BASIN BÜLTENİ Cumhurbaşkanı Akıncı: “Sıfır asker, sıfır garanti söylemi başlangıç noktası olamaz” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Cumhurbaşkanı Akıncı: “Sıfır asker, sıfır garanti söylemi başlangıç noktası olamaz”
Tarih: 12.06.2017 > Kaç kez okundu? 126

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Sıfır asker, sıfır garanti” söyleminin başlangıç noktası olamayacağını vurgulayarak”, “Sıfır asker, sıfır garanti diyerek müzakereye sadece bunu sağlayacak bir formül için oturamazsınız. O zaman size ‘var olanın virgülü noktası değişmez’ derler. Halbuki biz de, Türkiye Cumhuriyeti de böyle söylemedik” dedi.

Kıbrıs Türk tarafının müzakere sürecinde bugüne kadar gösterdiği iyi niyetin ortada olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bu işler karşılıksız olmaz” dedi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Cenevre’de Kıbrıs Konferansı’nın 4 Haziran’da New York’ta yapılan görüşmede varılan mutabakat gereği, BM’nin tüm taraflarla görüşerek onay almasının ardından 28 Haziran’da başlayacağını açıkladığını da belirterek, “Biz Cenevre’ye her zamanki gibi iyi niyetle Kıbrıs’ta barış için gideceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, bir etkinlikte yaptığı konuşmada Cenevre’ye toptancı yaklaşımlar bir kenara bırakılarak açık zihinle gidilirse zor konuların aşılabileceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bu ada hepimize yeter. 50 yıldır çözülemeyen Kıbrıs sorununu çözerek, bu adada refah ve barış içinde yaşanacak bir gelecek inşa etmek mümkündür. Biz bu anlayışla gideceğiz. Umut ederim ki Rum tarafı ve Yunanistan da Cenevre’ye aynı şekilde gelirler ve bu adanın kaderini değiştiririz” dedi.

Güvenliğin sadece Kıbrıs Rum toplumu için önemli olmadığının, sayıca daha küçük olan Kıbrıs Türk halkı için güvenliğin çok daha önemli olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Akıncı şöyle dedi:

“Güvenlik sadece bir toplumun değil, her iki toplumun da meselesidir. Bu nedenle güvenlik kaygısının müşterek olduğunu daha önce de vurguladım; bir tarafın güvenlik ihtiyacı sağlanırken, diğer tarafın tehdit algısı içinde yaşamasını istemeyiz. Bizim güvenliğimizin komşularımız için tehdit olarak algılanmasını istemezken, onların da bizim için aynı şekilde düşünmelerini ve davranmalarını isteriz."

1960’ta yapılan antlaşmalar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, “Şimdi 2017’deyiz. Artık üniter bir devlet ve Kıbrıslı Türkler’in adanın her tarafında dağınık yaşadığı bir durum yok. Şimdi yeni bir dönem başlıyor. İki kurucu devlete dayalı iki bölgelilik temelinde yeni bir yapı kurulacak” dedi.

Cumhurbaşkanı, güvenlik ve garanti sisteminin bu yeni duruma göre uyarlanabileceğini, bunu değerlendirebileceklerini ifade ettiklerini anımsatarak şöyle konuştu:

“Bir taraf kendini güvende hissederken diğer tarafın da bunu tehdit olarak algılamamasının yolu vardır. Bunun mesajını hem biz hem de Türkiye verdi. Rum tarafı ve Yunanistan’ın bu ‘sıfır asker, sıfır garanti’ toptancı yaklaşımlarını terk etmeleri lazım.”

Cenevre’deki Kıbrıs Konferansı’nda karşılıklı olarak adımlar atılabilirse, tüm tarafların huzur bulacağı, eşitlik, özgürlük ve güvenlik içinde yaşayabileceği bir çözümün mümkün olabileceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Akıncı, “Biz böyle bir geleceği yaratmak için siyasal partilerimiz ve Türkiye ile de yakın istişare ve diyalog içinde en iyisini yapmaya çalışacağız” dedi.

Özellikle bu dönemde, Kıbrıs Türk toplumunun; demokratik farklılıklarını koruyarak, Kıbrıs konusu bağlamında dayanışma ve sağlıklı bir diyalog içinde olmasının çok büyük önem taşıdığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Akıncı, “Haklarımızı koruma bilinci içinde olur, diğer toplumun haklı olabileceği kaygıları da elimizin tersiyle itmezsek, onları da dinler ve kaygılarını anlamaya devam edersek ve onlar da adım atma iradesini gösterebilirlerse, Kıbrıs’ın ve iki toplumun kaderinin; eşitlik, özgürlük, güvenlik ve refah içinde bir gelecek kurarak değişmesi mümkündür” dedi.



Cumhurbaşkanlığı’nda Cenevre öncesi değerlendirme toplantısı yapıldı



Cumhurbaşkanlığında hükümet ve Meclis’teki muhalefetin katılımıyla, geçtiğimiz hafta yapılan New-York zirvesi ile Haziran ayının ikinci yarısında toplanacak Cenevre zirvesi değerlendirildi. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın çağrısıyla yapılan toplantıda siyasi partiler ile hükümet temsilcileri, New-York zirvesinde varılan mutabakat uyarınca 5’li Kıbrıs konferansına Cenevre’de devam etme kararından memnuniyet belirtti. Siyasi liderler, “niyet varsa sonuca ulaşılır” mesajını verdiler.

Yaklaşık bir saat süren görüşmenin ardından, davet alınması halinde siyasi partilerin de Cenevre’de olacağı kaydedildi.

UBP Genel Başkanı Başbakan Hüseyin Özgürgün, “Niyet varsa Cenevre’de sonuca ulaşılır. Cenevre netice alınmadan dağılırsa, yeniden toplamak, yeniden bir anlaşma, yeniden uzun süren görüşmeler pek mümkün değil” değerlendirmesinde bulundu.

“Cenevre ön koşulsuz, tüm konuların paralel şekilde konuşulacağı, sonuca ulaşılmasını ümit ettiğimiz toplantı olacak” diyen Başbakan, “Kıbrıs Türk tarafı kalıcı anlaşmaya, yaşayabilir çözüme ulaşma konusunda her zaman iyi niyetini ortaya koydu, bütün adımları attı” dedi.

Zaman zaman Cumhurbaşkanı Akıncı’ya ‘çok fazla iyi niyetli olduk’ gibi eleştiriler yönelttiklerini de söyleyen Özgürgün, Rum tarafında bu anlayışı görmediklerini, Cenevre konferansının da bu yüzden dağıldığını belirtti.

Özgürgün, “4 aylık aradan sonra aslında istenen gelişme pek sağlanmış görünmese de bir konferans toplanması olumlu. Umarım Rum tarafı bunu iyi değerlendirir, bu büyük bir fırsattır ve bana göre son noktadır. Bir anlaşmaya varılacaksa bunun bu konferans neticesinde garantörlerin de bulunduğu bir anlaşmayla sonuçlanması ümidimizdir ama Rum tarafında henüz böyle bir sinyal görmüyoruz” şeklinde konuştu.

Rum liderin New York’tan döner dönmez “ön koşullarım kabul edildi” gibi bir açıklama yaptığını söyleyen Özgürgün, bunu eleştirerek, 11 Şubat ortak metnine işaret etti.

“Umarım ki bir çözüme ulaşılacak” diyen Özgürgün, “Temennimiz budur ama olmuyorsa ilânihaye Kıbrıs Türk tarafı olarak belirsizlik içinde Rum tarafını bekleyemeyiz” şeklinde konuştu.

“Hükümetin ve siyasi partilerin Cenevre’de olup olmayacağına” yönelik soruya karşılık da Başbakan, böyle önemli bir toplantıda bulunmalarının doğru olacağını söyledi; “Henüz bu konuda konuşmadık, tarih belli olsun, o da netleşir” diye ekledi.

Anamuhalefet CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman da, kritik bir dönemeçte olunduğunu ifade ederek, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın ‘Mümkünse Cenevre bu işin sonu olmalı’ görüşüne katılıyoruz. Bunu sonuna kadar da zorlamalıyız” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Akıncı’yı ve ekibini bu konuda kararlı gördüklerini, bunun da kendilerini sevindirdiğini belirten Erhürman, “Biz de CTP olarak elimizden gelen tüm çabayı göstereceğiz. Katkıya hazır olduğumuzu Sayın Cumhurbaşkanı’na da ilettik. Görüşmelerimiz devam edecek. CTP olarak konsantrasyonumuz, Cenevre’den çözümün çıkmasının sağlanması” dedi.

New York’tan çıkan metnin hiçbir şekilde tartışmaya açık olmadığını da vurgulayan Erhürman, “Bu metin 6 konu başlığının birbiriyle ilintili şekilde ele alınacağını, paralel görüşüleceğini, konular farklı sıralarla açılsa da kapanmanın birlikte olacağını açık şekilde ortaya koyuyor” ifadelerine yer verdi.

Koalisyon ortağı DP’nin Genel Sekreteri Afet Özcafer de, önemli olanın Cenevre’de ön koşulsuz olarak 6 başlığın birlikte görüşülmesi olduğunu söyleyerek, “Ortaya sürekli ön koşul konması iyi niyetten uzak” dedi.

Rum lider Nikos Anastasiadis’in gündeme ön koşulla gelmesini eleştiren Özcafer, “BM’nin de bu konuda hassas olmasını bekliyoruz” dedi.

Müzakerelerin sonuçlanmasını beklediklerini vurgulayan Özcafer, “Her şeyden önemlisi iyi niyet ve siyasi irade. Biz, hem KKTC hem de Türkiye olarak elimizden geleni yapıyoruz” şeklinde konuştu.

Güney’deki seçimlere de değinen Özcafer, “Anastasiadis’in seçimlere yönelik düşüncelerden uzak durması gerek” değerlendirmesinde bulundu.

Bir soru üzerine Genel Başkan, Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ın yurt dışında olduğunu belirten Özcafer, “Sayın Genel Başkan’ın sağlığı iyi. Bazı çalışmaları var. Birkaç gün de ara vermek istedi. Haftaya dönecek” açıklamasında bulundu.

TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit de, Kıbrıs sorunun çözümümde önemli ve kritik bir noktaya doğru hızla ilerlendiğini belirtti.

Özyiğit, “BM Genel Sekreteri devreye girdi. İki lideri de New York’a davet ederek yeni bir aşamaya geçilmesine olanak sağladı. Memnumuz” dedi.

“Ön koşulsuz Cenevre son derece önemli” diyen Özyiğit, “Tüm başlıkların birlikte ele alınacağı ve al-ver sürecinin yaşanacağı bir ortam bekliyoruz. Cenevre’ye böyle bakıyoruz” ifadesini kullandı.

Özyiğit, 13 Temmuz’da hidrokarbon sondaj kazılarının başlayacağını söyleyerek, “Gerginlik ihtimali mevcut. O günden önce mutlaka çözüm aşamasına gelinmesi ya da çözüm perspektiflerinin ilerletilmesi önemli. Cenevre ihtiyatlı iyimser olarak yaklaşıyoruz. Sonuç alıcı bir evre olmalı, al-ver süreci mutlaka yaşanmalı, Kıbrıs sorunu çözülme evresine taşınmalı” dedi.



İkinci Cenevre Konferansı 28 Haziran’da başlayacak



Kıbrıs’taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis arasında Cenevre’de yapılması planlanan Kıbrıs Zirvesi’nin tarihini açıkladı.

BM Sözcülüğü’nden yapılan açıklamaya göre, 5’li konferans Genel Sekreter Antonio Guterres’in himayelerinde Akıncı, Anastasiadis, garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere ile gözlemci AB temsilcilerinin katılımıyla 28 Haziran Çarşamba günü başlayacak.

BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in 28 Haziran'da Cenevre'de yeniden başlayacak Kıbrıs müzakerelerinin açılışına katılmayı planladığını belirtti.

Dujarric, gazetecilere yaptığı açıklamada, konferansta diğer başlıklarla güvenlik konusunun da ele alınacağını ancak uzlaşma sağlanıp sağlanamayacağının görüşmelerde belli olacağını ifade etti.

BM'den yapılan açıklamada, Kıbrıs müzakerelerinin 28 Haziran'da Cenevre'de tekrar başlayacağı duyurulmuş, müzakerelere Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis'in yanı sıra garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ile İngiltere'nin ve gözlemci olarak Avrupa Birliği'nin katılacağı belirtilmişti.



Siber: “Geçmişimizi bu güne, bu günümüzü de geleceğe taşımak zorundayız. Bu bizim evrensel yükümlülüğümüzdür”



Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber, “Bizler gibi kökleri binlerce yıllara dayanan toplumlar, geçmişimizden aldığımız miras değil geleceğimize taşımamız gereken emanetler olduğu bilinciyle geçmişimizi bugüne, bugünümüzü de geleceğe taşımak zorundayız. Bu bizim evrensel yükümlülüğümüzdür” dedi.

Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı ve Kültürel Varlıkları Koruma Komitesi’nin, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Dışişleri, Milli Eğitim ve Kültür ile Turizm ve Çevre Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlediği “Müze, Arşiv ve Kütüphanelerde Yeni Açılımlar- MAKYA 2017” çalıştayı sonuç bildirgesi, Meclis Başkanı Sibel Siber tarafından açıklandı.

Meclis Başkanı Sibel Siber, Girne Vuni Palace Otel’de iki gün süren çalıştayın sonuçlarını önceki gün Meclis Mavi Salon’da düzenlediği basın toplantısında kamuoyuyla paylaştı.

Siber, bilgileri arşivlendirme ve bilgiye ulaşımı kolaylaştırma ve paylaşımı sağlayabilmenin ülke, toplum ve dünya için büyük önem taşıdığını ifade ederek, Meclis’te yasamayla ilgili yazılı ve görsel değerli bir arşiv bulunduğunu söyledi.

Yasama dışında görsel ve yazılı bir arşiv bulunmadığına işaret eden Siber, bunu oluşturmak için çalışmalar yatıklarını ve TAK ile BRT’den katkı istediklerini, ancak bilgiler, derleme, aktarma ve saklama konusunda sıkıntılar yaşandığını kaydetti.

Toplumsal arşivle ilgili bilgilerin 1980’li yıllarda BBC’ye para ödenerek satın alındığını anımsatan Siber, yaşanılan bilgi çağında doğru bilgiye ulaşabilmenin güçlüklerine dikkat çekti.

Siber, doğru ve gerçek bilginin iyi şekilde toplanıp, arşivlenip gelecek nesiller ile paylaşılmasının önemine vurgu yaparak, iki gün süren ve dün sonuçlanan çalıştayın kurumların büyük desteğiyle yapıldığını, 95 katılımcının yer aldığı çalıştayda, 5 konu başlığı ele alındığını anlattı.

Çalıştayın başarı ile sonuçlandırıldığını ifade eden Sibel Siber, sonuçların uluslararası Arşiv Günü olan 9 Haziran’da paylaşılmasının ayrıca önemli olduğunu kaydetti.

Siber, çalıştayda belirlenen en önemli sorun ve çözümlerin ana başlıklarını şöyle özetledi:

“İlgili kurum ve kuruluşların yasalarının günün koşullarına göre düzenlemesi, değişen ve dönüşen hizmet alanlarını ve insan kaynaklarını kapsayıcı nitelikte olması sağlanmalı.

Teknolojik dönüşümün sağlanması ve bilginin her ortamdan erişebilirliğinin sağlanabilmesi için kurumlar arası iş birliği ve koordinasyon sağlanmalı. Hizmetlerin çeşitlendirilmesine olanak sağlanması için müze, arşiv ve kütüphane alanlarında hizmet veren personelin eğitilmesi, toplumsal farkındalık ve eğitim çalışmaları yapılması, özel girişimciler uzmanlık alanlarına göre desteklenmeli ve yönlendirilmeli, birlikte çalışılarak, ulusal toplu katalog oluşturulmalı. Halk kütüphaneleri için KKTC Milli Kütüphane; üniversite kütüphaneleri için YÖDAK ve YÖK; müzeler için Turizm Bakanlığı; Milli Arşiv için Cumhurbaşkanlığı liderliğinde oluşturulacak bir konsorsiyum ile örgütlenerek ve STK’lar da dikkate alınarak ulusal bir katalog oluşturulmalı.

Kurumsal politikalar oluşturulması için arşiv, kütüphane ve müzeler için ulusal bir bilgi politikası geliştirilerek uzmanlardan oluşan bir danışma kurulu kurulmalı ve bu politikaların uzantısı olacak şekilde gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Kütüphane, arşiv ve müzeler de yeni açılımlar gerçekleştirilebilmesi için ulusal, kurumsal politikalar ,stratejik eylem planları, programlar ve projeler desteklenmeli, geliştirilmeli, kaynak yaratılmalı ve uygulanmalıdır.”

Müze Arşiv ve Kütüphanelerde Yeni Açılımlar Çalıştayı’nın sonucunda; tüm paydaşların, çağdaş standartlara uygun bir şekilde teknolojik dönüşümü sağlayarak ve yaygın eğitimler ile farkındalık yaratılarak, coğrafi ve erişilebilirlik engelleri ortadan kaldırılarak, en üst düzeyde iş birlikleri ile sürdürülebilir modeller yaratılması gerektiğine işaret eden Siber, bunun acil olarak uygulamaya konulmasının önemine vurgu yaptı.

“Ancak o zaman belleğimizi geleceğe taşıyabiliriz yoksa belleğimizi kaybetmeye mahkum olacağız” şeklinde devam eden Sibel Siber, “Bizler gibi kökleri binlerce yıllara dayanan toplumlar, geçmişimizden aldığımız miras değil geleceğimize taşımamız gereken emanetler olduğu bilinciyle geçmişimizi bugüne, bugünümüzü de geleceğe taşımak zorundayız . Bu bizim evrensel yükümlülüğümüzdür” dedi.

Binlerce yıllık toplumsal belleğin yok olmaması için herkesin çok çok çalışması gerektiğini vurgulayan Meclis Başkanı Siber, çalıştayda alınan kararların detaylı raporunu ilerleyen günlerde toplumla paylaşılacağını sözlerine ekledi.



Tatar: “Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi pazarlık veya al-ver konusu yapılamaz”



Ulusal Birlik Partisi (UBP) Lefkoşa milletvekili Ersin Tatar, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin pazarlık veya al-ver konusu yapılamayacağını belirtti.

Tatar, “Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinden taviz verilebileceği izlenimi yaratmak Kıbrıs Türkü’ne yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir” dedi.

Tatar, basın bürosu aracılığıyla yaptığı açıklamada, Kıbrıs konusunda değerlendirmelerde bulunarak, şunları söyledi:

“Sayın Cumhurbaşkanı’na göre ‘Cenevre son oyundur’ ama öyle görünüyor ki biz bu yumuşaklıkta gittiğimiz, en yaşamsal konularda bile taviz verebileceğimiz izlenimini verdikçe Rum oyunları devam edecek.

Yapılması gereken Birleşmiş Milletler ve Rum tarafının önüne bir son tarih koymak ve o tarihe kadar bir gelişme olmuyorsa halkla, Meclis ve sivil toplumla birlikte, Anavatan Türkiye ile istişare içinde köklü bir değerlendirme ve yeni yol belirleme sürecine girmektir.”

Rum tarafına hidrokarbon yatakları üzerinden yeni oldubittiler yaratma, bunu Kıbrıs Türk halkı ile Türkiye aleyhine kullanma fırsatı verilmemesi gerektiğini söyleyen Tatar, “Bilmeliyiz ki, elimizi kolumuzu bağlayarak bizi o masada oturtuyor ve biz hiçe sayarak bir sürü ülkeyle hidrokarbon konusunda iş çevirebiliyorlarsa çözüm konusunda samimi değiller” ifadesine yer verdi.

Tatar, Kıbrıs Türk halkının devletine, özgürlüğüne, güvenliğine dört elle sarılması gerektiğine vurgu yaparak, “Hayalci olunmamalı, yabancıların dümen suyuna girilmemeli” dedi.



Özyiğit: "Cenevre Konferansı, çözümün temellerinin atılması için tarihi bir fırsattır"



Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Cemal Özyiğit, 28 Haziran'da Cenevre'de yapılması planlanan Kıbrıs Konferansı'nın, Kıbrıs'la ilgili en önemli tarihsel süreçlerden biri olabileceğini vurguladı.

Özyiğit, "Cenevre, çözümün temellerinin atılması için tarihi bir fırsattır. Beklentimiz bu fırsatın iyi değerlendirilerek, çözüm yönünde ilerlenmesi ve adil, kalıcı federal çözümün temellerinin atılmasıdır" dedi.

TDP’den yapılan açıklamaya göre, Özyiğit, toplumun büyük çoğunluğunun şikayetçi olduğu bu bozuk düzenden kurtulmanın yolunun toplum olarak uluslararası hukuka dahil olunacak bir çözüm olduğunu, bu çözüm için de Cenevre'nin her iki taraf için de bir şans olarak kullanılması gerektiğini belirtti.

Özyiğit, 50 yıllık sorunun çözümünün kolay olmayacağı bilinciyle garantörler dahil tüm tarafların geleneksel pozisyonlarını kabul edilebilir bir çizgiye esnetme kabiliyetini ve iradesini ortaya koyması gerektiğini, çözüme ancak ve ancak bu kararlılıkla ulaşabileceğini belirtti.

Sürecin tıkanmasının ardından TDP olarak ısrarla BM'nin devreye girmesi gerektiğini vurguladıklarını, dolayısıyla BM'nin ön şartsız Cenevre çağrısından memnun olduklarını belirten Özyiğit, önemli ve kritik bir noktaya doğru hızla ilerlendiğini kaydetti.

Özyiğit, Cenevre'de, ortak açıklamada da belirtildiği gibi, önkoşulsuz olarak tüm konuların birbiriyle bağlantılı olarak görüşüleceğini, beşli ve ikili görüşmelerin paralel şekilde gerçekleşeceğini, tüm konularda uzlaşmadıkça herhangi bir konuda uzlaşma sağlanmış olmayacağını belirtti. Cemal Özyiğit, beşli formatta gündemin "Güvenlik ve Garantiler" olacağını, ikili toplantılarda ise diğer konularda açıkta kalan unsurların bir birine bağlantılı şekilde ele alınacağını ifade etti.

Özyiğit, 'Güvenlik- Garantiler' ve 'Toprak' başlıkları ile 'Dönüşümlü Başkanlık' ve 'Kararlara Etkin Katılım' konularının eşit önemde ve hassasiyette olduğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

Sürecin çetin ve zorlu olduğunun bilinciyle, ne aşırı bir umut, ne de karamsarlık pompalamanın doğru olmayacağını belirten Özyiğit, sonuç odaklı bir süreçte, tüm tarafların çözüm yönünde samimi olması, cesaret ve kararlığı ortaya koyması halinde çözüme ulaşılabileceğini vurguladı. Seçildiği günden itibaren çözüm yönünde aktif bir politika izleyen ve samimi bir şekilde çözümü arayan Akıncı'nın Cenevre'de de bu tutumunu sürdüreceğine inandıklarını, beklentilerinin tüm tarafların bu niyetle Cenevre'ye gitmeleri olduğunu kaydeden Özyiğit, tekrardan ön şartta ısrar edilmesi veya taraflardan tekinin farklı tutum izlemesinin bile çözümsüzlüğe hizmet edeceğini belirtti.

Cemal Özyiğit, 77-79 Doruk Anlaşmaları, BM Güvenlik Konseyi kararları, 11 Şubat 2014 tarihli ortak açıklamaya ek olarak Mustafa Akıncı'nın Cumhurbaşkanı seçilmesinin hemen akabinde başlayan müzakere sürecinde bugüne kadar ciddi ilerlemelerin sağlandığını anımsattı. Özyiğit, beklentilerinin bu ilerlemelerinin çöpe atılmayarak tüm tarafların yararına olacak, adil, eşitliğe dayalı, kalıcı bir çözüme ulaşılması olduğunu kaydetti.

Kıbrıs Konferansı’nda ilerleme olmaması halinde olumsuz gelişmelerin yaşanma olasılığının artabileceği uyarısında da bulunan Özyiğit, Rum Yönetimi'nin 13 Temmuz'da tek yanlı olarak hidrokarbon kazılarına başlamasının beraberinde gerginlikleri de getirebileceğini, dolayısıyla o günden önce mutlaka çözüm perspektifinin ilerletilmesi gerektiğinisöyledi.

Özyiğit, "Akıl yolu doğalgazı tüm Kıbrıslıların yararına bir şekilde değerlendirecek ortamları yaratmaktır, bunun yolu da çözümdür" ifadelerini kullandı.

TDP Başkanı Cemal Özyiğit, adil ve kalıcı federal bir çözüme ulaşmak için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada üzerlerine düşen görevi yerine getirmeye, Cumhurbaşkanı Akıncı ve ekibine destek vermeye devam edeceklerini de belirtti.



KKTC İnsan Hakları Derneği BM’yi ve Rum kesimini eleştirdi



KKTC İnsan Hakları Derneği, Kıbrıs konusunda 50 yıldır sürdürülen görüşmelerde BM’nin İnsan Hakları ve adalet karnesinin Suriye’deki notundan çok daha kötü olduğunu savundu.

Açıklamada, başta Türkiye’den gelen en yaşamsal ve ihtiyaç duyulan suya bile karşı çıkarak elektrik, mobil iletişim, araç sigortaları, taşımacılık, ticaret ve cürümlerin hatta doğal afetlerin önlenmesinde bile ortak paylaşım ve çalışmalar için hiçbir işbirliğine yanaşmayan “çarpık bir Rum zihniyeti olduğu” belirtilerek, Rum uzlaşmazlığının Kıbrıs Türk halkının geleceği ve kaderi üzerinde bir ipotek olarak sonsuza dek Demoklesin kılıcı gibi tutulmasına artık son verilmesi ve “Barışa” giden gerçek yolun açılması için hükümet ve Meclis’e tavır koymaları çağrısında bulunuldu.



CONIFA EURO 2017 NORTH CYPRUS'ta şampiyon Padaniya



CONIFA EURO 2017 North Cyprus'ta Şampiyon Padaniya oldu. 6 gün boyunca devam eden turnuvayı KKTC Milli Takımı ikinci, Szekely Land ise 3’üncü olarak tamamladı.

KKTC'de dört bölgede oynanan maçlarda, yarı finali geçen Padaniya KKTC milli takımı ile dün akşam karşı karşıya geldi. Karşılaşmanın 1-1 berabere tamamlanması nedeniyle seri penaltılara gidildi. Atılan penaltılarda 5-3'lük üstünlük sağlayan Padaniya takımı şampiyon oldu. Milli takım ise turnuvayı 2’nci olarak tamamladı.

Final maçı sonrasında ödül töreni oldu. Turnuvanın “centilmenlik”, “gol kralı”, “en iyi kaleci” ve “en iyi oyuncu” ödülleri de sahiplerini buldu.

Buna göre; maçın oyuncusu Padaniya’dan Gianluca Rolande oldu. Turnuvanın centilmenlik ödülünü de Padaniya aldı. Turnuvanın “gol kralı” Sekelzyland’dan Barna Bajko oldu. “En iyi kaleci” Padaniya Marco Murriero, turnuvanın “en iyi oyuncusu” KKTC Milli Takımı'ndan Serhan Önet oldu.



Orta Doğu Ralli Şampiyonası’nın bir ayağı olan Kıbrıs Rallisi, bu yıl 16-18 Haziran tarihleri arasında yapılıyor



Avrupa Ralli Şampiyonası (ERC) ile Orta Doğu Ralli Şampiyonası’nın (MERC) bir ayağı olan Kıbrıs Rallisi, bu yıl 16-18 Haziran tarihleri arasında yapılacak.

Larnaka’da 16 Haziran Cuma günü başlayacak yarışa, Güney Kıbrıs’tan 37, KKTC’den 12, üçüncü dünya ülkelerinden 20 ve Türkiye’den 6 olmak üzere 75 rallici katılacak.

Lefkoşa Özel Seyirci Etabı 17 Haziran Cumartesi günü saat 11.30 ve 16.30’da olmak üzere iki kez gerçekleştirilecek. Gün içerisinde ise Lefkoşa Dereboyu’nda aktiviteler olacak.

Seyirci etabı Taksim Sahası’ndan başlayacak. Araçlar bu etapta Cumhurbaşkanlığı yan yolundan geçerek Girne Kapısı’na ve Meclis çemberi güzergahından Osman Paşa Caddesi’ne girecek. Ralliciler daha sonra Memduh Asaf Sokak’a girecek ve Futbol Federasyonu yanından sağa dönerek Güney Kıbrıs’taki seyirci etabını tamamlamak üzere Ledra Palas sınır kapısına ulaşacak.

Özel Seyirci Etabı'nı izlemek isteyenler için Yiğitler Burcu, Girne Kapısı, Meclis çemberi ve Dereboyu'nda seyirci noktaları oluşturulacak.



41. KKTC Uluslararası Fuarı açıldı



41. KKTC Uluslararası Fuarı’nın açılışı önceki akşam yapıldı.

Açılışa, Meclis Başkanı Sibel Siber, Başbakan Hüseyin Özgürgün, TC Lefkoşa Büyükelçisi Derya Kanbay, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun, Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Sanayi Odası Başkanı Mustafa Kaymak, bazı milletvekilleri, katılımcı firmaların yetkilileri, ihracatçılar katıldı.

KKTC’den 120, TC’den 30 olmak üzere 150 firmanın ürünlerini sergileyeceği fuar 18 Haziran’da sona erecek.

Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun, fuarın açılışından önce yaptığı konuşmada, 41 yıl önceden başlayan ve ülke tanıtımına, sanayisine, yerel değerlerine sahip çıkılarak gelinen noktada KKTC’nin, ekonomik ve siyasi statüsünü yükseltmek adına mücadeleyi sürdürdüğünü dile getirdi.

Anavatanın yoğun desteğiyle, “biz de varız” ve “biz de bu dünya toprakları üzerinde var olmaya devam edeceğiz” dercesine verilen uğraşların son yıllarda çok yükseklere taşındığını söyleyen Atun, KKTC’nin tüm ambargo ve haksız uygulamalara rağmen kendi sermayesi ve kendi emeğiyle önemli işler başaran bir ülke konumuna geldiğini kaydetti.

Ulusal Birlik Partisi’nin tek başına iktidar olduğu dönemden itibaren alınan ekonomik tedbirler ve mali disiplin politikalarıyla reel sektörün desteklenmesi adına sağlanan mali desteklere de değinen Atun, Türkiye’den kabloyla elektrik getirilmesi ile milli gelir kaybının ve maliyetlerin azaltılarak sanayici ve halkın daha sürdürülebilir maliyetlerle buluşturulacağını ifade etti.

“Hükümet olarak yegâne çabamız, ekonomi politikalarımızla, yatırım projelerimizle, özel sektöre sağladığımız teşvik ve desteklerle halkımıza daha refah, daha mutlu ve daha yüksek yaşam standartlarına ulaşan ülke koşulları sunmaktır” diyen Atun, TC’nin verdiği maddi-manevi desteklere teşekkür etti.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Akdeniz’de çok uluslu ülkelerle yaptığı anlaşmalara da değinen Atun, bu kaynakları Rum tarafının tek başına tüketmesine izin verilemeyeceğini, Türkiye’den mevkidaşı Berat Albayrak’la yaptığı görüşmelerde Türk Petrolleri Anonim

Ortaklığı’nın da bölgeye sondaj platformu kurup çalışmalarına başlaması konusunda fikir birliğinin oluştuğunu söyledi.

Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Mustafa Kaymak da, sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın üretmekle mümkün olabileceğini söylediği konuşmasında, üretimden kopan toplumların ya yok olduklarını ya da yardıma ihtiyaç duyduklarını belirtti.

Kaymak, inşaat, gıda, içecek, mobilya vb. nice ürünün sergileneceği fuara halkı davet ederek, fuar sayesinde halkın yerli üreticiyi daha yakında takip edebileceğini ifade etti.

Kaymak’ın konuşmasının ardından TC Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’nin mesajı da okundu.

Başbakan Hüseyin Özgürgün de, uluslararası fuarın 41 yıllık sürecinde, katılım istatistiklerine bakıldığında ülkede insanların geleceğe ilişkin büyük hayalleri, heyecanları bulunduğunu kaydetti.

Üreticilere, tüm katılımcılara, fuarın hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür eden Özgürgün, fuarın ülkede üretilen ürünlerin yanı sıra ithal ürünlerin tek çatı altında sergilenmesi ve üreticilerin dış dünyayla buluşma imkânı yakalaması ve KKTC ile TC firmalarının ticari ilişkilerinin gelişmesi açısından önemli olduğunu kaydetti.

Özgürgün, fuarların, üreticilerin ya da ithalatçıların en son yenilikleri de ortaya koyarak ürünlerini tüketiciye sundukları, ülkede arz ve talebin buluştuğu, çeşitli sektör temsilcileri ve ziyaretçiler için yeni açılımların sergilendiği platformlar ve önemli fırsatlar olduğunu söyledi.

Her platformda KKTC’ye ve dolayısıyla Kıbrıs Türk halkına uygulanan ambargoların ne kadar haksız olduğunu dile getirirken, aynı zamanda bütün imkânları kullanarak bu ambargoların kaldırılması için uğraş verdiklerini vurgulayan Özgürgün, başta GKRY olmak üzere, Kıbrıslı Türkler aleyhine yürütülen ticari ambargoya rağmen, ürettiğini ihraç eden firmaların her yeni gün artmakta olduğunu memnuniyetle gördüklerini belirtti.

Bu firmaların devlet imkânlarını zorlayarak desteklenmesinin hükümetlerin başlıca görevleri olduğunu kaydeden Özgürgün, devlet olarak yurtdışı fuar ve tanıtım faaliyetlerinin desteklenmesi ve gelişen teknolojileri yakalayabilmeleri için kredi olanaklarının artırılmasının ekonomi için hayati önem taşıdığını anlattı.

Bu yılki fuarda ziyaretçi sayısının 100 bine ulaşmasını hedeflediklerini söyleyen Özgürgün, katılım artışının, hükümetin ülke ekonomisindeki öncelikli hedefi olan sanayicinin önünü açmak amacıyla üretime destek ve kaliteli üretim için teşvik programlarını artırarak sürdürme hedeflerinin doğruluğunu desteklediğini de belirtti.

Yerli üretimin ithalata olan oranının ve Gayrı Safi Milli Hasıla’daki payının yükseliyor olmasının, yarınlara umutla bakıldığının habercisi olduğunu söyleyen Özgürgün, her yeni yıl katılımcı firma ve buna paralel ziyaretçi sayısının artış gösterdiği fuarın mekan taleplerini karşılamada zorlanması ve yeni arayışlara yönelmesinin sıkıntılı olsa da sonuç itibarıyla memnuniyet verici olduğunu ifade etti.

Son konuşmacı Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber de, 2 günden bu yana gerçekleşen “Kütüphane Müze ve Arşiv konusunda yeni açılımlar” çalıştayında uzmanları dinleme fırsatı bulduğunu ve buradan, bilgi çağına ayak uyduramayanların yok olacağı sonucunun ortaya çıktığını anlattı.

Siber, KKTC Uluslararası Fuarı’nın 100 bin ziyaretçi hedefiyle açıldığına atıfta bulunarak, Fuarın sanal ortamlarda da görünür olduğu takdirde bu sayının hayal edilemeyeceğini söyledi.

Tüm kurumların, bilgileri sanal ortamda muhafaza edip korumasının önemine işaret eden Siber, bugün iletişimdeki gelişmeler sayesinde ambargonun da bir raddeye kadar delinebildiğini, tek tıkla alışveriş yapılabildiğini, ürünlerin dünyaya pazarlanabildiğini kaydetti.

Fuarda çıkan sonuçların yarattığı ivmeyle tüm ambargolara karşı ve dünyada yer alabilmek adına çabaların yükseltileceğini belirten Siber, sonuçların tüm kurum ve kuruluşlarla paylaşılacağını ve daha iyiye gidileceğine inandığını söyledi.

Siber, “Bir ülkenin varlığı, yaşam kalitesinin yüksekliği, gelişen ekonomi ve ülke insanının huzur ve mutluluğuyla ilgilidir. Bu yüzden her alanda bütün bu gelişmeleri yapmaya çalışırken, sosyal adalet ve hukuk ilkesini de göz önünde bulundurmamız gerekiyor” diyerek sözlerini tamamladı.

Konuşmaların ardından Cumhuriyet Meclisi Başkanı Siber, Başbakan Özgürgün ve bakanlar kurdeleyi keserek Fuarın açılışını yaptı, fuarı gezdi.













Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Instagram





Flickr





LinkedIn





Website













Dışişleri Bakanlığı







Facebook





Twitter





YouTube





Website













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Faks: +90 (392) 228 4847

E-Posta: pio@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: @trncpio

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 37
Dün Tekil 822
Bugün Tekil 392
Toplam Tekil 1981791
IP 54.82.81.154






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































25 Rebiü'l-Evvel 1439
Aralık 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Dünya'da kim ordusundan, milletinden, biliminden, kültüründen, kimliğinden, vazgeçmiş ki, sende vazgeçiyorsun ?
(Prof. Dr. Oktay SİNANOĞLU)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.597 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu