“Yunanistan Gagauz Türkleri”ne Yönelik Propaganda Faaliyetlerden Vazgeçmiyor” - Doç. Dr. M. Murat HATİPOĞLU - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









“Yunanistan Gagauz Türkleri”ne Yönelik Propaganda Faaliyetlerden Vazgeçmiyor” - Doç. Dr. M. Murat HATİPOĞLU
Tarih: 26.03.2010 > Kaç kez okundu? 4200

Paylaş


“Yunanistan Gagauz Türkleri”ne Yönelik

Propaganda Faaliyetlerden Vazgeçmiyor”



Doç. Dr. M. Murat HATİPOĞLU

İzmir Ekonomi Üniversitesi

murat.hatipoglu@ieu.edu.tr



Bilindiği gibi bundan üç-dört yıl önce, 20-21 Temmuz 2006 tarihleri arasında Gagavuz Yeri”nin başkenti Komrat”ta “Dünya Gagavuzları Kongresi” adıyla bir etkinlik, bir görüşme düzenlenmişti. Bu Kongre öncesinde tek olumsuzluk Yunanistan”da yaşandı; çünkü Gagauzların millî kimliklerinin ortaya konması ve bütün dünya Gagavuzları arasındaki bağlantıların ve yakın ilişkilerin artırılmasını amaçlayan bu kongreyle ilgili olarak Yunanlı yetkililer tarafından Yunanistan”da yaşayan Gagavuzlara, bu Dünya Gagavuzları Kongresi”nin içeriği hakkında bilgi verilmedi. Aksine, Gagauzlar”ın bu Kongreye katılmaları halinde

güy⠓Müslüman ilan edilecekleri” ileri sürülerek, Gagauzlar yanlış yönlendirildi; ancak, Kongre Organizasyon Komitesi”nce Yunanistan”daki Gagavuzlar”a kongrenin esas amacının anlatılması üzerine, bölgeden 50 Gagavuz”un Kongreye katılımı sağlandı.

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı`nın aynı çerçevede hazırladığı raporda, “Moldova`da yaşayan Gagauzların etnik köken olarak “Helen/Yunan oldukları” ” iddia edildi. Raporda, “Türk propagandası altında ezilen Gagauzlar, Türk lehçesiyle konuşan, ancak Hıristiyan-Ortodoks olan bir halktır. Gagavuzların derininde açık bir Yunanlılık görülür. Gagavuzlar, Bizans Dünyası ve Rumlukla tarihsel bağlarını yitirmemişlerdir” ifadeleri yer aldı.

Bilindiği gibi Yunanistan daha ilk kurulduğu 3 Şubat 1830”daki Londra Protokolüyle ve İngiltere, Fransa ve Rusya tarafından kurulduğu günlerden beri, hem ilginç hem de hayalî iddialarda bulunmakla tanınan bir ülkedir.

Son olarak 21. yüzyıl itibariyle Yunanistan “kesintisiz 3000 yıllık bir soy ve medeniyet sürekliliği” ve “antik-Helenizm ile Bizans”ın devamı olmak” iddialarıyla ortaya attığı bir millî kimlik tanımı yapmakta ve böylece kendine göre 3000 yıllık bir Yunan ulusu oluşturmaya çalışmaktadır; bu konuda herkes şunu görmelidir: AB üyesi Yunanistan bu iddialarına bakılırsa bugün itibariyle, 1936”daki faşist general Metaksas ile aynı çizgidedir. General Yoannis Metaksas Yunan tarihini 1000er yıllık üç döneme ayırarak 1-Perikles Devri, 2-Bizans Devri, 3-Metaksas Devri diye gene 3000 yıllık bir tarih yaratmaya çalışmıştı. Günümüzde ise AB üyesi Yunanistan, blok halinde 3000 yıllık tarihsel bir bütünlük kurgulamanın peşindedir. Bunu yaparken yurtiçinde gene kurgusal-ulus yaratma yöntemlerini kullanmakta, ya da Yunanlılık ile yakından uzaktan ilgisi olmayan ve çevre ülkelerde yaşayan toplulukları da Yunanlı olarak ilân etme yolunu seçmektedir. Burada unutmamak gerekir ki, Yunanistan dahil, bütün dünyada topu topu 18milyonluk Rumca/Yunanca konuşan küçük bir nüfusun yarattığı kompleksin rol oynadığını unutmamak ve anlamak mümkündür.

Bundan başka Yunanistan, bu ulus-kurgusuna yani sadece kurguya dayalı bir Helen(!) ulusuna, gittikçe genişleyen bir vatan(!) da vaâd etmektedir; öyle ki, Yunan dışişleri bakanlığının internet-sitesinde, özellikle dışişleri bakanı bayan Dora Bakoyannis”in Şubat 2006”da işbaşına geldikten sonra, artık Pontus konusu da işlenmekte ve “The Blacksea Greeks / Karadeniz Yunanlıları ” başlığıyla devletin resmî sitesinde bu konuya yer ayrılmakta, böylece Türkiye”nin tarihine, tarihsel toprak bütünlüğüne, Türkiye Cumhuriyeti”nin egemenliğine el atılmakta ve dil uzatılmaktadır.

Aslında Yunanistan, bu türden kurgular ve hayallerle beslendiği bilinen bir ülkedir; dün olduğu gibi günümüzde de “beş denizli iki kıtalı büyük bir Yunanistan”ı amaçlayan yayılmacı siyasetini, yani 1830”lardan beri Yunanistan”ın hiç değişmeyen ana felsefesini oluşturan Megali İdea hedefini canlı tutmaya çalışmaktadır.

Bilindiği gibi Yunanistan bir Avrupa Birliği üyesidir; buna rağmen, bir yandan kendi vatandaşları arasında yer alan ve farklı etnik kökenden gelen yüzbinlerce insanın etnik özelliklerini, etnik kimliklerini reddetmekte, bir yandan da Yunanistan dışındaki bazı başka etnik grupları ve hattâ milletleri sözüm ona Yunan kökenli ilân edebilmekte, bir yandan da komşularının topraklarında “kurtarılmamış vatan parçaları” ilan ederek, şu günün şartlarında bile yayılmacı politikalar izlemektedir.

Bu politikalara elle tutulur birer örnek vermek gerekirse, Atina yönetimleri Yunanistan”daki Arnavutların ve Makedonların azınlık olduğu gerçeğini reddetmekte ve bu ülkede yaşayan etnik-Arnavutları “Arnavutça konuşan Helenler, Makedonları ise “Slavca konuşan Helenler” olarak nitelendirmektedir. Lâtin kökenli Ulahlar da aynı şekilde dışlanmakta ve Ulah/Valakh olması gereken etnik kimlikleri ve dilleri tanınmamaktadır.

Aynı yaklaşım, Batı Trakya Türkleri için de geçerlidir; statüleri ve hakları uluslararası nitelik taşıyan Lozan Barış Andlaşması ile belirlenmiş olan bu Türk toplumu “Müslüman Helenler ” olarak tanımlanmakta, fakat bir önceki Yunan Vatandaşlık Yasası”nın 19. maddesine göre bu insanlar “Helen soylu olmamak” şeklinde ırkçı bir yaklaşımın mağdurları olarak da karşımıza çıkmaktadır. Daha sonra kaldırılmışsa da, sırf bu 19. madde yüzünden şu anda dünyada en az 65bin Batı Trakya Türkü “heimatlos” durumuna düşmüş bulunmaktadır; bütün bu işler, bir AB üyesi ülkede yaşanan insanlık dışı olaylardır.

Ülkesindeki etnik grupları ve Türkler gibi millî azınlıkları tanımayan, bu azınlıkların eğitim, din, dil, kimlik ve kültürel haklarını görmezden gelen, onları AB”nin “olmazsa olmaz” diye tanımlanan vatandaşlık haklarından bile yoksun bırakan Yunanistan, bu yaptıkları yetmiyormuş gibi, bazı Balkan ülkelerinde, Helen asıllı olduğunu iddia ettiği yeni yeni azınlık gruplar yaratma siyasetini de gütmektedir.

Günümüzün yükselen değerlerinden biri olan “insan hakları ” ya da “azınlık hakları ” gibi hassas kavramları istismar eden ve bunları ikiyüzlü politikalarına âlet eden Yunanistan, bu iddialarını dile getirecek uygun platformları bulmak konusunda zorlanmamakta ve bunları uluslararası belgelere kaydettirmek, böylece hedef aldığı ülkelere baskı uygulamak hususlarında, AB üyesi olmanın avantajlarından da faydalanmaktadır.

İşte bu bağlamda şu önemli bir noktadır: Yunanistan Gagauz Türkleri”ne karşı da bazı temelsiz iddialarda bulunmakta ve Gagauzları sözüm ona Helenleştirme çabalarına devam etmektedir. Üstelik bu meselenin ilginç bir boyutu vardır: Buna göre, Yunanistan”ın resmî kaynaklarınca ileri sürülen açıklamalara bakılırsa, bu konuda da -Batı Trakya”da olduğu gibi- Türkiye”nin suçlandığı görülmektedir. Çeşitli yorumlara ve değerlendirmelere göre, Yunanlıların hazırladığı bazı raporlarda ve internet ortamlarında şu bilgiler yer almaktadır :

“Moldova”da Gagauz Yeri”nde yaşayan Gagauzlar etnik köken olarak aslında Helendir/Yunandır ve bunlar hâlen Türkiye”nin propagandasının etkisi altında bulunmaktadırlar… ” .

Buna benzer iddialar Batı Trakya”da yaşayan 150bin Türk için de her zaman ileri sürülmektedir.

İşte tam bu noktada, Gagauz Yeri yöneticilerine çok önemli bir sorumluluk düşmektedir; “Böyle bir durumun söz konusu olmadığı” konusunda Gagauz Yeri yetkililerinin her fırsatta resmî ya da gayrı resmî açıklamalarda bulunması gerekmektedir, en azından belki Moldova Cumhuriyeti aracılığıyla bu konunun dile getirilmesi büyük önem arzetmektedir.

Eğer iddia edildiği gibi böylesine tarih, dil, edebiyat, etimoloji, etnografi, etnoloji ve folklor gibi önemli konular Gagauzlar için bir sorun ise ve bu temel değerler sorgulanabilir bir belirsizlikte ise, yani Gagauzlar”ın Türk soylu bir halk olup olmadığı tartışmaya açık bir konu ise, biz bugün burada 21. yüzyılın ilk çeyreğinde, VII. defa uluslararası bir ortamda neyin en üst düzeydeki bilimsel toplantısını yapıyoruz ??!!... Açık bir gerçektir ki, yukarıdaki iddialar ciddiyetten uzaktır ve bunlar sadece Yunan safsatasıdır.

Öte yandan, bu temelsiz iddialara göre Yunanistan bundan iki buçuk yıl önce, yani, 8 Kasım 2006”da AB tarafından görüşülüp hazırlanan Türkiye hakkındaki AB-İlerleme Raporu öncesinde “Türkiye”nin Gagauz Özerk Bölgesi”nde etnik baskı uyguladığı “ iddialarını AB gündemine taşımak istemiştir; o aşamadaki Yunan tasarısı bu hâliyle geçmemiştir, ancak, Avrupa Parlamentosu-paper”larına yani teklif kâğıtlarına kaydolmuş, böylece Avrupa Parlamentosu”nda paper olarak kayıtlarda yer tutmuştur; bunun ileriki bir tarihte yeniden gündeme getirilmeyeceğinin de bir garantisi bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, Yunanistan şunu da ileri sürmektedir: “Gagauzların temelinde açık bir Helenlik görülür. Gagauzlar, Bizans Dünyası ve Rumlukla tarihsel bağlarını yitirmemişlerdir…” bu temelsiz iddialar bir yandan Atina”nın Balkanlar”da oluşturmaya çalıştığı yapay bir Ortodoks ekseninin kurulmasına hizmet etmekte, bir yandan da Yunanistan”ın 1912-13”ten beri elinde bulundurduğu Doğu-Makedonya”da, Selânik yakınlarında yer alan Orestiada kasabası ve çevresinde yaşayan Gagauz Türkleri”nin “Yunanlaştırılmasını/Helenleştirilmesini” amaçlamaktadır. Bu ve benzeri politikaların adı günümüzde “culturocide”dır, yani “kültürel soykırım”dır; bir AB ülkesinin böylesine fütursuzca davranması kabul edilemez bir tutumdur.

2000”li yılların başından itibaren Moldova”daki Gagauzlara ilişkin propaganda çabalarını açık bir şekilde yürütmeye başlayan Yunanistan, bölgede “Yunan-Ortodoks” okulları açma hedefine henüz ulaşamamıştır, ancak çeşitli projeler yoluyla maddî yardım temin edip, geziler düzenleyerek ve broşürler dağıtarak sempati toplamaya çalışmaktadır. Moldova”daki Gagauzyeri”nde dağıtılan ve bozguncu propaganda amaçlı broşürlerde Gagauzların güyâ aslında Helen olduğu, Osmanlılar zamanında Türkçe konuşmaya zorlandıkları ifade edilerek, bölgede Yunanca kurslarının açılacağı dile getirilmektedir; dikkat edilirse Yunan propagandası Batı Trakya Türkleri için de aynı şekilde yürütülmektedir. Aynı broşürlerde Türkiye aleyhinde yoğun bir karalama propagandası yapılmakta ve sözüm ona Hıristiyan-dinlerinden ötürü Türkler arasına hiçbir zaman kabul edilmeyecekleri, hattâ zorla Müslüman yapılacakları şeklinde asılsız ve çağdışı etkinlikler yürütülmektedir, ki bunu herkes bilmelidir, bunlar Atina”nın uyguladığı “kara propagandanın” ve provokasyonların özüdür.

Öte yandan, Yunanistan”ın en büyük vaâdi ve ekonomik tuzağı ise, hayat sıkıntıları yaşayan bölge halkına “Yunan vatandaşlık yolunu açarak AB vatandaşlığı ” tanımaktır; ama bilen zaten bilir ki, bunların hepsi birer Yunan tuzağıdır.

Ayrıca bu propagandalar bir dizi asılsız iddia olmanın ötesinde, Balkanlar”daki barış ve istikrara da hizmet etmeyen hareketlerdir. Yunanistan”ın bu faaliyetleri günümüzün dünyasıyla ve tarihin gerçekleriyle bağdaşmamaktadır; çünkü Gagauzlar Hıristiyan-Ortodoks olsalar bile, ortak tarih, ortak kültür, folklor, müzik ve bilhassa ortak dil açısından dün olduğu gibi bugün de Türktürler ve Gagauzlar yarın da Oğuz Atalarının kaçınılmaz ve vazgeçilmez torunları olarak Türk kalacaklardır ve aklı başında olan hiç kimsenin bundan da şüphesi yoktur.

Şimdi bu çerçevede, Gagauzlar”ın en tanınmış ve köklü yayın organı olan ANA SÖZÜ gazetesinden örnekler vermek istiyorum; yılın her ayını, Türkiye Türkçesi”nden bence daha anlamlı bir şekilde BüükAy, ÇiçekAy, Hederlez, KirezAy, OrakAy, HarmanAy, CevizAy diye has ve öz bir Türkçe ruhuyla süsleyip güzelleştiren Gagauz ağzını bir yana bırakıyorum ve karakteristik Gagauz-Türk masallarından kısa bir alıntıyla devam etmek istiyorum:

“Bir vakıt varmış, boyarın üç kızını kavramış devlär. Soora olmuş boyarın bir çocuu… Demiş anasına: “Yok mu benim kardaşlarım?” Anası demiş: “Vardı üç kakun da onnarı kavradı dev adamları”. Çocuun da adı Yuvanmış. Yuvan demiş anasına: “Bän gidecäm onnarı aramaa”. Anası demiş: “Gitmä oolum, zerä sän da kaybelirsin”. Çocuk demiş anasına: “Yap bana bir pita da bän gidecäm onnarı aramaa”. Almış pitayı torbaya, pinmiş beegirä, gitmiş, etişmiş bir punara. İnmiş beegirdän, sulamış beegiri, baksa, ileri dooru görüner bir bina…” … Şimdi bu masal örneğini burada kesiyor ve Gagauz Halk Bilimi / Halk Müziği için çok önemli saydığım şu karakteristik dizeleri ekliyorum:

“Üüter üüter kavallar, şen oyner Gagauzlar… Açık, canlı yürekli, bakışları güneşli, şen oyner Gagauzlar… Taşar taşar fincanlar, ateşte kavurmalar, şen oyner Gagauzlar, ne güzel oyner onlar…”

Bir de 1992nci yılda yaşanan şu müşterek duygu selini, gene ANA SÖZÜ gazetesinden sunuyorum sizlere:

“Kardaş Azerbaycan halkının XX-ci üzyılda baş-başa karşılaşan en büük tragediyalardan birisi – Hocalı genoţidı (soykırımı)… Bir gecenin içindä Hocalıda 613 insan öldürüldü, 1000 kişi kurşunnardan sakt kaldı. Ölülerin arasında 63 uşak, 106 karı, 70 ihtär. O gecä 1275 kişi esir kaldı…”



Şimdi, buyursun Atina”dakiler ve gelsinler, önce teker teker yılın o güzel aylarını, sonra şu güzel Gagauz masalını ve sonra karakteristik Türkçesiyle bu Gagauz türküsünü Yunanlılar anlıyorlar mı, ona bakalım; bir de Azerbaycan-Hocalı soykırımı hakkındaki o içten, o kalpten gelen acı-paylaşımını soralım Yunanlılara. Veya soralım bu masalların, bu türkülerin ve Gagauz Yeri ile Azerbaycan arasındaki o soydaşça paylaşımların neresindedir Helenizm, önce bunu açıklasınlar !... Yok elbette böyle bir şey; çünkü tipik Yunan yaygarasıdır bunlar…

Hepimiz biliyoruz ki, bu işler öyle 300-400 yılda şekillenip, değişiverecek etnik veya folklorik değerler değildir. Bir milletin dili, millî hisleri ve folkloru 1000 yıl geçse bile öyle-böyle değişmez, belki etkilenebilir ama özde değişmez !... Ayrıca şunu da vurgulamadan edemeyeceğim: Sayın dostumuz Todor Zanet, geçen yılki HarmanAy”da yani 2008-Temmuz”unda ANA SÖZ gazetesinde şöyle demiş, şöyle yazmış:

“Boşuna demeerlär: nekadar SAYGI sän kendi ANA DİLİNÄ duyêrsın – o kadar saygı da sana var.”

Ortodoksluk üzerinden dinî-diplomasi “tezgâhtarlığı” yapan Yunanistan şu gerçeği bilmelidir: Kimsenin şüphesi olmaya ki, Gagauzlar dünyanın en eski ve soylu milleti olan Türk Milleti”nin ayrılmaz bir parçasıdır. Evet, Gagauzlar Hıristiyan-Türklerdendir; ama onların Hıristiyan olması bizi birbirimizden koparmamıştır, bundan sonra da koparmayacaktır… Bizi birbirimize bağlayan temel değerler ortak dilimiz olan Türkçedir, ortak folklorumuzdur ve tarihsel olarak derin ve kuvvetli Türklüğümüzdür; gerisi ya Yunan oyunudur ya da başkaca merkezlerin komplosudur… Evet, belki bu türden oyunlar/tezgâhlar sürecektir; fakat her şeyiyle, diliyle, masalıyla, şarkılarıyla, halkoyunlarıyla Türk olan paalı Gagauz kardeşlerimizin Türklük özelliği dünya varoldukça yaşayacak, asla silinmeyecek, kimse Gagauz Türkleri”nin kimliğini tartışmaya açamayacaktır.

Yeter ki hepimiz uyanık olalım ve her zaman “Dilde, Fikirde, İşde Birlik !” diyerek çok çalışalım ve her yerde gururla seslenelim, haykıralım:

”Ne mutlu, Türküm diyene !”…











_____________________________________

Seçme Kaynakça:

- Valentin MOŞKOV- "ORHON YAZILARINI YARATAN HALK HEM GAGAUZLAR - HEP O HALKTIR", Гагаузы Бендерского уезда, 1900 = ;

- = Global Yorum İnternet Dergisi, 15 Eylül 2006 ;

- AKŞAM Gazetesi, 25.09.2006 ;

- M.Murat HATİPOĞLU- Türk-Yunan İlişkilerinin 101 Yılı(1821-1922), Ankara 1988 ;

- M.Murat HATİPOĞLU- Yunanistan”da Etnik Gruplar ve Azınlıklar, Ankara 1999 ;

- John Shea –Macedonia and Greece–The Struggle to Define a New Balkan Nation, London 1997 ;

- ;

- Yonca ANZERLİOĞLU- Karamanlı Ortodoks Türkler, Ankara 2003;

- Naciye SARAÇ - Global Yorum İnternet Dergisi

- Yunanistan Dışişleri Bakanlığı sitesi =

< http://www.mfa.gr/www.mfa.gr/el-GR/Policy/Geographic+Regions/South-Eastern+Europe/Turkey/Greeks+of+Turkey+a+brief+history/ > : erişim, 19.Haziran 2009 .







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 20
Dün Tekil 936
Bugün Tekil 246
Toplam Tekil 1642417
IP 54.161.168.21






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































11 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.692 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu