Başbakan Yıldırım, Devlet Övünç Madalyası ve Beratı Tevcih Töreni'nde konuştu. - TC Başbakanlık - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









Başbakan Yıldırım, Devlet Övünç Madalyası ve Beratı Tevcih Töreni'nde konuştu. - TC Başbakanlık
Tarih: 24.01.2018 > Kaç kez okundu? 98

Paylaş


“Türk milleti ve Türk devleti kahraman şehitlerimizin ailelerinin, gazilerimizin her daim yanındadır”







Grand Ankara Hotel'de düzenlenen Devlet Övünç Madalyası ve Beratı Tevcih Töreni'ne Başbakan Binali Yıldırım, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, Ankara Valisi Ercan Topaca ile şehit yakını ve gaziler katıldı.



Kocatepe Camisi İmam Hatibi Nebi Yaşar'ın Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan törende, Ankara Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu tarafından şehitler için dua edildi.



Törende daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajı okundu.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, törene gönderdiği mesajında, büyük davaların, büyük zaferlerin, büyük hedeflerin ardında büyük kahramanların bulunduğunu belirterek, şu görüşlerini paylaştı:



"Sizler işte böyle bir kahraman olan evlatlarınızı, uğruna can verdikleri al bayrağa sarıp, onları bekleyen cennete uğurladınız. Bu uğurda gazilik payesiyle müşerref olan kardeşlerimiz de milletimizin gönlündeki en yüce makama ulaşmışlardır. Şehit yakınlarımıza ve gazilerimize takdim edilen devlet övünç madalyası, devletimizin ve milletimizin sizlere olan vefa borcunu, minnetini nesiller boyunca hatırlatacak bir semboldür. Coğrafyamızda bayrağımızı cesaretleriyle dünyaya kendilerini hayran bırakan ecdadımıza, bu uğurda hayatlarını ortaya koyan şehitlerimize ve gazilerimize borçlu olduğumuzu biliyoruz. Onlar sayesinde bin yıldır aynı toprağın üzerinde yaşayabiliyor, aynı pınarlardan su içebiliyor, beş vakit ezanlarımızı dinleyebiliyor, gönderde dalgalanan bayrağımızı gururla seyredebiliyoruz."



Erdoğan, mesajında şunları kaydetti:



"Terörle mücadelede, sınır ötesi operasyonlarda ve 15 Temmuz'da şehit olan, gazilikle şereflenen kardeşlerimiz, bu büyük davanın günümüzdeki sancaktarlarıdır. Vatanımız, ezanımız, bayrağımız, istiklalimiz ve istikbalimiz uğruna sevdiklerini toprağa veren, yaralanarak gazi olan her kardeşim bilsin ki Türk milleti ve Türk devleti daima onların yanındadır. Milletimizin her bir ferdi ve devletimizin her bir kurumunun şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin çarpan yüreği olacağına, daima yanı başlarında bulunacağına inanıyorum.



Toprağa verdiğimiz her bir şehidimiz, gönül dünyamıza kattığımız her bir gazimiz, bizi bu topraklara daha da sıkı bağlıyor. Allah'ın izniyle devletimiz, bu kökler üzerinde yükselmeye, milletimizin şanını ve şerefini yüceltmeye devam edecektir. Bu, sonraki nesillere bırakacağımız en büyük mirastır. Allah tüm şehitlerimizden, gazilerimizden ve onları bu millete armağan eden ailelerinden razı olsun."



"ONLAR ŞANLI TARİHİMİZİN KAHRAMANLARIDIR"



Başbakan Binali Yıldırım ise konuşmasında tören dolayısıyla şehit yakınları ve gazilerle bir araya geldiğini hatırlatarak, şehitlere Allah'tan rahmet, gazilere hayırlı, uzun ömür diledi.



Başbakan Yıldırım, "Bu madalyalar, şehitlerimizin iman dolu göğüslerine takılan şehadet mertebesinin yanında sadece küçük bir anlam ifade ediyor. Kahraman gazilerimizin milletin gönlündeki değerlerinin yanında bugün verilecek beratlar çok sembolik kalıyor. Bugün takdim edilecek devlet övünç madalyaları, milletimizin sizlere olan derin minnettarlığının, nesiller boyu sürecek büyük saygısının nişanıdır." diye konuştu.



Şehit yakınlarının, bir fidan misali yetiştirdikleri evlatlarını vatan ve millet uğruna şehit verdiklerini belirten Yıldırım, "Evlatlarınız şehadetleriyle beraber bütün Türkiye'nin evladı oldu. Acıları sizinle birlikte 80 milyonun yüreğine düştü. Al bayrağa sarılı tabutları, bütün ülkemizin duaları ve tekbirleriyle son yolculuğuna uğurlandı. Gazilerimiz yine vatan ve millet savunması uğruna gazilik şerefine nail oldular." ifadesini kullandı.



Türk milletinin bin yıldır bu topraklarda yaşadığını vurgulayan Yıldırım, şöyle devam etti:



"Kahraman ecdadımızın, mübarek şehitlerimizin ve yiğit gazilerimizin fedakarlıkları olmasaydı, değil bin yıl, bir yıl bile bu topraklarda tutunamazdık. Minarelerimizden beş vakit yükselen ezan seslerini duyamazdık. 780 bin kilometrekare vatan toprağının her köşesinde dalgalanan ay yıldızlı bayrağı göremezdik. Bu topraklarda bin yıldır bulunan Türk devlet geleneğinin davası, insanlık davasıdır. Davamız, barış ve kardeşlik davasıdır. Yakın geçmişte terörle mücadelede, 15 Temmuz ve sınır ötesi operasyonlarda şehit düşen, gazi olan kardeşlerimiz bu davanın önemli neferleridir. Her biri günümüzün Alparslan'ı, Fatih Sultan'ı, Mustafa Kemal'idir. Onlar din-i mübin-i İslamın, kutlu medeniyetimizin, şanlı tarihimizin kahramanlarıdır."



Türk milleti ile Türk devletinin, kahraman şehitlerin ailelerinin ve gazilerin her daim yanında olduğunu belirten Yıldırım, "Devletimizin her kurumu, milletin her ferdi şehitlerimizi ve gazilerimizi baş tacı eder ve bağrına basar. Bu bilinçle şehit düşen her Mehmetçiğimiz, her bir gazimiz bizi topraklarımıza daha büyük bir aşkla bağlıyor." dedi.



"BU AZİZ MİLLET EN ZOR ZAMANLARDA DAHİ VATANINA SAHİP ÇIKTI"



Türkiye'nin de içinde bulunduğu toprakların iki asırdan fazla süredir büyük oyunların, tezgahların yaşandığı bir süreçten geçtiğine dikkat çeken Yıldırım, şu değerlendirmede bulundu:



"Ülkemiz ve bölgemiz üzerinde her türlü kirli plan farklı şekilde ve zamanda karşımıza çıkıyor. Vatandaşlarımız, askerimiz, polisimiz, güvenlik korucumuz zaman zaman acımasız saldırıların hedefi oluyor. Türkiye, karanlık ellerin kirli oyunu ile diz çöktürülmeye çalışılıyor. Aziz millet bu oyuna gelmez. Türkiye terör örgütleriyle mücadelesini elbette kesintisiz bir şekilde yürütecek. Ülkemize yönelen terör saldırılarının asıl amacı, Türkiye'yi yürümekte olduğu kutlu yolculuktan çevirmektir. Farklı amaçlar, farklı söylemler altında maşa olarak kullanılan tüm örgütlerin nihai hedefi, amacı Türkiye'nin yükselişini yavaşlatmak, geciktirmektir.



Türkiye, terör belasıyla yıllardan beri amansız mücadele veriyor. Bu bela kimi zaman vesayetçiler yoluyla karşımıza çıkıyor, kimi zaman terör olarak önümüze geliyor, kimi zaman yargı darbeleriyle kendini gösteriyor. Kimi zaman asker kıyafetine bürünmüş hainlerin saldırılarıyla karşımıza çıkıyor. Küresel aktörlerin de perde arkasında Türkiye'ye yönelik saldırıları bizi tehlikelere karşı daha da açık hale getirdi ancak bu aziz millet en zor zamanlarda dahi bayrağına, vatanına, ezanına ve devletine sahip çıkmıştır. İşte en son örnek, 15 Temmuz hain darbe girişiminde tanklara karşı burada bulunan kardeşlerimiz göğsünü siper etti. Hakk'ın gücü tankın gücünü yendi. Bu bayraklar inmedi, bu ezanlar dinmedi. Dünyanın neresine giderseniz gidin hiçbir milletin böyle bir mücadelesi yok, böyle bir şehidi yok."



“İŞTE BİZ BÖYLE KUTLU BİR MEDENİYETİN EVLATLARIYIZ”



Başbakan Yıldırım, "Ramallah'tan, Şam'dan, Kahire'den, Hindistan'dan, Yeni Zelanda'dan nice şehit bugün Çanakkale Şehitliği'nde yatıyor. İşte biz böyle kutlu bir medeniyetin evlatlarıyız. Devletin başı darı düştüğünde, bayrağımıza, bağımsızlığımıza en küçük bir tehdit olduğunda aziz millet olaya el koymuştur, el koymaya devam etmektedir." dedi.



Türk milletinin, cephelere, oğlunu "vatana kurban olsun" diye ellerine kına yakarak yollayan bir millet olduğunu belirten Yıldırım, bu anlayışla 15 Temmuz gecesi bütün dünyanın canlı olarak izlediği milli mücadele destanının yazıldığını anımsattı.



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vatanı korumak için çağrıda bulunmasıyla bir milletin sokağa indiğini, minarelerden şehitlerin ruhuna selam yollayan ezan ve selaların yankılandığını anlatan Yıldırım, "250 vatan evladı, o Ezan-ı Muhammedi eşliğinde şehadet şerbeti içerek, inşallah inancımız odur ki Peygamberimize komşu oldular. Can verdik ama bağımsızlığımızdan, şehitlerimizin emaneti olan bu cennet vatandan, ay yıldızlı bayrağımızdan asla taviz vermedik. Ardından 29 gece sabahlara kadar nöbet tuttuk." ifadelerini kullandı.



İstiklal Marşı'ndan "Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda / Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda / Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda / Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda." dizelerini okuyan Yıldırım, Mehmet Akif Ersoy'un ifade ettiği ruhun, bu ruh olduğunu vurguladı.



Bu ruhtan aldıkları ilhamla güçlü Türkiye'yi inşa ettiklerini kaydeden Yıldırım, zaman zaman Güneydoğu'da sergilenen ayrılıkçı oyunlara bizzat şahit olduklarını aktardı.



"Kardeşi kardeşe kırdırdılar." diyen Yıldırım, 16 yaşında kurban eti dağıtan bir çocuğun vahşice katledildiğini hatırlattı.



Peygamberler ve evliyaların şereflendirdiği kadim şehirlerin, Diyarbakır'ın abluka altına alınmak istendiğini kaydeden Yıldırım, "Çukur ve hendekler kazarak, masum sivillerin hayatına kastettiler. Mabedlerimiz, bu teröristlerin elleriyle tahrip edildi. Kutsalımıza, Kuran-ı Kerim'imize bile saldırmaktan geri durmadılar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, bu coğrafyada bin yılı aşkın süredir kardeşçe yaşayan bu aziz milletin arasına ayrılık tohumları ekemeyecekler. Geçmişinden ders alan milletimiz bu oyunlara geçit vermedi. Bu oyunları bir bir bozduk. Bundan sonra da bozmaya devam edeceğiz." diye konuştu.



"ŞEHİTLERİMİZE SÖZÜMÜZ, GAZİLERİMİZE BORCUMUZ VAR"



Türkiye'nin, ırklarla, mezheplerle, inançlarla kutuplaştırılacak bir ülke olmadığına işaret eden Başbakan Yıldırım, Türkiye'nin artık farklılıklarıyla büyük bir zenginliğe sahip bir olduğunu belirtti.



Bugün Türkiye'ye Kudüs, Halep, Gazze, Mogadişu, Arakan ve daha nice mazlum millet selamını ve duasını gönderdiğini anlatan Yıldırım şöyle devam etti:



"Türkiye bütün terör saldırılarına rağmen, kardeşliği ve barışı büyüterek, tüm dünyaya güzel bir mesaj veriyor. Şehitlerimize sözümüz, gazilerimize borcumuz var. Türkiye'ye ve gelecek nesillere sevdamız var. Bölünmeyeceğiz, bir olacağız, iri olacağız, kardeş olacağız, birlikte Türkiye olacağız. Bayrağımızı indirmeyecek, ezanlarımızı dindirmeyecek, teröristlere ve onların ağababalarına da dünyayı dar edeceğiz. Kardeşliğimizi, hukuk ve demokrasiyi koruyarak, bütün terör örgütlerinin başını ezeceğiz. Cerablus'ta, Gabar'da, Afrin'de, Cudi'de mücadele ediyoruz."



“ŞEHİTLERİMİZ, MİLLETİ UĞRUNA YARALANAN HER GAZİMİZİN KANI YERDE KALMIYOR, KALMAYACAK”



Mücadele etmeyi sürdüreceklerini vurgulayan Yıldırım, "Şehitlerimiz, milleti uğruna yaralanan her gazimizin kanı yerde kalmıyor, kalmayacak. Bunu yaparken de şu ülke şöyle dedi, bu ülke böyle dedi. Hiç bizi ilgilendirmez. Biz ölürken, milletçe gözyaşı dökerken, musalla taşlarından şehit cenazeleri kalkarken, taziyelerini bile ağız ucuyla iletenler, şimdi biz bu işe hukuk ve meşru müdafaa çerçevesinde son verirken ahkam kesmesinler. Ölen bizim askerimiz, polisimiz, gazi olan bizim Mehmetçiğimiz, bombaların hedefi olan bizim insanımız, asıl yıkılmak istenen şey, kardeşliğimiz ve birlikte barış içinde yaşama azmimizdir. Evelallah bunu da başaramayacaklar. Kardeşliğimizi, asla yok edemeyecekler." değerlendirmesinde bulundu.



Güney sınırlarında bazı oyunlar oynandığını kaydeden Başbakan Yıldırım, "Bazı tezgahlar planlanıyor. Düne kadar bölgenin en büyük belası DEAŞ'tı. Bütün dünya, 'DEAŞ ile mücadele için ne yapacağız, ne edeceğiz' diye konuşurken, Türkiye Fırat Kalkanı ile bölgeye gitti, DEAŞ örgütüne en büyük darbeyi vurdu." dedi.



Türkiye'nin terörle mücadelede gösterdiği samimi ve kararlı tutumun bazı çevrelere yeterli gelmediğini söyleyen Yıldırım, "Şimdi dost ve müttefik bildiğimiz bazı ülkeler sınırlarımıza 30 bin kişilik bir terör ordusu kurma hayaline kapılmışlar. Bu çerçevede de uluslararası hukuktan doğan haklarımızı kullanarak bu terör yapılanmasına son vermek için Zeytin Dalı Harekatı'nı başlattık." diye konuştu.



Başbakan Yıldırım, harekatın son terörist yok oluncaya kadar devam edeceğini belirterek "Bugünlerde aydın maskeli bazı tiplerin, çeşitli mecralarda dillendirdikleri yalanlara karşı da milletimizin uyanık olmasını istiyorum. Bilhassa Zeytin Dalı Harekatı sırasında sanki Kürt kardeşlerimize yönelik bir operasyon yapılıyormuş gibi göstermeye çalışıyorlar. Bu zinhar doğru değildir. Bu en büyük alçaklıktır. Asıl olan, bu bölgede yaşayan Arap, Kürt, Türkmen, diğer bütün etnik kökene sahip masum ve sivil insanları, alçak PKK, DEAŞ terör örgütlerinin zulmünden kurtarmak, onları rahata erdirmek ve ülkemize, sınırlarımıza yönelen her türlü tehdidi yerinde bertaraf etmek." değerlendirmesinde bulundu.



"YÜREKLERİ YETİYORSA BUYURSUNLAR, YALANLARINI BURADA DA SÖYLESİNLER"



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, hükümetin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin Türkiye'de ve bölgede yaşayan her bir vatandaşın can ve mal güvenliğini esas aldığına ve öncelik verdiğine vurgu yapan Yıldırım, "Bazı çok bilmişler, bugünlerde Türkiye'nin bu operasyonuyla ilgili yorumlar yapıyorlar ancak bu yorumları yaparken terör örgütünün emeline, amacına bilerek yahut bilmeyerek yardım ettiklerinin farkında değiller. İşte bu salonda, gencecik fidanlarını toprağa vermiş aileler ve canlarıyla cenk etmiş gazilerimiz var. Eğer yürekleri yetiyorsa buyursunlar, yalanlarını burada da söylesinler." şeklinde konuştu.



Sosyal medyada dolaşan bazı provokasyon gayretlerini de yakından takip ettiklerine dikkati çeken Yıldırım, "Hiç sıkılmadan geçmiş olaylara ait fotoğrafları sanki Afrin operasyonunda çocuklar, siviller öldürülüyormuş gibi takdim etmekten çekinmiyorlar. Milletimiz rahat olsun sosyal medya sorumsuz medya değildir. Hiç kimsenin hukuka, adalete, meşruiyete uymayan çaba içerisine girme hakkı yoktur. Burada yaşanan, burada işlenen suçların hesabı da sorulmaya başlanmıştır. Barışa hizmet eden Zeytin Dalı Harekatı'na leke sürmek isteyenlere asla fırsat vermeyeceğiz." dedi.



"KİMSENİN TOPRAĞINDA GÖZÜMÜZ YOK"



"Kahraman Mehmetçik'imiz, Özgür Suriye Ordusu'na mensup kardeşlerimiz, Afrin bölgesinde kesin bir zafer için kararlılıkla faaliyetlerini sürdürüyorlar" ifadesini kullanan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:



"Daha önce ifade ettiğimiz gibi bizim kimsenin toprağında gözümüz yok. Suriye'nin toprak bütünlüğüne sonuna kadar saygılıyız ama başımıza bela olan terör örgütlerine de 'eyvallah' diyecek halimiz yok. Biz oraya topraklarımızı genişletmeye değil, terörü yok ederek barışın hakim olduğu, huzurun var olduğu bir ortam oluşturmaya gidiyoruz. Aynen Fırat Kalkanı Harekatı'nda olduğu gibi bu bölgeden de bütün terör unsurları temizlenecek ve Suriye'den canını kurtarmak için topraklarımıza, vatanımıza gelen kardeşlerimiz oraya dönüp yerleşecek, hayatını orada sürdürecek. Her ne pahasına olursa olsun bölgede oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu başlarına yıkacağız, hiç ona buna güvenmesinler. Unutmasınlar çay gider, kum kalır, bizimle burada birlikte yaşamak istiyorlarsa emperyal güçlerin oyununa gelmesinler. Derhal silahlarını bıraksınlar, milletin başına bela olmaktan vazgeçsinler."



Milletin dua ve desteğine sonuna kadar güvendiklerini vurgulayan Yıldırım, "Allah kahraman Mehmetçik'imizi muzaffer eylesin, onlara güç ve kuvvet nasip eylesin. Cenabı Mevlam, Türkiye'yi, milletimizi her türlü beladan muhafaza eylesin. Bu vesilesiyle buradan şu an sınırlarımız ötesinde, yurt içinde vatan müdafaası için, barış için görev yapan kahraman askerlerimize, polisimize, jandarmamıza, güvenlik korucularımıza selamlarımızı gönderiyoruz." diye konuştu.



"TÜRK MİLLETİ, TÜRK DEVLETİ SİZLERİ ŞEREFLE, ŞANLA YAD EDECEKTİR"



Yıldırım, "Değerli askerlerimiz, değerli güvenlik görevlilerimiz emin olun ki 80 milyon vatandaşımızın duası, desteği sizinle beraberdir. Değerli şehit yakınlarımız, kıymetli gazilerimiz, bugün sizlere tevcih edilecek çok kıymetli bir madalyayı aslında siz bize verdiniz. Bir ömür geçse dahi bir şehidimizin, tek bir gazimizin hakkını ödeyemeyiz. Bu ahde vefa nesiller boyu devam edecek, Türk milleti, Türk devleti sizleri şerefle, şanla yad edecektir." dedi.



Konuşmasının sonunda tüm katılımcılara hürmet ve muhabbetlerini sunan Yıldırım, "Ay yıldızlı bayrağımızın altında ilelebet yaşayacağımız bir gelecek temennisi ve inancıyla hepinizi Allah'a emanet ediyorum." ifadesini kullandı.



Törende daha sonra Başbakan Yıldırım, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ile Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, şehit yakını ve gazilere devlet övünç madalyası ve beratını takdim etti.



Kaynak:

http://www.basbakanlik.gov.tr/Forms/_Article/pg_Article.aspx?Id=6518bb4f-f896-47fd-a596-829a072bac7d





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 13
Dün Tekil 1064
Bugün Tekil 461
Toplam Tekil 2044883
IP 54.146.214.8






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































2 Cemaziye'l-Ahir 1439
Şubat 2018
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28


Saraylarda süremem dağlarda sürdüğümü, Bin cihana değişmem şu öksüz Türklüğümü.
(Hüseyin Nihal ATSIZ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2018 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu