TÜRKLERİN NEVRUZ BAYRAMI “NEVRUZ” TÜRKLERİN ERGENEKON BAYRAMI - Dr. Tahir Tamer KUMKALE - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









TÜRKLERİN NEVRUZ BAYRAMI “NEVRUZ” TÜRKLERİN ERGENEKON BAYRAMI - Dr. Tahir Tamer KUMKALE
Tarih: 22.03.2010 > Kaç kez okundu? 2526

Paylaş


Türk halk takviminin önemli günlerinden biri, 21/22 Mart tarihlerine rastlayan Nevruz“dur. Nevruz, bütün Türk dünyasıyla birlikte Kürtler, İranlılar, Araplar, Afganlılar ve Tacikler tarafından da kutlanan bir bayramdır. Tabiatın canlanmaya başladığı, gece ile gündüzün eşitlendiği, güneşin koç burcuna girdiği Nevruz, Farsça kökenli bir kelime olup “yeni gün” demektir. Eski Türkler “yengi kün”demekteydiler.İlkbaharda karın altından boyunlarını uzatan “Kardelen” çiçeklerine ve mor renkli bir bahar çiçeğine de Nevruz adı verilmiştir.Klasik Türk müziğimizde Nevruz adında bir de makam vardır.



Çin tarihleri Hun Türkleri”nin 21 Mart tarihinde kırlara çıkıp yanlarında getirdikleri yiyeceklerini yedikleri yazar.Bu gelenek, Hunlardan sonra Uygurlarda da görülmüştür. Orta Asya Türkleri, 21 Martı Ergenekon“dan çıkış bayramı olark kutlamaktadırlar. 12 hayvanlı eski Türk takviminin ilk günü,yani yılbaşı 21 Mart Nevruz“dur.Kaşgarlı Mahmud”un ünlü sözlüğünde ve Melikşah”ın düzenlediği Celali Takvimi”nde yılbaşı Nevruz günüdür.



Nevruz, İran”da da ilkbaharın ilk günüdür. Fars mitolojisine göre, Tanrı dünyayı, güneşi ve ilk insanları bu gün yaratmıştır.Zerdüşt inancına göre,güneşin doğayı ısıttığı ilk gündür. Ayrıca,İran devletinin kurucusu Cemşid”in Nevruz günü tahta oturduğuna inanılır.



Nevruz,Türklerden ve İranlılardan Araplara da geçip islami inanç motifleriyle zenginleşti.İslamiyet”le birlikte Allah”ın dünyayı , Hz.Adem”i Nevruz günü yarattığına iananılmaya başlandı. Zamanla Hz.Nuh”un tufandan sonra karaya ilk bastığı gün ,Hz.Yusuf”un kuyudan, Hz.Yunus”un ise balığın karnından kurtulduğu gün , Hz.Ademle Havva”nın Arafat”ta buluştukları gün inançları da Müslümanlar arasında yaygınlaşmıştır. Alevi -Bektaşi kültüründeki Hz.Ali”nin doğduğu gün,Hz.Hüseyin”in doğduğu gün ,Hz.Ali”nin Hz.Fatma ile evlendiği gün, Hz.Ali”nin halife olduğu gün, inançları da Nevruz“u daha kutsal bir gün durumuna getirdi. Türkiye “de Nevruz, “Sultan Nevruz,Navrız,Mart Dokuzu”gibi adlarla bir bayram halinde kutlanmaya başlandı.



Nevruz; Azerilerce “Novruz veya Noruz”, Başkurtlarca “Navruz”, Kazaklarca “Navruz veya Novruz”, Kırgızlarca “Noruz veya Nouruz”, Özbeklerce “Növroz”,Tatarlarca “Navruz, Navrez veya Nauras”, Türkmenlerce “Novruz”, Uygurlarca “Noruz”, Çuvaşlarca larca “Naras veya Naurus”, Kürtlerce “Newroz” adlarıyla kullanılmaktadır.



Selçuklulardan sonra Osmanlılar da Nevruz kutlamalarına çok önem verdiler. Bu dönemde pek çok Nevruziyye denilen şiirler yazıldı. Nevruziyyeler Nevruz günü önemli kişilere sunulur ve armağanlar alınırdı. Ayrıca, padişaha ve devlet büyüklerine “Nevruziye Pişkeşi” adı altında armağanlar sunulurdu. Manisa”da 22 Mart günü,

“Nevruz bayramı” kutlanır ve mesir macunu denilen, şifalı olduğuna inanılan şekerleme dagıtılırdı. Günümüzde bu gelenek daha ileri bir tarihe (nisan ayına) alınarak yaşatılıyor. Mesir macununun asıl adıda Nevruziyye”dir.



İstiklal Savaşı”nın karanlık günlerinde yüce Atatürk, milletimizi birlik beraberlik içinde tutmak, halkın moralini yükseltmek için sık sık at yarışları, güreş, müsamere gıbi etkinlikler düzenletiyor, dini bayram günlerinden, Nevruz gıbi kutlamalardan

yararlanıyordu. 23 Nisan 1920 tarihindeTBMM açıldıktan sonra ilk Nevruz 21 Mart

1921 tarihinde kutlandı. II. İnönü Muharebeleri öncesinde bu kutlama şenlikleri çok

sönük geçti. Çünkü, Bursa-Bilecik yöresinden Yunan birliklerinin taarruza geçtikleri haberleri Ankara”ya ulaşmaktaydı. 1. İnönü Zaferi kazanılmıştı ama henüz güçlü bir ordumuz yoktu.



İstiklal Savaşı sırasında Ankara”da en görkemli Nevruz kutlaması Büyük Taarruz”a hazırlık yapıldığı günlerde 22 Mart 1922 tarihinde yapıldı. O gün, Taşhan Meydanı (Hakimiyet-i Milliyye Meydanın)”nda ögrencilerin katıldığı bir geçit töreni düzenlendi. Ayrıca, günümüzde Meteoroloji Genel Müdürlüğü binası olarak hizmet gören binanın, dönemin Genelkurmay Başkanlıgı binasının bulunduğu tepenin altındaki düzlükte ögrenciler toplanarak halkın huzurunda spor gösterileri yaptılar, şiirler okudular. Gösterileri izleyen Ahmet Emin Yalman, Ankara”daki Nevruz kutlamalarını şu cümlelerle anlatmaktadır:

“Ankaralılar, geleneksel Nevruz şenliklerine her yıl büyük coşku ile katılır, “baharın gelişini sevinçle karşılardı. Geçen yıl İnönü Muharebeleri nedeniyle Nevruz şenlikleri sönük geçmişti. 1922 şenliklerinin daha canlı olması için bütün okullar haftalar öncesinden hazırlığa başladılar. Nevruz şenlikleri, Ziraat Mektebi”nin, yani Genelkurmay Başkanlığı”nın bulunduğu küçük tepenin altındaki çayırlık alanda yapıldı. Hava güneşlikti. Ankaralılar, çayıırın çevresini doldurmuşlardı. Mustafa Kemal Paşa, Ankara”daki Sovyet Rusya, Azerbaycan, Afganistan ve Buhara elçileriyle birlikte büyük bir çadırdan gösterileri izledi. Gösteriler, öğrencilerin heyecanlı konuşmaları ve yurtseverlik şiirleri okumalarıyla başladı. Ankara Sultani (Lise) ve Darülmuallimin (Erkek Öğretmen Okulu) Mektepleri öğrencileri spor gösterileri yaptılar.

Nevruz kutlamaları dolayısıyla 24 Mart1921 tarihinde Mustafa Kemal Paşa”ya şöyle bir telgraf da gönderilmişti:



22 Mart 1922 günü Ankara-Etlik sırtlarında Nevruz bayramı şenlikleri



“Cenubi Kafkasya komiseri,Azerbaycan Serbest Harbiye Mektebi talebeleri ,iki bölüklü Süvari askerleri ve Şoşa Muhafız Taburu askerleri ,Türk milletinin büyük Nevruz bayramını tebrik ediyor ve biz ümit ediyoruz ki Azerbaycan İnkilap Ordusu,kahraman türk ordusu ile beraber Garp emperyalizmi tazyıkinde bulunan Şark milletlerini yakında kurtarırlar.Yaşasın Şark inkilap başları Mustafa Kemal!



Neriman Nerimanof

Azerbaycan Hükümet Başkanı”

Cumhuriyet ilan edildikten sonra 1991 yılına değin Nevruz kutlamaları kendi doğal gelenekleri içinde, insan ve doğa sevgisi, hoşgörü, yardımlaşma, konukseverlik, atalara saygı, bolluk-bereket beklentisi çerçevesinde cereyan etti. Bu yıldan itibaren Devlet, Hıdrellezle birlikte Nevruz kutlamalarına özel bir önem vermeye başladı. Kültür Bakanlığının ve TÜRKSOY”un koordinatörlüğünde Nevruz şenlikleri düzenlendiğii görüldü. Bağımsızlıklarına kavuşan Türk Cumhuriyetlerinde resmi tatil olarak kabul edilen Nevruz, Türkiye”de de kültür tarihimizdeki özel yerini koruyarak, geleneklerimiz içindeki saygınyerini aldı

Kültür unsurları arasında en az değişeni ve değişmenin en uzun süreli olanı örf ve adetlerdir. Türk milli kültürünü yozlaştırmak ve yoketmek, binlerce yıldır değişmeden günümüze taşıdığımız milli kültür değerlerimiz üzerinde şüphe yaratmak, milli tarih konularında uydurma yayınlar ile halkın kafasını karıştırmak Türklük düşmanlarının bugün çok yaygın olarak kullandığı yöntemlerdir.

Kaleleri içeriden ele geçirmek stratejisi içindeki milli kültür düşmanlığı, milli kültürün dejenere edilmesi ve başka sahipler aranması şeklinde sıkça uygulanmaktadır.

Günümüzde özellikle yurtdışında, özellikle AB ülkelerinde faaliyet gösteren bölücü unsur yanlıları batı kamuoyunun Türk kültür konuları üzerindeki bilgi noksanlığından yararlanarak Türk Ergenekon Bayramı olarak tanımlayabileceğimiz NEVRUZ BAYRAMI” nı istismar etmeye çalışmaktadır.

Çeşitli Avrupa ülkelerinde her yıl tekrarlanan senaryo gereği konu tekrar tekrar gündemde tutulmakta, bayramın insanlar arasında saygı-sevgi ve dayanışmayı sağlayan özelliğinden bile habersiz olan beyinleri satın alınmış bölücü çevtrelerce NEVRUZ BAYRAMI kanlı gösterilerle kutlanmaya çalışılmaktadır.

Emperyalist güçlerce ülkemizde yaratılmak istenen suni bir topluma maledilmeye çalışılan Nevruz Bayramı; binlerce yıldır Türk dünyasında bütün Türk Toplulukları tarafından uygulanan bir büyük kültür ögesidir.

Türkiye Cumhuriyeti”nin kuruluş yıllarında resmi bayram niteliğinde olup ,çok görkemli törenlerle kutlanan, miladi takvimin kabulünü müteakip resmi bayram olmaktan çıkartılan, fakat büyük bir coşku ile sadece Türkiye”de değil bütün Türk dünyasında coşku ile kutlanan NEVRUZ hakkında neler biliyoruz.? Bu konuda halkımızın bilgilendirilmesi gerekmektedir. Çünkü bilgi, muhtemel tehlikelere karşı en iyi panzehirdir.

NEVRUZ; 21 Martta kutlanır. Kelime manası olarak; YILBAŞI=YENİGÜN= GÜNDÖNÜMÜ anlamındadır. Nevruz; gece ile gündüzün eşit olduğu gündür. Nevruz; ayni zamanda baharın başladığı gündür.

Orta Asya Türk Devletlerinde, Bosna”da, Sancak”ta, Kosova”da Anadolu”da Kıbrıs”ta ve Türklerin küçük gruplar halinde yaşadığı bütün ülkelerde; “Ergenekon Bayramı”, “ Bozkurt Bayramı”, “Tabiat Bayramı” adları altında kutlanılmaktadır. Dağılan Sovyetler Birliği döneminde Türk Toplulukları için “İlkbahar ve Köylü Bayramı” olarak resmi bayram niteliğinde kutlanan NEVRUZ geleneği İran”da yaşayan Türkler arasınd da da çok yaygın olarak yaşatılmaktadır.

Her yerde büyük bir hazırlık ve neşe içinde, fakat değişik gelenekler halinde kutlanan NEVRUZ, soğuk ve karamsar günlerden ılık, güneşli ve bereketli günlere , yani bahara geçişi müjdeleyen, demirden dağı eriterek Ergenekondan hürriyete ve güzel günlere çıkışın simgelendiği Türk milli bayramıdır.

Çeşitli Türk boylarında Nevruz değişlik isimlerle anılmaktadır.

Bunlardan birkaçı şu şekildedir.

- NEVRUZ

– NEVROZ

– NAYRUZ

– NEYRÜZ

– NAYRIZ

– SULTAN NEVROZ

– NAVROZ

– NEVRÛZ-İ SULTANÎ

– SULTAN NAVRUZ

– NAVRUZ

– NAURUS

– NOVRÜZ

– NOURUZ

– MART BOZUMU

– MART DOKUZU...

Eğer biz devlet olarak milli kültür değerlerimize sahip çıkmadığımız ve bu değerlerin bütün milletçe kullanılmasına imkan vermediğimiz sürece çeşitli çıkar çevreleri ve bu çevrelere kendini yakın gören siyasi gruplar bu değerlere sahip çıkarlar. Fikirleri beğenilmeyen bu grupların simgelerine de karşı olunduğundan milletin bütünlüğünü temsil eden bu milli değerlerimizde karşı olunur ve çoğu zaman o siyasi grup ile birlikte bu milli sembollerimiz ile kültür değerlerimiz de eleştirilir, aşağılanır veya saldırılarla yok edilmeye çalışılır.

MHP”nin parti olarak sahip çıktığı milli değerlerimizden Bozkurt, Ergenekon, Üç Hilal gibi sembollere bu partiye düşman olan unsurlar saldırmakta ve parti ile birlikte bu değerlerimizi de yok kabul etmektedir. Bunun yanında bir diğer parti yöneticileri sahip çıkıyor diye Fatih Sultan Mehmet ve Osmanlı Kültürüne uzak kalınıyorsa, ERGENEKON BAYRAMI NEVRUZ için de ayni şeyleri söylemek mümkün olabilir. İşte bu oyunlara gelmemeliyiz. Nevruz”a devletçe ve milletçe topyekün sahip çıkmalı, bu milli günü bölücü terör örgütü mensuplarının tekeline bırakmamalıyız.

Nitekim son yıllarda Kültür Bakanlığı konuya el attı ve bugünü artık devletçe kutlanan bir bayram günü haline getirdi. Ben bunu önemsiyorum ve çok önemli bir adım olarak değerlendiriyorum.

Milletleri millet yapan milli kültür değerleridir. Bu değerler milletin kimlik kartıdır. Bu kart sadece bu millete mensup olunduğunu, yani kişinin aidiyetini gösteren kesin ve değişmez belgelerdir.

Küreselleşen dünyada ise milli değerlere yer yoktur. Küresel mimarlar kitle iletişim araçlarındaki hakimiyetlerinden yararlanarak milli kültür değerlerini önce yozlaştırmak, sonra bozmak ve bu şekilde milleti bu bozuk değerlerden soğutarak kimliklerinden uzakaştırmak yolunda ciddi çalışmalar yapmaktadırlar.

Bu oyunları iyi bilmeli ve değerlerimize dört elle sarılmalıyız. NEVRUZ işte bu değerlerden en eskilerinden biridir. Bütün yoketme çabalarına rağmen binlerce yıl öteden günümüze taşınmış ve yaşatılmaktadır. Nerede bir Türk varsa varsa her 21 Mart geldiğinde orada NEVRUZ vardır. Bugün vardır. Yarın da olacalktır.

Milletimin Ergenekon Bayramı”nı – Gündönümü”nü - Yenigün”ünü candan kutluyorum.

Her milletin kendine mahsus gelenekleri, kendine mahsus adetleri, kendine göre milli hususiyetleri vardır. Hiçbir millet aynen diğer bir milletin taklitçisi olmamalıdır. Çünkü böyle bir millet ne taklit ettiği milletin aynı olabilir, ne de kendi milliyeti içinde kalabilir.-Gazi Mustafa Kemâl Atatürk-(1923)

Türkiye”nin dünyadaki yerini ve değerini; dünya üzerindeki coğrafi konumu, bu konumundan kaynaklanan jeopolitik ve jeostratejik özellikleri, giderek artan genç ve dinamik nüfusu, zengin yeraltı ve yerüstü doğal kaynakları, tarihi ve kültürel mirası, başarılı devlet deneyimleri ile Türk toplumunun milli bir tehlike karşısında oluşturduğu birlik ve beraberlik duygusu belirler.

Yine Türkiye”nin kendi istek ve milli hedefleri doğrultusunda dünyadaki yerini ise; milli güç unsurlarını koruma, geliştirme ve devam ettirmedeki azim ve kararlılığı sağlar.

Prof.Dr. Erol Güngör”e göre; Türk toplumunun, ihtiyaçlarını karşılamak üzere benimsemiş bulunduğu hayat tarzı, bütün maddi ve manevi unsurlarıyla birlikte Türk kültürünü teşkil etmektedir.

Kültür; bir millete şahsiyetini verir.

Kültür; diğer milletlerle aradaki farkı ortaya koyar.

Kültür; millete has maddi ve manevi varlık ve değerlerin ahenkli bir bütünüdür.

Kültür milletleri millet yapan unsurların başında gelir. Milletler sahip oldukları kültür değerleriyle tanınır ve tanıtılırlar.

Milletler varlıklarını; tarihin derinliklerinden gelen kültürlerini muhafaza edebildikleri, çevrelerindeki yabancı kültürlerin baskılarına karşı koyabildikleri ve milli kültürlerini her türlü dış saldırıya karşı koruyabildikleri, milli kültür değerlerinin özüne dokunmadan yenilikleri kültür değerlerine adapte edebildikleri takdirde devam ettirebilirler.

Her kültürün kendine özgü karakteristik öğrenilmiş davranış biçimleri, inanış tutumları ile geleneksel tören düzenleri vardır. Bunların muhafazası şarttır ve zorunludur. Kültürün muhafazası için gösterilen gayretler hiçbir zaman eskiye körü körüne bağlılık değildir. Çünkü kültür bugün bizimle yaşayan bir kavramdır. Eskiden beri kullanılıyor olması onu hiç bir zaman eskitmez ve değerini düşürmez.

Kültür; milletleri sonsuza kadar yaşatacak bir ulu kaynaktır. Bu kaynaktan esinlenmeden, yararlanmadan ve bu milli değerler göz önüne alınmadan oluşturulan eserler milli olmak vasfını kaybederler. Her maddi eser bu değişmez kaynaktan mutlaka yararlanmak zorundadır. Çağdaş bütün eserler kendi milli kültürlerinden yararlandıkları nispette evrensel boyut kazanırlar ve zenginleşirler.

Türk kültürü Türk milletinin yaşama stili ve yaşama biçimidir. Tamamen bize özgü bir karakter içerir. Her türlü sanat faaliyetinde, ilimde, ahlakta, siyasette, askerlikte, resimde, müzikte, yazıda, dini inanç ve ibadetimizde, vatan sevgimizde, arkadaşlık ve dostluklarımızda, aile ve komşuluk ilişkilerimizde, savaşta ve barışta ayni ortak milli değerlere sahip insanlar olarak kendimize özgü ayni davranış biçimi sergileriz.

Bu davranış biçimimiz 12000 yıllık bir tarih süzgecinden gelerek bizlere ulaştığı için, sergilediğimiz bu davranışların benzerliği ve yaygınlığı Türk kültürünün zenginliğinin, köklülüğünün ve sağlamlığının en güzel belirtisidir.

Milletlerin aralarında bulunan milliyet farklarını unutmaları veya yok farz etmeleri, yani milli kültür değerlerini kaldırmaları maddeten mümkün değildir. Böyle hareket eden milletlerin, etmeyenlerin, hükümranlığı altına girmeleri kaçınılmazdır Bu yüzden Türk milletinin ebediyen yaşaması için kültürümüzün bütün unsurlarına sımsıkı sarılıp onlara sahip çıkmamız gerekmektedir. Bunu yapamayan milletler daima yapanların esiri olmuşlardır. Bu süreç binlerce yıldır aksamadan devam etmektedir.

Orduların ve toprakların işgali izafidir ve geçicidir. Çok çalışıp bunlar geriye alınabilir. Önemli olan yabancı kültürlerin işgalinin olmamasıdır. Bir kere işgal edilen ve elimizden alına kültür değerlerinin bir daha geriye alınması asla mümkün değildir.

Türk Kültürü bir üst kültür yapısı halinde binlerce yıldır bozulmadan ve çeşitli milletlerin kendine has özelliklerini kolayca kendi üstün kültürleri içinde eriterek ve kendilerine adapte ederek bugüne kadar gelmiştir.

Kendi öz benliğinden uzaklaşmadan ve kendi kültürüne yabancılaşmadan onun temel değerlerine sahip çıkarak, onu çağdaş kültürlerin baskısından ve yozlaşmış değerlerinden koruyarak, eğitim ve öğretiminin her seviyesinde tatbik ederek binlerce yıllık maziye sahip Türk milletinin milli kültürünü sonuna kadar en güçlü şekilde muhafaza edebilmesi kesin zorunluluktur.

Kültür unsurları arasında en az değişeni ve değişmenin en uzun süreli olanı örf ve adetlerdir. Türk milli kültürünü yozlaştırmak ve yoketmek, binlerce yıldır değişmeden günümüze taşıdığımız milli kültür değerlerimiz üzerinde şüphe yaratmak, uydurma yayınlar ile halkın kafasını karıştırmak Türklük düşmanlarının yaygın olarak kullandığı yöntemlerdir.

Günümüzde özellikle AB ülkelerinde faaliyet gösteren bölücü unsur yanlıları batı kamuoyunun Türk kültür konuları üzerindeki bilgi noksanlığından yararlanarak Türk Ergenekon Bayramı olarak tanımlayabileceğimiz NEVRUZ BAYRAMI” nı istismar etmeye çalışmaktadır. Oysa Nevruz Bayramı; binlerce yıldır Türk dünyasında bütün Türk Toplulukları tarafından ayni zamanda uygulanan bir büyük kültür faaliyetidir.

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında resmi bayram niteliğinde olup çok görkemli törenlerle kutlanan, miladi takvimin kabulünü müteakip resmi bayram olmaktan çıkartılan, fakat büyük bir coşku ile sadece Türkiye”de değil, tüm Türk dünyasında coşku ile kutlanan NEVRUZ hakkında halkımızın bilgilendirilmesi gerekmektedir.

NEVRUZ; 21 Martta kutlanır.

Nevruz”un kelime anlamı ; YILBAŞI=YENİGÜN= GÜNDÖNÜMܔnü ifade eder.

Nevruz; gece ile gündüzün eşit olduğu ve baharın başladığı gündür.

Nevruz; Orta Asya Türk Devletlerinde, Bosna”da, Sancak”ta, Kosova”da Anadolu”da Kıbrıs”ta ve Türklerin küçük gruplar halinde yaşadığı bütün ülkelerde; “Ergenekon Bayramı”, “ Bozkurt Bayramı”, “Tabiat Bayramı” adları altında kutlanılmaktadır. Dağılan Sovyetler Birliği döneminde Türk Toplulukları için “İlkbahar ve Köylü Bayramı” olarak resmi bayram niteliğinde kutlanan Nevruz geleneği, İran”da yaşayan Türkler arasında da çok yaygın olarak yaşatılmaktadır.

Her yerde büyük bir hazırlık ve neşe içinde, fakat değişik gelenekler halinde kutlanan NEVRUZ, soğuk ve karamsar günlerden ılık, güneşli ve bereketli günlere, yani bahara geçişi müjdeleyen, demirden dağı eriterek Ergenekondan hürriyete ve güzel günlere çıkışın simgelendiği Türk milli bayramıdır.

Çeşitli Türk boylarında Nevruz değişlik isimlerle anılmaktadır. NEVRUZ, NEVROZ, NAYRUZ, NEYRÜZ, NAYRIZ, SULTAN NEVROZ, NAVROZ, NEVRÛZ-İ SULTANÎ, SULTAN NAVRUZ, NAVRUZ, NAURUS, NOVRÜZ, NOURUZ, MART BOZUMU, MART DOKUZU bunlardan sadece birkaçıdır.

Eğer biz devlet olarak Nevruz gibi milli kültür değerlerimize sahip çıkmadığımız ve bu değerlerin bütün milletçe kullanılmasına imkan vermediğimiz sürece çeşitli çıkar çevreleri ve bu çevrelere kendini yakın gören siyasi gruplar bu değerlere sahip çıkarlar. Daha sonra bu milli sembollerimiz ile kültür değerlerimiz eleştirilir, aşağılanır veya saldırılarla yok edilmeye çalışılır. İşte bu yüzden Nevruz”a devletçe ve milletçe topyekün sahip çıkmalı, bu milli günü bölücü terör örgütü mensuplarının tekeline bırakmamalıyız.

Türk milli kültür değerlerinden en eskilerinden biri olan Nevruz bütün yoketme çabalarına rağmen binlerce yıl öteden günümüze taşınmış ve yaşatılmaktadır. Nerede bir Türk varsa varsa her 21 Mart geldiğinde orada NEVRUZ vardır. Bugün vardır. Yarın da olacaktır. Milletimin Ergenekon Bayramı”nı - Gündönümü”nü - Yenigün”ünü kutluyorum.







Yorumlar








Aktif Ziyaretçi 14
Dün Tekil 828
Bugün Tekil 272
Toplam Tekil 1638161
IP 54.161.208.7






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































6 Rebiü'l-Evvel 1438
Aralık 2016
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.788 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

Sayac

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu