BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Çözümü kimin engellediği çok net görüldü ama çıkan raporlar bu gerçeği dillendirmekte aciz kaldı” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Çözümü kimin engellediği çok net görüldü ama çıkan raporlar bu gerçeği dillendirmekte aciz kaldı”
Tarih: 27.11.2017 > Kaç kez okundu? 273

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, "Kimin çözümü engellediği çok net görüldü ama sonra çıkan raporlar bu gerçeği dillendirmekte aciz kaldı" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Akıncı, İngiltere'de faaliyet gösteren KKTC bağlantılı sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve Kıbrıslı Türklerle bir araya geldi.

Londra'nın kuzeyinde Kuzey Kıbrıs toplumunun yoğun olarak yaşadığı Wood Green bölgesinde gerçekleşen toplantıda Akıncı, adada çözüme yönelik müzakerelerle ilgili bilgi verdi.

Cumhurbaşkanlığı görevine gelmesinden 2 hafta sonra müzakere sürecini başlattığını belirten Akıncı, özellikle ilk yıl içinde önemli mesafeler alındığını söyledi.

Çözüm hedefinde samimi olduğunu, bundan da hâlâ vazgeçmediğini anlatan Akıncı, kendisinden önce uzlaşılan konuları verili kabul ederek tartışmaya açmadığını kaydetti.

Müzakere sürecinde 70'ten fazla lider seviyesinde, 150'den fazla da müzakere heyeti düzeyinde toplantı yapıldığını aktaran Akıncı, "Toprak, güvenlik, garanti konularının ele alınacağı bir sürece bizim zorlamalarımızla girildi ve tarihte ilk defa 5'li konferans toplandı" dedi.

Kıbrıs Rum tarafının temel amacının Türkiye'nin KKTC ile bütün bağını koparmak olduğunu belirten Akıncı, "Bu mümkün değildi. Anlattık. Başkaları da anlatmaya çalıştı" ifadesini kullandı.

Fransa ve Almanya'nın orada toplumları bile olmadığı halde Kıbrıs'ta donanmalarına yer aradığını anlatan Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'nin her şeyiyle Kıbrıs'tan elini eteğini çekebileceğini hayal ettiler. Bu gerçekçi değildi. Ama Türkiye'nin Kıbrıs’la ilişkilerini makul bir düzeyde tutmak mümkündü. Biz de bunu önerdik. Bunu masanın başında olan herkes de gördü, teslim ediyor, Kıbrıs Türk tarafı da Türkiye'de makul ve gerçekçi davrandı. Ancak 'sıfır asker, sıfır garanti söylemi' maksimalist söylem, bir uzlaşma fırsatı bize vermedi."

Ne Birleşmiş Milletler ‘in (BM) ne Avrupa Birliği'nin ne de İngiltere'nin müzakerelerin sonuçsuz kalmasından dolayı KKTC'yi suçlamadığına dikkati çeken Akıncı, "Kimin çözümü engellediği çok net görüldü ama sonra çıkan raporlar bu gerçeği dillendirmekte aciz kaldı" diye konuştu.

Akıncı, BM raporunun sorumluluğu eşit paylaştırdığını ve KKTC'ye haksızlık yaptığını kaydetti.

Şimdi herkesin gelecekte neler olacağını merak ettiğini belirten Akıncı, "Önceki akşam parlamentoda yine bu konu konuşuldu. 'Umut verici bir şey söyleyebilir misiniz Sayın Akıncı?' diye soranlar oldu. Ben de dedim ki 'Çok güzel bir söz var. Umut en son ölür.' Ama öldürmemek için de insanoğlunun bir şeyler yapması lazım. Herkesin üzerine düşeni yapması lazım" diye konuştu.

"Rum tarafında çok ciddi bir zihniyet dönüşümüne ihtiyaç var" diyen Akıncı, şunları kaydetti:

"Rumlar bizimle yetkiyi paylaşmakta zorlanıyorlar. 1963 yılından beri, resmi tanınmış devleti gasp eden bir Rum Cumhuriyeti var ki Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tek sahibi haline geldiler."

KKTC tarafından da bir statüko oluştuğunu ifade eden Akıncı, 1974'ten sonra elde edilen toprakların kaybedilmesi konusundaki kaygılara dikkati çekti. Akıncı, kendisinin ise siyasi risk alarak müzakerelerde toprak konusunda bazı adımlar attığını ve yüzde 29,2 oranını kabul ettiğini kaydetti.

"Bugün, 2004'ten daha zor bir halde Kıbrıs sorununu çözmek" diyen Akıncı, "2004'te Annan Planı'na bizler yüzde 65 'evet' dedik, onlar yüzde 75 'hayır' dedi. Şimdi günümüze geldik, bizde daha şimdi yüzde 65 evet oyunun olup olmadığı ciddi bir tartışma. Bunu da samimiyetle söylememiz lazım. Çok uğraşmamız lazım" ifadesini kullandı.

Çözüm için bundan sonra yapılacak her müzakerenin sonuç odaklı, zaman tahditli, paket şeklinde olması gerektiğine işaret eden Akıncı, yıllar sürecek verimsiz müzakereleri istemediklerini söyledi.

"Artık BM parametreleri öldü çöpe attık diyecek durumumuz yok" ifadesini kullanan Akıncı, şunları kaydetti:

"Suç BM parametrelerinde değil. Yıllar içinde bizim liderlerimizin de uğraşılarıyla iki kesimlilik, siyasi eşitlik, en son bizim de çabalarımızla Guterres'in söylemine giren dönüşümlü cumhurbaşkanlığı, bütün bunları biz elimizin tersiyle itemeyiz. Bu konudaki sıkıntı oralarda değil, o ilkelere uyum sağlayamayan, inanmayan ve gereğini yapmayan Rum zihniyetidir. Her kim ki Kıbrıs'ta bir çözüm ister, Kıbrıs'ta eşit bir varlığın olduğunu, tanınmamış olsa bile kurumlarıyla bir varlık odluğunu kabul edecek."

İngiltere'ye de seslenen Akıncı, KKTC'den bu ülkeye doğrudan uçuşların sağlanmasının yolunun açılması gerektiğini ifade etti.

"Çözümden, barıştan herkes kazanır, gerginlikten herkesi kaybedeceği vardır" diyen Akıncı, Doğu Akdeniz'deki doğal gaz rezervlerinin Avrupa'ya ulaştırılmasında Türkiye'nin en kısa ve ucuz yol olacağını hatırlattı.

Akıncı, Türkiye'nin adanın bütününün su ve elektrik ihtiyacı için de önemli bir çözüm imkanı olacağını vurguladı.

KKTC'nin de barış ve çözüm ortamında uluslararası hukukun parçası haline geleceğine işaret eden Akıncı, "Bütün bunlar sadece bizim elimizde değil. Bu ancak başkalarının da katkısıyla, bizim iyi niyetimizle, onların da katkı koymasıyla olabilecek şeylerdir. Bunu elde etmek için temel hak ve özgürlüklerimizden de vazgeçemeye niyetimiz yoktur. Onu da çok net söyleyeyim" diye konuştu.

KKTC'nin herhangi bir çözümde vazgeçemeyeceği üç şey olduğunu ifade eden Akıncı, "Birisi özgürlüğümüzdür. Kimsenin tahakkümü altına giremeyiz. İkincisi siyasi eşitliğimizdir. Üçüncüsü güvenliğimizdir" ifadesini kullandı.

Akıncı, bu üç ilkenin Rumlar için de geçerli olacağını vurguladı.

Çözüm odaklı düşünmekten vazgeçmeyeceklerini belirten Akıncı, "Ama Kıbrıs'ta da bir gün bile ertelemeden yapacaklarımız var. Her şeyi de Kıbrıs sorununa bağlama kolaycılığından da vazgeçmemiz lazım" dedi.

Akıncı, KKTC'nin güncel sorunlarını çözmeye odaklı ciddi ve güvenilir bir kamu yönetimi konusunda yapacakları olduğunu kaydetti.



Siber, APA temaslarını değerlendirdi:“Kendimizi anlatmamız için önemli bir fırsat oldu”



Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman’ın davetiyle İstanbul’da katıldığı Asya Parlamenter Asamblesi (APA) Genel Kurulu’ndaki temaslarının kendilerini anlatmak için önemli bir fırsat yarattığını söyledi.

Temaslarını yaptığı yazılı açıklamada değerlendiren Siber, Türkiye’nin dönem başkanlığını devralmasıyla ilk kez APA toplantısına katılma olanağı bulduklarını belirterek, diyaloğun çok önemli olduğunu gördüklerini ifade etti.

Birçok ülkeden gelen meclis başkanlarının sorunlarını ve geleceğe dair çözüm önerilerini konuşuyor olmasından yola çıkarak “Asya ülkeleri parlamenterlerine ve meclis başkanlarına kendimizi yüz yüze anlatma ve onların yaşadıkları sorunları da dinleme fırsatı bulduk” diyen Siber, yıllarca sadece Güney Kıbrıs’ın temsilcilerini dinleyen asambleye üye ülkelerin, KKTC’nin seçilmiş temsilcilerini, milletvekillerini de dinlemelerinin önemine vurgu yaptı.

Siber şöyle devam etti:

“Asamble toplantılarında ülkeler temel sorunlarını konuşuyorlar, ortak çözüm üretmeyle ilgili düşüncelerini ortaya koyuyorlar. Bu toplantılar, sorunları barış yolu ile çözmek için çok önemli ama maalesef bugüne kadar bize kendimizi anlatma şansı pek tanınmadı. Yapmamız gereken bu ve bunun gibi toplantılara katılma fırsatı için çaba ortaya koymak ve kendimizi anlatmaktır. Bir ülke tanınmamış olabilir, Birleşmiş Milletler üyesi olmayabilir, ancak üye olmayan ama parlamentosu olan birçok ülke bu tür toplantılarda gözlemci üye olarak yer alabiliyor.”

Bir ülkenin eğer demokrasisi ve demokratik kurumları ile yapısı varsa, toplumu temsil eden seçilmiş parlamenterlerin bu tür toplantılarda yer almasının öneminin büyük olduğuna işaret eden Siber, bu konuda birlik içerisinde daha kurumsal bir yapı ile çalışılması gerektiğini söyledi.

Siber, toplantı sonrasında “İstanbul Deklarasyonu” yayımlandığını anımsatarak, şiddet, terör ve savaşların bir kez daha göz önüne serildiğini, özellikle Yemen ve Myanmar’daki durumun ele alındığını ve barışa, diyaloğa ve ekonomik kalkınma için iş birliğine vurgu yapıldığını belirtti.

Başkan Siber, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Tüm arzumuz, deklarasyonda yazılanların samimiyetle ele alınması ve dünyanın daha güzel, daha yaşanabilir bir dünya olması için gereken iş birliğinin yapılmasıdır. Heyetimizde yer alan milletvekillerimizle birlikte oldukça yararlı temaslar yaptığımızı söyleyebilirim. Hem kendimizi anlatmamız, hem de 32 ülkeden gelen temsilcilerle yüz yüze temas kurmamız açısından çok önemli bir toplantı olduğunu düşünüyorum.”



Akdağ: “KKTC daha iyi yaşanan bir ülke olduğu zaman, sorun büyük oranda çözülmüş olacak”



TC Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, "Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde kişi başına gelir 13 bin dolara ulaşmış durumda. Biz bunu 25 bin dolara ulaştıracağız. Orası çok daha iyi yaşanan bir ülke olduğu zaman, sorun büyük oranda çözülmüş olacak." dedi.

Katıldığı bir TV programında konuşan Akdağ, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin, "İyimser bir şey görüyor musunuz?" sorusu üzerine, "Ben son derece iyimserim çünkü konu hep Rumlarla anlaşma üzerine tartışılıyor. Rumların bu konuda bir anlaşmaya gelmeyecekleri, en azından yakın zamanda belli." diye konuştu.

Sorunun kendisine göre büyük ölçüde çözüldüğünü dile getiren Akdağ, şöyle devam etti:

"Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde kişi başına gelir 13 bin dolara ulaşmış durumda. Biz bunu 25 bin dolara ulaştıracağız. Orası çok daha iyi yaşanan bir ülke olduğu zaman, sorun büyük oranda çözülmüş olacak. Halkın en büyük taleplerinden biri sağlık. Kıbrıs Türk halkının birinci talebi. Aslında Rumların da öyle. Burası bir ada. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Allah nasip ederse önümüzdeki 2 senede sağlığı tamamen ayağa kaldıracağız, mükemmel bir hastane yaparak. Sistemi de iyileştiriyoruz, onlarla iş birliğiyle elbette. Ekonomik iş birliği ve kalkınma programımız var. Bu programın en başına koyduğumuz hususlardan biri de sağlık şu anda. Çünkü vatandaşın talebi bu, Kıbrıs halkının talebi bu."

Akdağ, Lefkoşa'da, Türkiye'deki şehir hastanelerine benzer bir hastane yapacaklarını, hatta güneydeki Rumların da bu hastaneye geleceğini vurguladı.

Başbakan Yardımcısı Akdağ, Güney Kıbrıs'ın, Avrupa Birliği'nin yardımlarıyla hormonlu bir biçimde büyüdüğünü dile getirdi.

Şu anda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde vatandaşların mükemmel bir su içtiğini, bunu Rum kesiminin içemediğini anlatarak, şunları kaydetti:

"Elektrik de götüreceğiz kabloyla... Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bu konuda çalışıyor. Alsalar onlara da su veririz ama almıyorlar. Orada bana anlattılar. Maalesef bu aşırı fanatik birtakım kişilerin, 'Türklerin suyunu içeceksek zehir içeriz.' falan dediklerini duyuyoruz. Bu artık bağnazlığın dik alası. Avrupa Birliği'nin erken ve haksız yere Güneyli Rumları birliğe alması müthiş bir şımarıklık oluşturmuş. Biz şimdi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin gelişmesine katkı vermeye hem de bunu hızlandırmaya odaklandık. Orası yaşanılan mükemmel bir ülke haline geliyor her geçen gün. Ben meselenin çözümünü burada görüyorum. Onun dışında başka ne çözüm arayacağız."













Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Instagram





Flickr





LinkedIn





Website













Dışişleri Bakanlığı







Facebook





Twitter





YouTube





Website













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 601 1800 - 01

Faks: +90 (392) 228 4847

E-Posta: pio@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: @trncpio

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar








Web-Site'miz AA-Anadolu Ajansı Abonesidir.



Aktif Ziyaretçi 18
Dün Tekil 1037
Bugün Tekil 317
Toplam Tekil 2292116
IP 54.167.112.42






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:



































































10 Rebiü'l-Evvel 1440
Kasım 2018
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


Saraylarda süremem dağlarda sürdüğümü, Bin cihana değişmem şu öksüz Türklüğümü.
(Hüseyin Nihal ATSIZ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Hedefimiz - Mefkuremiz - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2018 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu