BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Yol alamamamızın nedeni Rum tarafının siyasi eşitliği içine sindirememesi” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Yol alamamamızın nedeni Rum tarafının siyasi eşitliği içine sindirememesi”
Tarih: 24.02.2017 > Kaç kez okundu? 263

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, açıkta kalan konularda yol alınamamasının, “federasyonun bir siyasi eşitlik içerdiğini, azınlıktan çoğunluktan bahsedilemeyeceğini ve gelecekteki bir çözümde Kuzey Kıbrıs Türk kurucu devletinin güneydekiyle siyaseten tamamen eşit bir varlık olacağını ve bu siyasi eşitliğin bir takım göstergelerinin de olacağını Rum tarafının halen içine sindirememesinden” kaynaklandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, resmi ziyaret için önceki gece adaya gelen Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Cumhurbaşkanlığı’nda ortak basın toplantısı düzenledi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Rumların, federal devletteki kurullarda kararların basit çoğunlukla alınamayacağını, Kıbrıs Türk tarafının figüran olamayacağını ve söz hakkı olması gerektiğini içlerine bir türlü sindirmediğini kaydetti.

İlerleme sağlanamamasının en önemli nedeninin bu olduğunu Rum lider Anastaisiadis’e de defalarca anlattığını belirten Akıncı, kendisinin toplumu en zor konularda bile çözüme hazırlarken, Anastasiadis’in de ortaklık devletinde dönüşümlü olarak bir Kıbrıslı Türk’ün de Cumhurbaşkanlığı görevine gelebileceğine artık toplumunu alıştırması gerektiğini söyledi.

Dönüşümlü başkanlık ve karar alma süreçlerine etkin katılım olmazsa bulunacak çözümün çözüm olmayacağını, siyasi eşitlik içermeyeceğini ve böylesi bir çözümü referandum safhasına bile götürmeyeceklerini çok açık ve net izah ettiklerini anlatan Akıncı, gelinen noktada Rum meclisinin Enosis kararı nedeniyle vahim bir olayla karşılaştıklarına da dikkat çekti. Akıncı, 67 yıl önceki Enosis plebisitinin, Rum toplumunun en hassas kesimi olan öğrenciler arasında kutsanacak, okullarda kutlanacak olaylar listesine alındığını kaydederek, merak edip baktığı kutlanacaklar listesinde insan hakları, kadınlar günü ve işçi günü gibi bazı evrensel günler yer aldığını belirtti.

“Enosis gibi Kıbrıs’ta yaşanmış kötülüklerin anası denebilecek bir olayı onore edilecek olaylar arasına koyarsanız bunun Kıbrıs Türk halkında çok büyük bir infiale neden olacağını ve tepki doğuracağını görmeniz gerekirdi” diyen Akıncı, kendilerinin bu yanlış tavır karşısında tepkilerini, seslerini yükselttiğini; Kıbrıs Türkü’nün tamamının, soldan sağa Meclis’in de tamamının bu yanlışa karşı durduğunu ifade etti.

Akıncı, Rum toplumu içinde de sağduyu sahibi birçok ses yükseldiğini memnuniyetle ifade ederek, şöyle devam etti:

“Onlar da bu yanlışı işaret etti. Bu konuyu Kıbrıs Trük tarafı istismar ediyor. Akıncı bahane arıyor da müzakereleri terk etti gibi akla hayale sığmayacak sözler sarf edildi. Bunun altını bir kez daha çizmek istiyorum.

Bu konuda ne söylenirse söylensin, Kıbrıs Türk tarafının müzakerelere yaptığı katkı ortadadır. Bütün hayatım boyunca bu adada eşitlik, huzur, barış, özgürlük ve güvenlik içinde yaşanacak bir çözüm için verdiğim uğraşlar ortadadır. Türkiye’nin de bu uğraşları sonuna kadar desteklediği ortadadır, görülüyor, biliniyor. Bunu 12 yıl önce de gösterdik, bugün de gösteriyoruz. Bu konuda yapılan yanlışı görmek yerine üstüne çıkmak hiç de doğru bir tavır değildir ve bu yanlış tavrın mutlaka değiştirilmesi gerekir.

Neden üstünde bu kadar fazla duruyoruz? Biz bu ülkede bir barış kültürünü geliştirmek durumundayız. Bunu başarmak zorundayız. Çocukları, gençleri geleceğe hazırlamanın yolu eğitimden geçiyor.

Güneyde ‘çözümden en uzak kesim hangisidir’ diye sorgulandığında, gençler ortaya çıkıyor. Kuzey Kıbrıs’a en az gelenler de onlardır. Bu hassas kesimi biz doğru eğiteceğimize, doğru yönlendireceğimize; eğer onlara yıllar öncesinde kalmış olması gereken bir fikri, bir ideali, Enosis’i yeniden gündemlerine taşırsak, bu kabul edilebilecek bir şey değildir.

ELAM gibi ırkçı faşist bir partinin ardından sürüklenirken, mecliste büyük parçanın da beraberinde götürüldüğünü gözlemledik. Bu diğer vahim bir durumdur. Bunları küçümsemeye çalışanlar olabilir ama biz Avrupa’da bile ne biçim gelişmeler olduğunu ibretle izliyoruz. Dolayısıyla ELAM gibi bir partinin güneye geçen Kıbrıslı Türklere karşı muamelelerini de hatırladığımızda bu konudaki kaygılarımız bir o kadar daha artıyor. Dolayısıyla bu yanlışın düzeltilmesi gerek.”

Müzakerelerin en önemli kavşağında karşılaşılan bu olayın düzeltilmesinde BM’nin de sorumluluğu bulunduğunu ifade eden Akıncı, Danışman Espen Barth Eide’nin yaptığı gibi, gerçeğin yarısını saklayarak değil, gerçek neyse olduğu gibi görerek ve göstererek doğru bir tavırla hareket ederek BM’nin de yanlışın düzeltilmesine katkı yapmasını istediklerini vurguladı.

Akıncı, “Dolayısıyla bu gelişmeleri göreceğiz, ona göre tavrımızı belirleyeceğiz” dedi.

Akıncı, destek ve dayanışması için Bakan Çavuşoğlu’na teşekkür etti.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, son gelişmeleri değerlendirmek üzere KKTC’yi ziyaret ettiğini belirterek, Cumhurbaşkanı Akıncı, Başbakan, Başbakan Yardımcısı ve Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerle verimli değerlendirmeler yaptıklarını, bundan sonraki süreçte hangi adımları atabileceklerini paylaştıklarını söyledi.

Çavuşoğlu, müzakerelerin bu noktaya gelmesinde Cumhurbaşkanı Akıncı’nın, KKTC müzakere heyetinin ve Türkiye’nin desteğinin çok önemli rolü olduğunu kaydederek, “Bu yapıcı yaklaşımımıza karşılık verilmemesine ve geçen 3-4 ayda sık sık arızalar yaşanmasına rağmen biz yapıcı tutumumuzu hep sürdürdük” dedi.

Teknik toplantılarda, adada ve Cenevre’deki liderler müzakerelerinde yapıcı tavırlarını hep sürdürdüklerini ama gelinen noktada Rum tarafının hiç yapıcı olmayan tavırlarını çok daha sık görmeye başladıklarını belirten Çavuşoğlu, Rum tarafı ve Yunanistan’ın Cenevre’deki tavırlarının, esasen bir çözüme hazır olmadıklarını gösterdiğini ifade etti.

Çavuşoğlu, “Biz hem Türkiye hem KKTC olarak kendine güvenen devlet ve insanlar olarak ne istediğimizi, ne istemediğimizi gayet olgun şekilde ortaya koyduk. Müzakerelerin çerçevesi bellidir. 11 Şubat 2014 ortak açıklaması esasen müzakereler için çok net bir zemindir. Temel nitelikleri de nettir. Bunlardan biri siyasi eşitliktir ve Sayın Akıncı’nın müzakere anlayışının temelini oluşturan eşitlik, özgürlük ve güvenlik yaklaşımı bizim başından beri ortak ilkemizdir. Eğer bir çözüm olacaksa bunu başarmamız lazım. Yani Kıbrıs Türk toplumunun adanın eşit üyesi olduğunu hem Rum tarafı, hem dünya kabul etmelidir. Aksi halde bir çözüm olmayacağını bilmeliler, biliyorlar” diye konuştu.

Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Rum tarafının Mont Pelerin’de masadan kalkmasını tolere ettiklerini fakat esasen Enosis kararıyla Rum tarafının esas niyetini ortaya koyduğunu, o eski rüyalardan uyanmadığını da gösterdiğini söyledi.

Çavuşoğlu, “Maalesef çok talihsiz bir adımdır ve zamanlaması bakımından da manidardır. Müzakerelerde sona yaklaşırken meclise Enosis kararının getirilmesi ve kabul edilmesi manidardır, Rum tarafının niyetini ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı.

Rum liderin kararı hafife alması, tarihi bir olaya atıf diye değerlendirmeye çalışmasının Rum tarafının çözüme dair samimiyeti konusunda da ciddi şüphe uyandırdığını kaydeden Mevlüt Çavuşoğlu, hatanın düzeltilmesi için 16 Şubat’ta yapılan görüşmede, Rum liderin saldırgan tutumunun, kapıyı çarpıp gitmesinin sonra da “ben sigara içmeye gidiyordum aslında...” diyerek çark etmesinin de samimiyetten uzak bir tavır olduğunu söyledi.

Çavuşoğlu, “Kendisiyle kişisel dostluğum olduğu için çok açık konuşuyorum. Dostluk başkadır. Biz burada ciddi bir konu konuşuyoruz, bir sorun çözmeye çalışıyoruz, adaya barışı, huzuru, istikrarı getirmeye çalışıyoruz. Kişisel dostluğumuz olabilir ama bu yanlışlarını da söylememiz lazım” diye konuştu.

Mevlüt Çavuşoğlu, “Niye kapıyı çarptın gittin? Neden bu Enosis kararı çıktı? Junker’e yazdığın mektupta 80 milyonun Avrupa’yı istila edeceği gibi yalanlardan da imtina etmek lazım… Bunu söyleyeceğiz... Bu konulardaki çocuksu tutumlardan vazgeçmek gerekir” dedi.

Türkiye’nin özellikle 2004’ten bu yana adada eşitliğe, iki kesimliliğe dayalı kalıcı çözüm için hep yapıcı olduklarını, bundan sonraki süreçte de yapıcı olmak istediklerini vurgulayan Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, sürecin devamı için Rum tarafının yaptığı hatayı düzeltmesi gerektiğini söyledi.

Çavuşoğlu, şunları söyledi:

“Son derece kışkırtıcı ve Kıbrıs Türkü’nün güvenlik kaygısında ne kadar haklı olduğunu ortaya koyan bu hatalarından dönmeleri gerekiyor. Şunu iyi bilsinler ki Türkiye olarak Kıbrıs Türkü’nün yanında olmaya, adadaki kardeşlerimizin huzur ve güvenliğine desteğe devam edeceğiz. Bu mesajım özellikle Enosis hayalinden hala vazgeçmeyenlere ve onlara alet olanlaradır. Akıllarını başlarına toplasınlar, çözüm istiyorlarsa hatalarını düzeltsinler, adam gibi masaya dönsünler. Bu ham hayallerden de vazgeçsinler. Biz bölgemizde güven, refah için üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz.”



Akıncı, Spehar’ı kabul etti



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar’ı kabul etti.

Cumhurbaşkanlığında gerçekleşen görüşmede, Kıbrıs Türk tarafının müzakerecisi Özdil Nami de hazır bulundu.

Görüşme sonrasında soruları yanıtlayan Spehar, Cumhurbaşkanı Akıncı ile Kıbrıs’taki süreci değerlendirdiklerini ve faydalı bir görüşme yaptıklarını söyledi.

Perşembe günkü liderler görüşmesinin yapılıp yapılmayacağına ilişkin soru üzerine de Spehar, bunun bugün Rum lider Anastasiadis’le yapacağı görüşmeden sonra daha net ortaya çıkabileceğini söylemekle yetindi.



Siber: “20 Temmuz Enosis düşüncesinin bir sonucudur, Enosis olmasaydı 20 Temmuz da olmazdı”



Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber Enosis’in çatışmaların başlangıcı olduğunu, “Enosis olmasaydı, 20 Temmuz da olmayacaktı” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu kabulünde konuşan Siber, Meclisteki tüm siyasi partilerin önemli bir deklarasyona imza attıklarını kaydetti. Siber, iktidarı, muhalefeti, cumhurbaşkanı, başbakanı, sivil toplumuyla bir olarak Enosis kararına cevap verildiğini anlattı.

Siber, Kıbrıslı Türklerin çözüm iradesinin yüksek olduğunu fakat, bir toplumu tamamen hiçe sayan bir kararın görmezden gelinemeyeceğini, bunun Kıbrıslı Türkleri gettolara sıkıştırmak anlamına geldiğini belirtti.

Enosis’in çatışmaların başlangıcı olduğunu, 20 Temmuz Mutlu Barış Harekâtıyla Enosis’in karşılaştırılmasının doğru olmadığını söyleyen Siber, 20 Temmuz’un Enosis düşüncesinin bir sonucu olduğunu vurguladı ve “Enosis olmasaydı, 20 Temmuz da olmayacaktı” şeklinde konuştu.

Siber, Kıbrıs Türkleri için TC’nin etkin ve fiili garantisinin devamının ne denli önemli olduğunun süreç içinde yeniden görüldüğünü kaydederek, çocuk ve gençlerin iyi niyet ve barış kültürüyle, karşısındaki toplumu kendiyle eşit gören bir anlayışla eğitilmesi gerektiğini ifade etti.

BM’den de söz konusu Enosis kararının geri alınması çağrısı yapmasını beklediklerini dile getiren Siber, Rum tarafınca Kıbrıs’ta siyasi eşitliğin Türklere adeta bir lütufmuş gibi sunulmasının doğru olmadığını, siyasi eşitliğin olası bir çözümde esas olduğunu ekledi.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da konuşmasında, KKTC Meclisi’nde Enosis kararına karşı alınan kararı ve iktidarı-muhalefetiyle oluşan birlikteliğin takdirle karşılandığını belirterek, TC’den de söz konusu Rum kararına gerekli cevapların verildiğini ifade etti.

Dosta-düşmana karşı bu birlikteliğin gösterilmesinin önemine işaret eden Çavuşoğlu, TC Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Başbakanı’nın da selam ve en iyi dileklerini getirdiğini ekledi.



Özgürgün: “Enosis kararı görüşme sürecine büyük darbe, hayal kırıklığı”



Başbakan Hüseyin Özgürgün, “iki bölgeli, iki toplumlu federal bir anlaşma için masada iken Rum Meclisi’nden çoğunlukla bir karar çıkması büyük bir hayal kırıklığıdır” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu kabulünde konuşan Özgürgün,

Rum tarafının son aldığı Enosis kararı ile sürecin çıkmaza girdiğini kaydetti.

Başbakan Özgürügün, şunları ifade etti:

“Biz Kıbrıs konusunun Enosis sebebiyle yıllarca acı çekilen bir konu olduğunu, Enosis’ten dolayı birçok insanın hayatını kaybettiğini, Enosis ile başlayan Enosis ile devam eden sürecin Kıbrıs’a büyük acılar yaşattığını çok iyi bilen bir halkız.

Böyle bir dönemde iki bölgeli, iki toplumlu federal bir anlaşma için masada iken Rum Meclisi’nden çoğunlukla bir karar çıkması büyük bir hayal kırıklığıdır. Görüşme sürecine indirilen büyük bir darbedir. Çünkü Enosis denen illet maalesef Kıbrıs’ta ve Türkiye ile Yunanistan arasında da yıllarca çok büyük sorunlar ortaya çıkarmış; sonuçta adanın Yunanistan’a bağlanması demek olan Enosis, Kıbrıs’ı yıllarca felakete sürüklemiştir.

Bu kararı dönüp okullarda çocuklara okutmak, Kıbrıs’ta yeniden acılar yaşatma, o günleri anma, gündeme getireceğim deme asla kabul edilemez.

Böyle bir ortamda bugün Anavatan Türkiye ile aynı yolda birliktelik içerisinde tüm siyasi partilerimiz ile oybirliği ile bunun karşısında çok net tutum sergilenmesinden son derece mutluyum.

Bugüne kadar çok az süreçte yaşanmış ve bugün belki de ilk defa çok az görünür şekilde Kıbrıs Türk halkı tamamen Anavatan Türkiye ile aynı görüş ve duyguları paylaşarak bir karar üretmiştir. Umarım Rum tarafı ve bu kararı alanlar bu karardan döner ve kararın geri alınmasıyla birlikte o acı dolu güleri yeniden yaşatmayacak bir anlaşmaya varırız. Ama eğer olmazsa da Kıbrıs Türk halkı ve Anavatan Türkiye, bu konuda gerekli adımları atmakta kararlı olduğunu zaten ortaya koymuştur. Bunu Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan da duyup işittik. Dolayısıyla gelinen noktada Kıbrıs Rum tarafı bu noktadan dönecek diye umut ediyorum.”

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise, ziyareti Kıbrıs’ta devam eden süreci birlikte değerlendirmek amacıyla gerçekleştirdiğini belirtti. Çavuşoğlu, bu kapsamda yararlı görüşmeler yaptığını kaydetti.



Ertuğruloğlu: “Kıbrıs Türk halkı hak etmediği belirsizlik ortamından bir an önce çıkarılmalıdır”



Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, “Bizim mücadelemiz Kıbrıs Türk halkının hak etmediği belirsizlik ortamından bir an önce çıkarılmasıdır” dedi

KKTC’ye çalışma ziyaretinde bulunan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile bir araya geldi.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu baş başa görüşme öncesi yaptığı açıklamada, Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nu KKTC’de görmekten duyduğu memnuniyeti aktararak, Kıbrıs konusundaki gelişmelerin Lefkoşa ile Ankara’nın birlikte saptadığı, yürüttüğü ve savunduğu bir ulusal dava olduğunu vurguladı.

Ertuğruloğlu, dolayısıyla her aşamada Anavatan-Yavru vatan birlikteliği ve dayanışması zemininde bu davayı savunmak ve bir neticeye vardırma görevlerini birlikte yerine getirmeye çalıştıklarını söyledi.

Kıbrıs Türk halkının Anavatanının desteğini her zaman hisseden, bu desteğin her zaman devam edeceğinden emin olan ve Anavatanına, kendi devletine bağlılığını hisseden bir halk olduğunu vurgulayan Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının bu mücadelede yaşamakta olduğu ve kendisine yaşatılan belirsizliğin sona erdirilmesi gerektiğine inandığını kaydetti.

Ertuğruloğlu, “Bizim mücadelemiz Kıbrıs Türk halkının hak etmediği belirsizlik ortamından bir an önce çıkarılmasıdır” dedi ve şöyle devam etti:

“Müzakerelerin gelmiş olduğu nokta ortada… Müzakereler devam eder, etmez biz KKTC Dışişleri Bakanlığı olarak Kıbrıs Türk tarafının, Türk tarafının müzakere masasını terk etmesi gerektiğini savunan bir bakanlık değiliz, tabi ki bu son derece yanlış olur. Ama ucu açık müzakere sürecinin, yarın ne olacağı belli olmayan bir şekilde 50 yıla varmış müzakere sürecinin bir 50 yıl daha devam edebileceği gibi bir görüntü de vermememiz gerekir.

Kıbrıs Türk halkı Kıbrıs meselesinin artık bir neticeye vardırılması gereğine inanmaktadır. Ama müzakere masasında kırmızı çizgilerimizin ne olduğu net bir şekilde bilinmesi gerekir. ‘Ne pahasına olursa olsun, nasıl olursa olsun, bir anlaşma olsun da ne olursa olsun’ anlayışından uzak bir şekilde bu müzakereleri götürme gereğine inanıyoruz.

Rum tarafının hakimiyetçi zihniyeti ortadadır. Son Enosis kararı ile de bunu bir kez daha sergilemişlerdir.

Ben şunu da vurgulamak istiyorum; Rum tarafının Enosisci zihniyeti yeni mi keşfedildi? Rum tarafının Enosisci zihniyeti zaten herkesin malumu olandı.

Benim Tahsin Ertuğruloğlu olarak eleştirmek istediğim; bu gerçekler yokmuş gibi Kıbrıs Türk halkına bu müzakerelerde; ‘her şey neredeyse oldu bitti, her konuda neredeyse anlaşmaya varıldı, tek güvenlik ve garantiler konusunda kalan bazı konular var’ şeklindeki mesajlar.

Yani Türkiye’nin üzerine baskıları işaret eden anlayışın, ifadelerin yoğun bir şekilde Kıbrıs Türk halkına ve uluslararası camiaya verilen bir süreçten geldik. Ve şimdi bu mesajları veren arkadaşlarımız bir anda sanki hiç bilmedikleri bir Rum, Enosisci zihniyeti yeni keşfetmiş gibi bir duruma girildi. Bunun düzeltilmesi gerekir, gerçeklerin net bir şekilde görülmesi, ifade edilmesi gerekir.”

Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk tarafının Anavatanı ile birlikte son derece halkı oldukları davada bu adanın bir Helen adası olmasını engelleyecek, Kıbrıs Türkünün kendi adasında eşit özgür ve Anavatanının güvencesi altında geleceğini belirleme hakkına sahip bir şekilde yoluna devam edeceğine sonuna kadar inanarak, bu davayı sürdürme kararlılığında olduğunu kaydetti.

Ertuğruloğlu, Çavuşoğlu’nun dün Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında verdiği mesajları da büyük bir memnuniyetle karşıladığını belirterek, bu mesajların muhatapları tarafından iyice algılanmasını ümit ettiğini söyledi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, geçen Kasım ayında KKTC’ye geldiğinde Dışişleri Bakanlığı Dijital Arşiv Sistemi ile ortak projeleri olan yeni Bilgi Teknolojileri Altyapısının açılışını yaptıklarını anımsatarak, şimdi de KKTC’nin Türkiye ve yurtdışındaki temsilcilik sayısının artması için beraber çalıştıklarını kaydetti.

Mevlüt Çavuşoğlu, bunun yanında temsilciliklerin daha iyi şartlarda görev yapabilmesi için hem fiziki imkanlarını güçlendirmeye çalıştıklarını, hem de yeni personel konusunda birlikte çalıştıklarını söyledi.

İleriki süreçte bu yönde atılacak adımlar bulunduğunu belirten Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Kıbrıs’ın geleceğini ilgilendiren bu müzakere sürecinde maalesef vardığımız noktada Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafının tüm samimi gayretleri ve yapıcı yaklaşımına rağmen Rum tarafının aynı samimiyette olmadığını görmeye başladık. Yani bildiğimiz şeyler ama biz kalıcı bir çözüm olsun ve sabırla müzakereler sürdürülsün anlayışı içerisinde olduk. Fakat bunun suiistimal edildiğini gördük. Son Enosis kararı ve daha önce Mont Pelerin’deki masadan kalkmalar, önemli konuları müzakere etmekten kaçınmalar… Maalesef aynı yaklaşımı göremiyoruz. Bugün (dün) de net mesajlar verdik, Rum tarafı da çözüm istiyorsa samimi dürüst olacak ve çözüm istediğini gösterecek, ispatlayacak. Ciddi samimi bir şekilde müzakereyi yapacak, olur olmaz ayrı bir şey ama ayak oyunlarına gerek yok. İç siyasi kaygılarla manevralara da gerek yok. Kaldı ki bizim bu tip manevralara, ayak oyunlarına ihtiyacımız yok, görüyoruz gerçekleri… Umarım bu hatalarından dönerler. Biz Kıbrıs adasının barış, huzur ve istikrar adası olmasını gönülden istiyoruz. Kıbrıs Türk halkının beklentilerini biliyoruz. Garanti ve güvenlik konusu dahil Kıbrıs Türk halkının beklentilerini her zaman karşılayacağımızı, her zaman Kıbrıs Türk halkının yanında olacağımızı vurgulamak isterim.”













Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Website





Instagram













Dışişleri Bakanlığı







Facebook





Twitter





YouTube





Website













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: TRNC Public Information Office / KKTC Enformasyon Dairesi

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 32
Dün Tekil 868
Bugün Tekil 173
Toplam Tekil 1935189
IP 54.92.141.211






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































2 Safer 1439
Ekim 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Türkçüler Günü olan 3 Mayıs (1944) büsbütün ayrı bir düşüncenin sonucudur. İç düşman olan, kılık değiştirerek milletin içine giren ve hükümetin gafletinden yararlanan komünizme karşı Türkçü gençlerin bir uyarma yürüyüşüdür.
(Alpaslan TÜRKEŞ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.192 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu