BASIN BÜLTENİ Yıldırım: “Kıbrıs konusu hem Türkiye, hem Yunanistan için çözülmesi gereken bir mesele” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Yıldırım: “Kıbrıs konusu hem Türkiye, hem Yunanistan için çözülmesi gereken bir mesele”
Tarih: 20.06.2017 > Kaç kez okundu? 91

Paylaş


Türkiye Cumhuriyeti (TC) Başbakanı Binali Yıldırım, Yunanistan Başbakan Aleksis Çipras'ın davetine icabetle Yunanistan'a çalışma ziyaretinde bulundu.

TC Başbakanı Binali Yıldırım, Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras görüşmesinin ardından düzenledikleri ortak basın toplantısında, Çipras ile AB, Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Ege’deki konuları ele alıp samimiyetle değerlendirdiklerini söyledi.

Yıldırım, şöyle devam etti:

Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının insanlığın ortak mirası olduğuna işaret eden Yıldırım, bu kaynaklar kullanılırken Kıbrıs adasının, kuzeyin ve güneyin haklarının korunarak çalışmalar yapılması önemi üzerinde durduklarını söyledi.

Yıldırım, şöyle devam etti:

“Kıbrıs konusu hem Türkiye, hem Yunanistan için çözülmesi gereken bir mesele olduğunu biliyoruz. Olumlu düşünceler içerisindeyiz. Adil olması, adil yönetişimi sağlaması, adada yaşayan toplumların gelecekteki güvenliğini teminat altına alacak bir sonucu getirmesi lazım. AB-Türkiye ilişkileri bakımından, AB-Birleşmiş Kıbrıs ilişkileri bakımından da, çözümün gereken garantileri temin etmesi gerekiyor. Bu konuda daha çok çalışma ve gayret etme ihtiyacı olduğunu konuşma fırsatı bulduk. Bunun BM kararları ve AB kazanımları çerçevesinde birleşmiş bir Kıbrıs'a yönelik olması gerektiğini ifade ettim. Tüm Kıbrıs halklarının güvenliğine yönelik bir çözüm bulunması gerektiğini ve üçüncü güçlerin müdahalesi olmadan gerçekleşmesi gerektiğini ifade ettim.”

Çipras ise, “Biz Cenevre zirvesinin ileriye yönelik bir adım olması için çabalarımızı devam ettiriyoruz. Sorunun çözülmesi için çalışıyoruz. Aramızdaki işbirliği ve ön hazırlıklara devam etme konusunda mutabık kaldık” ifadelerini kullandı.

Kıbrıs müzakereleri kapsamında 28 Haziran'da İsviçre'de başlayacak zirveye ilişkin Çipras, bölgedeki istikrarsızlaşmadan dolayı Kıbrıs sorununun çözümünün daha da önem kazandığını ifade etti.

Çipras, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sayın başbakanla önümüzdeki dönemde sürekli olarak irtibat halinde olmayı kararlaştırdık. Kriz ve gerginliklerin ortaya çıkmadan engellenmesi konusunda anlaşmaya vardık. Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözümün bulunması, her zamankinden daha da önemli bir hale gelmiştir. Çünkü bu konu, bölgedeki istikrar açısından da son derece önemli. Sayın Başbakan’a kendi görüşlerimizi ilettim. BM kararları ve AB müktesebatı çerçevesinde bu soruna bir çözüm bulunmasını desteklediğimi söyledim ve birleşik bir Kıbrıs çözümü dahilinde hem Kıbrıslı Rumların hem Kıbrıslı Türklerin çağdaş kriterler çerçevesinde üçüncü ülkelere ihtiyaç olmadan bir çözüm bulunması konusunu aktardım ve kendisiyle sürekli irtibat halinde olmamız konusunda anlaştık. Bu konuyla ilgili olarak her ikimiz de ileriye yönelik olumlu adımlar atma konusunda kararlıyız. Hem İsviçre’de hem başka bir bölgede gerçekleşecek bu diyaloğun ileriye gitmesi için her türlü katkıyı sağlamaya hazırız”

Çipras, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin, “Cenevre Konferansı, oyunun sonu” yönündeki değerlendirilmesi hatırlatılarak, sorulan “Cenevre, çözüm için bir pencere açacak mı?” sorusunu yanıtında, İsviçre'deki toplantının yolun sonu olmadığı ve yol açmayı amaçladıkları mesajını vermek istediğini söyledi.

Çipras, “Biz Cenevre zirvesinin ileriye yönelik bir adım olması için çabalarımızı devam ettiriyoruz. Sorunun çözülmesi için çalışıyoruz. Aramızdaki işbirliği ve ön hazırlıklara devam etme konusunda mutabık kaldık. Eide’nin açıklamasını ben de duydum, yolun sonundan bahsetti açıklamasında. Ben kendisine ünlü İspanyol şairin sözlerini hatırlatmak istiyorum: ‘Yolcunun yolu yoktur, yolu yürüdüğünüz sürede bulursunuz’. Yürüdükçe yol açılır, bu mesajı veriyoruz” dedi.

Yıldırım, aynı soruyu yanıtında, “Gitmek isterseniz gidecek yol her zaman bulunur. Biz de çözüm istiyoruz ama unutulmasın ki bu mesele BM’nin meselesi değil. Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum toplumlarının meselesidir. BM çözüm için katkı sağlamaktadır” dedi.

Çözümün neticede her iki toplumu tatmin edecek kalıcı adil bir çözüm olarak ortaya çıkması gerektiğini kaydeden Yıldırım, “ Geçmişteki anlaşmalardan kaynaklanan garantör konumumuzla Türkiye ve Yunanistan başbakanları olarak çözüme ulaşmak için gereken her türlü olumlu katkıyı yapmak için karar verdik, bu yönde çalışmalarımızı devam ettireceğiz” şeklinde devam etti.

Başbakan Yıldırım, Atina temasları kapsamında Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras ile Başbakanlık binasında görüşmesinin ardından, Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopoulos ile de bir araya geldi.



Ertuğruloğlu: “Anavatanımızın tek taraflı müdahale hakkını içermeyen bir garanti sistemi, garanti sistemi olmaz”



Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ankara’da heyetler arası görüşmede bulundu. Ertuğruloğlu ile Çavuşoğlu, görüşmenin ardından açıklama yaptı.

Ertuğruloğlu, "Bir hususun altını tekrar çizmek istiyorum, garantiler konusunda anavatanımızın tek taraflı müdahale hakkını içermeyen bir garanti sisteminin, garanti sistemi olmayacağını, bu konuda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hükümeti olarak son derece kararlı ve ısrarlı olduğumuzu vurgulamak istiyorum." dedi.

Türkiye'nin garantisinin Rum tarafına güvensizlik verdiği yönündeki açıklamaları kabul etmediğini vurgulayan Ertuğruloğlu, şunları kaydetti:

"Türk tarafının, Türkiye'nin hiçbir politikası veya garantörlük hakkı Rum tarafına güvensizlik veren bir konu olmamıştır, olmayacaktır. 1974 Harekatı, Rumların kendilerinin bir darbe girişimi ve Enosis'i gerçekleştirme eğilimi sonrasında oluşmuştur. Dolayısıyla 1974'ü örnek göstererek 'Türkiye'nin garantörlüğünü bize güvensizlik verir.' gibi argümanlara prim vermek Türk tarafında kimseye yakışmaz. Toprak konusunda da Cumhurbaşkanımızın, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konudaki ifadeleri bizim için esastır. Diğer 4 başlıkta da Kıbrıs Türk halkının bu adada Rum'un boyunduruğu altına girme riskini taşımayacak, adanın egemen ve siyasi eşitliğine dayalı bir ortaklık dışında hiçbir formülü kabul etmediğimizi, anavatan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının 4 özgürlük hakkının inkar edilmeyeceği kısacası Kıbrıs adasının geçmişte hiçbir zaman olmadığı gibi bundan sonra da hiçbir zaman bir Yunan adası olamayacağını garanti altına alan bir anlaşmadan bahsediyoruz. Bu anlaşmaya birileri varsa biz varız, yoksa herkes yoluna."

İsviçre'nin Crans-Montana kentinde 28 Haziran'da yapılacak Kıbrıs konferansına hazırlıklı gidilmesi gerektiğini belirten Çavuşoğlu ise şöyle konuştu:

"Biz her zaman hazırız. Ön şartsız bir şekilde buraya gidilmesi gerektiğini daha önce de açıkladık. Rum tarafının da ortaya koymaya çalıştığı ön şartları kabul etmeyeceğimizi söyledik. Fakat tabi bunu bir nihai konferans olarak görüyoruz."

Bakan Çavuşoğlu, 12 Ocak'taki konferansta olduğu gibi Türk tarafının, Crans-Montana'ya da kendinden emin, ne istediğini bilen bir şekilde giderek, çıkarlarını savunacağını kaydetti.

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu da Çavuşoğlu'nun Başbakan Binali Yıldırım ile Yunanistan'a yaptığı ziyaret sonrası ve Crans-Montana öncesinde Çavuşoğlu'yla istişare yapmak için geldiğini bildirdi.



Dürüst: “Güçlü Türkiye’nin emin adımlarla ilerleyişinin, KKTC’ye de yansıması son derece önemlidir”



Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Kemal Dürüst, Antalya Deniz Ticaret Odası’nın davetlisi olarak gittiği Antalya’da inceleme ve temaslarda bulundu. Bu çerçevede Antalya Liman Başkanlığı ve Antalya Serbest Bölgesi’nde incelemelerde bulunan Bakan Dürüst, Antalya Deniz Ticaret Odası Başkanı İnanç Kendiroğlu ve oda üyeleri ile bir araya gelerek, görüş alış verişinde bulundu.

Antalya Limanı ve Antalya Serbest Bölge’de yaptığı inceleme ziyareti esnasında, Antalya Liman Başkanı Erdoğan Bayram, Serbest Bölge Müdürü Ramazan Talat Güçsav, Antalya Serbest Bölge işleticisi (ASBAŞ) Genel Müdürü Zeki Gürses ve Deniz Ticaret Odası Antalya Şube Müdürü Senem Nimet Çetin tarafından, limanın işleyişi ve faaliyetleri hakkında bilgi aldı.

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Kemal Dürüst, Antalya Serbest Bölge ziyareti sırasında yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin deneyim ve tecrübelerinden faydalanmak, ileriye dönük etkin adımların KKTC’ye de örnek teşkil edebileceği önemli bir ziyaret yapmış bulunmaktayız. Burada gözlemlediğimiz kadarıyla marina, liman ve serbest bölge kolektif bir çalışma içerisinde bulunmaktadır. ”Dürüst, ziyaret amaçlarının; marina, liman ve serbest bölge alanlarında tecrübe edinmek ve genel hatları ile çalışmalar hakkında bilgi almak olduğunu belirtti.

“Güçlü Türkiye’nin emin adımlarla ilerleyişinin, KKTC’ye de yansıması son derece önemlidir” diyen Bakan Dürüst, “Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Binali Yıldırım’ın ifade ettiği gibi Türkiye’de yaşanan tüm olumlu gelişmelerin ülkemizde olacağı bizler için, ülkemiz alt yapı yatırımları için büyük önem teşkil ediyor” dedi.

Gazimağusa ve Girne limanlarının iyileştirmeye ihtiyacı olduğuna vurgu yapan Bakan Dürüst, Antalya’da yapacakları incelemeler ve teknik anlamdaki bilgilerin bu anlamda çok değerli ve önemli olduğunun altını çizdi.



Burcu: “Olumlu sonuca varılabilmesi için herkesin varılan mutabakatlara saygı göstermesi kaçınılmazdır”



Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, Kıbrıs Türk tarafının 28 Haziran’da İsviçre’de devam edecek Kıbrıs Konferansı’nda, 4 Haziran’da New York’ta BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yapılan 3’lü toplantıda varılan mutabakata sadık kalarak çalışacağını bildirdi ve “Crans-Montana’da olumlu sonuca varılabilmesi için, herkesin varılan mutabakatlara saygı göstermesi kaçınılmazdır” dedi.

Burcu, yaptığı yazılı açıklamada, BM Genel Sekreteri Guterres ile varılan ve açıklanan mutabakata uygun bir şekilde, konferansta tüm başlıkların birbiriyle bağlantılı ve paralel bir şekilde ele alınacağını, garantörlerin de dâhil olacağı 5’li çalışmalarda güvenlik ve garanti başlığı, 2’li çalışmalarda da diğer tüm başlıkların masada olacağını belirtti.

Burcu, Kıbrıs Konferansı’nda hedefin, sadece tek bir başlıkta ilerleme sağlamak değil, tüm başlıklarda sonuca varmak ve Kıbrıs sorununu çözmek olması gerektiğini vurguladı. Sözcü Burcu şöyle devam etti:

“Bunun için, New York mutabakatına uygun çerçevede, paralel bir süreç izlenerek resmin bütününün ortaya çıkarılması gereklidir. Kıbrıs Türk tarafı, bu mutabakata sadıktır ve Kıbrıs Konferansı’na bu anlayışla katılacaktır.

28 Haziran’da devam edecek Kıbrıs Konferansı’nın gündemine ve çalışma ilkelerine ilişkin Kıbrıs Rum tarafının farklı yaklaşımlarla açıklamaları, BM Genel Sekreteri ile varılan mutabakatı çarpıtmaya yöneliktir.

Crans-Montana’da olumlu sonuca varılabilmesi için, herkesin varılan mutabakatlara saygı göstermesi kaçınılmazdır.”



Tatar: “Kıbrıs Türkü’nün makul taleplerini kimse aşırı olarak niteleyemez”



Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili Ersin Tatar, Türkiye’nin etkin garantisinin devamı ile Kıbrıs’ta Türk askeri bulunmasını Kıbrıs Türk halkının istediğini, görüşme sürecinde okları Türkiye’ye çevirmeye çalışanların iyi niyetli olmadıklarını” belirtti.

Tatar, “Dolayısı ile Türkiye’yi suçlu sandalyesine kimse oturtamaz, Kıbrıs Türklerinin makul taleplerini kimse aşırı olarak niteleyemez” dedi.

UBP Lefkoşa Milletvekili Ersin Tatar yaptığı yazılı açıklamada, Kıbrıs Türk halkının Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinden bir milimetre dahi geri adım atarak niyeti aşikar olanlar karşısında güvenliğini tehlikeye atamayacağını kaydetti.

Ersin Tatar, Rum tarafının Kıbrıs Türk halkının hiç bir yaşamsal isteğine “evet” demeden garantiler ve toprak konusuna odaklanılmasını, bunlara öncelik verilmesini sağlamasının Cumhurbaşkanı Akıncı ve ekibi için başarısızlık olduğunu iddia etti.

Tatar, ABD Büyükelçisi’nin garantiler ve toprak konularındaki söylemleri ve Rum yetkililerin açıklamalarının İsviçre’deki görüşmelerin Türkiye ve KKTC’nin suçlanması ile sonuçlanabilecek bir sürece dönüşebileceğini gösterdiğini ifade etti.

Tatar, yapılması gerekenin Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye’ye yüklenmek değil, Avrupa Birliği üyeliğini Kıbrıs Türk halkı aleyhine kullanan Rum tarafının makul politikalar izlemesini sağlamak olduğunu vurguladı.

Tatar, Kıbrıs Türkü’nün hangi koşul atında olursa olsun güvenliğinden, kendi kendini idare etme hakkından ve Anavatanı Türkiye ile kader birliği yapmaktan vazgeçmeyeceğini belirtti.

Tatar, Kıbrıs konusunun halledilmesinin yolunun belli olduğunu; Kıbrıs’ta var olan gerçeklere dayalı, iki kurucu devletin oluşturacağı siyasi eşitliğe dayalı yeni bir ortaklık kurulacağını, iki kesimliliğin devam edeceğini, Kıbrıs Türkü’nün kendi kurucu devletinin sınırları içinde mülkiyet ve nüfusta sarih çoğunluğu elinde bulunduracağını, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin sulandırılmadan devam edeceğini kaydetti.



Yılmaz: “Kıbrıs’taki müzakerelerde kritik bir aşamaya gelindi”



CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, Kıbrıs'taki müzakerelerde kritik bir aşamaya gelindiğine dikkati çekerek, Türkiye'nin dış politikayla sıkıştırıldığında, eli kolu bağlandığında, kritik konularda taviz vermeye yatkın hale getirilmesinin bir strateji olduğunu söyledi.

Yılmaz, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıs konusuna da değinerek Türkiye'nin elinin güçsüz olduğu ortamda Kıbrıs müzakeresi yapılıyor." diye konuştu.

Yılmaz, Rum yönetiminin, hiçbir dönem Kıbrıs'ta siyasi eşitliğe inanmadığını, Kıbrıs'taki çözümden "Türk askerinin kovulmasını, birleşik Kıbrıs'ın yaratılmasını, Türklerin azınlık haline getirilmesini" anladığını savundu.

Türkiye'nin, Kıbrıs konusunda yalnız olduğunu ifade eden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ada'daki Sayın Cumhurbaşkanı'nın da çok çözüm yanlısı tutum takınması, endişelerimizi iyice artırıyor. Müzakerelerde pazarlık gücünüzün olması için bazen alttan almak, bazen masadan kalkmak, bazen masayı dağıtmak, bazen bir şeyi sonuçlandırmamak esastır. Ama 'Ne pahasına olursa olsun, siz ne derseniz deyin ben çözüm istiyorum' mantığıyla gittiğiniz anda elinizi, kolunuzu bağlarsınız. Önünüze de hiç istemediğimiz şekilde talepler gelir. Daha önce toprak konusuyla ilgili harita sunmayın diye uyarmıştık. Bizi hiç dinlemediler. Büyük oranda Rum kesimi toprakla ilgili tavizi koparmıştır. Garanti ve İttifak Anlaşması'nın ortadan kaldırılmasına sıra gelmiştir. Rum tarafı, Garanti Anlaşması'nın 4. maddesinde formüle edilen tek taraflı müdahale hakkını ortadan kaldırmak istiyor. Asker sayısını önce azaltmak, sonra tamamen ortadan kaldırmak istiyorlar. Asker sayısının azaltılması ve müdahale hakkının ortadan kaldırılması demek, 'Hangi çözüm çıkarsa çıksın onu uygulamayacağım, Kıbrıs'ı yutacağım' demektir."

Öztürk Yılmaz, Rum tarafının Bizans oyunları oynadığını, Hükümetin ise ses çıkarmadığını, müzakere yokmuş gibi davrandığını öne sürdü. Yılmaz, böyle giderse tüm hakların kaybedileceğini, KKTC'nin ortadan kaldırılacağı bir süreç başladığını iddia etti.

Türkiye'nin etkin, fiili garantisinin, müdahale hakkının olmadığı bir çözümün Türkiye için sonun başlangıcı olacağını vurgulayan Yılmaz, Türkiye'nin Kıbrıs'ı kaybettiğinde, Doğu Akdeniz'deki her şeyi kaybedeceğini dile getirdi.

Kıbrıs'ın milli davaları olduğuna işaret eden Yılmaz, "KKTC'deki yönetime tavsiyemiz var. Siz müzakereyi bilmiyorsunuz, bilseniz kendinizi ispat etmek için bu kadar yanlı gözükmeksiniz. Siz neyi ispat etmek istiyorsunuz? Sağlam, dik durun. Biz sizi uyarıyoruz. Sesimizi daha gür çıkarmasını çok iyi biliriz. Kıbrıs milli davamızdır, garantör ülkeyiz.

Hükümet de sanki bir şey olmuyormuş gibi, hiçbir şey yapılmıyormuş gibi ortamı soğutup, taviz vermeye gitmesin. Bu konu, hükümetin olmayabilir ama bizim kırmızı çizgimizdir." değerlendirmesinde bulundu.



Kıbrıs TMT Derneği: “İki ayrı egemen idarenin kabulü iki halkın da yararına olacaktır”



Kıbrıs TMT Mücahitler Derneği, Cenevre’de aklı selimin galip gelerek Türkler ile Rumlardan oluşan iki ayrı bölgede barış ve huzur içinde varlığını sürdüren iki ayrı egemen idarenin kabulünün, hem iki ana vatanın hem de yan yana yaşamakta olan iki halkın yararına olacağını ifade etti.

Dernek Başkanı Yılmaz Bora, yaptığı yazılı açıklamada, Cenevre konferansı öncesinde Rumlar ve Yunanların yine gerçeklere aykırı beyanlarını sıklaştırdıklarını ve “içeriden elde ettikleri gafilleri kullanarak lehlerine bir ortam yaratmak için çaba harcadıklarını” iddia etti.

Bora, Kıbrıs’ta iki ayrı egemen devletin varlığının esas alınmasına karşı çıkanların, kendi çıkarlarını düşündüklerini veya kötü niyetli olduklarını öne sürdü. Bora, Kıbrıs’ta meydana gelen sıkıntı ve sorunların yaratıcısı Yunanistan ile Kıbrıs Rumları olmasına rağmen hep masum ve haklı rolünü ürettikleri yalanlar ve entrikalarla başarılı bir şekilde yürütmekte olduklarını ifade etti.

Bora, 1955’lerde EOKA tedhiş örgütünün açık silahlı eylemleri ile başlayan süreç ve onu takip eden gelişmeler dikkate alındığında karşı tarafın hep Enosis peşinde koştuğunu kaydetti.

Bora, Cenevre’de 28 Haziran’da yapılması tasarlanan görüşmelere gitmeden önce Rumlar ile Yunanların ortaya koydukları görüşlere bakıldığında aynı zihniyetin devam ettiğinin görüldüğünü belirtti. 21Aralık 1963’ten itibaren Kıbrıs’ta iki ayrı halktan iki ayrı idare oluştuğunu vurgulayan Bora, 1977 ve 1979 Doruk Antlaşmaları ile iki bölgelilik ve iki ayrı otonom idarenin varlığının teyit ve kabul edildiğini ifade etti.

Bora, “Özel mülkiyet, dört özgürlük ve serbest dolaşım hakkı ileri sürülerek ve nüfus oranı dört Rum’a karşı Bir Türk ile sabit tutularak, Kıbrıs’ın gerçekleri ile bağdaşmayan tezlerle kalıcı ve yaşayabilir bir çözüme ulaşılamayacağı gibi aynı isteklerde ısrar edilirse bir çözüme ulaşılamayacağı aşikardır” dedi.

Bora, toprak ve mülkiyetin toplu takas ve tazminatlarla hallinin öngörüldüğüne işaret ederek, bir uzmanın tespitlerine göre Kıbrıs’ın yüzde 33’ünün tapulu Türk malı olduğunu, Vakıf mallarının Rumlara nasıl geçtiğinin de herkes tarafından bilinmekte olduğunu kaydetti.













Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Instagram





Flickr





LinkedIn





Website













Dışişleri Bakanlığı







Facebook





Twitter





YouTube





Website













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Faks: +90 (392) 228 4847

E-Posta: pio@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: @trncpio

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 23
Dün Tekil 1041
Bugün Tekil 854
Toplam Tekil 1934126
IP 54.80.148.252






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































29 Muharrem 1439
Ekim 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Sevgim - Millete!
Vurgunluğum - Azadlığa ve adalete!
itaatim - Hocalarıma!
Borcum - Dostlarıma ve meslektaşlarıma!
Nefretim - Yalancılara ve iki yüzlülere!

(Ebülfez ELÇİBEY)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.788 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu