Eurocorps’tan Nato Sürecine Gkry Ve Türkiye - Emete Gözügüzelli Civan - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Eurocorps’tan Nato Sürecine Gkry Ve Türkiye - Emete Gözügüzelli Civan
Tarih: 16.12.2008 > Kaç kez okundu? 3487

Paylaş


5 Eylül görüşmeleri oldu olacak derken, sonucu başarısızlıkla sonuçlandı. Herkes adada buna konuşlanırken, AB diğer taraftan Kolordu’suna İspanyol General Pedro Ptarch atadı. Avrupa Kolordusu yani Eurocorps Belçikalı General Charles Henri Delcour’dan 21 Eylül’de Strasburg’da görevini devralacak. Eurocorps ne zaman oluşturulmaya gidildi? 1992 yılında. Öncülüğünü Fransa ve Almanya çekti. Daha sonra İspanya, Belçika ve Lüksemburg da bu birliğe katılmıştır. Eurocorps Avrupa ordusunun çekirdeğini oluşturan bir oluşum. Bugün Eurocorpsun 50-60 bin kişiden oluşması düşünülmektedir. Yaklaşık 350 görevli Eurocorps için çalışıyor. İngiltere, Avusturya, Polonya, Finlandiya, Yunanistan, İtalya, Kanada ve Türkiye yaptıkları anlaşmalarla Eurocorps içerisinde yer almış durumdalar.

Türkiye’nin Eurocorps içinde 5 subayı var. 3000 kişilik bir güç oluşturan Eurocorps’da Türkiye 3 Eylül 2002 tarihinde Strasbourg’daki Eurocorps Çokuluslu Karargahına personel ataması onaylanmıştı. Eurocorps, Batı Avrupa Birliği’ne (BAB) karşı sorumlu kuvvetlerin (Forces Answerable to the Western Europeean Union-FAWEU) parçasıdır. Bu çerçevede BAB ya da NATO içerisinde faaliyette bulunabilen Eurocorps, Birleşmiş Milletler ile AGİT bünyesinde oluşturulan “insani misyonlar, üye devletlerin vatandaşlarının bir ülkeden çıkarılmasına ilişkin misyonlar ve barış operasyonlara” katkıda bulunabilecek yetileri taşımaktadır. Eurocorps’un BAB’ın siyasi kontrolü altında bulunma taahhüdü 24 Eylül 1993, NATO yetkisinde yer alma taahhüdü ise 21 Ocak 1993 tarihli anlaşmalarla düzenlenmiştir.

Peki neden Eurocorps’tan bahsettim, çünkü AB Eurocorps ile ileride yaratmak istediği Avrupa Ordusunun çekirdeğini oluşturacak. AB ve Ordusu! Düşünüldüğü zaman AB’nin ilk kuruluş amaçlarında ordu ön planda değildi. Ama 21 yüzyıl ile dengeler yavaşça değişiyor. Tabi yalnızca Eurocorps olarak konuyu ele almamak lazım. Bu işin özünde başta NATO var.

“NATO’nun Avrupa-Atlantik güvenliğinin geleceği ile ilgili yapabileceği en iyi yatırım daha geniş bir Akdeniz bölgesinde işlerliği olan ortaklıklar kurmaktır” demecini Recep Tayip Erdoğan İstanbul’da gerçekleşen NATO zirvesi arifesinde demişti. Burada dikkate alınarak soru sorulması gereken husus şudur ki; tüm bu gelişme ve müttefiklik kavramları içerisinde Kıbrıs’ın Nato Genişleme sürecindeki yeri ne olacak? Rumların özellikle de 2010’da AB dönem başkanı olacakları dönemde ne tür bir süreç yaşanılacak.

Burada TSK’nin kararı nettir. Türk ordusu Kıbrıs’tan taviz verilmesini öngörmemektedir. Bu konuda ki kararlılığını ise her zaman yerine getirmiştir.

Şimdi Eurocorps’un başını çeken Fransa’ya bakalım; Fransa Türkiye’nin AB içerisinde yer almasından taraf değil. Bu nedenle Türkiye’ye Akdeniz Birliği önerisini sunmuştu. Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy Türkiye karşıtı olduğu açıkça bilinmektedir. Zira, bugün Fransa Güney Kıbrıs’taki askeri üs anlaşması, Rum askerlerini Fransa’da eğitime almaları durumu daha net algılamamız hususunda önemli.

Anlaşılan Fransa AB içerisinde askeri anlamda öncü rol olma yarışı içerisinde, çünkü geçtiğimiz haftalarda Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner Avrupa’nın Irak’ta daha fazla rol alması gerektiğinden bahsetmiştir. Amerika’nın orada bu konuda yetersiz kaldığından bahsetmiştir. Lakin, Amerika’nın Irak’a müdahalesinde AB ülkeleri ortak bir dış politika sergileyerek bu konuda tavır takınamamışlardı.

Bugün gerek Kıbrıs konusunda gerekse Türkiye’nin kıskaca alınması operasyonunda Amerika ve AB ortak hareket etmektedir. Kıbrıs konusunda bu açıkça görülürken, Rumlardan yana karar ve tavır içeren hareketleri ve etki tabanlı saldırı operasyonları dikkate alındığında konuyu idrak etmek daha kolay olacaktır. Kasım 2005’te Rum lider Tasos Papadopulos’un Fransa’ya bir ziyareti gerçekleşmişti. Bu ziyarette tarafların Güney Kıbrıs’taki askeri altyapının Fransız savaş uçaklarının ve savaş gemilerinin kullanımına açılması yönünde mutabakatla sonuçlandı. Lakin, Lübnan krizi esnasında Fransa Baf Hava üssünü kullanmıştı.

Fransızlar ile yunanlılar da yakın ilişkilerde olmasına karşın, özellikle de Kıbrıs’ın stratejik öneminden ötürü Fransa’nın GKRY ile kurduğu sıcak ilişiler kapsamındaki askeri bağ, biraz geçmişe baktığımızda Rumların özde hedefledikleri Türk düşmanlığı ekseninde yaptıkları askeri antlaşmaların bir anlamda istenilen sonuca ulaşır duruma düştüğünü düşündürebilir. 1993 yılında Yunanistan ile gerçekleşen ortak savunma doktirini amacına ulaşamamıştı. O dönemin Yunan savunma bakanı Gerosimos Arseniz’di. Zira, bu doktrinle kendilerine çok güven duymaya başlayan Rumlar daha AB içerisinde olmamalarına karşın, Türkiye’ye Kardak Krizi, motosikletlerle KKTC sınırlarını ihlal etme krizi, Solomu Solomo krizi, S-300 krizleri ile “kontrollü kriz tırmandırma süreci” yaşandı.

Şimdi Güney Kıbrıs Fransızlardan destek alarak NATO’ya katılımı hedefliyor. Bunun önünde engel olarak gördükleri Türkiye’ye karşı strateji geliştirmeyi planlıyorlar. Fransa’nın Akdeniz’de soyunmaya çalıştığı “güç” olma strateji karşısında İngiltere ve Amerika var. Bu iki müttefik ülkenin Fransa’nın Rumlar ile gerçekleştirdikleri müttefiklik anlaşmasında ne dereceye kadar ileriye gitmesine müsaade edeceği düşünülmelidir. Birçok kişi Fransa’nın Kıbrıs’ta ayrı güç olmasına müsaade verilemez inancında olsa da özde Türk milletine karşı hepsi de taraf pozisyonda olduğu dikkate alındığında, zaman içerisinde müttefik konumda adımlar atacakları gerçeği de dikkate alınmalıdır. Bu müttefik ortak hareket gelecek 5 yıl içerisinde netlik kazanacaktır. Şimdi güney’de Zigi(Terazi) Deniz üssünü rahatça kullanım hakkı taşırken Baf’ta ki Andreas Papandreu Hava üssünü de kullanma izni veriliyor.

Türkiye bu süreçte Fransız-GKRY askeri antlaşmasında tepki gösterdi mi? Evet. Peki sonuç alabildi mi? Hayır, her zamanki gibi sözdeki itirazlarımız kapsamında konu rafa kaldırıldı, var olan anlaşma akıllardan çıkarıldı bile...

Tüm bu askeri anlaşmalar baştan BM zeminindeki görüşmelere gölge düşürür pozisyondadır.

2010’da Avrupa Birliği ile Akdeniz arasında ortak bir serbest ticaret bölgesi kurulması da planlanmıştır. 2010’da AB dönem başkanı GKRY olacak. Burada ana tema konusu taraflara Avrupa-Akdeniz Ortaklığı çerçevesinde “Avrupa ile başta ticaret ve işbirliği ve demokrasi konularında işbirliği yapmasını sağlamak. Bölgede barış, istikrar ve refahın artırılması, bölgenin birlik ile siyasi, iktisadi ve sosyal işbirliği. Bölgeye kalkınma yardımı. Bölgede işsizliğin azaltılması. Bölge ülkelerinin Birliğe iktisadi entegrasyonu. Bölge ülkelerinde sivil toplum, açık ve örgütlü toplum, hukukun üstünlüğü ve demokrasinin tekâmülü kavramlarının hayata geçirilmesi ve bölgenin ortak dış ve savunma politikasına eklemlenmesi” açıklandı. Hepsi de KKTC’de öne sunulan pembe yani sahte söylemlerin bir parçasını oluşturuyor. Bu çalışmalar ekseninde Avrupa Birliği’nin yanı sıra Fas, Cezayir, Tunus, Mısır, İsrail, Lübnan, Suriye, Ürdün, Filistin, Güney Kıbrıs ve Malta’nın kuruculuğunda hedeflenen ittifak olma süreci başlatıldı.

Fransa Kıbrıs’ta batmayacak bir güneş olma hayali peşinde mücadelesini sürdürürken, petrol konusundaki egemenlik mücadelemizde de Rumlardan yana diğer batılı müttefikler ile hareket ederek hem KKTC hem de TC’ni “haksız” göstermeye çalışmıştır. Akdeniz’de ki Kıbrıs adası hem aktif hem pasif krizlere gebe olduğu bir süreci yaşıyoruz. Bu konuda yazılacak çok şeyler var ama zamanla daha iyi konuları analiz etmeye çalıcağız.

Türkiye’yi Akdeniz’de Kıbrıs-Yunanistan-Mısır-Lübnan-Rodos-Girit ekseninde kıskaca alma peşinde koşarak Doğu Akdeniz’e kapatmayı hedefleyen Rumlar ve Batı Dünyası amaçlarına ulaşmaması kararlı ve dirayetli Türk Hariciyesinden geçebilecektir. Bu konuda atacakları her adım, sözde değil, özde sonuç ya almalı ya da aldırtılmalıdır...





Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 17
Dün Tekil 825
Bugün Tekil 441
Toplam Tekil 1635972
IP 54.167.165.157






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































3 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ben sadece asil bir ailenin evladı olmakla değil, fakat asil bir milletin evladı olmakla gururluyum.
(ATİLLA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.597 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu