KARADENİZ BOYUNDAKİ SON OĞUZ DEVLETİ - Ekrem Hayri PEKER - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









KARADENİZ BOYUNDAKİ SON OĞUZ DEVLETİ - Ekrem Hayri PEKER
Tarih: 31.08.2017 > Kaç kez okundu? 114

Paylaş


Gezgin ve ressam Mary A. Walker 1868 yılında İstanbul’a gelir. İstanbul’da kırk yıl kadar kalır. Saray çevresiyle yakınlık kuran hareme ilk giren yabancı ressamdır

Walker; Anadolu ve balkanları gezer. Gözlemlerini, anılarını ve eserlerini içeren seyahatnameler kaleme alır. Seyahatnamelerinde İstanbul, İzmir, Ankara ve Bursa’yı anlatmıştır.

1880’li yıllarda iki kez Bursa’ya gelir. Bursa’daki gündelik yaşamı, ipek üretimini anlatır. Seyyahımız tarihe vakıftır. Bursa’yı ve Osmanlı imparatorluğunun kurucularını, Osmangazi’den bahsederken aynen şu ifadeyi kullanır;

“ Türk geleneği İbrahim’in zamanına kadar gider ve oğuz kağanı Türk gücünün ve medeniyetinin kurucusu kabul eder. Efsaneye göre, Türkistan’ın o zamanki başkenti, Yassa şehrinde yaşamıştır. Ve buranın sonraki sakinlerinden Özbeklerin Moldovya’ya kadar ilerledikleri, oradan yerleştikleri ve kurdukları yeni ülkenin başkentine de doğdukları şehrin ismini verdikleri söylenir”.

Bu satırları okuyunca şaşırdınız umarım. Ben de biraz şaşırdım. Tuna boyundan Volga Nehri’ne kadar olan bölge İskitlerden bu yana Türk kavimlerinin yaşadığı alan. Kabarlar gibi bazı Türk kavimlerinin Almanya’nın Bavyera bölgesine kadar gittiklerini biliyoruz.

Günümüzde Avrupa’nın bazı bölgelerinde (İsviçre, Belçika) Kun isimli köylere rastlanmaktadır. Atilla’nın Hunları Macar ovalarından Karadeniz boylarına çekilirken bir kısmı da Doğu Roma ve Bizans ordularında görev almıştır. Sonraki yüzyıllarda bugünkü kuzey Çin’den göç eden Avarlar, Macarlar ve Kumanlar, Macar ovalarından Karadeniz’e kadar olan bölgenin hâkimi olmuşlardır. Kısacası M.Ö. IV. Yüzyıldan 1700’lü yıllara kadar Karadeniz’in kuzeyinden, Kiev, Moskova ve Novgorod yakınlarına kadar uzanan bölge Türk yurduydu. Bölge M.S. 900’lü yıllarda bölgeye hâkim olan Kuman/Kıpçak kavimlerinden ötürü Deşt-i Kıpçak, yani Kıpçak Bozkırı olarak anılmıştır.

İtil (Volga) ırmağının orta bölümüne yerleşen Bulgar Türkleri, başta başkentleri Bulgar şehri olmak üzere şehirler kurduğunu, ziraat ve ticaretle uğraşmışlardır. Üstelik bilinenin aksine Bulgar Devleti Karahanlılar’dan önce, 920 yılında Müslüman olmuşlardır (Kurat, Akdes Nimet ”IV-XVIII. yüzyıllarda Karadeniz Kuzeyindeki Türk Kavimleri ve Devletleri”)

Türk kavimlerinin göçü hızla Balkanlara yönelmiştir. Bulgarlar, Peçenek’iler ve Uzlar Tuna’yı aşarak Trakya’ya inmişler. Peçenekler İstanbul’u kuşatma altına almışlardır. Balkan adının Türkçe olduğunu, batı Türkistan’daki bazı dağların isimlerinin balkan olduğunu hatırlayalım.

Tuna’nın güneyindeki ilk devleti, buradaki Slav kavimleri de bünyesine toplayan Bulgarlar olmuştur. Bulgarlar balkanları hâkimiyetleri altına alıp, İstanbul’u ele geçirmek istemişlerdir. Hristiyanlığın Ortodoks mezhebini kabul etmelerinden sonra, Bulgar Türkleri hızla Slavlaşmıştır.

Güçten düşen Bulgar devletini, Bizans tekrar hâkimiyeti altına alır. Kumanların balkanlarda etkili olmasından sonra ikinci Bulgar devletini çar unvanı alan Kuman asıllı Asen tarafından kurulması tesadüf olmamalı. Bölgedeki Sırp prenslerinin süvarileri de kumandı. Ünlü Macar tarihçisi Rasonyi’nin çalışmalarını okudukça şaşırıyorum. Son Bulgar Çarı Şişman’ın isminin Türkçe olmasına ne demeli. Büyük bir ihtimalle kuman asıllı olmalı.

Uzlar, Peçeneklerin kalıntıları ve bazı Kuman grupları daha çok Dobruca ve Prut nehri boylarında Beserabya, bugünkü Moldavya bölgesinde toplanmışlardı. Bu bölgelerde bağımsız yerel beylikler oluşturdular. Kıpçaklaşmış bir Moğol olan Beseraba bugünkü Romanya’nın temelini oluşturan Boğdan Beyliğini oluşturmuştur.

Dobruca bölgesi çok kısa bir sürede Türk yurdu olmuştu. Bu bölgeyle Anadolu’daki Türkler arasındaki ilişkiler sürmekteydi. Saltuklar soyundan gelen Sarı Saltuk’un oğlu Sait İsmail Saltuk Anadolu, Selçuklularının veziri Muhittin Pervane tarafından Trabzon Rum imparatorluğu bölgesinden uzaklaştırıldı. Anadolu Selçuklu yönetimi ile sert düşen Sarı Saltuklarının yönetimindeki Çepniler Moğolların saldırma olasılığını göz önünde tutarak Bizans’tan sığınma isterler. 1264 yılında binlerce çadırlık Çepni halkı Bizans’ı kendilerine yurtluk olarak verdiği Deli Orman yöresine göç ettiler. Sarı Saltuklular burada Bizans’a bağlı yarı bağımsız bir beylik oluşturdular. Türkmenler 30-40 oba ve iki-üç kasaba kurdular. Ünlü seyyah İbni Batuta 1330 tarihinde Babadağ kasabasından bahsetmiştir.

Moğol yönetimi altında gittikçe güçsüzleşen Anadolu Selçuklu taht kavgaları eksik olmaz. Selçuklu sultanı 2. İzzettin Keykavus, Moğol yanlısı yöneticilerinin entrikaları karşısında, selameti dayılarının yaşadığı (Annesi Bizans prensesiydi) Bizans’a sığınmakta bulur. İstanbul’da İmparator Mihail Paleogolos tarafından çok iyi karşılanır ve burada bir hükümdar gibi davranmasına, dolaşmasına izin verilir. Altınordu hanı Berke, İlhanlı Devletine karşı Mısır’daki Memluk Devletiyle işbirliği yapmak ister. Bu arada İzzettin Keykavus’la da temas kurarlar. Bizans İmparatoru, İlhanlı hükümdarı Hülagu ile işbirliğine girer. İstanbul’da misafir edilen İzzettin Keykavus burada rahat durmaz, taht entrikalarına katılır. İmparator bu yüzden Keykavus’un yakınlarını öldürtür, bir kısmını hapseder. Daha sonra iki oğluyla Saros Körfezindeki Enez Kalesi’nde hapis tutulur.

Bazı İslam tarihçilerine göre; “İzzeddin Keykâvus İstanbul’da eski dostu imparator Mihail Paleologos tarafindan çok iyi karşılandı ve bir hükümdar gibi dolaşmasına izin verildi. Bu sırada Müslüman olan Altınordu hükümdarı Berke Han, Sultan Baybars’a elçi gönderip Mogğollara karşı İzzeddin Keykâvus’un da dâhil olduğu bir ittifak kurmak istedi. Bunun üzerine Bizans imparatoru Mihail, İlhanlı Hükümdarı Hülagu’nun tesiriyle bu ittifaka karsı cephe aldı ve Sultan Baybars’in Berke Han’a gönderdiği elçilerini1264 yılında tevkif edip, mallarına el koydu. Sultan bir papaz ve bir filozofu imparatora gönderip, ona ağır hitaplarda bulundu. Neticede elçiler serbest bırakılıp Berke Han’a gitmelerine izin verildi. Fakat yine Hülagu’dan korktuğu için İzzeddin Keykâvus’a karşı takip ettiği dostane siyasetini değiştirdi. Yakın emirlerini Ayasofya’ya götürüp, Hristiyanlığı kabule zorlandılar. Kabul etmeyenlerin gözlerine mil çekilip öldürüldü. İzzeddin Keykâvus’da Enez kalesinde hapsedildi (1262). İslâm kaynaklarında İzzeddin Keykâvus ve adamlarının Bizans tahtını ele geçirmek üzere bir suikasta hazırladıkları için böyle bir muameleye maruz kaldıkları ifade edilmektedir. Bizans kaynakları ise, İzzeddin Keykâvus’un Altınordu Han’ı ve Bulgar Kralı Konstantin ile anlaşarak, İstanbul’u istilâya hazırlandığı için hapsedildiğini belirtir. Onun İstanbul’da kalan oğlu Melik, Hristiyan olur, Bu vahşice hareketler üzerine Berke Han gönderdiği orduyla Bizans’ın Balkanlardaki topraklarını istilâ etti. İzzeddin Keykâvus’u hapishaneden kurtarıp Keyûmers, Mesûd ve diğer oğullarıyla birlikte Berke Han’a götürdüler. Berke Han Suğdak ve Solhad şehirlerini ona ikta etti. Sultan İzzeddin 677 (1279) yılında ölümüne kadar burada yaşadı”, diye yazarlar.

Sarı Saltuklarının bir kısmı; Anadolu Selçuklu devletinin yıkılması, Anadolu’daki Moğol baskısının azalması, Moğol baskısından kaçan Türkmenlerin Ege ve Marmara’yı ele geçirmesi üzerine Anadolu’ya geri dönerler. Saltuklu Halil, bir kısım Çepni ve Nogay’la beraber Çanakkale boğazını geçerek, Karesi Beyliği topraklarına yerleşir. Karesi Beyliği yönetiminde görev alırlar.

Anılarını yazan kadın seyyahın Türkistan’ı ve Kazakistan’daki Yesi şehrini iyi bildi aşikâr. Altınordu Özbek Hanı, Batı Türkistan’daki Özbeklerle ilişkilendiriyor. Ayrıca Prut nehri kenarındaki bugün Romanya’nın, eski Boğdan’ın merkezi olan Yaş kenti’nin Türkler tarafından kurulmuş olabileceği düşünülüyor. Doğrusu bu düşüncesinde haksız da sayılmaz. Kırım’ın batısındaki bölgede Türkler uzun bir süredir yaşıyordu. Kırım’ın batısındaki Aksu ve Özü nehirleri arasındaki bölgede, Altınordu hükümdarı Berke Han’ın komutanlarından Nogay beyin idaresindeki, Kıpçaklar yaşamaktaydı. Yüzyıllarca burada yaşayan Nogayların Don nehrinin doğusuna göç etmesinden sonra, Rus kabileleri bu bölgelere gelebilmiştir. Kırım Hanı Sakıp Giray bir kısım kabileyi Beserabya'ya yerleştirmiştir. Nogay kabilelerinin zayıflaması, stepleri Rus ve Kozak kabilelere bırakmıştır. Bu bölgede Kıpçakların dışında Peçenek ve Oğuz kabilelerinin kalıntıları da bulunuyordu.

Kırım Hanı Sakıp Giray da bir kısım kabileyi Beserabya'ya yerleştirmiştir. Nogay kabilelerinin zayıflaması stepleri Rus Kazak kabilelere bırakmıştır.

13. yüzyılın ikinci yarısında Altın Ordu Hanı Berke, ondan sonra Emir Nogay Balkanlara sürekli müdahale ettiler. Beserabya ve Dobruca'da ki Müslüman Türkleri himayelerine aldılar. Bu dönemde aşağı Tuna üzerindeki Sakçı (İsakça) şehri Emir Nogay'ın karargâhlarından biriydi. Daha sonra Altın Ordu Hanı Tohtu, Sakçı’ya oğlu Tukal Buga'yı yerleştirdiler. Güçlenmeye başlayan Bulgarlar Dobruca'da ki Türklerin üzerine baskı uygulamaya başlamışlardır. Bulgar baskısına dayanamayan Türklerin bir kısmı(1307-1311) yılları arasında Anadolu'ya dönmüştür. Kalan Türkler Hristiyan olmuşlardır (Bugünkü Gagauzlar).

Batı Karadeniz boyunda yer alan Akkerman/Akkirman (Beyaz taştan yapılmış kale) şehirlerini Türk kavimleri kurmuştur.

Bilinenin aksine istilacı Moğolların Türk kavimleriyle beraber kurdukları Altınordu devleti göçebe değil, kent devleriydi. Altınordu Devletinin kurduğu kentlerden yirmibeşinin adı ve yeri tespit edilmiştir. Volga Boyunda Bulgar, Hazar, Kazan, eski ve yeni Saray kenti, Hacıtarhan/Ejderhan; Volga civarında Uslan, Berekzan, Kırım Yarımadasında Bahçesaray ve Azak (Azov, Ayak isminden türemiştir) bu kentlerden birkaçıdır. Yakın dönem tarihçileri Altınordu döneminde 150 şehrin kurulduğunu, posta ve gümrük sisteminin yaratıldığını, döneme göre oldukça mükemmel bir hukuk sisteminin oluşturulduğunu yazmaktadırlar. (Kim Bu Çerkesler, N.M. Budayev İstanbui 2009)

Tuna’dan, İtil/Volga arasında uzanan bölgede sırasıyla Bulgar, Hazar, Altınordu, Kırım, Kazan, Kasım, yarı-bağımsız Nogay ve Astarhan Devletlerini kurmuşlardır. Astarhan Devletinin yıkılmasıyla X yüzyıl, yaklaşık 1000 yıl süreyle Türk yurdu olan bölge hızla Ruslaşmıştır.

Volga boyunun Türklerin elinden çıkması kaçınılmaz olarak, Türkistan’ı olumsuz yönden etkilemiştir. Ekonomik gerilemeyi, kültürel ve teknolojik gerileme izlemiştir. Ekonomik ve askeri açıdan gerileyen Türkistan Hanlıkları Rus Çarlığının ilerlemesine karşı koyamamışlardır.

İlerleyen yıllarda güçlenen Türkler, bölgedeki Hristiyan Kuman ailelerle birleşerek bir prenslik kurmuşlardır.1365 yılında Dobruca'da Balık ve kardeşi Dobrotiç idaresinde bir prenslik kurulmuştur. Prensliğin merkezi başlangıçta Kallikara’da, Osmanlılar bölgeyi istila ettiğinde Varna'da bulunmaktaydı. Osmanlılar bölgeye geldiğinde Bulgar topraklarında üç devletçik vardı. Vidin’de Bulgar Çarı Stratsimir, Köstendil Hâkimi Deyanoviç ve Yıldırım Beyazıt’ın1395’de öldürttüğü Bulgar Kralı Şişman bulunuyordu.



KAYNAKÇA



1)Düstürname

2)Aşıkpaşazade Tarihi (Atsız) 123,125

3) İnalcık, Halil; ''Osmanlı İdare ve Ekonomi Tarihi '',İstanbul 2011, s.93

4) Kurat, Akdes Nimet; Türk Kavimleri ve devletleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 12
Dün Tekil 844
Bugün Tekil 231
Toplam Tekil 1982474
IP 54.92.194.75






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































26 Rebiü'l-Evvel 1439
Aralık 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susar.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.098 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu