BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Çözüm olacaksa KKTC’nin kurumlarının AB müktesebatına uyumunun sağlanması için çok ciddi çalışmalara ihtiyaç vardır” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Çözüm olacaksa KKTC’nin kurumlarının AB müktesebatına uyumunun sağlanması için çok ciddi çalışmalara ihtiyaç vardır”
Tarih: 06.04.2017 > Kaç kez okundu? 148

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs’ta çözüm olacaksa, Kıbrıs Türk halkının kendi kurumlarıyla, geleceğin iki eşit kurucu devletinden birisi olacak olan KKTC’nin kurumlarının AB müktesebatına uyumunun sağlanması için çok ciddi çalışmalara ihtiyaç olduğunu söyledi. Akıncı, “bir çözüm noktasına varıldığında ilk günden Euro’nun tedavüle girmesini istiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, AB’nin Kıbrıs’ta iki tarafın olduğunu gözden kaçırmayacağını kendilerine teyit ettiğini kaydetti.

Brüksel'de Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikasından Sorumlu Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Federica Mogherini ve Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker'le görüşmelerinin ardından açıklama yapan Akıncı, dün Juncker ve Mogherini ile gerçekleştirdiği görüşmelere değinerek “Özellikle Juncker ile olan görüşmede konulara ayrıntılarıyla girme fırsatı bulduk. Neden müzakere sürecinde tıkanıklık yaşandı, bu neden Kıbrıs Türk haklı için önemliydi ve bunun şimdi aşılmakta olması konusundaki adımların ne olduğu ve Salı günü başlayacak olan müzakerelerin hangi çerçevede devam edip bizi sonuca götürebileceği, önümüzdeki zamanın sınırlı olduğunun ve bu kısa süreli zamanda çok iş yapılması gerektiğinin altını çizdik” dedi.

AB’ye, Kıbrıs Türk halkının ve kurumlarının hazırlanmasının da son derece önemli olduğunun, işin başından beri gündemde olduğunu söyleyen Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özellikle son zamanlarda kurulan bir Ad-Hoc komite var. Bunun çalışmalarını maalesef Rum tarafı zaman zaman geciktiriyor. Hele müzakerelerin biraz sıkıntıya girdiği dönemlerde, kendilerinden kaynaklı nedenlerle de olsa bu sıkıntılar, yine de bunu vesile ederek AB temsilcilerinin Kıbrıs Türk tarafının kurumlarıyla ve onların yetkilileriyle bir araya gelmesini engellemeye çalışıyorlar. Bu son dönemde de bunları yaşadık. Halbuki Kıbrıs’ta çözüm olacaksa, Kıbrıs Türk halkının kendi kurumlarıyla geleceğin iki eşit kurucu devletinden birisi olacak olan KKTC’nin kurumlarının AB müktesebatına uyumunun sağlanması için çok ciddi çalışmalara ihtiyaç vardır.

Bir çözüm noktasına varıldığında ilk günden Euro’nun tedavüle girmesini istiyoruz. Bunun için yapılması gereken çok iş var. Ve buna benzer birçok konuda düşüncelerimizi kendisiyle paylaştık. Çok büyük bir anlayışla karşılandık.

Bu müzakereler sürecinde yaşanan sıkıntılar hakkında söylediklerimizi çok iyi anladılar. Şimdi müzakereler başlarken de başlama noktasında da nasıl gelindiğini kendisine izah ettik. Bundan sonraki süreçte Kıbrıs’ta Kıbrıs sorununu oluşturan önemli başlıklarda ilerlemeye çalışacağız. O konularda daha büyük yakınlaşmalar elde etmeye gayret edeceğiz ve onun ardından Cenevre konferansı yeniden toplanacak ümit ederim. İşte orada da geçen defaki gibi AB gözlemci sıfatıyla hazır bulunacak. Buna hazırdırlar. Kıbrıs’ta bulunacak olan bir çözümün iki eşit tarafından biri olan Kıbrıs Türk tarafıyla ilişkilerini sürdürmekte kararlı olduklarını bize teyit etti.”

Cumhurbaşkanı Akıncı, AB ile Kıbrıs Türk halkının arasındaki iletişim kanallarının her zaman açık tutulacağını ve kendileriyle sürekli bir diyalog halinde olmayı arzu ettiklerini ve bu konuda kendilerinin de her zaman yardımcı olacaklarını söylediklerini belirterek, “Her iki görüşmeden de çok memnun bir şekilde ayrılmaktayız” ifadesini kullandı.

Bir gazetecinin “Juncker ile görüşmede, yeni Cenevre Konferansı için bir takvim görüştünüz mü? 11’inden itibaren bir mutabakat sağlayacak ve yeni bir Cenevre Konferansı için nasıl bir zaman dilimi var?” şeklindeki soruya karşılık Cumhurbaşkanı Akıncı, Cenevre Konferansı’na yeniden gidecek olan süreç bakımından ve Kıbrıs sorununu bu dönem çözme bakımından sınırlı bir zaman dilimiyle karşı karşıya olduklarını söyledi. Akıncı şöyle devam etti:

“Bunun bir kaç tane önemli nedeni var. Bir tanesi Doğu Akdeniz’de yeniden bizim de payımız olan hidrokarbon yataklarında Rum tarafının tek taraflı attığı adımlar var. Bu adımlar ileriye taşınırsa, maalesef çok istemediğimiz bir durum olsa da, yeni gerginliklere neden olacak. Burasının bir işbirliği alanı olmasını istiyoruz.

İkincisi, Rumlar bir iki aylık bir zaman diliminden sonra kendi başkanlık seçimlerine odaklanacaklar. Aslında odaklanacaklar demek de yanlış. Odaklandılar demek doğru olur. Şubat’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminin propaganda sürecinin içindeyiz diyebilirim. Nisan-Mayıs ayları o açıdan çok önemli. Yazla birlikte bu tren bir kez daha kaçacak diye düşünüyorum.

Ben hep altını çizerek vurguluyorum. Bizim neslin son denemesidir bu. Arzu ederiz ki bu şansı yitirmeyelim. Zaman dilimi, Rum tarafı zaman limitlerinden hoşlanmasa da maalesef dar bir alandadır. Çok ciddi bir sıkışıklık olacak. Bu anlamda modaliteler değişmesin deniyor ama BM yetkililerinin daha aktif olmaları gerekecek. Sayın Eide’nin taraflar arasında mekik diplomasisiyle, gerek iki toplum arasında, gerekse de garantörler arasında, gerektikçe elbette liderlerin toplanması, gerektikçe müzakerecilerin görüşmesi olacak. Ama bizim yavaş yavaş bir paket görmemiz lazım. Bu pakete hepimiz bakacağız.

Bunu önce yaratıp, sonra dönüp bakacağız; eşitliğimizi, güvenliğimiz, özgürlüğümüzü içeriyor mu? Ve diğer konularda da makul bir çerçeveyi çizebiliyor muyuz? Bunu toplumlarımıza onaylamaları için tavsiye edecekleri bir çerçeve midir bu? Elbette Türkiye ve Yunanistan da garantör olarak bakacak. Değerlendirmelerini yapacaklar ve ona göre bir sonuca varacağız. Ben inanıyorum ki tüm tarafların ortak bir paydasını bulmak hala mümkündür. Ama zaman da gittikçe daralıyor.”

“İngiltere’nin AB’den ayrıldığı bir ortamda belki AB, Kıbrıs sorununu çözerek belki de yeniden birleştirici bir güç olabilir mi? Bu garantörlük meselesi ve 4 özgürlük konusunda Ankara’nın talep ettiği unsurlar AB tarafından nasıl karşılanıyor?” yönünde bir soruya karşılık ise Akıncı, konuşulanın Türk-Yunan vatandaşlarına eşdeğer muamele olduğunu belirtti.

4 özgürlük derken bu kapsamda değerlendirildiğini söyleyen Akıncı, “1960 Anayasası’nda olan, en fazla müsadeye mazhar ülke tanımlanması yapılmıştı. Daha sonra, benden önceki liderler döneminde, demografik dengeleri bozmadan bu eşdeğer muamelenin yapılabileceği bir mutabakat vardı” dedi.

Son dönemlerde Rum tarafının bunu çok büyük bir mesele haline getirdiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Akıncı, şöyle devam etti:

“Buraya gelip bu konuda daha anlayış geliştireceğine, bu konuda bir ortak nokta bulmaya çalışacağına gelip burayı provoke etmeye çalıştı maalesef Rum tarafı. Halbuki biz yaptığımız bütün temaslarda bugün de gördük ki, bu konularda bir uzlaşma noktası yaratmak mümkündür. Yeter ki bu konuda iyi niyetle çalışılsın.

Sanıldığı gibi imkansızdır ya da Türkiye 80 milyonluk nüfusuyla arka kapıdan AB’ye girecek gibi söylemler tamamen provokasyondur. Böyle bir şey söz konusu değil. Çıkış yolu gerçekten bulunabilecek bir noktadır. Zaten Türkiye’nin gümrük birliği anlaşması var ve birçok husus onun içinde yer alıyor. Onun dışında olan bazı konularda da ortak nokta bulunabilir.

AB için de Kıbrıs’ta bir çözümün iyi bir örnek olacağı aşikar. Onlar da bu konuda istekli, hevesli. Dediğiniz gibi Brexit olayı AB için iyi bir olay değil. Belki de Birleşik Krallık için de değil ama halk öyle dedi, gereğini yapacaklar.

Önceki gün Genel Sekreterle de yaptığımız dahil, bugünkü (dünkü) temaslar da yararlı geçti diyebilirim. Kıbrıs sorununu çözmek için geldiğimiz bu son merhalede çözüm konusunda Kıbrıs Türklerini ve kurumlarını AB müktesebatına hazırlamaları konusunda yapmaları gerekenler var.

Bu konuda isteklidirler. Engel onlardan değil Rum tarafından kaynaklı olarak gelişiyor. Bir noktanın daha altını çimek isterim. O da yasal kesinlik meselesidir. Bulunacak çözümün gelecekte mahkemelerden geri dönmesini istemiyoruz. Bu konuya da değinme fırsatı bulduk. Yeri geldikçe tabii ki AB’nin taahhütlerini kendilerine hatırlatıyoruz.

Kıbrıs’ta iki taraf var. Gelecekte de iki taraf olmaya devam edecek. KKTC gelecekte, eğer bir çözüm olursa iki eşit devletten biri olarak Kıbrıs Türk kurucu devleti haline dönüşecek. O kimliğiyle Avrupa kurumlarıyla da temaslarını elbette federal çatı altında sürdürecek. Bunu memnuniyetle gördük ki AB buradan baktığı zaman Kıbrıs’ta iki tarafın olduğunu gözden kaçırmayacağını bize teyit ediyor.”



Akıncı - Guterres ortak anlayışının yol haritası belli oldu



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile Brüksel görüşmesinde belirlenen ortak anlayışın yol haritasının detayları belli oldu. Buna göre, 7 Nisan Cuma günü Güney Kıbrıs’ta okullarda Enosis plebsitinin kutlama kararının ortadan kaldırılması ve 11 Nisan Salı günü de Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlaması planlanıyor.

AA’nın edindiği bilgiye göre, Brüksel'de bir buçuk saat süren önceki günkü görüşmede, yarın Rum Meclisi'nden müzakere sürecinin zeminini ortadan kaldıran Enosis'in okullarda kutlanması kararını bertaraf eden bir sonuç çıkmaması durumunda, 11 Nisan Salı günü için öngörülen görüşmenin de gerçekleşmeyeceğinin netleştirildiği bildirildi.

Bu çerçevede, Rum Meclisi'nden söz konusu kararın çıkmaması durumunda salı günü devam etmesi öngörülen müzakerelerin başlamasının mümkün olamayacağı ve bunun sorumluluğunun Rum tarafında olacağı hususunda da Guterres'in Akıncı'nın yaklaşımıyla aynı çerçevede bir değerlendirme yaptığı belirtildi.

Görüşmede, "Geçtiğimiz yüzyılda kalan Enosis referandumunun okullarda kutlanmasının basit bir adım değil, Kıbrıs'ın geleceği için ciddi endişe duyulmasına ortam hazırlayan stratejik bir karar" olarak görüldüğü ifade edildi.

Müzakerelerin hangi çerçevede başlayabileceğinin ele alındığı görüşmede, Akıncı ile Guterres’in anlayış birliğine vardığı, yarın itibariyle Rum Meclisinin alacağı kararla başlayacak yol haritasında tam bir mutabakat içinde oldukları öğrenildi.



Görüşmenin öngörülenden çok daha uzun sürdüğü ve 4 temel başlığın gündemi oluşturduğu belirtilirken, Akıncı’nın Rum Meclisi’nin, faşist Rum Ulusal Halk Cephesinin (ELAM) önerisi üzerine aldığı Enosis'in okullarda kutlanmasına ilişkin kararının, müzakere zeminini ortadan kaldırdığını açık bir şekilde ortaya koyduğu ifade edildi.

Görüşmenin en önemli anlayış birliğini, ivedilikle 7 Nisan Cuma günü Rum Meclisinin genel kurulunda oylanacağı duyurulan yasa önerisiyle, müzakere sürecinin zeminini ortadan kaldıran Enosis'in okullarda kutlanması kararının bertaraf edilmemesi durumunda 11 Nisan Salı günü için öngörülen görüşmenin de gerçekleştirilmeyeceği teşkil etti.

Akıncı ile Guterres’in bu noktadaki yaklaşımının bire bir örtüştüğü ifade edilirken, "Müzakere zemini ancak bu kararın ortadan kalkması ile oluşabilecek" görüşü dile getirildi.

Görüşmenin ikinci ağırlıklı başlığını ise, aylar önce açıklanan güven artırıcı önlemlerin Kıbrıs Rum tarafının anlaşılması güç gerekçelerle uygulamaya koymaktan kaçınmasının yarattığı rahatsızlık oluşturdu.

Akıncı'nın BM Genel Sekreterine, Rum lider Anastasiadis ile kararlaştırarak kamuoylarına açıklanan güven artırıcı önlemlerin bir statü meselesi değil, tümüyle hedeflenen federal çözümün her iki toplumun ortak yararına olduğu anlayışının gelişmesine katkı yapmasının hedeflendiği ve gündelik yaşamı kolaylaştırmaya yönelik olduğunun ifade ettiği öğrenildi.


Akıncı-Guterres görüşmesinin üçüncü başlığında ise, Kıbrıs Rum tarafının siyasi eşitliğe ilişkin konulardaki olumsuz tavrında ısrar etmesinin sürece yaptığı olumsuz etki ayrıntılı olarak ele alındı.



Görüşmenin ağırlıklı bir diğer başlığını da federal çözüm karşıtı ırkçı parti ELAM'ın, federal çözüm yönündeki çalışmalara olumsuz yaklaşımı ve zaman zaman Rum Meclisi’nin gündemine bu yönde yaptığı önerilerin federal çözüm perspektifi açısından oluşturduğu riskler olduğu bildirildi.



Akıncı Brüksel’de Mogherini ve Junkcker ile görüştü



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikasından Sorumlu Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Federica Mogherini ile Brüksel’de bir araya geldi.

Akıncı dün Mogherini ile görüşmesinin ardından AB Komisyon Başkanı Jean-Claude Juncker ile de bir araya geldi

Akıncı, Brüksel'den bugün ayrılarak, İstanbul'a geçecek ve şeref konuğu olarak katılacağı 20. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde konuşma yapacak.



Akıncı, Cohen ile görüştü



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, ABD’nin Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Jonatahan Cohen ile görüştü.

Cumhurbaşkanı Akıncı görüşmede Jonatahan Cohen’e, Kıbrıs Türk tarafının pozisyonunu ve müzakere sürecindeki tıkanıklığın nedenini aktardı.

Cumhurbaşkanı Akıncı, şartların açıklandığı şekilde olumlu gelişmesi durumunda müzakerelerin 11 Nisan Salı günü başlaması için Kıbrıs Türk tarafının hazır olduğunu ifade etti.

Cohen Brüksel’deki görüşmede, Kıbrıs sorununun çözümü için, talep edilmesi durumunda her türlü desteği sağlamaya hazır olduklarını belirtti.



Özgürgün: “Enosis plebisitini kutlama kararı Kıbrıs’ın geleceğine yeniden karanlık ve kan getirecek bir karar”



Başbakan Hüseyin Özgürgün, Güney Kıbrıs’ın 1950 Enosis plebisitini kutlama kararının Kıbrıs'ın geleceğine yeniden karanlık ve kan getirecek bir karar olduğunu söyledi.

Başbakan Hüseyin Özgürgün Yakın Doğu Üniversitesi’nde (YDÜ) Kıbrıs konulu konferans verdi. Konferansın öncesinde, YDÜ Kurucu Rektörü Suat Günsel tarafından Başbakan Hüseyin Özgürgün’e “Yakın Doğu Üniversitesi Altın Anahtar Onur Ödülü” takdim edildi.

Başbakan Özgürgün ise, ağırlıklı Uluslararası İlişkiler Bölümü ve Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerinin olarak izlediği konferansta, görseller eşliğinde Ada’nın İngilizlerce işgalinden bugüne Kıbrıs sorununu değerlendirdi.

Başbakan Hüseyin Özgürgün, Kıbrıs’ın Birleşmiş Milletler’in (BM) en eski ve en büyük sorunu olduğunu, Kıbrıs’ın uluslararası ilişkilerde de en eski sorun olduğunu kaydetti.

Başbakan Özgürgün, Kıbrıs sorununun 7 BM Genel Sekreteri eskittiğini, hepsinin de çok uğraştığını ancak Kıbrıs sorununun çözülemediğini belirtti.

Bugün dahi Yunanistan’ın Megali İdea fikrinden vazgeçmediğini söyleyen Özgürgün, Güney Kıbrıs’ın 1950 Enosis plebisitini kutlama kararının Kıbrıs'ın geleceğine yeniden karanlık ve kan getirecek bir karar olduğunu kaydetti.

Başbakan Hüseyin Özgürgün, BM’nin 186 sayılı kararının Kıbrıs sorununun 1963’te başladığının, 1974’te bir işgal durumu olmadığının kanıtı olduğunu ifade etti.

1974 Barış Harekatı’nı Normandiya da dahil olmak üzere tarihin en başarılı çıkarmalarından biri olduğunun altını çizen Özgürgün, Türkiye’nin Garanti ve İttifak Antlaşması’nın 4. maddesine dayanarak haklı ve meşru müdahalede bulunduğunu vurguladı.

Başbakan Özgürgün, Kıbrıs Türk halkının self determinasyon hakkını kullanarak KKTC’nin ilanını gerçekleştirdiğine dikkat çekerek, Rum tarafının AB üyeliğinin Garanti Antlaşması’nın birinci maddesine aykırı olduğunu söyledi.

Özgürgün, Annan Planı’nın KKTC’nin topraklarının neredeyse üçte birinin elden gideceği ciddi toprak tavizi olduğunu, ancak Rumların bununla da yetinmeyip KKTC’nin topraklarının tamamını istediklerini dile getirdi.



Dışişleri Bakanlığı: “GKRY, berhava ettiği müzakere masasına telafisi mümkün olmayacak şekilde zarar vermeye devam ediyor”



Dışişleri Bakanlığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY), Enosis kararı ile berhava ettiği müzakere masasına, attığı tek taraflı adımlarla telafisi mümkün olmayacak şekilde zarar vermeye devam ettiğini belirtti.

Dışişleri Bakanlığı açıklamada, GKRY’nin Doğu Akdeniz’de gayrı yasal olarak yürüttüğü hidrokarbon faaliyetleri kapsamında bugüne kadar atmış olduğu Kıbrıs Türk halkının haklarını inkar eden tek yanlı adımlara yenilerini eklemeye çalışmasının, bunun son örneğini oluşturduğu kaydedildi.

Açıklamada, “Sözde münhasır ekonomik bölgesindeki üç parsel için açılan ihaleye katılan yabancı şirketlerle yapmış olduğu müzakereleri sonuçlandıran Rum liderliğinin bugün ve yarın söz konusu şirketlerle sözleşme imzalayacak olması kendinde gördüğü tüm hakların Ada’nın eşit sahibi Kıbrıslı Türklerde de olduğunu kabullenemeyen tutumunu terk etmediğinin açık bir göstergesidir” denildi.

Açıklamada, iyi niyetten yoksun bu adımın, Kıbrıs Adası’nın iki eşit ortağından biri olan Kıbrıs Türk halkının Ada’nın deniz yetki alanlarında ve doğal kaynaklarında eşit ve meşru hakları bulunduğu, hidrokarbon kaynaklarının araştırılması, çıkarılması ve işletilmesine ilişkin tüm kararların alınmasında Rum liderliği kadar söz sahibi olduğu gerçeğine tezat teşkil ettiği vurgulandı.

Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs Türk tarafını yok sayarak attığı bu ve benzeri tüm adımların kabul edilemez olduğu ifade edildi.

Kıbrıs Türk tarafının, Ada’da kapsamlı bir anlaşmaya varılana kadar Ada çevresinde bulunan doğal kaynaklara ilişkin faaliyetlerin dondurulması veya tarafların karşılıklı belirleyecekleri bir işbirliği çerçevesinde yürütülmesi gerektiğine olan inancını koruduğu kaydedilen açıklamada, “Rum tarafının haklarımızı gasp etmeye yönelik sürdürdüğü bölge istikrarını tehdit eden bu tavrına müsaade edilmesi mümkün değildir.

Garantör Türkiye ile birlikte, bu konudaki hak ve menfaatlerimizin korunması konusunda gerekli tüm önlemlerin alınacağından şüphe edilmemelidir” ifadeleri yer aldı.

Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs Türk tarafını eşit ortağı olarak kabul etmeyen yaklaşımını sürdürmesinin, Ada’da kalıcı ve kapsamlı bir çözümün temin edilmesi çabalarının önündeki en önemli engeli teşkil ettiğinin bu vesileyle bir kez daha ispatlandığı da yer aldı.



Ertuğruloğlu, Milli İradeye Saygı Platformu heyetini kabul etti



Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Türkiye’de 15 Temmuz 2016 akşamı yaşanan darbe girişiminin ardından KKTC’de oluşturulan Milli İradeye Saygı Platformu’ndan bir heyeti kabul etti.

Ertuğruloğlu, Talip Sancar başkanlığındaki heyetle görüşmesinde Kıbrıs müzakere süreci ile ilgili bilgi verdi.



DAÜ, Dünya’nın en iyi genç üniversiteleri arasında yer aldı



İngiltere’de yayınlanan Times Higher Education (THE), dünyanın 50 yılı aşmamış en iyi genç üniversiteleri sıralamasını açıkladı. Söz konusu sıralamaya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) girmeyi başararak, 151-200 aralığında yer aldı.

Dünya genelinde 50 yaşın altındaki genç üniversiteleri eğitim kalitesi, bilimsel araştırmaları, bibliyografik atıfları, uluslararası görünürlüğü ve endüstriyel gelirlerine göre ele alan THE, 200 kurumun yer aldığı en iyi Genç Üniversiteler Sıralamasını resmi internet sitesinden açıkladı.













Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Website





Instagram













Dışişleri Bakanlığı







Facebook





Twitter





YouTube





Website













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Faks: +90 (392) 228 4847

E-Posta: pio@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: @trncpio

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 33
Dün Tekil 983
Bugün Tekil 439
Toplam Tekil 1931668
IP 54.80.148.252






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































27 Muharrem 1439
Ekim 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Saraylarda süremem dağlarda sürdüğümü, Bin cihana değişmem şu öksüz Türklüğümü.
(Hüseyin Nihal ATSIZ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.287 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu