasitesine sahip yükseköğretim yurtlarını hizmete soktuk. Bu yıl merkezde 2800 kişilik, önümüzdeki yıl Gerede’de 300 kişilik yeni yurtları hizmete alacağız. İnşa ettiğimiz 13 spor tesisiyle gençlerimizin rahat ve düzenli şekilde spor yapabilmesini de sağladık. Sağlıkta beşi hastane olmak üzere 16 tesisi tamamladık. Hâlen Gerede Devlet Hastanesiyle birlikte 13 tesisin inşası sürüyor. Toplu konutta 5441 konutla şehrin çehresini değiştirdik. Bolu’nun bölünmüş yol uzunluğunu 300 kilometreye çıkardık. Yapılan üç baraj ve bir gölete ilave olarak 155 bin dekar alanı sulayacak Tekke Barajı’yla birlikte üç barajın inşası da sürüyor. Dedeler ve Hasanlar barajlarının inşasına da yakında başlıyoruz. ‘Durmak yok yola devam’ işimiz bu. Şehir merkezimizin içme suyu ihtiyacını karşılamak için Gölköy Barajı’ndan buraya terfi hattı inşa ettik ve hizmete açtık.”



“BOLU’NUN GERÇEK POTANSİYELİNİ HAREKETE GEÇİRMEK İÇİN ATILACAK HER ADIMIN YANINDAYIM”



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bolu’nun hayranlık verici tabiat güzelliklerine, ormanlara, millî parklara sahip bir şehir olduğunu, Yedigöller Millî Parkı, Abant Gölü Tabiat Parkı, Gölcük Tabiat Parkı başta olmak üzere Bolu’nun sahip olduğu güzellikleri tüm ülkenin hizmetine sunmayı hedeflediklerini söyledi. Bunun için hem bu alanları koruyacak, hem de turizm açısından cazip hâle getirecek çalışmalar yürüttüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Hem İstanbul’a, hem Ankara’ya mevcut yakınlığı Bolu’nun imkânlarının değerlendirilebilmesini de kolaylaştırıyor. Artık bu güzellikleri günübirlik turizmin ötesine taşımamız gerekiyor. Yılın 365 ve haftanın yedi gününe yayılmış bir turizm hareketliliği için hep birlikte üzerimize düşeni yapmalıyız. Hâlen haftada sadece iki günlük konaklama ortalamasıyla dahi bir milyona yaklaşan turisti ağırlayan Bolu’nun gerçek potansiyelini harekete geçirmek için atılacak her adımın yanında olduğumuzu belirtmek istiyorum.”



Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında bir yandan Türkiye’nin 81 vilayetini eserlerle, hizmetlerle, yatırımlarla donatırken, diğer yandan da ülkenin istiklaline ve istikbaline yönelen tehditlerle mücadele ettiklerini belirtti. 15 yıllık iktidarlarını başka şeylere değil, milletle birlikte Hakk’ın ve haklının yanında saf tutmalarına borçlu olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Terör örgütleri kimi zaman nöbetleşe, kimi zaman top yekûn saldırıya geçtiler. Gabar’da geçtiler, Cudi’de geçtiler, Tendürek’te geçtiler, Beslerderesi’nde geçtiler, Kandil’den idare ettiler. Dedik ki, ‘inlerine gireceğiz’ Ne oldu? Girdik. Kaçacak delik arar hâle geldiler. İşte birileri Pensilvanya’ya kaçtı. Kimileri onun oradaki devasa çiftliğinde, kimileri Avrupa’nın değişik ülkelerine kaçtı. Onlar kaçacak, biz kovalayacağız. Yurt dışından ülkemize yönelik tacizler de zirveye çıktı. Sokakların terörize edilmesinden, mahallelerin çukurlarla kesilip işgaline kadar emsali görülmemiş yöntemlerle karşılaştık. Devletimizin tüm kritik kurumlarına yerleştirilmiş FETÖ ihanet çetesi mensuplarının ardı ardına giriştikleri darbe teşebbüsleri bizi gerçekten havsalamızı aşan durumlarla karşı karşıya bıraktı. Hiç kimsenin bir yandan ibadetle, diğer yandan eğitimle, hayırla, hizmetle meşgul olur görünürken diğer yandan böylesine bir ihanetin içine düşebileceğine asla ihtimal vermedik. Rabbimizin ‘Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır olabilir’ emri mucizesi burada da kendini gösterdi. Türkiye 17-25 Aralık ve 15 Temmuz süreçlerinde tarihinin en büyük tehdidini daha fazla büyümeden, daha tehlikeli hâle gelmeden bertaraf etmeyi başardı”



“EY NATO, SEN NE ZAMAN BİZİM YANIMIZDA YER ALACAKSIN?”



Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’yi ve Türk milletini esir etmek, ezanını susturmak, bayrağını indirmek için başlatılan saldırıları boşa çıkartmalarının ardından hemen bir başka tehdidin daha ortaya çıktığını belirtti. Suriye ve Irak sınırları boyunca bir terör koridoru oluşturmak isteyenlerin yüzlerindeki maskeyi indirip gerçek niyetlerini ifşa ettiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede uygulanmaya çalışılan planın kendilerini iş birliği yaptıkları güçleri gözden geçirmeye mecbur bıraktığına dikkat çekti. “Müttefikimiz, hatta dostumuz dediğimiz güçlere bakışımızı, bize söylenen sözlere değil sahadaki eylemlere göre yeniden belirledik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına NATO ile ilgili değerlendirmelerle devam etti: “İşte içinde bulunduğumuz NATO, biz bu NATO'nun bir üyesiyiz ve en güçlü üyesiyiz. Herhangi bir yerde bir sıkıntı olduğu zaman NATO’dan bize bir görev terettüp ettiğinde yeri geldi Somali’de olduk, yeri geldi Afganistan'da olduk, yeri geldi Balkanlar’da olduk. Peki, bütün buralarda biz yer alırken şu anda Suriye'de bu olaylar yaşanırken ey NATO, sen ne zaman olacak da gelip bizim yanımızda yer alacaksın? 911 kilometre burada bizim sınırımız var, sürekli terör örgütleri oradan bizi taciz ediyor. Suriye rejimi aynı şekilde bu yollara başvuruyor. Peki, sen ne zaman ortaya çıkacaksın? Devamlı ben bunları mı söyleyeceğim, arkadaşlarım bunları mı söyleyecek? Ama maalesef şu ana kadar hâlâ olumlu bir ses, söz yok.”



Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında, Türkiye’nin gerek sınırları içinde, gerekse sınırları ötesinde yaptığı operasyonun amacının açık olduğunu tekrarladı. Ülke olarak yapılan şeyin sadece haklıya hakkını, haine de cezasını vermekten ibaret olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ülkenin ve bu milletin canından aziz bildiği değerlerine yapılan saldırılar karşısında susup oturmasının kendilerine yakışmayacağını vurguladı. Birliği ve beraberliği, vatanı ve bayrağı savunmanın kendilerinin namus borcu olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Asıl bunu yapmazsak milletimizden aldığımız emanete sahip çıkmamış oluruz. İşte o zaman ne burada olduğu gibi milletimizin karşısına başımız dik, yüreğimiz ferah bir şekilde çıkabiliriz, ne de yarın dünyada bunun hesabını verebiliriz” şeklinde konuştu.



“TÜRKİYE, İDARE-İ MASLAHATÇILARDAN ÇOK ÇEKTİ”



Türkiye’nin yıllarca, “Aman ne ben kimseye dokunayım ne de kimse bana dokunsun” diyen idare-i maslahatçılardan çok çektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkesine âşık, milletini seven birileri çıktı fabrika kurdu, proje geliştirdi. Uçak yaptı, silah yaptı, motor yaptı. Yine birileri çıktı mazisiyle atisi arasında köprü kuracak fikirler geliştirdi, eserler verdi, gayret ortaya koydu. Sonra başka birileri çıktı bunların hepsini de adeta silindirle ezercesine yok etti. Kimi menfaat için bunu yaptı, kimi taammüden ihanet içinde olduğu için aynı yola başvurdu. Kimi maalesef gafletinin kurbanı oldu. Bu haksızlığa, bu adaletsizliğe, bu ihanete karşı çıkması gereken siyasetçilerimiz, yöneticilerimiz sırf kendi ikballeri ve beklentileri için hep seyirci kaldı. Şöyle bir geriye dönüp baktığımızda, İkinci Dünya Savaşı sonrasında neredeyse benzer şartlarda yola çıktığımız nice ülkenin bugün fersah fersah önümüzde olmasının sebebinin bu olduğunu görüyoruz.”



İktidara geldiklerinde attıkları her adımda kendilerine “yapamazsınız, başaramazsınız, hatta daha ileriye gidip haddinizi aşmayın” dediklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, IMF’e borcu bitirdiklerini, Merkez Bankası’nın döviz rezervini 27,5 milyar dolardan 120 milyar dolara çıkardıklarını hatırlattı. Savunma sanayiinde yüzde 60-65 yerli üretim yapıldığını, insanlı insansız hava araçlarının artık Türkiye’de üretildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yapamazsınız dedikleri ne varsa hepsini gerçekleştirdik. Başaramazsınız dedikleri ne kadar mücadele varsa, hepsinin de içine adeta gözü kapalı daldık. ‘Haddinizi aşmayın’ diyenlere, hadlerini bildire bildire bugünlere geldik” şeklinde konuştu.



“KÜRESEL SİSTEMİN ADALETSİZLİKLERİ KARŞISINDAKİ TAVRIMIZI FİİLEN DE HAYATA GEÇİRİYORUZ”



Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada söz sahibi olması için hiçbir konuda kimseye muhtaç olunmaması gerektiğinin yaşanan hadiselerle ortaya çıktığını söyledi. “Nasıl olsa filanca yerde bunun hazırı var, öyleyse bizim uğraşmamıza gerek yok” anlayışının insanları hürriyetinden mahrum etmeye götürecek kadar tehlikeli bir yaklaşım olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayii gibi kritik alanlarda bu durumun maliyetinin çok ağır olduğuna dikkat çekti. Bunun Kıbrıs’ta yaşandığını, telsizlerin bir anda sustuğunu ve askerin telsiz muhaberatını yapamadığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, o gelişmenin Türkiye’ye ASELSAN'ı kazandırdığını söyledi. İnsansız hava araçları konusunun da böyle olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi Türkiye’nin bu alanda da kendi kendine yettiğini söyledi. Elde edilen her başarının kendileriyle birlikte dostlarının da yüzünü güldürdüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü bu tür ürünlere sahip olan ülkeler öylesine bir tekel kurmuş ki hem maddi olarak, hem siyasi olarak adeta herkese kök söktürüyorlar. Biz ise, kullanım aşamasına getirdiğimiz her ürünümüzü dostlarımızla paylaşıyor, onların da hizmetine sunuyoruz. Böylece küresel sistemin adaletsizlikleri karşısındaki tavrımızı sözde bırakmıyor fiilen de hayata geçiriyoruz” şeklinde konuştu.



Bugün gelinen noktanın, her şeyden önce milletin başarısı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019 seçimleriyle birlikte hem yeni yönetim sistemiyle hem de tazeleyecekleri mücadele azmiyle Türkiye’nin önünde bambaşka bir dönem açacaklarını söyledi. Bunun için 80 vilayetle birlikte Bolu’ya çok büyük görevler düştüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını “tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” vurgusuyla tamamladı.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bolu Valisi Aydın Baruş'u ile Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz'ı da kabul ederek, kentteki yatırımlar ve faaliyetlere ilişkin bilgi aldı.



Kaynak:

https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/91722/hakliya-hakkini-haine-cezasini-veriyoruz.html





Yorumlar








Web-Site'miz AA-Anadolu Ajansı Abonesidir.



Aktif Ziyaretçi 23
Dün Tekil 956
Bugün Tekil 440
Toplam Tekil 2238633
IP 54.158.199.217






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































12 Muharrem 1440
Eylül 2018
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


Türkçüler Günü olan 3 Mayıs (1944) büsbütün ayrı bir düşüncenin sonucudur. İç düşman olan, kılık değiştirerek milletin içine giren ve hükümetin gafletinden yararlanan komünizme karşı Türkçü gençlerin bir uyarma yürüyüşüdür.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2018 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 3.004 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu