BASIN BÜLTENİ Akıncı: "Anastasiadis Rum Meclisinin Enosis kararını bertaraf etmeli" - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı: "Anastasiadis Rum Meclisinin Enosis kararını bertaraf etmeli"
Tarih: 20.02.2017 > Kaç kez okundu? 278

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, gelecek müzakerenin sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi için Rum lideri Nikos Anastasiadis'in yapması gereken iki şey olduğunu belirterek, "Birincisi, bu kararı (Rum meclisinin Enosis kararı) benimsemediğini hem tüm dünyaya hem de kuzeydeki Kıbrıs Türk halkına doğru ve net bir mesaj olarak iletmesidir. İkincisi, benimseyemediği bu kararı bertaraf etmesi gerekir.Bu irade beyanı olmadıkça yapılacak görüşmelerde bir ilerleme sağlamamız ne yazık ki mümkün olmaz. Eğer bu adım atılırsa biz de bu yeni durumu yeniden değerlendireceğiz" dedi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs'ta çözüm arayışlarında gelinen son durumu AA muhabirine değerlendirdi.

Güney Kıbrıs Rum yönetimi meclisinin 10 Şubat'ta "Enosis referandumunun (Kıbrıs'ın Yunanistan'a bağlanması) Rum okullarında kutlanması" yönünde aldığı kararın Kıbrıs Türk halkında tam anlamıyla infiale yol açtığını belirten Akıncı, "Ada'nın Yunanistan'a bağlanması ideali, adamızda yaşadığımız bütün kötülüklerin anasıdır. Bundan dolayıdır ki bu topraklarda nice ocaklar sönmüştür, nice kanlar akıtılmıştır" ifadelerini kullandı.

Enosis referandumunun 1950'de gerçek dışı bir ideal uğruna kilisenin öncülüğünde açık oylama şeklinde yapıldığını ve yüzde 96 oyla kabul edildiğine dikkati çeken Akıncı, "Kıbrıs'ta bu düşünce çok acılara neden oldu. 67 yıl sonra genç beyinlere, Rumların genç kuşaklarına bunu enjekte etmenin karşılığı elbette tepkiden başka bir şey olamazdı. Biz de bunu yaptık. Bu tepkimizi ifade ettik, bunun yanlışlığını ifade ettik" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs Türk halkının barış kültürünü inşa etmek için uğraştığını belirterek Kıbrıs'ta iki toplum arasında olmayan güveni daha da kötüye götürecek eylemlere olanak sağlanmaması gerektiğini söyledi.

Akıncı, "Dolayısıyla bu alınan karar vahim bir karardır. Rum meclisinde ELAM gibi ırkçı bir parti iki sandalye ile meclisin bütün çoğunluğunu peşinden sürüklemiştir. Bu gelecek kaygılarımıza da neden olacak olan bir olgudur. ELAM güneye geçen Kıbrıs Türklerine saldırılarıyla geçinen ırkçı bir parti, ırkçı bir yapılanmadır" diye konuştu.

Kıbrıs Türklerinin adada bulunacak bir çözümün garanti ve güvence altına alınmasına verdiği önemi vurgulayan Akıncı, Türkiye'nin güvence sağlaması konusundaki kanaatlerinin ne kadar yerinde olduğunun Rum meclisinin aldığı Enosis kararıyla ortaya çıktığının altını çizdi.

Müzakere sürecini değerlendiren Akıncı, "Kıbrıs Türk tarafı yürütülen müzakerelerde hep çözüm isteyen taraf oldu" dedi.

Akıncı, şöyle devam etti:

"Biz, Kıbrıs’ta gerçekten siyasi eşitliğe dayalı iki kesimli, iki toplumlu bir federal çözümün mümkün olan bu şartlarda en iyi çözüm olduğunu değerlendiriyoruz. Bunu uluslararası camianın da BM'nin, AB'nin ve Türkiye'nin desteklediğini görüyoruz. Bunu iyi niyetle bugüne kadar sürdürdük. Bunu son dönemde özellikle 5'li konferans aşamasına kadar getirdik. 5'li konferans aşamasına getirmemizde Kıbrıs Türk tarafının çok katkıları oldu."

Akıncı, Rum lideri Anastasiadis'in Kıbrıs müzakereleri çerçevesindeki liderler görüşmesinde masadan kalkmasının ardından bir kurgu yaratarak müzakerelerden Kıbrıs Türk tarafının ayrıldığı gibi izlenim oluşturmaya çalıştığını kaydetti.

Rum tarafının bununla kendisini aldatmaya çalıştığını ifade eden Akıncı, yaşanan hadiseyi şöyle anlattı:

"Herkes bizim çözüm doğrultusunda ne kadar siyasi iradeye sahip olduğumuzu çok açık ve net bir şekilde, en azından son 20 aydır gördü. Dolayısıyla boşuna bir çabadır diye değerlendiriyorum. Şu kadarını söyleyeyim. Evet biz bu toplantıdan bir noktada ayrılmak durumunda kaldık. Ancak o noktaya bizi getiren Rum liderin kendisi oldu. Her toplantının bir saygı düzeyi olur. Bu saygının dışına çıkıldı. Orada karşılıklı olarak fikirlerimizi söylediğimiz bir ortamda, Eide'nin de BM olarak kendi düşüncesini seslendirmeye çalıştığı bir noktada, Kıbrıs Türklerinde oluşan haklı kaygının bir şekilde bertaraf edilmesine yönelik kendi düşüncelerini seslendirmeye başladığı bir andı. Rum lider büyük bir öfkeyle Eide'nin sözünü keserek 'Benim söyleyecek başka bir şeyim yoktur.' deyip kapıyı vurup çıkınca bize de oradan ayrılmak zorunda kaldık. Çünkü toplantıyı Rum lider terk etmiş durumdaydı. Hiçbir toplantıda biz böyle bir ara vermedik. Verilen aralar usulü dairesinde olur ve ondan sonra yeniden başlar. Bu şekilde sonuçlanan bir olayı bile maalesef gerçeklerden uzaklaşarak kendi bildikleri gibi takdim ediyorlar. Bu olayın temelinde 67 yıl önce yapılan Enosis kararını yeniden gündeme taşıma, yeniden güncelleştirme yatıyor."

Akıncı, bundan sonraki müzakerenin sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi için Rum liderinin yapması gereken iki şey olduğunu belirterek "Birincisi, bu kararı (Rum meclisinin Enosis kararı) benimsemediğini hem tüm dünyaya hem de kuzeydeki Kıbrıs Türk halkına doğru ve net bir mesaj olarak iletmesidir. İkincisi, benimseyemediği bu kararı bertaraf etmesi gerekir. Bu irade beyanı olmadıkça yapılacak görüşmelerde bir ilerleme sağlamamız ne yazık ki mümkün olmaz. Eğer bu adım atılırsa biz de bu yeni durumu yeniden değerlendireceğiz." dedi.

Kıbrıs Türk tarafının İsviçre'nin Cenevre kentinde yapılan 5'li konferans aşamasına kadar tüm iyi niyetiyle elinden gelen çabayı gösterdiğini söyleyen Akıncı, "Hala daha Kıbrıslı Türklerin siyasal eşitliğini somut göstergeleriyle kabul etme noktasına gelmekte zorlanıyorlar. Eğer bu şekilde zorlanmaya devam edeceklerse zaten bu müzakerelerden hiçbir sonuç çıkmaz. Rum tarafı, çok daha güven verici olmalıdır. Bütün dünyaya ve kendi toplumuna da anlatmalıdır. Kendisi de toplumunu gerçeklere hazırlamak durumundadır. Bütün mesele zihniyet devrimini yapmasından geçmektedir. Bunu yapmak için de zaman şimdidir" değerlendirmesinde bulundu.



Akıncı: “Yaptıkları hatayı düzeltip masaya dönmek kendi ellerinde”



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, kapıyı çarpıp çıkıp giderek müzakere masasını terk eden Rum Lider Nikos Anastasiadis’in, yaptığı hatayı düzelterek masaya geri gelmesin yine kendi elinde olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, önceki gün TRT Haber’de canlı yayına katılarak, Rum Meclisi’nin Enosis kararı ile Kıbrıs müzakerelerinde gelinen son aşamayı değerlendirdi.

“Akıncı masayı dağıtmak için bir senaryo planladı ve oynadı” yönündeki iddiaların akıl almaz olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, şöyle konuştu:

“Biz müzakereden hiçbir zaman kaçmadık, 12 yıl önce referandumda da bunu kanıtladık. Bütün siyasi geçmişimin çözüm yolunda olduğunu bütün dünya biliyor.”

Rum Meclisi’nin kabul edilecek tarafı olmayan Enosis hakkındaki kararının “tamamen bir provokasyon ve yanlış bir zihniyetin tezahürü” olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bunu ELAM tezgahlamış olabilir. Ama onun peşine takılanlar da bu hatalarını düzeltmek zorundadırlar. Eğer iki toplumlu, iki bölgeli federal bir çözümü gerçekten içlerine sindirmişlerse, bunu kanıtlamak durumundadırlar” dedi.

BM gözetimindeki son toplantıda, Rum liderin, Rum Meclisi’nin Enosis için kiliselerde defter açılıp imza toplanmasının okullarda anılması kararının yanlış olduğunu söylediğini yineleyen Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bunu hem dünya kamuoyuna hem de kendi halkına da açık açık söyleyebilmeli. Yanlış olduğunu söylediği bu kararın iptal edilmesi yönünde de de adım atmalıdır. Zaten arada kırıntıları kalmış olan güveni ortamını da tahrip eden bu kararın ardından, güven ortamı biraz olsun ancak böylece düzelmeye başlayabilir” dedi.

Rum liderin yapması gerekenin çok net olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bana haftaya müzakereye gel diye çağırı yapıyor. Müzakere eğer sağlam bir zemin kurulursa yürütülebilir” dedi.

Çözüm istekliliğin sadece kendinde değil Kıbrıs Türk halkında öteden beri var olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Akıncı, “Türkiye ile iyi bir diyalog içinde müzakerelerin 5’li konferans noktasına Türk tarafının katkılarıyla gelmiştir” şeklinde konuştu.

Şimdi gelinen bu noktada sıranın Rum tarafının adım atmasına geldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, “Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliğini BM huzurunda karar altına alınması noktasına gelmiş olmaları gerekirken, böylesi bir Enosis kutsama olayı çıkardılar. Bunu düzeltmek kendi ellerindedir” dedi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, müzakerelerin sürdüğü çok ciddi bir aşamada, 67 yıl önceki Enosis’in, genç beyinlere enjekte edilircesine okullarda kutsanması için anılacak ve kutlanacak olaylar listesine alınmasının, son derece vahim olduğunu söyledi.

Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması idealinin, Kıbrıs’ta yaşanan tüm acıların tek nedeni olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı, “En sağdan en sola tüm Kıbrıslı Türk partileri, bu yanlışa tepki koydu” diyerek, Rum Meclisi’nin bu vahim yanlışına Rum toplumun kendi içinde bile tepkilerin oluştuğuna işaret etti.

Müzakere sürecinde Kıbrıs’ta barış kültürünün gelişmesi, iki toplum arasında giderek azalan güveni yeniden inşa edilmesi amacıyla iki toplumlu eğitim komitesi kurulduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Akıncı, şöyle dedi:

“Kıbrıs’ta bir çözüm bulmak önemlidir ama daha da önemlisi, bulunacak o çözümü yaşanır kılmaktır. Daha önce de, 1960’ta da çözüm bulundu ama sadece 3 yıl yaşadı. Bir çözümün yaşayabilmesi için gerekli olan barış kültürü, ancak genç kuşakların doğru eğitimi ve paradigmaların, anlayışların değişmesi ile mümkünüdür. Yapılması gereken, genç kuşaklara 67 yıl önceki vahim bir hatayı kutsatmak değildir.”

Cumhurbaşkanı Akıncı, Rum Meclis çoğunluğunun, iki milletvekili olan ırkçı, faşist ELAM’ın peşinden sürüklenmiş olmasının, konunun bir diğer vahim tarafı olduğunu söyledi.

“Buna Anastasiadis’in partisi de dahil oldu. 3 DİSİ milletvekili komitede bu karara olumlu oy verdi, genel kurula geldiği zaman da red oyu vermediler, çekimser kalarak kararın geçmesini temin ettiler” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı, iki kesimli, iki toplumlu federal çözüme prensipte karşı olan partilerin oyları yüzde 40’a yaklaştığına dikkati çekti.

“Bu olay bize, 2 sandalyeli küçük bir partinin bile, büyük parçayı peşinden nasıl sürükleyebildiğini gösterdi” diyerek, bunun Kıbrıslı Türkler’in Türkiye’nin güvencesini istemesinin ne kadar haklı olduğunu ortaya koyduğunu dile getirdi. Söz konusu kararın zamanlamasının yanlış olduğunun söylenmesinin de son derece vahim olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, “Enosis’in kutlanacağı bir karar tüm zamanlar için yanlış bir karardır” dedi.



Akıncı: “Eide gerçeklerin bir kısmını söyleyip diğer kısmını saklayarak kendine ait güveni sorgulatır hale gelmemeli”



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanının, geçtiğimiz hafta liderler toplantısında yaşananların sadece yarısını anlattığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanının, kendisine olan güveni sorgulatacak hale gelmemesi gerektiğini vurguladı.

Müzakereler çerçevesinde, 23 Şubat Perşembe günü planlanan liderler toplantısına katılım konusunda Akıncı, perşembe gününe kadar, gelişmeleri adım adım değerlendirip, Kıbrıs Rum tarafının niyetini de gördükten sonra karar vereceklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bir kabulünde yaptığı konuşmada, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Espen Barth Eide’yi kendisi ile yaptığı görüşmeden sonraki açıklamalarından dolayı eleştirdi.

Geçtiğimiz hafta gerçekleşen liderler görüşmesinin sonrasında kendisi ile görüşen Eide’nin, bu görüşmenin ardından yaptığı açıklamasına değinen Akıncı, “Gerçeğin yarısını anlattı öbür yarısını söylemedi” dedi

Liderler toplantısı esnasında Eide’nin, Kıbrıs Türk halkının ENOSİS’in okullarda anılması yöndeki karardan dolayı Kıbrıs Türk tarafında kaygıların oluştuğunu ve bu kaygıların bertaraf edilmesi için bir şeyler yapılması gerektiği şeklinde bir şeyler söylerken Anastasiadis’in bağırarak “ben artık bir şey söylemiyorum” dedikten sonra masadan kalkıp toplantı odasından çıktıktan sonra oda kapısını vurarak kapattığını anlatan Akıncı, “Rum lider tarafından toplantı bu şekilde terk edilince orda yapacak bir şey yoktu. Toplantının bu hale gelmesinden sonra oradan ayrıldık” dedi.

Anastasiadis’in, odadan çıkmasını toplantıya verilen bir ara şeklinde yorumlamasına atfen de Akıncı, “Ara toplantılara böyle mi verilir. Şimdiye kadar toplantılarımıza bu şekilde ara vermedik. Rum lider sigara içmek istediğinde sigara paketini gösterir biz de ara veririz. Böyle bir şey olmadı” şeklinde konuştu.

Gerçeğin yarısını niye sakladığının Eide’ye sorulması gerektiğini ifade eden Akıncı, “Eide gerçeklerin bir kısmını söyleyip diğer kısmını saklayarak kendine ait güveni sorgulatır hale gelmemeli” dedi.

Anastasiadis’in geçtiğimiz haftaki liderler toplantısında, ENOSİS’in anma kararının alınan yanlış bir karar olduğunu dile getirdiğini kaydeden Akıncı, “Bunu toplumuna da söylemesi gerekir ve gereğini yapması gerekir” dedi.

ENOSİS’in okullarda anılan günler arasına alınması önerisi Rum Meclisinde onaylanırken Anastasiadis’in partisi DİSİ’nin çekimser kalarak Rum Ulusal Halk Cephesi(ELAM)’ın peşinden sürüklendiği ve kararın geçmesine neden olduğunu kaydeden Akıncı, bunun düzeltilmesi beklentisi içerisinde olduklarını Eide’ye ilettiklerini anlattı. Cumhurbaşkanı Akıncı, Eide’in Kıbrıs Rum Lider Anastasiadis ile görüştükten sonra 23 Şubat Perşembe gününe planlanan liderler toplantısının yapılabileceğini açıkladığını, ancak Kıbrıs Türk tarafının beklentisinin bu yönde olmadığını kaydetti.

Akıncı, “Bizim beklentimiz, daha da sarsılan güven ortamının tamir edilmesidir. Bu konuda bazı adımların atılmasıdır” dedi.

Kıbrıs’ta yapılması gerekenin zaten az olan karşılıklı güveni yeniden tesis edecek adımlar atmak olduğunu kaydeden Akıncı, “ Bu atılan adım (az olan güveni) bir o kadar daha sarsmıştır, inatla bu konunun üzerine gidip düzetmemek (az olan güveni) daha da kötüleştirecek” dedi.

KKTC’de Meclis’e KKTC’nin Türkiye’ye ilhakını içeren bir önergenin getirilmesi durumunda ilk karşı çıkacak olanın kendisi olacağını kaydeden Akıncı, benzeri bir tavrın Kıbrıs Rum Yönetimi Liderinin de sergilemesi gerektiğini ifade etti.

Akıncı, “Barış kültürünün en çok aşılanması gereken okullarda, ENOSİS plebisitinin kutsanacak bir şey olduğu algısını yaratmaya çalışmaktan daha tehlikeli bir şey olamaz. Bu küçümsenecek bir şey değildir” dedi.

Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde 23 Şubat Perşembe günü için planlanan görüşmeye katılıp katılmayacağı yöndeki bir soruya karşılık ise Akıncı, “Perşembeye kadar bir hafta daha zaman var, gelişmeleri adım adım görelim, her adımı değerlendirelim, niyetleri görelim” dedi.

Kıbrıs Türk tarafının federal bir çözüm hedefinden vazgeçmediğini kaydeden Akıncı, gelecek kuşakların barış içerisinde yaşaması, toplumların gelecek belirsizliğinden kurtulması hedefinin devam ettiğini belirtti.

Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde yapılan görüşmelere saygı temelinde yaklaştıklarını, bu saygının muhataplar tarafından da sergilenmesi gerektiğini ifade eden Akıncı, “Asıl sorun unutulmamalı. Tüm bunlar neden yaşanıyor. 67 yıl sonra, müzakerelerin en yoğun noktasında, ELAM gibi bir partinin peşinden sürüklenip bu durumu yaratan biz mi olduk? Herkes elini vicdanına koyarak değerlendirme yapsın ve adanın geleceği için samimiyetle çalışsın” şeklinde konuştu.

Müzakerelerin, harita konusunun görüşülme noktasına getirilmesi yanında, beşli konferansa kadar getirilmesinde Kıbrıs Türk tarafının büyük katkı koyduğunu kaydeden Akıncı, “Yaptığımız bunca zahmete, emeğe verilecek olan karşılık bu olmamalıydı” dedi.



Siber’den Guterres’e mektup



Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’e mektup göndererek, Güney Kıbrıs’ın “Enosis” plebisitinin Rum okullarında anılması kararının müzakerelere zarar verdiğini, güvensizliği derinleştirdiği iletti.

Sibel Siber, Güney’in “Enosis” plebisitinin Rum okullarında anılması kararını kınamak, kararın geri alınması için Birleşmiş Milletler’e çağrı yapmak üzere Cumhuriyet Meclisi tarafından hazırlanan ortak deklarasyonu Guterres’e gönderdi.

Mektubunda, Rum Meclisinin kararının telafisi mümkün olmayacak sonuçlara yol açabileceğini de belirten Siber, tarihi yanlıştan dönülmesi konusunda Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in ivedilikle girişim başlatacağına inanç belirtti.

Siber, bu kararın BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs müzakerelerindeki iyi niyet misyonuna da zarar verebilecek nitelikte olduğuna kaydetti.

Siber’in Genel Sekretere gönderdiği ortak deklarasyon şöyle:

“Kıbrıs’ta yaşayan iki halktan biri olan Kıbrıslı Türklerin varlığını ve kimliğini yok sayan ‘Enosis’in halkımıza hangi tarihsel gerçekleri çağrıştırdığı herkesin malumudur.

Halkımız, tüm yaşanmışlıklara rağmen geçmişin kötü tecrübelerinin bir daha yaşanmayacağı bir çözüme ulaşma konusunda istekliliğini her zaman ortaya koymuştur. 2004 yılında Annan Çözüm Planı’na referandumda onay vermiş ve sonrasında da çözüm yönündeki iradesini hep canlı tutmuştur.

KKTC Cumhuriyet Meclisi de halkımızın iradesi doğrultusunda bugüne kadarki tüm çözüm müzakerelerine destek olmuş, BM parametrelerine uygun bir çözümü destekleyen kararlar almıştır. Son olarak iki lider arasında imzalanan 11 Şubat 2014 belgesine de desteğini belirtmiştir.

Kıbrıs Türk tarafının çözüm iradesi devam ederken, GKRY Meclisi’nce alınan 1950 yılındaki Enosis plebisitinin okullarda anılması kararı 11 Şubat 2014 Belgesi’ne ve yürütülmekte olan çözüm sürecine aykırı bir yaklaşım ortaya koymaktadır.

Bilinmelidir ki, bu karar tarafımızdan çözüm müzakerelerinin ana felsefesine ciddi saygısızlık olarak algılanmış, Kıbrıslı Türklerde güvensizliği derinleştirmiş, BM parametreleri çerçevesinde bir çözüm bulma çabasında Rum tarafının iyi niyeti ve samimiyeti konusunda şüpheleri artırmıştır.

Kıbrıs sorununu çözme çabaları sürerken ‘Enosis’in Rum tarafınca gündeme getirilmesini, BM nezdinde şiddetle kınar ve telafisi mümkün olmayacak sonuçlara yol açabilecek bu tarihi yanlıştan geri adım atılması konusunda BM tarafından derhal girişim başlatılmasını talep ettiğimizi deklare ederiz.”



Özgürgün: “Kıbrıs Türk halkı Enosis’e direnmeye devam ediyor ve edecek”



Başbakan Hüseyin Özgürgün, Kıbrıs Türk halkının Enosis’e direnmeye devam ettiğini ve edeceğini söyledi.

Başbakan Hüseyin Özgürgün, geçtiğimiz gün, Vedat Çelik başkanlığındaki Ulusal Konsey heyetini kabulünde yaptığı konuşmada, Ulusal Konsey’i kabul etmekten memnunluk duyduğunu belirterek, konseyin, Kıbrıs sorununun her merhalesinde bulunmuş, yaşamış, mücadele ve hizmet etmiş kişilerden oluştuğunu kaydetti.

“Biz tabii ki bayrağı sizden devraldık. Mesela bu mücadeleyi yapan geçmiş kuşaklar birçok şey feda etti, fedakarlıklar yaptı. Bize düşen Enosis diye yola çıkanların o dönemde karşılaştığı mukavemeti, yeniden ortaya koymak. O dönemde nasıl bir mukavemet gördüler ve onu gerçekleştiremedilerse Kıbrıs Türk halkı bugün de aynı mukavemeti gösterecektir” dedi.

Başbakan Özgürgün sözlerini şöyle sürdürdü:

“Seçilmiş temsilciler, Hükümet ve Başbakan olarak aynı mukavemetin gösterilmesi için elimizden geleni yapacağız. Bunu zaten ortaya koyuyoruz. Bir defa Kıbrıs’ta Enosis hayali olanlar bilmeliler ki bu hayali gerçekleştirmek ancak ve ancak Kıbrıs Türk halkının bu adada; onların da amacı olan; ‘yok olması’ ile mümkün olur. Kıbrıs Türk halkı var olduğu, demokrasisi ve devletiyle güçlü şekilde durduğu sürece Enosis ’in gerçekleşmesi mümkün değil. Güney Kıbrıs eğer Yunanistan ile birleşmek isterse masaya niye oturup federasyon görüşüyor? Bu da başka bir anlamsızlık. Zaten Yunanistan ile birleşme hayali olan birisi oturup sırf dostlar alış verişte görsün diye masada federasyon görüşmemesi lazım. Biz samimiyetsiz olduklarını biliyoruz. Rum tarafının görüşme sürecini sırf görüşmüş olmak için sürdürdüğünü, bir araç olarak zamana oynadığını biliyoruz. Bunu bugüne kadar gerek Türk gerekse Rum tarafında anlamayan birisi var ise herhalde Kıbrıs Rum tarafının Enosis emelinden vazgeçmediği net olarak ortada ve 1950’deki ne ise Plebisit günü, bugün aynı ruh devam etmektedir.”

Özgürgün, Kıbrıs Türk halkının Enosis’e direnmeye devam ettiği ve edeceğini vurguladı.

Daha önce verilen mücadeleyi bugünün temsilcileri ve bundan sonra gelecek kuşakların sürdüreceğini belirten Özgürgün, Kıbrıs’ta Enosis’in gerçekleşmesinin asla mümkün olmayacağını ifade etti.

Rum tarafının Enosis hayalinden vazgeçmeyeceğini bilerek güçlü ve her zaman buna hazırlıklı durmanın görevleri olduğunu belirten Başbakan Hüseyin Özgürgün, görevlerini bu bilinç içinde yaptıklarını vurguladı.

Kıbrıs Rum tarafının gerçek samimi federasyon isteği bulunmadığını belirten Özgürgün, buna karşılık Kıbrıs Türk tarafının bugüne kadar kadar anlaşmaya isteğini her aşamada dile getirdiğini vurguladı.

Başbakan Özgürgün, şunları ifade etti:

“Rum tarafının anlaşma niyeti olsaydı 48 yıl süren görüşmeler, 49. yılda bir neticeye ulaşabilirdi. Tüm BM planlarına ‘evet’ diyen Türk tarafı oldu. Hatta somut olarak bir referanduma ‘evet’ diyen de Türk tarafı oldu.

Ama tamamına ‘hayır’ diyenlerin niye ‘hayır’ dedikleri aslında son günlerde ortaya çıktı.

Çünkü ‘Enosis’i gerçekleştiremeyeceğiz’ düşüncesi bir federasyonun oluşmasını engelliyor.

Bunu 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ertesi günü de söylediler zaten. Yani bir şey kursanız dahi hayalinden vazgeçmeyecekler. Onun için Kıbrıs’ta çok kan döküldü, acılar yaşandı ve bunun temelinde Enosis hayali var. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı bunlara son verdi. Bu acılar durdu.”

Başbakan Hüseyin Özgürgün, Kıbrıs’ta bir anlaşma isteniyorsa Türk tarafının yanıtının evet olduğunu yıllardır söylediğini ama Rum lider Anastasiadis’in tavırlarının, masayı terk etmesinin, kapıyı vurup çıkmasının yine oyalama taktiğini, müzakerelerde başa dönme, yeniden başlama veya hiç başlamama niyetlerini gösterdiğini belirterek “Bize göre bu artık bir oyalama meselesine döndü” dedi.

Özgürgün, Kıbrıs Türk tarafının bir devlet kurduğunu, devleti kuranların görevi devrettiğini ama devralanların da aynı ruh hali içinde olduğunu belirterek KKTC’nin de güneydeki Rum devleti kadar yasal bir zemine oturmuş, demokrasisiyle güçlü ve ayakta olduğunu söyledi.

Hüseyin Özgürgün, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bunu sonuna kadar da devam ettirecektir. Ta ki Rum tarafı bu yıllar süren hayalinden pek mümkün değil ama dönmüş olsun, vazgeçsin ve Kıbrıs Türklerini eşit ortak olarak, Kıbrıs’ı da federal yönetilecek bir ada olarak kabul etsin, Kıbrıs Türkleri’nin haklarını da ortaya koysun. Ama olmayacak duaya amin denmez, ben öyle görüyorum. Böyle bir niyetleri olmadı hiç olmayacak. O zaman da KKTC sonsuza dek yaşatılıp sonuna kadar devam edecek. Gelen yönetimler de buradaki yapının, demokrasi, hukuk, ekonomi, sektörler ve halkın refahı için çalışacaktır. Hedefimiz bu olmalıdır.”

Özgürgün, Ulusal Konsey ile her fırsatta işbirliği ve görüşmeye hazır olduğunu da sözlerine ekledi.

Kabulde, konsey üyeleri; Kıbrıs TMT Mücahitler Derneği Başkanı Yılmaz Bora, Ulusal Halk Hareketi (UHH) Başkanı Taner Etkin ve eski Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel de hazır bulundu.

Ulusal Konsey Başkanı Vedat Çelik de kabulde yaptığı konuşmada, Kıbrıs sorununda gelinen aşama konusunda uzunca bir süreden beri Başbakan Hüseyin Özgürgün ile görüşme ihtiyacı duyduklarını belirterek, müzakere sürecinin çıkmaza girdiğini, Rum meclisinde alınan son kararın da buna tuz biber ektiğini kaydetti.

Ulusal Konsey’in bugüne kadar süregelen süreçte yaşanan yakınlaşma veya üzerinde anlaşılamayan noktaları değerlendirdiğini belirten Çelik, gelinen aşamada endişe duyduklarını ifade etti.

Çelik, konseyin endişe duyduğu hususları Cumhurbaşkanı Akıncı’ya yazılı olarak bildirdiği ve doğal olarak bunu Başbakan Özgürgün ile de paylaşmak istediğini belirterek, gelinen noktadan duydukları endişenin yaşanan son olayın da teyit ettiğini kaydetti.

Çelik, konseyin duyduğu endişeleri anlatırken, Güney Kıbrıs Meclisi’nin Enosis plebisitiyle ilgili kararının haklılıklarını teyit ettiğini belirtti ve Rumların Enosis emelinin, daha Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilanını imzası kurumadan, Makarios’un verdiği “Türk ırkının bir azınlığı olan Kıbrıs Türk toplumu adadan tamamen dışlanmadıkça EOKA Kahramanları’nın mücadelesi sona ermeyecektir” şeklindeki beyanatıyla başladığını söyledi.

Vedat Çelik, büst yapımı, açılışı ve anma törenleriyle daima bu konunun gündemde tutulduğunu kaydederek “Enosis ruhunun devam ettiğini bunun gelecek politika ve nesiller için rehber teşkil ettiğini de söylediler” dedi.

Çelik, Güney’e mesajları olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Böyle bir emeliniz var ve meclisinize getirip bunu parlamentonuzda da teyit ediyor ve bu çabayı sürekli kılacaksanız bizimle niye sahte bir şekilde federasyon konuşuyorsunuz? Federasyon ismi üstünde; 1955’te nasıl önlendi? İngiliz; ‘tek taraflı Enosis çünkü burada iki ayrı egemen, kendi geleceğini tayin etme hakkı olan halk vardır.

Dolayısıyla siz tek taraflı karar veremezsiniz ya anlaşır müşterek ortak bir hükümet kurar ya da taksim olur’ dedi. Anlaşma yapmak kolaydır, tek taraflı bozarsınız ama bozduğunuz an aslında rücu edersiniz, bunu aklından çıkarmasın.

Şimdi bizim hatamız nerde? Biz bu amacı bile bile Rum hedeflerini bile bile müzakerelerde Enosis’e yolu kapatacağımıza yolu açmış olduk. Nasıl açtık? Bu avuç içi kadar yerin içine 40-60 bin kadar Allah bilir ne kadar oy hakkı olarak gelecek olan Rum’a sayısız oy hakkı olmadan da açmış olduk. Bunun güveliği nerede? Türkiye’nin garantisi bile kafi gelmez. Türkiye’nin garantisinin kalkmasını, Türk askerinin gitmesini istiyorlar. Türkiye’nin buradan tamamen dışlanmasını da istiyorlar. Ama birleşme değil daha yakına gidiyorlar. Bu olmaz.”

Ulusal Konsey Başkanı Vedat Çelik, “adanın barış için bölündüğünü” söyleyerek, iki bölgeliliğin de bu barış ve güvenlik için kabul edildiğini kaydetti.

Doruk anlaşmalarının en gerçekçi parametreler olduğunu ifade eden Çelik, kabul etmediklerini belirttiği dört özgürlükler ve Rum göçmenlerin dönmesi gibi konuların, güvenliği ve ekonomik bütünlüğü bozacağı görüşünü ifade etti.

Çelik, “KKTC şaka olsun diye kurulmadı. Mücadelenin bir sonucu, eşitlik ve kalıcılığın bir simgesidir. Dolayısıyla vardır ve var olmaya devam edecektir. Herhangi bir anlaşmada da bunun bir parçası olacaktır” dedi.



Yıldırım: “Çözüm mutlaka sağlanmalı çünkü çözümsüzlüğün bedelini Kıbrıs Türk tarafı ödüyor”



Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım, Kıbrıs’ta çözümün mutlaka sağlanması gerektiğini, çünkü çözümsüzlüğün bedelini kısıtlamalar yüzünden Kuzey Kıbrıs Türk tarafının ödediğini söyledi.

Rum tarafının 2004'te tüm uyarılarına rağmen adanın tümünü temsil edecek şekilde AB’ye tam üye yapıldığını, dolayısıyla o gün çok daha kolay olan çözümün gerçekleşmediğini kaydeden Yıldırım, “Bugün daha zor olanı başarmakla karşı karşıyayız. Eminim ki burada varılacak çözüm, Ada'da güvenliği sağlayacak, Türkiye'nin etkin garantisini sürekli olarak temin edecek ve her iki tarafın adil, eşit yönetişim hakkını da beraberinde getirecektir" dedi.

Yıldırım, Kıbrıs görüşmelerine ilişkin, "Evvelsi gün Anastasiadis biraz herhalde sinirlenmiş, kapıyı vurup dışarı çıkmış, 'Kriz oldu' diye haber yayıldı. Daha sonra 'Ben sigara içmeye çıktım. Kriz filan yok' diye geri geldi. Tabii her zaman Türkiye, daha doğrusu Kuzey Kıbrıs Türk tarafı çözümde bir adım önde" ifadelerini kullandı.

Malta ziyaretini sürdüren Yıldırım, Malta Başbakanı Joseph Muscat ile düzenlediği ortak basın toplantısında, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Başbakan Yıldırım "Kıbrıs'ta Rum liderin müzakere masasına terk etmesi konusunda Türkiye'nin tutumunun ne olacağının" sorulması üzerine Yıldırım, bir süreden beri iki taraf arasındaki görüşmelerin Birleşmiş Milletler koordinasyonunda devam ettiğini anımsatarak, şöyle konuştu:

"Evvelsi gün Anastasiadis biraz herhalde sinirlenmiş, kapıyı vurup dışarı çıkmış, 'Kriz oldu' diye haber yayıldı. Daha sonra 'Ben sigara içmeye çıktım. Kriz filan yok' diye geri geldi. Tabii her zaman Türkiye, daha doğrusu Kuzey Kıbrıs Türk tarafı çözümde bir adım önde. Hiçbir zaman çözümü kesintiye uğratacak bir davranış içerisinde olmuyorlar. Buna özen gösteriyorlar. Çözümün mutlaka sağlanması lazım, çünkü çözümsüzlüğün bedelini Kuzey Kıbrıs Türk tarafı ödüyor, kısıtlamalar yüzünden ödüyor. Rum tarafı maalesef 2004'te tüm uyarılarımıza rağmen adanın tümünü temsil edecek şekilde birliğe tam üye yapıldı. Dolayısıyla o gün çok daha kolay olan çözüm gerçekleşmedi, bugün daha zor olanı başarmakla karşı karşıyayız. Eminim ki burada varılacak çözüm, Ada'da güvenliği sağlayacak, Türkiye'nin etkin garantisini sürekli olarak temin edecek ve her iki tarafın adil, eşit yönetişim hakkını da beraberinde getirecektir."

Yıldırım, bu konuda da Avrupa Birliğinin de üzerine düşen görev olduğuna dikkati çekerek, "Türkiye'nin dört özgürlüklerini, dört özgürlük dediğimiz hususlarında Avrupa Birliği tarafından teminat altına alınması icap ediyor." dedi.



Çavuşoğlu: “Kıbrıs Türk halkının bugüne kadar yanında olduk, bundan sonra da yanında olacağız”



Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rum lider Nikos Anastasiadis'in adada barışın sağlanmasına yönelik görüşmeleri terk ettiğini hatırlatarak, "Şimdi bir taraftan diyorlar ki 'Türkiye'nin garantisine ihtiyaç yok, biz burada huzur içinde yaşıyoruz', diğer taraftan Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlayan Enosis ile ilgili yasayı mecliste kabul ediyorlar. Biz bu ayak oyunlarını yutmayız. Biz Kıbrıs Türk halkının bugüne kadar yanında olduk, bundan sonra da sonunda yanında olacağız” değerlendirmesini yaptı.

Rum lider Nikos Anastasiadis'in adada barışın sağlanmasına yönelik görüşmeleri terk ettiğini hatırlatan Çavuşoğlu, "Şimdi bir taraftan diyorlar ki 'Türkiye'nin garantisine ihtiyaç yok, biz burada huzur içinde yaşıyoruz', diğer taraftan Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlayan Enosis ile ilgili yasayı mecliste kabul ediyorlar. Biz bu ayak oyunlarını yutmayız. Biz Kıbrıs Türk halkının bugüne kadar yanında olduk, bundan sonra da sonunda yanında olacağız." değerlendirmesini yaptı.



Straw: "Kıbrıs’ın AB’ye üye olmasına izin vererek büyük bir hata yaptık, bu durum Rumların eline daha çok kart verdi"



Eski İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, "Kıbrıs'ın AB'ye üye olmasına izin vererek büyük bir hata yaptık. Bu durum Rumların eline daha çok kart verdi" dedi.

İstanbul Kongre Merkezinde düzenlenen Dünya Turizm Forumunda davetlilerin sorularını da yanıtlayan Straw, Kıbrıs'taki barış görüşmeleri hakkında yöneltilen soru üzerine, şunları kaydetti:

"Kıbrıs'la ilgili görüşlerim KKTC'de beni daha sevilen biri haline getiriyor. Güney Kıbrıs için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Kıbrıs'ın AB'ye olmasına izin vererek büyük bir hata yaptık. 2004'te yaşandı bu. Papadopulos yönetiminde Kıbrıslı Rumlar için böyle bir karar verdiler. Bu durum Rumların eline daha çok kart verdi. Statükoyu değiştirmekle ilgili istekleri de azaldı. Barış görüşmelerinde ılımlı liderlerin olması her zaman fayda sağlayacaktır. Barış görüşmelerinin yeniden başlamasını umut ediyorum. Uluslararası camianın Kıbrıs'ın ikiye ayrılması konusunu değerlendirmesi lazım. İnsanlar hemen 'Bunu yapamazsınız' diyorlar. Dünyanın birçok yerinde yapılmış olan bir şey. Uluslararası camia Kıbrıslı Rumlara net bir şey söylemeli. 'Görüşmelere başlamazsanız uluslararası camia bu bölünmeyi onaylayacak.' Belki böyle bir şey söylenirse görüşmeler daha hızlı başlayabilir."



Kiprianu: “ELAM dışında da Enosis isteyen siyasi partilerimiz var”



Güney kıbrıs’ın ikinci büyük partisi olan Komünist AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu,

“Enosis plebisiti konusu okullarımızda vardır ve öğretiliyor. Meclisten geçirilen Enosis plebisitinin Kıbrıs’ın Yunanistan ile birleşme (Enosis) politikasının onurlandırılmasıdır” dedi.

Andros Kiprianu, haftalık Kathimerini gazetesine verdiği özel mülakatta Kıbrıs sorununu, iki bölgeli iki toplumlu federasyon temelinde çözmeye çalıştığımız 2017’de bu şizofreni değil de nedir? Diye sordu.

ELAM dışında Enosis isteyen başka siyasi parti olup olmadığı sorulan Kiprianu, “Siyasilerimiz de var, siyasi partilerimiz de. Tezleri beyan edilmiştir” yanıtını verdi.

Kiprianu, şunları ekledi:

“Kimileri bunu yüzeysel ve maksatlı yaptı çünkü eylemlerinin büyüklüğünün farkına varmadılar. DİSİ gibi bazıları da tamamen maksatlı, seçimler öncesinde parti dengelerini gözeterek yaptı. Bana göre çekimser kalmaları tamamen maksatlıydı.



Bu adamın tarafsızlığı kaldı mı?



Kıbrıs sorununun çözümü konusunda ‘tarafsız bir rol’ üstlendiği iddia edilen Birleşmiş Milletler’in Finans Direktörü Hussein Moussa’ya ‘yasa dışı’ bir şekilde ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ vatandaşlığı verilmesi, Rum propagandasının bir ürünü olarak nitelendirildi.

Sözde ‘tarafsız’ bir pozisyonda bulunan Birleşmiş milletler (BM) Barış Gücü’ne mensup bazı yetkililerin Rum hükümeti ile sıkı ilişkileri kurum içerisinde de sıkıntı yaratıyor.

Diyalog’un güvenilir kaynaklardan elde ettiği bilgilere göre adada görev yapan BM Barış Gücü’nün Finans Direktörü Lübnanlı Hussein Moussa’ya Kıbrıs Cumhuriyeti Vatandaşlığı verildi.

Diplomatik Kaynaklar, BM personelinin diplomatik dokunulmazlığı olduğunu anımsatarak, böylesi kritik bir mevkideki bir görevlinin ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ vatandaşlığını almasının objektifliğe gölge düşürdüğü belirtildi.

Hussein Moussa’yla ilgili sıkıntı sadece ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ vatandaşlığı alması da değil… Sosyal Medya hesabından Rum Hükümetinin kendisine sağladığı kolaylıkları da deşifre eden Moussa, “Bedava VIP bilete ile Apoel’in Şampiyonlar Ligi maçına da gittiğini duyurmaktan çekinmedi.

Moussa’nın vatandaşlık alması Rum hükümetinden önemli kişilerle bedava bilet alacak kadar ilişkiler içine girmesi BM içerisinde de huzursuzluk yaratmış durumda. BM içindeki kaynaklar, yapılanlarla kurumun tarafsızlık ilkesinin çiğnenmesinden yana sıkıntılı. (Diyalog Gazetesi)













Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Website





Instagram













Dışişleri Bakanlığı







Facebook





Twitter





YouTube





Website













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: TRNC Public Information Office / KKTC Enformasyon Dairesi

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 11
Dün Tekil 0
Bugün Tekil 357
Toplam Tekil 1980934
IP 54.221.76.68






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































24 Rebiü'l-Evvel 1439
Aralık 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Ey TÜRK ulusu! Silkin ve kendine dön! Niçin yanılıyosun? Bütün bunlar kendinden, kendi öz benliginden uzaklaşıp düşmana dönük yaşadığın için oldu.
(Bilge KAĞAN)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.502 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu